Bölüm 21

Buluşma Çadırı’nın Perdeleri

Mısır’dan Çıkış 26:1-14

Son bölüm itaat edilmesi için verilen bir buyruk ile sona erer. İnsan düşüncesinin ya da planının Tanrı’nın evinde yer almaması gerekir. Tanrı’nın evinde O’nun yetkisine uyulmalı ve O’nun yetkisi en üstün yetki kabul edilmelidir. Bu ilke çok önemlidir ve bu önemine uygun olarak ifadelerde tekrar tekrar beyan edilmelidir. Rab, Musa’ya dağda göstermiş olduğu örneğe uygun olarak hareket etmesini hatırlattıktan sonra, şimdi, konutu, çadırı ve örtüleri oluşturacak olan perdelerin düzenlenmesi ve ölçüleri ile ilgili buyruklar vermeye devam eder.

“Tanrı’nın Konutu’nu on perdeden yap. Perdeler lacivert, mor, kırmızı iplik ile özenle dokunmuş ince ketenden olsun, üzeri Keruvlar ile ustaca süslensin. Her perdenin boyu yirmi sekiz (yaklaşık 12.6 m), eni dört arşın (yaklaşık 1.8 m) olmalı. Bütün perdeler aynı ölçüde olacak. Perdeler beşer beşer birbirine eklenerek iki takım perde yapılacak. Birinci takımın kenarına lacivert ilmekler aç. Öbür takımın kenarına da aynı şeyi yap. Birinci takımın ilk perdesi ile ikinci takımın son perdesine ellişer ilmek aç. İlmekler birbirine karşı olmalı. Elli altın kopça yap, perdeleri kopçalayarak çadırı birleştir. Böylece konut tek parça haline gelecek.

Konutun üstünü kaplayacak çadır için keçi kılından on bir perde yap. Her perdenin boyu otuz (yaklaşık 13.5 m) eni dört arşın (yaklaşık 1.8 m) olacak. On bir perde de aynı ölçüde olmalı. Beş perde birbirine, altı perde birbirine birleştirilecek. Altıncı perdeyi çadırın önünde katla. Her iki perde takımının kenarlarına ellişer ilmek aç. Elli tunç kopça yap, kopçaları ilmeklere geçir ki, çadır tek parça haline gelsin. Çadırın perdelerinden artan yarım perde konutun arkasından sarkacak. Perdelerin uzun kenarlarından artan kumaş çadırın yanlarından birer arşın (yaklaşık 45 cm) sarkarak konutu örtecek. Çadır için kırmızı boyalı koç derilerinden bir örtü, onun üstüne de deriden (yunus balığı derisi olabilir) başka bir örtü yap. (1-14. ayetler)

Görüleceği gibi, dört dizi perde mevcuttur. İlki, çadırı birleştirecek olan perdedir (1-6. ayetler); keçi kılından yapılacak ikinci perde, konutun üstünü kaplayacak çadır içindir (11,12. ayetler); ve geri kalan iki tanesi sadece “örtüler” olarak adlandırılırlar. Dört dizi perdeye üç ifade (ve bu, aynı zamanda orijinal için de aynıdır) uygulanır; demek oluyor ki., hepsinden içerde olana “konut”, ikincisine “çadır” ve dışarıdaki iki tanesine – kırmızı boyalı koç derilerinden yapılanlar ve muhtemelen yunus balığı derisinden yapılanlar – “örtüler” denir.

Ayetlerin düzeni izlendiği zaman, iç dizi – konut – ilk önce gözden geçirilebilir. Bunlar dört malzemeden yapılmışlardır – lacivert, mor, kırmızı iplik ile özenle dokunmuş ince keten. Bunun yanı sıra, perdelerin üzeri Keruvlar ile ustaca süslendiler (sayfa kenarına bakın). Perdelerin özel öğretişleri bu malzemeleri ile bağlantılıdır. Özenle dokunmuş ince keten lekesiz saflığın bir sembolüdür. Kahinler bu nedenle bu kumaştan yapılmış giysiler giyerlerdi (Mısır’dan Çıkış 28: 39-43); ve büyük kefaret gününde Harun bu kumaştan yapılmış bir giysi giyerdi (Levililer 16:4), öyle ki, yalnızca gölgesini temsil ettiği Kişi’nin doğasının mutlak saflığının örneğini sunabilsin. Yeni Antlaşma’da ince ketenden kutsalların doğruluğu olarak söz edilir. (Vahiy 19:8) Lacivert renk, her zaman göksel olanın bir sembolüdür – göksel olanın önemine hatasız olarak işaret eden tek renk. Mor renk, Ulusların kraliyet özelliğini temsil eder. Örneğin Yuhanna müjdesi, “askerlerin dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiklerini, sonra O’na mor bir kaftan giydirdiklerini” yazar. (Yuhanna 19:2) Kırmızı renk, insanın yüceliğini ortaya koyar ve aynı zamanda da Yahudilerin kraliyet özelliğini temsil eder. Davut bu yüzden, Saul’ün İsrail kızlarını al renkli, süslü giysiler ile donattığından söz eder (2.Samuel 1:24) – onlara verdiği bir saygının ifadesi olarak; ve Matta’nın müjdesinde, İsa’nın özellikle Mesih olarak sunulduğu bölümde, “askerlerin İsa’yı soyup üzerine kırmızı bir kaftan geçirdikleri, dikenlerden bir taç örüp başına koydukları, sağ eline de bir kamış tutturdukları, sonra önünde diz çöküp, ‘Selam sana, ey Yahudilerin Kralı!’ diyerek O’nun ile alay ettikleri” yazılıdır. (Matta 27:28,29) tüm bu anlatılanlar, Mesih’e uygulandığı zaman ortaya çıkan gerçek çarpıcı olmaktadır. Mesih’in doğasının mutlak saflığı, göksel karakteri, İsrail’in Kralı olması (ve İsrail’in Kralı olarak tüm insan yüceliği ile kuşatılmış olması) ve son olarak, aynı zamanda Ulusların üzerinde egemen olan Mesih olması. Son iki özellik, birleşip tek vücut olurlar, çünkü Mesih, atası Davut’un tahtının üzerinde oturacağı zaman, O2nun tüm dünyada egemenlik süreceği dönem olacaktır; tüm yeryüzü kralları O’nun önünde yere kapanacak ve tüm uluslar O’na hizmet edeceklerdir. (Mezmur 72:11) Bu nedenle, Mesih, bu dünyada İnsan olarak yaşadığı gibi ve gelecekte bu dünya üzerinde yüceliğini gösteren Mesih olacağı gibi, hem Davut oğlu hem de İnsanoğlu’dur. Ancak başka bir şey daha vardır. Bu perdelerin üzerine Keruvlar süslenecek idi. Keruvlar, adil yetkinin önemini belirtmek için açıklanmışlardır. Bu durum, Mesih’in ayrıca ek olarak temsil edilmesine neden olur – Mesih aynı zamanda yargılama yetkisine de sahiptir. Çünü O, İnsanoğlu’dur. (Yuhanna 5:27) Böylelikle Mesih’in, özünde insan olduğu ve yeryüzü ile bağlantılı olan yüceliği ve saygınlığı tam olarak gösterilir. Kutsal yerin bölgesi içindeki kahinlik görevlerinin uygulamasını kabul eden kişiler mutludurlar; Tanrı’nın Mesihi’nin harikalarının ve yüceliklerinin bu çeşitli görünümlerini izleme ayrıcalığına sahiptirler!

Perdelerin boyutları bir anlam taşırlar. Her perdenin boyu yirmi sekiz, eni dört arşın olmalıdır ve bütün perdeler aynı ölçüde olmalıdırlar. (ayet 2) Şimdi 28 = 7×4; ve sonuç olarak boy, yedi çarpı dörttür; ve en aynı şekilde dört arşın olarak boyu yediye böler; yani, 28:4 = 7. Yedi ve dört rakamlarının böylelikle önemli oldukları ifade edilir. Yedi, mükemmel sayıdır; kendi dışında hiç bir sayıya kesinlikle bölünemez ve en üstün sayıdır; ve dört rakamı, yeryüzündeki bütünlüğü ifade eder – örneğin, yeryüzünün dört köşesinde, dört rüzgarda, dört karede ve dört müjdede görüldüğü gibi. Perdelerin boyutları bu durumda yeryüzünün bütünlüğü içinde gösterilen mükemmelliğin ifadesidirler; ve böyle bir anlam yalnızca kutsanmış Rabbimizin yaşamı için söz konusu olabilir.

Konutun perdeleri bu nedenle, O’nun bu olaydan geçtiği zaman, İnsan olarak sahip olduğu mükemmelliklerin eksiksiz bir şekilde gözler önüne serilişinden söz ederler.

Daha sonra perdelerin düzenlemelerini ve sayılarını görürüz. Perdeler “beşer beşer birbirine eklenerek” iki takım perde yapılacaktır, öyle ki, beşerlik iki takım perde olsun. Toplam sayıları ondur. On rakamı, Tanrı’ya olan sorumluluğu ifade eden bir sayıdır. Örneğin, on buyrukta olduğu gibi (aynı zamanda bakınız Mısır’dan Çıkış 30:13); ve beş rakamı insana olan sorumluluğun sayısıdır. (bakınız Yaratılış 47:24; Çölde Sayım 5:7) Böylelikle bize öğretilen şudur: Mesih, İnsan olarak hem Tanrı’ya hem insana olan sorumluluğunun tamamını yerine getirmiştir. Tanrı’yı tüm yüreği ile, ve Komşusunu Kendisini sevdiği gibi sevmiştir – bildiğimiz gibi bu konuda sınırsızlığın ötesine geçmiştir. Ve bu sorumluluk görevini tam ve mükemmel olarak ifa eden tek Kişi, yalnızca O idi.

Sonra aynı şekilde bağlamaların önemi açıklanır. Lacivert elli ilmek ve altından elli kopça yapıldı; perdeler bunlar aracılığı ile birbirine bağlandı. Laciverdin göksel renk, altının ise tanrısal olduğunu ve biraz önce açıklanmış bulunan iki rakamın, on ve beş sayılarının elli sayısının bileşimine girdiğini hatırlayalım; kutsanmış Rabbimizin göksel ve tanrısal karakterinin Tanrı’ya ve insana karşı İnsan olarak iki yönlü sorumluluğunun mükemmel uyarlamasını garantilediğini öğreniyoruz; ya da onların O’nun tanrısal ve göksel enerjisi aracılığı ile mükemmel bir şekilde birleştiklerini görüyoruz. Okuyucuyu uyaralım, bu anlamlar önerilerdir, ama Kutsal Yazıların ışığında dikkatli bir gözleme değer önerilerdir ve eğer Tanrı’nın huzurunda incelendikleri takdirde, hem ilginç hem de yararlı olacaklardır.

(2) Keçi kılından perdeler. Konutun üstünü kaplayacak çadır için keçi kılından on bir perde yapılacak idi. Bu örtü de aynı zamanda Mesih’e işaret eder – O’nun olumlu saflığına ya da O’na peygamber karakteri veren, çevresinde bulunan kötülükten ayrılmış olmasının ciddiyetine – O’nun zavallı günahkarlara doğru olan Yollarında değil, ama Kendisi hakkında ödün vermeyen ciddiyetinin günahkarlardan ayrı olmasında ahlak konusundaki yetkisine işaret edilir; peygamberi diğerlerinden farklı kılan, çuldan yapılmış ahlak giysisi. Bu yorum tasdik eden Zekeriya’nın sözlerini okuyalım: “O gün, her peygamber peygamberlik eder iken, gördüğü görümden utanacak; insanları aldatmak için çuldan giysi (sayfa kenarında, keçi kılından giysi) giymeyecek,” (Zekeriya 13:4; Matta 3:4 ayeti ile kıyaslayınız). Bu perdelerin boyutları aynı boydaki konutun perdelerinden farklıdırlar, iki arşın daha uzundurlar – yirmi sekiz arşın yerine otuz arşın – ve bir perde daha vardı. Sayılara özgü herhangi bir değer önermek mümkün değilse de, daha uzun olmalarının nedeni yine de aşikardır. Konutun perdelerini tam olarak korusunlar diye, her yandan geniş tutulmalıydılar. “Ve çadırın perdelerinden geriye kalan (keçi kılından perdeler) yarım perde konutun arkasından sarkacaktı ve yanlarından birer arşın sarkarak konutu örtecekti. (12, 10. ayetler) O zaman bunun anlamı şöyledir: iç perdeler tarafından sembolize edildiği gibi, Mesih, olumlu ve mutlak saflığından ortaya çıkan mükemmel ayrılma aracılığı ile kötüden korunuyordu. O, bu yüzden, düşmanlarına şu sözleri ile meydan okuyabilirdi: “Hanginiz bana günahlı olduğumu kanıtlayabilir?” (Yuhanna 8:46) Evet, O, Kendisine ait olanlara şöyle diyebilirdi: “Bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiç bir yetkisi yoktur.” (Yuhanna 14:30)

O’nun tüm kötülükten ahlaki açıdan ayrı olması öylesine tamdı ki, cüzamlıya dahi dokunabilirdi ve kirlenmezdi.

Perdelerin bağlamaları altından değil tunçtan yapılmış elli kopça idi. İlmiklerin renklerinden söz edilmez. Tunç, bu bağlamda, altında olduğu gibi, tanrısal doğruluğa işaret ediyor gibi idi. Tanrı’nın Kendi içinde ne olduğuna göre, ama insanı da sorumluluğu açısından deneyerek. Tunç sunak üzerinde konuşulduğu zaman, bu konu hakkında daha fazla bilgi verilecek. Keçi kılından perdeler ile bağlantılı olarak bu önemin uygunluğu hemen kavranacaktır. Bu perde Mesih’i önümüze ahlaki açıdan günahkarlardan ayrı olarak getirir, ama O’nun yeryüzünde geçirdiği tüm konukluk süresi boyunca yürüdüğü yolda tanrısal doğruluk tarafından denendi – ve denendi, bu ifadenin eklenmesi pek gerekli değildir, yalnızca O’nun tanrısal doğruluğun her talebine mükemmel bir şekilde yanıt verdiği sonucu keşfedildiği zaman bu ifade eklenebilir.

(3) “Çadırın” üstünde – yani keçi kılından yapılmış perdeler iki örtü bulunuyordu; ilki, kırmızı boyalı koç derilerinden bir örtü ve ikincisi ise muhtemelen yunus balığı derisinden yapılmış olan örtü idi. Koç, kahinlerin görevlerine atanması için seçilen sunu idi. “Adanma koçu” olarak adlandırılırdı. (Mısır’dan Çıkış 29:27) Kırmızı ile boyanmış olmasının ölüme işaret ettiği açıktır. Bu yüzden anlamı tam bir adanma, ölüm derecesinde bir adanmadır. Ve böyle bir durum, Kendisini alçaltan ve çarmıh üzerindeki ölüme itaat edecek kadar bile söz dinleyen Kişi’nin mükemmelliğinin dışında nerede görülmüştür? Muhtemelen yunus balığı derileri O’nu tüm kötülükten koruyan Yürüyüşünde ve Yollarında gösterilen kutsal uyanıklığın bir işareti olabilir. Yeruşalim’den, “muhtemelen yunus balığı derileri giydirilmiş” olarak söz edilir, Rab, kentin yürüyüşünü kötülükten korumak için sağlayışta bulundu. Bu şekilde sembolize edilen uyanıklık genellikle Mezmurlar’da ifade edilir: “Senin dudaklarından çıkan sözler ile kendimi yok edicinin yollarından korudum”; ve “Sana karşı günah işlememek için sözünü yüreğimde sakladım.” Örtüler bu nedenle aynı şekilde sembolize ettikleri Kişi’nin mükemmelliğini beyan ederler. Aynı zamanda unutulmaması gereken bir nokta daha vardır: resmini çizdikleri özelliklerin, her imanlıda görülmeleri gerekir. Çünkü Mesih dünyadaki yürüyüşü ile bize örnek olmuştur. Bu yüzden eğer O’nda gösterilen mükemmelliklere ve harikalara hayran olur isek, O’nun bizim önümüze sorumluluğumuzun ölçüsü olarak konmuş olduğunu hatırlamamız gerekir.

“Kurtarıcım, seni izlemesi için muhafaza et;
Ben beyaz muhteşem giysiler içinde
Senin yücelik içindeki yüzünü görünceye kadar.”

Eğer bir an için Konut’un tamamlanmış hali varsayılacak olsa idi, o zaman muhtemelen yunus balığı derilerinden yapılan örtünün yalnızca dış kısmı kapladığı görülecek idi. Ama kutsal yere girme ayrıcalığının tadını çıkartan kahin lacivert, mor ve kırmızı iplik ile özenle dokunmuş, ince ketenden, üzeri Keruvlar ile süslü perdelerin tam güzelliğini gördü. Dışarıda olan da Mesih idi, içerde olan da Mesih idi; ama dışarıda doğal göz tarafından görülen Mesih idi – insanın O’nu arzulaması için hiç bir güzelliği yoktu; Tanrı’nın Ruh’u tarafından açılan göz tarafından içeride görülen de Mesih idi; bu nedenle Mesih gibisi yoktur.