Bölüm 3

Kutsallaşma: Konumsal Görünümü

(Mısır’dan Çıkış 13:1-22)

Bu bölümde verilen dersler oldukça basittir, ama çok büyük öneme sahiptirler. Bu dersleri inceleyelim.

Tanrı, kurtarılmış halkına sahip olduğu an, onların bu kurtuluş aracılığı ile Tanrı’nın önünde tamamen yeni bir adım ile yürümeleri gerektiğini anlamalarını ister; ve ikinci olarak yürüyüşleri ve konuşmaları Tanrı’ya ait olmadan önceki konuşmalarından ve yürüyüşlerinden çok farklı olmalıdır. İkinci ayette bölümün ana konusu ortaya konur, “Rab, Musa’ya, ‘Bütün ilk doğanları bana adayın’ dedi, ‘İsrailliler arasında insan olsun hayvan olsun, her rahmin ilk ürünü, bana aittir. ” (Mısır’dan Çıkış 13:1, 2) İlk düşünce, imanlının Tanrı’ya ayrılmış olmasıdır. Bundan sonra yürüyüş ile ilgili pratik talimatları alırsınız. Basit bir dil kullanarak söyleyecek olur isek, eğer yeni bir imanlı iseniz, o zaman size açılmış olan yeni bir yürüyüş ve tamıyla yeni bir yol mevcut demektir. Tanrı sizi cennete almak için kurtarmıştır, ancak henüz cennette değilsiniz, ama buna rağmen şöyle diyebilirsiniz: “Cennete gideceğimi kesin olarak biliyorum.” Cennette olmak için bir kimliğe sahipsiniz, sizi güvence altına alan ve koruyan kandır. Sizin yapmanız gereken tek şey durmamak ve sarsılmadan yolda ilerlemektir. Bağışlanmış olduğunuzu bildiğiniz için bunun her şey anlamına geldiğini düşünebilirsiniz. Aslında her şey değildir. Yalnızca başlangıçtır. Devam etmeniz gerekir. Kenan ile örnek olarak verilen yere ulaşmadan önce büyük olasılıkla çok çetin bir yolda yürümek zorundasınız.  Önünüzde uzanan bir yol var ve hiç kuşkusuz bu yolda zorluklar ile karşılaşacaksınız.

Ama önemli konu şudur: Yolun karakterinin ne olması gerekir ve ben bu yola nasıl çıkacağım? Tanrı, ‘onları bana ayırın’ (Mısır’dan Çıkış 13:2) der; yedi gün mayasız ekmek yiyecek, yedinci gün Rabbe “bayram yapacaksınız” (Mısır’dan Çıkış 13:6). Burada sözü edilen, kutsallık yürüyüşüdür. Daha sonra bunun Tanrı için yeterli olmadığı hükmüne varacaklardır (Mısır’dan Çıkış 13:13). Bundan sonraki konu şu idi: “Firavun İsraillileri salıverdiği zaman, Filist yöresi yakın olmasına karşın Tanrı onları oradan götürmedi. Çünkü halkın savaş ile karşılaşınca düşüncelerini değiştirip Mısır’a geri döneceğini düşündü. Halkı çöl yolundan Kamış Denizi’ne doğru dolaştırdı.” (Mısır’dan Çıkış 13:17, 18) Rab, halkının önderi oldu. Ve daha sonra Musa Yusuf’un kemiklerini yanına aldı (Mısır’dan Çıkış 13:19). İsrail halkı kurtarıcılarının kemiklerini yanlarında götürdüler (bakınız Yaratılış 41-50). Bunun bir anlamı vardır, ve siz ve ben, bu olayın ortasından geçerken, Kurtarıcımızın ölümü aracılığı ile özgür kılındığımız gerçeğini asla unutmamalı, her zaman hatırlamalıyız. İşte bu noktada Rabbin sofrası devreye girer. Böylece tüm yolculukları boyunca onları kıtlık zamanında doyurmuş olan Yusuf’un kemiklerini tüm çöl yolculukları boyunca yanlarında taşıdılar.

Bölümün sonunda şunları okuruz: “Rab gündüzün bir bulut sütunu içinde, gece ise bir ateş sütunu içinde yol göstererek halkının önünden eksik olmadı” (Mısır’dan Çıkış 13:21). Tanrı’nın varlığının bereketli duygusuna her zaman sahip oldular. Burada yazılı olanların birer ima olduklarını kabul ediyorum. Rabbin yüceliği olan ateş sütunu geceleri onlara ışık verdi ve sonra onların dışındaki herkes sıcak altında kaldığı zaman, onların üzerlerinde büyük bir şemsiyeyi andıran bir bulut sütunu bulunuyordu. Geceleri ışık ile, gündüzleri gölge sağlayarak Tanrı onlara öncülük etti. Konumları çok iyiydi. bu olay, Tanrı’nın, halkına önderlik ettiğine dair bir örnektir.

Ama şimdi artık kutsallaşma gibi önemli bir konu hakkında biraz daha fazla şeyler söylemek istiyorum. Kutsallaşma nedir? Kutsallık. Daha önceki sunumu ayetler ile önümüze getirilir. Kutsallaşmanın iki yönü vardır: kesin olan yönü ve süreç içinde ilerleyen yönü. Bir konumsal yönü ve bir de uygulamalı yönü vardır. Konumsal yönünde Tanrı için ayrılmış olan can ile ilgili gerçeği bulursunuz ve sonra uygulamalı değişim ve imanlının yürüyüşündeki kutsal ilerleme süreci. İmanlı önce Tanrı için ayrılmış olduğunu öğrenir ve sonra yollarını bunun ile uyumlu olarak şekillendirmesi gerektiğini anlar. Eğer kutsallaşma konusu hakkında düşünüyor iseniz, nereden başlayacaksınız? Ben nereden başladığımı biliyorum. Kendimden başladım. Kendi kendime, ‘zavallı ben’ dedim, ‘önümde gidilmesi gereken ne kadar yoğun bir değişim ve süreç bulunmakta!’ ama eğer kutsallıktan Kutsal Yazılar ile uyumlu olacak şekilde konuşacak isem, o zaman önce konumsal görünüm ile başlamam doğru olur ve bu yüzden Mesih ile başlamam gerekir. ‘Ah, Rab İsa’nın değişebileceğini mi düşünüyorsun?’ diyebilirsiniz. Hayır, haşa! Kutsal Yazılara dönelim ve neler söylediklerine kulak verelim:

Rab, yeryüzünde iken, Yahudilere şöyle dedi: ‘Baba beni kendine ayırıp dünyaya gönderdi. Öyle ise, ‘Tanrı’nın Oğlu’yum dediğim için bana nasıl küfrettiğimi söylersiniz?” (Yuhanna 10:36). Tanrı’nın O’nu kendine ayırması ok dikkat çekici değil mi, O’nun olduğundan daha kutsal olması mümkün mü idi? Tanrı, böyle bir düşünceyi yasaklasın. Bu ifadenin anlamı yalnızca şudur: Baba kutsanmış ve biricik Oğlu’nu kendine ayırdı ve insanı Tanrı’ya getirmek, Tanrı’yı açıklamak ve O’nu yeryüzünde tanıtmak için Oğlu’nu bu dünyaya gönderdi. Tanrı Oğlu için bu durum ilgilenmesi gereken tamamen yeni bir konum idi. O, bedene bürünmüş bir insan olarak bu dünyada göründü. Yuhanna 17. bölümde Mesih ile ilgili olarak bir diğer kutsallaşma görünümü dikkatinizi çeker.

Rab bu konuda şöyle der: “Sen beni dünyaya gönderdiğin gibi, ben de onları dünyaya gönderdim. Onlar da gerçek ile kutsal kılınsınlar diye kendimi onların adına adıyorum (kutsal kılıyorum).” (Yuhanna 17:18,19) Kendini nerede kutsal kılar? Şimdi olduğu yerde. O, Kendisini göksel yücelik içinde ayırdı, ve İnsan olarak tamamen yeni bir konum aldı, öyle ki göksel yüceliğinde bizi de kendisi ile birleştirebilsin. Mesih nerede? Yücelik içinde. O, bu dünyada değil. Ve sevgili dostlar, yüreği dünyadan çıkartacak olan nedir? Yalnızca, göksel bir Mesih’i tanımak. Ah, evet. Yüreğinizi bu dünyadan çıkartacak olan budur. Ve bu, sizi kutsal bir yolcu yapacaktır.

Eğer, zaferli, yüceltilmiş ve bu dünyanın tamamen dışında bir Mesih gördü iseniz, o zaman sizin için bu dünyadaki her şey bozulmuştur. İsa, kendisini, göksel yücelik içinde ayırır, öyle ki, halkı gerçek aracılığı ile kutsal kılınabilsin. Hıristiyan yüreğinin tamamı başka bir bölgede olan kişidir, bu arada ayakları bu dünyada yolculuk etmektedir. Bu dünyanın dışında ve temizdir, ama bir kutsal olarak yaşamın görevlerini öncekinden daha iyi şekilde yerine getirecektir. O zaman bu durumda ilk kutsallık düşüncesi, ayrılmak ve yeni bir yerde bulunmayı ifade eder. Yuhanna 10. bölümde Rab İsa’nın yeni bir konum aldığını görüyorum; yeryüzünde bir İnsan olarak ve on yedinci bölümde O’nu tekrar Tanrı’nın sağında yeni bir konumda bulunduğunu görüyorum, çünkü İnsanlık, Mesih’in kişiliğinde Tanrı’nın yüceliğinin bulunduğu yere taşınmıştır. Bunun sonucu olarak siz yeni bir konuma ve yeni bir yaşama sahipsiniz, çünkü Mesih oradadır. Yeni bir gruba aitsiniz.

Şimdi bu konu ile ilgili olarak Yeni Antlaşma’daki gelişmeye bakalım. Ben Tarsuslu Saul’de Tanrı’nın, gerçeğini açıklamak için çok harika bir kap seçtiğini görüyorum ve Saul tövbe eder etmez kendisine uluslara müjde yayma görevi verilir.,”Seni ulusların gözünü açmak ve onları karanlıktan ışığa, şeytanın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.” (Elçilerin İşleri 26:18) Müjdenin yaptığı işte budur. İnsanların tövbe etmelerini siz sağlayamazsınız, ama Tanrı, bunu müjde aracılığı ile yapabilir.

Elçi Pavlus, o anda orada görevini ve Rabbe olan hizmetinin karakterini anladı ve kabul etti ve eğer siz Hıristiyan yaşamına yeni başlıyor iseniz, size ısrar ediyorum, yalnızca ve yalnızca Mesih için yaşayın. O zaman O, sizi Kendi hizmetinde kullanacaktır ve günahkarları “karanlıktan ışığa, ve şeytanın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek ve “günahlarının affına kavuşmaları ve kutsal kılınanlar arasında yer almaları  için” O’nun ellerindeki bir araç olarak işlemek, mutluluk veren bir hizmettir. 

Ancak, kutsal kılınanlar kimlerdir? Tanrı’dan gelen ışığı kabul eden herkes. Eğer bunun için belirlendi iseniz, ışık gelecektir. Ve ışığın parlaklığına kavuşan herkes, kutsal kılınanlar arasında olduğunu bilinceye kadar hiç bir zaman huzur bulmayacaktır. İsrail kanın koruması altına girdiği andan itibaren Tanrı’ya ait oldu. O zamanlar firavunun ülkesi altında net bir anlayışa sahip değillerdi ve Tanrı onları kurtarmadan önce onlar kutsal kılınmışlardı – Tanrı’ya ayrılmışlardı. Her Hıristiyan kurtarılmadan önce kutsal kılınmıştır. Siz kutsallaşmanın yolculuğun sonunda gerekleşeceğini düşünüyorsunuz. Bu oldukça büyük bir hata, çünkü kutsallaşma yolun başındadır. Mısır’dan Çıkış kitabının on ikinci bölümü, korunma; on üçüncü bölümü kutsal kılınma; on dördüncü bölümü kurtuluş ve on beşinci bölümü, doyumdur. Korunmaya İsa’ya güvendiğiniz andan itibaren sahip olursunuz. Bir sonra öğreneceğiniz ders, kutsal kılınmadır ve canın, gerçeği Tanrı’nın içine koyduğu adımlara uygun olarak öğrenmesi gereklidir. Bu, bir adımdır ve ben size, eğer yapabilirsem bu adımı atmanız için yardım etmek istiyorum. İsa’ya iman ettiğiniz zaman, ve O’nun Kanına güvendiğinizde, tüm günahlarınızın bağışlanmasına kavuşursunuz. Tanrı’nın bağışlama işi sonsuza kadar geçerlidir. Bu bağışlama sizden hiç bir zaman alınamaz ve onu asla ceza olarak kaybedemezsiniz. Tanrı’nın yüreği sizi bağışladığı için sevinç duyar.

Uzun zaman önce, şöyle düşünürdüm: eğer günahlarım bağışlanmış olsa idi, güneş altında yaşayan en mutlu kişinin benim olmam gerekirdi. Ve bunun her şey anlamına geldiğini düşünürdüm. Ama yine de “bende olan iman aracılığı ile kutsal kılınanlar arasında bir mirasa” sahip olmak daha büyük bir berekettir. Bu noktada, “Ama ben nasıl kutsal kılınabilirim?” diye sorabilirsiniz. Tüm soru budur ve yanıtı basittir. Gerek, her iki şeyin, bağışlanma ve kutsal kılınmanın bir arada yürümesidir. Bağışlanmış olan kişi, kutsal kılınmış olan kişidir. Belki kendisi bunu bilmez. Ama bildiği zaman geldiğinde, bu gerçek onun canına Tanrı’nın önünde sevinç ve esenliğin en harikasını sağlayacaktır. “Ah, benim yüreğim öylesine kötü ki, bazen bağışlanmadığımı düşünerek korkuyorum” diyebilirsiniz. Bakın sevgili dostum, Rab sizi bağışladığı zaman, sizin ne kadar kötü olduğunuzu zaten biliyordu ve hakkınızda her şeyi bilirken, sizin tüm günahlarınızı bağışladı. Bu son gerçek konusunda sahip olduğunuz bilgi, sizi çok ama çok büyük bir sıkıntıdan kurtaracaktır.

Kutsal Yazılarda “imanla kutsallaşma”  aniden gibi bir düşünceye yer yoktur. Bazı kişiler kurtarılmış canın aniden kutsal kılınmasını sağlayan bir iman eyleminden söz ederler. Burada sözü edilen kutsallaşmayı kişi, İsa’ya iman ettiği anda alır. O’na iman etmeniz, sizi kutsalların arasına yerleştirir. Siz bir kutsal mısınız? Oh, benim bu yeri almayı istememem gerekir. Neden? Evet, kutsallar elbette çok kutsal kişilerdir. Gerçekten de böyle olmaları gerekir, ama onlar öncelikle kutsaldırlar. Kutsallar kimlerdir? İçlerindeki Kutsal Ruh’un etkin işleyişi ve Mesih’in onlar için yaptığı iş aracılığı ile kutsal kılınanların hepsi Rabbin halkıdır. Şeytanın yaşadığınız deneyimler ile ilgili size sıkıntı vermesine izin vermeyin ve ne zaman kutsal e kılınacağınız konusunda soru sorun. Eğer Rab İsa’ya güveniyorsanız, ve O’nun kanı altında korunmada iseniz, Tanrı için ayrılmışsınız demektir ve bunun anlamı büyüktür, çünkü o andan itibaren Tanrı sizi Kendisine ait olarak düşünür.

Tanrı için ayrılmış olmak harika bir şeydir, çünkü firavunun bir süre sonra gelip bu halkı eline geçireceğini söylediği zaman, Tanrı’nın verdiği karşılık, halkın Kendisine ait olduğudur ve halkını kurtaracağı anlamına gelir. “İsrailoğulları arasında her ilk doğanı ya da ilk doğan hayvanı bana ayırın: o benimdir,” sözleri Tanrı’ya ait sözlerdir. Bu yüzden, düşman,”peşlerine düşüp yakalayacağım, bölüşeceğim çapulu; dileğimce yağmalayacağım; kılıcımı çekeceğim ve onları yok edeceğim” (Mısır’dan Çıkış 15:9) dediği zaman, Tanrı’nın ona yanıtı şu oldu:” Onlar benim halkım,” ve o anda Kendisinin ve onların düşmanını vurdu, “denize daldıkları zaman Rab suları onların üzerine çevirdi.” Tanrı’ya şükürler olsun ki, tüm zayıflığım ve kötülüğümle O’na aidim.

Eğer Tanrı için bu şekilde ayrıldığınızı öğrenirseniz, bu öğrendiklerinizin canınız üzerindeki etkisi çok büyük olacaktır.

Bu konudan söz ederken, Mesih’in sürüsünün yeni iman etmiş kuzularını düşünüyorum. Daha olgun imanlıların bu kuzular üzerinde biraz düşünmelerini isterdim. biz, daha olgun olanların onlara yardım etmeye çalıştığımızı varsayalım, şimdi gidip onların canlarına yardım edecek olan şeyleri verelim. Ama katı yiyecek – ileri derecede teoloji ya da din öğretişi – değil; katı yiyeceği yutamazlar. Onları Tanrı sözünün sütü ile besleyin. “Kuzularımı otlatın” sözü Baş Çoban’nın söylediği tatlı sözlerden biridir ve O’nun söylediğini yapmak iyi bir iştir. Sevgili yeni imanlılar, mutlak ve geri alınamaz bir şekilde Rabbe ait olduğunuzu görmenizi istiyorum. Tüm günahlarınızın bağışlanmasına ve aynı zamanda kutsallaşmaya kavuştunuz. sade bir dil kullanacak olur isem, sevgili yeni imanlı, sen kutsalların arasında yer alıyorsun – sen kutsallardan birisin. Ne hissettiğin hakkında konuşma. Senin konumunu belirleyen duyguların değil, imandır. İmana sahip olarak Tanrı’nın ailesindesin ve yalnızca tüm günahların bağışlanmadı, ama aynı zamanda “kutsal kılınanlar arasındaki mirasa” sahip oldun. Harika sözcükler. Nasıl kutsal kılındık? İsa’ya olan imanımız aracılığı ile.

Sizin öğreneceğiniz ilk şey, Mesih’in tamamladığı işin tüm değeri sayesinde Tanrı için ayrılmış olmanızdır. Ve Tanrı Pavlus’un Korintlilere mektubunun temeli üzerinde size hitap eder. “Tanrı’nın Korint’teki kilisesine selam! Mesih İsa’da kutsal kılınmış, kutsal olmaya çağrılan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde anan herkese..” (1. Korintliler 1:2). Siz, İsa Mesih’te Tanrı için ayrıldınız. Dikkat edin: kutsallar olmak için denmiyor, “kutsallar olmaya çağrılmış” deniyor, yani, çağrı aracılığı ile kutsallar. “Ah, o zaman çok dikkatli yürümem gerekecek” diyorsunuz. Evet, bu konu birazdan gelecek. Tüm imanlıların kutsal kılınmış bir topluluk olarak görüldüğünü gözlemleyeceksiniz. Bizler, Rab İsa’nın bizim için yaptıklarından dolayı Tanrı’ya aidiz. “Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O, bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.” (1. Korintliler 1:30) O, Tanrı’nın önünde kendisini ayırdı. Ve biz O’ndayız. Benim bilgeliğim kimdir? Mesih. Tanrı’nın önündeki doğruluğum kimdir? Mesih. Kutsallığım kimdir? Mesih. Ve aynı zamanda O, benim kurtuluşumdur da. Mesih’in doğruluğuna sahip değilseniz, Tanrı’nın ailesine ait olmak için yeterli değilsiniz demektir. Sizin kutsallığınız O olduğu için ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz. Sizin sahip olduğunuzun tamamen değersiz olduğunu öğrenmeniz gerekecek. Siz Mesih ile birlikte öldünüz ve bedendeki bir insan olarak sahip olduğunuz her şey Tanrı’nın gözünden silindi. Biz O’ndayız. Bu yeterli olacak mı? Bundan daha iyi bir şeye sahip olamazdım ve Tanrı benim bundan daha azına sahip olmama izin vermez. “Bunun için yazılmış olduğu gibi, ‘Övünen Rab ile övünsün.” (1. Korintliler 1:31). İşte şimdi Rab ile övünebilirsiniz.

Korintliler’in altıncı bölümünde Tanrı’nın kimleri kutsal kıldığını okursunuz:” Günahkarların Tanrı egemenliğini miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar Tanrı’nın egemenliğini miras alacaklardır, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne oğlanlar, ne oğlancılar, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler ne de soyguncular. Bazılarınız böyle idiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız. Rab İsa Mesih adı ile ve Tanrımızın Ruhu aracılığı ile aklandınız.” (1.Korintliler 6:9-11) “Bazılarınız böyle idiniz.” Herkesin böyle olduğunu söylemiyor. Ama bazılarımız kanaat getirdik. “Bazılarınız böyle idiniz; ama yıkandınız.” Listedeki korkunç günahlardan sonra bunu duymak güzel değil mi? “ Ama kutsal kılındınız. Rab İsa Mesih adı ile ve Tanrımızın Ruhu aracılığı ile aklandınız.”

Sevgili dostlar, gördüğünüz gibi, kutsallık gerçeğinin bu konumsal görünümünün iki yanı vardır. Rab İsa Mesih’in bizim için ölmesi ve aynı zamanda Kutsal Ruh’un canlarımızda çalışması ve buradaki mevcut düzen çarpıcı özelliğe sahiptir, yani, canın tarihçesinde aklanmayı kutsallık izler.

Şimdi eğer Koloseliler mektubuna gelecek olur isek, burada “kutsallaşma” sözcüğünü tam olarak görmezsiniz. Ama Tanrının ruhunun sunduğu şekilde iman eden canın gerçek konumunu göreceksiniz. “Bizi kutsalların ışıktaki mirasına ortak olmaya yeterli kılan Baba’ya şükretmeniz için dua ediyoruz. O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlu’nun egemenliğine aktardı. O’nda kurtuluşa, günahlarımızın bağışına sahibiz.”

(Koloseliler 1:12-14) O zaman, gerçek nedir? Siz ve ben, bizi kutsalların ışıktaki mirasına ortak olmaya yeterli kılan Tanrı’ya teşekkür edebiliriz. Kutsalların ışıktaki mirasında hiç bir zaman şu anda olduğunuzdan daha yeterli olmayacaksınız. Rab İsa’nın yeterliliği sizin yeterliliğinizdir. Sizin kutsallığınız O’dur ve bunun sonucu olarak “Baba’ya teşekkür edersiniz.” Baba’ya şükran sunuyor musunuz? Sizi kutsalların ışıktaki mirasına ortak olmaya yeterli kılan canınız Baba’ya teşekkür ediyor mu? Tanrı için yeterlisiniz. Tanrı ışıktır. Ve siz, Tanrı için yeterlisiniz. Elbette ki, siz kendiniz tek başınıza yeterli değilsiniz. Ama Mesih’in kimliği ve tamamladığı iş aracılığı ile yeterlisiniz.

Yeterli kılınmanız nasıl sağlandı? Her şeyden önce Rabbin yaptığı işe bakacağız. İbraniler 2. bölüme dönelim. Gerçeğin burada oldukça farklı bir şekilde sunulduğunu anlayacaksınız. Bu sunum yine de çok önemlidir.”Ama kısa bir süre için meleklerden aşağı kılınmış olan İsa’yı Tanrı’nın lütfu ile herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonucunda yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz. Bir çok oğulu yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü acılar ile yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığı ile var eden Tanrı’ya uygun düşüyordu. Çünkü hepsi – kutsal kılan da kutsal kılınanlar da – aynı Baba’dandır. Bunun içindir ki, İsa onlara ‘kardeşim’ demekten utanmıyor. ‘Adını kardeşlerime duyuracağım, topluluğun ortasında adını ilahiler ile öveceğim’ diyor.” (İbraniler 2:9-12) Tanrı pek çok oğlu yüceliğe eriştiriyor ve bunun mümkün olması için onların kurtuluş Kaptanını acılar aracılığı ile yetkinliğe erdiriyor. Kurtuluş Kaptanı, Mesih’tir. “Kutsal kılan” İsa’dır ve “kutsal kılınanlar” Mesih’e ait olan tüm imanlılardır ve “hepsi” aynı Baba’dandır. Ne olduğunu söylemez. Hiç bir sözcük bunu tanımlayamaz. Ama hepsi de aynı düzene aittirler – bir Baba’dan, bir karakterden, bir aileden. Canın bu gerçeğe sarılması ne kadar harika! İsa Mesih’teki her imanlı için “hepsinin bir” olduğu gerçektir.

Şaşırtan lütuf! Bu gerçeğe sımsıkı sarılın. İsa’da olan bir imanlı olarak kutsal kılınan bu topluluktan biri olun. Görkemli gerçek, “hepsi aynı Baba’dandır, birdir, bunun içindir ki, İsa onlara ‘kardeşlerim’ demekten utanmıyor. Sizin O’na ‘Kardeş’ ya da hatta ‘Ağabey’ demeye utanacağınızı umut ediyorum. O, bizi ‘kardeşleri’ olarak adlandırmaktan utanmıyor, ama O’nun Rabbimiz olduğunu hatırlayın. Anlamamız gereken nokta budur. Yuhanna’nın yirminci bölümünde Rab, Meryem’e şöyle dedi: “Kardeşlerime git ve onlara söyle, benim Babam’ın ve sizin Babanız’ın, benim Tanrım ve sizin Tanrınızın yanına çıkıyorum.” (Yuhanna 20:17) Meryem gitti ve onlara söyledi ve hepsi bir araya geldiler. Sonra İsa geldi ve ortalarında durdu ve onlara şöyle dedi:”Size esenlik olsun!” Tomas İsa’nın ilk gelişinde onlarla birlikte değildi, ama daha sonra kardeşler ona bu görüşmeden söz ettikleri zaman, bir dahaki sefere orada olmak için özen gösterdi ve Rab odaya girdiği zaman, Tomas O’nun İsa olduğunu biliyordu. Ve O’na “Kardeşim” değil, “Rabbim ve Tanrım” dedi. Doğru olan budur.

Yeni imanlı kardeş, O’nun senin Rabbin olduğunu hiç bir zaman unutma. O, bizi, sonsuz lütfu aracılığı ile “Kardeşlerim” diye adlandırır ve şöyle der: “Adını kardeşlerime duyurayım, topluluğun ortasında sana övgüler sunayım.” (Mezmur 22:22) İsa, bize, Tanrı’nın önündeki Kendi yerini verir ve sonra kutsal kılınan topluluğun övgülerine öncülük eder.

Tüm bunların temelini ve ilk çalışmasını İbraniler 10. bölümde bulacaksınız. Burada Mesih’in kefaret işi açıklanır: “Tanrı’nın bu isteği uyarınca İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulması ile kutsal kılındık.” (İbraniler 10:10) Bizi kutsal kılan nedir? Rab İsa’nın ölümüdür. Sunakta kutsanmış, lekesiz ve kutsal bu Kurban bizim yerimize sunuldu. Mesih’in Tanrı’nın önünde sahip olduğu mükemmel şekilde kabul edilmesinin ve sınırsız kutsallığının nedeni O’nun bu tüm itibar, değer ve kutsanmışlığından ötürüdür. Ve O’nun sahip olduğu her şey sizin ve benimdir. O, ölürken bizim yerimize öldü ve bizim yargımızı üstlendi. Böylelikle biz O’nun yaşam ve yücelikte sahip olduğu yere sahip olduk. Ah, bu gerçeği kavrayan canın duyduğu huzur ne büyüktür. Artık kendime bakmam ve kendimden bir şey beklemem gerekmiyor. Çünkü “O, kutsal kılınanları sonsuza dek geçerli tek bir kurban ile sonsuza kadar yetkin kıldı.” Bu nedenle burada yalnızca kutsal kılınan biri olduğumu değil, ama aynı zamanda sonsuza kadar mükemmel kılındığımı anlarım. Tanrı’nın önünde vicdanım mükemmeldir. Tapınan kişinin vicdanı, sununun değerinin yansıması olmalıdır. Eğer sunu mükemmel değil ise, o zaman tapınan kişinin vicdanı rahat olmayacaktır; ama eğer sunu mükemmel ise, o zaman tapınan kişinin vicdanı huzurlu olacaktır. Eski Antlaşma’daki sunular mükemmel değildi, Tanrı onlardan hoşnut kalmadı ve tapınan kişinin vicdanı temizlenmedi. “Vicdanın mükemmel olmasının” anlamı, Tanrı’nın tüm ışığı benim üzerimde iken, bende hiç bir kusur bulamamasıdır. Sunu öylesine mükemmeldir ki, her günahı sonsuza kadar Tanrı’nın gözünden silmiştir. Bu durum, İsa gelmeden önce mümkün olamazdı. “Çünkü boğalar ile tekelerin kanı günahları ortadan kaldıramaz”, ama artık şimdi müjdenin büyük gerçeklerinden biri önümüzdedir: tapınan kişinin vicdanının durumu, kurbanın sınırsız değerinin, kişinin vicdanına yansımasıdır.

İsa’nın kanı Tanrı’yı günah ile ilgili olarak sınırsız bir şekilde yüceltmiştir, bu nedenle vicdanınızın bu kan aracılığı ile kesinlikle temizlenmesi gereklidir. O’nun sunusu aracılığı ile kutsal kılındınız ve hatta bundan daha fazlası var; vicdanınız açısından mükemmelsiniz. İbranilerin bu onuncu bölümünde üç güzel şey bulacaksınız: Tanrı’nın isteği, Mesih’in işi, ve Kutsal Ruh’un tanıklığı. Bereketimizin içinde Üçlü Birliğin aktifliğine sahipsiniz. Tanrı’nın isteği, bizi, Kendi huzuruna uygun bir şekilde çıkartmak idi; Mesih çarmıhta, bizim için kefaret ederek görevini yerine getirdi ve bu şekilde Tanrı’nın huzurunda durabilmek için uygun hale getirildik; ve Kutsal Ruh yeterli olduğumuza ilişkin tanıklık etmek için aşağı geldi ve şöyle dedi:” Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.” (İbraniler 10:17) Sevgili dostum, yalnızca tüm günahlarınız bağışlanmadı, Tanrı aynı zamanda şöyle de der: “Hafızam Golgota’da dökülen kefaret kanından öylesine etkilendi ki, yalnızca günahlarını bağışlamak ile kalmadım, ama aynı zamanda onları unuttum da.” Eğer sizi gücendirdi isem, beni bağışlayabilirsiniz, ama bunu asla unutmazsınız. İşte insan böyledir. Unutmaz. Ancak bir de Tanrı’nın nasıl davrandığına bakın: Tanrı, canınıza derin ve sağlam bir sonsuz esenlik vermek istediği zaman, şöyle der: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.” Ah, bu sözlerin verdiği huzur ne kadar da sağlamdır.

Konumsal kutsallığın şimdi bir an için değineceğim bir başka özelliği daha mevcuttur. Bu özellik, Tanrı’nın Ruhu’nun işleyişidir. Pavlus şöyle der: “Ama biz, ey Rabbin sevdiği kardeşler, sizler için Tanrı’ya her zaman şükran borçluyuz. Çünkü Tanrı, Ruh aracılığı ile kutsal kılınıp gerçeğe inanarak kurtulmanız için sizi ta başlangıçtan seçti.” (2. Selanikliler 2:13) Bu sözünü ettiğimiz, kan aracılığı ile kutsallaşma değil, Ruh aracılığı ile kutsallaşmadır. Şimdi burada Kutsal Ruh’un işleyişine sahibiz; Ruh’un, canda, Tanrı için ürettiği Tanrı için ayrılmak! Ve hiç kuşkusuz Ruh tarafından kutsal kılınmak çok önemli bir gerçektir. 1. Petrus 1:2 ayetinde bir şekilde buna benzer bir ifade ile karşılaşırsınız. “İsa Mesih’in sözünü dinlemeniz ve O’nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı’nın öngörüsü uyarınca Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. “ Burada Tanrı’nın Ruhu’nun etkin işleyişini, derin ve gerçek içsel çalışmasını görürsünüz. Eğer Tanrı’nın Ruhu’nun dokunuşu olmamış olsa idi, bizler hiç bir zaman bereketlenemezdik. Kutsal Ruh size dokunduğu zaman, yaşadığınız ilk etki ne idi? Mutluluk muydu? Hayır, tam aksine. Kutsal Ruh tarafından günahları konusunda ikna edilen kişiye bir bakalım; bu kişi acınacak haldedir. Bu kişinin kutsal kılınması ile meşgul olmazsınız, o, gerçeğe sonra inanacaktır. Bu kişi vaaz verilen bir yere gider, orada İsa’nın sevgisini ve İsa’nın ölümünü ve İsa’nın kanının onun için döküldüğünü duyar. Ansızın hayretle, “Mesih benim gibi zavallı, çaresiz ve kötü bir günahkar için öldü” der. Gerçeğe iman eder, huzur bulur ve kurtuluş bilgisine sahip olur. İşte görmediğiniz şey budur. Büyük olasılıkla bu kişi size o gece tövbe ettiğini söyleyecektir. Ama hayır, aslında bu kişinin içinde daha önceden Tanrı’nın Ruhu çalışmaya başlamıştır bile. O zaman bu, Tanrı’nın Ruhu’nun içimizde yaptığı bir çalışmadır. Bize kim olduğumuz gösterilir. Bundan sonra yeni doğumun gerçekleşmesi ve acıları gelir. Ve şimdi can artık öğrenmeye başlamıştır. Sevgili’de kabul edilmiş olduğunun farkına varır ve huzura kavuşur.

Kutsallaşmanın konumsal görünümü olarak adlandırdığım konu ile ilgili olarak bu kadar bilgi yeterlidir. Bize gerçeğin bu görünümünü sağlayan lütfu için Tanrı’ya övgüler olsun. Can bu şekilde Tanrı ile olan ilişkisinde temiz kılınır. Konunun uygulamalı görünümüne bir başka gece bakacağız.

Sonsuz çağlar Senin lütfunun
Zenginliklerini beyan edecekler.
Senin Oğlun ile birlikte olanlar
Bir oğlun sonsuz yerini paylaşacaklar.
Şimdi görünmüyor olsa da umut ederek huzur buluyoruz.
Çöl yolunda yürürken,
Bizi ölüm gücünün ötesine alacak olan
O’nu bekliyoruz.
Seninle seviniyoruz, sonsuz payımız
Senin kutsal sevgin.
Senin biricik Oğlun gibi,
O’nunla birlikte göklerde parlıyoruz.
Ey kutsal Baba, bizi burada,
Sevginin kutsanmış adında muhafaza et,
Yukarıdaki sevince ulaşıncaya kadar
Senin önünde korkmadan yürüyoruz.