ROMALILAR HAKKINDA DERSLER

PARÇA I. ÖĞRETİYE AİT.

Müjde’de açıklanan Tanrı’nın Doğruluğu

Bölümler 1-8

DERS I

Konu ve Analiz

Titus Kemeri
Titus Kemeri

Romalılar Mektubu, hiç kuşkusuz Tanrının bize vermekten hoşnut olduğu insanlığın kurtarılmasına ilişkin tanrısal planın en bilimsel ifadesidir. Esin konusunun tamamen dışında kalarak bu mektup hakkında şunu düşünebiliriz: Bu mektup, şimdiye kadar insan zihni tarafından algılanmış olan en parlak felsefeleri utandıran ve insan aklını aşan zihinsel bir gücün bilimsel eseridir.

Kutsal Ruhun, bu mektupta, Tanrının kurtuluş planını tüm görkem ve ihtişamı içinde açıklamak için eğitimsiz balıkçıları ya da Celile ilinden olan sıradan kişileri seçmemiş olması dikkat çekicidir. Kutsal Ruh bu bilimsel eseri kaydettirmek için uluslararası niteliğe sahip bir kişiyi seçti ve bir Roma vatandaşı, ama yine de özbeöz İbrani; eğitimi Grek ve Roma ilmi ile benzerlik gösteren ve tarih, din, felsefe, şiir, bilim ve müziği de kapsayan bir Ferisi; YASA, PEYGAMBERLER ve MEZMURLAR konusuna bağlılığı üst seviyede olan ve Yahudiliğin hem tanrısal açıklamasına hem de kutsal bilgisine üstün hakimiyeti olan bir adama Romalılara mektubu yazdırmayı uygun gördü. Bu adam, Kilikya bölgesinin Tarsus – eğitim ve öğretim merkezi olması ile gurur duyulan bir yer –  ilinde dünyaya gelmişti ve eğitimini Yeruşalim’deki ünlü öğretmen Gamaliel’in dizinin dibinde almıştı ve tüm uluslara iman itaatini ve kutsal Tanrının yüceliğinin müjdesini bildirmek için seçilmiş olan bir kap idi ve bu ölümsüz mektup, bu adamın aracılığı ile harikulade bir şekilde ortaya çıkartıldı.

Bu mektubun, Makedonya’dan Yeruşalim’e yapılan bir yolculuk sırasında geçilen bir yerde ve büyük olasılık ile geleneklerin öne sürdüğüne göre, Korint’te yazıldığı aşikar idi.

Pavlus, bedene göre ve Rabde kardeşleri olan Yahudi Hristiyanlar’a gitmek için Avrupa’dan Filistin’e doğru yola çıkmak üzere idi. Öteki uluslardan oluşan imanlı topluluklar tarafından cömertçe sağlanmış olan armağan da yanında idi. Pavlus’un yüreği, özlem içinde, daha şimdiden doğrudan bir elçi hizmeti olmaksızın imanlı bir kilisenin oluşmuş olduğu eski dünya döneminin sahibesi, “sonsuz kent” Roma’yı düşünmekte idi. Roma’daki kilisenin üyelerinin bazılarını daha şimdiden tanıyor idi, diğer üyeler için henüz bir yabancı idi ama Pavlus, Mesih’te hepsinin gerçek bir babası olarak hepsini özlüyor idi. Ve kendisine atanmış olan değerli hazineyi onlar ile paylaşmayı gayretle arzu ediyor idi. Kutsal Ruh daha önceden Pavlus’a Roma’yı ziyaret etmesinin Tanrının isteği olduğunu bildirmiş idi ama Roma’ya ne zaman ve hangi koşullar altında gideceği Pavlus’a henüz söylenmemiş idi. Pavlus bu yüzden tanrısal planın bu açıklamasını yazdı ve onu Roma’ya götürmesi için tanrısayar bir kadın olan ve iş nedeni ile Roma’ya çağrılmış bulunan Kenhere’deki kilisenin görevlisi olan Fibi adlı bir kız kardeşe verdi. Bu mektup iki amaca hizmet edecek idi: hem Fibi adlı bu kız kardeşi oradaki imanlılara tanıtacak hem de Pavlus’a teslim edilmiş olan tanıklık ile uyumlu olarak Müjde’de açıklanmış olan Tanrının doğruluğunun harika bilgisini oradaki imanlılara bildirecek idi. Pavlus’un bu eşsiz mektubu eski dönemlerde yaşayan bir kadının zayıf ellerine emanet eden lütfu üzerinde düşünmek gerekir! Tanrının kilisesinin bu değerli el yazması kitabı Romadaki önderlerin eline güvenlik içinde teslim eden ve onlar aracılığı ile bize ulaştıran Fibi’ye ve aynı şekilde Fibi’nin sonsuz övgüsünü ve hizmetini gözeten ve koruyan Tanrıya tüm yüz yıllar boyunca minnet borcu olmuştur;

Bu mektubun konusu Tanrının Doğruluğudur. Mektup, esin ile yazılmış olan üç açıklamadan oluşur ve bu üç açıklama bize Eski Antlaşma metni hakkında şaşırtıcı zenginlikte bir özet sunar. Metin, Habakkuk peygamberin kitabında 2.bölüm, 4.ayette yer alır: “Doğru kişi, imanı ile yaşayacaktır.” Yeni Antlaşma’ya üç kez alıntı yapılan bu ayet yalnızca altı sözcükten oluşur, “kendi” zamiri burada atlanmıştır. Romalılara, Galatyalılara ve İbranilere yazılan üç mektubun her birinin temeli bu metin üzerine inşa edilerek yazılmıştır.

Romalılar mektubu özellikle ilk sözcük ile ilgilidir. Metnin mesajındaki, “DOĞRULAR iman ile yaşayacaktır” ifadesi, Eyüp kitabında sorulan sorunun yanıtıdır: “İnsan Tanrının önünde nasıl doğru olabilir?” (Eyüp 25:4)

Galatyalılar mektubu sonda yer alan sözcüğü açıklar: “Doğrular iman ile YAŞAYACAKTIR.” Galatyalıların hatası, iman ile başlamamıza rağmen işler aracılığı ile yetkin kılınacağımızı düşünmeleridir. Ancak elçi, aracılığı ile aklandığımız aynı iman ile yaşayacağımızı gösterir. Kutsal Ruh ile başladıktan sonra şimdi insan çabası ile mi bitirmeye çalışıyorsunuz?” (Galatyalılar 3: 3)

İbraniler mektubu ise ayetin üçüncü ve dördüncü sözcüklerini ele alarak işler. “Doğrular İMAN İLE yaşayacaktır.” Buradaki vurgu imanın doğası ve gücünün üzerindedir; aklanmış imanlı yalnızca iman temeli üzerinde yürüyecektir. İbraniler mektubunun Pavlus’a yazdırılıp yazdırılmadığı konusunda pek çok iddiayı özenli bir şekilde araştırdıktan sonra şu konuda en ufak bir kuşkum dahi kalmadı: romalılar’a ve Galatyalılar’a mektubun yazarı İbraniler’e mektubun da yazarıdır; bu her üç mektubun da yazarı aynı kişidir ve bu gerçek elçi Petrus’un tanıklığı tarafından ikinci mektubunun 3:15,16 ayetlerinde onaylanır; çünkü burada Petrus’un kendisi iman etmiş olan İbraniler’e hitap etmektedir ve aynı zamanda Pavlus da aynı kişilere yazmıştır.

Romalılar mektubu üç büyük parçaya kolayca ayrılabilir. 1-8.bölümler ÖĞRETİYE AİTTİR ve bize MÜJDE’DE AÇIKLANAN TANRI’NIN DOĞRULUĞUNU BİLDİRİRLER. 9-11.bölümler TANRISAL TAKDİRE AİTTİRLER ve bize TANRININ TAKDİRİNE AİT YOLLARI İLE UYUMLU KILINMIŞ TANRI DOĞRULUĞUNU bildirirler. 12-16.bölümler UYGULAMAYA AİTTİRLER ve İMANLIDA UYGULAMALI DOĞRULUK ÜRETEN TANRISAL DOĞRULUĞU ortaya koyarlar. Bu parçaların her biri doğal olarak daha küçük alt parçalara ayrılırlar ve bu alt parçaların da kısımlara ve alt kısımlara ayrıldıklarını görürüz.

Bunu yalnızca aşağıdaki Ana Hatlar’a bir uyum sağlamak önerisi ile belirttim. Özen ile araştıran öğrenci her özel parça için daha uygun tasarımlar üzerinde düşünebilir ve büyük olasılık ile farklı paragrafları başka bir düzenleme içinde ayırmayı daha kolay bulabilir ama ben bana daha kolay ve daha aydınlatıcı gibi görünen aşağıdaki analizi önermeyi doğru buldum:

 

ANA HATLAR
PARÇA I.
ÖĞRETİYE AİT. Bölümler 1-8: Müjde’de Açıklanan Tanrı Doğruluğu
  ALT PARÇA I. Bölümler 1:1-3:20: Müjde’ye duyulan ihtiyaç
    Kısım A. Bölüm 1:1-7: Selamlama
    Kısım B. Bölüm 1:8-17; Giriş
      Alt Kısım (a) ayetler 8-15: Elçinin Kahyalığı.
      Alt Kısım (b) ayetler 16,17: Konu Bildirimi.
    Kısım C. Bölümler 1-18-3:20: Tüm insanlık ailesinin kötülüğü gösterilir ya da Müjde’ye Duyulan İhtiyaç.
      Alt Kısım (a). Bölüm I:18-32: Düşmüş putperestlerin durumu – Barbar Dünya.
      Alt Kısım (b). Bölüm 2:1-16: Eğitimli Diğer Ulusların durumu – Ahlak Yanlıları.
      Alt Kısım (c). Bölüm 2:17-29: Dindar Yahudilerin durumu.
      Alt Kısım (d). Bölüm 3:1-20: Tüm dünyanın Tam suçluluğu.
  ALT PARÇA II. Bölümler 3:21-5:11: GÜNAHLARIMIZ ile ilgili olarak Müjde.
    Kısım A. Bölüm 3:21-31: Tamamlanan Kurtuluş temelinde iman ile Lütuf aracılığı ile Aklanma.
    Kısım B. Bölüm 4: Yasa ve Peygamberlerin Tanıklığı.
      Alt Kısım (a). Ayetler 1-6: İbrahim’in Aklanması.
      Alt Kısım (b). Ayetler 7,8: Davut’un Tanıklığı.
      Alt Kısım (c). Ayetler 9-25: Tüm İnsanlık için aynı İlke.
    Kısım C. Bölüm 5:1-5: Tanrı ile Barışma: Temeli ve Sonuçları.
    Kısım D. Bölüm 5:6-11: Özet Yapma.
  ALT PARÇA III.  Bölümler 5:12-8:39: İçimizde konut kurmuş olan GÜNAH ile ilgili Müjde.
    Kısım A. Bölüm 5:12-21: İki Soy ve İki Baş.
    Kısım B. Bölüm 6: İki Efendi – Günah ve Doğruluk.
    Kısım C. Bölüm 7: İki Koca, İki Doğa ve İki Yasa.
    Kısım D. Bölüm 8: Lütfun Zaferi.
      Alt Kısım (a). Ayetler 1-4: Mahkumiyet Yok; Mesih’te.
      Alt Kısım (b). Ayetler 5-27: Mesih’in İmanlıdaki Ruhu.
      Alt Kısım (c). Ayetler 28-34: Tanrı Bizden Yana.
PARÇA II.
TANRISAL TAKDİRE AİT. Bölümler 9-11: Tanrı’nın Takdirine ait Yolları ile uyumlu kılınmış Tanrı Doğruluğu.
  ALT PARÇA I. Bölüm 9: Tanrı’nın Geçmişte İsrail’e seçici Lütuf ile davranışları.
  ALT PARÇA II. Bölüm 10: Tanrı’nın Hali Hazırda İsrail’e Yöneten Disiplin ile Davranışları.
  ALT PARÇA III. Bölüm 11: Tanrı’nın Gelecekte Peygamberlik bildiren Kutsal Yazıların yerine getirilmesi konusunda İsrail’e Davranışları.
PARÇA III.
UYGULAMAYA AİT. Bölümler 12-16: İmanlıda Doğruluk üreten Tanrısal Doğruluk.
  ALT PARÇA I. Bölümler 12:1-15:7: Tanrı’nın İyi, Kabul Edilebilir ve Mükemmel isteği açıklanır.
    Kısım A. Bölüm 12: İmanlının diğer imanlı kardeşleri ve Dünyaya ait İnsanlar ile ilişkisindeki Yürüyüşü.
    Kısım B. Bölüm 13: İmanlının Dünyasal yönetimler ile ilişkisi
    Kısım C. Bölüm 14: İmanlı Özgürlüğü ve diğer Kişileri düşünmek.
    Kısım D. Bölüm 15:1-7: İmanlının Örneği: Mesih.
  ALT PARÇA II. Bölüm 15:8-33: Sonuç.
  ALT PARÇA III. Bölüm 16:1-24. Selam Göndermeler.
EK
SONSÖZ. Bölüm 16: 25-27: Gizem açıklandı.

Araştırma ve inceleme yapan öğrenci için şu nokta üzerinde gayret ve ısrar ile duracağım: Öğrenci, eğer mümkün ise bu ana hatları ya da mektubun bazı benzer analizini mektubun kendisini incelemeye başlamadan önce aklında tutmak için çaba göstermelidir, bunu yapması önemlidir. Ana parçaların ve alt parçaların zihinde sağlam bir şekilde tutulması konusunda başarısız olunur ise daha sonra yanlış yorumlar ve karışık görüşlere kapı açılmasına neden olunacaktır. Örneğin, 7.bölüme gelen pek çok öğrencinin zihni çok karışır; aklanma konusu 3-5.bölümlerde netleşmiştir ancak öğrenci bunu tam olarak gözlemlememiş olabilir. Ama eğer ilk bölümlerin öğretişi net olarak anlaşıldığı takdirde 7.bölümde sözü edilen kişinin bir günahkarın Tanrı tarafından kabul edilişi ile ilgili konuya karşı çıkmadığı anlaşılacaktır. Çünkü 7.bölümde sözü edilen kişi ile ilgili konu, bir kutsalın kutsallık içinde yürümesi hakkındadır. Ve daha sonra 9.bölüme doğru sonsuz konuları okumak aracılığı ile ilgili olarak pek çok can nerede ise çılgınlık derecesinde şaşkınlığa uğrayabilir. Elçi, burada söz konusu olan başlıca konulara cennet ve cehennemi katma amacında değildir ve bu konuda gayret göstermez. Tanrı ise burada İsrail ile ilgili egemen seçici lütfunun yüce takdiri ile ilgilenmektedir. Ve O’nun, İsrail ulusunun geçici reddedilişi ile Lütfunun öteki uluslara ulaşacağı özel bir yol hazırladığı anlatılır. Ben bu olaylara şu anda yalnızca kısaca değiniyorum çünkü amacım her öğrenciyi bu kitabı ya da Kutsal Kitabın herhangi başka bir kitabını çalışır iken “sağlam sözcüklerden oluşan bir ana hatlara” sahip olmanın önemini idrak etmesini sağlamaktır.

Burada bir ya da iki tane ek öneride bulunacağım. Bazı konuları zihinde sabitlemek için bazen bazı anahtar sözcüklere ya da sloganlara sahip olmak yarar sağlar. Biri, Romalılar mektubunu haklı olarak “Mahkeme (Forum) Mektubu” olarak adlandırmıştır. Bu ifadenin mektubun anlaşılması açısından en büyük yararı sağlayacağına inanıyorum. Günahkar, bu mektupta duruşma salonuna, foruma yani yargı yerine getirilir ve kendisine nihai suçluluğu ve çaresizliği gösterilir. Ama Mesih’in çarmıhta tamamladığı iş aracılığı ile günahkarın her suçtan aklanabileceği bir adaletin temeli atılmıştır. Ama Tanrı yalnızca bunun ile kalmaz ve iman eden günahkarı açıkça Kendi oğlu olarak kabul eder ve onu rağbet gören değerli ve üstün bir soyun vatandaşı yapar ve aynı zamanda da ona Mirasçısı olarak sahip olur. Bu neden ile tüm bunlara karşı gelen ve itiraz edenlere meydan okunabilir. “Öyle ise buna ne diyelim? Tanrı bizden yana ise kim bize karşı olabilir?” Suçlayan her ses susturulur çünkü “bizi aklayan Tanrı’nın Kendisidir” ve Tanrının seçtiklerini kimse suçlayamaz. Bu görüş yasa ve mahkeme ile ilgili ifadelerin kullanımında geçerlidir ve bu yüzden savunmalarda sık sık rastlanılan bir görüştür.

Bir defasında, ölmekte olan bir günahkara kurtulmayı isteyip istemediği soruldu. Ve kendisinin verdiği yanıt şöyle oldu: “Elbette isterim ama Tanrının beni kurtarmak için herhangi yanlış bir şey yapmasını istemiyorum.” Ve bu kişi böylece Romalılar mektubundaki şu temel gerçeği anlamış oldu: “ Tanrı hem adil olabilir hem de aynı zamanda İsa Mesih’e iman eden kişiyi aklayabilir.” Sokrat’ın Mesih’ten beş yüz yıl önce kendisini nasıl ifade ettiğini hatırlayacaksınız; Sokrat Plato’ya hitap ederek şu sözleri söylemiş idi: “Tanrılığın günahları bağışlaması mümkün olabilir ama bunun nasıl olduğunu anlayamam. “ Bu mektupta Kutsal Ruhun işlediği konu tam olarak budur. Kutsal Ruh bize Tanrının günahkarları Kendi doğruluğunun hesabına ya da zararına kurtardığını göstermez. Başka bir deyiş ile eğer tam bir kurtuluş olur ise bunun nedeni şu olmayacaktır: merhametin zafer kazanabilmesi için adalet bir kenara atılmaz. Ama merhamet, tanrısal adalet ve doğruluğun tam olarak tatmin edilebilmesi için bir yol bulmuştur ve suçlu günahkarlar bu şekilde yüce göklerdeki tahtın önünde aklanabilirler.

Elçi Yuhanna ilk mektubundaki bölüm 1 ayet 9’da aynı harika gerçekten söz ettiği zaman şöyle der: “Ama günahlarımızı itiraf eder isek güvenilir ve adil olan Tanrı günahlarımızı bağışlayıp her kötülükten arındıracaktır.” Tanrısal bir açıdan bilgi almadan önce “O, merhameti ve lütfu ile bağışlar” ifadesini okur isek o zaman zavallı zihinlerimiz için bu gerçeği anlamanın çok daha doğal olacağı bellidir. Müjde, her ne kadar Tanrının merhametinin açıklamasının en harika şekli ile anlatılsa ve Tanrının lütfunu başka hiç bir şeyin yapamayacağı şekilde yüceltse de bu yine gereklidir çünkü Tanrının lütfu, iman etmiş olan cana tam ve kesin bir sabitlik vermesi için doğruluğun sağlam bir temeli üzerine bina edilmiştir. Mesih öldüğü için eğer Tanrı bizim günahlarımızı Kendi bedeninde ağaç üzerinde taşımış Olan’a güvenen kişiyi hala mahkum edecek ya da suçlayacak olur ise o zaman ne Mesih’e sadık kalabilir ne de iman etmiş günahkara adil davranmış olur.

İşte bu yüzden Romalılara yazılmış olan bu mektupta öncelik verilmiş olan Tanrı doğruluğu, eski dönemdeki Davut’un feryatlarında ( “Doğruluğun ile beni kurtar!”) olduğu gibi, Hristiyanlığın en temel gerçeğidir. Luther bu ayet üzerinde derin düşünmeye başladığı zaman karanlıkta kalmış canının üzerine ışık parlamaya başladı. Luther Tanrının, Kendi doğruluğu ile onu nasıl lanetleyebileceğini anlayabilmiş idi ama ancak Tanrının kendisini adil kalarak kurtarabileceğini anladığı zaman canı huzur diyarına girdi. Ve sayılamayacak kadar çok sayıda kişi Müjdede açıklanan Tanrı doğruluğunun görkemli gerçeğini kavradıkları zaman Tanrının nasıl “hem kurtarabileceğini hem de aynı zamanda adil kalabileceğini” anladıkları zaman Luther gibi aynı zihin karışıklığından kurtuldular ve gerçeği anlayabildiler. Eğer bu mektubu okur iken bu temel gerçeği anlamakta başarısız olur isek Tanrı tarafından planlanmış olan bu büyük harika amacı kaçırmış oluruz.

Bu noktada önemli olduğuna inandığım bir başka düşünceyi eklemek istiyorum çünkü bu düşünce özellikle müjdeyi diğer kişilere sunmak peşinde olan kişiler için büyük önem taşır. Bu düşünce şudur: Romalılar mektubunda, kurtulmamış günahkarlara vaaz edilen müjdeden çok kutsallara öğretilen müjdeyi buluruz. Bana göre bu noktayı anlamak çok büyük önem taşımaktadır. Kurtulmak için tek gerekli olan şey, Mesih’e güvenmektir. Ama kurtuluşumuzu anlamak ve böylece Tanrının payımız olmasını amaçlamış olduğu sevinç ve bereketi elde etmek için Mesih’in tamamlamış olduğu işinin bize açıklanmasına ihtiyaç duyarız. İşte bu harika mektupta Kutsal Ruhun yapmış olduğu iş budur. Bu mektup zaten kurtulmuş olan kişilere yazılmıştır ve amacı onlara kurtuluşlarının bağlı olduğu sağlam temeli göstermek için kayda alınmıştır: yani, Tanrının Doğruluğu! İman bu gerçeği yürekte kavradığı zaman kuşku ve korkular çekip giderler ve can kesin esenliğe kavuşmuş olur.