BÖLÜM 1

İMANLI VE DOĞAL İLİŞKİLER

“Mesih ile birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum. Mesih bende yaşıyor. Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı beni seven ve benim için Kendini feda eden Tanrı Oğluna iman ile sürdürüyorum.” — Galatyalılar 2:20

“Benim için yaşamak, Mesih’tir.” — Filipeliler 1:21

“ ‘Tanrı’da yaşıyorum’ diyen Mesih’in yürüdüğü yolda yürümelidir.” — 1.Yuhanna 2:6

Aile ilişkileri ve ilişkilerin sorumlulukları konusunu ayrıntılı bir şekilde gözden geçirmeden ÖNCE, bunların Tanrının Ruhu aracılığı ile nasıl işlendikleri doğrudan dikkat etmeye yönlenmek yararlı olabilir. Tanrının kurtuluş lütfunun tam açıklaması ile birlikte doğada şekil almış bağları gevşetmek bazı zihinlerde mevcut bulunan bir eğilim olabilir. Kutsal yazıların bazı bölümleri hakkındaki kısmi bilgisizlik ve bunun sonucu olan yanlış anlamalar nedeni ile bu eğilimin kilise tarihi boyunca bazen itiraz edilebilir şekillerde ifade bulmuştur. Ve hatta şimdi hali hazırdaki zamanda bile aynı tuzağa düşmekte olan pek çok kişinin varlığından bile söz edilebilir. Bu yüzden öncelikle dikkat etmemiz gereken en önemli şey, imanlının Tanrının önünde, Mesih’teki yeri ve Mesih’in bedeni olarak kilise ile ilgili gerçeğin tamamını ve ifade eden bu mektupta -Efesliler – aynı zamanda doğal ilişkilerimiz ile ilgisi olan sorumluluklara da tam olarak yer verilmesidir. Böylece çok dikkat çekici bir şekilde sorumlulukların zorunlu özelliklerini, tanrısal kutsanma ve müdahale aracılığı ile muhafaza etmiş oluruz ve aynı zamanda imanlılar olarak sahip olduğumuz ayrıcalıkların tüm sevincinde bize yeryüzünde iken verilmiş olan talepleri asla unutmamamız gerektiğine dair uyarı alırız. Tanrı önündeki duruşumuzun et ve kanda olmadığı ve Kutsal Ruh’ta olduğu kesinlikle gerçektir. Eğer Tanrının Ruhu bizlerde bu şekilde konut kurdu ise (Romalılar 8:9), bunun nedeni bu duruşumuzun Mesih’in ölümü ve dirilişi aracılığı ile gerçekleştiği içindir. Bizler karanlığın krallığından ışık krallığına aktarıldık, Tanrı bizi Mesih’te yeni yaratık yaparak taze ve yepyeni bir konuma getirdi  – artık yasanın temelinde değil lütfun temelindeyiz – artık eski konumumuzdaki eski yaratıklar değiliz.

Eğer Efesliler 4.bölüme bakar isek bu gerçeğin orada aşikar şekilde belirtildiğini görürüz. On yedinci ayetten itibaren bize pratik öğütler verilir; bu öğütler mektubun bir önceki kısmında belirtilen gerçekten kaynaklanmaktadır. Ve bu öğütlerin başlangıcında kendi düşüncelerinin boşluğunda yürüyen diğer uluslardan olanlardan farklı olarak (ayetler 17-19) elçi şöyle der: “Ama siz Mesih’i böyle öğrenmediniz. Kuşkusuz İsa’nın sesini duydunuz ve Ondaki gerçeğe uygun olarak Onun yolunda eğitildiniz. Önceki yaşayışınıza ait olup aldatıcı tutkular ile yozlaşan eski yaradılışı üstünüzden sıyırıp atmayı ve düşüncede ve ruhta yenilenmeyi gerçek doğruluk ve kutsallıkta Tanrıya benzer yaratılan yeni yaradılışı giyinmeyi öğrendiniz. Bunun için yalanı üzerinizden sıyırıp atarak her biriniz komşusuna gerçeği söylesin. Çünkü hepimiz aynı bedenin üyeleriyiz.” (ayetler 20-25) Ve daha sonra bize şu sözler söylenir: “Kurtuluş günü için sizi mühürlemiş olan Tanrının kutsal Ruhunu kederlendirmeyin.” (ayet 30) Bu neden ile şu iki önemli gerçeğe sahibiz: “imanlı yeni yaratığı giyinmiştir (çünkü öğüt Mesih’te bizim için gerçek olan ne ise onun üzerine bina edilmiştir) ve Tanrının Ruhu imanlıda konut kurmuştur. Bu neden ile bir sonraki bölüm (Efesliler 5), şu sözler ile başlar: “Sevgili çocukları olarak Tanrıyı örnek alın.” Böylece, “Tanrı benzeyişinde yaratıldığımız ve Tanrı bizde konut kurduğu için yürüyüşümüzün örneği Tanrı’dır; insan yürüyüşümüzde Mesih, Tanrının ifadesi olur. Ve böylece Tanrının özünü belirleyen yalnızca iki sözcük, yani, sevgi ve ışık, yürüyüşümüzde yer alacaktır. Bizim de sevgi yolunda yürümemiz gerekir çünkü Mesih bizi sevdi ve Kendisini Tanrı önünde bizler uğruna feda etti. Onun bu fedakarlığı ‘bizler için’ tanrısal sevgi idi ve ‘Tanrı için’ obje ve motifin mükemmelliği idi. Ancak bizler, Rabde ışığız (ayet 8). Tanrının sevgiden sonraki ikinci özünün adı ‘ışıktır’. Ve bizler tanrısal doğaya paydaş olduğumuz için Rab’de ışığız. Burada yine Mesih örnek verilmektedir: “Mesih sana ışık verecek.” (ayet 14) Aynı yazar şu gözlemde de bulunur. “İnsandaki Tanrı benzeyişi, Tanrının yeni yaratıkta amaçlamış olduğu konudur ve bu yeni yaratık Tanrı doğasının benzeyişi olarak Tanrının karakterinde Kutsal Ruh’a kendisini sunmuştur. İmanlının kendisini gördüğü ışık ile uyumlu olarak yürüdüğü yolda iki ilke bulunur: göksel çağrısının konusuna bakarak yarışı koşan imanlı, yücelerde oturtulmuş olan Mesih’in izinden gider. Ama Efes’teki topluluğa özgü görünüm bu değildir. Efesliler’de, imanlı Mesih’te Onun ile birlikte göksel yerlerde oturtulmaktadır. Ve Mesih’in yaptığı gibi gerçekten de gökten çıkıp gelmeli ve Tanrının karakterini yeryüzünde sergilemelidir; Tanrının karakteri Mesih örneği ile bize gösterilmiştir. Onun sevgili çocukları olduğumuz için bize Babamızın yollarını gösterme çağrısı yapılır.

O zaman konum ve sorumluluğumuz hakkındaki gerçek işte budur. Bizler, tanrısal doğaya paydaş kılındık. Tanrının doğruluğuna ve kutsallığına sahip olarak yaratılmış olan yeni yaratığı giyindik; içimizde Kutsal Ruh konut kurdu ve göklerde Mesih ile birlikte oturuyoruz ve bu yüzden yeni yaratığa uygun olarak (eski yaratığa değil) Kutsal Ruhun gücü ile bu bereketli yerden çıkıp yeryüzüne gelmemiz ve bize verilmiş olan doğal bağlarımız ve ilişkilerimiz ile ilgili her sorumluluğu üstlenmemiz, doğru olandır. İşte bu yüzden, göksel insanlar olarak aile ve ev halkı içindeki yerlerimizde bize düşen sorumluluk yerlerine oturmamız gerekir. Böylece desteklediğimiz her ilişkinin Mesih’in açıklanması için bir alan haline getirilmesi gerekir. Onun kim olduğunu, burada yeryüzünde bedende iken ne olduğunu açıklamak lazımdır.” Tanrıda yaşadığını söyleyen Mesih’in yürüdüğü yolda yürümelidir.” (1.Yuhanna 2:6) Bu gerçeği hatırladığımız takdirde, yolumuza çıkacak olan pek çok güçlüğü uzaklaştırmış oluruz. Böylelikle doğal bağların muhafaza edilmesi – imanlılar kendilerini imansızlara bağımlı bulabilirler – konusunda en önemli nokta, Mesih’in ifade edilişidir. Mesih her sorumluluğun ölçüsüdür ve bu yüzden kendi üstün yetkisi ile çatışma içine giren tek bir talebi bile kutsal kılamaz. Bu neden ile şu gibi sorular asla gündeme gelmemelidir: Bunu yapabilir miyim? Ya da Bunu yapmam gerekir mi? Bunu yeni yaratık olarak ve Ruhun gücünde yürüyerek yapabilir miyim? Burada söylenmek istenen, et ve kana yani eski yaratığa izin verilmemesidir; bu yüzden aynı zamanda aile ilişkilerinde de “İsa’nın yaşamı bedenlerimizde açıkça görülsün diye İsa’nın ölümünü her an bedenimizde taşıyoruz” (2.Korintliler 4:10). Ve böylelikle imanlı tarafından desteklenen her özel ilişki ne olur ise olsun  – karı ve koca, ya da baba ve anne ya da çocuklar veya hizmetkarlar –her durumda tek önemli konu, Mesih’in ifadesi olacaktır. Bu, her durumda sorumluluğumuzun ölçüsü ve sınırı olacaktır.