Bölüm 10

Boru Çalma Bayramı


“Kendisi güçlü bir borazan sesi ile meleklerini gönderecek. Melekler O’nun seçtiklerini toplayacaklar.” (Matta 24:31)

“İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz. Son borazan çalındığı zaman, hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek. Ve biz de değiştirileceğiz.” (1.Korintliler 15:51-52)

“Rabbin kendisi bir emir çağrısı ile baş meleğin seslenmesi ile Tanrının borazanı ile gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek. Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar onlar ile birlikte Rabbi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz.” (1.Selanikliler 4:16,17)


İlk dört bayramın yılın başlangıcında bir birlerine yakın geldiklerini daha önce fark etmiş idik. Sonra, tarlaların köşelerinde hala durmakta olan iyi ürün olmasına rağmen son başak kesilinceye kadar yaklaşık dört ay süren ekin biçme zamanı gelirdi.

Şimdi Tanrının yardımı ile son üç bayramı inceleyeceğiz. Tüm bu bayramların hepsi yedinci ayda bir birlerine çok yaklaşırlar.

Tanrı dünyayı altı günde yarattı ve yedinci günde dinlendi. Yasa düzeninde insanlar altı gün çalıştılar ve yedinci günde dinlendiler. Rabbin bayramlarında yılın altı ayı geçtikten sonra yedinci ay geldiği zaman yedinci ayın ilk gününde Tanrı şöyle der: “ Yedinci ayın birinci günü dinlenme günüdür, boru çalınarak anma ve kutsal toplantı günü olacaktır. O gün gündelik işlerinizi yapmayacak ve Rab için yakılacak sunu sunacaksınız.” (Levililer 23:24,25)

Geçmiş olan dört bayramın hepsinin hemen hemen tamamen yerine geldiklerini görmüş idik. Günümüzde, Pentikost bayramı ve Boru Çalma bayramı arasında hasat için ayrılmış olan o zaman dilimi arasında olduğumuzu fark ettik.

Boru Çalma bayramı ve hemen onun ardından gelen Kefaret Günü Bayramı ve Çardak bayramı henüz yerine gelmemiş bulunmaktadır. Bu üç bayram gelecekteki olaylara işaret eder. Geçmişteki dört bayram öylesine tam olarak yerine gelmişlerdir ki gelecekteki üç bayramın yine gelecekteki bir günde onlar gibi tam olarak yerine gelmelerini güven içinde bekleyebiliriz.

Geçmiş olan bayramlarda görmüş olduğumuz yalnızca yeryüzündeki olaylardır; bu olaylar aslında Rabbimiz İsa Mesih’in dirilişini ve göğe alınışını ve Kutsal Ruhun gökten inişini kapsıyor olsalar da yalnızca yeryüzünde meydana gelen olaylardır. Ancak bu süre sırasında gökler ve yeryüzü günah yüzünden bölünmüştür, ama Rab İsa, gelecekteki bir günde bu dünyayı adalet ile yargılayacak ve sonra dünyayı kendisine ait kılacaktır. O, yalnızca Yahudilerin kralı olmak ile kalmayacak, ama aynı zamanda “Egemenlik sürecek denizden denize, Fırat’tan yeryüzünün ucuna dek.” (Mezmur 72:8) “Ve Rab tüm yeryüzü üzerinde kral olacak.” (Zekeriya 14:9)

Şimdi kilisenin Baş’ı olarak göklerde yüceltilmiş olan aynı Rab aynı zamanda da yeryüzünde de İsrail’in kralı ve tüm yaratılışın Rabbi olarak egemenlik sürecektir. O, “kralların Kralı ve rablerin Rabbi”dir. O, hem yukarda göklerde hem de aşağıda yeryüzünde her ulustan, her halktan ve her dilden olan insanlar tarafından onurlandırılacak ve hepsi de “herkesin Rabbi” olan Nasıralı İsa’ya sahip olmak için birleşeceklerdir. Bu nedenlerden dolayı geride kalan bayramların belki de çifte bir anlama sahip olabileceklerini düşünüyoruz. Onların öncelikli anlamı, hiç kuşkusuz bu yeryüzüne gelecek olan olayların özellikle İsrail ile bağlantılı olarak önceden bildirilişidir. Ama daha önceki bayramlar aynı zamanda kiliseyi çok yakından ilgilendiren olayları kapsadıkları için geride kalan bayramların aynı zamanda gökteki kilise ile bağlantılı olan olayları önceden bildirme olasılığı olan ikinci bir uygulamaya sahipmiş gibi görünürler. Bu yüzden İsrail’in yeryüzündeki payını asla unutmamamız gerekir. Ama kilisenin payı her zaman göklerdedir.

Boru Çalma bayramı “Rabbin düzenlemiş olduğu bayramların” ikinci dizisini başlatır.

Çölde Sayım 10:2 ayetinde Tanrı Musa’ya iki gümüş boru yapmasını buyurur. Bu borular topluluğun bir araya gelmesi için çağırma ve ordugahların yola çıkması amacı ile kullanılırdı. Bu boruların İsrail savaşa gittiği zaman ve kullanılmaları gerekiyor idi. Ve Tanrı bu borular çalındığı zaman, halkını hatırlayacak ve onları düşmanlarından kurtaracak idi. (Çölde Sayım 10:9) Boru aynı zamanda düzenledikleri bayramlarda ve yeni aylarında çalınırdı. “sizi sıkıştıran düşmana karşı ülkenizde savaşa çıktığını zaman borazan çalın. O zaman Tanrınız Rab sizi anımsayacak ve sizi düşmanlarınızdan kurtaracak.” Gümüş ile bize anlatılmak istenen kefarettir ve gümüş borazanlar üzerindeki bu notlar Tanrıya yalnızca halkı ile yapmış olduğu antlaşmayı hatırlatmak ile kalmayacak ama aynı zamanda göksel halkına olan vaatlerini de anımsatacaktır. Ama bu borazanlar yine aynı zamanda hem göksel hem de yersel halkının kurtuluşunu satın almak için çarmıhta ödenen bedeli de akla getirecektir.

Bu bayram, bu borazanların çalınması için özel bir zaman idi. Bu bayram, “boru çalınarak anma” günü olarak adlandırılırdı. (Levililer 23:24) Bu bayram, gerçekten de bir anma bayramı idi. Bu bayram, bize, gelecekteki bir günde çalınacak olan o büyük boruyu simgelemiyor mu? “Kendisi güçlü bir borazan sesi ile meleklerini gönderecek. Melekler seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.” (Matta 24:31)

Yeşaya 18:3-7 ayetlerini okuyalım:” Ey sizler, dünyada yaşayan herkes, yeryüzünün ahalisi! Sancak dağların tepesine dikilince dikkat edin. Boru çalınınca dinleyin. ….. Her şeye  egemen Rabbe armağanlar getirecek. Her şeye egemen Rabbin adını koyduğu Siyon Dağına getirecekler armağanlarını.” Ve Mısır’a sürgün edilenler ile yine aynı konudaki Yeşaya 27:13 ayetini okuyalım:” Evet, o gün büyük bir boru çalınacak. Asur’da yitenler ile Mısır’a sürgün edilenler gelip kutsal dağda, Yeruşalim’de Rabbe tapınacaklar.” Aynı zamanda Zekeriya 10:8 ayeti ile de karşılaştırma yapalım: “Islık çalıp onları toplayacağım. Onları kesinlikle kurtaracağım. Eskiden olduğu gibi yine çoğalacaklar.”

İsrail ve Yahuda’nın kendi ülkelerine geri götürülmelerinden söz eden daha pek çok bölüm vardır ama bu bölümler Tanrının, kendi halkını özel bir çağrı yaparak ülkelerine geri götürmek için belirli bir zaman olduğunu belirtirler. Hem Eski Antlaşma hem de Yeni Antlaşma bu çağrıdan bir Boru olarak söz eder. Ve biz bu neden ile Boru Çalma bayramının bu borunun, İsrail’i kendi ülkesine geri çağırmak için çalınacağını önceden bildirir.

Ama Boru Çalma bayramı aynı zamanda hatırlatma için idi ve Çölde Sayım 10. bölümde, Tanrı, Musa’nın gümüş borular yapmasını istediği zaman, İsrail’e onlara baskı yapan düşmana karşı savaşa gittiklerinde onlara şöyle dedi: “Sizi sıkıştıran düşmana karşı ülkenizde savaşa çıktığınız zaman, borazan çalın. Ve o zaman Tanrınız Rab sizi anımsayacak, sizi düşmanlarınızdan kurtaracak” (ayet 9). Ve her ne kadar İsrail şimdi atılmış ve reddedilmiş gibi görünüyorsa da Tanrının Sözü bize bunun her zaman böyle olmayacağını söyler.

Hezekiel 16: 60 ayetinde şunu okuruz: “Gençlik günlerinde seninle yaptığım antlaşmayı anımsayacağım. Seninle sonsuza dek kalıcı bir antlaşma yapacağım.” Ve İsrail’in yakınmalarına karşılık olarak, İsrail’e söylenen şu görkemli sözlere kulak verin: “Siyon ‘Rab beni terk etti, Rab beni unuttu’ diyordu. Ama Rab, ‘Kadın emzikteki çocuğunu unutabilir mi?’ diyor. Rahminden çıkan çocuktan sevecenliği esirger mi? Kadın unutabilir ama ben seni asla unutmam. Bak, adını avuçlarıma kazıdım, duvarlarını gözlüyorum sürekli.” (Yeşaya 49:16)

Tanrının bize, halkını tekrar hatırlayacağını söylediği diğer başka bölümlere dönüp inceleyebiliriz. Ama Borular bayramında, borazanı çalan Tanrının kendisi değil midir? Eğer Tanrı lütfederek halkını tekrar hatırlamaktan söz ediyor ise halkının O’nu hatırlaması için borazanı çalan gerçekten Tanrı değil midir? Tanrının “Uzak ülkelerde beni anımsayacaklar” dediği Zekeriya 10:9 ayetinden daha önce söz etmiş idik. Daha önce alıntı yapmış olduğumuz Hezekiel 16. bölümdeki ayetler şu şekilde devam ederler: “Seninle yeniden antlaşma yapacağım. Benim Rab olduğumu anlayacaksın.” Bütün yaptıklarını bağışladığım zaman anımsayacak ve utanacaksın. Utancından bir daha ağzını açmayacaksın. Egemen Rab böyle diyor.” (ayetler 62,63)

İsrail, Tanrısını unuttu ve O’nu terk etti. Ve şimdi sanki Tanrı, halkını unutmuş, terk etmiş ve bırakmış gibi görünüyor. Ama bu yalnızca görünürde böyle. Pavlus şu soruyu soruyor:” Tanrı kendi halkından yüz mü çevirdi? Ve soruya çok net ve çok kesin bir yanıt verir: “Kesinlikle hayır! Tanrı önceden bildiği kendi halkından yüz çevirmedi.” (Romalılar 11:1,2) Ancak biz Tanrının İsrail’i ve onlar ile yaptığı antlaşmayı tekrar hatırladığını ve o borazanın İsrail’i Tanrısını hatırlamaya ve tekrar O’na dönmeye çağırdığını gösteren günün yakın olduğuna inanıyoruz. O gün, İsrail için ne kadar kutsanmış bir gün olacak! Tanrı, Boru Çalma bayramını şu sözler ile tanımlar: “Yedinci ayın birinci günü dinlenme günüdür. Boru çalınarak anma ve kutsal toplanma günü olacaktır.” (Levililer 23,24) Ve Mezmurlar’daki Tanrının Ruhu ondan şöyle söz eder:” Sevincinizi dile getirin gücümüz olan Tanrı’ya. Sevinç çığlıkları atın Yakup’un Tanrısı’na! Çalgıya başlayın, tef çalın. Tatlı sesli bir çenk çınlatın. Yeni Ay’da, Dolunay’da boru çalın bayram günümüzde.” (Mezmur 81:1-3) Zavallı İsrail, şimdi dinlenme ve sevinç ile ilgili ne kadar da az şey biliyor; bir ülkeden diğerine sürüklendi,- dinlenme, İsrail’de dinlenme yok! Ama her ne kadar İsrail’in önce en dehşetli yargılardan geçmesi gerektiğini biliyor isek de dinlenme ve sevinçlerinin gelmesi yakındır; gerçekten de o gümüş borazanın ilk notalarının ya da yukardan gelen yansımalarının İsrail’in kulağına girmeye başlamaları mümkün olamaz mı? Her tarafta, onların hatırlamaları ve atalarının ülkesine dönmeleri için yapılan çağrıyı duyduklarını ve binlerce kişinin çağrıyı işitip geri döndüklerini görürüz. İsrail’in Tanrının önünde tekrar hatırlanma zamanının gelmeye başladığı aşikar değil midir? Bu durum insana ilerdeki bir günde bir başka borazanın tanımını hatırlatıyor.(Vahiy 10:7) “ Yedinci melek borazanını çaldığı zaman, Tanrının sır olan tasarısı tamamlanacak.” Bu, günümüzde İsrail ile ilgili olarak Borazanın “çalmak üzere olduğu” şeklin bir tanımı olamaz mı? (Elbette Vahiy 10:7 ayetindeki borazanın Levililer 23. Bölümde önceden bildirilen borazan ile bir ilgisi yoktur.) Üzülerek söylüyoruz ki, İsrail borazanı, onlara Tanrıyı hatırlatacak ve tekrar O’na dönecekleri şekilde işitmemiştir. Yeşaya 27:13 ayetinde İsrail’in “Rabbe kutsal dağında” tapınmak için geri dönmesi gerektiğini gördük. Bunu ancak Rab İsa’yı Mesih yani Mesih’leri olarak kabul ettikleri zaman yapabilirler. Ama ne yazık ki şimdi bunu yapmak için daha hazır değiller, bu neden ile şu anda gümüş borazanın o tatlı notalarının çok yakında çıkartacakları sesi şu anda çıkartmadıklarını bilebiliyoruz. Bu notaların sesi belki de Sina dağındaki borazanın sesi gibi “uzun süreli ve giderek artan bir tonda” olacaklar.

Ama notaların yankıları, bize gümüş borazanın yakında çalınacağını” bildirerek uzaktan bile duyulabiliyorlar ise o zaman sevinelim ve başlarımızı yukarı kaldıralım ve bir başka borazanın sesini duymayı daha çok özleyerek dinleyelim; bu borazan çok keskin ve kısa bir ses çıkaracağa benzer, -“Son borazan çalınınca, bir anda, göz açıp kapayana dek!” (1.Korintliler 15:52)

Hayır, biz kilise olarak İsrail’in ülkesine geri çağırılmasını bekliyoruz ama çağıran borazan değildir; Rab İsa’nın kendisi onu ülkesine geri çağırır, çünkü “Rabbin kendisi, bir emir çağrısı ve baş meleğin seslenmesi ile, Tanrının borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek. Sonra biz hayatta olanlar, yaşamakta olanlar onlar ile birlikte Rabbi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab ile birlikte olacağız. “ (1.Selanikliler 4:16,17) Ve tekrar, “İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz. Son borazan çalındığı zaman, hepimiz bir anda, göz açıp kapayana kadar değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek ve biz de değiştirileceğiz.” (1.Korintliler 15:51,52)

O gün kilise için ne kadar büyük bir sevinç, mutluluk ve dinlenme günü olacak! Ondan sonra sonsuza kadar Rab ile birlikte olacağız. O’nun gibi olacağız çünkü O’nu olduğu gibi göreceğiz. “Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz.” (1.Korintliler 13:12)Ve daha önce uyumuş olan sevdiklerimiz ilk önce dirilecek ve hepimiz şimdi bilindiğimiz gibi bileceğiz ve sevdiklerimiz ile hep birlikte olacağız.

Ama o gün yalnızca bir sevinç, mutluluk ve dinlenme günü olmak ile kalmayacak; Rab, bizi özellikle o günde “köle gibi çalışmamamız” konusunda uyarır. Bu öğretiş, o günü görebilmek ya da o borazanın sesini duyabilmek, ‘ancak uyanık kalmak ve galip gelmek için yalnızca kendi çabalarımıza güvenirsek mümkün olur’ diyen öğretişten ne kadar farklıdır! Böyle bir öğretiş yayan sahte öğretmenler Tanrının lütfunu (hak etmediğimiz iyiliğini) ya da gümüş borazanın notalarında duyurulan kurtuluşun değerini çok az bilirler. Kendilerini o güne hazırlamak için uyguladıkları kendi çaba ya da işlerinin ne kadar değersiz ya da tiksindirici olduğunun farkında değildirler. Hayır, Tanrı burada, yeryüzünde kendimizi pak kılma çabalarımız için gerek duyduğumuz motif olarak önümüze, ‘o gün geride bırakılacağımız gibi bir korkuyu’ değil, O’nu görmenin kutlu umudunu ve O’na benzemeyi koymuştur,- Mesih’te, O’nu olduğu gibi görme umuduna sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar.” (1.Yuhanna 3:3)

Boru Çalma bayramını, 22.ayette tanımlanan hasat izler. Yeşaya 27:12 ayetinde çok ilginç bir bölüm vardır: “Ey İsrailoğulları! O gün Rab gürül gürül akan Fırat ile Mısır vadisi arasında harman döver gibi, sizi birer birer toplayacak. Evet, o gün büyük bir boru çalınacak. Asur’da yitenler ile Mısır’a sürgün edilenler gelip kutsal dağda Yeruşalim’de Rabbe tapınacaklar.” “Harman döver gibi” ifadesi bize Levililer 23:22 ayetini hatırlatır ve bunu hemen bize Borazanlar bayramından söz eden “yüce borazan” izler. Biz, Rabbin kilisesi için gelişine örnek verilenin hasat olduğuna inanırız. Ama bu bayramın gümüş borazanları, kiliseyi sonsuza kadar Rab ile beraber olması için çağıran borazanı aklımıza getirirler. Ve bu gümüş borazanların Rabbin Borazan’ı ile bağlantılı oldukları aşikardır. Boru Çalma bayramı, ayın ilk gününde olur idi; bu zaman ayın en koyu ve en küçük olduğu zaman idi. Çin’de biz, ayın bu görünümüne “Siyah Ay” deriz. Bu olay bize belki de şunu hatırlatır: “Ama kötüler ve sahtekarlar, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar.” (2.Timoteos 3:13) Vahiy 2 ve 3. bölümlerdeki kiliseler gibi onlar da Laodikye kilisesi sonunda Mesih’in ağzından kusulana kadar yavaş yavaş kötüleşirler. Sabah yıldızı, gecenin en koyu anında yani tam şafak sökmeden önce ortaya çıkar. Kardeşler, bu neden ile görüyoruz ki, ağzı ile iman ikrarında bulunan kilise giderek dünyaya daha çok benzer iken yani, kötüleşir iken, daha karanlık ve daha soğuk hale gelir iken bizler başlarımızı yukarı kaldıralım ve Sabah Yıldızını daha gayretli bir şekilde bekleyelim ve Borazanın sesini duymayı daha çok isteyelim.

Rab her zaman gelişinin yakın olduğunu açıklar. “Gelecek olan pek yakında gelecek ve gecikmeyecek.” (İbraniler 10:37) Yüreklerimizde, -hatta düşüncelerimizin en nazik yerinde- “Rabbim gelişini geciktiriyor” gibi bir ifadenin yer almasına asla izin vermeyelim. Rabbin, kilisesine söylediği kendi sözleri, bize O’nun ne zaman geri geleceğini bildirirler – “Tez geleceğim kesindir.” Bu şekilde O’nu her zaman, her gün ve her saat bekleyebiliriz ve yüreklerimiz daima şu sözleri haykırır: “Amin. Gel, ya Rab İsa!”


“O’nu sevenlerin hepsi, O gelene kadar, yukarı baksın.
Yeryüzünde iken, göğe ayrılmadan önce kutsallarına söylediği teşvik sözlerini işitin:
“Kesinlikle tez geleceğim!” Gel, Rab İsa, gel, amin!”