Yaratılış 26

Bu bölümün ilk ayeti kendisini Yaratılış 12.bölümdeki bir ayete bağlar. “İbrahim’in yaşadığı dönemdeki kıtlıktan başka ülkede bir kıtlık daha oldu.” Yaratılış 26:1. Tanrı halkının karşılaştıkları denemeler konuları açısından birbirlerine pek çok benzerler. Ve her zaman yüreğin “her” şeyini nasıl Tanrı’da bulduğunu göstermeye eğilimlidirler. Bu konu zor bir konudur – ender elde edilen bir durumdur. Dünyadaki değerlerden ve insanlardan tamamen bağımsız olarak Tanrı ile tatlı bir paydaşlık içinde yürümek ne hoştur. Sağımızda ve solumuzda bulunan Mısırlılar ve Gerarlılar bize doğru yoldan geri dönmemiz ya da gerçek ve yaşayan Tanrının hizmetkarları olarak Mesih’teki konumumuzu bize unutturmak için büyük ayartmalar sunarlar.

“Ve İshak Gerar’a, Filist kralı Avimelek’in yanına gitti. Mısır ve Gerar arasında büyük bir farklılık göze çarpar. Mısır, dünyanın doğal kaynaklarını ve onların Tanrıdan bağımsız oluşlarının ifadesidir. “Benim nehrim bana aittir.” Bu sözler Yehova’yı tanımayan ve ihtiyaçlarının tedariki ya da sahip olduğu emanetlerin kaynağı olarak O’na bakmayı düşünmeyen bir Mısırlının sözleridir. Gerar Kenan diyarına coğrafi açıdan daha yakın idi, Mısır ise Gerar’a kıyasla Kenan diyarından daha uzak bir konumda yer alıyor idi. Ve bu nokta mecazi açıdan Tanrıdan uzak olan bir canın durumunu ifade etmektedir. Yaratılış 10.bölüm 9.ayette Gerar’ın bulunduğu yer ile ilgili olarak şu bilgi yer alır: “Kenan sınırı Sayda’dan, Gerar, Gazze, Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim’e doğru Laşa’ya kadar uzanıyor idi.” Bize verilen bilgi “Gerar’dan Yeruşalim’e kadar olan mesafenin üç günlük” yol olduğu bilgisi verilir. Bu nedenle Mısır ile kıyaslandığı zaman, Gerar’ın konumu daha ilerdedir. Ama yine de bu konumu itibarı ile de çok tehlikeli etkilerin var olduğu sınırlar içinde yer alıyor idi. İbrahim’in başı Gerar’da derde girmiş idi ve bu bölümde İshak için de aynı durum aynı şekilde söz konusu olur. İbrahim karısını inkar etti, bu bölümde İshak’ın da karısını inkar ettiğini görüyoruz. Bu durum oldukça garip ve ciddidir. Hem babanın hem de oğulun aynı hataya aynı yerde düşmeleri bize çok açık bir şekilde o yerin etkisinin kötü olduğunu göstermektedir.

Eğer İshak Gerar kralı Avimelek’e gitmemiş olsa idi o zaman karısını inkar etmek gibi bir gereklilik duymak zorunda kalmayacak idi. Ama doğru tutum çizgisinden küçücük bir ayrılık bile ruhsal zayıflığa neden olur. Petrus Efendisini inkar ettiği zaman baş kahinin avlusundaki ateşin yanında duruyor ve ısınıyor idi. Şimdi İshak’ın Gerar’da gerçekten mutlu olmadığını açıkça görüyoruz. Rabbin İshak’a “Gerar’da bir süre kal’ dediği doğrudur. Ama Rab halkına ne kadar sıklıkta bu şekilde yön verir? Tanrı halkının içinde bulunduğu ahlaki konumu bilmektedir. Ve onlarda bu konular ile ilgili doğruların bilinmesi için duygular uyandırır. Tanrı, Çölde Sayım kitabının 13.bölümünde Musa’yı Kenan diyarını araştırmaları için adamlar göndermek üzere yönlendirdi, ama eğer bu adamlar düşük bir moral konumunda olmasalar idi böyle bir adımın atılması gerekli olmayacak idi. Tanrının vaadi önümüzde olmasına rağmen imanın “araştırma yapmaya” ihtiyaç duymadığını çok iyi biliriz. Tanrı yine bir defasında da Musa’yı yaptığı görevde kendisine yardım etmek üzere yetmiş ileri gelen kişi seçmesi için yönlendirmiş idi. Ama eğer Musa bu konumun saygınlığına ve bereketine tam olarak girmiş olsa idi bu tür bir yönlendirme almasına gerek kalmayacak idi. 1.Samuel 8.bölümde halk kendisi için bir insan kral istedi. Oysa bir krala ihtiyaçları olmaması gerekiyor idi. Bu yüzden bizim her zaman bir bireye ya da bir halka bir yön verildiği zaman bu yön hakkında herhangi bir doğru düşünce oluşturmadan önce o birey ya da halkın durumunu gözden geçirmemiz gerekir.

Ama yine de eğer İshak’ın Gerar’daki konumu hatalı bile olsa ayette okuduklarımız şunlardır: “İshak o ülkede ekin ekti ve o yol ektiğinin yüz katını biçti. Rab onu kutsamıştı. Yaratılış 26:12. Yine de ekleyelim, bir kişinin varlıklı koşullar içinde bulunması nedeni ile o kişi hakkında asla doğru bir kanaat edinemeyiz. Rabbin bereketi ve Rabbin varlığı arasında büyük bir farklılık olduğuna daha önce de değinmiş idik. Pek çok kişi Rabbin varlığına sahip olmadan Rabbin bereketine sahiptir. Ve ayrıca yürek birini diğerinin önüne koyarak – bereketi varlığın önüne koymaya eğilimlidir – hata yapma konusunda eğilimlidir. Ya da en azından birinin diğerine eşlik etmesi gerektiğini düşünürler. Bu, büyük bir hatadır. Tanrının varlığına sahip olmayan ya da bunu arzu etmeyen kaç kişiyi Tanrının bereketleri ile kuşatılmış olarak görürüz? Bu noktayı anlamak çok önemlidir. Bir kişi, “büyüyebilir ve ilerleyebilir ve sürülere, çobanlara ve daha başka pek çok hizmetkara sahip olarak çok varlıklı ve yüksek bir konuma gelebilir ama buna rağmen Rabbin kendisi ile birlikte olmasından kaynaklanan o engel tanımayan ve tam olan sevince sahip değildir. Koyun ve hayvan sürüleri Rab değildirler. Onlar Filistlilerin İshak’a imrenmelerine neden olacak dünyasal değerlerdir. Ama Rabbin İshak’taki varlığından dolayı İshak’a hiç bir zaman imrenmezler. İshak Tanrı ile paydaşlığın en tatlısını ve en zenginini yaşayarak bunun tadını çıkartıyor olabilir. Ve Filistliler bu konunun ne olduğu hakkında en ufak bir fikre sahip değildirler. Neden mi? Nedeni basit, çünkü böyle bir gerçekliği anlayacak ya da takdir edecek bir yüreğe sahip değildirler. Koyun ve hayvan sürüleri ve hizmetkarlar ve su kuyuları! İşte Filistlilerin takdir edecekleri şeyler bunlardır. Ancak tanrısal varlığı takdir edemezler.

Ama yine de her şeye rağmen İshak belli bir süre Filistliler arasında kendisine bir yer edindi. Ve Rehovot adlı kuyudan ayrılarak Beer-Şeva’ya gitti. “Ve Rab o gece İshak’a görünerek, ‘Seninle birlikteyim. Seni kutsayacak ve kulum İbrahim’in hatırı için soyunu çoğaltacağım.” Yaratılış 26:24. Burada dikkat etmemiz gereken nokta konunun yalnızca Rabbin bereketi değil, Rabbin Kendisinin olması idi. Ve neden böyle idi? Çünkü İshak Filistlilerden ayrılmış ve onların kıskançlıklarını, çekişmelerini ve kavgalarını arkasında bırakmış idi. Artık Beer-Şeva’da idi. Rab hizmetkarına Kendisini burada gösterebilir idi. Rabbin özgür eli İshak’ı o Gerar’da kalır iken izleyebilir idi. Ama İshak orada Rabbin varlığından zevk alamaz idi. Rabbin varlığından zevk alabilmemiz için O’nun bulunduğu yerde olmamız gerekir ve Rabbin tanrısaymaz bir dünyanın çekişme ve kavgalarının ortasında bulunmayacağı kesindir. Ve bu yüzden Tanrının çocuğu bu tür şeylerden ne kadar çabuk uzaklaşır ise kendisi için o kadar iyi olur. Ve İshak böyle bir yer buldu. Filistlilerin arasında kaldığı zaman onlara herhangi bir şekilde hizmet ettiği zaman ruhunda huzura sahip olmadığı kesin idi. Bu dünyanın insanlarının kuruluşlarında ve yollarında kendimizi onlar ile birleştirerek onlara hizmet ettiğimizi düşünmek çok rastlanan bir hatadır. Onlara hizmet etmenin gerçek yolu Tanrı ile paydaşlığın gücü sayesinde onlardan uzak durmak ve böylece onlara daha üstün bir yolun var olduğuna dair örnek teşkil etmektir.

İshak’ın canındaki ilerlemeye ve bunun yürüdüğü yoldaki moral etkisine dikkat edin. “İshak oradan gitti.” Rab İshak’a göründü. Ve İshak “bir sunak inşa etti”, Rabbin adını çağırdı, çadırını kurdu ve İshak’ın hizmetkarları bir kuyu kazdılar. Burada bereketin en ilerlemiş halini görüyoruz. İshak doğru yönde bir adım attığı anda gücü de giderek arttı. İshak Tanrının sevincinden içeri girdi. Gerçek tapınmanın tadına vardı ve Filistliler orada olmadıkları için engel olamadıkları bir kuyu kazdı ve kuyudan su çıktı; İshak bu nedenle huzur ve esenlik dolu bir tazelenme yaşadı.

Bunlar İshak’ın kendisi ile ilgili olan bereketli koşullar idi. Ve şimdi bu bereketin diğer kişiler üzerine yansıyan etkisini gözden geçirelim. “Avimelek danışmanı Ahuzzat ve ordusunun komutanı fikol ile birlikte Gerar’dan İshak’ın yanına gitti. İshak onlara, ‘Neden yanıma geldiniz?’ dedi. ‘Benden nefret ediyorsunuz ve üstelik beni ülkenizden kovdunuz..’ ‘Açıkça gördük ki, Rab seninle’ diye yanıtladılar. ‘Onun için aramızda ant olsun: biz nasıl sana dokunmadık ise ve hep iyi davranarak seni esenlik içinde gönderdik ise sen de bize kötülük etme. Bu konuda anlaşalım. Sen şimdi Rabbin kutsadığı bir adamsın.” Yaratılış 26: 28,29. Dünya insanlarının yürek ve vicdanlarında hareket etmek için doğru olan yol kararlı bir şekilde onlardan ayrı durmak ve onlara karşı mükemmel lütuf ile davranmaktır. İshak Gerar’da kalmaya devam ettiği sürece çatışma ve kavgadan başka bir şey olmadı; İshak kendisine yalnızca üzüntü biçiyor ve çevresindeki kişiler üzerinde etki yaratamıyor idi. Ama bunun aksine davranarak onlardan uzaklaştığı anda onların yüreklerine dokunuldu ve İshak’ı izlediler ve onunla bir ant içmeyi arzu ettiler. Bu olay çok eğitici bilgi verir. Burada açıklanan ilke sürekli olarak Tanrı çocuklarının öyküsünde örnek olarak gösterilir. Yüreğin her zaman öncelikle anlaması gereken ilk nokta Tanrının önünde Mesih’in doğruluğuna sahip olarak durduğumuzdur, yalnızca doğruluk konumunda değil ama aynı zamanda oğulun ahlak konumuna da sahibizdir. Mesih’te doğru kişiler olarak Tanrı ile barıştığımız zaman insanlara sağlığa yararlı bir şekilde davranmayı bekleyebiliriz. İshak Beer-Şeva’ya gittiği ve tapınan bir imanlı olarak yerini aldığı anda kendi canı tazelendi ve Tanrı tarafından diğer insanlar üzerinde hareket etmesi için kullanıldı. Alçak bir konumda devam ettiğimiz sürece kendimizden bereket çalmış olur ve tanıklık ve hizmetimizde tamamen başarısız oluruz.

Ve genellikle yaptığımız gibi – “daha iyi bir şeyi nerede bulabilirim?” – yanlış bir konumda iken araştırmaktan vazgeçmememiz gerekir. Tanrının buyruğu, “Kötülük etmekten vazgeçin” dir. Ve biz bu kutsal buyruğa göre hareket ettiğimiz zaman bir diğer buyruk ile yani, “iyilik yapmayı öğren” buyruğu ile donanırız. “Ey sen uyuyan, uyan! Ve ölüler arasından diril!” (ek ton nekron, ἐκ τῶν νεκρῶν) Ve sonra ne olacak? “Mesih sana ışık verecek.” Efesliler 5:14.

Sevgili ve değerli okuyucum, eğer yanlış olduğunu bildiğiniz bir şeyi yapıyor iseniz ya da herhangi bir konuda ayetler ile uyuşmayan bir durumda iseniz Rabbin sözüne kulak verin: “Kötülük yapmaktan vazgeçin.” Ve emin olun, siz bu söze itaat ile boyun eğdiğiniz zaman, yürüyeceğiniz yol hakkında bilgisiz bırakılmayacaksınız. Bizi şu sözleri söylemeye yönlendiren yalnızca imansızlıktır: “Daha iyi bir şey buluncaya kadar kötülük yapmaktan vazgeçemiyorum.” Rab bize tek bir görüş ve yumuşak huylu bir ruh ihsan etsin.