BWhite Storks in Ancient Ephesus
White Storks in Ancient Ephesus

Bölüm 10

ÇOBAN VE KOYUNLAR

Rabbin İsrail’in arasındaki hizmetinin iki yönlü bir etkisi vardı. Birinci etki ulusu denedi ve ahlak durumunun Tanrıya düşmanlık ve ruhsal körlük olduğunu kanıtladı. İkinci etki ise, Rabbin hizmeti ulusun içindeki tanrısal bir bakiyeye ışık getirmek içindi. “O’na ait koyunlar” – O, bu koyunları kendisine bağladı ve onları herkesin gözü önünde suçlu bir ulustan ayırdı.

Rabbin hizmetinin ilk etkisi sonraki bölümlerde gelişerek kendisini gösterir. Beşinci bölümde Yahudilerin önünde Oğul olarak Kişiliğinin görkemi beyan edilmiştir. Altıncı bölümde beden alışı ve ölümü dünyanın ihtiyacını karşılayabilecek olan tek sağlayış olarak sunulur. Yedinci bölümde Rabbin hizmeti O’nun yücelikte bir insan olarak yeni konumunu ve bunu izleyen olay olarak Kutsal Ruhun gelişini beklemektedir. Sekizinci ve dokuzuncu bölümlerde ulusun bu bilgileri reddetmesi yüzünden kendi felaketini nasıl mühürlediğini öğreniriz. Yahudiler O’nun hem sözlerinin ( Yuhanna 8) tanıklığını hem de işlerinin (Yuhanna 9) tanıklığını reddederler. Üstündeki sorumluluğu yerine getirme konusunda tamamen başarısızlığa uğrayan ulus yargıya uğrama üzere kendi karanlığına terk edilir.

İnsanın sorumsuzluk konusundaki başarısızlığı Tanrı için insanın tüm günah ve başarısızlığına rağmen Kendi egemenliğini göstermesi için bir fırsat haline dönüşür. Tanrının egemenliği insanların bereketi ve Kendisinin sevgi amaçlarını yerine getirmesi için işlemektedir.

Böylece çok önemli olan bu onuncu bölümde bize Rabbin gerçek konumunu ve Yahudi ulusu içinde yaptığı işleri görmemiz için izin verilir; Tanrı koyunları için yeni bereketler amaçlamıştır. O, krallığı yeniden restore etmek amacı ile gelmemiş idi çünkü bin yıllık döneme ait bereketin zamanı henüz gelmemiş idi. Rab İsa kendi koyunlarını kendisine çekmek ve onları Yahudi sürüsünden dışarı çıkartmak ve Hristiyan sürüsünün yeni bereketlerine götürmek için gelmiş idi.

Koyunların Gerçek Çobanı Tanrının Belirlediği Şekilde Gelir

Bölümün ilk beş ayetinde bölümdeki önemli gerçekler alegorik bir şekilde sunulurlar; bir çobanın ve onun koyunlarının örneğini kullanmak aracılığı ile meydana gelen tarihi değişimleri ortaya koyar.  Tanrının halkına yön verip rehberlik edeceğini söyleyen Mesih’in gelişinden önce yalnızca kendilerini yüceltmek için “pek çok kişiyi ardı sıra çeken” Celileli Yahuda gibi kişiler ortaya çıkmışlar idi. (elçilerin İşleri 5:36-37) Bu tür kişiler Tanrıdan herhangi bir yetki almamışlar idi ve Tanrının belirlemiş olduğu kapı aracılığı ile içeri girmemişler idi. (ayet 1) Kapıdan değil başka bir yoldan giren hırsız gibi ağıla girmiş ve sürüden yararlanarak kendilerini zengin etmişler idi.

“Koyunların Çoban”ı olan Mesih ise bu tür kişilerin aksine Tanrı tarafından belirlenen yol aracılığı ile İsrail ulusunun tam ortasına gelmiş idi. Vaatlerin ve peygamberlik sözlerinin önceden bildirdiğine göre gerçek Mesih, kadının soyundan gelecek, Bakirenin oğlu olacak, Beytlehem Efrata’dan çıkacak ve “kökeni öncesizliğe ve zamanın başlangıcına dayanacaktı; O, kudretli Tanrı idi. O’nun ilk gelişine ait bu ve bunun gibi peygamberlik sözleri Mesih’te tam olarak yerine gelmişler idi. Ve O’nun Tanrının belirlemiş olduğu kapı aracılığı ile giren İsrail’in tanrısal ve kutsal Çobanı olduğuna dair kanıtlar idi.

“Kapıyı bekleyen [kapıcı] ona kapıyı açar (ayet 3). Tanrının üstünlüğü her koşul üzerinde egemen oldu. Ve Kutsal Ruh yüreklerde çalıştı öyle ki düşmanlığa ve ön yargılara rağmen Çoban koyunlarının yanına girebildi.

Sonra Çoban’ın İsrail’in ortasında dört görünümlü işi hakkında bilgi ediniriz: İlki, önce koyunlarının kulaklarına erişecek ve yüreklerine dokunacak bir tanıklıkta bulunur ve sonra ikinci olarak Rab koyunlarını kendisine çağırır iken onları adları ile seslenerek çağırır. Üçüncüsü ise onları Yahudi sürüsünden dışarı çıkartır ve son olarak “kendi koyunlarını” ağıldan çıkarttıktan sonra Çobanları olarak onların önünden gider ve sürüsü de O’nu izler.

Bu müjdede Rabbin attığı adımları izlerken ne kadar çok bereketleniriz ve O’nun bu hizmeti yerine getirdiğini görürüz. Birbirini izleyen okuduğumuz her öyküde – Bethabara, Celile, Samiriye, Yahudiye, Sihar’daki su kuyusu ve Beytsayda havuzu- Rabbin koyunların kulağına ulaşan bir tanıklıkta bulunduğunu duyarız. Ve yine pek çok kişinin adları ile çağrıldıklarını işitiriz: Andreas ve Simun, Filipus ve Natanyel ve Nikodemus adlı kişiler tek tek karşımıza çıkarlar. Eğitimsiz balıkçılar, eğitimli Ferisiler, fahişe kadınlar, soylu kişiler ve dilenciler, hepsi ihtiyaçlarının karşılanması ve çürümüş Yahudi sisteminden dışarı çıkartılmak üzere Çoban’a çekilirler.

Yahudi Sürüsü Hristiyan Sürüsüne Karşı

Çoban kendi koyunlarını ağıldan çıkarttıktan sonra “onları dışarı götürür ve onların önünden gider ve koyunları O’nu izlerler” (ayet 4, JND) ve Çoban onların tüm ihtiyaçlarını karşılar. Koyunlar bir ağılda çevrelerindeki duvarlar tarafından bir arada tutulurlar ama bir sürü halinde iken Çobanlarının bakımı ve özeni tarafından bir arada tutulurlar. Sürünün bereketi, rehberliği ve korunması tamamen Çoban’a bağlıdır. Yiyeceğe mi ihtiyaçları vardır? Çoban onları yeşil ve verimli otlaklara götürmek için yanlarındadır. Düşman ile mi karşılaşmışlardır? Çoban sürünün önünde koyunlarını korumak üzere hazır beklemektedir. Koyunların zorlu ve tehlikeli bir yoldan mı geçmeleri gerekmektedir? Çoban bu yolda onlara rehberlik etmek için önden gitmektedir.

Ayrıca bir sürüde, koyunlar çobanı izlerler çünkü onun sesini tanırlar. Eğer bir yabancı koyunları çobanın yanından çekmek isteyecek olur ise yabancının yanına gitmeye razı olmazlar ve kaçarlar ama çobandan değil yabancıdan kaçarlar. Yabancıdan kaçmalarının nedeni onun sesini tanımamaları değil ama yabancıların sesini tanımadıkları içindir.

Buradaki benzetme Tanrının düşüncesine göre olan imanlı konumunu ne kadar da mükemmel bir şekilde ortaya koyar! Ve önümüze bir imanlılar birliği – Mesih’in kendi koyunları – koyar; bu imanlılar sonsuza kadar Mesih’e aittirler. Ve Çoban koyunları ile çok yakından ilgilenir, onları dünyanın din sisteminden dışarı çıkartarak uzaklaştırır. İmanlılar dışardaki bu yerde O’nun rehberliği altında tam olarak görülürler. Öyle ki Mesih onları çölden farksız bir dünyada koruyabilsin, tüm ihtiyaçlarını sağlayabilsin ve her kötülüğe karşı onlar için bir sığınak olabilsin. Koyunlar Çoban’ın sesini tanırlar ve O’na olan bağımlılıklarının farkındadırlar. Zayıflık ve güçsüzlüklerinin bilincinde olan koyunlar yabancıdan kaçarlar: kaçmaları için yabancının sesini tanımıyor olmaları yeterlidir.

Ama ne yazık! Hristiyanlığın neresinde böyle mükemmel bir örneğin uygulandığını görebiliriz? Göz ile görülmeyen bir öndere tamamen bağımlı olmak sürekli bir iman uygulaması ve sevgiye güveni gerektirir. O zaman yalnızca ağızları ile iman ikrarında bulunabilen büyük bir kitle imandan ve sevgiden yoksun olarak reddedilmiş ve göz ile görünmeyen bir Mesih ile dışardaki bu aşağılanma yerini kabul edebilir? Çobanın sesini tanımadıkları için yabancıların seslerine kolayca kanan ve tuzağa düşen avlar olmuşlardır. Böylece Hristiyanlığın bir kez daha Yahudiliğe özgü birden fazla sürüler bina ettiklerini görmekteyiz; insanlar bu sürülerin içinde iman ikrarları ve insanlar tarafından atanmış olan önerler tarafından bir arada tutulurlar ve koyunların tek Çobanı olan Mesih’ten uzak bırakılırlar.

Yine de her şeye rağmen örnek tüm güzelliği içinde Tanrının halkı için standardın ne olduğunu gözlerimizin önünde tutarlar. Hristiyanlığın çürümüşlüğüne rağmen imanlı hala şu ayrıcalığa sahiptir; Mesih’in sevgisinin ve Söz’e itaatin ardından gitmek; “öyle ise biz de O’nun uğradığı aşağılanmaya katlanarak ordugahtan dışarı çıkıp O’nun yanına gidelim.” (İbraniler 13:13)

Bu benzetme ile kendilerine hitap edilen kişilerin hiç biri bu konuları anlamadılar (ayet 6). Çürümüş Yahudilik sistemindeki kitlede olduğu gibi bu gün de hala çürümüş Hristiyanlık sisteminde bulunan pek çok kişi için durum aynıdır. Aşağılanmaya katlanan ve ordugahın dışında bulunan Mesih’i izlemek doğal insan tarafından anlaşılması imkansız bir durumdur ve gerçek imanlının dışında bir kişi için bedeli katlanamaz ağırlıktadır.

Koyunların Kapısı Mesih

İnsanlar O’nun sözlerini anlamayabilirler ama bu konuda özürleri yoktur çünkü Rab benzetmesini açıklamaya devam eder ve O’nu izleyen kişilerin sahip olacakları bereketlerden söz eder (ayet 7). Koyunların kapısı şimdi Mesih olmuştur. İnsanlar tarafından bozulmuş olmasına rağmen Yahudi sürüsü Tanrı tarafından oluşturulmuş ve kutsanmıştı. O zaman koyunların, Tanrının kendisi bir kurtuluş yolu açmadığı sürece yargıya uğramış bir ulusu terk etmeye ne hakları vardı? Mesih, Tanrının kapısıydı ve Çobanı izleyen koyunlar hiç korkmadan ulusun dışında yer alabilirlerdi. Aynı şekilde bu gün de imanlılar insanlar tarafından oluşturulan her Yahudi ordugahı benzerinin dışına çıkarak Çobanı güvenlik içinde izleyebilirler.

Bazı kişiler kendilerini İsrail’in önderleri ve şifacıları olarak sunmuşlar idi; hatta bu gün bile pek çok aldatıcı ve sahte peygamberler çok sık ortaya çıkar ve Tanrı halkına Hristiyanlığın karışık zihniyeti aracılığı ile rehberlik etmek için ağızları ile iman ikrarında bulunurlar. Bu tür kişilerin Tanrıdan aldıkları bir yetki yoktur ve yalnızca kendi çıkarları için kendi ilgi alanlarında hizmet verirler. Yalnızca ağzı ile iman ikrarında bulunan kişi ve dikkatsiz imanlı bu tür kişiler tarafından ele geçirilebilir, ama Çobanın sesini dinleyen kişiler bu aldatıcı kişilerin seslerine kulak asmayacaklardır.

Koyunlar İçin Bereketler

Ayrıca, Mesih, çürümüş olandan kaçmak için yalnızca bir kapı değildir; O aynı zamanda Tanrının koyunlar için amaçlamış olduğu berekete de götüren kapıdır. 9-10.ayetlerde Rab benzetmesindeki öğretişin ötesine geçer; amacı koyunlarını götürmekte olduğu güzel bereketleri çoğalttığını ifade etmektir. Bu bereketler Yahudi sürüsünden almış olduğu kendi koyunları ile sınırlı kalmayacaktır; bu yüzden “tüm insanların” bu berekete davetli olduklarını okuruz.

Mesih’in koyunları için garanti ettiği en büyük bereket kurtuluştur. Bu kurtuluş davetinin herkese açık olması, kurtuluşun öncelikle canın kurtuluşu ve günahlardan kurtuluş ve her günahkarın ihtiyacı olan yargıdan kurtuluş anlamına geldiği ifade edilir. Yine de daha geniş anlamda Mesih’in önderliği altındaki sürü çöl yolculuğu sırasında her düşman güçten kurtarılacaktır.

Bir ikinci bereket ise Çobanın yönetimi altındaki koyunlara özgürlük verilmesidir. Koyunlar “içeri girecekler ve dışarı çıkacaklardır.” Yahudi sürüsü Tanrının huzuruna hemen çıkan koyunların dışındadır ve onlara diğer uluslara gitmeleri yasaklanmıştır. Mesih’in yönetimi altındaki Hristiyan sürüsü tapınmada Tanrının huzuruna girme özgürlüğüne ve ayrıcalığına sahiptir ve Tanrı lütfuna dair iyi haber ile dünyanın her tarafına gidebilir.

Mesih’in yönetimi altındaki sürü ile bağlantısı olan bir üçüncü bereket, otlak bulmaktır. Yahudi sürüsü, en iyi durumunda bile tehlikelerden korunma açısından yeterli bir yerde değil idi. Ama Hristiyan sürüsü düşman ve tehlikeden gerçekten korunur ama bunun da ötesinde otlağa yani ruhsal yiyeceğe sahip olduğu bir yerdedir.

Son olarak tüm bu bereketler koyunların yaşamdan keyif almalarını sağlar, öyle ki Tanrısal Kişiler ile paylaşılan bir yaşam sevincin tam olmasını sağlar (1.Yuhanna 1:4). Bol yaşam gerçekten de doğal yaşam ile kıyaslanamaz; doğal yaşam en iyi hali ile bile kusurludur ve sevinçten yoksundur (Yuhanna 2:3).

Tüm bu bereketler için gelmiş olan Çoban en büyük güvencedir. O, asla çalıp öldürmek ve yok etmek için gelmemiştir; tam aksine insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye gelmiştir. Koyunlar Çobanın bakımına boyun eğdikleri ve O’nu izledikleri zaman Çobanın sağladığı bereketlerin tadını çıkartabilirler. Mesih’in verdiği her bereket diri olarak O’nda görünür ve yalnızca O’nun ile birlikte keyfi çıkartılır.

Müjdenin devamında Çobanın 3:17 ve 4:42 ayetlerinde koyunlara nasıl kurtuluş getirdiğini görürüz. Çoban 8:33-36 ayetlerinde onları özgürlüğe götürür ve sonra da 13-18 bölümlerinde yer alan zengin ruhsal yiyecek sağlar. Daha sonra, Yuhanna’nın mektubunda koyunların Çobanının verdiği bol yaşam ile ilgili çok geniş bir açıklama okuruz.

Böylece bölümün ilk kısmında Çoban ile ilgili şu net sunum dikkatimizi çekmektedir: koyunların Çobanı, koyunlarını dünyanın din sisteminden tamamen uzağa götürür öyle ki yalnızca Çobanın bakımı ve yönlendirmesi altında olsunlar ve böylece O’nun koyunları için garantilemiş olduğu tüm berekete kavuşabilsinler.

Koyunları için Canını veren İyi Çoban Mesih’e karşı Ücretli Adam

11-13 ayetlerinde Mesih’in yalnızca Çoban olmadığını ama aynı zamanda “İyi Çoban” olduğunu öğreniriz çünkü O koyunları uğruna yaşamını feda edip kanını dökecek kadar büyük bir sevgi ve yüce bir adanmışlık sergiler. Ücretli adam bir ölçüde koyunlara hizmet edebilir ama yine de bunu yapmasının nedeni alacağı ücrettir. Bu yüzden buradaki niyet koyunlara değil benliğe hizmettir. Ücretli adam kurt geldiği zaman koyunlar için yaşamını feda etmek yerine yalnızca kendi güvenliğini düşünür ve kaçar. Koyunların dağılıp kaçışmalarına aldırmaz ve onları terk eder. Özetle, ücretli adam “koyunları kayırmaz”. Ne yazık ki, Hristiyanlık iyi Çobanı terk edeli çok olmuştur ve Tanrı hizmetinden ticaret yapan ücretli adam düzenine göre işleyen önderler atamıştır. Kurdun koyunları dağıtarak onlara böylesine büyük bir zarar vermesine şaşırmamak gerekir. Sürüye düşmanlık edecek olan üç farklı kötülük karakterini –hırsız, ücretli adam ve kurt -ortaya koymak için Rabbimiz tarafından üç örnek kullanıldığına dikkat etmemizde yarar vardır. Hırsız, Hristiyanlık için ölümcül olan ve bu neden ile can için yıkıcı olan şeyi takdim ederek gerçeğin sürüsünü soyan herhangi bir kişi ya da sahte sistemi temsil eder. Uniteryanizm, Hristiyan Bilim, Spiritualizm,  Yehova Şahitleri ve hırsızın karakterine sahip olan diğer başka pek çok akım Şeytanın sistemleridir.

Ücretli adamın Hristiyanlık için yıkıcı olanı ortaya koyması gerekmez. Ama çobanlık hizmeti vermesi için bir kişiyi kiralamak yanlış bir ilkedir çünkü o koyunlara gerçek bir hizmet veremez; bu yüzden ilk düşüncesi koyunlar değil de kendisi olan kişilere bu tür bir hizmet kapısı açmak doğru olmaz. Çünkü onlar bir zorluk ortaya çıktığı zaman yalnızca kendi çıkar ve yararlarını düşünürler ve koyunların en çok ilgiye ihtiyaçları olduğu bir anda onları terk eder ve kaçıp giderler.

Uyanık olalım, Tanrı halkı arasında zorluklar çıktığı zaman ücretli adamın hizmet ilkesine göre hareket ettiğimiz zaman yalnızca kendi güvenlik ve rahatlığımızı düşünür ve sıkıntı ve tehlikeye maruz kalan koyunları terk ederiz. Ve sonunda kurt sürünün içine dalar ve koyunları dağıtır.

İyi Çoban ise ücretli adamın aksine koyunlarını kayırır (ayetler 14-15). O, koyunları hakkında mükemmel bilgiye sahiptir. Onların zayıflıklarını, bilgisizliklerini, sürüden ayrılmaya olan eğilimlerini ve diğer pek çok ihtiyaçlarının tümünü bilir. Ve onları tanıdığı için öylesine çok sever ki bu sevgisi O’nun koyunları için canını feda etmesine neden olmuştur. Aynı zamanda koyunlar da bir ölçüde Çobanı – O’nun mükemmelliğini, O’nun bilgeliğini, O’nun gücünü ve O’nun sevgisini –tanırlar.

Biri şu sözleri söylemiştir: “İsa’nın yüreği için koyunları ne kadar değerli ise aynı şekilde İsa da Babasının yüreği için aynı derecede değerlidir. O’nun Tanrı tarafından öğretilmiş olan koyunları O’nu tanırlar ve O’nun Babaya güvendiği gibi onlar da O’na güvenirler. (JND)

Diğer ağıldan olan başka Koyunlar da aynı Sürüye Aittirler

Koyunların Çobanı onları Yahudi sürüsünden dışarı çıkartmış ve sürünün yeni bereketlerine “herkesin” girebilmesi için kapıyı açmıştır. O halde açıkça görüyoruz ki, sürü Yahudiler arasındaki koyunlar ile sınırlanamaz (ayet 16). Çobanın diğer ulusların arasından alıp getirmesi gereken başka koyunları da vardır ve onlar da Çobanlarının sesini işiteceklerdir. (Yuhanna 17:20; Elçilerin İşleri 13:46-48; 15-17) Böylece O’nun Yahudi sürüsünden ayrılmış olan koyunları ve diğer uluslardan olan koyunları bir araya gelecek ve tek bir Çobanın tek bir sürüsü olacaklardır.

Tek Çobanın Ölmesi Gerekmektedir

Babanın yüreğindeki amaç işte budur. Bu amacını yerine getirmek ve dağılmış olan Tanrı çocuklarını bir araya getirmek için bu tek Çobanın ölmesi gerekir. O, canını feda ederek ölmek gibi bu yüce eylemi kendi isteği ile yerine getirir. Yaşamını feda etmek ile yalnızca koyunlarının bereketini garanti altına almak ile kalmaz ama aynı zamanda Babasına O’nun biricik Oğlu olan Kendisine duyduğu sevgisi için taze bir amaç da sağlamış olur (ayetler 17-18). Babaya bir sevgi motifini yalnızca Tanrısal bir Kişi verebilir idi; sevginin kaynağı tüm diğerleri ile birlikte Babanın yüreğindedir.

Çoban ölümü ile koyunların bereketini garanti altına aldı ve Babanın isteğini yerine getirdi ve tüm bunları gönüllü bir adanmışlık isteği ile yaptı. Ölümün egemenliğine kendi yaşamını vererek büyük bir kudret ile müdahale etti ve adanmışlık içinde Tanrı ve insan için hizmetini uyguladı. Eğer yaşamını verdi ise bunu yaşamını değişmiş bir durumda geri alacağı için yaptı öyle ki Koyunlarına hizmet edebilsin. Bir başka kişi ise şunu söylemiştir: ”O’nun ölümü ne O’nun sevgisinin tükenişidir ne de insan için yaptığı işin sonudur. O yeryüzünde acıların en derini ile hizmet verdi ve şimdi ise yücelik tahtında hala hizmet vermektedir.” (FWG)

Bu bölümde “koyunların Çobanının” koyunlarını yersel bir din sisteminden ayırdığını gördük (ayetler 1-10); “İyi Çoban” adanmış sevgisi ile yaşamını koyunlarını düşmandan korumak için verdi (ayetler 11-15) ve son olarak “Tek Çoban” koyunlarını tek bir sürüde bir araya getirmek için yaşamını feda etti (ayetler 16-18).

Rabbin Sözlerinin diğer Kişiler Üzerindeki Etkisi

19-21.ayetler Rabbin konuşmasının O’nun koyunları olmayan kişiler üzerindeki etkisini tanımlarlar: “İsa’nın ne demek istediğini anlamadılar” (ayet 6). Rabbin sözleri onlar üzerinde bir yandan zalim bir nefret duygusu uyandırmak gibi bir etkiye neden oldu öyle ki O’nu cin çarpmış olduğunu dahi söylediler ama öte yandan diğerlerinin aklı karışmış idi çünkü sağduyu O’nun ne sözlerinin ne de işlerinin bir cine ait olamayacağını çok iyi biliyor idi.

Daha sonraki bir ayet bizi Rabbin öğretişini izlediğimiz ve dışarı O’nun bulunduğu ordugahın bulunduğu yere gittiğimiz takdirde O’nun azarlanmasına uğrayacağımız konusunda uyaracaktır. Böyle bir yolda yürünmesi dindar dünya tarafından çılgınlık ya da bundan da kötüsü olarak algılanacaktır.

Muhtemelen iki ay sonra yapılan ikinci bir konuşma Rab tapınağın avlusunda yürür iken çevresini saran Yahudiler tarafından sorular sorulması ile gerçekleşti. (ayetler 22-24) Yahudiler Rabbi O’nun Mesih olup olmadığı konusunda kendilerini kuşkuda bırakmak ile suçladılar.

Rabbin yanıtı (ayetler 25-26) bu kuşkularının kendi imansızlıklarından kaynaklandığını ve O’nun sözlerine ve O’nun işlerine tanıklık etmeyi reddettikleri için meydana geldiğini gösterir. Ayrıca bu imansızlıkları O’nun koyunlarından olmadıklarını da kanıtlamış oldu.

Gerçek Koyunların Özellikleri ve Bereketleri

Bu durum Rabbi koyunlarının özelliklerini bildirmeye yöneltti (ayetler 27-28) İlk büyük işaret, koyunların Çobanın sesini işitmeleridir (ayetler 3,4,5,16,). O’nun söylediği sözleri aslında herkes işitti ama O’nun sesini işitmenin ima ettiği şey şudur: koyunlar sözcüklerin içeriğindeki mesajı iman ile kabul ettiler – bu mesaj koyunlara günahlı ve çaresiz olduklarını bildirdi ama aynı zamanda onlara ihtiyaç duydukları sevgiyi ve lütfu da açıkladı. Kuyu başındaki kadın Çobanın sesini duyan kişiler için çarpıcı bir örnek teşkil eder. Kutsal yazılardaki sözler ve peygamberlerin sesleri arasındaki farklılık için Elçilerin İşleri 13:27 ayetini okuyarak kıyaslama yapın.

İkinci işaret koyunların Rab tarafından tanınmalarıdır. Görmüş olduğumuz gibi Rab onları bireysel olarak adları ile çağırır. Ve koyunları hakkında sahip olduğu mükemmel bilgisini gösterir, ayrıca Çobanın her biri ile tek tek ilgilendiğini ifade eder(ayetler 3,14).

Üçüncü işaret koyunların Çobanı izleyecek olmalarıdır. Koyunları O’na yalnızca bireysel olarak çağrılmamışlardır ama bir sonuç olarak O’nu izlerler. Bazen sendeleseler ve hatta düşseler bile yine de O’nu takip ederler.

Rab bize yalnızca koyunlarının işaretlerini vermek ile kalmaz ama aynı zamanda onlara olan sevecen ilgisini de beyan eder (ayetler 28-30). O koyunlarına sonsuz yaşam verir, sonsuz güvence sağlar ve ayrıca tanrısal bakım garantisi de verir. Rab koyunlarına yaşam hatta bol yaşam vermek için geldiğini söylemiştir. Şimdi burada verdiği yaşamın “sonsuz yaşam” olduğunu öğreniyoruz – Baba ile birlikte olan yaşam ve yeryüzündeki Oğulun Kişiliğinde gösterilen yaşam; koyunların Mesih’te sahip oldukları yaşam; koyunlarda görünsün ve bu yaşamın tadı çıkartılsın; Mesih ile birlikte sonsuz yuvada buluşana kadar bol yaşam ile tamamen dolunsun (1.yuhanna 1:1-2; 5:11-12; Galatyalılar 2:20; 2.Korintliler 4:10-18; Romalılar 6:22).

Ayrıca sonsuz yaşama sonsuz güvence de dahildir. Rab bu nedenle koyunlarının refahı için şu sözleri ekler: “Onlar asla mahvolmayacaklar.”

Sonunda, koyunların Baba ve Oğulun ortak ilgisinin objeleri olduğunu öğreniyoruz. Koyunları Çobanın elinden hiç kimse alamaz; koyunlar onları Mesih’e veren Baba tarafından da sımsıkı tutulurlar ve Baba ve Oğul herkesten yücedir ve herkesten güçlüdür.

Baba ve Oğul Birdir

Eğer Baba ve Oğul koyunlara olan sevgilerinde bir iseler o zaman tanrısal doğa ve tanrısal özde de birdirler. Rab bu yüzden şu sözleri söyleyebilir: “Ben ve Babam biriz.” Burada O’nun yüceliğinin bir kez daha parladığını görür ve koyunların alçakgönüllü Çobanının koyunlara hizmet etmek ve Babasının isteğini yerine getirmek için geldiğini öğreniriz; Sonsuz Oğul Baba ile bir olan tanrısal bir Kişidir.

Yahudiler Rabbin sözlerini haklı olarak O’nun Tanrılığının bir beyanı olarak yorumlarlar(ayet 31) ama gerçekten ve görünüşü ile İnsan olan bir kişinin Tanrı olduğunu söylemesinden korktukları için O’nu “taşlamak üzere yerden yine taş aldılar.”

Rab ise sakin bir şekilde onlara, “Size Babadan kaynaklanan bir çok iyi işler gösterdim. Bu işlerden hangisi için beni taşlıyorsunuz?” diyerek karşılık verir(ayet 32). Rab bu sözleri ile Babanın işleri ile Kendi işlerini bir araya bağlayarak onları Babadan gelmiş olduğuna dair bir kanıt olarak göstermek istemektedir. Babanın iyiliğini ve Oğul olarak Mesih’in yüceliğini sergileyen bu işlerde herhangi bir hata bulabildiler mi?

Yahudiler 33.ayette verdikleri yanıtlarında şu yorumda bulunurlar: “Seni iyi işlerden ötürü değil küfrettiğin için taşlıyoruz. Çünkü insan olduğun halde Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun.” Yahudiler aslında bu sözleri ile tam gerçeği ifade etmiş oldular: ‘İnsan olduğun halde kendini Tanrı yapıyorsun.” Gerçek, Tanrı olan O’nun İnsan olması idi.

Eğer yorumları yanlış olsa idi Rab kesinlikle böyle korkunç bir hatayı hemen düzeltir idi; ve Tanrılığına dair söylenen yorumu hemen reddeder idi. Ama Rab bunu yapmadı, aksine söylediği sözü onların kutsal yazılarından aldığı bir söz ile onayladı. Ve onlar Kendisinin Tanrılık iddiasını reddettikleri için kendi ağızlarından çıkan söz ile onları mahkum etti (ayetler 34-36). Mezmur 82:6 ayetinden alıntı yaparak onlara şu soruyu sordu: “Yasanızda, ‘siz ilahlarsınız dedim’ diye yazılı değil mi? O zaman eğer İsrail’de Tanrının temsilcileri olarak ve Tanrıdan söz almış kişiler olarak yargıçlık etmeleri amaçlanan kişiler ilahlar olarak adlandırılıyorlar ise Tanrının ayırdığı ve Tanrısal bir Kişi olduğunu beyan etmesi için dünyaya gönderdiği Oğul için bu beyan küfretmek ile eş mi tutulmalıdır?

Daha önceki bir bölümde Rab İbrahim’in çocukları olma kanıtının, İbrahim’in işlerini yapmak olduğunu ifade etmiş idi (Yuhanna 8:39). Rab şimdi bu ikna edici ifadeyi kendisi için uygulamaktadır (ayetler 37-38). Eğer O Babasının işlerini yapmıyor ise o zaman O’nun Oğul olduğuna inanmayı reddetmekte haklı olacaklar idi. Eğer O Babanın işlerini yapıyor ise o zaman O’nun yalnızca Oğul olduğundan değil ama aynı zamanda Babanın O’nda ve O’nun da Baba’da olduğundan emin olmaları gerekecek idi. O’nun yaptığı işler Tanrısal bir Kişi’nin varlığının güç ve sevgi ile çalıştığının kuşku götürmez kanıtları idiler. Baba O’nda göründü; O da Babasının doğasında göründü ve Babasının düşüncelerindeki ve sevgi amaçlarındaki sırrı açıkladı.

39-42.ayetler bu ikinci konuşmanın etkisini özetlerler. Rabbin sözlerini ve işlerini reddeden imansız Yahudiler O’nu yakalamak istediler, ama O onların ellerinden sıyrılıp kurtuldu. Yahudilerin imansızlıkları tam idi ama henüz O’nun zamanı gelmemiş idi. Bu yüzden Şeria ırmağının karşı yakasına geçmek üzere oradan ayrıldı. Yahudiler Mesih’i itiraf eden adamı dışarı atmışlar idi, şimdi de ulus tarafından tamamen reddedilen Çoban dışardaki aşağılanma yerine geçiyor idi. Ve o yerde “bir çok kişi O’na geldi” ve “orada bir çokları O’na iman etti. Çoban böylece Yahudi sürüsünün dışındaki Kendi sürüsünün Önderi oldu.