Kariye Müzesi
Kariye Müzesi

Bölüm 12

DAVUT OĞLU’NA VE İNSANOĞLU’NA TANIKLIK

Lazar’ın ölümden diriltilmesi İsa’nın Tanrı Oğlu olarak yüceliğine tanıklık etmiş idi. Şimdi O’nun Davut Oğlu (ayetler 12-19) ve İnsanoğlu (ayetler 20-36) olarak yüceliğine daha büyük bir tanıklık edileceğini işitme ayrıcalığına sahibiz. Mesih’in yüceliği için ulus ile ilgili olarak yapılan bu üç yönlü tanıklığın sonucu 37-50.ayetlerde sunulur.

Rab İçin Beytanya’da Düzenlenen Ziyafet

Mesih’in Tanrı Oğlu olarak yüceliği ile ilgili olarak yapılan tanıklık ulus tarafından net bir şekilde reddedilir. Ama bize O’nun yüceliği ile ilgili daha fazla tanıklık açıklanmadan önce Tanrının Ruhu Beytanya’daki bu dokunaklı olaya işaret eder öyle ki bizler O’nu seven ve takdir eden kişilerin – O’nun Kendi koyunları – mevcut olduğunu öğrenelim.

İsa, Fısıh Bayramından altı gün önce Beytanya’ya geldi (ayetler 1-3). İsa’nın, yüreğinde bu yere özel bir değer verdiğini söyleyebiliriz; Beytanya “Meryem’in kenti” idi, Meryem Mesih’in gözünde çok onay gören bir kutsal idi. Ölümden dirilttiği Lazar da Beytanya’da idi. “Orada kendisi için bir ziyafet düzenlenmiş idi.” Luka müjdesinden öğrendiğimize göre İsa göğe alınmadan önce onları Beytanya’nın yakınlarına kadar götürdü ve orada “ellerini kaldırarak onları kutsadı. Ve onları kutsarken yanlarından ayrıldı, göğe alındı.” (Luka 24:50)

Bu dünyada Mesih için bir ziyafet düzenlenmesi çok sık yapılan bir olay değildir. Bazı fırsatlarda O’ndan bereket almak ile insanlar yeterince sevindiler. Ama Bereketleyen Kişi’ye bir şeyler sunmayı ne kadar da ender düşündüler. Mesih’in hizmetinin ilk günlerinde Levi “kendi evinde O’nun için büyük bir ziyafet düzenlemiş idi” ve “büyük bir günahkar grubunu” O’nun ile birlikte yemeğe oturması için davet de etmiş idi. Şimdi, yeryüzündeki yürüyüşünün bu son günlerinde kendisi için kutsallarının ortasında oturduğu bir ziyafet düzenlenmiştir.

Oysa Mesih’in bu biçare dünyaya vermek için geldiği ziyafeti ne kadar da büyüktür! O, Babayı tanıtmak için gelmişti (Yuhanna 1:18); sevinç getirmek için gelmişti (Yuhanna 2:10-11);bize göksel değerleri bildirmek için gelmişti (Yuhanna 3:12); yüreklerimizi sonsuz doyuma yönlendirmek için gelmişti (Yuhanna 4:14); bizi ölümden yaşama sonsuz yaşama geçirmek için gelmişti (Yuhanna 5:21,24); eksiklerimizden kurtarmak için gelmişti (Yuhanna 6:35); bize Kutsal Ruhu vermek için gelmişti (Yuhanna 7:39) ve bizi Hristiyanlığın bereketlerine –bol yaşam- götürmek için gelmişti (Yuhanna 10). Tüm bu bereketli yollarında Rab bir Veren idi ama şimdi sonunda Beytanya’daki evde Alan Biri oldu. Sonunda, O’na adanmış olan bir kaç imanlının tüm dünya için bir ziyafet düzenlemiş olan Kişi’ye bir ziyafet hazırladığını görüyoruz. “Orada kendisi için bir ziyafet düzenlediler.”

Dünyanın Mesih’e duyduğu ve giderek artan nefretinin ortasında “O’na bir ziyafet düzenlemek için” bir araya gelen küçük bir grup vardır. Bu dünyanın önderleri Mesih’i öldürmeyi amaçlayabilirler ve İsa’nın ellerine teslim edilmesi için buyruklar verebilirler ama bu küçük grup onların kötü tuzaklarından ve boş buyruklarından etkilenmeden, tüm düşmanca tavırlara rağmen “Onun için bir ziyafet” düzenledi. O’nun bu ziyafetten ve bu ziyafeti hazırlayan kendi gözünde çok değerli olan sevgiden hoşnut olduğu kesin idi.

Çürümüş Yahudiliğin son gününde O’nun sevgisini işitmiş ve O’nun sevgisi ile harekete geçmiş olan bir kaç kişi için O’na bir ziyafet düzenlemek mümkün olduğuna göre şimdi de çürümüş Hristiyanlığın son günlerinde de O’nun adının inkar edildiği ve yaptığı işin küçümsendiği artan sapkınlığın ortasında bireylerin O’nun için bir ziyafet düzenlemesi hala mümkündür. O, şu sözleri söyleyebilmektedir: “İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açar ise onun yanına gireceğim. Ben onun ile ve o da benim ile birlikte yemek yiyeceğiz.” (Vahiy 3:20)

Beytanya’daki bu mutlu toplulukta hizmetin, paydaşlığın ve tapınmanın temsilcileri bulunduğunu görmemize izin verilir. Bunların hepsi O’nun için düzenlenen ziyafette görülebilir; Marta hala hizmet eder; ama artık hizmeti konusunda kaygı duymamakta ve sıkıntı vermemektedir.  Marta’nın daha önceki hizmet günlerinde aklı Mesih’ten önce yaptığı hizmettedir. Ama şimdi Mesih onun yüreğinde hizmetten daha fazla yere sahiptir, Marta önceliği Mesih’e vermeyi öğrenmiştir. Ve “O’na bir ziyafet vermek için hizmet etmektedir.

Lazar ise hastalık ve ölümü yaşamış ama mucizevi bir şekilde ölümden dirilmiş olarak “Mesih ile birlikte sofrada oturmaktadır.” Sonunda nihayet Mesih ile paydaşlığın tadını çıkartmaktadır.

Meryem’in İsa’ya Yağ Sürmesi

Daha önce O’nun ayaklarının dibinde öğrenen bir olan Meryem (Luka 10:39) kısa bir süre önce yas tutan biri olarak O’nun ayaklarının dibinde ağlamış idi (Yuhanna 11:32).

Daha önce İsa’nın ayaklarının dibinde öğrenen Meryem (Luka 10:39) ve kısa bir süre önce yası sırasında O’nun ayaklarının dibinde ağlayan (Yuhanna 11:32) Meryem şimdi tapınan biri olarak O’nun ayaklarının dibinde durmaktadır. Meryem çok değerli saf hint sümbülü yağından yarım litre kadar getirerek İsa’nın ayaklarına sürdü ve saçları ile ayaklarını sildi. Meryem bu davranışı ile şunu ifade etmek istemektedir: “Rab sahip olduğum hiç bir şeyin değeri Senin değerin ile asla kıyaslanamaz!” O’nun ayaklarına pahalı kokular sürer ve bir kadının yüceliği anlamına gelen saçlarını O’nun ayaklarına sürer. Meryem o anda yoksulları ya da başka kişileri bereketlemeyi  düşünmüyor idi. O andaki tek düşüncesi ve ilgi odağı Mesih idi, gözü de yüreği de O’ndan başkasını görmüyor idi. Gerçek tapınma işte budur. Mesih ile böylesine iç içe bir birliktelik yaşayan bir kişi aynı zamanda başkalarına da bereket olacaktır. Bu neden ile şu sözleri okuruz: “Evin içi yağın güzel kokusu ile doldu.

Sevgi kokusunun tam ortasında bir hainin hilesinin de gezinmesi ne kadar üzücüdür! (ayetler  4-6). İsa Işık’tır ve O’nun huzurunda herkes kendi gerçek rengi içinde görünür. Adanmış bir kutsalın sevgi ifadesi olan bu davranış katı yürekli bir günahkarın tutkusunu açığa çıkartan bir fırsata dönüşür. Meryem “çok değerli” bir şeyi değeri sınırsız olan Biri için kullanmaktan zevk duyar iken Yahuda duyarsız bir yürek yüzünden bu yağın değerini hesaplayacak kadar sevgiden uzaktır; yoksullar ile hiç ilgilenmediği halde bu değerli yağın satılıp parasının yoksullara verilmeyişini hata olarak nitelendirir; oysa kendisi hırsızdır ve ortak para kutusundan para çalmaktadır. Yağın parası ile (üç yüz dinar) yoksul bir kişinin ev halkı bir yıl geçinebilir idi. Ama ne İsa ne de yoksullar ile ilgilenen bu adam para sevgisi tarafından yönetilmekte idi ve ortak para kutusuna konan paradan aşırıyor idi ve Mesih’i ele verecek idi.

Rab koyunlarını çalmak, öldürmek ve yok etmek için gelen hırsızdan korur (ayetler 7-8). Eğer Çoban sevgisi nedeni ile koyunları için yaşamını feda eder ise hiç kimsenin koyunlarına dokunmasına izin vermeyecektir. Rab Yahuda’ya, “Kadını rahat bırak” diye karşılık verir. Meryem’in büyük olasılık ile Mesih’in ölümünün ve dirilişinin anlamını çok az bildiğini düşünüyoruz, ama onun sevgi tarafından harekete geçirilen ruhsal içgüdüleri onu doğru anda doğru davranışa yönlendirmiş idi. Ve birinin söylemiş olduğu gibi Rab O’na “nasıl davranması gerektiğine dair konuşmuştur.”

Meryem daha önce bu yağı parasını yoksullara vermek üzere satmak için hiç kuşkusuz pek çok fırsata sahip idi. Ya böyle yapacak ya da yağı Mesih’in bedeninin üzerine boşaltacak idi. Rab Yahuda’ya kadını rahat bırakmasını, onu üzmemesini söyledi ve bu kadının yaptığının müjde ile birlikte her yerde onun anılması için anlatılacağını bildirdi. Ayrıca “Meryem bu yağı bu önemli an için saklamıştır” da dedi. Rab herkesin şunu bilmesini ister: Meryem O’nu gömülmeye hazırlamak üzere daha şimdiden Bedenini yağlamıştır. Bir süre önce bir adamı ölümden dirilten Rabbin Kendisi şimdi ölüme gitmektedir; Meryem’in davranışı bu gerçeğe tanık olan biri olarak Mesih’e duyduğu sevginin bir ifadesi idi. Rab yoksulları elbette düşünmektedir çünkü : “Yoksullar her zaman aranızdadır” der ve sonra dokunaklı bir yumuşak huyluluk ile “ama ben her zaman aranızda olmayacağım” der. Rab yaklaşmakta olan ayrılığının bilincindedir ve Meryem’in ruhsal içgüdüleri ona, ölümün gölgesinin Rabbinin yanına yaklaşmakta olduğunu söylerler.

Lazar Mesih’in sahip olduğu diriliş gücüne tanık oldu ama Meryem’in yaptığı diriliş ve yaşamın gücüne sahip Olan’ın ölüme gideceğine tanıklık ediyor idi. Adanmış sevgi her zaman olduğu gibi tanrısal kavrayış sağlar. Böylece görüyoruz ki Meryem rabbin düşüncesini kavrayabilen ya da sezen ve O’nun önünde ölümün bulunduğunu fark edebilen tek kişi idi.

Diğer Yahudiler

Yahuda İskariyot (ayet 9) yalan, ihanet ve ikiyüzlülük ruhları tarafından yönetiliyor idi. Ama o anda orada çoğu Yahudi olan başka kişiler de vardı. Ancak bu kişiler bu tür motifler ile hareket ediyor olmasalar bile yine de Mesih’e iman etmiyorlar idi ve oraya sadece İsa için değil ama yalnızca ölümden dirilen bir adamı görmeyi merak ettikleri için gelmişler idi.

Eğer Beytanya’da Rabbe ziyafet düzenleyen bir evin içi sevginin kokusu ile doldu ise dışarda nefret ve kötülük motifleri ile harekete geçmiş olan pek çok kişi de hem Lazar’ı hem de onu ölümden dirilten İsa’yı öldürmek için planlar yapmaktadırlar (ayet 10-11). Amaçları yalnızca İsa’dan değil ama aynı zamanda İsa’nın lütfuna ve gücüne yaşayan bir tanık olan herkesi öldürmektir. Dünyanın yüreğindeki amaç hala aynıdır. Dünya hala hem Mesih’i hem de O’nun sadık tanıklarını istememektedir. Tanrısal bir yaşam süren herkes sıkıntı çekecektir. Ve din önderlerinin düşmanlıklarının arkasında her zaman şu kıskançlık duygusu yer alır: kendi öğrencilerinin İsa’yı izlemek için onlardan ayrılmalarına tahammül etmeleri imkansızdır.

İsa’ya Davut Oğlu Olarak Tanıklık

Ancak Tanrı yine de insanın reddettiği Kişi’nin (ayetler 12-19) yüceliğine yeterli bir tanıklık sağlamaya kararlıdır. Daha önceden O’nun Tanrı Oğlu olarak yüceliğine tanıklık etmiş olan kişiler olmuş idi; şimdi O’nun Davut Oğlu olarak yüceliğine tanıklık edecek olan bir kişi ortaya çıkacak idi. Lazar’ı ölümden dirilten Kişi’nin Yeruşalim’e geldiğini duydukları zaman pek çok kişi ellerine hurma dalları alarak O’nu Davut’un Oğlu olarak selamlamak için karşılamaya çıktılar. Kendi Mezmurlarında yazılı olanlara uygun olarak (Mezmur 118:26), Rabbin adı ile gelen İsrail’in vaat edilmiş kralını Rabbin evinden kutsadılar ve İsa Peygamber kitaplarında yazılı olduğu gibi bir sıpa bulup üzerine bindi (Zekeriya 9:9)

Öğrenciler İsa yüceltilene kadar tüm bu olayların derin öneminin farkına varmakta yavaş davrandılar. Ama yine e her şeye rağmen Lazar’ın ölümden diriltilmesinden etkilenen kalabalık, haklı olarak bu görkemli Kişi’nin uzun zaman önce vaat edilmiş olan Davut Oğlu olduğu sonucuna vardılar. Mesih’in yüceliğine dair yapılan bu tanıklığın varlığı Ferisilerin “kendi aralarında” bir birlerine ellerinden hiçbir şey gelmediğini itiraf etmelerine neden oldu. Düşmanlık her şekilde görünmesine rağmen Mesih’e ya da gerçeğe karşı olan bir düşmanlığın sonunda yenileceği gerçeğinin fark edilmesi imanlı için de her zaman iyidir.

Diğer Uluslar İsa’yı Göreceklerdi: İnsanoğlu olarak Mesih

Bayramda tapınmak üzere Yeruşalim’e gidenler arasında bazı Grekler- Grek Yahudiler değil, diğer uluslar – vardı. Ve onların İsa’yı görmek istemeleri Mesih’in İnsanoğlu olarak yüceliğine üçüncü büyük tanıklığı sağlayan bir fırsat teşkil etti (ayetler 20-23). Öteki uluslardan olanların İsa ile ilgili Mesih iddiaları yok idi. Bu neden ile bu Grekler Rabbe Yahudi öğrenciler aracılığı ile yaklaşma konusunda doğru hareket ettiler. Diğer uluslardan olan yüzbaşı da Rabbe Yahudi ileri gelenleri aracılığı ile haber göndermiş idi. Rab hemen kendisinden İnsanoğlu olarak söz eder – İnsanoğlu ünvanı Rabbin “tüm insanlar” için bir bereket yolu olacağını bildirir (ayet 32). Böylece diğer ulusların İsa’yı görme arzuları Rabbi, öğrencilerinin önüne tamamen yeni bir bereket düzeni vizyonu açması için yönlendirir. Ve bu vizyon İsrail sınırlarının çok ötesine geçen bir vizyondur. İsa şu sözleri söyleyebilir: “İnsanoğlu’nun yüceltileceği saat geldi.”

2.Mezmur’a göre Tanrı Oğlu ve İsrail’in Kralı olarak reddedilmiş olan Mesih’in 8.Mezmur’a göre İnsanoğlu olarak tüm yeryüzü üzerinde egemenlik süreceğini biliyoruz. Yine Daniel peygamberden öğrendiğimize göre İsa İnsanoğlu olarak “göğün bulutları ile geleceğini ve O’na egemenlik, yücelik ve krallık verileceğini, tüm halklar, uluslar ve her dilden insanın O’na tapınacağını, egemenliğinin hiç bitmeyecek olan sonsuz bir egemenlik olacağını ve krallığının hiç yıkılmayacak bir krallık olacağını” anlarız. (Daniel 7:13-14)  Böylece Eski Antlaşmanın, aracılığı ile Mesih’in yüceltileceği evrensel egemenliği tam bir netlik ile ortaya koyduğunu görmüş oluyoruz.

Bu yüceliğin zamanı henüz gelmemiştir. Bu yüzden Rab şöyle dedi: “İnsanoğlu’nun yüceltileceği saat gelmiştir.” Rab, krallığın değil ama İnsanoğlu’nun gerileceği çarmıhın zamanının gelmiş olduğunu biliyor idi. Üst Kattaki Odada verdiği öğretiş ile uyumlu olarak (Yunanna 13:31) İnsanoğlu Babayı yüceltmek için çarmıhta yüceltilecek idi.

Rab bu yüzden hemen “herkes için” bereket yolunu açacak olan ölümünden (ayet 24) söz eder. Mesih’in ölmesi gerekir; bu gerçek Rab tarafından  “Size doğrusunu söyleyeyim” ifadesi ile yoğun önemi vurgulanan bir gerçektir. Mesih yani değerli Buğday Tanesi toprağa düşüp ölmedikçe sonsuza kadar yalnız kalacaktır. Buğday tanesi ekilmediği sürece yalnızca tek başına bir tane olarak kalır. Ama ekilir ise yani ölür ise yalnızca çok ürün vermek ile kalmaz ama aynı zamanda aynı tür ürün verir. Bu neden ile Rab kendi düzenine göre bir tohumu garanti etmek için ölüme gider.  Yüzlerce yıl önce çarmıha bakan Yeşaya gerçeği görebildiği için şu sözleri söyleyebildi: “Canını suç sunusu olarak sunar ise tohumundan (soyundan) gelenleri görebilecek.” (Yeşaya 53:10)

Sonsuz Yaşama Karşı Dünya

Böylece, insan için bereket yolunun ölümden geçtiğini görüyoruz. Ama Mesih’in ölümünün imanlıya verdiği bereket ölüm gücünün çok ötesinde tamamen yeni bir düzendir (ayet 25). Rab böylece yaşamın iki alanını kıyaslamış olur; “bu dünyadaki yaşam” ve “sonsuz yaşam” olarak söz edilen sevinç ve bereket yaşamı. Bu dünyadaki yaşam en iyi hali ile bile geçici bir yaşamdır. Rabbin verdiği yaşam ise “sonsuzdur.” Buradaki yaşamı sevmek kaybedeceğimiz bir geçici yaşama yapışmak olur. Sonsuz yaşamı düşünerek bu dünyadaki yaşamdan nefret etmek sonsuz yaşamın sevincine daha şimdiden kavuşmak anlamına gelir.

Rabbin sözlerindeki derin anlamı düşünmek bizler için yararlı olur. Dünyaya sırt çevirmek dünyanın yaşam bulduğu her şeyden keyif almanın peşinden gitmek imanlının yalnızca acı çekmesine ve üzülmesine neden olacaktır; çünkü imanlı dünyanın kalıcı doyum getirmediğinin farkına varacaktır ama en iyi hali ile bile dünya imanlının elinden giderek daha çok kayacaktır çünkü dünya ölüm ile son bulan geçici bir yaşam vermektedir.

Ayrıca yeni yaşamın sevinçleri yalnızca kalıcı değil ama aynı zamanda geçici olan eski yaşam ile kıyaslandığında Rabbe hizmet ederek sürülen bir yaşamın ayrıcalığının mevcut olduğu görülür (ayet 26). Bu hizmet yolunda yürümek için Rabbi izlememiz gerekir. Bu neden ile bir süre sonra Rabbin Petrus’a koyunlarını beslemesi için verdiği buyruğu “Beni izle” şeklindeki ikinci buyruğun takip ettiğini görürüz. (Yuhanna 21:17-19) Bu bize hali hazırdaki yaşamda ölümü kabul etmemiz için öğüt veren bir başka motif sağlar. Çünkü Mesih’i izleme ilkesine günah ve dünyaya ölmek ilkeleri dahildir. Böyle bir yolun sonunda parlak bir ödül bulunur. Mesih’i izlemek, Mesih’in gittiği yere yönlendirir: yaşamın sonsuz yuvasında Mesih ile birlikte olmak. İmanlı bu dünyada düşmanlık ve zulüm ile karşılaşacaktır ama Babasının onu onurlandıracağı kesindir.

Tanrının Günaha Karşı Yargısı Olarak Ölüm

Rab bizi yaşam ve onura yönlendirir iken bu dünyaya ölme yolunu izlememizi söylemiştir. Ama imanlı bu yolda yürümeden önce Mesih’in, Tanrının günaha karşı yargısı olan ölüm ile karşılaşması gerekiyor idi (ayetler 27-28). Rab İsa Tanrı tarafından çarmıhta terk edileceğinin ciddiyetini fark ettiği zaman şu sözleri söylemek zorunda kaldı:” Canım şimdi ölüm derecesinde kederli.” Ve bu yüzden sözlerine şöyle devam etti: “Baba, beni bu saatten kurtar.” Ama O’nun gelmesinin nedeni –Tanrının halkının terk edilmemesi için O’nun terk edilmesi -bu saati yaşaması için değil miydi? Bu yüzden ödeyeceği bedel ne olur ise olsun, “Baba, Adını yücelt” diyecek idi.

Babanın O’na gökten verdiği yanıt hemen şu sözler ile gelir: “Adımı yücelttim ve yine yücelteceğim.” Baba Lazar’ı ölümden diriltmek ile adını zaten yüceltmiş idi; şimdi Mesih’i ölüm gücünün çok ötesinde olan daha iyi bir diriliş ile yüceltmek üzere idi. Yargı altındaki ölümü düşünerek canı kederlenen Rabbe verilen yanıt, hem Kendisi hem de O’nun halkı için ölümün ötesinde tam doluluğa sahip olan yaşamdır.

Baba herkesin önünde Oğul aracılığı ile Adını yücelttiğine tanıklık etmiş idi. Gökten ses işitmeye alışkın olmayan halk gök gürlediğini ya da bir meleğin konuştuğunu düşündü. Oysa Tanrı halk için tanıklık etmekte idi (ayetler 29-30). Rab onlara açıkça bu sesin onlar için olduğunu söyledi. Baba ile her an paydaşlık içinde yürüyen Rabbin kendisi için herkesin önünde böyle bir tanıklığa ihtiyacı yok idi.

Gökten gelen bu ses ayrıca Babaya yücelik getiren Mesih’in ölümünün ve dirilişinin inanmayan dünyaya yargı getireceği ile ilgili bir uyarı idi (ayetler 31-33). Eğer Oğul’u yüceltmenin ve Babanın adını yüceltmenin saati geldi ise o zaman bu dünyanın yargılanacağı saat ve bu dünyanın egemeninin dışarı atılacağı saat de gelmiş idi. Mesih’i reddeden dünya çarmıh tarafından mahkum edildi ve dünyanın egemeninin gücü kırıldı. Öte yandan çarmıh “herkes için” dikkat odağı haline gelen Kurtarıcının gözler önüne serilmesidir. O, yeryüzünde İsrail ile onların Mesih’i olarak bağlantı içinde idi ve bu yüzden şu sözleri söyleyebildi: “Ben İsrail’in kaybolmuş koyunları için gönderildim ama “yerden yukarı kaldırıldığım zaman tüm insanları kendime çekeceğim.” İsa’nın Kişiliğinin ve işinin etkinliği Yahudilere ve diğer uluslardan olanlara aynı eşitlikte açıktır. “O, Kendisini herkes için kurban etti.” İsa bunu nasıl öleceğini belirtmek için söylüyor idi. Bu neden ile çarmıh Rab için acı çekmek (ayet 27), Baba için yücelik (ayet 28), dünya için yargı (ayet 31), şeytan için gücünün yıkılması (ayet 31) ve herkes için kurtuluş(ayet 32) anlamına geliyor idi.

Işık ve Karanlık

34.ayette Mesih’in Kişiliğindeki ışığa karşılık insanlardaki karanlık ile imansızlık ve gerçeğin arasındaki çatışmanın sergilendiğini görüyoruz. İnsanlar haklı olarak yukarı kaldırılma konusunda bunu çarmıha bir işaret olarak yorumlarlar. Ama imansızlıkları nedeni ile Mesih’in sonsuza kadar kalıcı krallığından söz eden kutsal yazıları Rabbin sözlerine karşı gelmek için kullanırlar. Mesih’in çektiği yüceliğe götüren acılardan söz eden diğer kutsal yazıları görmezden gelerek şu soruyu sorarlar: “Nasıl oluyor da sen ‘İnsanoğlu yukarı kaldırılmalıdır’ diyorsun? Kimdir bu İnsanoğlu?”

Sordukları sorular canlarındaki karanlığı ele vermekte idi. Rab onların sorularına resmi bir yanıt vermedi ama onları bu şekilde harekete geçiren canın koşulu için bir yanıt verdi (ayetler 35-36). O, dünyanın Işığı idi. Işık kısa bir süre daha aralarında olacak idi. Ve sonra aralarından ayrılacak idi. Karanlıkta kalmamak için ışıkları var iken yürümeleri gerekiyor idi. Çünkü karanlıkta yürüyen nereye gittiğini bilmezdi. Işık Mesih’in Kişiliğinde orada idi ama ışığa iman eden kişiler ışığın verdiği anlayışa sahip olacak ve böylece ışığın çocukları olarak ışık aracılığı ile karakterize edilecekler idi. Mesih’in ışığını reddeden kişi kendi düşüncelerinin karanlığına düşecek ve nereye gittiğini bilmeyerek yolunu kaybedecek idi.

Mesih’i reddeden Yahudi ulusu için durum böyle olmuş idi. Ve aynı şekilde ışığı tekrar eden ve modernlik ve sadakatsizliğin karanlığında yolunu kaybeden sapmış Hristiyanlık için de aynı durum geçerli olacak idi. Rabbimiz günümüzde bir kez daha dışarda bulunduğu yerden ağzı ile iman ikrarında bulunan Hristiyanların ruhsal körlüğünden söz eder. Ve şöyle der: “Görmek için gözlerine sürmek üzere benden merhem satın almanı salık veriyorum.” (Vahiy 3:18).

Rab bu ciddi uyarılarda bulunduktan sonra yanlarından ayrılıp uzaklaştı ve onlardan yani Kişiliği ile ilgili her tanıklığı reddetmiş ve O’nun tüm uyarılarını küçümsemiş olan inatçı kalabalıktan gizlendi.

Mesih’i reddeden İsrail’in İçine Düştüğü Vahim durum

Bölümün son ayetleri gözlerinin önünde pek çok mucize yapmış olmasına rağmen Mesih’e iman etmeyi reddeden ulusun içinde bulunduğu vahim konumu sunmaktadır.

Birinci olarak (ayetler 37-38) Yeşaya peygambere göre anlıyoruz ki onlar hem Rabbin “haberini” hem de “O’nun kolunu (gücünü)” reddetmişler idi. Rabbin söylediği harika sözler aracılığı ile haberi işitmişler idi ve Rabbin yapmış olduğu pek çok mucize ile de “O’nun kolunu (gücünü)” görmüşler idi. Ama haberin Tanrıdan geldiğini asla kabul etmediler ve Rabbin ağzından çıkan Kendi sözlerini şeytana atfettiler (Yuhanna 8: 48,52) aynı şekilde “Rabbin kolunu (gücünü)” da O’nun işlerinin şeytanın işleri olduğunu söyleyerek reddettiler (Yuhanna 10:20-21).

İkinci olarak (ayetler 39-41) Yeşaya’nın söylediği sözlerin yerine gelmesi için “iman edemiyorlar idi.” Yürekleri yargı nedeni ile sertleşmiş idi. Kör edilen gözleri ve nasırlaştırılan yürekleri nedeni ile reddedeceklerini önceden bildiren Yeşaya peygamber aynı zamanda onların Mesih’i reddetmelerinin sonucu olan bu adli yargıdan da önceden söz etmiş idi. Onlar Mesih’in sözlerine karşı yüreklerini katılaştırmış ve O’nun gücünün işlerine gözlerini kapatmışlar idi. Ve işte bunun bir sonucu olarak Tanrı onlara kendilerinin seçmiş olduğu yürek katılığına ve görmeyen gözlere teslim etmiş idi.

Yeşaya bu sözleri Rabbin yüceliğini gördüğü zaman söylemiş idi. Bu sözleri o yücelikten ayrı olarak görmek ile o, halk için bir umuda sahip olmuş olabilir idi. Yeşaya, Yüceliğin huzurunda iken halkın vahim ve umutsuz durumunu gördü.

Bununla birlikte önderlerin bile bir çoğu Rabbe iman ettiler çünkü Rabbin işlerinin gücü onlar için inkar edemeyecekleri çok üstün bir kanıt olmuş idi; böylece O’nun gerçekten Mesih olduğuna ikna oldular (ayetler 42-43). Öyle görünüyordu ki bu güçlü işler ikna olmaları için tek neden idi; onların yürekleri etkilenmemiş ve değişmeden kalmış idi. Tanrıya bakmak yerine insanlara baktıkları ve dini dünyadaki konumlarını korumayı arzu ettikleri için Mesih’in aşağılanması ile yüzleşmeye hazır değiller idi. Bu neden ile insanlar tarafından dışarı atılmadıkça O’nu kabul etmeyecekler idi.

Rabbin Halk Önündeki Son Tanıklığı

44-50.ayetler Rabbin halk önündeki son tanıklığına yer verirler. Birinci olarak bize O’na iman etmenin getireceği olumlu bereketten söz edilir. O’na iman etmek imanlıya Tanrı yüreğinin tam açıklanışını sağlar. Oğulu görmek Oğulda açıklanan Babayı görmektir. Baba ve Oğul birdirler.

İkinci olarak bize bu ışığın – Tanrı hakkındaki gerçek – herkes için olduğu söylenir. O, dünyaya ışık olarak gelmiş idi öyle ki O’na iman eden herkes (Yahudi ya da diğer uluslar) karanlıkta kalmasın ya da Tanrı hakkında bilgisiz kalmasın.

Üçüncü olarak işiten ama yine de iman etmeyen kişiye gelecek olan yargı konusunda uyarılırız. Rabin dünyaya onu yargılamak için değil ama kurtarmak için geldiği gerçektir. Ama yine de her şeye rağmen eğer O’nun sözleri reddedilir ise son günde Mesih’i reddeden kişiye karşı bir tanıklık olacaktır ve Babanın O’na yaşam ve bereket konuşması için vermiş olduğu sözler reddedildikleri takdirde mahkum eden sözler haline geleceklerdir.