1 Korintliler 1

YORUM

I. GİRİŞ (1:1-9)

A. Selamlar (1:1-3)

1:1   Pavlus, Şam yolunda Mesih İsa’nın elçisi olmaya çağrıldı. Bu çağrı insanlardan ya da insanlar aracılığıyla değil, doğrudan doğruya Rab İsa’dan geldi. Elçi, tam anlamıyla “gönderilen” demektir. İlk elçiler dirilişte Mesih’in tanıklarıydılar. Duyurdukları bildirinin tanrısal olduğunu doğrulamak için mucizeler de yapabilirlerdi. Eğer Pavlus, Gerhard Testeegan’ın yaşadığı dönemde hayatta olsaydı, onun kendi kaleminden çıkan şu sözleri doğrulayacaktı:

Karanlık ülkelere
Tanrı’nın Oğlu Mesih gönderdi beni;
Delinen ellerin
Kudretli atamasıydı benimki.

Pavlus bu Mektubu yazarken, Sostenis adlı bir kardeş onunla birlikteydi; bundan dolayı Pavlus onun adını da selamlara dahil etti. Elçilerin İşleri 18:17’de Grekler tarafından herkesin önünde dövülen havra yöneticisi Sostenis’le bu kişinin aynı kişi olup olmadığı kesin olarak bilinemez. Bu önderin, Pavlus’un müjdeyi duyurmasıyla kurtulmuş ve şimdi Müjde’yi duyurma konusunda ona yardım ediyor olması mümkündür.

1:2   Mektup her şeyden önce, Tanrı’nın Korint’teki topluluğuna hitap eder. Yeryüzünde, Tanrı’ya ait bir topluluğun kurulmasını engelleyecek derecede ahlaksız olan hiçbir yerin bulunmaması sevindiricidir. Dahası, Korint topluluğu Mesih İsa’da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış olanlar olarak nitelendirilir. Buradaki “kutsal kılınmış” kelimesi, Tanrı için dünyadan ayrılmayı belirtir ve Mesih’e ait olan herkesin durumunu betimler. Uygulama konusuna gelince, kendilerini kutsal yaşam konusunda günden güne dünyadan ayırmalıdırlar.

Bazı kişiler kutsal kılınmanın bir lütuf işi olduğunu ve bununla insanın günahkar doğasının yok edildiğini iddia ederler. Böyle bir öğretiş bu ayetle çelişir. Korintli imanlılar, kutsallığı uygulamak konusunda olmaları gerekenden çok uzaktılar, ancak bu, Tanrı tarafından kutsal kılındıkları gerçeğini değiştirmez.

Kutsallar olarak büyük bir topluluğun üyeleriydiler: Kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde anan herkese… Bu mektubun öğretişleri ilkin Korint’teki kutsallara hitap ettiği halde, Mesih’in Rabliğini kabul eden evrensel kilisedeki herkes için planlanmıştır.

1:3   1.Korintliler, İsa’nın Rab olduğu konusu üzerinde duran bir mektuptur. Elçi Pavlus, topluluğun ve kişisel yaşamın bir çok sorununu tartışırken, okuyucularına devamlı İsa Mesih’in Rab olduğunu ve yaptığımız her şeyin, bu büyük gerçeğin kabulünde yapılması gerektiğini anlatır.

3. ayette Pavlus’un kendine has selamlama biçimi görülür. Lütuf ve esenlik onun tüm müjdesini özetler. Her bereketin kaynağı lütuftur; esenlik ise Tanrı’nın lütfunu kabul eden insanın yaşamındaki sonuçtur. Bu büyük bereketler, Babamız Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten gelir. Pavlus, Rab İsa’dan, Babamız Tanrı ile aynı anda ya da birlikte söz etme konusunda tereddüt etmez. Yeni Antlaşma’da Rab İsa’nın Baba Tanrı ile eşitliğini belirten yüzlerce benzer ifadeden biridir bu.

B. Şükranlar (1:4-9)

1:4   Elçi, selamlarını bitirdikten sonra Tanrı’ya, Korintliler’in yaşamlarında gerçekleştirdiği lütuf için şükranlarını bildirir (4-9). Bu, imanlı arkadaşlarının yaşamlarında daima şükredecek bir şey bulmaya çalışan Pavlus’un soylu bir özelliğidir. Günlük yaşamları övülmeye layık değilse, o zaman en azından Tanrı’sına, onlara yapmış olduğu şeyler için şükrederdi. İşte buradaki durum böyledir. Korintliler, gerçek İsa Mesih imanlıları gibi yaşamıyorlardı. Ancak Pavlus, en azından Tanrı’ya, Mesih İsa’da onlara bağışladığı lütuftan ötürü şükreder.

1:5   Korintliler’e Kutsal Ruh’un armağanlarının verilmesi, Tanrı’nın lütfunun onlara özel bir şekilde açıklanmasıydı. Pavlus bunların her tür söz ve bilgi armağanları olduğunu açıkça belirtir. Bu, büyük olasılıkla Korintliler’e yabancı dillerde konuşma, bu dilleri yorumlama ve olağanüstü derecede bir bilgi verilmiş olduğu anlamına gelir. Söz dıştan ifadeyle, bilgi ise içten kavrayışla alakalıdır.

1:6  Onların bu armağanlara sahip olmaları, Tanrı’nın onların yaşamlarındaki işinin bir doğrulaması (pekiştirmesi) idi. Pavlus’un Mesih’le ilgili tanıklığımız sizde pekiştiği gibi derken anlatmak istediği de budur. Mesih’le ilgili tanıklığı işittiler, onu imanla kabul ettiler. Tanrı da bu olağanüstü güçleri onlara gerçekten kurtulduklarını kanıtlamak için verdi.

1:7   Armağanlara sahip olma açısından Korint topluluğunun da diğerlerinden aşağı kalır bir tarafı yoktu. Ancak bu armağanlara sahip olmak, gerçek ruhsallığın bir işareti değildi. Aslında Pavlus, Rab’be Korintliler’in doğrudan sorumlu olmadıkları bir şey için şükrediyordu. Armağanlar, kişinin iyi işlerine bakılmaksızın, Rab tarafından verilir. Eğer bir kişi bir armağana sahipse, bununla gurur duymamalı, ancak bunu alçakgönüllülükle Rab için kullanmalıdır.

Ruh’un meyvesi ise tamamen başka bir konudur. İmanlının kendisini Kutsal Ruh’un denetimine teslim etmesini gerektirir. Elçi, Korintliler’in yaşamlarındaki Ruh’un meyvesi konusunda bir kanıt ortaya koyamaz, sadece Rab’bin onlara mutlak şekilde bağlanmış olduğunu –üzerinde hiçbir denetime sahip olmadıklarını– açıklayabilir.

Elçi, mektubun ilerleyen kısımlarında bu armağanları suistimal ettikleri için kutsalları azarlamak zorunda kalacaktır. Ancak burada, bu armağanları almış oldukları için şükranlarını sunmakla yetinir.

Korintliler, Rabbimiz İsa Mesih’in görünmesini bekliyorlardı. Kutsal Kitap öğrencileri bunun, Mesih’in kutsalları için gelişine mi (1Se.4:13-18), yoksa Rab’bin kutsallarıyla gelişine mi (2Se.1:6-10), yoksa her ikisine de mi göndermede bulunduğu konusunda hemfikir değillerdir. İlk durumda Mesih’in görünmesi sadece imanlılara, ikinci durumda ise tüm dünyaya olacaktır. İmanlılar, Mesih’in görkemli görünüşünü ve O’nunla gökte buluşmayı sabırsızlıkla beklemektedirler.

1:8   Pavlus burada, Rabbimiz İsa Mesih’in kendi gününde kusursuz olmaları için kutsalları sonuna dek pekiştireceğine dair güvenini ifade eder. Pavlus’un, Korintliler’in ne yaptıklarından çok, Tanrı’nın ne yapacağıyla ilişkili olan şükranları bir kez daha göze çarpar. Onlar, Mesih’e iman etmişlerdi ve Tanrı da bu gerçeği onlara Ruh’un armağanlarını vererek doğrulamıştı; bu yüzden Pavlus’un, Tanrı’nın onları Mesih’in kendi halkı için gelişine dek muhafaza edeceğine dair güveni vardı.

1:9   Pavlus’un Korintliler konusundaki iyimserliği, onları Oğlu ile beraberliğe çağıran Tanrı’nın güvenilirliğine dayanır. Tanrı onları Rabbimizin yaşamının hissedarları yapmak için çok büyük bir bedel ödemiş olduğundan, onların, avuçlarının arasından kayıp gitmesine asla izin vermeyecektir.

II. KİLİSEDEKİ KARIŞIKLIKLAR (1:10 – 6:20)

A. İmanlılar Arasındaki Bölünmeler (1:10 – 4:21)

1:10   Elçi burada, kilisedeki bölünmeler sorununu ele alır (1:10 – 4:21). Birlik hakkında sevecen bir öğütle başlar. Bir elçi yetkisiyle buyurmak yerine bir kardeş şefkatiyle yalvarır. Birlik ricası (yalvarışı) Rabbimiz İsa Mesih adına dayalıdır ve ad Kişiyi temsil ettiğine göre, Rab İsa’nın tüm kişiliğine ve yaptıklarına dayalıdır. Korintliler insanların adını yüceltiyorlardı, ki bu da onları sadece bölünmelere götürüyordu. Pavlus, Tanrı’nın halkı arasındaki birliğin sadece bu şekilde sağlanacağını bildiğinden Rab İsa’nın adını övecektir. Aynı şeyi konuşmak, aynı düşüncede olmak demektir. Sadakat ve bağlılık konusunda birleşmek demektir. İmanlılar, Mesih’in düşüncesine sahip oldukları zaman bu birlik sağlanır. Sonraki ayetlerde Pavlus onlara, Mesih’in düşüncelerinde nasıl birleşebileceklerini uygulamalı bir biçimde anlatacaktır.

1:11   Korint’teki çekişmelerle ilgili haber, Pavlus’a Kloi’nin ev halkından gelmişti. Pavlus, haberi iletenlerin adlarını vererek imanlı davranışındaki önemli bir ilkeyi ortaya koyar. İmanlı kardeşlerimiz hakkındaki haberleri, bu konuda adımızın geçmesini istemiyorsak başkalarına aktarmamalıyız. Bugün bu örnek uygulansaydı, kiliseyi rahatsız eden boş dedikoduların çoğu engellenirdi.

1:12   Yerel kilise içinde, her biri kendi önderlerini öne çıkaran gruplaşmalar ve tarikatlar oluşuyordu. Kimi Pavlus’u tercih ederken, kimi Apollos’u, kimi de Kefas’ı (Petrus’u) tercih ediyordu. Hatta kimileri de başka grupları kabul etmeyerek sadece kendilerinin Mesih’e ait olduklarını iddia ediyorlardı.

1:13   13’üncü ve 17’nci ayetlerde Pavlus’un bu ayrımcıları azarladığı görülür. Kilise içinde bu tür gruplar kurmak, Mesih’in bedeninin birliğini reddetmek olurdu. İnsan olan önderlerin ardından gitmek, onlar için çarmıha gerilmiş Olan’ı küçümsemek olurdu. İsa Mesih’in yanı sıra, kendilerini vaftiz etmiş olan başka bir kişinin ismini de benimsemeleri, Rab İsa’ya vermiş oldukları bağlılık sözünü de yerine getirmemek olurdu.

1:14   Pavlus, Korint’te gruplaşmaların artması üzerine, oradaki kilisede sadece birkaç kişiyi vaftiz etmiş olduğu için Tanrı’ya şükretti. Vaftiz etmiş olduğu kişiler arasında adı geçenler Krispus ve Gayus’tur.

1:15,16   Pavlus, hiç kimsenin, onun kendi adıyla vaftiz edilmiş olduğunu söylemesini istemiyordu. Başka bir deyişle, kendisi için insanları Mesih’e kazanmaya ya da kendine bir isim yapmaya çalışmıyordu. Tek amacı insanları Rab İsa Mesih’e yöneltmekti.

Pavlus biraz daha düşününce İstefanas’ın ev halkını da vaftiz etmiş olduğunu anımsadı. Ancak bunun dışında aklına başka kimse gelmedi.

1:17   Pavlus, Mesih’in kendisini öncelikle vaftiz etmeye değil, Müjde’yi yaymaya gönderdiğini açıklar. Bu, Pavlus’un vaftize inanmadığı anlamına gelmez. Vaftiz ettiği kişilerden bazılarının adından zaten söz etmiştir. Aksine, bu söz Pavlus’un asıl görevinin vaftiz etmek olmadığı anlamına gelir; bu işi yerel kilisedeki bazı imanlılara devretmiş olması mümkündür. Ne var ki bu ayet, kurtuluş için vaftiz olmanın şart olduğu fikrini desteklememekte, hatta bu fikre karşı çıkmaktadır. Eğer bu doğru olsaydı, o zaman Pavlus burada Krispus ve Gayus’un dışında hiç kimseyi kurtarmadığı için memnun olduğunu söylüyor olurdu! Ki böyle bir fikir savunulamaz.

17’nci ayetin ikinci kısmında Pavlus, ilerleyen ayetlerde anlatacağı yeni konuya geçiş yapmaktadır. Müjde’yi, Mesih’in çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye bilgece sözler kullanarak yaymadı. İnsanları güzel konuşmalarla etkileseydi, Mesih’in çarmıhının gerçek anlamını açıklamak için gösterdiği gayretlerinin boşuna olacağını biliyordu.

Grek olan Korintliler’in, insan bilgisine hayran olduklarını anımsarsak, bundan sonraki kısmı anlamamız kolaylaşır. Filozoflarını ulusal kahramanlar olarak görüyorlardı. Bu fikrin Korint’teki topluluğun içine sızmış olması mümkündür. Müjde’yi aydınlar için daha kabul edilebilir bir hale getirmeyi arzulayanlar da vardı. Bilginler arasında yeterince etkisi olmadığını düşündüklerinden dolayı, bildiriyi bilgece ifade etmek istediler. Bilgiye tapınma, insanları, insan olan önderler etrafında gruplaşmaya iten konulardan biriydi galiba. Müjde’yi daha çok kabul edilebilir bir hale getirme çabaları tamamen yolunu şaşırmıştır. Tanrı’nın bilgeliği ile insanınki arasında dağlar kadar fark vardır ve bunları uzlaştırmaya çalışmak boşunadır.

Pavlus, insanları övme budalalığını göstermenin Müjde’nin gerçek doğasıyla çeliştiğini vurgular (1:18-34). Pavlus’un gerçekte söylemek istediği şey, çarmıhla ilgili bildirinin, insanların gerçek bilgelik olarak gördükleri her şeyin zıddı olduğudur (1:18-25).

1:18   Çarmıhla ilgili bildiri mahvolanlar için saçmalıktır. Barnes’in söyledikleri çok yerindedir:

Çarmıhtaki ölüm, utanç ve şerefsizlikle dolu olan her şeyle birleştirildi; sadece çarmıha gerilmiş bir adamın ölümü ve acılarıyla gerçekleşen bir kurtuluştan söz etmek ise, onların yüreklerindeki katışıksız küçümsemeyi arttırmaktan başka bir şey değildi. 1

Grekler bilgelik (kelimenin tam anlamı “filozoflar”dır) düşkünü kişilerdi. Ancak Müjde’nin bildirisinde, onların bilgelik gururuna hitap edecek hiçbir şey yoktu.

Müjde kurtulmakta olanlar için Tanrı’nın gücüdür. Bildiriyi işitirler, onu imanla kabul ederler ve yeniden doğarlar. Bu ayette sadece iki grup insan olduğu gerçeğine dikkat edin; mahvolanlar ve kurtulanlar. Bu iki grup arasında başka bir grup ya da ara grup yoktur. İnsanlar insan bilgeliğini sevebilirler, ama kurtuluşa götüren yalnızca Müjde’dir.

1:19   Yeşaya, Müjde’nin insan bilgeliğine karşı bir saldırı olacağını önceden bildirdi (Yşa.29:14):

“Bilgelerin bilgeliği yok olacak, akıllının aklı duracak.”

S. Lewis Johnson’ın The Wycliff Bible Commentary adlı Kutsal Kitap yorum kitabında, bu ayetlerin, “Sanherib’in meydan okuması karşısında, Yahuda’da ‘bilge olduklarını zanneden kişilerin’ Mısırlılarla müttefik olma çabalarına karşı Tanrı’nın yaptığı bir çeşit kınama” olduğu belirtilir. 2 Tanrı’nın, amaçlarını insanlara çok saçma görünen yollarla gerçekleştirmekten hoşlandığı ne kadar doğrudur! O, genelde bu dünyanın bilgelerinin alay edeceği yöntemleri kullanır; bu yöntemler arzu edilen sonuçları, harika bir doğruluk ve yeterlilikle elde ederler. Örneğin, insan bilgeliği, insana kendi kurtuluşunu kazanarak elde edebileceğini söyler. Oysa Müjde, insanın kendini kurtarma çabalarını bir yana koyup Mesih’i Tanrı’ya giden tek yol olarak sunar.

1:20   Pavlus daha sonra şu sözlerle meydan okur: “Hani nerede bilge kişi? Din bilgini nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı kurtuluş planını tasarladığında, onlara danıştı mı? Onların bilgeliğine bırakılsaydı, böyle bir kurtuluş planını ortaya çıkarabilirler miydi? Tanrı’nın söylediği herhangi bir şeyi çürütmeye kalkabilirler mi? Bunun yanıtı vurgulu bir “hayır”dır! Tanrı dünya bilgeliğini saçma saydı.

1:21   İnsan, kendi bilgeliğiyle Tanrı’nın bilgisine erişemez. Tanrı, yüzyıllar boyunca insan ırkına bu fırsatı verdi, ama sonuç başarısızlıktı. O zaman Tanrı, insana saçma görünen çarmıh bildirisinin duyurulmasıyla iman edenleri kurtarmaya razı oldu. Duyurulan şeyin, insanlar açısından saçma olarak görülen yönü, çarmıhtır. Saçma olmadığını elbette ki biliyoruz, ancak bu, aydınlatılmamış insan düşüncesine saçma görünür. Godet, 21’inci ayetin tüm felsefe tarihini ve bütün kitapların özünü kapsadığını söyler. Bu ayetin üstünden aceleyle geçmemeli, harika gerçekleri üzerinde düşünmeliyiz.

1:22   Yahudilerin doğaüstü belirtiler istemeleri onlara has bir özellikti. Kendilerine bazı mucizeler gösterilirse inanacaklarmış gibi bir tutum sergiliyorlardı. Öte yandan Grekler ise bilgeliği arıyorlardı. Sorgulamalarla, tartışmalarla ve mantıkla ilgileniyorlardı.

1:23   Ama Pavlus, onların arzularını tatmin etmedi. Pavlus, “Çarmıha gerilmiş olan Mesih’i tanıtıyoruz” der. Birinin söylemiş olduğu gibi, “O, gösteriş düşkünü bir Yahudi, bilgelik hayranı bir Grek değil, Kurtarıcıyı seven bir imanlıydı.”

Mesih’in çarmıha gerilmesi Yahudiler için bir yüzkarası idi. Onlar, kendilerini Roma’nın baskısından kurtaracak büyük bir askeri lider arıyorlardı. Müjde ise bunun yerine onlara utanç çarmıhına çivilenmiş bir Kurtarıcı sundu. Çarmıha gerilen Mesih, Grekler için bir saçmalıktı. Böylesine bir zayıflık ve başarısızlık içinde ölen birinin onların sorunlarını nasıl çözebileceğini anlayamadılar.

1:24   Ama işin ilginç tarafı, Yahudilerin ve diğer ulusların aradıkları şeyler olağanüstü bir şekilde Rab İsa’da bulunur. Mesih, çağrısını işitip Kendisine iman edenler için, ister Yahudi ister Grek olsunlar, Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir.

1:25   Aslında Tanrı’nın, ne saçmalığı ne de güçsüzlüğü vardır. Elçi, 25’inci ayette insanın gözünde Tanrı’nın saçmalığı olarak görülen şeyin, aslında insanın en üstün bilgeliğinden daha bilge olduğunu söylüyor. Aynı şekilde insanın gözünde Tanrı’nın zayıflığı olarak görünen şeyin, insanın meydana getirebileceği herhangi bir şeyden çok daha güçlü olduğu ortaya çıkıyor.

1:26   Elçi Müjde’den söz ettikten sonra, şimdi de Tanrı’nın müjdeyle çağırdığı kişiler konusuna döner (26-29). Korintliler’e, birçoklarının insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler olarak çağırılmadıklarını anımsatır. Bu metinde, “hiçbiriniz” değil de, “birçoğunuz… değildiniz” denildiğine sık sık dikkat çekilmektedir.

Korintliler’in kendileri, toplumun yüksek entelektüel tabakasından gelmemişlerdi. Onlara derin felsefelerle değil, yalın müjdeyle yaklaşılmıştı. O zaman niçin insan bilgeliğine olduğundan daha çok değer veriyor ve çok bilmişlere (pişkinlere), bildiriyi hoşa gidecek bir hale getirmeye çalışan vaizleri övüyorlardı?

İnsanlar bir kilise kuracak olsalar, toplumun en seçkin üyelerinin de buna katılımını isterler. Ancak 26’ıncı ayet bize, insanların son derece önem verdikleri kişileri Tanrı’nın önemsemediğini öğretir. Genellikle O’nun çağırdığı kişiler, dünyanın önemli görmediği kişilerdir.

1:27   Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.

Erich Sauer şöyle der:

Madde ne kadar basitse, o kadar değerlidir, –Eğer basit bir malzemeyle aynı standartta bir sanata erişilebilirse, bunun onuru sanatkara aittir.– Eğer daha küçük bir orduyla aynı zafer kazanılabilirse, bunun onuru da fethedenindir. 3

Tanrı, Eriha’nın duvarlarını yıkmak için borular kullandı. Midyanilerin ordularını bozguna uğratmak için Gidyon’un ordusunu 32.000’den 300’e indirdi. Filistlileri yenmek için Şamgar’ın elinde öküz üvendiresi kullandı. Şimşon’un tüm orduyu bir eşek çene kemiğiyle yenmesini sağladı. Ve Rabbimiz 5.000’den fazla insanı birkaç ekmek ve balıkla doyurdu.

1:28   Bazılarının, “Tanrı’nın beşinci sınıf ahmaklar ordusu” olarak yaptığı tanımlamayı Pavlus, dünyanın önemsiz, soysuz ve değersiz gördükleri nitelendirmelerini de ekleyerek genişletmiştir. Tanrı böylesine umulmadık malzemeler kullanarak dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirir. Başka bir deyişle, kendisini yüceltmeleri için dünyanın gözünde saygınlığı olmayan kişileri seçip kullanmayı sever. Bu ayetler, önemli ve tanınmış kişilere yaranmaya çalışan ve Tanrı’nın mütevazı kutsallarına önem vermeyen imanlılar için ders alınacak nitelikte ayetler olmalıdır.

1:29   Tanrı’nın dünyanın gözünde değerli olmayanları seçmedeki amacı, tüm yüceliğin insanda değil kendisinde olmasını sağlamaktır. Kurtuluş tamamen O’ndan geldiği için övülmeye layık olan sadece O’dur.

1:30   30’uncu ayet, varoluşumuzun ve sahip olduklarımızın felsefeden değil –dolayısıyla burada insan yüceliğine yer yoktur– O’ndan gelmiş olduğunu tüm açıklığıyla vurgular. Her şeyden önce Mesih, bizim için bilgelik oldu. O, Tanrı’nın bilgeliğidir (24); O, Tanrı’nın bilgeliğinde bir kurtuluş olarak seçilen yoldur. Biz O’nu kabul ettiğimizde, O’nun aracılığıyla sağlanan kurtuluşumuzun görüşsel bilgeliğine erişebiliriz. İkinci olarak, O, bizim doğruluğumuzdur. O’na iman etmemiz sayesinde Kutsal Rab tarafından doğru sayıldık. Üçüncü olarak, O, bizim kutsallığımızdır. Biz kendi içimizde hiçbir kutsallık taşımamamıza rağmen, O’nda kutsal kılındık ve O’nun gücü sayesinde, kutsallıkta adım adım değiştirildik. Son olarak, O bizim kurtuluşumuzdur; kuşkusuz bu kurtuluşun sonunda Rab gelecek, bizi alıp cennetteki evimize götürecektir. Böylelikle de ruh, can ve beden olarak fidye ile kurtulmuş olacağız.

Traill, bu gerçeği şöyle tasvir eder:

İsa’nın dışındaki bilgelik, budalaca O’na lanet okumak gibidir –İsa’nın dışındaki doğruluk, en büyük suç ve kabahattir– İsa’nın dışındaki kutsallık, pislik ve günahtır. İsa’nın dışındaki kurtuluş, esaret ve köleliktir. 4

A.T. Pierson, 30’uncu ayetle Rabbimizin yaşamı ve hizmeti arasında şu şekilde bağlantı kurar:

O’nun bilgeliğinin, Tanrı’nın bilgeliği olduğunu gösteren şeyler, işleri, sözleri ve uygulamalarıdır. Sonra ölümü, gömülmesi ve dirilişi gelir; işte bizim doğruluğumuzla ilişkisi olan şeyler bunlardır. Kutsallığımızla bağlantılı olan şeyler ise insanlar arasındaki kırk günlük yürüyüşü, göğe alınışı, Ruh’un armağanı ve Tanrı’nın sağında oturuşudur. Bizim kurtuluşumuzla ilgili olan şey ise, O’nun tekrar gelecek oluşudur. 5

1:31   Tanrı bütün bu bereketleri, bize Rab’den gelecek şekilde ayarlamıştır. Bu nedenle Pavlus’un buradaki tartışması, “Niçin insanları yüceltelim? Sizin için bu şeylerin hiçbirini yapamazlar” şeklindedir.

 

Kutsal Kitap

1 Tanrı’nın isteğiyle Mesih İsa’nın elçisi olmaya çağrılan ben Pavlus ve kardeşimiz Sostenis’ten Tanrı’nın Korint’teki kilisesine* selam! Mesih İsa’da kutsal kılınmış, kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesih’in adını her yerde anan herkese Babamız Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten lütuf ve esenlik olsun.
2 (SEE 1:1)
3 (SEE 1:1)
4 Tanrı’nın Mesih İsa’da size bağışladığı lütuftan ötürü sizin için her zaman Tanrım’a şükrediyorum.
5 Mesih’le ilgili tanıklığımız sizde pekiştiği gibi Mesih’te her bakımdan -her tür söz ve bilgi bakımından- zenginleştiniz.
6 (SEE 1:5)
7 Şöyle ki, Rabbimiz İsa Mesih’in görünmesini beklerken hiçbir ruhsal armağandan yoksun değilsiniz.
8 Rabbimiz İsa Mesih kendi gününde kusursuz olmanız için sizi sonuna dek pekiştirecektir.
9 Sizleri Oğlu Rabbimiz İsa Mesih’le paydaşlığa çağıran Tanrı güvenilirdir.
10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih’in adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.
11 Kardeşlerim, Kloi’nin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.
12 Şunu demek istiyorum: Her biriniz, “Ben Pavlus yanlısıyım”, “Ben Apollos yanlısıyım”, “Ben Kefas* yanlısıyım” ya da “Ben Mesih yanlısıyım” diyormuş.
13 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlus’un adıyla mı vaftiz* edildiniz?
14 Hiç kimse benim adımla vaftiz edildiğinizi söylemesin diye Krispus’la Gayus’tan başka hiçbirinizi vaftiz etmediğim için Tanrı’ya şükrediyorum.
15 (SEE 1:14)
16 Evet, bir de İstefanas’ın ev halkını vaftiz ettim; bunun dışında kimseyi vaftiz ettiğimi anımsamıyorum.
17 Çünkü Mesih beni vaftiz etmeye değil, Mesih’in çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye, bilgece sözlere dayanmaksızın Müjde’yi yaymaya gönderdi.
18 Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür.
19 Nitekim şöyle yazılmıştır: “Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim, Akıllıların aklını boşa çıkaracağım.”
20 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini* nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu göstermedi mi?
21 Mademki dünya Tanrı’nın bilgeliği uyarınca Tanrı’yı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu.
22 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Grekler’se* bilgelik arar.
23 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih’i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.
24 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister Yahudi ister Grek olsun- Tanrı’nın gücü ve Tanrı’nın bilgeliğidir.
25 Çünkü Tanrı’nın “saçmalığı” insan bilgeliğinden daha üstün, Tanrı’nın “zayıflığı” insan gücünden daha güçlüdür.
26 Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.
27 Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.
28 Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.
29 Öyle ki, Tanrı’nın önünde hiç kimse övünemesin.
30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa’dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.
31 Bunun için yazılmış olduğu gibi, “Övünen, Rab’le övünsün.”

1. Albert Barnes, Notes on the New Testament, 1.Corinthians, s.14

2. S.Lewis Johnson, “First Corinthians.” The Wycliffe Bible Commentary, s.1232

3. Erich Sauer, The Dawn of World Redemption, s.91

4. Traill, daha fazla bilgi mevcut değildir.

5. Arthur T. Pierson, The Ministry of Keswick, First Series, s.104