1 Korintliler 13

13:1   Eğer bir kişi insanların ve meleklerin dillerinin hepsinde konuşabilse, ama başkalarının iyiliği için bu yeteneği kullanmasa, ses çıkaran bir bakır ya da öten bir zilden daha faydalı ya da daha hoş bir şey olamaz. Konuşulan sözün anlaşılmadığı yerde fayda olmaz. Bu, yarardan çok sinir bozucu bir gürültüdür. Dillerin yararlı olabilmesi için yorumlanmaları ya da konuşulan dile çevrilmeleri gerekir. Ancak o zaman söylenen şey eğitici olabilir. Meleklerin dilleri sıra dışı bir konuşmaya göre daha fazla mecazi anlam taşıyabilir, ama bu, o dilin bilinmeyen bir dil olduğu anlamına gelmez. Çünkü melekler, Kutsal Kitap’ta ne zaman insanlarla konuşmuşlarsa, bunu kolayca anlaşılan bir dilde yapmışlardı.

13:2   Aynı şekilde başka biri de Tanrı’dan olağanüstü esinlemeler alabilir. Tanrı’nın mükemmel sırlarını, şimdiye kadar gösterilmemiş olan ve şimdi kendisine bildirilen olağanüstü gerçekleri anlayabilir. Doğaüstü bir biçimde verilen tanrısal bir bilgiyi alabilir. Dağları yerinden oynatabilecek kadar büyük bir iman kendisine verilebilir. Yine de bütün bu harika armağanları Mesih’in Bedeni’nin üyelerini geliştirme yerine yalnızca kendi gelişimi için kullanırsa, bu armağanların bir değeri olmaz ve armağanların sahibi de bir hiç olur. Yani başkalarına hiçbir faydası olmaz.

13:3   Eğer elçi bütün malını sadaka olarak dağıtsa ve hatta bedenini de yakılmak üzere teslim etse bile, bu kahramanca yapılan işler sevgi ruhuyla yapılmadığı takdirde kendisine bir yarar sağlamaz. Sırf dikkatleri üzerine çekmeye ve kendisine bir isim yapmaya çalışıyorsa, o zaman bu üstünlük gösterisinin bir değeri olmaz.

13:4   Biri şöyle demiştir: “Bu, sevgi üzerine bir iddia olarak başlamadı, ama Yeni Antlaşma’daki edebi cevherlerin çoğu gibi yerel bir durumla bağlantılı olarak ortaya konuldu.” Hodge, Korintliler’in sabırsız, hoşnutsuz, kıskanç, havalı, bencil, edebe aykırı davranan, başkalarının duygu ve çıkarlarını göz önüne almayan, şüpheci, hemen gücenen ve tenkitçi insanlar olduklarını ifade etmiştir.

İşte bu nedenle de elçi, şimdi gerçek sevginin özelliklerini verir. Her şeyden önce, sevgi sabırlıdır ve şefkatlidir. Kışkırtma karşısında bile dayanıklılık gösteren bir sabırdır bu. Şefkatlilik ise başkalarının menfaatini ön plana çıkaran etken bir iyiliktir. Sevgi başkalarını kıskanmaz; tam terine onların onurlandırılıp yüceltilmesinden memnun olur. Sevgi övünmez, böbürlenmez. Nesi varsa, onun Tanrı’nın armağanı olduğunu ve insanda böbürlenecek hiçbir şey olmadığını anlatır. Kutsal Ruh’un armağanları bile Tanrı tarafından verilir ve bu armağanlar, ne kadar olağanüstü olurlarsa olsunlar, kişiyi gururlu ve kibirli yapmamalıdırlar.

13:5   Sevgi kaba davranmaz. Eğer bir kişi gerçekten sevgiyle davranırsa, nazik ve saygılı olacaktır. Sevgi, bencilce kendi çıkarını aramaz, ama başkalarına nasıl destek olunacağıyla ilgilenir. Sevgi kolayca öfkelenmez, küçümsemelere ve aşağılanmalara dayanır. Sevgi kötülüğü anmaz, yani başkalarına kötü düşünceler yöneltmez. Onların hareketlerinden şüphelenmez. Saftır.

13:6   “Sevgi haksızlığa sevinmez, ama gerçek olanla sevinir.” İnsan doğasında doğru olmayan bir şeyden zevk alan bir bayağılık vardır; özellikle de bu doğru olmayan eylem, kişinin benliğine yarar sağlıyorsa. Bu sevgi ruhu değildir. Sevgi gerçek olanın zaferiyle sevinir.

13:7   “Her şeye katlanır” ifadesi, sevginin her şeye sabırla dayanabileceği ya da başkalarının hatalarını saklayabileceği anlamına gelebilir. Katlanır sözcüğü “kapatır” olarak da çevrilebilir. Sevgi başkalarının başarısızlıklarını gereksiz yere başkalarına yaymaz; buna karşın gerektiğinde tanrısal disiplini uygulama konusunda kararlı olmalıdır.

Sevgi her şeye inanır, yani eylem ve olaylar konusunda getirilebilecek en iyi yorumu getirmeye çalışır. Sevgi her şeyi umut eder; bu her şeyin en iyi şekilde olacağını gayretle arzu etmek anlamındadır. Elem çekme ve kötü davranışlara maruz kalma karşısında sevgi her şeye dayanır.

13:8   Elçi, armağanlarını sevgiyle kullanan kişilerin belirleyici niteliklerini tanımladıktan sonra, şimdi de armağanların geçici olmalarına karşın sevginin devamlı olduğu konusunu ele alır. Sevgi asla son bulmaz. Sonsuza dek bizim Rab’bi ve birbirimizi seveceğimiz şeklinde sevgi daim kalacaktır. Öte yandan, bu armağanlar geçici bir süreç için vardırlar.

8-13 ayetleriyle ilgili olarak iki önemli yorum vardır. Geleneksel görüşe göre peygamberlik, diller ve bilgi armağanları, inanlıların sonsuz yaşama girmesiyle sona erecektir. Başka bir görüşe göre ise bu armağanlar zaten sona ermiş durumdadır; bu da Kutsal Yazılar’ın Kanonu (Kutsal Kitap) tamamlandığında olmuştur. Her iki görüşü de sunmak için 8-12 ayetlerini SONSUZ DURUM ve TAMAMLANMIŞ KANON başlıkları altında açıklayacağız.

SONSUZ DURUM TAMAMLANMIŞ KANON
Sevgi asla son bulmayacak. Şu an varolan peygamberlikler ise tam tersine, Tanrı’nın halkı eve, cennete vardığında sona erecektir. Şimdi bilgi armağanı var, ama bu muhteşem sona ulaştığımızda sona erecektir (Pavlus bilgi ortadan kalkacaktır derken, cennette hiçbir bilginin olmayacağını kastetmiyor olabilir. Tanrısal gerçek aracılığıyla olağanüstü bir biçimde verilen bilgi armağanını belirtiyor olmalı). Sevgi asla son bulmayacak. Peygamberlikler varken (Pavlus’un zamanında), Yeni Antlaşma’nın son kitabı tamamlanınca bu tür doğrudan verilen esinlemelere olan gereksinim son bulacaktır. Pavlus’un zamanında diller kullanılıyordu, ama Kutsal Kitap’ın 66 kitabı tamamlanınca bunlar sona erecek; çünkü elçilerle peygamberlerin öğretişlerinin doğrulanmasına bundan böyle gerek kalmayacak (İbr.2:3, 4). Tanrısal gerçek bilgi Tanrı tarafından elçilerle peygamberlere veriliyordu, ama bu da İsa Mesih inancı öğretişinin tamamı verildiğinde bitmiş olacaktır.
13:9   Bu yaşamdaki bilgimiz ve peygamberliğimiz sınırlıdır. Tanrı’nın lütfunda anlayamadığımız bir çok sır gibi Kutsal Kitap’ta da anlayamadığımız birçok şey vardır. 13:9   Yani biz elçilerin bilgisi sınırlıdır (hâlâ esinlenmiş bilgiyi doğrudan Tanrı’nın esiniyle aldığımız anlamda). Peygamberliğimiz de sınırlıdır. Çünkü aldığımız esinlemeleri yalnızca kısmen ifade edebiliriz.”
13:10   Ama mükemmel olan gelince, yani sonsuz dünyadaki mükemmel duruma ulaşınca, sınırlı bilgi ile sınırlı peygamberlik armağanları ortadan kalkacaktır. 13:10   Ancak mükemmel olan gelince, yani son kitabın Yeni Antlaşmaya eklenmesiyle Kanon (Kutsal Kitap) tamamlanınca, belirli bir dönem ya da parça parça verilen tanrısal gerçeğin vahiyleri sona erecek ve bu gerçeğin açıklanması da ortadan kalkacaktır. Tanrı’nın sözünün tamamı olacağından kısmi esinlemelere artık gerek olmayacaktır.
13:11   Bu yaşam, konuşmamızın, anlayışımızın ve düşüncelerimizin oldukça sınırlı ve olgunlaşmamış olduğu çocukluk dönemine, Göksel yaşam ise, yetişkinlik dönemine benzetilebilir. O zaman çocuksu olan her şey geçmişte kalacaktır. 13:11   Armağanların belirtileri kilisenin ilk dönemiyle bağlantılıydı. Armağanlar çocuksu değildi, Kutsal Ruh’un gerekli armağanlarıydı. Ancak Tanrı’nın tüm vahyi Kutsal Kitap’ta mevcut olduğundan mucizevi armağanlara gerek kalmayıp ortadan kaldırılmıştır. Buradaki çocuk 1 sözcüğü konuşma gücü ve yeteneği olmayan bebek anlamındadır.
13:12   Yeryüzünde olduğumuz sürece her şeyi bulanık bir aynaya bakar gibi silik ve belirsiz görürüz. Cennetteyse tam tersine her şeyi yüz yüze görür gibi, yani orada belirsiz bir görüntü olmadan göreceğiz. Şimdi bilgimiz sınırlı, ama o zaman bilindiğimiz gibi tam bileceğiz. Cennette bile olsa mükemmel bilgiye asla sahip olmayacağız. Her şeyi yalnızca Tanrı bilir. Ama bilgimiz şimdikinden çok daha fazla olacak. 13:12   Şimdi (elçilerin olduğu dönemi) aynada bulanık görüyoruz. Hiç birimiz (elçiler) Tanrı’nın tam esinlemesini almadı. Bize bir yapboz oyununun parçaları gibi parça parça veriliyor. Kutsal Yazılar’ın Kanonu tamamlandığında, belirsizlik ortadan kalkacak ve biz de resmi bütünüyle göreceğiz. Şimdi bilgimiz (elçiler ve peygamberler olarak) sınırlıdır. Ancak son kitap Yeni Antlaşma’ya eklenince, daha önce hiç bilmediğimiz şekilde daha çok ve daha yakından bileceğiz.

13:13   İman, ümit ve sevgi, Kelly’nin dediği gibi, “İsa Mesih inancının özelliklerini oluşturan temel ahlaksal ilkelerdir.” Ruh’un bu lütfu Ruh’un armağanlarından üstün olduğu gibi kalıcıdır da. Kısacası, Ruh’un meyvesi Ruh’un armağanlarından daha önemlidir.

Ve sevgi en üstün olanıdır; çünkü başkaları için büyük bir gereksinmedir. Sevgi, benliğe odaklanmış değil, başkalarına odaklanmış bir merkeze sahiptir.

Bu bölümü bitirmeden önce yapılması gereken birkaç gözlem vardır. Yukarıda bahsedildiği gibi 8-12 ayetlerinin genel kabul gören yorumu, bunların bu yaşamdaki durumla sonsuz durumu karşılaştırdığıdır.

Ancak birçok içten imanlı, mucizevi armağanların amacının Tanrı sözüne yazılı şeklin verilmesinden önce elçilerin öğretişlerini doğrulamak olduğuna ve Yeni Antlaşma’nın tamamlanmasının ardından bu armağanlara gerek kalmadığına inandıkları için TAMAMLANMIŞ KANON görüşünü benimserler. İkinci görüş ağırlıklı olmasına karşın, bunun tam olarak kanıtlanması pek mümkün değildir. Elçilerin döneminin ardından bu mucizevi armağanların çoğunlukla sona erdiğine inansak bile, Tanrı’nın istediği takdirde bu armağanları bugün kullanamayacağını kesin olarak söyleyemeyiz. Hangi görüşü benimsersek benimseyelim, almamız gereken kalıcı ders şudur: Ruh’un meyveleri sonsuz ve üstündür. Eğer sevgiyi uygularsak bu bizi, armağanların yanlış kullanılmasından ve bunların kötüye kullanmasının sonucu ortaya çıkan çekişmelerle ayrılıklardan kurtaracaktır.

 

Kutsal Kitap

1 İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran çıkaran bakırdan ya da zilden farkım kalmaz.
2 Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam,dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim.
3 Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı olmaz.
4 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.
5 Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.
6 Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.
7 Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.
8 Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.
9 Çünkü bilgimiz de peygamberliğimiz de sınırlıdır.
10 Ne var ki, yetkin olan geldiğinde sınırlı olan ortadan kalkacaktır.
11 Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi anlar, çocuk gibi düşünürdüm. Yetişkin biri olunca çocukça davranışları bıraktım.
12 Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.
13 İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir

1. Bu sözcük “nepios”dur (İbr.5:13)