1 Korintliler 5

B. İmanlılar Arasındaki Ahlaksızlık (Bölüm 5)

Beşinci bölüm, kilisedeki üyelerden biri açıkça bir günah işlediğinde verilecek olan disiplinin hayata geçirilmesinin gerekliliği üzerinde durur. Disiplin, kilisenin dünyanın gözündeki kutsal niteliğini koruması ve Kutsal Ruh’un aralarında incitilmeden çalışabilmesi için gereklidir.

5:1   Korint’teki kiliseden birinin cinsel ahlaksızlık suçu işlemiş olduğu söyleniyor. Bu, putperestler arasında bile rastlanmayan türden bir günahtı. Bu günahın özelliği, bu adamın babasının karısıyla cinsel ilişkiye girmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kişinin kendi annesi kuşkusuz ölmüş ve babası da yeniden evlenmişti. Bu durumda, babasının karısı onun üvey annesi oluyordu. Kadın büyük bir olasılıkla imanlı değildi, çünkü ona karşı alınan bir tavırdan söz edilmiyor. Kilisenin onun durumunu yargılama hakkı yoktu.

5:2   Peki, Korintli imanlılar bu duruma nasıl bir tepki göstermişlerdi? Yas tutacakları yerde gururlu ve küstahtılar. Belki suçluyu disiplin etmeyerek gösterdikleri hoşgörüden dolayı gurur duyuyorlardı. Belki de kilisedeki ruhsal armağanların bolluğuyla öyle gurur duyuyorlardı ki, olup biteni ciddi olarak düşünmemişlerdi bile. Belki de kutsallıktan çok üyelerinin sayısıyla ilgileniyorlardı. Günah onları yeterince etkilemedi.

Siz hâlâ böbürleniyorsunuz! Oysa yas tutup bu işi yapanı aranızdan atmanız gerekmez miydi? Bu söz, eğer imanlılar Rab’bin önünde alçakgönüllü bir tutum sergilemiş olsalardı, O, bu konuyu ele alıp suçluya karşı disiplin konusunda uygulanması gereken davranışı uygulayacaktı. Erdman şöyle der:

Kilisenin gerçek görkeminin üstün öğretmenlerinin armağanları ve iyi konuşmalarından değil, ahlaki saflık ve üyelerinin örnek yaşamlarından oluştuğunu anlamış olmaları gerekirdi. 1

5:3   Onların kayıtsız kalmalarına karşın elçi, orada olmasa bile, oradaymış gibi konuyu zaten yargılamış olduğunu ifade eder.

5:4   Bu ayet, kilisenin suç işleyene karşı harekete geçmek için toplandığını resmeder. Pavlus, bedence olmasa da Rabbimiz İsa’nın adıyla toplandıklarında ruhça orada olduğunu söyler. Rab İsa kiliseye ve elçilere bu konularda disiplin uygulamaları için yetki vermiştir. Bundan dolayı Pavlus, Rabbimiz İsa’nın gücüyle (yetkisiyle) hareket edeceğini söyler.

5:5   Hareket noktası şudur: Bedeninin yok olması için bu adamı Şeytan’a teslim edin ki, Rab İsa’nın gününde ruhu kurtulabilsin. Yorumcular, bu ifadenin anlamı konusunda hemfikir değildir. Bazıları bunun yerel kiliseden atılma eylemini (aforoz edilmeyi) ifade ettiğine inanır. Kilisenin dışı, Şeytan’ın egemenlik alanıdır (1Yu.5:19). Bu nedenle “Şeytan’a teslim etmek” yerel kiliseden atmak anlamındadır. Kimileri de Şeytan’a teslim etme gücünün elçilere armağan edilen özel bir güç olduğuna ve bugün bunun olmadığına inanır.

Yine bedenin yok olması ifadesinin anlamına ilişkin bazı görüş ayrılıkları vardır. Birçokları bu ifadenin insanın alışkanlık ve şehvet gücünü kırmak için Tanrı tarafından kullanılan fiziksel bir acıyı betimlediğine inanır. Diğerleri de bedenin yok olmasının, insana tövbe etmesi ve kurtulması için zaman tanıyan yavaş bir ölüm betimlemesi olduğuna inanır.

Durum ne olursa olsun, imanlıların disiplininin daima onların Rab ile ilişkilerinin iyileştirilmesini sağlamak amacıyla oluşturulduğunu anımsamalıyız. Kiliseden atılma asla bir son değil, olayı sonuca ulaştıracak olan bir yöntemdir. Rab İsa’nın gününde o kişinin ruhunun kurtulabilmesi değişmez amacı oluşturur. Bir başka deyişle kişinin sonsuz yok oluşuyla ilgili bir düşünce yoktur. İşlediği günahtan dolayı bu hayatta Rab tarafından disiplin edilir, ama Rab’bin gününde kurtulur.

5:6   Pavlus burada Korintliler’i övünmelerinden dolayı azarlamaktadır. Belki bunun sadece bir kez olduğunu söyleyerek kendilerini mazur gösterdiler. Azıcık bir mayanın bütün hamuru mayaladığını bilmeleri gerekirdi. Buradaki maya, ahlaksal günahın bir resmidir. Elçi, kilisede küçük bir ahlaksal günaha hoşgörü gösterildiği takdirde bunun kısa sürede bütün topluluğu ciddi bir biçimde etkileyecek kadar büyüyeceğini belirtir. Bunun olmaması için de tanrısal bir disiplin gereklidir.

5:7   Bundan dolayı eski mayadan arınıp temizlenmeleri buyurulur. Bir başka deyişle, kötülüğe karşı sert önlemler almalıdırlar ki, yeni bir hamur olabilsinler. Pavlus sonra şu sözleri ekler: Nitekim mayasızsınız. Tanrı onları Mesih’te kutsal, doğru ve saf olarak görür. Elçi, şimdi onlara bu durumlarının buna tutarlı olması gerektiğini söylüyor. Konum olarak mayasızdılar. Şimdi de uygulamalarından mayasız olmaları gerekir. Doğaları adlarıyla bir ve hareketleri de sözleriyle bir olmalıdır.

Çünkü Fısıh kuzumuz olan Mesih kurban edilmiştir. Mayasız ekmeği düşünürken Pavlus, Fısıh Bayramı’ndan bir gece önceki arife gecesinde, her Yahudi’nin evinde bulunan, içinde maya olan her şeyi dışarı atması gerektiğini hatırlar. Hamur teknesine gidip onu iyice temizler. Mayanın bulunduğu yeri hiçbir iz kalmayıncaya dek siler. Eline bir lamba alıp her şeyi iyice kontrol eder. Sonra ellerini Tanrı’ya doğru açar ve şöyle der: “Tanrım, evimdeki mayayı attım, bilmediğim bir yerde maya varsa tüm yüreğimle onu da atıyorum.” Bu, bir imanlının kötülükten nasıl ayrılması gerektiğinin bir sembolüdür.

Fısıh kurbanının öldürülüşü, Rabbimiz İsa Mesih’in çarmıhtaki ölümünü resmeder. Bu ayet, Yeni Antlaşma’daki tipik öğretiş ilkesinin temelini atan birçok ayetten biridir. Bu olayla Eski Antlaşma’daki kişilerin ve olayların gelecekte gerçekleşecek olanların örnekleri ya da yansımaları olduğunu anlarız. Bu olayların bir çoğu, bizim, günahlarımızdan kurtulmamız için İsa Mesih’in gelişine ve Kendisini kurban edişine doğrudan işaret etmektedir.

5:8   Buradaki bayram, Fısıh bayramına ya da Rab’bin Sofrası’na işaret etmez, aksine imanlının tüm yaşamını betimlemek için, genel anlamda kullanılır. Tüm varlığımız bir sevinç bayramı olmalı ve ne günahın eski mayasıyla ne de kin ve kötülük mayasıyla kutlanmalıdır. Mesih’te sevinirken, başkalarına karşı yüreğimizde kötü düşüncelerin var olmasına izin vermemeliyiz. Pavlus’un ekmek yapmak için kullanılan normal mayadan bahsetmediği anlaşılmaktadır. Maya burada ruhsal anlamda kullanılmaktadır. Yani günahın temas ettiği her şeyi kirlettiği anlatılmak istenir. Yaşamlarımızı içtenliğin ve dürüstlüğün mayasız ekmeğiyle sürdürmeliyiz.

5:9   Pavlus şimdi onlara, daha önceki mektubunda onlara ahlaksızlık yapanlarla arkadaşlık etmemelerini yazdığını açıklar. Gerçekte böyle bir mektubun kaybolması, Kutsal Kitap’ın esinini hiç etkilemez. Pavlus’un yazdığı her mektup değil, yalnızca Tanrı’nın Kutsal Kitap’a eklenmesini uygun gördükleri esinlendi.

5:10   Elçi şimdi onları ahlaksızlık yapanlarla arkadaşlık etmemeleri konusunda uyarırken, kendilerini Tanrı’ya inanmayanlardan tamamen uzak tutmalarını ima etmediğini açıklamaya devam eder. Dünyada olduğumuz sürece kurtulmamış olanlarla iş ilişkisinde bulunmamız gereklidir. Onların içine düştüğü günahın derinliğini bilemeyiz. Kendinizi günahkarlardan tamamen soyutlayarak yaşamak için bu dünyadan ayrılmak zorunda kalırsınız.

Burada Pavlus, bu dünyanın ahlaksızlıkları, açgözlüleri, soyguncuları ya da putperestlerinden tamamen ayrı yaşamayı kastetmediğini söyler. Açgözlüler, iş hayatında ya da ekonomik anlamda hilekârlık yapmaktan mahkum olanlardır. Örneğin vergi suçlusu olduğu anlaşılan biri, açgözlülükten mahkum olur. Soyguncular ise zarar verme ve ölüm gibi tehditlerde bulunup şiddet içeren araçlar kullanarak zengin olanlardır. Putperestlere gelince, gerçek Tanrı’dan başka herhangi birine ya da bir şeye tapanlar olup, adeta putperestlikle bağlantılı olan korkunç ahlaksızlıkları yaparak günah işleyenler olarak tanımlanabilirler.

5:11   Pavlus onları, imanlı olduğunu söyleyen, ama bu kötü günahlardan birini işleyen ve buna devam eden bir kardeşle arkadaşlık etmemeleri için uyarmak istiyor. Bunu şöyle ifade edebiliriz:

Söylemek istediğim ve şimdi tekrarladığım şey şudur: Ahlaksız, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da soyguncu olan ve imanlı olduğunu söyleyen biri ile yemek bile yememelisiniz.

Kurtulmamış olanlarla sık sık ilişki içinde olmamız gerekebilir ve biz bu ilişkileri onlara tanıklık edebilmek için kullanabiliriz. Bu tür bir ilişki, bir imanlı için, imanlı olduğunu söyleyen ve buna rağmen günah içinde yaşayan biriyle arkadaşlık etmek kadar tehlikeli değildir. Böyle bir kişinin günahına göz yumuyormuşuz gibi yorumlanabilecek herhangi bir davranıştan kaçınmalıyız.

Pavlus, 10’uncu ayette bahsettiği günahkârlar listesine, 11’inci ayette sövücüleri ve ayyaşları da ekler. Sövücü, başkasına karşı sert ve taşkınlık dolu bir dil kullanandır. Ancak burada tedbir ifade eden bir sözü eklemeliyiz. Eğer biri, bir kereye mahsus olmak üzere sinirlerine hakim olamayıp dikkatsizce sözler söylerse, kiliseden atılmalı mıdır? Sanmıyoruz, ama bu ifadenin bir alışkanlığı belirttiğini öne sürüyoruz. Bir başka deyişle, sövücü karakteristik olarak başkalarına karşı ağzının bozukluğuyla tanınandır. Bu, bizim de dilimizi kontrol altında tutmamız için bir uyarı niteliği taşımalıdır. Dr. Ironside’ın bahsetmiş olduğu gibi, birçokları dillerine dikkat etmediklerini söylerler; fakat Dr. Ironsideın asıl dikkat çekmek istediği nokta, bu insanların bir gün, bir makineli tüfeği de ne kadar dikkatsiz kullandıklarını söyleyebilecekleridir.

Ayyaş ise, alkollü içecekleri çok fazla tüketendir.

Elçi Pavlus bize, bu tür şeyler yapan bir imanlıyla yemek bile yemememiz gerektiğini mi ifade ediyor? Bu ayetin öğrettiği şey, işte budur! Onunla ne Rab’bin Sofrası’nda ne de herhangi bir yemek sofrasında bir araya gelmemeliyiz. Kuraldışı durumlar olabilir tabii. Örneğin, imanlı bir kadın, kiliseden atılan kocasıyla yemek yemek zorundadır. Ancak genel kural şudur: Listesi yapılan günahlardan suçlu bulunan imanlılar, suçlarının büyüklüğünü anlamaları ve tövbe etmeleri için kiliseden dışlanmalıdırlar. Eğer Rab’bin meyhaneci ve günahkârlarla yemek yediği ileri sürülerek buna karşı gelinirse, biz de o kişilerin, O’nun izleyicisi olduklarını söylemediklerine ve O’nun da onları, kendisiyle yemek yedikleri için öğrencileri olarak tanımadığına işaret ederiz. Bu bölümün bize öğrettiği şey şudur: Kötü bir hayat yaşayan imanlılarla arkadaşlık etmemeliyiz.

5:12   Pavlus’un 12’nci ayetteki iki sorusu, imanlıların, kurtulmamış olanların yargılanmasından sorumlu olmadığını dile getirir. Dünyadaki kötüler, yargı gününde bizzat Rab tarafından yargılanacaktır. Ama bizim, kilisenin içindekileri yargılama açısından bir sorumluluğumuz vardır. Tanrısal disiplini uygulamak yerel kilisenin görevidir.

Yine Rab’bin, “Yargılamayın ki, siz de yargılanmayasınız” öğretişiyle buna karşı gelinirse, cevap olarak, O’nun, içsel dürtülerimizden bahsettiğini söyleriz. İnsanların içsel dürtülerini yargılamamalıyız, çünkü bu tür bir yargılama için yeterli ve yetkili değiliz. Ancak Tanrı’nın sözü şu konuda da aynı derecede açıktır: Tanrı’nın topluluğunda varolan bir günahı, topluluğun kutsallığını sürdürmek ve günah işleyen kardeşi topluluğa kazandırmak için yargılamalıyız.

5:13   Pavlus, topluluğun dışında kalanları, yani kurtulmamış olanları Tanrı’nın yargılayacağını açıklar. Aynı zamanda Korintliler’in kötü adamı aralarından kovarak Tanrı’nın kendilerine verdiği yargılama yetkisini hayata geçirmeleri gerekir. Bu, o kardeşin artık kilisede yer alamayacağının duyurulmasını gerektirir. Bu duyuru, içten bir üzüntü ve alçakgönüllülükle yapılmalı ve o kardeşin ruhsal iyiliği için de dua edilmeye devam edilmelidir.

 

Kutsal Kitap

1 Aranızda fuhuş olduğu söyleniyor, üstelik putperestler arasında bile rastlanmayan türden bir fuhuş! Biri babasının karısını almış.
2 Siz hâlâ böbürleniyorsunuz! Oysa yas tutup bu işi yapanı aranızdan atmanız gerekmez miydi?
3 Bedence olmasa da ruhça aranızdayım. Bu suçu işleyeni, aranızdaymışım gibi Rabbimiz İsa’nın adıyla zaten yargılamış bulunuyorum. Ben ruhça aranızdayken Rabbimiz İsa’nın gücüyle toplandığınız zaman, bedeninin yok olması için bu adamı Şeytan’a teslim edin ki, Rab İsa’nın gününde ruhu kurtulabilsin.
4 (SEE 5:3)
5 (SEE 5:3)
6 Övünmeniz yersizdir. Azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz?
7 Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasızsınız. Çünkü Fısıh* kuzumuz Mesih kurban edildi.
8 Bunun için eski mayayla -kin ve kötülük mayasıyla- değil, içtenliğin ve dürüstlüğün mayasız ekmeğiyle bayram edelim.
9 Mektubumda size fuhuş yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım.
10 Kuşkusuz dünyadaki ahlaksızları, açgözlüleri, soyguncuları ya da putperestleri demek istemedim. Öyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız!
11 Ama şimdi size şunu yazıyorum: Kardeş diye bilinirken fuhuş yapan, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da soyguncu olanla arkadaşlık etmeyin, böyle biriyle yemek bile yemeyin.
12 İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler topluluğun içindekiler değil mi?
13 Topluluğun dışında kalanları Tanrı yargılar. “Kötü adamı aranızdan kovun!”

1. Erdman, First Corinthians, s.55