1 Korintliler 6

C. İmanlılar Arasındaki Davalar (6:1-11)

Altıncı bölümün ilk 11 ayeti imanlılar arasındaki davalarla ilgilidir. Pavlus’a bazı imanlıların imanlı kardeşlerine karşı dava açacakları, bu dünyanın yargıçlarının önüne çıkaracakları haberi geldi. Böylece o da kilisenin kalıcı olan değerlerine dair bu talimatları verdi. “Bilmez misiniz ya da bilmiyor musunuz?” ifadesinin (2, 3, 9, 15, 16, 19’uncu ayetlere bakınız) yinelenmesine dikkat edin.

6:1   Açılış sorusu, onlardan herhangi birinin bir kardeşi imansızlar önünde yargılamayı, yani kurtulmamış yargıçların önüne götürmeyi düşünmesinin ne kadar şaşırtıcı bir şey olduğunu ifade eder. Pavlus, gerçek doğruluğu bilenlerin, doğru olarak nitelendirilemeyen insanlar tarafından yargılanmak zorunda kalmasını tutarsızlık olarak görür. Adalet arayan imanlıların, bunu adil olmayanlardan istemesini bir düşünün!

6:2   Bir gün dünyayı yargılayacak olanların, aralarındaki basit konuları yargılama konusunda gösterdikleri yetersizlik de göze çarpan ikinci tutarsızlıktır. Kutsal Yazılar, Mesih güç ve görkemle döndüğü zaman, imanlıların O’nunla birlikte yeryüzünde egemenlik süreceğini ve onlara yargılama yetkisinin verileceğini öğretir. Eğer imanlılar dünyayı yargılayacaksa, şimdi onları ayıran önemsiz farklılıkları halledebilmeleri gerekmez mi?

6:3   Pavlus, Korintliler’e melekleri bile yargılayacaklarını anımsatır. Elçinin böylesine önemli bir ifadeyi tartışmaya sokma şekli çok şaşırtıcıdır. İmanlıların bir gün melekleri yargılayacağı gibi büyük bir gerçeği herhangi bir giriş yapmadan ifade eder. Yahuda’nın 6’ncı ayeti ile 2.Petrus 2:4,9’dan meleklerin yargılanacağını biliyoruz. Mesih’in yargıç olacağını da (Yu.5:22) biliyoruz. O’nunla olan birlikteliğimizden dolayı bizden, gelecekte melekleri yargılayacak olanlar diye söz edilebilir. Melekleri yargılamak için yeterli görülüyorsak, bu yaşamda ortaya çıkan sorunların da üstesinden gelebilmeliyiz.

6:4   Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, kilisede en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz? Kilise, kurtulmamış yargıçları onur ya da itibar mertebesine yükseltmez. Yaptıkları işten dolayı onlara tabii ki saygı duyulur, ama inanlılar topluluğuyla ilgili konularda yargılama hakkına sahip değillerdir. İşte bu nedenle Pavlus Korintliler’e şu soruyu soruyor:

Aranızda tarafsız olan üçüncü bir kişinin yargılamasını gerektiren durumlar ortaya çıktığı zaman, kilisenin dışına çıkıp ruhsal bilgelik bakımından inanlılar topluluğu tarafından tanınmayan kişilerin sizi yargılamasını mı istersiniz?

6:5   Pavlus, bu soruyu onları utandırmak için sorar. Üyelerine verilen armağanların zenginliği ve bilgeliği ile övünen bir kilisede kardeşler arasındaki bu kavgaları halledecek kadar bilge bir kişinin olmadığı doğru mu?

6:6   Öyle görünüyor ki böyle bilge biri yoktu. İmanlı bir kardeş Mesih’te kardeşi olan birine karşı dava açıp, ailevi sorunları inanmayan dünyanın önüne götürecekti. Gerçekten iç karartıcı bir durum!

6:7   “Aslında birbirinizden davacı olmanız bile sizin için düpedüz yenilgidir” ifadesi, onların bu konuda tamamen hatalı olduklarını gösterir. Bir kardeşe karşı dava açmayı bile düşünmemeliydiler. Bu noktada belki imanlılardan biri karşı çıkabilir: “Pavlus anlamıyorsun. Şu kişi beni iş anlaşmalarında dolandırdı.” Pavlus’un verdiği yanıt şudur: “Haksızlığa uğrarsanız daha iyi olmaz mı? Dolandırılsanız daha iyi olmaz mı?” Bu, tam anlamıyla takınılması gereken tutumdur. Haksızlığa uğramak, haksızlık etmekten çok daha iyidir.

6:8   Ancak Korintliler’in tutumu böyle değildi. Haksızlığı ve dolandırılmayı kabul etmek yerine başkalarına karşı, hatta Mesih’teki kardeşlerine karşı bile haksızlık ediyorlardı.

6:9   Doğru olmayan bir yaşam tarzı sürenlerinTanrı’nın Egemenliğini miras almayacağını unutmuşlar mıydı? Eğer unutmuşlarsa, o zaman Pavlus onlara Tanrı’nın Egemenliğinde yer almayacak olan günahkârların listesini anımsatacaktır. Pavlus burada, bu tür günahları işleyebilen ve kaybolanların imanlılar olduğunu ima etmek istemiyor, aksine bu tür günahları işleyen kişilerin imanlı olmadıklarını söylüyor. 1

Bu listeye göre, evlenmeden önce cinsel ilişkiye girenler zina edenlerden farklıdır. Burada bahsedilen evlilik öncesi cinsel ilişki, bekâr birinin girdiği yasal olmayan bir cinsel ilişkidir; oysa bunu yapanın evli olması sonucu zina edilmiş olur. 5’inci bölümdeki iki listede olduğu gibi, puta tapanlardan burada yine bahsedilir. Buradaki eşcinseller, bedenlerinin sapıkça kullanılmasına izin verenleri oluştururken, cinsel sapıklar bu sapıklığı başkalarına uygulayanlardır.

6:10   Listeye hırsızlar, açgözlüler, ayyaşlar, sövücüler ve soyguncular da eklenir. Hırsızlar kendilerine ait olmayanı alanlardır. Açgözlülük günahının daima en kötü kusurlar arasında listelendiğine dikkat edin. İnsanların bunu mazur göstermesi ve hafife almasına karşın, Tanrı şiddetle kınar. Açgözlü bir kişi servete sahip olma hırsıyla bunu elde etmek için adil olmayan yöntemler kullanabilendir. Ayyaşlar ise daha önce söylenmiş olduğu gibi, alkol kullanımına bağımlı olanlardır. Sövücüler ise başkalarına karşı kötü ve ağır bir dil kullananlardır. Soyguncular da, büyük kazançlar elde etmek için başkalarının ihtiyaçlarından ve yetersizliklerinden faydalananlardır.

6:11   Pavlus, Korintli imanlıların bu tür günahlar işlediklerini ima etmiyor, ama bu sözlerin, onların kurtulmadan önceki durumlarını yansıttığı konusunda –bazılarınız böyleydiniz– uyarıda bulunuyor. Ama yıkanmışlar, kutsal kılınmışlar ve aklanmışlardır. Mesih’in kanıyla günah ve kirliliklerinden arınmışlardı ve Tanrı’nın sözü aracılığıyla halen lekelerden arınmaya devam ediyorlardı. Tanrı’nın Ruhu’nun işiyle bu dünyadan Tanrı için ayrılarak kutsal kılındılar. Rab İsa Mesih’in adıyla ve Tanrımız’ın Ruhu aracılığıyla aklanmışlardı, yani Rab İsa’nın çarmıhta onlar için ölmesinden dolayı Tanrı’nın önünde doğru sayılmışlardı. Pavlus’un buradaki savı nedir? Godet’in ifade ettiği gibi: “Lütfun anlaşılamayan bu derinliği bozulmamalıdır.”

Ç. İmanlılar Arasındaki Ahlaki Gevşeklikler (6:12-20)

6:12   Elçi, bu bölümün son ayetlerinde yanlışla doğru arasındaki yargılama ilkelerinden bazılarını ortaya koyar. İlk ilke şudur: Bir şey serbest olabilir, ama yararlı olmayabilir. Pavlus, “Bana her şey serbest” derken, mutlak anlamda her şeyin serbest olduğunu belirtmiyor. Örneğin yukarıda bahsedilen günahlardan herhangi birini işlemesi serbest değildir. Burada yalnızca ahlaksal olarak önemsiz olan şeylerden söz ediyor. Örneğin, Pavlus’un zamanında imanlılar arasında bir imanlının domuz eti yiyip yemeyeceği gerçek bir sorundu. Bir kişinin domuz eti yiyip yememesi Tanrı için önemsizdi. Pavlus, yalnızca belirli şeylerin serbest olabileceğini, ama yararlı olmayacağını söylüyor. Bir şeyi yapmak, benim için sakıncalı olmayabilir, fakat bunu yaparken bir başkası görürse benim yaptığım şey yüzünden hataya düşebilir.

İkinci ilke ise bazı şeylerin serbest olmasına karşın tutsaklık yaratmasıdır. Pavlus şöyle der: “Hiçbir şeyin tutsağı olmam.” Bu,bugünkü içki, tütün ve eroin gibi konularla ilgili olarak doğrudan verilmiş bir mesajdır. Diğer şeyler gibi bunlar da tutsak edicidir ve imanlı kendisinin bu şeylere tutsak olmasına izin vermemelidir.

6:13   Üçüncü ilke ise, bazı şeylerin tamamen serbest olmasına karşın, değerlerinin geçici olmasıdır. Pavlus şöyle der: “Yemek mide için, mide de yemek içindir. Ama Tanrı hem mideyi, hem de yemeği ortadan kaldıracaktır.” Bu, insan midesinin yemeği alıp sindirebilecek şekilde yapıldığını belirtir. Başka bir deyişle, Tanrı, insan midesinin yemeği alabilmesi için onu harika bir şekilde tasarladı. Buna rağmen, yemek için yaşamamalıyız, çünkü onun değeri geçicidir. İmanlının yaşamında yemeğe aşırı derecede yer verilmemelidir. Hayatınızdaki en önemli olgu, iştahınızı giderebilmekmiş gibi yaşamak olmamalıdır.

Beden, yemeği alıp sindirebilmesi için Tanrı tarafından harika bir şekilde tasarlanmış olmasına karşın, kesin olan bir şey vardır: Beden cinsel ahlaksızlık için değil, Rab içindir. Rab de beden içindir. Tanrı insan bedenini tasarlarken, onun kötü ya da kirli amaçlar için kullanılmasını asla istemedi. Tam tersine bedeni, Rab’bin yüceliği ve O’nunhizmetinde kullanılması için tasarladı.

Bu ayette gözden kaçırılmaması gereken şaşırtıcı bir nokta vardır. Yalnızca beden Rab için değil, Rab de beden içindir. Harika olan da budur! Bu, Rab’bin bedenlerimizle, onların iyiliği ve doğru kullanımıyla ilgilendiği anlamına gelir. Tanrı, bedenlerimizin O’na diri, kutsal ve O’nu hoşnut eden kurbanlar olarak sunulmasını ister (Rom.12:1). Erdman bunu şöyle açıklar: “Beden Rab olmadan asla gerçek saygınlığına ve ölümsüz geleceğine kavuşamaz.” 2

6:14   Rab’bin neden beden için olduğu gerçeği bu ayette daha iyi açıklanır. Yalnızca Rab İsa’yı ölüler arasından diriltmekle kalmayan Tanrı, kendi kudretiyle bizi de diriltecektir. Bedenimize olan ilgisi ölümle sona ermez. Her imanlının bedenini, Rab İsa’nın görkemli bedenine benzetmek için diriltecektir. Biz, sonsuzlukta bedeni olmayan ruhlar olmayacağız. Tam tersine, ruhumuz ve canımız görkemli hale getirilen bedenimizde birleşecek ve böylece cennetin yüceliğinin tadını sonsuza dek çıkaracağız.

6:15   Elçi, yaşamlarımızda kişisel saflığa ve bedenlerimizin kirlenmeye karşı korunmaya olan gereksinimini daha iyi vurgulamak için bize, bedenlerimizin Mesih’in üyeleri olduğunu anımsatır. Her imanlı, Mesih’in bedeninin bir üyesidir. O zaman Mesih’in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri yapmak uygun olur mu? Soruyu sormak, yanıtını vermek demektir. Pavlus da bunun yanıtını kuvvetli bir “Asla!” ile verir.

6:16   Cinsel birleşmede iki beden bir beden olur. Bu, yaratılışın başında böyle ifade edildi: “İkisi tek bir beden olacaklar” (Yar.2:24). Bu durumda bir imanlı fahişeyle birleşirse Mesih’in bir üyesini fahişenin bir üyesi yapar. İkisi bir beden olur.

6:17   Fiziksel eylemde iki bedenin bir olması gibi, bir kimse Rab İsa Mesih’e iman ettiği zaman O’nunla birleşir. İmanlıyla Mesih öylesine birleşir ki, onlardan tek bir ruh diye söz edilebilir. Bu, iki kişinin mümkün olan en mükemmel birleşmesini ifade eder. Birlikteliğin en yakın biçimidir. Bu nedenle, Pavlus’un buradaki düşüncesi şudur: Rab’le bu şekilde birleşenler, bu ruhsal birliktelikle çelişki oluşturacak herhangi bir birlikteliğe asla hoşgörü göstermemelidirler.

A.T. Pierson şöyle der:

Koyun çobandan uzaklaşabilir, dal asmadan kesilebilir, üye bedenden ayrılabilir, çocuk babasından ve kadın kocasından soğuyabilir; ama iki ruh bir olunca onları ne ayırabilir? Dıştan bir bağlantı ya da birliktelik, hatta evlilik bile bir olan iki hayatın mükemmel birlikteliğinin kesin olarak ifadesi değildir. 3

6:18   Ve elçi böylece Korintliler’i cinsel ahlaksızlıktan kaçmaları konusunda uyarır. Cinsel ahlaksızlıkla uğraşmamalı, onu önemsememeli, onun üzerinde çalışmamalı ve hatta ondan söz bile etmemelidirler. Ondan kaçmaları gerekir! Bunun Kutsal Kitap’ta güzel bir örneği vardır: Bu örnek, Yusuf’un Potifar’ın karısı tarafından günah işlemek için sınanmasıdır (Yar.39). Kalabalıkta daha güvende olabilirsiniz, ama bazen en iyisi kaçmaktır!

Pavlus daha sonra şu sözleri ekler: “İnsanın işlediği diğer tüm günahlar bedenin dışındadır, ama ahlaksızlık yapan, kendi bedenine karşı günah işler.” Birçok günahın doğrudan beden üzerinde etkisi yoktur. Ancak cinsel ahlaksızlık doğrudan insanın bedenini etkilemesi açısından bir bakıma emsalsizdir; kişi bedeninde bu günahın izlerini taşır. Ayetin, insanın işlediği diğer tüm günahlar bedenin dışındadır demesi sorun yaratır. Ancak elçinin burada karşılaştırmalı bir üslupla konuştuğuna inanıyoruz. Örneğin birçok günah bedeni etkilemezken, oburlukla sarhoşluk etkiler. Ancak oburlukla sarhoşluk bile, bedeni, cinsel ahlaksızlık kadar doğrudan, kapsamlı ve yıkıcı bir biçimde etkilemez. Evlilik dışı cinsel ilişki, bu günahı işleyen kişi üzerinde kaçınılmaz ve karşı konulmaz bir tahribat yapar.

6:19   Pavlus, Korintliler’e, aldıkları çağrının kutsal ve güvenilir olduğunu bir kez daha hatırlatır. Bedenlerinin, Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu unutmuşlar mıydı? Tanrı’nın Ruhu’nun her imanlının içinde yaşaması, Kutsal Yazılar’ın kutsal gerçeğidir. Kutsal Ruh’un içinde yaşadığı bir bedeni alıp da onu kötü amaçlar için kullanacağını nasıl düşünebiliriz? Bedenimizin, Kutsal Ruhun tapınağı olmasının yanısıra, biz de kendimize ait değiliz. Bedenlerimizi istediğimiz gibi kullanamayız. Sonuç olarak bedenlerimiz bize değil, Rab’be aittir.

6:20   Biz, hem yaratılış, hem de bedel karşılığı kurtulduğumuz için Rab’be aidiz. Burada özellikle bir bedel karşılığı kurtulmuş olmamız önemlidir. Bize sahip oluşun tarihi, Golgota’ya (İsa’nın çarmıha gerildiği zamana) dek uzanır. Bir bedel karşılığı satın alındık. Rab İsa’nın çarmıhta bizim için ödediği bedeli görüyoruz. Bizi o kadar değerli gördü ki, bizim için ödenecek olan bedeli bizzat kendi değerli kanıyla ödedi. Günahlarımızı kendi bedeninde çarmıha taşıdığına göre bizi çok ama çok sevmiş olmalı!

Durum böyle olunca, kendi bedenimin artık bana ait olduğunu düşünemem. Onu alıp istediğim gibi kullanırsam, bana ait olmayan bir şeyi çalan bir hırsız gibi hareket etmiş olurum. Tam tersine, bedenimi,bedenimin sahibi Tanrı’yı yüceltmek için kullanmalıyım.

Bates bunu şöyle ifade eder:

Ey baş! Alnı dikenlerle sarılı Olan’ı düşün.
Ey eller! Elleri çarmıha çivilenen için çalışıp didin.
Ey ayaklar! Ayakları delinenin buyruklarını yerine getirmek için hızlan.
Ey bedenim! Anlatılamaz acılarla sarsılan bedenin tapınağı ol. 4

İnsan her yönüyle Tanrı’ya ait olduğundan ruhumuzda da Tanrı’yı yüceltmeliyiz. 5

 

Kutsal Kitap

1 Sizden birinin öbürüne karşı bir davası varsa kutsallar önünde değil de, imansızlar önünde yargılanmaya cesaret eder mi?
2 Kutsalların dünyayı yargılayacağını bilmiyor musunuz? Madem dünyayı yargılayacaksınız, böyle önemsiz davaları görmeye yeterli değil misiniz?
3 Bu yaşamla ilgili davalar bir yana, melekleri bile yargılayacağımızı bilmiyor musunuz?
4 Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda* en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?
5 Sizi utandırmak için söylüyorum bunu. Kardeşler arasındaki davalarda yargıçlık edecek kadar bilge biri yok mu aranızda?
6 Kardeş kardeşe karşı dava açıyor, üstelik imansızlar önünde!
7 Aslında birbirinizden davacı olmanız bile sizin için düpedüz yenilgidir. Haksızlığa uğrasanız daha iyi olmaz mı? Dolandırılsanız daha iyi olmaz mı?
8 Bunun yerine, siz kendiniz haksızlık edip başkasını dolandırıyorsunuz. Üstelik bunu kardeşlerinize yapıyorsunuz.
9 Günahkârların, Tanrı Egemenliği’ni miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar Tanrı’nın Egemenliği’ni miras alacaktır, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne oğlanlar, ne oğlancılar, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular.
10 (SEE 6:9)
11 Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih adıyla ve Tanrımız’ın Ruhu aracılığıyla aklandınız.
12 “Bana her şey serbest” diyorsunuz, ama her şey yararlı değildir. “Bana her şey serbest” diyorsunuz, ama hiçbir şeyin tutsağı olmayacağım.
13 “Yemek mide için, mide de yemek içindir” diyorsunuz, ama Tanrı hem mideyi hem de yemeği ortadan kaldıracaktır. Beden fuhuş için değil, Rab içindir. Rab de beden içindir.
14 Rab’bi dirilten Tanrı, kudretiyle bizi de diriltecek.
15 Bedenlerinizin Mesih’in üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesih’in üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla!
16 Yoksa fahişeyle birleşenin, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü “İkisi tek beden olacak” deniyor.
17 Rab’le birleşen kişiyse O’nunla tek ruh olur.
18 Fuhuştan kaçının. İnsanın işlediği bütün öbür günahlar bedenin dışındadır; ama fuhuş yapan, kendi bedenine karşı günah işler.
19 Bedeninizin, Tanrı’dan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruh’un tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Kendinize ait değilsiniz.
20 Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı’yı bedeninizde yüceltin.

1. Bazıları egemenliğe “girme” ile egemenliği “miras alma”yı ayırt eder. Bir inanlının yaşamındaki büyük bir günahı belki yenemeyeceğini, ama yine de kurtulabileceğini öğretirler. Egemenliğe “girecek”tir, ama egemenlikte hiçbir mirasa (ödüle) sahip olmayacaktır. Bununla birlikte bu metin doğru, yani tövbekar olmayana değinir.

2. Erdman, First Corinthians, s.63

3. A.T. Pierson, daha fazla bilgi mevcut değildir.

4. Bates, daha fazla bilgi mevcut değildir.

5. Bazı metinler buradaki ruha gönderme yapmayı içermez.