1 Korintliler 7

III. ELÇİNİN KİLİSENİN SORULARINA YANITLARI (Bölüm 7 – 14)

A. Evlilik ve Bekarlık Konusu (Bölüm 7)

7:1   Pavlus buraya kadar, kendisine doğrudan anlatılan Korint imanlı topluluğundaki çeşitli yolsuzluklara değinmiştir. Şimdi ise, Korint’teki kutsalların kendisine göndermiş olduğu soruları yanıtlayacaktır. İlk soru, evlilik konusuyla ilgilidir. Bu nedenle Elçi önce, erkeğin evlenmemesi iyidir diyerek geniş kapsamlı bir ilkeyi ortaya koyar. Bu durumda, evlenmek kelimesi, fiziksel bir ilişkiyi ifade eder. Elçi, evli olmamanın evli olmaktan daha kutsal olduğunu ima etmez. Ancak bir kimse kendini tamamen Rab’bin hizmetine adamak isterse, o zaman bekâr olması daha iyidir. Bu konu daha sonraki ayetlerde açıklanacaktır.

7:2   Ancak Pavlus, bekarların karşı karşıya kaldığı cinsel sınamaları görür. Bundan dolayı ilk ifadesini şu sözlerle nitelendirir: “Ama cinsel ahlaksızlıklardan dolayı her erkeğin bir karısı, her kadının bir kocası olsun.” Her erkeğin bir karısı olsun ifadesi tek eşli evliliği belirtir. 2’nci ayet, Tanrı’nın halkı için verdiği buyruğu, yani herkesin tek bir eşi olmalıdır ilkesini daha açık bir biçimde ortaya koyar.

7:3   Evlilikte karşılıklı bağlılık olduğundan eşlerden her biri diğeri için evlilik yaşamının gereklerini yerine getirmelidir. “Erkek karısına hakkını versin” ifadesi şu anlama gelir: “Koca olarak görevlerini yapsın.” Aynı şekilde kadın da ona hakkını vermelidir. Pavlus’un bu konuda gösterdiği inceliğe dikkat edin. Herhangi bir kabalık ya da bayağılık yoktur. Dünyadan ne kadar da farklı!

7:4   Evlilikte kadın kocasına, koca da karısına bağımlıdır. Tanrı’nın bu kutsal birliktelikteki buyruğunu yerine getirmek için kadın ve erkek arasında karşılıklı bir bağlılık olmalıdır.

7:5   Christenson şöyle der:

Bu, yalın bir dille ifade edilirse, şu anlama gelir: Eşlerden biri cinsel ilişkiye girmeyi arzularsa diğerinin bu arzuya karşılık vermesi gerekir. Cinsellikle ilgili olarak bu yaklaşımı benimseyen karı kocalar, bunun evlilik yaşamlarını zenginleştirdiğini göreceklerdir. Bunun da nedeni basittir; ilişki yapay ya da imkânsız olan bir ideale değil gerçeğe dayalıdır. 1

Belki de Korintliler’den bazıları kurtuldukları zaman, evlilik yaşamının yakınlığıyla, İsa Mesih inancının kutsallığının birbiriyle bağdaşmadığını düşünmeye başlamışlardı. Pavlus, onların kafasındaki bu tür yanlış düşünceleri düzeltecektir. Burada onlara kesin bir dille imanlı çiftlerin birbirlerini reddetmemelerini, yani birinin hakkı diğerinin bedeniyle ilgili olduğu sürece hakkının verilmesi gerektiğini anlatır. Yalnızca iki istisna vardır. Birincisi, iki tarafın da onayıyla, kendilerini oruç ve duaya vermek için cinsel ilişkiye ara verebilecekleri, ikincisi ise bunun geçici bir süre için olması gerektiğidir. Karı ve koca yine birleşmelidir ki, Şeytan onları kendilerini denetleyemediklerinden dolayı sınamasın.

7:6   Altıncı ayet çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Pavlus şöyle der: “Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.” Kimileri bunun, elçinin daha önceki sözlerinin Tanrı tarafından vahyedilmediği anlamına geldiği gibi bir kanıya kapıldı. Böyle bir açıklama, hiç de makul değildir; çünkü elçi 1.Korintliler 14:37’de, Korintliler’e yazdığı şeylerin Rab’bin buyruğu olduğunu dile getirir. Biz ise, elçinin bazı durumlarda evli çiftin evliliğin gerektirdiği şeylerden uzak durmalarının bir sorun oluşturmadığını, ama bunun bir buyruk değil, bir izin olduğunu söylediğine inanıyoruz. İmanlıların kendilerini tamamen duaya vermek için bu eylemden sakınmalarına gerek yoktur. Kimileri de, 6’ncı ayette evlilik fikrinin genel anlamda ele alınıp imanlılara evlilik konusunda söylenen şeylerin bir emir olmayıp daha çok bir izin niteliği taşıdığını düşünürler.

7:7   Pavlus şimdi evli olmayanlara öğüt vermeye başlar. Elçi ilk olarak evli olmamanın tercih edilen bir durum olduğuna dikkat çekmiş, ama bunun yalnızca Tanrı’nın yardımıyla olabileceğini de anlamıştır. “Bütün insanların benim gibi olmalarını dilerim” derken, “evli olmamayı” kastettiği konunun içeriğinden bellidir. Pavlus’un hayatı boyunca bekar kaldığına ya da bunu yazdığı zaman dul olduğuna dair çok çeşitli görüşler vardır. Ancak şimdiki amaçlar göz önüne alındığında, bu tartışmayı bir karara bağlamaya –bunu yapabilsek bile– gerek yoktur. “Ama kiminin şöyle, kiminin böyle, herkesin Tanrı’dan payına düşen bir ruhsal armağanı vardır” derken, Tanrı’nın kimine bekar kalması için lütuf verirken, diğerlerini ise kesinlikle evliliğe çağırdığını ifade eder. Bu, bireysel bir konudur ve herkes için uygulanabilecek genel bir kural olarak benimsenemez.

7:8   Bu nedenle evlenmemiş olanlara ve dul kadınlara onun gibi kalmalarını tavsiye eder.

7:9   Ancak bekarlıkta kendilerini denetleme gücünden yoksunsalar, o zaman evlenmelerine izin verilir. Çünkü şehvetle yanmaktansa evlenmek daha iyidir. Şehvetle yanmak, günaha düşme konusunda büyük bir tehlike arzeder.

7:10   Bundan sonraki iki ayet, her iki eşin de imanlı olduğu durumdaki evli çiftlere hitap eder. Evlilereyseşunu buyuruyorum, daha doğrusu Rab buyuruyor sözü, Pavlus’un burada öğrettiklerinin zaten yeryüzündeyken Rab İsa tarafındanöğretilmiş sözler olduğunu ifade eder. Mesih zaten bu konu üzerinde kesin bir buyruk vermişti. Örneğin, sadakatsizlik dışında boşanmayı yasaklamıştı (Mat.5:32; 19:9). Pavlus’un verdiği buyruğun ana teması şudur: Kadın kocasından ayrılmasın.

7:11   Ancak kadının kocasından ayrılmasını gerektirecek durumların olabileceğinin de farkındadır. Böyle bir durumda kocasız kalmak ya da kocasıyla barışmak zorundadır. Ayrı kalmak evlilik bağını koparmaz; tam tersine aralarında oluşan yaraların iyileştirilmesi için Rab’be fırsat verir ve iki tarafın hem Tanrı’yla hem de birbiriyle olan birlikteliklerini düzeltir. Erkeğe karısını boşamama buyruğu verilir. Onun için de bu konuda istisnaya yer yoktur.

7:12   12-24 ayetleri çiftlerden yalnızca birinin imanlı olduğu durumdaki evlilik sorunuyla ilgilidir. Pavlus ifadesine bir önsöz ile başlar: “Geri kalanlara Rab değil, ben söylüyorum.” Bunun, Pavlus’un söylediği şeylerin Rab’bin görüşlerini değil, Pavlus’un bizzat kendi görüşlerini temsil ettiği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyoruz. Pavlus, söylemek üzere olduğu şeylerin daha önce Rab tarafından yeryüzündeyken öğretilmemiş olduğunu açıklıyor. Müjde’de buna benzer hiçbir buyruk yoktur. Rab İsa çiftlerden yalnızca birinin imanlı olduğu evlilik konusunu ele almadı. Ama şimdi Mesih, elçisine bu konuyla ilgili talimatı vermiştir ve bundan dolayı da Pavlus’un burada söyledikleri Tanrı’nın vahyedilmiş sözleridir.

Geri kalanlar imanlı olmayanlarla evli olanları belirtir. Bu bölümde, imanlının kurtulmamış biriyle evlenmesine göz yumulmaz. Büyük bir olasılıkla böyle bir durum çiftlerden birinin evlendikten sonra kurtulmasıyla meydana gelmiştir.

“Eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa kocası onu boşamasın.” Kutsal Yazılar’ın bazı bölümlerini daha iyi anlamamız için, Tanrı’nın Eski Antlaşma’da halkına verdiği buyruğu anımsamalıyız. Yahudiler diğer uluslardan olan kadınlarla evlendikleri ve onlardan çocuk sahibi oldukları zaman, onlara karılarını ve çocuklarını bırakmaları buyuruldu. Bu, Ezra 10:2,3 ve Nehemya 13:23-25’de açıkça görülür.

Korint’te, Rab İsa’yı kabul etmiş olan bir kadının kocası ve çocuklarıyla ilgili olarak ne yapması gerektiği ya da karısı imanlı olmayan bir erkeğin ne yapması gerektiğine dair bir soru ortaya çıkmıştır. Erkek karısından ayrılmalı mı?

Bunun yanıtının olumsuz olduğu besbellidir. Eski Antlaşma buyruğu, lütufla yaşayan Tanrı’nın halkına artık uygulanmaz. İmanlı bir erkeğin iman etmemiş bir karısı varsa, ama kendisiyle yaşamaya razıysa onu bırakmamalıdır. Bu, iman etmemiş bir kişiyle evlenmenin uygun olduğu anlamına gelmez. Kişi, iman ettiğinde evliyse o zaman karısını bırakmamalıdır.

7:13   Aynı şekilde bir kadının kocası iman etmemişse, ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kocasıyla kalmalıdır. Belki de onun önünde sergilediği tanrısal ve yumuşak başlı tanıklığıyla onu Rab’be kazanacaktır.

7:14   Aslında imanlı olmayan bir evde bulunan imanlının varlığında kutsama etkisi vardır. Daha önce bahsedildiği gibi kutsamak ayrı tutmak anlamına gelir. Bu, burada iman etmemiş kocanın, ne karısı tarafından kurtulduğu ne de kutsal kılındığı anlamına gelir. Tam tersine, özel bir ayrıcalığa sahiptir. Onun için dua eden imanlı bir karısı olduğu için şanslıdır. Onun yaşamı ve tanıklığı evde Tanrı için bir etki oluşturur. Olaya insani açıdan bakarak konuşursak, o erkeğin kurtulma olasılığı Tanrı’yı seven ve imanlı olan karısı sayesinde yükselir. Vine bu konuda şöyle der: “İman etme olasılığını taşıyan, ruhsal bir etkiye kavuşur.” 2 Aynı durum imanlı bir kocayla iman etmemiş olan karısı için de geçerlidir. İman etmemiş kadın da böyle bir durumda kocasının aracılığıyla kutsanır.

Elçi daha sonra şu sözleri ekler: “Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar.” Eski Antlaşma’ya göre, diğer uluslardan olan kadınla birlikte çocukların da bırakılması gerektiğini daha önce söylemiştik. Pavlus şimdi lütfun verilmesiyle, eşlerden birinin imanlı olması durumunda doğan çocukların kutsal kılındığını açıklar. Kutsal sözcüğü bu ayette kullanılan kutsama sözcüğüyle aynı kökten gelir. Bu, çocukların kendi içlerinde kutsal kılındıkları anlamına gelmez, yani onların temiz ve saf bir yaşam süreceklerini belirtmez. Aksine, ayrıcalıklı bir konum için ayrıldıkları anlamına gelir. En azından Rab’bi seven ve onlara Müjde’nin öyküsünü anlatan anneleri ya da babaları vardır. Kurtulma olasılıkları güçlüdür. Tanrı’nın Ruhu’nun anne ya da babadan birinde yaşadığı bir evde yaşamalarından dolayı ayrıcalıklıdırlar. İşte bu anlamda kutsanırlar. Bu ayet, eşlerden birinin imanlı ve diğerinin iman etmemiş olduğu durumlarda çocuk sahibi olmanın yanlış olmadığına dair güvence verir. Tanrı, evliliği kabul eder ve çocuklar gayri meşru değildir.

7:15   Peki kurtulmamış olan eş ayrılmak istediği takdirde imanlının tutumu ne olmalıdır? Bunun yanıtı, o eşin ayrılmasına izin verilmesi gerektiğidir. “Kardeş ya da kızkardeş böyle durumlarda özgürdür” ifadesini kesin bir biçimde açıklamak çok zordur. Kimileri, iman etmeyen kişinin, iman eden kişiden ayrılmak istemesi ve bu iki kişinin ayrılmalarını gerekli kılan her türlü nedenin varolması durumunda, imanlı tarafın boşanmayı talep etme konusunda özgür bırakıldığına inanır. Bu görüşe sahip olanlar 15’inci ayetin bir parantez olduğunu ve 16’ncı ayetin 14’üncü ayetle aşağıdaki gibi bağlantılı olduğunu öğretirler:

  1. 14’üncü ayet imanlı kişi için, evdeki bir imanlının varlığıyla gelen kutsama etkisinden dolayı iman etmemiş olan eşle kalmasının en ideal durum olduğunu ifade eder.
  2. 16’ncı ayet imanlının evde kalarak iman etmemiş olan eşini Mesih’e kazanabileceğini öne sürer.
  3. 15’inci ayet ise imanlının, eşi tarafından terk edildiği takdirde boşanmasına (ve büyük olasılıkla yeniden evlenmesine) izin veren bir parantezdir.

Nihai kurtuluş, iman etmeyenin evden ayrılmasıyla değil, devam eden birliktelikle bağlantılıdır.

Ancak bazı Kutsal Kitap öğrencileri 15’inci ayetin boşanma ve yeniden evlenmeyle değil, ayrılma, yani ayrı yaşama konusuyla ilgili olduğunda ısrar eder. Onlara göre bu, iman etmeyen kişi ayrılmak isterse, onun bunu huzurlu bir biçimde yapmasına izin verilmesi gerektiği anlamına gelir. Kadın, evliliği için elinden geleni yaptıktan sonra evliliği yürütmek zorunda değildir. Tanrı bizi barış içinde yaşamaya çağırdı ve bizden de, iman etmeyenin ayrılmasını önlemek için duygu sömürüsüne ya da yasal işlemlere başvurmamız istenmez.

Hangi yorumun doğru olduğuna karar vermek zordur. Rab, Matta 19:9’da eşlerden birinin sadakatsizliğinden (zina işlemesinden) dolayı boşanmaya izin verdiğini öğretti. Böyle bir durumda suçsuz olanın yeniden evlenmek için serbest olduğuna inanıyoruz. 1.Korintliler 7:15’e gelince, imanlı olmayan eşin imanlı olanı terk ettiği durumda boşanmaya ve yeniden evlenmeye izin verildiğini görmüyoruz. Ancak terk eden taraf kaçınılmaz bir biçimde yeni bir ilişkiye girecektir ve böylece de ilk birliktelik zaten bozulmuş olacaktır. J.M. Davies şöyle der:

İmanlı olmayan ve terk eden eş kısa bir süre içinde başkasıyla evlenir, ki bu da evlilik bağını otomatik olarak bozar. Terk edilen tarafın yeniden evlenmemesinde ısrar edilmesi, onu dayanamayacağı bir boyunduruğa sokar. 3

7:16   16’ncı ayetin boşanmayı onaylamadığına inanan biri, bu ayeti buna bir kanıt olarak gösterir. İmanlının ayrı yaşamayı kabul etmesi, ama boşanmanın evlilik birliğinin düzelme olasılığını ve imanlı olmayanın kurtulma şansını azaltması nedeniyle, imanlı olmayan kişiden boşanmayı kabul etmemesi gerektiğini savunur. Öte yandan, imanlı eşin terk edildiği durumda boşanmaya izin verildiğine inanan kişi ise, bu ayeti 14’üncü ayetle bağlar ve 15’inci ayeti bir parantez olarak algılar.

7:17   Bazen Rab’be yeni gelmiş olanlar arasında, özünde günah bulunmayan evlilikler de dahil olmak üzere, eski yaşamlarıyla ilgili bütün bağlantılarını koparmaları gerektiği gibi bir kanı oluşur. Kurtuluşla gelen bu yeni sevinçte aynı zamanda bilinen ve yaşanan her şeyi mecburi olarak yıkıp yenilemeye yönelik bir değişim tehlikesi olur. İsa Mesih inancında (Hıristiyanlıkta), amaçları gerçekleştirmek için zor kullanılmaz. Aksine değişimler esenlik içinde halledilmelidir. Elçi, 17-24 ayetlerinde genel kuralı koyar: İmanlı olmak, var olan bağları zor kullanarak koparmayı gerektirmez. Aklında kuşkusuz öncelikle evlilik bağı olmasına karşın, aynı ilkeyi ırk ve sosyal bağlara da uygular.

Her imanlı, Rab’den aldığı çağrıya göre yürümelidir. Birini evlilik yaşamına çağırmışsa, kişi bunu Rab korkusuyla izlemelidir. Bekar bir yaşam sürmesi için Tanrı ona lütuf vermişse, o zaman da bu çağrıyı izlemelidir. Buna ek olarak, bir kimse Rab’bi kabul ettiğinde kurtulmamış biriyle evli ise, bu ilişkiyi bozmasına gerek yoktur, ama karısının kurtuluşu için elinden geleni yapmalıdır. Pavlus’un burada söyledikleri yalnızca Korintliler için değildir; bütün kiliseler için geçerlidir. Vine şöyle der:

Pavlus, “Bütün kiliselere buyuruyorum” derken, Korint’teki kiliseyi, onlara verdiği buyrukları bütün kiliselerde vermiş olduğu konusunda bilgilendiriyor. 4

7:18   Pavlus, 18 ve 19’uncu ayetlerde toplumlar arasındaki bağları ele alır. Eğer bir kimse Rab’bi kabul ettiğinde Yahudi ise ve sünnet olmuşsa, büyük bir tepki gösterip eski yaşamındaki izleri silmeye çalışmamalıdır. Aynı şekilde, bir kimse yeniden doğmadan önce putperestse, Yahudilerin yaptıklarını yaparak putperest geçmişini saklamaya çalışmasına gerek yoktur.

Bu ayeti şöyle de yorumlayabiliriz: Bir Yahudi Rab’bi kabul ettiği takdirde, Yahudi olan karısıyla yaşamaktan korkmamalı ve diğer uluslardan olan biri de Rab’bi kabul ettiği takdirde, geçmişinden kaçmaya çalışmamalıdır. Bu farklılıkların hiçbir önemi yoktur.

7:19   Hıristiyanlığın aslına bakılırsa, sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmektir. Başka bir deyişle, Tanrı dışta bulunanla değil, içte varolanla ilgilenir. Hıristiyanlığın hayatımıza girişiyle birlikte yaşamsal ilişkilerin terk edilmesine gerek yoktur. Kelly bu konuda şöyle der: “Aksine, İsa Mesih imanıyla dolan kişi, tüm şartlarda üstündür.” 5

7:20   Genel kural şudur: Herkes ne durumda çağrıldıysa, o durumda kalsın. Bu, elbette ki, kendi içlerinde günahlı olmayan çağrıları belirtir. Eğer bir kimse Rab’be geldiği zaman kötü işlerle uğraşıyorsa, bunu bırakması beklenir. Ancak elçi burada kendi içlerinde yanlış olmayan şeyleri ele alıyor. Bu, köleliğin tartışıldığı aşağıdaki ayetlerde kanıtlanır.

7:21   Bir köle kurtulduğunda ne yapmalıdır? Sahibine karşı çıkıp özgürlüğünü mü talep etmelidir? İsa Mesih inancı (Hıristiyanlık) “haklarımızı” aramamızda ısrarlı mıdır? Pavlus bunun yanıtını burada verir: “Köleyken mi çağrıldın, üzülme.” Bir başka deyişle, “Rab’bi kabul ettiğinde köle miydin? Gereksiz yere üzülme. Köle olabilirsin, ama yine de Hıristiyan inancının en büyük bereketlerinin tadını çıkarabilirsin.”

Ama özgür olabilirsen, fırsatı kaçırma! Bunun iki yorumu vardır. Kimi Pavlus’un şöyle dediğine inanır: “Özgür olabilirsen, hemen bu fırsattan yararlan.” Kimi de Pavlus’un, bir köle özgür olabilse bile, Hıristiyanlığın onun bu özgürlükten yararlanmasını istemediğini söylediğine inanır. Aksine bu köleliği Rab İsa için bir tanıklık olarak kullanmalıdır. Çoğunluk ilk yorumu tercih edecektir (ve büyük olasılıkla doğru olan da odur), ama ikincisinin de Rab İsa Mesih’in bizzat kendisi tarafından verilen örneğe uygun olduğu gerçeğini de dikkate almalıdırlar.

7:22   Rab’bin çağrısını aldığı zaman köle olan kimse, şimdi Rab’bin özgürüdür. Bu, o kimsenin özgür doğduğu değil, özgür kılındığı, yani özgürlüğünü kazanan bir köle olduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle, bir kimse Rabbi kabul ettiği zaman köleyse, buna üzülmemelidir. Çünkü Rab’bin özgürüdür. Günahlarından ve Şeytan’ın köleliğinden özgür kılınmıştır. Öte yandan, bir kimse Rab’bi kabul ettiği zaman özgürse, bundan sonra her şekilde Kurtarıcı’ya bağlı bir köle olduğunu anlamalıdır.

7:23   Her imanlı bir bedel karşılığı satın alınmıştır. Bu nedenle imanlı, onu satın alana, yani Rab İsa’ya aittir. Bizler insanların kölesi değil, Mesih’e bağlı köleler olmalıyız.

7:24   Bu nedenle, kişinin sosyal durumu ne olursa olsun, Tanrı önünde o durumda kalsın. Tanrı önünde diyen bu iki sözcük, tüm gerçeği açığa çıkaran birer anahtardır. Eğer kişi Tanrı ile beraberse kölelik bile gerçek özgürlük olabilir. “Yaşamı soylu kılan ve kutsallaştıran budur.”

7:25   Elçi, 2-38 ayetlerinde kadın ya da erkek olsun evli olmayanlara hitap ediyor. Evli olmayanlar ifadesi her iki kullanım için de uygundur. 25’inci ayet, bu bölümün içeriğinin vahyedilmemiş olduğunu öğretenlerin kullandıkları başka bir ayettir. Bekar olan Pavlus’un, aşırı milliyetçi biri olduğunu ve kişisel önyargılarının buradaki sözlerine yansımış olduğunu söyleyecek kadar da ileri giderler! Böyle bir tutumu benimsemek, elbette ki kutsal yazıların vahyedilmiş olmasına yapılan saldırıyla da alakalı olmaktır. Pavlus, Rab’den kızlarla ilgili bir buyruk almadığını söylerken, Rab’bin yeryüzündeki hizmeti sırasında bu konuda kesin bir buyruk bırakmadığını dile getirir. Bu nedenle Pavlus, Rab’bin merhameti sayesinde güvenilir biri olarak kendi düşündüklerini söyler; bu da Tanrı’nın esinidir.

7:26   Genel olarak şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın evli olmaması iyidir. Şimdiki sıkıntılar yeryüzündeki elemleri belirtir. Belki de Pavlus’un bu mektubu yazdığı sıralarda özel bir sıkıntı dönemi vardı. Ancak sıkıntı varolmaya devam etti ve Rab gelinceye kadar da devam edecektir.

7:27   Pavlus’un evli olanlara tavsiyesi ayrılmaya çalışmamalarıdır. Öte yandan, eğer biri bekarsa, kendine eş aramamalıdır. Buradaki bekar ifadesi sadece dul veya boşanmış olanları belirtmez. Evlilik bağından serbest olanları belirtir ve dolayısıyla hiç evlenmemiş olanları da içerir.

7:28   Pavlus’un söylediği hiçbir şey evlenmenin günah olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanmamalıdır. Zaten evlilik kurumu, günah dünyaya girmeden önce Aden bahçesinde Tanrı tarafından yaratıldı. Şu sözleri de söyleyen Tanrı’dır: “Adamın yalnız olması iyi değildir” (Yar.2:28). “Herkes evliliğe saygı göstersin. Evlilik yatağı günahla lekelenmesin” (İbr.13:4). Pavlus başka bir yerde de son zamanlarda, imandan dönmenin bir işareti olarak bazılarının evlenmeyi yasaklayacağından söz eder (1Ti.4:1-3).

İşte bu nedenle Pavlus şöyle der: “Ama evlenirsen, günah işlemiş olmazsın. Bir kız da evlenirse günah işlemiş olmaz.” Rab İsa’yı yeni kabul etmiş olanlar, evlilik ilişkisinde herhangi bir şeyin yanlış olduğunu asla düşünmemelidir. Buna karşın Pavlus, evlenen kadınların bu yaşamda sıkıntılarının olacağını ekler. Bu, çocuk doğurmayla bağlantılı olan ağrıları ve benzeri şeyleri içerebilir. Pavlus, “Sizi esirgemek istiyorum” derken, şunları ifade ediyor olabilir: (1) Evlilik durumundan kaynaklanan bedensel acıdan, özellikle aile yaşamının sıkıntılarından sizi esirgemek istiyorum. Ya da (2) bütün bu sıkıntıların ayrıntılı listesinden okuyucuyu esirgemek istiyorum.

7:29   Pavlus zamanın daralmış olmasından dolayı, Rab’be hizmet etmek için yaşamın bu yasal ilişkilerini bile öncelik sırasına göre, ikinci sıraya koymamız gerektiğini vurgulamak ister. Mesih’in gelişi yakındır ve karı kocaların birbirlerine olan görevlerini sadık bir şekilde yerine getirmek zorunda olmalarına karşın, yaşamlarında Mesih’e birinci sırayı vermeye çalışmaları gerekir. İronside bunu şu şekilde ifade eder:

Herkes, zamanın gerçekten çok çabuk geçmesi, Rab’bin gelişinin yaklaşması gerçeği karşısında, Tanrı’nın isteğine olan bağlılığı engelleyecek kişisel rahatlık düşüncesini göz ardı ederek hareket etmelidir. 6

W.E. Vine ise şöyle der:

Bunun anlamı elbette ki, evli bir erkeğin, bir eşin davranması gerektiği gibi davranmaktan çekinmesi gerektiği değildir, ama Rab’le olan ilişkisi eşiyle olan ilişkisinden önce gelmelidir. Rab yüreğinde ilk yeri almalıdır. Mesih’in sözünü dinlemesini engelleyen bir ilişkiye izin vermemelidir. 7

7:30   Yaşamın üzüntülerine, sevinçlerine ve maddi değerlere aşırı derecede önem verilmemelidir. Bütün bunlar, Rab’be hizmet etmek için kullandığımız birer araç olarak ikinci sırada yer almalıdır.

7:31   Yeryüzünde yaşarken belirli günlük işlerle uğraşmamız kaçınılmazdır. İmanlının yaşamında bu uğraşlardan yararlanması da mantıklıdır. Ancak Pavlus, bunlardan yararlanırken onları kötüye kullanmamamız için bizi uyarır. Örneğin bir imanlı yiyecek, giyecek ve zevk için yaşamamalıdır. Yiyecek ve giyecekten gerekli oldukları için yararlanılabilir, ama bunlar onun yaşamındaki tanrılar olmamalıdır. Evliliğin, mülkiyetin ve ticaretin ya da politik, bilimsel, müzikal ve sanatsal etkinliklerin dünyada yeri vardır, ama bunlar izin verildiği takdirde ruhsal yaşama olan ilginin dağılmasına neden olur.

Dünyanın şimdiki hali geçicidir ifadesi tiyatrodan bir alıntıdır ve sahnenin değişimini işaret eder. Bugün gördüğümüz her şeyin geçici olduğundan söz eder. Bu kısa ömürlü olma özelliği, Shakespear’in şu ünlü sözüyle en iyi şekilde ifade edilir: “Dünya bir sahnedir ve kadınlarla erkekler de oyuncular. Giriş ve çıkışları vardır ve her biri yaşamında birçok rolü oynar.”

7:32   Pavlus imanlıların kaygısız olmasını ister. Kaygıların onları Rab’be hizmet etmekten gereksiz yere alıkoyacağını dile getirir. Pavlus şu açıklamayı yapar: “Evli olmayan erkek, Rab’bi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Rabbin işleri için kaygılanır.” Bu ayet, evli olmayan imanlıların kendilerini, ilgilerini hiç kaybetmeden Rab’be verdikleri anlamına değil, evli olmama durumunun, evli olmaya göre daha çok fırsat sağladığı anlamına gelir.

7:33   Bu ayet, evli bir erkeğin Rab’bin işleriyle ilgili olamayacağı anlamına gelmez. Ancak evlilik yaşamındaki erkeğin karısını hoşnut etme gerekliliği genel bir izlenimdir. Düşünmesi gereken başka sorumlulukları vardır. Vine bunu şöyle açıklar: “Genel olarak, bir erkek eğer evli ise hizmet alanını sınırlamıştır. Eğer evli değilse dünyanın öbür ucuna gidip müjdeyi duyurabilir.” 8

7:34   Evli olmayan kadın ya da kız hem bedence hem de ruhça kutsal olmak amacıyla Rab’bin işleri için kaygılanır. Evli kadınsa kocasını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır. Burada da bir açıklama yapmak gerekir. Evli olmayan kadın ya da kız zamanının daha büyük bir kısmını Rab’bin işlerine verebilir. Hem bedence hem de ruhça kutsal olmak amacıyla ifadesi, evli olmama durumunun daha kutsal olduğunu değil, sadece hem bedence hem de ruhça Rab’bin işlerine kendini daha çok verebileceğini belirtir. Evli olmayan kişi daha masum olmayabilir, ama zamanı daha çoktur.

Yine, evli kadın dünya işleri için kaygılanır. Ama bu, onun evli olmayan kadından daha çok dünyaya bağlı olduğu anlamına gelmez. Ancak gününün hiç olmazsa bir kısmını evine bakmak gibi günlük işlere ayırması gerekir. Bunlar doğru ve gerekli işlerdir. Pavlus bunları ne eleştiriyor ne de küçümsüyor; sadece evli olmayan kadının evli kadına göre hizmet alanının daha geniş ve zamanının da daha çok olduğunu ifade ediyor.

7:35   Pavlus, bunları insanları sert bir kölelik sistemine sokmak için öğretmiyor. Onlara kendi iyilikleri için bu talimatı veriyor; öyle ki, yaşamlarını ve Rab’be olan hizmetlerini düşündükleri zaman, O’nun yönlendirmesini bu talimatın ışığı altında yargılayabilsinler. Onun bu konuyla ilgili tutumu, bekarlığın iyi olduğu ve kişinin dikkatini dağıtmadan Rab’be hizmet etme fırsatını elde edebildiği şeklindedir. Pavlus’a göre insan, evliliği ya da bekarlığı seçmekte özgürdür. Elçi, hiç kimsenin özgürlüğünü kısıtlamak ya da onları bir yükün altına sokmak istemez.

7:36   36-38’inci ayetler belki de bu bölümde ya da tüm mektupta en çok yanlış anlaşılan ayetlerdir. Genellikle yapılan açıklama şudur: Pavlus’un zamanında erkek, evde oldukça büyük bir otorite sahibiydi. Kızların evlenip evlenmemesi babalarına bağlıydı. Kızlar, babalarının izni olmadan evlenemezdi. Dolayısıyla bu ayetler, eğer baba kızlarının evlenmesine izin vermezse bunun iyi bir şey olduğu, ama izin verirse o zaman günah işlemiş olmadığı şeklinde algılanırdı.

Tanrı’nın halkına verilen buyruk ışığında bugün böyle bir yorum anlamsız görünmektedir. Yapılan bu yorum, bölümün tamamını oluşturan içeriğe uymaz ve kafa karıştırıcı gibi görünmektedir.

Bazı çevirilerde, kız (Bakire kız) “nişanlı” olarak çevrilir. Bu durumda buradaki düşünce şu olur: Eğer bir erkek nişanlısıyla evlenirse günah işlemez, ama evlilikten sakınırsa daha iyi olur. Böyle bir görüş zorluklarla doludur.

William Kelly, 1.Korintliler üzerine yaptığı yorumda oldukça mantıklı ve farklı bir görüş sunar. Kelly, kız ya da bakire (parthemos) sözcüğünün “bakirelik” 9 olarak da çevrilebileceğine inanır. Buna göre buradaki metin, bir erkeğin bakire kızlarından değil, o erkeğin bizzat kendi bakirliğinden söz eder. Bu yoruma göre metin, eğer erkek evlenmeme durumunu sürdürürse iyi eder, ama evlenmeye karar verirse de günah işlemiş olmaz anlamına gelir.

John Nelson Darby kendi yeni çevirisinde (New Translation) aynı yorumu benimser:

Ancak eğer biri iffetine uygun olmayan bir şekilde davrandığını düşünürse ve olgunluk yaşının ötesindeyse, o zaman istediğini yapsın; günah işlemiş olmaz. Bırakın evlensinler. Ancak yüreğinde sağlam ve kendi iradesine hakim olan ve bekaretini korumaya yüreğinde karar veren de bunu yapmakla iyi eder. Bundan dolayı evlenen iyi eder; evlenmeyen daha iyi eder.

36’ncı ayete daha ayrıntılı bakılınca bir erkek olgunluk çağına gelmişse ve bekarlığa devam etme armağanına sahip olmadığını hissederse, evlenmekle günah işlemiş olmaz. İhtiyacının evlenmesini gerektirdiğini hisseder ve bu durumda da istediğini yapar, yani evlenir.

7:37   Bununla beraber, eğer bir kimse dikkatini dağıtmadan Rab’be hizmet etmeye kararlıysa, evlenmesini gerektirmeyecek kadar kendisini kontrol edebiliyorsa, evlenmeme durumunu sürdürmeye azimliyse ve bunu hizmette Tanrıyı yüceltme düşüncesiyle yapıyorsa, o zaman iyi eder.

7:38   Sonuç olarak kendini 10 evliliğe adayan ya da veren iyi eder. Rab’be daha çok hizmet etmek için evlenmeme durumunu sürdüren ise daha iyi eder.

7:39   Bu bölümün son iki ayeti, dullara verilen tavsiyeyi içerir. Bir kadın kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Burada belirtilen yasa, Tanrı tarafından oluşturulan evlilik yasasıdır. Kadının kocası ölürse, kadın başka bir erkekle evlenmekte özgürdür. Aynı gerçek Romalılar 7:1-3’de de belirtilir, yani evlilik bağını bozan ölümdür. Ancak elçi, kadının dilediği kimseyle evlenmekte özgür oluşuna dair bir ekleme yapar: Yeter ki, o kimse Rab’be ait olsun. Bu her şeyden önce, kadının evleneceği kişinin imanlı olması gerektiği anlamına gelir, ama aslında daha çok anlam ifade eder. Rab’be ait olması, “Rab’bin isteğinde olması” anlamına gelir. Başka bir deyişle, kadın imanlı bir kimseyle evlenebilir, ama yine de bu Rab’bin isteği dışında olabilir. Böylesine önemli bir konuda Rab’bin yönlendirmesine başvurmalı ve Rab’bin onun için seçmiş olduğu imanlıyla evlenmelidir.

7:40   Pavlus’un düşüncesi ise dul kadının evlenmeden olduğu gibi kalırsa daha mutlu olacağıdır. Bu, Pavlus’un 1.Timoteos 5:14’de daha genç olan dulların evlenmesini ifade ettiği görüşle çelişmez. Burada genel bir fikir belirtiyor; 1.Timoteos’daki durum ise özel bir durumu dile getirir.

Daha sonra şu sözleri ekler: “Sanırım bende de Tanrı’nın Ruhu vardır.” Bazıları bu sözlerin Pavlus’un bu konuları dile getirirken kendisinden emin olmadığını belirttiği gibi yanlış bir düşünceye kapılırlar! Böyle bir yorumu şiddetle kınıyoruz. Pavlus’un yazdığı bu kısmın vahyiyle ilgili herhangi bir soru olamaz. Burada iğneleyici bir dil kullanıyor. Korint’te bazı kimseler onun elçiliği ile öğretişine saldırıda bulunmuşlardı. Pavlus’un öğretişlerinde Rab’bin iradesinin olduğunu açıkça söylediler. Bu nedenle Pavlus burada şöyle diyor: “Başkaları benim hakkımda ne söylerlerse söylesin, sanırım Tanrı’nın Ruhu bende de vardır. Kendilerinde Tanrı’nın Ruhu olduğunu söylüyorlar; onlar, Kutsal Ruh’a sahip olabilirler. ama Kutsal Ruh sadece onlara ait değildir.”

Pavlus’un bize yazmış olduğu her şeyde Tanrı’nın Ruhu’nun olduğunu biliyoruz ve bizim için mutluluğa giden yol da onun buyruklarına uymaktan geçer.

 

Kutsal Kitap

1 Şimdi bana yazdığınız konulara gelelim: “Erkeğin kadına dokunmaması iyidir” diyorsunuz.
2 Ama fuhuştan ötürü her erkek karısıyla, her kadın da kocasıyla yaşasın.
3 Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.
4 Kadının bedeni kendisine değil, kocasına aittir. Bunun gibi, erkeğin bedeni de kendisine değil, karısına aittir.
5 Geçici bir süre için anlaşıp kendinizi duaya vermekten başka bir nedenle birbirinizi mahrum etmeyin. Sonra yine birleşin ki, kendinizi denetleyemediğiniz için Şeytan sizi ayartmasın.
6 Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.
7 Herkesin benim gibi olmasını dilerdim. Ama herkesin Tanrı’dan aldığı ruhsal bir armağanı vardır; kiminin şöyle, kiminin böyle.
8 Yine de evli olmayanlarla dul kadınlara şunu söyleyeyim: Benim gibi kalsalar kendileri için iyi olur.
9 Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.
10 Evlilereyse şunu buyuruyorum, daha doğrusu Rab buyuruyor: Kadın kocasından ayrılmasın.
11 Ayrılırsa evlenmesin, ya da kocasıyla barışsın. Erkek de karısını boşamasın.
12 Geri kalanlara Rab değil, ben söylüyorum: Eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, onu boşamasın.
13 Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.
14 Çünkü iman etmemiş koca karısı aracılığıyla, iman etmemiş kadın da imanlı kocası aracılığıyla kutsanır. Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar.
15 İman etmeyen ayrılırsa ayrılsın. Kardeş ya da kızkardeş böyle durumlarda özgürdür. Tanrı sizi barış içinde yaşamaya çağırdı.
16 Ey kadın, kocanı kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun? Ey erkek, karını kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun?
17 Ancak herkes Rab’bin kendisi için belirlediği duruma uygun biçimde, Tanrı’dan aldığı çağrıya göre yaşasın. Bunu bütün kiliselere* buyuruyorum.
18 Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.
19 Sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmektir.
20 Herkes ne durumda çağrıldıysa, o durumda kalsın.
21 Köleyken mi çağrıldın, üzülme. Ama özgür olabilirsen, fırsatı kaçırma!
22 Çünkü Rab’bin çağrısını aldığı zaman köle olan kimse, şimdi Rab’bin özgürüdür. Özgürken çağrılan kişi de Mesih’in kölesidir.
23 Bir bedel karşılığı satın alındınız, insanlara köle olmayın.
24 Kardeşler, herkes ne durumda çağrıldıysa, Tanrı önünde o durumda kalsın.
25 Kızlara gelince, Rab’den onlarla ilgili bir buyruk almış değilim. Ama Rab’bin merhameti sayesinde güvenilir biri olarak düşündüklerimi söylüyorum.
26 Öyle sanıyorum ki, şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın olduğu gibi kalması iyidir.
27 Karın varsa, boşanmayı isteme. Karın yoksa, kendine eş arama.
28 Ama evlenirsen günah işlemiş olmazsın. Bir kız da evlenirse günah işlemiş olmaz. Ne var ki, evlenenler bu yaşamda sıkıntılarla karşılaşacak. Ben sizi bu sıkıntılardan esirgemek istiyorum.
29 Kardeşler, şunu demek istiyorum: Zaman daralmıştır. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsun. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.
30 (SEE 7:29)
31 (SEE 7:29)
32 Kaygısız olmanızı istiyorum. Evli olmayan erkek, Rab’bi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Rab’bin işleri için kaygılanır.
33 Evli erkekse karısını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.
34 Böylece ilgisi bölünür. Evli olmayan kadın ya da kız hem bedence hem ruhça kutsal olmak amacıyla Rab’bin işleri için kaygılanır. Evli kadınsa kocasını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.
35 Bunu sizin iyiliğiniz için söylüyorum, özgürlüğünüzü kısıtlamak için değil. İlginizi dağıtmadan, Rab’be adanmış olarak, O’na yaraşır biçimde yaşamanızı istiyorum.
36 Bir kimse nişanlı olduğu kıza yakışıksız davrandığını düşünüyorsa, aşırı tutkuları varsa ve evlenmesi gerekiyorsa, istediğini yapsın, günah işlemiş olmaz; evlensinler.
37 Ama zorunluluk altında bulunmayan, yüreği kararlı, istediğini yapabilecek durumdaki kişi, nişanlısıyla evlenmemeye yüreğinde karar vermişse, iyi eder.
38 Kısacası nişanlısıyla evlenen iyi eder, evlenmeyense daha iyi eder.
39 Kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kişi Rab’be ait biri olsun.
40 Ama dul kadın, olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Ben böyle düşünüyorum ve sanırım bende de Tanrı’nın Ruhu vardır.

1. Larry Christenson, The Christian Family s.24

2. W.E. Vine, First Corinthians s.97

3. J.M. Davies, daha fazla bilgi mevcut değildir.

4. W.E. Vine , The Divine Plan of Missions s.63

5. William Kelly, Notes on the First Epistle to the Corinthians. s.123

6. Harry A.Ironside, First Epistle to the Corinthians. s.223

7. Vine, First Corinthians s.104

8. Aynı kaynak s.105

9. Ne var ki, standart Grekçe’de bekaret sözcüğü soyut bir isim olan parthenia’dır ve eğer Pavlus bunu denemek istediyse, Matta, 1:23’teki gibi basit bir sözcük olan bakire’yi neden kullandığı merak edilir.

10. “kendini” sözcüğü eklenmiştir; bu Grekçe’de yoktur.