1 Korintliler 8

B. Putlara Sunulan Kurbanların Etini Yeme Konusu (8:1 – 11:1)

Putlara sunulan kurbanların etini yeme sorusu 8:1-11:1 arasındaki bölüm ve ayetlerde yer alır. Bu, son zamanlarda putperestlikten gelip Rab’bi kabul etmiş olanlar için ciddi bir sorundur. Belki putlara sunulmuş hayvanların etlerinin bulunduğu bir ziyafete davet edileceklerdi. Belki de et almak için çarşıya çıktıklarında kasabın sattığı etin daha önceden putlara sunulmuş olduğunu öğreneceklerdi. Bu, elbette etin kalitesini etkilemez, ama imanlı biri bu eti almalı mıdır? Başka bir senaryoya bakalım: İmanlının biri bir eve davet edilip orada kendisine daha önce bazı putlara kurban edilmiş et sunulabilir. Durumun böyle olduğunu bilirse eti yemeli midir? İşte Pavlus bu tür sorulara yanıt verir.

8:1   Elçi, söze hem Korintliler’in hem de kendisinin bilgi sahibi olduğu, putlara sunulan kurbanların etine gelelim diye başlar. Bu, onların tamamen cahil ya da bilgisiz oldukları bir konu değildi. Örneğin, puta sunulmuş etin herhangi bir anlamda değişmediğini hepsi biliyordu. Bu etlerin tadı ve besin değeri aynı kalırdı. “Ne var ki bilgi insanı kibirlendirir, sevgi ise geliştirir” diye sözlerine devam eder Pavlus. Bununla anlatmak istediği şey şudur: Bu konularda bilgi, yeterli bir rehber değildir. Eğer bilgi, uygulanan tek ilke olsaydı bu, gurura neden olurdu. Aslında bu gibi konularda imanlı sadece bilgiyi değil, sevgiyi de kullanmalıdır. Kendisi için yasal olan şeyi değil, başkaları için neyin en iyi olduğunu da düşünmelidir.

8:2,3   Vine 2’nci ayeti şöyle ifade eder: “Eğer bir kişi bilgiye tam olarak sahip olduğunu düşünürse, bunun nasıl elde edilebileceğini daha öğrenmeye bile başlamamıştır.” Sevgi olmadan gerçek bilgi olamaz. Öte yandan, Tanrı’yı seven kişiyi Tanrı bilir. Bu, Tanrı’nın onu onayladığı anlamına gelir. Bir bakıma tabii ki, Tanrı herkesi bilir ve başka bir açıdan bakıldığında ise Tanrı özellikle imanlı olanları bilir. Ancak buradaki “bilmek” sözcüğü kayırma ya da onaylamayı göstermek için kullanılır. Eğer bir kimse putlara sunulan kurbanların etleri gibi konularda kararını sırf bilgi değil, Tanrı ve insana olan sevgisi doğrultusunda verirse, o kimse Tanrı onayını kazanır.

8:4   Putlara sunulan kurban etine gelince imanlının şunu anlaması gerekir: Put, gücü bilgisi ve sevgisi olan gerçek bir tanrı değildir. Pavlus, putların varlığını yadsımıyordu; tahta ya da taşa kazınmış putların olduğunu biliyordu. Daha sonra bu putların arkasında cinlerin gücünün olduğunu kabul etmişti. Ancak burada, bu putların temsil ettiği sanılan tanrıların gerçekte varolmadığını vurgular. Birden fazla Tanrı yoktur, yani Rabbimiz İsa Mesih’in Babası olan Tanrı’dan başka Tanrı yoktur.

8:5   Pavlus, putperest mitolojide Jüpiter, Juno ve Merkür gibi sözde ilahlar olduğunu kabul eder. Bu ilahlardan bazılarının gökte yaşadığı ve Ceres ve Neptün gibi bazılarının da yerde olduğu sanılıyordu. Bu anlamda birçok ilahlar ve rabler, yani insanların tapındığı ve kölesi olduğu mitolojik yaratıklar vardır.

8:6   İmanlılar şunu iyi bilirler: Gerçek tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır ve biz O’nun için yaşarız. Bu, Babamız Tanrı’nın her şeyin Kaynağı ya da Yaratıcısı olduğunu ve bizim de O’nun için yaratılmış olduğumuzu belirtir. Başka bir deyişle, O bizim varoluşumuzun amacı ya da hedefidir. Tek bir Rab, yani İsa Mesih’in olduğunu da biliriz. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşarız. Her şey O’nun aracılığıyla ifadesi, Rab İsa’yı Aracı ya da Tanrı’nın Temsilcisi olarak betimler. Oysa biz de O’nun aracılığıyla yaşarız ifadesi O’nun aracılığıyla yaratılıp kurtulduğumuzu işaret eder.

Pavlus, tek bir Tanrı Baba vardır ve tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir derken, Rab İsa Mesih’in Tanrı olmadığını belirtmez. Aksine sadece yaratılış ve kurtuluşta, Tanrılıktaki bu kişiliklerin oynadığı rolü işaret eder.

8:7   Ama bütün imanlılar özellikle de yeni olanlar İsa Mesih’te sahip oldukları özgürlüğü anlamazlar. Putperestlikten geldikleri ve putlara alışkın oldukları için putlara sunulmuş eti yedikleri zaman putperest olacaklarını sanırlar. Putun gerçek olduğunu sandıkları için hassas olan vicdanları lekeleniyor.

Buradaki hassasya da zayıf ifadesi fiziksel ya da ruhsal zayıflığı belirtmez. Bu, ahlaksal kayıtsızlığın olduğu konularda aşırı titizlik gösterenleri betimleyen bir terimdir. Örneğin, Tanrı açısından bir imanlının domuz eti yemesinde bir mahsur yoktur. Eski Antlaşma’da bir Yahudi’nin bunu yapması yanlış olurdu, ama imanlı bunu yapmakta serbesttir. Ancak Rab İsa’yı kabul etmiş bir Yahudi’nin bununla ilgili tereddütleri olabilir. Domuz etinden oluşan bir akşam yemeğini yemenin yanlış olduğunu hissedebilir. Bu kişi, Kutsal Kitap’ın vicdanı hassas diye adlandırdığı bir kardeştir. Bu, onun Rab’deki özgürlüğünü dolu dolu yaşamadığını belirtir. Aslında domuz eti yemenin yanlış olduğunu düşündüğü sürece bir adım atıp domuz eti yerse, günah işler. İşte, hassas olan vicdanları lekeleniyor ifadesinin anlatmak istediği budur. Vicdanım belirli bir eylemi yargılıyorsa ve ben de gidip onu yargılıyorsam, o zaman günah işlemiş olurum. “İmanla yapılmayan her şey de günahtır” (Rom.14:23).

8:8   Yiyeceğin Tanrı’ya yaklaşma konusunda önemli bir yeri yoktur. Belirli yiyeceklerden sakınmamız, bize Tanrı’nın gözünde bir ayrıcalık tanımaz; bazı yiyecekleri yememiz de bizi üstün imanlı yapmaz.

8:9   Bu yiyeceklerin yenmesinden bir şey kazanılmadığı halde, böyle yaparak vicdanı hassas bir kardeşin sürçmesine neden olursam, o zaman kaybedecek çok şey olabilir. İşte, sevgi ilkesinin olması gereken yer burasıdır. İmanlının, daha önce putlara sunulmuş kurban etini yeme özgürlüğü vardır, ama bunu yaparak vicdanı hassas bir kardeşi gücendirirse, bu eti yemesi yanlış olur.

8:10   Buradaki tehlike şudur: Vicdanı hassas olan bir kardeş kendisi için sorun olan bir şeyi yapan birini görürse bu, onu vicdanının yargıladığı şeyi yapmak için yüreklendirebilir. Bu ayette elçi, bir put tapınağında sofraya oturmayı, başkaları üzerinde yapacağı etkiden dolayı kınar. Pavlus, burada bir put tapınağında sofraya oturmaktan söz ettiği zaman, elbette ki, düğün gibi bazı sosyal etkinlik ya da genel şenlikleri belirtiyor. Yemek puta tapınmayı içeriyorsa, böyle bir sofraya oturmak asla doğru değildir. Pavlus bunu daha sonra kınar (10:15-26). Bilgili olan seni görürse ifadesi, bir adam Mesih’te dolu dolu özgürlüğü olan ve daha önce putlara sunulan etin murdar olduğunu bilen seni görürse anlamına gelir. Burada belirtilen şudur: Böyle bir eylemin kendi üzerimizde yapacağı etkiden çok, başkaları üzerinde yapacağı etkiyi düşünmemiz gerekir.

8:11   Bir kimse, imanlı için neyin yasal olduğuna dair bilgisini öyle bir gösterir ki, Mesih’teki kardeşinin sürçmesine neden olur. Mahvolur sözü, onun sonsuz kurtuluşu kaybedeceği anlamına gelmez. Varoluşun değil, iyi olmanın kaybı anlamına gelir. Bu vicdanı hassas kardeşin tanıklığı incinecek ve yaşamı Tanrı için yararlı olma açısından olumsuz yönde etkilenecektir. Mesih’te olan bu hassas vicdanlı kardeşi incitmenin ciddiyeti, “uğruna Mesih’in öldüğü” sözleriyle gösterilir. Pavlus’un savı şudur: Rab İsa Mesih bu adamı sevdiği için onun uğruna ölmeyi istediyse, onun sürçmesine neden olacak herhangi bir şeyi yaparak onun ruhsal gelişimini engellemeyelim. Bir et parçası buna değmez!

8:12   Bu, sadece Mesih’te olan bir kardeşe karşı günah işleme ya da onun hassas vicdanını yaralama meselesi değildir. Bizzat Mesih’e karşı işlenmiş bir günahtır. O’nun kardeşlerine yaptığımız her şeyi O’na yapmış sayılırız. Bedenin bir üyesini acıtan şey, Başı da acıtır. Vine, Pavlus’un, okuyucularını uğraşılan her konuda Mesih’in kurtaran ölümünün ışığında değerlendirmeye yönlendirdiğine işaret eder. Barnes şöyle der: “Bu, Tanrı’nın Oğlu’nun derin ve şefkat dolu sevgisinden, elemlerinden ve inlemelerinden alınan bir ricadır.” 1 Mesih’e karşı işlenen günah, Godet’in dediği gibi, “Suçların en büyüğüdür.” Bunu kavradıktan sonra, eylemlerimizi başkalarını nasıl etkileyeceğini düşünerek dikkatle incelemeli ve bir kardeşin gücenmesine neden olacak bir şeyi yapmaktan da şiddetle kaçınmalıyız.

8:13   İnsanın kardeşinin sendeleyip düşmesine yol açması, Mesih’e karşı işlenmiş bir günah olduğu için Pavlus, yediği et kardeşinin sendeleyip düşmesine yol açarsa bir daha hiç et yemeyeceğini ifade eder. Tanrı’nın bir başka kişinin yaşamındaki işi, iyi pişmiş bonfileden çok daha önemlidir! Bugün imanlıların çoğu için putlara sunulmuş et konusu bir sorun olmasa da, Tanrı’nın Ruhu’nun bu bölümde bize verdiği ilkelerin kalıcı bir değeri vardır. Bugün iman yaşamında, Tanrı’nın sözünde yasaklanmamış olmasına karşın, daha hassas vicdana sahip imanlıları gereksiz yere incitecek birçok şey vardır. Bunları yapma hakkımız olduğu halde, Mesih’te sevdiğimiz kardeşlerimizin ruhsal iyiliği için bunlardan vazgeçmek daha önemli bir haktır.

İlk bakışta 9’uncu bölüm yeni bir konuyu işaret eder gibi görünebilir. Ne var ki putlara sunulan et sorunu bundan sonraki iki bölümde de devam eder. Pavlus, burada başkalarının iyiliği için bulunabileceği özveriden bahsederek kendisinden örnek verir. 8:13’deki ilke doğrultusunda, bir elçi olarak maddi açıdan desteklenme hakkından vazgeçmeye hazırdır. Bu nedenle, bu bölüm 8’inci bölümle yakın bir bağlantı içindedir.

 

Kutsal Kitap

1 Şimdi putlara sunulan kurbanların etine gelelim. “Hepimizin bilgisi var” diyorsunuz, bunu biliyoruz. Bilgi insanı böbürlendirir, sevgiyse geliştirir.
2 Bir şey bildiğini sanan, henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur.
3 Ama Tanrı’yı seveni Tanrı bilir.
4 Putlara sunulan kurban etinin yenmesine gelince, biliyoruz ki, “Dünyada put bir hiçtir” ve “Birden fazla Tanrı yoktur”.
5 Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da -nitekim pekçok “ilah”, pekçok “rab” vardır bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz.
6 (SEE 8:5)
7 Ne var ki, herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar. Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor.
8 Yiyecek bizi Tanrı’ya yaklaştırmaz. Yemezsek bir kaybımız olmaz, yersek de bir kazancımız olmaz.
9 Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.
10 Eğer zayıf vicdanlı biri, bilgili olan seni bir put tapınağında sofraya oturmuş görürse, puta sunulan kurbanın etini yemek için cesaret almaz mı?
11 Sonuçta bu zayıf vicdanlı kişi, Mesih’in uğruna öldüğü bu kardeş, senin bilgin yüzünden mahvolur!
12 Bu şekilde kardeşlere karşı günah işleyip onların zayıf vicdanlarını yaralayarak Mesih’e karşı günah işlemiş olursunuz.
13 Bu nedenle, yediğim şey kardeşimin sendeleyip düşmesine yol açacaksa, kardeşimin düşmemesi için bir daha et yemeyeceğim.

1. Barnes, 1 Corinthians s.147