1 Krallar 18

4. İlyas’ın Baal’ın Kâhinlerine Meydan Okuması (18:1-19)

18:1-6   İlyas’ın İsrail’den ayrılmasından üç yıl, kuraklığın başlamasından üç buçuk yıl sonra (Luk.4:25), peygambere Ahav’ın huzuruna çıkması söylendi. Bu, insan mantığıyla düşünüldüğünde son derece tehlikeli bir eylemdi. Kıtlık öylesine ciddi boyutlardaydı ki, Ahav ve saray sorumlusu Ovadya (Ovadya Kitabı’nı yazan peygamberle aynı kişi değil), hayvanları beslemek için ot bulmak üzere araştırma yapmışlardı (burada sözü edilen Ovadya, İzebel Rab’bin bazı peygamberlerini öldürdüğünde ve diğerlerini de öldürmek için aradığında, Rab’bin yüz peygamberini kurtarmış olan kişidir).

18:7-15   Ovadya ot ararken İlyas’la karşılaştı. İlyas ona, Ahav’a gitmesini ve geldiğini bildirmesini buyurdu. Ovadya, Ahav’ın İlyas’ı acımasızca öldürmek istediğini bildiğinden, korktu. Ovadya İlyas’ın nerede olduğunu açıkladığı taktirde, kral hiç kuşkusuz rahat durmayacaktı. Ama o zaman Rab’bin Ruhu İlyas’ı uzaklaştırabilirdi. O zaman Ahav, Ovadya’yı ‘yanlış’ haber verdiği için öldürecekti. Tüm bunların yanı sıra, Ovadya’nın saraydaki konumu da zaten tehlikedeydi. Çünkü Rab’bin peygamberlerini korumuştu. İlyas, bulunduğu yerden ayrılmayacağına söz verdi ve sonra nasıl buluşacaklarını kararlaştırdılar.

18:16-19   Kral Ahav, İlyas’ın olduğu yere geldi ve onun İsrail’in şimdiye kadar sahip olduğu en iyi dostlarından biri olduğunu fark etmeyerek, Tanrı adamını İsrail’i sıkıntıya sokan biri olmakla suçladı. Öldürülmekten korkmayan İlyas, Ahav’ı cesurca yargılayarak yanıtladı. Kralı, Yahve’ye yapılan tapınmayı, Baallar’a yapılan tapınmaya karıştırmakla suçladı ve tüm putperest peygamberlerini, gerçek Tanrı’nın kim olduğuna karar vermek için Karmel Dağı’nda toplamaya davet etti (Baal’ın 450 peygamberi Karmel’e gitti, ama Aşera’nın 400 peygamberi bu yarışma için toplanmadı (19, 22. ayetler).

5. İlyas’ın Baal’ın Kâhinlerine Karşı Kazandığı Zafer (18:20-40)

18:20-25   İlyas, İsrail’i temsil etmek için toplanmış peygamberlere hitap ederek onları iki taraf arasında dalgalanmakla suçladı; ya Rab’bi ya da Baal’ı seçmeleri gerekiyordu. Gerçeğin ortaya çıkması için iki boğa kesilecek ve yanan odunlar üzerine yerleştirilecekti. Ahav’ın 450 peygamberi Baal’ı temsil ederken, İlyas Rab’bi temsil edecekti. Ateşle karşılık veren Tanrı, gerçek Tanrı olarak kabul edilecekti.

18:26-29   Baal’ın peygamberleri tanrılarına seslendiler. Sabahtan öğlene kadar sunağın çevresinde zıplayıp oynadılar. İlyas, Baal’ın neden yanıt vermiyor olabileceğine ilişkin bahaneler sıralayarak onlarla alay etti. Baal belki de aynı anda iki işi yapamayacak kadar güçsüz bir tanrıydı. Umutsuzluğa kapılan peygamberler, adetleri uyarınca kılıç ve mızraklarla kanlarını akıtıncaya dek bedenlerini yaraladılar, ancak akşam sunusu saatine kadar ne ses, ne de bir karşılık geldi.

18:30-35   Sonra İlyas, İsrail’in on iki oymağını temsil eden on iki taşla Rab’bin adına bir sunak yaptı. Sunağın mucize dışında herhangi bir şekilde tutuşma olasılığını yok etmek için, parça parça kestiği boğaları ve odunu dört küp suyla ıslattı (dört küp suyu üç kez boşalttılar).

Bazıları, İlyas’ın o kuraklık zamanında bu kadar çok suyu nereden bulduğunu merak ederler. On iki küp su, kuraklık zamanı için çok büyük bir miktar değildi. Kuraklık tarlaları etkilemişti, ama içme suyu bulunuyordu. Aksi taktirde herkes ölmüş olurdu. Bir diğer açıklama ise, bu suyun Akdeniz’den gelmiş olabileceğidir; Akdeniz, Karmel Dağı’ndan birkaç kilometre uzaktaydı. Williams şöyle der:

Hendeği doldurmak için gerekli su (35. ayet), Kişon Vadisi (40. ayet), deniz (43. ayet) ve hâlâ orada bulunan bir kuyudan kolayca sağlanabilirdi. 1

18:36-40   Akşam sunusu zamanında İlyas, Tanrı’ya gökten ateş göndererek kendisini açıklaması için dua etti. Rab’bin ateşi o anda gökten düşerek yalnızca sunuyu değil, aynı zamanda odunları, taşları, toprağı ve sunağın çevresinde bulunan hendekteki suyu da yaktı. Böylece halk, Rab’bi gerçek Tanrı olarak kabul etmek zorunda kaldı. Sonra İlyas’ın, Baal’ın kötü peygamberlerini öldürmeleri için verdiği buyruğa itaat ettiler. Yağmur, ancak halk Yehova’nın Tanrı olduğunu kabul ettikten ve Baal’ın peygamberlerini öldürdükten sonra yağdı. Günahları itiraf etmek ve Tanrı’nın sözüne itaat etmek, berekete götüren adımlardır.

6. İlyas’ın Yağmur Duası (18:41-46)

Peygamber, Ahav’a bir şeyler yemesini öğütledi, çünkü kendisi gelmek üzere olan yağmurdan kaçmak için kısa bir süre sonra Karmel Dağı’ndan ayrılmak zorunda kalacaktı. Ahav yemek yemek için oturduğunda İlyas dua etmek için ayağa kalktı ve Karmel Dağı’nın tepesine çıktı. Yere kapanarak başını dizlerinin arasına koydu ve Rab’den yağmur yağdırarak sözünü yerine getirmesini istedi. Uşağı ufukta minik bir bulut haberi getirinceye kadar dua etmeyi sürdürdü. Küçük bir bulut İlyas için yeterliydi. Hemen Ahav’a Yizreel’e geri dönmesi için haber gönderdi. Yizreel o dönemde kral ailesinin yaşadığı, İssakar bölgesinde bulunan bir kentti (21:1). Peygamber, sadık bir vatandaş ve hizmetkâr olarak sırılsıklam eden yağmurun altında, Yizreel’e giden yol boyunca, Ahav’ın arabasının önünde 32 kilometre koştu.

 

Kutsal Kitap

1 Uzun bir süre sonra kuraklığın üçüncü yılında RAB İlyasa, ‹‹Git, Ahavın huzuruna çık›› dedi, ‹‹Toprağı yağmursuz bırakmayacağım.››
2 İlyas Ahavın huzuruna çıkmaya gitti. Samiriyede kıtlık şiddetlenmişti.
3 Ahav sarayının sorumlusu Ovadyayı çağırdı. -Ovadya RABden çok korkardı.
4 İzebel RABbin peygamberlerini öldürdüğünde, Ovadya yüz peygamberi yanına alıp ellişer ellişer mağaralara gizlemiş ve yiyecek, içecek gereksinimlerini karşılamıştı.-
5 Ahav, Ovadyaya, ‹‹Haydi gidip ülkedeki bütün su kaynaklarıyla vadilere bakalım›› dedi, ‹‹Belki atlarla katırların yaşamasını sağlayacak kadar ot buluruz da onları ölüme terk etmemiş oluruz.››
6 Ahavla Ovadya, araştırma yapmak üzere ülkeyi aralarında bölüştükten sonra, her biri yalnız başına bir yöne gitti.
7 Ovadya giderken yolda İlyasla karşılaştı. İlyası tanıyınca yüzüstü yere kapanarak, ‹‹Efendim İlyas sen misin?›› diye sordu.
8 İlyas, ‹‹Evet, benim. Git efendine, ‹İlyas burada› de›› diye karşılık verdi.
9 Ovadya, ‹‹Ne günah işledim ki, beni öldürsün diye Ahava gönderiyorsun?›› dedi ve ekledi:
10 ‹‹Tanrın yaşayan RABbin adıyla derim ki, efendimin seni aramak için adam göndermediği ulus ve krallık kalmadı. Ahav ülkelerinde olmadığını söyleyen herkese, seni bulamadıklarına dair ant içirdi.
11 Oysa sen şimdi, ‹Git, efendine İlyas burada de› diyorsun.
12 Ben senin yanından ayrıldığımda, RABbin Ruhu seni bilmediğim bir yere götürebilir. Durumu Ahava bildirince, gelip seni bulamazsa beni öldürür. Ben kulun gençliğimden beri RABden korkan biriyim.
13 Efendim, İzebel RABbin peygamberlerini öldürdüğünde yaptıklarımı duymadın mı? RABbin peygamberlerinden yüzünü ellişer ellişer iki mağaraya saklayıp onların yiyecek, içecek gereksinimlerini karşıladım.
14 Ama sen şimdi, ‹Git, efendine İlyas burada de› diyorsun. O zaman beni öldürür!››
15 İlyas şöyle karşılık verdi: ‹‹Hizmetinde bulunduğum yaşayan ve Her Şeye Egemen RABbin adıyla diyorum, bugün Ahavın huzuruna çıkacağım.››
16 Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.
17 İlyası görünce, ‹‹Ey İsraili sıkıntıya sokan adam, sen misin?›› diye sordu.
18 İlyas, ‹‹İsraili sıkıntıya sokan ben değilim, seninle babanın ailesi İsraili sıkıntıya soktunuz›› diye karşılık verdi, ‹‹RABbin buyruklarını terk edip Baalların ardınca gittiniz.
19 Şimdi haber sal: Bütün İsrail halkı, İzebelin sofrasında yiyip içen Baalın dört yüz elli peygamberi ve Aşeranın dört yüz peygamberi Karmel Dağına gelip önümde toplansın.››
20 Ahav bütün İsraile haber salarak peygamberlerin Karmel Dağında toplanmalarını sağladı.
21 İlyas halka doğru ilerleyip, ‹‹Daha ne zamana kadar böyle iki taraf arasında dalgalanacaksınız?›› dedi, ‹‹Eğer RAB Tanrıysa, onu izleyin; yok eğer Baal Tanrıysa, onun ardınca gidin.›› Halk İlyasa hiç karşılık vermedi.
22 İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RABbin peygamberi olarak sadece ben kaldım. Ama Baalın dört yüz elli peygamberi var.
23 Bize iki boğa getirin. Birini Baalın peygamberleri alıp kessinler, parçalayıp odunların üzerine koysunlar; ama odunları yakmasınlar. Öbür boğayı da ben kesip hazırlayacağım ve odunların üzerine koyacağım; ama odunları yakmayacağım.
24 Sonra siz kendi ilahınızı adıyla çağırın, ben de RABbi adıyla çağırayım. Hangisi ateşle karşılık verirse, Tanrı odur.›› Bütün halk, ‹‹Peki, öyle olsun›› dedi.
25 İlyas, Baalın peygamberlerine, ‹‹Kalabalık olduğunuz için önce siz boğalardan birini seçip hazırlayın ve ilahınızı adıyla çağırın›› dedi, ‹‹Ama ateş yakmayın.››
26 Kendilerine verilen boğayı alıp hazırlayan Baalın peygamberleri sabahtan öğlene kadar, ‹‹Ey Baal, bize karşılık ver!›› diye yalvardılar. Ama ne bir ses vardı, ne de bir karşılık. Yaptıkları sunağın çevresinde zıplayıp oynadılar.
27 Öğleyin İlyas onlarla alay etmeye başladı: ‹‹Bağırın, yüksek sesle bağırın! O tanrıymış. Belki dalgındır, ya da heladadır, belki de yolculuk yapıyor! Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!››
28 Böylece yüksek sesle bağırdılar. Adetleri uyarınca, kılıç ve mızraklarla kanlarını akıtıncaya dek bedenlerini yaraladılar.
29 Öğlenden akşam sunusu saatine kadar kıvrandılar. Ama hâlâ ne bir ses, ne ilgi, ne de bir karşılık vardı.
30 O zaman İlyas bütün halka, ‹‹Bana yaklaşın›› dedi. Herkes onun çevresinde toplandı. İlyas RABbin yıkılan sunağını onarmaya başladı.
31 On iki taş aldı. Bu sayı RABbin Yakupa, ‹‹Senin adın İsrail olacak›› diye bildirdiği Yakupoğulları oymaklarının sayısı kadardı.
32 İlyas bu taşlarla RABbin adına bir sunak yaptırdı. Çevresine de iki seafü tohum alacak kadar bir hendek kazdı.
33 Sunağın üzerine odunları dizdi, boğayı parça parça kesip odunların üzerine yerleştirdi. ‹‹Dört küp su doldurup yakmalık sunuyla odunların üzerine dökün›› dedi.
34 Sonra, ‹‹Bir daha yapın›› dedi. Bir daha yaptılar. ‹‹Bir kez daha yapın›› dedi. Üçüncü kez aynı şeyi yaptılar.
35 O zaman sunağın çevresine akan su hendeği doldurdu.
36 Akşam sunusu saatinde, Peygamber İlyas sunağa yaklaşıp şöyle dua etti: ‹‹Ey İbrahimin, İshakın ve İsrailin Tanrısı olan RAB! Bugün bilinsin ki, sen İsrailin Tanrısısın, ben de senin kulunum ve bütün bunları senin buyruklarınla yaptım.
37 Ya RAB, bana yanıt ver! Yanıt ver ki, bu halk senin Tanrı olduğunu anlasın. Onların yine sana dönmelerini sağla.››
38 O anda gökten RABbin ateşi düştü. Düşen ateş yakmalık sunuyu, odunları, taşları ve toprağı yakıp hendekteki suyu kuruttu.
39 Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrıdır, RAB Tanrıdır!›› dediler.
40 İlyas, ‹‹Baalın peygamberlerini yakalayın, hiçbirini kaçırmayın›› diye onlara buyruk verdi. Peygamberler yakalandı, İlyas onları Kişon Vadisine götürüp orada öldürdü.
41 Sonra İlyas, Ahava, ‹‹Git, yemene içmene bak; çünkü güçlü bir yağmur sesi var›› dedi.
42 Ahav yiyip içmek üzere oradan ayrılınca, İlyas Karmel Dağının tepesine çıktı. Yere kapanarak başını dizlerinin arasına koydu.
43 Sonra uşağına, ‹‹Haydi git, denize doğru bak!›› dedi. Uşağı gidip denize baktı ve, ‹‹Hiçbir şey görmedim›› diye karşılık verdi. İlyas, uşağına yedi kez, ‹‹Git, bak›› dedi.
44 Yedinci kez gidip bakan uşak, ‹‹Denizden avuç kadar küçük bir bulut çıkıyor›› dedi. İlyas şöyle dedi: ‹‹Git, Ahava, ‹Yağmura yakalanmadan arabanı al ve geri dön› de.››
45 Tam o sırada gökyüzü bulutlarla karardı, rüzgar çıktı, şiddetli bir yağmur başladı. Ahav hemen arabasına binip Yizreele gitti.
46 Üzerine RAB’bin gücü inen İlyas kemerini kuşanıp Yizreel’e kadar Ahav’ın önünde koştu.

1. George Williams, The Student’s Commentary on the Holy Scriptures, s.195.