1 Petrus Giriş


PETRUS’UN

BİRİNCİ MEKTUBU

Yazar

William MacDonald


Bu kitap, Tanrı Sözü’nün zenginliğini açık ve kolay anlaşılır hale getirmek için hazırlanan bir Kutsal Kitap yorumudur. Samimi, saygılı, adanmış ve ilmi bir şekilde yazılmıştır. Kişisel tapınma zamanlarınızda ve grupça yapılan Kutsal Kitap çalışmalarınızda kullanmak için uygun bir seçenektir.


This is a Bible commentary that makes the riches of God’s Word clear and easy for you to understand. It is written in a warm, reverent, and devout and scholarly style. It is a good choice for your personal devotions and group Bible study.

© 1995 by William MacDonald, Believer’s Bible Commentary
Christian Missions in Many Lands, Inc.
PO Box 13, Spring Lake, NJ 07762
USA
— All Rights Reserved —


Giriş

“Bu mektubu kimin yazdığını bilmeseydik, o zaman kendimizi şunu söylemeye zorunlu hissedecektik: ‘Böylesine etkili yazabilen biri, etkili tanıklığıyla diğer inanlıların canlarını çeşitli zulüm ve sıkıntılara karşı güçlendirme işini üstlenen ve onları Gerçek Kaya’daki temel üzerine oturtabilen kaya gibi sağlam bir adam olsa gerek.’” — Wiesinger

I. KUTSAL YAZILAR’DAKİ YERİ

Bazı ülkelerdeki Mesih inanlıları sıkıntı, düşmanlık, baskı ve işkencelere öylesine alışmışlardır ki, bunları artık hemen hemen her gün bekler hale gelmişlerdir. Bu açıdan 1.Petrus Mektubu, imanları uğrunda sıkıntı çekenlere oldukça yardımcı olacaktır. Böylece inanlılar, sonuçta dayanma gücü gibi özlenen belirli niteliklerin ortaya çıkmasına neden olan çeşitli sıkıntıları sevinçle kabul edebileceklerdir.

Öte yandan büyük Hıristiyan mirasına sahip olan Batılı Mesih inanlıları, Batı toplumunun Hıristiyanlığa karşı takınmış olduğu karşıt tutuma bugün bile hâlâ alışabilmiş değillerdir. Devlet son yıllara kadar aile kurumuna toplumun temel bir birimi olarak hoşgörüyle bakıyor ve insanların “kendi seçecekleri kiliselere” katılmalarını teşvik bile ediyordu. Oysa bugün durum değişti. Artık inanlılara hoşgörüyle bakmıyorlar. Öyle görünüyor ki hükümet –özellikle yerel hükümet– hakimlerini, eğitim kurumlarını, özellikle de radyo ve televizyon gibi etkili iletişim araçlarını Kutsal Kitap’ın öğretilerine göre yaşayan Mesih inanlılarıyla alay etmek, onları kınamak ya da yanlış tanıtmak amacıyla kullanmaktadır. Radyo, televizyon, sinema, gazeteler, dergiler ve resmî duyurular ahlâksızlığın, içkinin, sahtekârlığın ve hatta küfrün bile her gün reklamını yapmaktadır. Bugün Hıristiyanlık birçok toplumda “karşıt bir kültür” durumundadır. İmanlılar Elçi Petrus’un Birinci Mektubu’nda öğrettiklerini ne kadar çabuk öğrenirlerse, yirminci yüzyıla ve eğer Rabbimiz daha geç gelecek olursa, yirmi birinci yüzyılın ilk yıllarına daha iyi hazırlanmış olacaklardır.

II. KİTABIN YAZARI

Dışsal Kanıt

Bu mektubun Elçi Petrus tarafından yazıldığını gösteren dışsal kanıtlar çok erken dönemlerden kalmadır ve hemen hemen evrenseldir. İlk kilise önderlerinden Eusebius, 2.Petrus Mektubu’nu bütün inanlılar tarafından kabul edilen kitaplar (homologoumena) arasında kabul eder. Yuhanna’nın öğrencilerinden ve İzmir’deki inanlılar topluluğunun ruhsal önderi olan Polycarp ile yine ilk inanlı topluluklarının tanınmış önderlerinden biri olan İskenderiyeli Clement bu mektubun geçerliliğini kabul ederler. Bunun, Marcion “kanonunda” (Tanrısal vahiy sayılan yazılar listesinde) bulunmaması bizi şaşırtmamalıdır; çünkü Marcion, derlemelerine sadece Pavlus’un mektuplarını almıştır. Muratoryan Kanonu da 1.Petrus’u kitaplar listesinde sıralamamıştır. Bunun nedeni de bu kanonun eksik oluşuna dayanıyor olabilir.

2.Petrus Mektubu’nun 3’üncü bölümünün 1’inci ayeti, tabii ki Birinci Petrus Mektubu’nun varlığıyla ilgili en eski referanslardan birisi olabilir. 2.Petrus’un Elçi Petrus tarafından yazıldığına inanmayanlar bile (2.Petrus’un önsözüne bkz.), eğer 2.Petrus 3:1 gerçekten de kendisinden önceki birinci mektuptan söz etmekteyse, o zaman bu mektubun 1.Petrus Mektubu’na geçerli bir tanık olabilecek kadar eski bir belge olduğunu kabul ederler.

İçsel Kanıt

Bazılarının, mektubun Petrus tarafından yazıldığından şüphe duymalarına yol açan içsel kanıt, mektupta kullanılan Grekçe’dir. Filistin’in Celile bölgesinden gelen Yahudi bir balıkçı bu kadar güzel bir Grekçe’ye sahip olabilir miydi? Birçokları bu soruya, “Hayır, yazamazdı” diye cevap veriyor. Ama böyle de olsa, kendi kültürümüzden de kolayca görebileceğimiz gibi, doğuştan konuşma yeteneğiyle doğan bir kimse, lise ya da üniversite eğitimi görmemiş olsa bile, dili birçoklarından daha güzel bir şekilde kullanabilmektedir. Elçi Petrus otuz yılı aşkın bir süre vaaz etmiş biriydi. Üstelik, Tanrı’nın Kutsal Ruh’u onu esinlendiriyor ve muhtemelen Silvanus da ona mektubun düzenlenmesinde yardımcı oluyordu. Elçilerin İşleri 4:13’te Petrus ile Yuhanna’nın okumamış kimseler oldukları yazılı ise de, bu basitçe onların resmî tanrıbilim eğitimi almamış oldukları anlamına gelmektedir.

Birinci Petrus Mektubu’ndaki Elçi Petrus’un yaşamı ve hizmetleriyle ilgili referanslar, aşağıdaki ayrıntılı alıntılardan da görüleceği gibi oldukça çoktur:

Yazar, 1:8’de İsa’yı okuyucularının görmediği bir şekilde gördüğünü ifade ederek şöyle diyor: “Mesih’i görmemiş olsanız da, O’nu seviyorsunuz.” Yazar burada “Mesih’i görmemiş olsak da…” demiyor. Bu doğrultuda birkaç ayete daha bakacak olursak, yazarın Rab İsa ile birlikte bulunmuş biri olduğunu görebiliriz.

İkinci bölümün ilk on ayeti Mesih’i köşe taşı olarak tanıtıyor ve bu da bizi Filipus Sezariyesi’ndeki olaya geri götürüyor (Mat.16:13-20). Petrus, İsa’yı diri Tanrı’nın Oğlu ve Mesih olarak açıkladığı zaman, Rab İsa, inanlılar topluluğunu (kilisesini) bunun üzerine, yani İsa’nın diri Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğu gerçeği üzerine kuracağını söylemişti. İsa, inanlılar topluluğunun köşe taşı ve temelidir!

2:5’te sözü edilen diri taşlar, Yuhanna 1:42’de geçen olayı anımsatıyor. O olayda Simun’un adı Kefas’a (Aramice) ya da Petrus’a (Grekçe) değiştiriliyordu. Her iki ad da ‘Taş’ veya ‘Kaya’ anlamına geliyor. Petrus, Mesih’e olan imanı aracılığıyla diri bir taş olmuştu. Bu nedenle 2’nci bölümde taşlardan bu kadar çok söz etmesi bizi şaşırtmıyor. Yazar, 2:7’de Mezmur 118:22’den alıntı yaparak şöyle diyor: “Yapıcıların reddettiği taş, işte köşenin baş taşı oldu.” Petrus Yeruşalim’deki yazıcılar, yöneticiler ve ihtiyarlar önünde suçlandığı zaman da yine Mezmurlar’daki bu ayeti tekrarlamıştı (Elç.4:11).

Elçi’nin okuyuculara, yöneticilerine boyun eğmeleri yönünde vermiş olduğu öğüdü görünce (2:13-17), Petrus’un boyun eğmeyip başkâhinin kölelerinden birinin kulağını kestiği aklımıza geliyor (Yu.18:10). Şu halde onun öğüdü, Kutsal Ruh’tan esinlenişinin yanı sıra, bu yönde kendisinin pratik bir tecrübesi olduğu izlenimini de vermektedir.

2:21-24’teki sözlerden, yazarın Rab İsa’nın yargılanması ve ölümüne bir şekilde tanık olduğu anlaşılıyor. Petrus, Kurtarıcı’nın sessizce çektiği acıyı ve alçakgönüllülükle gösterdiği dayanmayı asla unutmuş olamazdı. 2:24’te Kurtarıcı’nın nasıl öldüğünü görüyoruz – çarmıha gerilerek. Bu tanımlama, Petrus’un Elçilerin İşleri 5:30 ve 10:39’daki sözlerinin sanki yeni bir yankısıdır.

Petrus okuyucularına, “Canlarınızın Çobanı’na ve Gözetmeni’ne döndünüz” derken (2:25), herhalde kendisinin Rab’bi inkâr edişinden (Yu.21:15-19) sonra tekrar nasıl ayağa kaldırıldığını düşünmüş olmalı.

“Sevgi birçok günahı örter” şeklindeki hatırlatıcı söz (4:8), Petrus’un İsa’ya sorduğu şu soruya kadar gidebilir: “‘Ya Rab, kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?’ İsa, ‘Yedi kez değil’ dedi. ‘Yetmiş kere yedi kez derim sana’” (Mat.18:21-22). Yani kişi karşısındaki insanı her zaman sınırsız olarak bağışlamalıdır.

4:16’da bir kimsenin Mesih inanlısı olarak elem çektiği zaman bundan utanmaması ve Tanrı’yı taşıdığı bu adla yüceltmesi gerektiğini görüyoruz. Bu sözleri Elçilerin İşleri 5:40-42’deki sözlerle karşılaştırınız. Bu ayetlere göre, Petrus ile diğer elçiler dayak yedikten sonra, “İsa’nın adı uğrunda hakarete layık görüldükleri için, Yüksek Kurul’un huzurundan sevinç içinde ayrıldılar.”

Mektubun yazarı kendisini Mesih’in elemlerine tanık olan birisi olarak tanıtıyor (5:1). “Açığa çıkacak olan yüceliğin paydaşı” ifadesi, Mesih’in dağdaki görünümünün değişmesinden söz ediyor olabilir. Tabii, Petrus her iki olayda da İsa’nın yanında bulunmuştu.

“Tanrı’nın size verdiği sürüyü güdün” (5:2) şeklindeki yumuşak öğüt, bize Kurtarıcımız’ın Petrus’a söylediği şu sözleri hatırlatıyor: “Kuzularımı otlat… Koyunlarımı güt… Koyunlarımı otlat…” (Yu.21:15-17).

5:5’teki “Alçakgönüllülüğü kuşanın” cümlesinde kullanılan dil, Yuhanna 13’te, İsa’nın bir hizmetkâr gibi beline havluyu dolayıp öğrencilerinin ayaklarını yıkadığı olayı akla getirmektedir. Gerçekten de gurur ve alçakgönüllülük üzerine verilen bütün bu öğretişler (5:5-6), Petrus’un gururlanarak Rabbim seni asla inkâr etmeyeceğim (Mar.14:29-31) şeklinde söylemiş olduğu sözlerden sonra, Rab’bi tanıdığını üç defa inkâr edişini (Mar.14:67-72) hatırladığımızda çok daha büyük bir anlam kazanmaktadır.

Petrus’un tecrübeleriyle uyuşan son bir referans da 5:8’de bulunmaktadır. “Düşmanınız İblis kükreyen aslan gibi yutacak birini arayarak dolaşıyor.” Petrus bu sözleri yazarken acaba İsa’nın kendisine söylediği şu sözleri düşünüyor muydu: “Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır…” (Luk.22:31).

III. TARİH

Birçokları, Petrus’un hükümetlerin iyilik edenlere yardımcı olduğu yolunda vermiş olduğu öğretişe bakarak (1Pe.2:13-17), bu mektubun, Roma İmparatoru Neron’un Hıristiyanlar üzerindeki kanlı baskılarına başlamadan (İ.S. 64) önce yazılmış olması gerektiğini düşünmektedirler. Her ne olursa olsun, mektup bu dönemden daha sonra yazılmış olamaz. Bu nedenle, Mektup İ.S. 64 ya da 65 yıllarında yazılmış olmalıdır.

IV. ÖN OLAYLAR VE KONULAR

Petrus, özellikle inanlının yaşamındaki sıkıntılardan söz etmektedir. Mektuptan anladığımız kadarıyla Petrus’un okuyucuları, yani bu mektubu alan inanlılar, Mesih’e iman ettikleri için bir dizi iftiraya ve alaya uğruyorlardı (4:14, 15). Zindana atılma, mallarına el konma ve acımasızca öldürülme gibi olaylar birçoklarının geleceğinde yatıyordu. Bununla birlikte mektubun tek konusu elem çekme değildir. İncil’i kabul etmekle ortak olduğumuz bereketler, inanlıların dünya ile uygun ve ölçülü ilişkileri, devlet, aile, inanlılar topluluğu, ihtiyarlar ve disiplin konuları üzerine söylenen bir dizi öğretiş daha bu mektupta yer almaktadır.

Elçi, mektubunu – ya bir Yahudi toplumunun bulunduğu Fırat üzerindeki tarihî Babil kentinden, ya da Tiber (Roma) üzerindeki ruhsal Babil kentinden– bugünkü Türkiye’nin orta ve batı yörelerindeki inanlı topluluklara yollamaktadır.

 

ANA HATLAR
      Bölüm
I. İNANLININ AYRICALIKLARI VE ÖDEVLERİ 1:1 – 2:10
  A. Selamlama 1:1-2
  B. İnanlı Olarak Konumu 1:3-12
  C. İnanlının Konumu Işığındaki Davranışları 1:13 – 2:3
  Ç. İnanlının Yeni Evi ve Kâhinliğindeki Ayrıcalıkları 2:4-10
II. İNANLININ İLİŞKİLERİ 2:11 – 4:6
  A. Bir Yabancı Olarak Dünyayla İlişkisi 2:11-12
  B. Bir Vatandaş Olarak Devletle İlişkisi 2:13-17
  C. Bir Hizmetkâr Olarak Efendisiyle İlişkisi 2:18-25
  Ç. Bir Kadın Olarak Kocasıyla İlişkisi 3:1-6
  D. Bir Koca Olarak Karısıyla İlişkisi 3:7
  E. Bir Kardeş Olarak Toplulukla İlişkisi 3:8
  F. Elem Gören Biri Olarak Zalimlerle İlişkisi 3:9 – 4:6
III. İNANLININ HİZMETİ VE ÇEKTİĞİ ACI 4:7 – 5:14
  A. Son Günler İçin Yapılması Gereken Acil Şeyler 4:7-11
  B. Acılarla İlgili Teşvikler ve Açıklamalar 4:12-19
  C. Teşvikler ve Selamlar 5:1-14