1 Selanikliler 1

YORUM

I. SELAMLAMA (1:1)

Mektup dünyayı alt üst etmekle suçlanan üç kişinin adıyla başlar. İftira atılmaya çalışılırken ortaya övgü çıkmıştır.

Mektubu yazan Pavlus’tu. Silvanus ve Timoteos o sırada onunla birlikte seyahat etmekte olduklarından Pavlus, onların da adlarını eklemiştir. Silvanus büyük olasılıkla, Filipe’deki hapishanede Pavlus ile birlikte ilahi söylemiş olan Silas ile aynı kişiydi (Elç.16:25). Timoteos ise Pavlus’un Selanik’e gelmek üzere yola çıkacağı sırada kendisine Listra’dan katılan bir gençti (Elç.16:1).

Mektup, Baba Tanrı’ya ve Rab İsa Mesih’e ait olan Selanik kilisesine (topluluk) yazılmıştı. Türkçe’deki çevirilerden birinde topluluk olarak çevrilen sözcük, o zamanlar herhangi bir grup için kullanılırdı. Bu nedenle Pavlus, bu topluluğun diğer tanrıtanımaz topluluklardan farklı olduğunu belirtmek için, Baba olarak Tanrı’yı ve Rab olarak İsa Mesih’i tanıdıklarını söylüyor.

Lütuf ve esenlik, bu dünyada olan herkesin hoşuna gidecek en güzel bereketleri kapsamaktadır. Lütuf, Tanrı’nın yaşamlarımızın her anında bize sunduğu ve hak etmediğimiz iyilik; esenlik de yaşamın üzücü ve zulmedici yönlerine karşı çıkan dinginliktir. Lütuf neden, esenlik sonuçtur.

II. PAVLUS’UN SELANİKLİLER’LE KİŞİSEL İLİŞKİLERİ (1:2 – 3:13)

A. Pavlus’un Selanikliler’i Övmesi (1:2-10)

1:2-3   Pavlus her dua edişinde Selanikliler’den de söz etmektedir. (Biz de diğer imanlı kardeşlerimizi böyle sadık bir şekilde hatırlıyor muyuz?) Onlar için dua ederken şükrediyor ve onları imanlarının ürünü olan etkinlikleri, sevgiye dayanan emekleri ve umuttan kaynaklanan dayanıklılıklarıyla anıyordu.

İmanlarının ürünü ile büyük olasılıkla Tanrı’ya iman edişlerini kastediyordu. İmanın ürün ile birlikte geçmesi bize, bazılarının İsa’ya sorduğu şu soruyu hatırlatır: “Tanrı’nın istediği işleri yapmak için ne yapmalıyız?” İsa da bunu şöyle yanıtlamıştı: “Tanrı’nın işi O’nun gönderdiği kişiye iman etmenizdir” (Yu.6:28-29). Bu anlamda iman bir eylem ya da iştir. Ancak bu, kişinin sonunda bir şey kazanabileceği ve övüneceği bir uğraş değildir. Aslında iman, yaratığın Yaratıcısını, günahkârın Kurtarıcısını kabul etmesini sağlayan bir temeldir; herhangi bir erdem ya da eylem olarak görülmemelidir. İmanın ürünü deyişi, iman ettikten sonraki yaşamı da içerir.

İmanlarının ürününe ek olarak Pavlus, sevgiye dayanan emeklerini de hatırladı. Bu, Rab İsa’ya olan sevgileriyle harekete geçen Tanrı’ya hizmet etme isteğini anlatır. Hıristiyanlık görev duygusuyla sürdürülecek bir yaşam değil, Mesih’e sevgiyle hizmet edilecek bir yaşamdır. O’nun kölesi olmak asıl özgürlüğü yakalamaktır ve “O’na olan sevgimiz ağır ve sıkıcı işleri zevkli hale getirir.” Çıkar arama dürtüsü, sevgiyle karşılaştırıldığında, ucuz ve değersiz bir itici güçtür. Mesih’e olan sevgi, paranın asla yaptıramayacağı bir hizmeti ortaya çıkartır. Selanikliler, bu geçeğin yaşayan tanıklarıydı.

Son olarak Pavlus, onların umuttan kaynaklanan dayanıklılıklarından ötürü şükretmekteydi. Bu, onların İsa’yı sürekli, bıkmadan beklediklerini gösterir. Cesur bir şekilde Mesih’i savunduklarından dolayı zulüm görüyorlardı. Ancak Phillips’in de dediği gibi, “tam bir kararlılıkla dayanmaları” konusunda hiçbir ödün vermemişlerdi.

Hatırlama şekli, Babamız Tanrı’nın önünde ifadesiyle belirtilir. Pavlus dua ile Tanrı’nın huzuruna çıktığında, kutsalların ruhsal doğuşlarını ve olgunlaşmalarını düşünüyor, onların iman, umut ve sevgisi için şükranlarını belirtiyordu.

1:4   Elçi, bu imanlıların dünyanın kuruluşundan önce Tanrı tarafından seçilmiş olduklarını bilir. Acaba bunu nereden biliyordu? Doğaüstü bir gücü mü vardı? Hayır! Ancak, onların Müjde’yi kabul ediş biçimlerinden seçilmiş olduklarını anlamıştı.

Seçilmiş olma 1 öğretisi, Tanrı’nın dünyanın kuruluşundan önce bazı kişileri Mesih’te seçmiş olduğunu öğretir (Ef.1:4). Ancak bu, bazı kişilerin de O’nun tarafından mahvedilmek üzere seçildikleri anlamına gelmez. Eğer insanlar sonuçta kurtuluşa kavuşamazlarsa, bu onların kendi günahları ve inançsızlıkları yüzündendir.

Seçilmiş olmayı öğreten aynı Kutsal Kitap, insanın sorumluluğundan ve özgürce karar verebilmesinden de söz etmektedir. Tanrı tüm insanlara samimi bir şekilde kurtuluşu sunmaktadır. Mesih’e gelen herkes sıcak bir şekilde karşılanır.

Bu seçilmiş olma ve özgürce seçebilme öğretileri gerçekten insanın aklını karıştırır. Ancak Kutsal Kitap ikisini de öğrettiğine göre, pek uyumlu gibi gelmese de ikisini de kabul etmeliyiz.

Seçilmiş olanların kim olduklarını bilmediğimizden Müjde’yi tüm dünyaya iletmeliyiz. Günahlılar, seçilmiş olma öğretisini inanmamak için bir bahane olarak kullanmamalıdırlar. Rab İsa’ya inanıp tövbe ederlerse, Tanrı onları da kurtaracaktır.

1:5   Pavlus, yaydığımız Müjde derken diğer elçilerinkinden farklı bir şeyi kastetmiyor. Duyuranlar farklı, ama içerik aynıydı. Selanikliler Müjde’yi bir din dersiymiş gibi görmediler. Müjde’yi söz olarak almalarına karşın o, yalnız söz değildi.

Bu onlara kudretle, Kutsal Ruh’la ve büyük güvenle ulaşmıştı.

  1. Kudretle. Müjde onların yaşamlarında doğaüstü bir şekilde çalışarak onları günahlı olduklarına inandırmış, tövbe etmeye sevk etmiş ve iman etmelerine yol açmıştı.
  2. Kutsal Ruh’la. Bu gücü üreten Kutsal Ruh’tu.
  3. Büyük güvenle. Pavlus Müjde’yi tam bir güvenle duyuruyordu. Selanikliler onu, Tanrı’nın sözü olarak, tam bir güvenle kabul ettiler. Bunun yaşamlarındaki sonucu da imanlarındaki tam güvendi.

Pavlus onlara, aralarındayken nasıl yaşamış olduğunu hatırlatıyor. Müjde’yi duyurmakla kalmamış, ona uygun bir yaşam da sürmüştü. En iyi vaaz kutsal bir yaşamdır.

1:6   Dolayısıyla Pavlus şunu söyleyebilirdi: “Bizi ve Rab’bi örnek aldınız.” Bazısı onun, ilk önce Rab’bi sonra da bizi demesini beklemiş olabilir. Ancak buradaki sıra onların deneyimleriyle ilişkilidir. Rab İsa ile ilk karşılaşmaları elçinin hayatı aracılığıyla olmuştu.

İnsanların bizde Mesih’i görmek durumunda olduklarını düşünmek gerçekten ciddi bir şeydir. Pavlus’la birlikte biz de şöyle diyebilir miyiz: “Ben Mesih’i örnek aldığım gibi, siz de beni örnek alın” (1Ko.11:1).

Tanrı sözünü sevinç ve sıkıntıyla kabul etmiş olduklarına dikkat edin. Rab’bi ve elçileri bu şekilde örnek alıyorlardı. Dışarıdan gelen sıkıntılar vardı, ama yürekleri sevinçliydi. Bu seyrek görülen bir bileşimdir! Dünyadaki bir insan için sevinç ve sıkıntıyı aynı anda yaşamak mümkün değildir, çünkü onun gözünde sıkıntı sevincin karşıtıdır. Mesih inanlısı için ise Kutsal Ruh’un verdiği sevinç olaylardan bağımsızdır ve onun için sevincin karşıtı günahtır.

Buradaki sıkıntı, Rab’be geldikten sonra yaşadıkları zulümdü.

1:7   Selanikliler, imanda örnek duruma gelmişlerdi. Sıkıntı ve zulmün ortasında bile sevinçli olabilmeleri, Makedonya ve Ahaya’daki, yani bölgedeki tüm Mesih inanlılarına örnek teşkil ediyordu.

1:8   Onların tanıklıkları sadece bulundukları bölgede kalmadı, bu haber yayılmaya devam etti. Havuzdaki suyun yüzeyinde oluşan daireler gibi, Rab’bin sözü genişleyen halkalar şeklinde, ilk önce Makendonya ve Ahaya’ya, sonra da her yere yayılıyordu. Kısa sürede Tanrı’ya olan imanlarının haberi o kadar yayılmıştı ki, artık Pavlus’un bir şey söylemesine gerek kalmamıştı.

Bizler, bize verilen bereketlerin varış yeri değil, başkalarına akacağı kanallar olmalıyız. Tanrı yüreklerimizi, o ışık başkalarına da yansısın diye aydınlatıyor (2Ko.4:6). Eğer kurtuluş suyunu gerçekten içtiysek, içimizden çevremizdekilere yayılacak olan diri su ırmakları akacaktır (Yu.7:37-38).

1:9   Elçi ve arkadaşlarının Selanik’e gittiklerinde iyi bir şekilde karşılanmaları, aralarında konuştukları bir konuydu. Ayrıca onların yaşamalarında ortaya çıkan şaşırtıcı değişikliği de çok kişi öğrenmişti. Putlardan Tanrı’ya dönmüşlerdi ve Tanrı’ya kulluk etmekteydiler. Putlardan bıkıp Tanrı’ya bir şans tanımaya karar vermiş değillerdi. Tanrı’ya döndüler ve O’nu öylesine doyurucu buldular ki, putlarını bırakıverdiler.

Petrus’u eriten o görünüş,
İstefan’ın gördüğü o yüz,
Meryem’le birlikte ağlayan o yürektir ki,
uzaklaştırabilir insanı putlardan.
Ora Rowan

Bu öyküde aktarılan huşu ve heyecanı asla yitirmeyelim. İki insan Rab’bin sözü ile tanrıtanımaz bir şehre gider. Ruh’un gücüyle Müjde’yi duyururlar. Mucizevi dönüşüm gerçekleşir; insanlar Kurtarıcı ile karşılaşıp putlarını terk ederler. Sonuçta da ortaya Tanrı’yı yücelten, kutsal yaşam süren, zulme cesurca karşı koyan ve diğerlerini de Mesih’e çeken bir imanlılar topluluğu çıkar. Gerçekten de Rab’be hizmet, hizmetlerin en büyüğüdür!

1:10   Selanikliler yalnızca diri ve gerçek Tanrı’ya hizmet etmiyor, (sahte ve cansız putların tersine) ayrıca Rab İsa’yı da bekliyorlardı. Onların beklentilerinin ayrıntılarına bir bakalım:

  1. Kişi – O’nun oğlu
  2. Yer – göklerden
  3. Güvence – O’nun ölümden dirilttiği
  4. Değerli ad – İsa
  5. Beklenen – bizleri gelecek gazaptan kurtaran

Dolayısıyla 9 ve 10’uncu ayetlerde Selanikliler’in deneyimlerinin üç yönünü görüyoruz:

 

Tanrı’ya dönüş imanın işi ile karşılaştırın 3.ayet
Hizmet etme sevginin işi ile karşılaştırın 3.ayet
Bekleme umudun sabrı ile karşılaştırın 3.ayet

G.R. Wood2 bunu şu şekilde analiz eder:

 

İzleme Tanrı’ya bakma
Hizmet etme Çalışma alanına bakma
Bekleme İsa’yı bekleme

Selanikliler göklerden Tanrı’nın Oğlu’nu bekliyorlardı. Bu da İsa’nın, onlar hayattayken herhangi bir anda gelebileceğini çağrıştırır. Rab İsa’nın yaklaşan dönüşü Mesih inanlısının umududur. Bu, Yeni Antlaşma’nın birçok yerinde geçer. Bazıları şunlardır:

  • Luk.12:36- “Efendilerini… hazır bekleyen köleler gibi olun.”
  • Rom.8:23- “…evlatlığa alınmayı, yani bedenlerimizin kurtulmasını özlemle bekleyerek…”
  • 1Ko.11:26- “Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kaseden her içtiğinizde, Rab’bin gelişine dek Rab’bin ölümünü ilan etmiş olursunuz.”
  • 2Ko.5:2- “Şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz.”
  • Gal.5:5- “Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruh’a daya-narak, imanla bekliyoruz.”
  • Flp.3:20- “…Oradan, Kurtarıcı’yı Rab İsa Mesih’i bekliyoruz.”
  • Flp.4:5- “Rab’bin gelişi yakındır.”
  • Tit.2:13- “Bu arada, mübarek ümidimizin gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kur-tarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz.”
  • İbr.9:28- “İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için ken-disini bekleyenlere görünecektir.”
  • Yak.5:7-9- “Öyleyse kardeşler, Rab’bin gelişine dek sabredin… Rab’bin gelişi yakındır… Yargıç kapının önünde duruyor.”
  • 1Pe.4:7- “Her şeyin sonu yakındır.”
  • 1Yu.3:3- “Mesih’te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar.”
  • Yah.21- “Rabbimiz İsa Mesih’in sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan mer-hametini beklerken…”
  • Va.3:11- “Tez geliyorum!”; “İşte, tez geliyorum!” (22:7); “İşte, tez geliyorum!” (22:12); “‘Evet, tez geliyorum!’ diyor. Amin! Gel, ya Rab İsa!” (22:20).

Mesih inanlısı, ölmesi gerektiğinin farkında olsa da Rab’bin herhangi bir anda gelebileceğini de bilir. Eğer kendisi hayattayken Rab gelirse, ölümü tatmadan cennete girecektir.

Mesih’in kendi halkını yanına almaya gelmesi Tanrı’nın programında gerçekleşecek ilk olaydır. Bundan önce yerine gelecek olan herhangi bir peygamberlik sözü yoktur.

Araya girmesi gereken bir olay ya da zaman dilimi varsa, Rab’bin ani dönüşünü bekleyemeyiz. Bugün imanlının, Mesih’in gelişini beklemesine yol açan tek durum Mesih’in ikinci gelişi öncesi sıkıntı dönemidir. Diğer görüşler, O’nun dönüşünün yaklaştığı düşüncesinden uzaklaştırıcı niteliktedir.

Beklediğimiz, bizi gelecek gazaptan kurtaran İsa’dır. Kurtarıcı’nın gelişine ilişkin bu ifade iki şekilde anlaşılabilir:

  1. O bizi sonsuza dek günahlarımızın cezasına uğramaktan kurtarır. İsa Mesih çarmıhta, Tanrı’nın günahlarımıza yönelik gazabına katlandı. O’na iman ederek O’nun işinin bizim için de geçerli hale gelmesine yol açarız. Dolayısıyla Mesih İsa’ya ait olduğumuzda, bizim için bir mahkûmiyet yoktur (Rom.8:1).
  2. Ayrıca İsa Mesih bizi, gelecekte Tanrı’nın gazabının O’nun Oğlu’nu reddedenlerin üzerine döküldüğünde ortaya çıkacak olan yargılamadan da kurtarır. Bu dönem, büyük sıkıntı dönemi ya da Yakup’un sıkıntısı diye bilinir (Dan.9:27; Mat.24:4-28; 1Se.5:1-11; 2Se.2:1-12; Va.6:1 – 19:10).
 

Kutsal Kitap

1 Pavlus, Silvanus ve Timoteos’tan Baba Tanrı’ya ve Rab İsa Mesih’e ait olan Selanik kilisesine* selam! Sizlere lütuf ve esenlik olsun.
2 Dualarımızda sizleri anıyor, her zaman hepiniz için Tanrı’ya şükrediyoruz. İmanın ürünü olan etkinliğinizi, sevgiye dayanan emeğinizi ve Rabbimiz İsa Mesih’e bağladığınız umuttan kaynaklanan dayanıklılığınızı Babamız Tanrı’nın önünde durmadan anıyoruz.
3 (SEE 1:2)
4 Tanrı’nın sevdiği kardeşlerim, sizleri O’nun seçtiğini biliyoruz.
5 Çünkü yaydığımız Müjde size yalnız sözle değil, kudretle, Kutsal Ruh’la ve büyük güvenle ulaştı. Nitekim aranızdayken sizin yararınıza nasıl yaşadığımızı bilirsiniz.
6 Siz de büyük sıkıntılara karşın, Kutsal Ruh’un verdiği sevinçle Tanrı sözünü kabul ederek bizi ve Rab’bi örnek aldınız.
7 Böylece Makedonya ve Ahaya’daki bütün imanlılara örnek oldunuz.
8 Rab’bin sözü sizden yayıldı. Tanrı’ya imanınızın haberi yalnız Makedonya ve Ahaya’ya değil, her yere ulaştı. Artık bizim bir şey söylememize gerek kalmadı.
9 Çünkü herkes bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan gerçek Tanrı’ya kulluk etmek, O’nun ölümden dirilttiği ve bizleri gelecek gazaptan kurtaran Oğlu İsa’nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Tanrı’ya nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar.
10 (SEE 1:9)

1. Efesliler 1.bölümdeki “Tanrı’nın seçimi üzerine arasöz”e bakınız.

2. Wood, First Letter, sf.17.