1 Selanikliler 3

D. Timoteos’un Selanik’teki Çalışmaları (3:1-10)

İman, imanınız sözcükleri 3’üncü bölümde beş kez (2,5,6,7,10’uncu ayetler) geçer ve bu bölümü anlamamızda önemli bir rol oynar. Selanikliler ağır zulümlerle karşılaşıyorlardı ve Pavlus onların imanlarıyla bu denemeye nasıl dayandıklarını merak ediyordu. Dolayısıyla bu bölüm, yapılan bir işin takip edilmesinin önemine değinmektedir. Günahlıları Kurtarıcı’ya yöneltmek yeterli değildir. Onlara, Rab’bin lütfunda ve bilgisinde büyümeleri için yardım da edilmelidir.

3:1   3’üncü bölümde de Pavlus’un, Selanik’teki imanlılara yönelik bitmek tükenmek bilmeyen ilgisini açıkladığını görüyoruz. Atina’dayken yeni iman edenlerin durumunu çok merak etmeye başladı. Şeytan onun geri dönmesine engel olmuştu. Sonuçta daha fazla dayanamayarak Timoteos’u Selanikliler’e gönderip kendisi Atina’da yalnız kaldı. Onun orada yalnız olduğunu düşünmek biraz üzücüdür. Büyük bir şehirde olmanın onun için bir çekiciliği yoktu, Pavlus imanlı topluluklarının durumunu düşünüyordu.

3:2   Timoteos’la ilgili olarak kullanılan sözcüklere dikkat edin: Mesih’in Müjdesi’ni yayan, Tanrı emektaşı kardeşimiz. Emektaş sözcüğü burada ve Yeni Antlaşma’nın tümünde hizmetkâr1 anlamına gelir. Ayrı bir “din adamları sınıfı” fikri sonraki yıllarda ortaya çıkmıştır.

Timoteos’un sevgili Pavlus’un yanında çırak olarak hizmet etmesi onun için ne büyük bir ayrıcalık! Şimdi kendini kanıtlamış durumda olduğundan Selanik’teki bir göreve tek başına yollanmıştır.

Bu gezinin amacı, Timoteos’un onları imanda güçlendirip yüreklendirmesiydi. Mesih’e iman ettikleri için sıkıntı çekiyorlardı. Genç ve yeni imanlılar için bu çok kritik bir zamandı. Büyük olasılıkla da Şeytan, akıllarını karıştırıp onları Mesih inancının yanlış olduğuna ikna etmeye çalışıyordu!

Timoteos’un onlara, sıkıntı çekeceklerini, buna cesurca dayanmaları gerektiğini ve sevinmelerini öğrettiğini duymak ilginç olurdu. Baskılara dayanabilmek için cesaretlendirilmeye ihtiyaç duyuyorlardı.

3:3   Sıkıntıların yoğun olduğu bir dönemde Selanikliler’in neden bu denli acı çekmeleri gerektiğini düşünmeleri çok kolay olurdu. Belki de Tanrı’nın kendilerinden hoşnut olmadığını düşüneceklerdi. Timoteos onlara böyle düşünmenin acayip olmadığını hatırlattı. Mesih inanlıları için sıkıntı çekmek normaldi, ama sarsılmamalı ve cesaretlerini yitirmemeliydiler.

3:4   Pavlus onlara, kendisi Selanik’teyken iman edenlerin sıkıntı çekeceklerini söylediğini hatırlatıyor. Tahmini, onların yaşamlarında da doğru çıkmıştı. Bu durumu ne kadar da iyi bilmişlerdi!

Sıkıntı ve denemeler yaşamlarımızda gerekli olan disiplini sağlar:

  1. İmanımızın gerçek olduğunu kanıtlar ve sahte imanlıları ayıklar (1Pe.1:7).
  2. Sıkıntıdan geçen diğer insanları teşvik edip rahatlatabilmemizi sağlar (2Ko.1:4).
  3. Karakterlerimizin (örneğin, sıkıntıya dayanma gibi) değişik yönlerini geliştirir (Rom.5:3).
  4. Müjde’yi yaymakta bizi daha ateşli hale getirir (Elç.4:29; 5:27-29; 8:3-4).
  5. Yaşamlarımızdaki gereksiz fazlalıkları temizler (Eyü.23:10).

3:5   Elçi, yeniden 1 ve 2’nci ayetleri özetliyor: Ayrılık dayanılmaz hale gelince, oradaki imanlıların sorunlarla nasıl baş ettiklerini öğrenmek için Timoteos’u oraya gönderdi. En büyük korkusu, Şeytan’ın onları aldatması ve onların da sıkıntılardan kurtulabilmek için hararetle tanıklık etmekten caymalarıydı. Kişisel rahatlığı Mesih’e bağlılığa tercih etmek, itibar kazanmak için çarmıhtan uzaklaşmak her zaman var olan ayartılardır. Hangimiz şöyle dua etmemiştir ki: “Rab, seni izlemenin gerektirdiği fedakarlık ve acılardan kaçmaya çalıştığım için beni bağışla. Neye mal olursa olsun, bugün seninle yürüyebilmem için beni güçlendir.”

Eğer Şeytan oradaki imanlıları aldatsaydı, o zaman Pavlus tüm emeğinin boşa gittiğini düşünecekti.

3:6   Timoteos Korint’e Selanikliler’den güzel haberlerle döndü. İlk olarak iman ve sevgilerinin güçlü olduğunu belirtip Pavlus’u rahatlattı. Hem Mesih imanının öğretişlerine bağlı kalmaktaydılar, hem de sevginin erdemlerini yaşamlarında göstermekteydiler. Bu, bir şeyin gerçek olup olmadığını ortaya koyan ve daima geçerli olan bir sınamadır. Söz konusu olan yalnızca Mesih inancının kabul edilmesi değil, “sevgiyle etkin olan iman”dır (Gal.5:6). Yalnızca “Rab İsa’ya olan imanınız” değil, aynı zamanda “bütün kutsallara beslediğiniz sevgi” (Ef. 1:15) de önemlidir.

Timoteos’un iman ve sevgiden söz edip umuttan söz etmemesinin özel bir anlamı olabilir mi? Şeytan, onların Mesih’in döneceğine ilişkin olan güvenlerini mi sarsmıştı? Olabilir!

William Lincoln şöyle demişti:

“Şeytan’ın bu öğretiden nefret etmesinin nedeni, onun yaşamlarımızdaki gücünü bilmesidir.”

Pavlus, umut dolu bu mektubunda, var olabilecek bir umutsuzluk durumunu da gidermeye çalışıyor.

Timoteos, Selanikliler’in elçi ve arkadaşlarıyla ilgili güzel anılarının olduğunu da belirtiyor. Onlar da Pavlus, Silas ve Timoteos kadar görüşme arzusu içindeydiler.

3:7   Bu haber, Pavlus’un susamış canı için soğuk su gibiydi (Özd.25:25). Çektikleri çile ve sıkıntı içindeyken bile sergiledikleri imandan ötürü teselli bulmuştu.

3:8   “Siz Rab’be bağlı kalırsanız, biz asıl o zaman yaşarız.” Habersiz ve bilgisiz kalmak Pavlus için yaşarken ölmek gibiydi. Onların iyi olduklarını duyunca canlanıvermişti. Bu, o büyük Tanrı adamının kendini adamışlığının ne hoş bir açıklamasıdır!

3:9   Sözcükler, Pavlus’un yüreğini dolduran Tanrı’ya şükran duygusunu açıklamakta yetersiz kalıyordu. Onları Tanrı’nın önünde her hatırlayışında yüreği sevinçle doluyordu.

3:10   Pavlus’un dua yaşamı gece ve gündüz devam eden bir alışkanlık biçimindeydi, ara sıra olan bir şey değildi. Ateşliydi; var gücümüzle dua ediyoruz. Duanın amacı açıktı: yüz yüze görüşmek. Ve fedakardı; iman konusundaki eksiklerinizi tamamlamak için.

E. Pavlus’un Özel Duası (3:11-13)

3:11   Son kısımda Pavlus, onlara tekrar dönebilmesi ve sevgilerinin artması için dua ediyor. Bu dua da, Babamız Tanrı’nın kendisi ve Rabbimiz İsa’ya yöneliktir. Çoğul özne tekil bir fiille bağlanmıştır. Bu kullanım da Mesih’in Tanrılığını ve Tanrı’daki birliği gösterir.

3:12   Selanikliler, Mesih inancındaki gerçek sevgiyi göstermede övgüye değer durumdaydılar, ancak bunu her zaman biraz daha geliştirmek mümkündür. Dolayısıyla, o da bu derinleşme için dua ediyor: Rab birbirinize ve bütün insanlara beslediğiniz sevginizi çoğaltıp artırsın. Sevgilerinin tüm insanları ve hatta düşmanlarını bile kapsaması gerekiyordu. Örnek olarak da elçilerin sevgisi veriliyor: Bizim size beslediğimiz sevgi ölçüsünde.

3:13   Bu yaşamdaki sevginin sonucu, diğer yaşamdaki kusursuzluktur. Eğer birbirimizi ve herkesi seversek, Rab İsa bütün kutsallarıyla geldiğinde, Babamız Tanrı’nın önünde kutsallıkta kusursuz olacağız, çünkü zaten sevgi Yasa’nın yerine getirilmesidir (Rom.13:8; Yak.2:8).

Birisi bu duayı şu şekilde düzenlemişti: “Rab yaşamlarınızı, başkalarının çıkarı için çalışacak şekilde değiştirmenizi sağladı. Öyle ki, O’nun sizdeki imanlı karakteri gelişsin ve size yöneltilecek her suçlamadan korunabilesiniz…”

İkinci bölümde, Mesih’in gelişinin değişik evreleri olduğunu gördük: Başlangıç, gidiş, görünüş ve doruk. 13’üncü ayet üçüncü evreye gönderme yapmaktadır. Rabbimiz İsa bütün kutsallarıyla geldiğinde. O zamana dek Mesih’in yargı kürsüsü cennette gerçekleşmiş olacaktır. Ama orada verilen ödüller, kralların Kralı ve rablerin Rab’bi olarak Kurtarıcı yeryüzüne geldiğinde herkesçe görünebilir hale gelecektir.

Kutsallar, Rab’bin geldiği sırada alınıp cennete götürülmüş olan imanlılar olabilir (1Se.4:14). Bazıları onların melekler olduğunu öne sürse de Vincent bunun, Tanrı’nın kutsal ve yüceltilmiş halkına göndermede bulunduğunu söylemektedir. Ayrıca bu mektupta, meleklerden söz edilmediğine, ancak yüceltilmiş imanlıların, Selanikliler’i sıkıntıya sokan konu ile yakından ilgili olduklarına dikkat çekiliyor. Şunu da ekliyor: “Bu durum Rab’bin gelişine eşlik edecek olan melekleri dışlamaz, ancak Pavlus burada Rab’bin güçlü meleklerinden söz etmektedir (2Se. 1:7’deki gibi).”2

 

Kutsal Kitap

1 İşte bu özleme daha fazla dayanacak halimiz kalmayınca Atina’da yalnız bırakılmaya razı olduk ve Mesih’in Müjdesi’ni yayan Tanrı emektaşı kardeşimiz Timoteos’u yanınıza gönderdik. Bu sıkıntılardan ötürü kimse sarsılmasın diye sizi imanda güçlendirip yüreklendirmesini istedik. Sıkıntılardan geçmek için belirlendiğimizi siz de biliyorsunuz.
2 (SEE 3:1)
3 (SEE 3:1)
4 Çünkü sıkıntı çekeceğimizi size önceden, daha yanınızdayken söylemiştik. Bildiğiniz gibi, öyle oldu.
5 Bu nedenle ben de daha fazla dayanamadım; acaba Ayartıcı bir yolunu bulup sizi ayarttı mı, emeğimiz boşa mı gitti diye iman durumunuzu öğrenmek için Timoteos’u gönderdim.
6 Ama yanınızdan henüz dönen Timoteos, imanınıza, sevginize ilişkin bize güzel haberler getirdi. Bizi her zaman iyi anılarla hatırladığınızı, sizi görmeyi özlediğimiz kadar sizin de bizi özlediğinizi söyledi.
7 Bu nedenle kardeşler, bütün çile ve sıkıntılarımız arasında, imanınızdan ötürü sizinle teselli bulduk.
8 Çünkü siz Rab’be bağlı kalırsanız, biz asıl o zaman yaşarız.
9 Tanrımız’ın önünde sizden ötürü büyük sevinç duymaktayız. Buna karşılık Tanrımız’a sizin için yeterince nasıl şükredebiliriz?
10 Sizinle yüz yüze görüşmek, iman konusundaki eksiklerinizi tamamlamak için gece gündüz var gücümüzle dua ediyoruz.
11 Babamız Tanrı’nın kendisi ve Rabbimiz İsa size kavuşmamız için yolumuzu açsın!
12 Rab birbirinize ve bütün insanlara beslediğiniz sevgiyi, bizim size beslediğimiz sevgi ölçüsünde çoğaltıp artırsın!
13 Öyle ki, Rabbimiz İsa bütün kutsallarıyla geldiğinde, Babamız Tanrı’nın önünde kutsallıkta kusursuz olmanız için yüreklerinizi pekiştirsin.

1. Hizmet eden anlamındadır.

2. Marvin Vincent, Word Studies in the New Testament, IV:34.