1 Timoteos 3

C. İhtiyarlar ve Gözetmenler (3:1-13)

3:1   1.Timoteos’taki diğer güvenilir söz, yerel topluluktaki önderlerin görevleriyle ilgilidir. Gözetmen, yerel topluluğun ruhsal yaşamını geliştirmekle yükümlü, anlayışlı ve tecrübeli bir Mesih inanlısıdır. Bu hizmetini Tanrı’ya ait olanları küçümseyerek yapmaz, tersine kendisi ruhsal yönden örnek olur.

Bugün “gözetmen” birçok topluluk üzerinde yetkili bir görevli konumundadır. Ancak Yeni Antlaşma’da değişmez şekilde, bir toplulukta birden çok gözetmen vardı (Elç.14:23-20:17; Flp.1:1; Yak.5:14).

Gözetmen; gözleyen, dikkat eden demektir. Bu sözcük Elçilerin İşleri 20:28’de, “göz kulak olan, gözleyen, dikkat eden” olarak geçer. İhtiyar ile gözetmen ya da göz kulak olan aynı anlamdadır. Elçilerin İşleri 20:17’de ihtiyarlar denilen kişiler Elçilerin İşleri 20:28’de göz kulak olan, gözeten şeklinde geçer (Tit.1:5 ve 1:7 ile de karşılaştırın). “İhtiyar” sözcüğünün Grekçe’si presbuteros’tur. Gözetmen, ihtiyar, gözleyen aynı kişiyi tanımlar.

Aslında “ihtiyar” bazen toplulukta önderlik görevi ile ilgisi olmayan yaşlı kişiler için de kullanılır (1Ti.5:1). Ancak çoğu zaman “ihtiyar” denince yerel toplulukta Tanrı’nın halkına bakan, göz kulak olan kişi anlaşılır.

Yeni Antlaşma her yerel toplulukta ihtiyarlardan söz eder (Flp.1:1). Ancak bir topluluğun ihtiyarlar olmaksızın var olamayacağı ileri sürülemez. Titus 1:5’ten de anlaşıldığı gibi Girit’te ihtiyarların henüz tanınmadığı genç topluluklar vardı.

Bir insanın ihtiyar olmasını ancak Tanrı’nın Kutsal Ruhu sağlayabilir. Bu Elçilerin İşleri 20:28’de de açıklanır. Kutsal Ruh belli kişilerin yüreklerine bu önemli görevi yapmaları için bir tür yük koyar ve gerekli gücü de sağlar. Bir insan atayarak ya da oylayarak ihtiyar seçmek mümkün değildir. Yerel toplulukların sorumluluğu, içlerinde bulunan ve Tanrı’nın Kutsal Ruhu tarafından ihtiyar olarak görevlendirilen kişileri tanımaktır (1Se.5:12-13). Titus bölümünde ihtiyarların atanmış olduğu doğrudur, ancak buradaki olay, ihtiyar durumundaki kişilerin Titus tarafından seçilmesidir. O zamanki Mesih inanlılarının elinde bugünkü gibi basılmış halde Yeni Antlaşma mevcut değildi. Dolayısıyla ihtiyar olmak için nelerin gerektiğini bilmiyorlardı. Bu nedenle de Pavlus Titus’u, bilgi vermek ve Tanrı’nın Ruhu tarafından ihtiyar seçilmiş kişileri ayırmak üzere onlara göndermişti.

Yerel bir toplulukta ihtiyarların belirlenmesi sade ve törensiz bir şekilde olabilir. 1.Timoteos 3.bölüm ile Titus 1.bölümde verilen özellikleri bilen Mesih inanlıları kendi içlerindeki ihtiyarların kimler olduklarını kolayca görebilirler. İhtiyar belirleme işi daha resmi bir şekilde de olabilir. Topluluk, ihtiyarları saptamak için özel olarak da toplantı yapabilir. Bu durumda Kutsal Kitap’ın ilgili bölümleri okunur, açıklanır ve topluluktaki imanlıların ihtiyarları seçmesi istenir. Belirlenen kişiler tüm topluluğa duyurulur. Kimsede ihtiyar olacak nitelikler yoksa, Rab’bin böyle birini çıkarması için dua edilir.

Kutsal Kitap bir toplulukta kaç tane ihtiyar olması gerektiğini belirtmezse de, her zaman çok sayıda ihtiyardan söz edilir. Aslında bu, kaç kişinin Kutsal Ruh’un yönlendirmesine karşılık vereceğine bağlıdır.

Eğer bir kimse gözetmen olmaya hevesliyse, iyi bir görev arzu etmiş olur. Bunun üst düzeyde, kutsal ve fazla sorumluluk içermeyen bir görev olduğu düşünülürse de, aslında Tanrı’nın halkına alçakgönüllülükle hizmeti içerir ve tam bir görevdir.

3:2   2’den 7’ye kadar olan ayetlerde gözetmene ait özellikler belirtilir. Dört temel özellik vurgulanır: Kişilik, deneyim, öğretme yeteneği ve evindekilerin tanıklığı. Bunlar yerel bir toplulukta ruhsal önderlik yapacak herhangi birisinin Tanrı tarafından belirlenmiş standartlarıdır. Günümüzde bazı kişiler bu standartlara kimsenin ulaşamayacağını öne sürerler, ama bu doğru değildir. Bu tür bir iddia Kutsal Yazılar’ın yetkisini ortadan kaldırır ve gözetmenlik görevine Kutsal Ruh tarafından uygun görülmemiş kişilerin gelmesine yol açar.

Gözetmen, ayıplanacak bir yönü olmayan birisi olmalıdır. Yani ona yönelik hiçbir ciddi iddia bulunmamalıdır. Bu onun günahsız olduğu anlamına gelmez, ancak hatası olduğunda Tanrı ve insanlardan af dileyip durumu düzeltir. Yalnızca itibarı lekelenmemiş, ayıplanacak bir yönünün olmaması yetmez, hak edilmiş iyi bir itibara sahip olması da gerekir.

İkinci olarak gözetmenin tek karılı olması gerekir. Bu gereklilik değişik şekillerde anlaşılmıştır. Kimisi bunun bir gözetmenin evli olması gerektiği anlamında olduğunu ileri sürer. Bekar birisinin aile sorunlarıyla ilgilenecek kadar geniş deneyimlerinin olmadığını düşünürler. Aynı mantıkla düşünürsek 4.ayete göre gözetmenin çocuk sahibi olması da gerekir.

Diğer bazıları tek karılı olmakla, gözetmenin ilk eşinin ölmesi durumunda tekrar evlenmemesi gerektiğinin anlatılmak istendiğini düşünür. Bu, evlilik ilişkisinin kutsallığına gölge düşürebilecek çok katı bir yorumdur. 1

Üçüncü bir yoruma göre ise gözetmenin boşanmamış olması gerektiği düşünülür. Bu tam bir açıklama gibi gözükmese de dikkate alınmaya değer bir görüştür.

Diğerleri gözetmenin evlilikte sadakatsizlik ya da karışıklık nedeniyle suçlanmamış olması gerektiğini belirtir. Bu bölüm ne şekilde yorumlanırsa yorumlansın kesin olan bir şey vardır ki, gözetmenin ahlâki yaşamı kuşkuya yer bırakmayacak kadar iyi olmalıdır.

Son bir açıklama ise, bir gözetmenin çok eşli olamayacağı yönündedir. Bu biraz garip görünse de önemli bir husustur. Bazı ülke ve kültürlerde birden fazla karısı olan kişiler Mesih inancını kabul etmektedir. İman ettiğinde dört karısı bile bulunuyor olabilir. Sonra da vaftiz olup yerel topluluğa katılmayı isteyecektir. O zaman ne olacak? Kimisi o kişinin karılarından üçünü boşaması gerektiğini düşünebilir. Ancak böyle bir eylem büyük sorunlara yol açar. İlkin hangilerini boşayacağını sorabilir. Hepsini de seviyor ve iyi bakıyor olabilir. Ayrıca boşandığı takdirde o üç hanım işsiz ve açıkta kalacağından yaşayabilmek için kötü yola da düşebilir. Tanrı böyle bir sorunu çözmede kullanacağı yol asla, bir günaha çare bulmak için daha kötü günahlara yol açmak şeklinde olamaz. Mesih inanlıları bu tür sorunları o kişiyi vaftiz edip topluluğa kabul ederek çözerler, ancak çok eşli olduğu sürece o kişinin toplulukta ihtiyar olmasına da izin vermezler.

Davranışlarında ölçülü derken kastedilen hem yeme ve içme, hem de ruhsal konularda aşırıya kaçmaktan sakınmadır.

Sağduyulu kişi uçarı ve hoppa değildir. Ciddi, içten, dikkatli ve tedbirlidir. Şu ayetin doğru olduğunun farkındadır: “Ölü sinekler attarın ıtırını kokutur. Biraz aptallık da bilgeliği ve saygınlığı bastırır” (Vai.10:1).

Gözeten aynı zamanda saygın olmalıdır. Davranışlarında tutarlı olmalıdır.

Konukseverliği onun yabancıları sevdiğini vurgular. Evi iman etmiş ya da etmemiş herkese açıktır, çatısı altına girene yardım etmeye çalışır.

Bir ihtiyar öğretmeye de yetenekli biri olmalıdır. Ruhsal sorunları olan kişileri ziyaret ettiğinde, ilgili konuda Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu, Kutsal Kitap’tan göstererek anlatabilmelidir. Tanrı’nın sürüsünü besleyebilmeli (1Pe.5:2) ve sahte öğretişleri Kutsal Yazılar’ı kullanarak çürütebilmelidir (Elç.20:29-31). Bir gözetmenin mutlaka çok iyi bir öğretme yeteneğinin olması gerekmez, ancak toplulukta olduğu kadar ev ziyaretlerinde de inanç ilkelerini öğretebilmeli ve istekli bir şekilde gerçeğin sözünü aktarmalıdır.

3:3   Şarap düşkünü ile kastedilen alkollü içeceklere olan bağımlılıktır. Gözetmen, kendini şaraba vermiş, kavga ve tartışma çıkaran birisi olmamalıdır.

Zorba olmamalı ile kastedilen kişinin başkasına fiziksel şiddet uygulamamasıdır. Örneğin emrinde çalışanlar varsa, onlara asla vurmamalıdır.

Para sevgisinden uzak olmalı ifadesi bazı eski el yazmalarında bulunmamakla birlikte çoğunda vardır. 2 Para sevgisi normal yaşamda olduğu gibi imanlılar topluluğunda da kötü sonuçlar doğuracaktır.

Gözetmen uysal biri olmalıdır. Toplulukla ilgilenirken hoşgörüye, sabra ve alçakgönüllülüğe gereksinimi olacaktır.

Kavgadan uzak olmalı, küçük şeyleri büyütüp tartışma çıkaran biri olmamalıdır. Hak ararken ısrarlı değil, ılımlı ve cana yakın birisi olmalıdır.

Gözetmen para sevgisi ile dolu biri de olmamalıdır. Vurgu, sevgi sözcüğündedir. Gözetmen, Tanrı’nın çocuklarının ruhsal hayatıyla ilgilenir, maddesel isteklerinin dikkatini dağıtmasına izin vermez.

3:4   İyi bir gözetmen kendi evini iyi yönetmeli, çocuklarına söz dinletip kendisine tam bir saygı göstermelerini sağlamalıdır. Bu, çocukların henüz babalarının evinde yaşamakta oldukları dönemi kapsar. Evlenip gittiklerinde bu tür bir saygıyı gösterecek fırsat kalmaz. Eğer kişi kendi evini iyi yönetirse, aşırı sert ya da yapmacık yumuşak huylu bir tavır sergilemez.

3:5   Anlam açıktır. Kendi evini yönetmesini bilmeyen kişi, Tanrı’nın topluluğunu nasıl kayırabilir? Kendi evindeki kişi sayısı sınırlıdır. Hepsi onunla ortak bağa sahiptir ve bazıları ondan gençtir. Toplulukta ise çok daha fazla sayıda ve değişik kişiliklerde insan vardır. Küçük bir grubu yönetemeyenin büyüğünü de yönetemeyeceği açıktır.

Beşinci ayet bir gözetmenin görevlerini açıklaması nedeniyle önemlidir. Gözetmenin görevi, Tanrı’nın topluluğunu kayırmaya yöneliktir. Burada topluluğu “yönetmek” demediğine dikkat edin. Gözetmen zorba, diktatör olmamalıdır. İyiliksever de olsa bir yönetici değil, çobanın koyunları güdüp kayırdığı gibi, Tanrı’nın halkını yönlendiren birisi olmalıdır.

Kayırmak, ilgilenmek ifadesinin Yeni Antlaşma’da geçtiği diğer bölüm, iyi Samiriyeli ile ilgili olan bölümdür (Luk.10:34). İyi Samiriyeli’nin haydutların dövdüğü adama gösterdiği sıcak ilginin aynısını, bir gözetmenin Tanrı’nın çocuklarına da göstermesi gerekir.

3:6   Gözetmen, yeni iman etmiş biri olmamalıdır. Mesih inancını yeni kabul etmiş, imanda genç birisi gözetmen olamaz. Bu iş için neye inandığını iyi bilen, deneyimli kişiler gereklidir. Yeni iman etmiş biri gurura kapılıp İblis’in uğradığı yargıya uğrayabilir. İblis gururu yüzünden yargıya uğradı. Çünkü o uygun olmadığı bir makama yükselmek istedi ve sonuçta da alçaltıldı.

3:7   Gözetmen toplumda iyi bir insan olarak tanınmalıdır. Topluluğun dışında olanlardan kastedilen, henüz İsa Mesih’e iman etmemiş komşular ve arkadaşlardır. Ayıplanacak bir durumu olmamalı ki, İblis’in tuzağına düşmesin. Hem imanlı, hem de henüz imanlı olmamış kişiler suçlamada bulunabilirler. İblis, inancıyla yaşam biçimi bağdaşmayan kişiler için tuzaklar kurar. Bir kez insanları bu tuzağa düşürünce de onları küçümser, alay edip dalga geçer.

3:8   Elçi şimdi gözetmenlerden görevlilere geçiyor. Yeni Antlaşma’da görevli, hizmet eden anlamına gelir. Genel olarak görevli deyince topluluğun geçici işleriyle ilgilenen kişi anlaşılır. Görevlilerin yapacağı işlerin çoğu Elçilerin İşleri 6:1-5’de anlatılır. Topluluktaki dullara gereken yardımı dağıtma ile görevlendirilmişlerdir. Aslında görevlinin isim şekli bu bölümde kullanılmaz, 2.ayette fiil şekli kullanılır: “Tanrı sözünü yayma işini bırakıp maddi işlerle uğraşmamız doğru olmaz.”

Görevlilerde aranan nitelikler, gözetmenlerdeki kadar titiz olmasa da, onlarda arananlara benzer. Göze batan en önemli fark, görevlinin öğretme yeteneğine sahip olma zorunluluğunun olmamasıdır.

Görevliler ağırbaşlı ve saygıdeğer kişiler olmalıdır. Özü sözü ayrı, yani değişik kişilere değişik zamanlarda çelişkili bilgiler vermemelidirler.

Şarap tutkunu da olmamalıdırlar. Yeni Antlaşma, şarabın tıbbi amaçlarla ya da suyun temiz olmadığı ülkelerde içecek olarak kullanılmasına karşı değildir, yasaklamaz. Ancak Mesih inanlısı çevrede uyandıracağı izlenime de dikkat etmelidir. Bazı ülkelerde şarap içen Mesih inanlısı gayet normal karşılanırken, bazı yerlerde ise bu durum iman etmemiş kişilerin Rab’be yaklaşmasına engel olabilir. Yani şarap içilmesi yasaya aykırı olmasa bile, uygun olmayabilir.

Görevliler haksız kazanç peşinde koşan kişiler de olmamalıdır. Önce de belirtildiği gibi, görevlinin işlerinden biri de, yerel kilisenin mali işlerine bakmaktır. Eğer paraya düşkünse, bu durum onun ayartılmasına yol açacaktır. Yahuda para için Rab’bi ele veren son kişi değildi!

3:9   Görevliler temiz vicdanla imanın sırrına sarılmalıdırlar. Yani hem sağlam öğretişe sahip, hem de doğru bir yaşam süren kişiler olmalıdır. Yalnızca gerçeği bilmeleri yetmez, onu yaşamalıdırlar da. İmanın sırrı, Mesih inancının bir tanımıdır. Mesih inancının öğretişlerinden bir kısmı Eski Antlaşma döneminde gizli tutulmuş, sonra ise Yeni Antlaşma peygamberleri ve elçileri tarafından açıklanmıştı. Burada sır sözcüğü bu nedenle kullanılmıştır.

3:10   Görevliler de gözetmenler gibi önce sınanmalıdır. İlkin bir süre gözlenmeli, hatta yerel toplulukta bazı küçük sorumluluklar verilmelidir. Bu şekilde sadık ve güvenilir olduklarını kanıtladıktan sonra daha büyük sorumluluklar alabilirler. O zaman görev alsınlar ya da “hizmet etsinler.” Görevlilerden asıl beklenen, gözetmenlerdeki gibi bir sorumluluk değil, Rab’be ve halkına hizmettir.

Birinin özel ve toplumsal yaşamında eleştirilecek bir yönü bulunmazsa, görevli olarak çalışmasına izin verilebilir. Eleştirilecek yön ile kastedilen, daha önce belirtilen özelliklerdir.

Bu noktada yerel toplulukta görevlendirilecek birkaç kişiden söz etmekte yarar vardır. Bir muhasebeci, sekreter, çocukların ruhsal gelişimiyle ilgilenen sorumlu ve yer gösteren kişiler görevli olarak sayılabilir.

3:11   Burada sözü edilen kadınlar ya görevli kadınlardır ya da gözetmenlerle görevlilerin eşleridir. Toplulukta sorumluluk verilen bu kadınlar, Mesih inancına bağlı, güvenilir ve eşlerine yardım eden kişiler olmalıdır.

“Kadınlar” olarak çevrilen sözcük “eşler” anlamına da gelir. Buradan toplulukta kadın görevlilerin de olduğunu görebiliriz. İlk inanlı topluluklarda böyle kadınlar vardı. Örneğin Romalılar 16:1’de Kenhere’deki inanlılar topluluğunda görevli (buradaki görevli için aynı sözcük kullanılır) olan Fibi adlı hanımdan söz edilir. 3 Romalılar 16:2’de Pavlus bu kadınların toplulukta yapmış oldukları işlerden söz ediyor ve Fibi’nin kendisi dahil “birçoklarına destek sağladığını” söylüyor.

Her durumda bu kadınların davranışlarında ölçülü, güvenilir ve saygıdeğer olmaları gereklidir. Başkalarının adının kötülenmesine yol açacak yalan haberler yayan, dedikoducu ve iftiracı kişiler olmamalıdırlar. Kendini denetleyebilen, dengeli kişiler olmalıdırlar.

Son olarak da, her bakımdan güvenilir olmalıdırlar. Bu, Mesih inancına bağlı olmakla birlikte, güvenilir, sadık, sır tutmayı bilen kişiler olmayı da gerektirir. Kendi aile sırlarını da saklayabilmelidirler.

3:12   Elçi şimdi de görevliler konusuna geçiyor. İlk olarak onların tek karılı olması gerektiğini belirtiyor. Bu konudaki çeşitli yorumlar 2.ayet açıklanırken verilmişti. Gözetmenler gibi görevliler de evlilik yaşamlarında dürüst ve temiz olmalıdırlar.

Onlar da çocuklarını ve kendi evlerini iyi yönetmelidir. Yeni Antlaşma’ya göre bu konudaki başarısızlık, Mesih inanlısının kişiliğindeki bir eksikliği gösterir. Bu, erkeklerin sert ve zorba olmasını gerektirmez, ancak çocukları itaatkar olmalı ve gerçeğe uygun bir yaşam sürmelidir.

3:13   Görevlerini iyi yapanlar, kendileri için iyi bir yer edinir ifadesi, İstefan ve Filipus’un durumuna iyi bir örnektir. Onlar, Elçilerin İşleri 6:5’de atanan yedi görevliden ikisidir. Atandıkları görev, topluluktaki dullara yapılacak para yardımını düzenlemekti. Sadık bir şekilde hizmet ettiklerinden dolayı da Tanrı’nın Ruhu onlara daha önemli görevler verdi. Daha sonra da açıklandığı gibi Filipus müjde yayıcısı, İstefan da öğretmen olarak hizmetlerini sürdürdüler. Görevlerini iyi yaptıkları için yerel topluluğun gözünde iyi bir yerleri olmuştu. Görevini sadık ve iyi bir şekilde yapan kişiye, görev ne denli önemsiz olursa olsun, herkes saygı duymaya ve güvenmeye başlar.

Buna ek olarak Filipus ve İstefan, Mesih İsa’ya olan imanda büyük cesaret kazanmışlardı. Bu da kuşkusuz onların Mesih için tanıklık verme, öğretme ve dua etme konusunda büyük bir özgürlüğe kavuştuklarını gösterir. Bu, İstefan’ın şehit edilmeden önce söylemiş olduğu sözlerden de kesin olarak anlaşılır.

Ç. Topluluktaki Davranışlar (3:14-16)

3:14   Elçi bunları yakında Timoteos’u göreceği umuduyla yazıyordu. Bunları derken, önceden olanları kastediyor olabileceği gibi, gelecekte olacakları da kastediyor olabilir.

3:15   Pavlus gecikme, hatta Efes’e hiç gidememe olasılığını da dikkate alıyor. Aslında Efes’e gidip Timoteos’la buluşması mümkün olabildi mi bilmiyoruz. Geç kalması durumunda, imanlıların Tanrı’nın topluluğu içinde nasıl davranmaları gerektiğini Timoteos’un bilmesini istiyordu.

Önceki ayetlerde Pavlus, görevlilerin, gözetmenlerin ve eşlerinin nasıl davranmaları gerektiğini açıklamaktadır. Şimdi ise genel olarak Mesih inanlılarının Tanrı’nın topluluğu içinde nasıl davranmaları gerektiğini belirtiyor.

Tanrı’nın ev halkı burada, gerçeğin direği ve dayanağı olan, yaşayan Tanrı’nın topluluğu şeklinde belirtilmektedir. Tanrı, Eski Antlaşma’da tapınakta bulunurdu, Yeni Antlaşma’da ise toplulukta bulunuyor. Bundan, yaşayan Tanrı’nın topluluğu şeklinde söz edilir ki, bu da içinde cansız putların yer aldığı tapınağa karşıttır.

Topluluk, gerçeğin direği ve dayanağı şeklinde resmedilir. Direk, bir yapıyı destekleyici olarak kullanılmakla birlikte şehir meydanlarında bazı duyuruları asmak için de kullanılırdı. Dolayısıyla bir şeyi ilan ederdi. Topluluk da Tanrı’nın kendi gerçeğini yeryüzüne duyurmak ve göstermek üzere seçtiği araçtır. Topluluk aynı zamanda gerçeğin dayanağıdır da… Dayanak, destek olan, temel oluşturan anlamındadır. Böylece topluluk Tanrı’nın gerçeğini destekleyen ve koruyan birimi oluşturmaktadır.

3:16   Bu zor bir ayettir. Zorluklardan birisi önceki ayetle arasındaki ilintiyi kurmaktır. Bir iddiaya göre burada, dayanak ve direğin topluluk olduğu gerçeğinin bir özeti vardır (15.ayet). Başka bir ayete göre ise bu ayet, Pavlus’un Tanrı’nın evine yakışan davranış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak üzerinde durduğu kutsallığın gücünü ve örneğini sunmaktadır.

J.N. Darby bu konuda şöyle der:

Bu ayetin çoğu kez Mesih’in kişiliğinden ya da Baba Tanrı’nın gizeminden söz ettiği sanılır. Ancak bu, kutsallığın gizemidir ya da insanların dindarlık diyebileceği ve tüm gerçek kutsallığın kendisinden kaynaklandığı kutsal kaynağın gizemidir. Tanrısallık, Rab İsa’nın beden alma, ölme, dirilme ve göğe alınma bilgisinden kaynaklanır. Bu, Tanrı’yı tanıma yoludur ve buna bağlılık da kutsallığı ortaya çıkarır. 4

Pavlus, Tanrı yolunun sırrı büyüktür derken onun çok gizemli olduğunu kastetmez, ancak Rab İsa’nın kişiliği ve yaptıklarıyla ilgili ve daha önceden bilinmeyen gerçeğin olağanüstü olduğunu anlatmak ister.

O 5, bedende göründü derken kastedilen Rab İsa’nın beden alışıdır. Gerçek Tanrısallık ilk olarak, Kurtarıcı Beytlehem’deki ahırda bir bebek olarak doğduğunda görünür hale gelmişti.

Ruh’ça doğrulandı ile kastedilen, kendi insansal ruhunda doğrulanma mıdır, yoksa Kutsal Ruh tarafından olan bir doğrulanma mıdır? Bizce ikincisi doğrudur. O, Tanrı’nın Kutsal Ruh’u tarafından, vaftiz olduğunda (Mat.3:15-17), görünümü değiştiğinde (Mat.17:5), dirildiğinde (Rom.1:3-4) ve göğe alındığında (Yu.16:10) doğrulanmıştı.

Rab İsa doğumunda, ayartıldığında, Getsemani bahçesinde çektiği sıkıntıda, dirildiğinde ve göğe alındığında meleklerce görülmüştü.

Pentikost Günü’nden beri uluslara tanıtılmaktadır. Yalnız Yahudilere değil, yeryüzünün en uzak köşelerinde yaşayanlara da tanıtılmaktadır.

Dünyada O’na iman edildi sözü, tüm kabile ve uluslardan Rab İsa’ya iman etmiş olanların bulunduğunu ifade ediyor. “Tüm dünya iman etti” demiyor. Her yerde duyuruluyor ise de, her yerde kabul görmüyor.

Yücelik içinde yukarı alındı sözünün, İsa Mesih’in kurtuluş işini tamamladıktan sonra göğe alınmasına ve oradaki konumuna işaret ettiği kabul edilir. Vincent şöyle der: “O yücelik içinde (içine değil) yukarı alındı.” Bu, zafer kazanmış bir generalin çevresindeki kalabalık ve görkem gibi bir şeydir.

Bazıları bu olayları tarihsel bir sıra içinde ele alır. Örneğin şöyle derler: Bedende göründü, Rab İsa’nın beden alışını; Ruh’ça doğrulandı, Mesih’in ölümünü, gömülüşünü ve dirilişini; meleklerce görüldü, O’nun göğe alınışını; uluslara tanıtıldı ve dünyada O’na iman edildi, O’nun göğe alınışını izleyen olayları; son olarak da yücelik içinde yukarı alındı ifadesi, gelecekte O’nun kurtardıklarının toplandığı, ölümden dirildiği ve O’nunla birlikte yukarı alındığı günü kastetmektedir. Bu görüşe göre ancak o zaman Tanrı yolunun sırrı tamamlanmış olacaktır.

Bununla birlikte, sıralamanın tarihsel olması için bir neden görmüyoruz. Bazıları bu ayette, ilk yıllarda yazılan bir Hıristiyan ilahisinin sözlerini görür. O zaman da “Bir Gün” adlı ilahiye benzer olmuş olur:

Yaşarken sevdi, sonsuzca beni,
Ölerek sildi suçumu bütün.
Dirilişiyle diriltti beni,
Bir gün gelir – ah, ne görkemli gün!
          — Charles H. Marsh

 

Kutsal Kitap

1 İşte güvenilir söz: Bir kimse gözetmen olmayı gönülden istiyorsa, iyi bir görev arzu etmiş olur.
2 Ancak gözetmen ayıplanacak bir yanı olmayan, tek karılı, ölçülü, sağduyulu, saygın, konuksever, öğretmeye yetenekli biri olmalı.
3 Şarap düşkünü, zorba olmamalı; uysal, kavgadan ve para sevgisinden uzak olmalı.
4 Evini iyi yönetmeli, çocuklarına söz dinletmeli, her yönden saygılı olmalarını sağlamalı.
5 Kendi evini yönetmesini bilmeyen, Tanrı’nın topluluğunu* nasıl kayırabilir?
6 Gözetmen yeni iman etmiş biri olmamalı. Yoksa gurura kapılıp İblis’in uğradığı yargıya uğrayabilir.
7 Topluluğun dışındakiler tarafından da iyi bir insan olarak tanınmalıdır. Öyle ki, ayıplanacak duruma ve İblis’in tuzağına düşmesin.
8 Aynı şekilde kilise* görevlileri, özü sözü ayrı, şarap tutkunu, haksız kazanç peşinde koşan kişiler değil, ağırbaşlı kişiler olmalı.
9 Temiz vicdanla imanın sırrına sarılmalıdırlar.
10 Bunlar da önce denensin; eleştirilecek bir yönleri yoksa görev alsınlar.
11 Aynı şekilde kadınlar ağırbaşlı olmalı; iftiracı değil, ama ölçülü ve her bakımdan güvenilir olmalı.
12 Görevliler tek karılı, çocuklarını ve evlerini iyi yöneten kişiler olsun.
13 Görevlerini iyi yapanlar, kendileri için iyi bir yer edinir, Mesih İsa’ya imanda büyük cesaret kazanırlar.
14 Yakında yanına gelmeyi umuyorum. Ama gecikirsem, gerçeğin direği ve dayanağı olan Tanrı’nın ev halkı arasında, yani yaşayan Tanrı’nın topluluğunda* nasıl davranmak gerektiğini bilesin diye sana bunları yazıyorum.
15 (SEE 3:14)
16 Kuşkusuz Tanrı yolunun sırrı büyüktür. O, bedende göründü, Ruh’ça doğrulandı, Meleklerce görüldü, Uluslara tanıtıldı, Dünyada O’na iman edildi, Yücelik içinde yukarı alındı.

1. Bu görüşü savunan Mesih inanlıları, ihtiyar olan kişinin, Grekçe’de, kadına sa­dakatini vurgulayan şu ifadeye dikkat çeker: “Tek kadınlı bir erkek.”

2. Görevlilerin para seven kişiler olmamaları gerektiğinden (3:8), Pavlus’un bu özelliği, daha çok sorumluluk taşıyan ihtiyarlarda aramaması düşünülemez.

3. Herhalde o dönemde bu görev, kadınlar için toplulukta resmi bir makamlık şek­linde değildi Ryrie Study Bible’daki nota bakınız. sf.1850.

4. J.N. Darby, “Notes of a Lecture on Titus 2:11-14.” The Collected Writings of J.N. Darby, VII: 333.

5. Eski el yazması metinlerde Tanrı, Mesih, Kutsal Ruh vb. gibi kutsal isimler kı­saltılmıştı. Bu, bir çizgi ile belirtilmekteydi ve sözcüğün üzerinde bunun bir kı­saltma olduğunu belirten kısa bir çizgi daha vardı. Türkçe metinde ise, “O” olarak çevrilmiştir.