1 Timoteos 4

IV. İMANDAN DÖNÜŞ (4:1-16)

A. Yaklaşan Sapıklıklara Karşı Uyarılar (4:1-5)

4:1   Ruh’un açıkça konuşması konusunda iki fikir öne sürülebilir. Pavlus’un söylemek üzere olduğu söz tanrısal bir vahiyle kendisine verilmiş olabilir ya da Kutsal Yazılar’ın tamamında, özellikle de Yeni Antlaşma’da, son zamanlarda imandan dönüşün görüleceğinin açıkça öğretildiği anlamındadır.

Son zamanlar, elçinin bunu yazmasından sonra “gelecek bir zaman” anlamındadır.

Bazıları imandan dönecek. Bazıları, 1.Timoteos’ta sık kullanılan bir sözcüktür. Bu mektupta azınlık durumunda olanların 2.Timoteos’ta çoğunluğu oluşturduğu fark edilmektedir. Bu kişilerin imandan dönecek olması onların kendilerini Mesih inanlısı olarak kabul ettiklerini gösterir, kurtuluş bulmuş olduklarını değil. Rab İsa Mesih’i ve O’nun tek Kurtarıcı olduğunu biliyorlardı. Bir süre için O’nu izlemeye karar vermişler, ancak sonra imandan uzaklaşmışlardı.

Bu bölümü okurken günümüzde ortaya çıkan tarikatları düşünmeden edemiyoruz. Bu tür sahte öğretişlerin yayılışı burada açıkça belirtilmektedir. Üyelerinin çoğu da daha önce Mesih inanlılarının toplantılarına katılmış olan kişilerdir. Belki de bu topluluklar önceleri imanda sağlamdı, ama daha sonra İncil’i topluma uyarlamaya çalışırken yoldan saptılar. Bu tarikatların öğretmenleri, olumlu gözüken mesajlarıyla Mesih inanlılarını tuzağa düşürürler.

Aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak vermeye istekliydiler. Burada aldatıcı ruhlarla anlatılmak istenen, kötü ruhlara inanıp dikkatsiz kişileri kandıran sahte öğretmenlerdir. Cinlerin öğretileri ile kastedilen de cinler hakkındaki öğretiler değil, cinlerin dünyasından kaynaklanan ya da cinler tarafından esinlenen öğretilerdir.

4:2   İkiyüzlülük “maske takmayı” ima eder. Sahte öğretişler verenler için ne kadar da tipik bir özellik! Onlar gerçek kimliklerini saklamaya çalışırlar. İnsanların kendi benimsemiş oldukları sistemleri öğrenmelerini istemezler. Kutsal Kitap terimlerini kullanıp ilahiler söyleyerek hoş görünürler. Hem ikiyüzlü, hem de yalancıdırlar. Öğretişleri Tanrı sözünün gerçeğine uymadığından ve bunu da bildiklerinden insanları kandırmaya çalışırlar.

Vicdanları kızgın bir demirle dağlanmıştır. Belki de önceleri merhamet doluydular, ancak zamanla işledikleri günahlar nedeniyle vicdanları sertleşip duyarsızlaştı. Tanrı’nın sözüne karşıt olan konularda vicdanları duyarsız hale gelir ve doğru olmadığını bildikleri konuları öğretirler.

4:3   Burada cinlerin iki öğretişine değinilir. İlkin evlenmenin yanlış olduğunu öğretirler. Bu, Tanrı sözüne tümüyle ters düşer. Evlilik kurumunu bizzat Tanrı’nın kendisi, daha günah dünyaya henüz girmeden önce kurmuştur. Evlilikte kutsallığa aykırı bir durum yoktur. Sahte öğretmenler evliliği yasaklarken, aslında Tanrı’nın yaptıklarına karşı saldırıda bulunmaktadırlar.

Bu konuda bazı rahip ve rahibelerin evlenmelerinin yasak olması örnek olarak verilir. Ancak bu durum daha direkt olarak ruhçuların ruhsal eğilim dedikleri öğretiye göndermede bulunur. A.J. Pollock bu konuda şöyle der: “Evlilik bağı ile alay ederler ve bu da sonuçta, kadın ve erkeklerin yasal eşlerinden uzaklaşıp ruhsal eğilim dedikleri, eğilim hissettikleri kişilerle ahlâk dışı ilişkilere girmelerine yol açar.” Christian Science (Hıristiyan Bilim) denilen tarikatın evlilikle ilgili tutumuna bakarsak, kurucuları Bayan Eddy’nin üç kez evlenmiş olduğunu ve şöyle dediğini görürüz:

Tanrı’nın herkesin Babası olduğu öğrenilene kadar evlilik devam edecektir… Bir zamanlar çok kesin bir bağ olarak görülen evlilik kurumu, daha yumuşak bir hal almalıdır. 1

Cinlerin ikinci öğretişi bazı yiyeceklerden çekinmektir. Bu tür öğretişlere, hayvan eti yemenin kişinin ruhlarla ilişkiye geçmesini engellediğini öne süren ruhçular arasında rastlanır. Ayrıca Teosofistler ve Hindular arasında da, bir insanın canının bir gün başka bir canlıda yeniden geri geleceği inancından ötürü, canlıyı öldürme korkusu mevcuttur.

Hem evlilik kurumu, hem de yiyecekler Tanrı tarafından yaratılmışlardır ve şükranla kabul edilmeleri gerekir. Tanrı bunları yalnızca tövbe etmemiş olanlar için değil, iman edip gerçeği bilen kişiler için yarattı.

4:4   Tanrı’nın yarattığı her şey iyidir. Evlilik de yiyecekler de Tanrı’nın yarattıklarıdır ve şükranla kabul olunursa… reddedilmemelidir. Tanrı, evliliği insanların çoğalması (Yar.1:28’e bkz.), yiyecekleri de yaşamın sürmesi (Yar.9:3) için yaratmıştır.

4:5   Tanrı’nın sözü, evliliği ve yiyecekleri insanın kullanımına uygun hale getirir. Yiyeceklerin bu şekilde kutsal kılındığı şu ayetlerle belirtilir: Yar.9:3; Mar.7:19; Elç.10:14-15; 1Ko.10:25-26; Evlilik konusu ise 1.Korintliler 7 ile İbraniler 13:4’de geçer.

Bunlar ayrıca duayla da kutsal kılınır. Yemekten önce sofrada şükretmeliyiz (Mat.14:19; Elç.27:35). Böylece Rab’den, yiyecekleri kutsamasını ve O’na daha iyi hizmet edebilmemiz için bedenlerimizi güçlendirmesini istemiş oluruz. Evlenmeden önce de Tanrı’nın bu beraberliği, Kendi yüceliği, başkalarının bereketi ve gelin ile damadın iyiliği için kutsamasını duayla dilemeliyiz.

Henüz kurtuluş bulmamış kişilerin önünde yiyecekler için şükran sunmak iyi bir tanıklıktır. Bu dua ne uzun ve gösterişli olmalı, ne de yiyecekleri verenin Tanrı olduğunu hissettirmeyecek şekilde olmalıdır.

B. Yaklaşan Sapıklıklara Yönelik Yapıcı Öğütler (4:6-16)

4:6   Timoteos, 1-5. ayetlerdeki konuları kardeşlere öğütlerse, Mesih İsa’nın iyi bir hizmetkârı olacaktır. İmanın ve izlediği iyi öğretinin sözleriyle beslenmiş olarak iyi bir hizmetkâr olacaktır.

4:7   Pavlus bu bölümde Mesih inancına hizmeti, atletizm yarışmalarına benzetiyor. 6.ayette Mesih’e hizmet edecek kişi için uygun olan diyetten söz ediyor; iman ve iyi öğretinin sözleriyle beslen! 7.ayette ise Tanrı yolundaki eğitimden söz ediyor.

Elçi Timoteos’a, kocakarılara yaraşan bayağı masalları reddetmesini öğütlüyor. Bu masallarla mücadele etmesi ya da fazla zaman harcaması gerekmez. Yalnızca ilgilenmemeli ve dikkate almamalıdır. Kocakarı masalları deyince aklımıza, bir kadın tarafından kurulan, yaşlı kadınların ilgisini çeken ve gerçek yerine masallar öğreten Christian Science (Hıristiyan Bilim) tarikatı geliyor.

Timoteos, masal ve efsanelerle zamanını öldüreceğine, kendini Tanrı yolunda eğitmesi gerekiyordu. Bu eğitim, Kutsal Kitap çalışmasını, duayı, Tanrı’yla başbaşa geçirilen zamanı ve başkalarına Mesih’i anlatmayı içerir. Stock şöyle der: “Her şey O’na karşı olduğundan, kendiliğinden Tanrı yoluna girme diye bir şey yoktur.” Çaba ve eğitim gereklidir.

4:8   Burada birbirine karşı iki tür eğitim söz konusudur. Bedeni eğitmek, kısa bir süre için biraz işe yarar. Tanrı yolunda yürümek ise insanın ruhu, canı ve bedeni için iyidir, üstelik bu sonsuza dek sürer. Şimdiki yaşamda Tanrı yolunda olmak en büyük mutluluktur. Gelecek yaşamda ise, görkemli güzellikte harikulade ödüller alacağımız vaadi söz konusudur.

4:9   Çoğu uzman bu ayetin bir öncekine göndermede bulunduğunu düşünür. Tanrı yolunda yürümenin her yönden yararlı ve çok değerli olduğu gerçeği, güvenilirdir ve her bakımdan kabule layıktır. Bu, bu mektuptaki üçüncü güvenilir sözdür.

4:10   Bunun için emek veriyor, mücadele ediyoruz. 2 Bunun için derken, Tanrı yolunda yürümek kastedilmektedir. Pavlus, tüm gücüyle uğraşmasının altında yatan en büyük amacının bu olduğunu belirtir. Bu, iman etmemiş kişilerin gözünde hiç de değerli bir amaç olmayabilir. Ancak Mesih inanlısı, bu dünyanın geçici şeylerinin ötesine bakar ve umudunu yaşayan Tanrı’ya bağlar. Bu umut asla boşa çıkmaz, çünkü O, bütün insanların, özellikle iman edenlerin Kurtarıcısıdır. Rab İsa, daha önce belirtilen nedenle de, bütün insanların Kurtarıcısıdır. İman edenlerin özellikle Kurtarıcısı olmasının nedeni, insanların O’nun sağladığı çözümden yararlanmış olmalarıdır. O halde şöyle diyebiliriz; O tüm insanların potansiyel Kurtarıcısı, iman edenlerin ise gerçek Kurtarıcısı’dır.

4:11   Bunlar ile kastedilen herhalde Pavlus’un 6-10.ayetlerde söylemiş olduklarıdır. Timoteos bunları sık sık Tanrı halkına anlatarak buyurmak ve öğretmekle yükümlüydü.

4:12   Bu mektup yazıldığında Timoteos 30-35 yaşlarındaydı. Efes’teki topluluğun ihtiyarlarıyla karşılaştırıldığında oldukça gençti. Bu nedenle Pavlus, “Gençsin diye kimse seni küçümsemesin” diyor. Elbette bu, Timoteos’un kendisini üstün görüp eleştiriden muaf tutulmasını gerektirmiyordu. Tersine, kimseye kendisini suçlama fırsatı vermemesi gerekiyordu. Eleştiriye neden olacak durumlardan kaçınması ve iman edenlere örnek olması gerekliydi.

Konuşma derken Timoteos’un konuşmaları kastedilir. Konuşmaları Tanrı çocuğuna yakışır nitelikte olmalıydı. Açıkça yasaklanmış sözcüklerden kaçınmakla kalmayıp işitenlere yararı olmayacak şeyleri de söylememeliydi.

Davranış, tüm davranışları ve tavırları içine alır. Hiçbir hareket Mesih’in adını lekelememelidir.

Sevgi, amaçlanan noktaya ulaşmak için ruhu ve davranışları yönlendiren güç olmalıdır.

Yeni çevirilerin çoğunda ruhta sözcüğüne rastlanmaz. Ancak bazı eski metinlerde bu da yer alır. Guy King şevk ile ilgili olarak şunları söylemektedir:

Şevk birçok Hıristiyan’ın yaşamında maalesef eksik olan niteliktir. İnsanların, bir futbol maçı ya da seçim kampanyasında gösterdiği şevki TANRI’ya hizmet etme konusunda göstermediğini görüyoruz. Christian Science (Hıristiyan Bilim) müritleri, Yehova Şahitleri ya da komünistler gibi yanlış görüşleri yaymaya çalışanların gösterdikleri şevk bizi utandırmalıdır. Ah nasıldı o ilk imanlı topluluklarının ateşli şevki! Bu yüce ruh Timoteos’a, Mesih’in adını duyurmakta fazlasıyla yardım edecektir. 3

İmanda sözü, “iman dolu”, sağlam ve güvenilir anlamına gelir.

Paklık yalnızca eylemde değil, düşünüşte de önemlidir.

4:13   Bu ayet büyük olasılıkla, Timoteos’a değil, yerel topluluğa seslenmektedir. Timoteos kendisini Kutsal Yazılar’ı topluluğa okumaya, öğütte bulunmaya ve ders vermeye adamalıydı. Burada belirli bir sıra vardır. Pavlus’un ilk vurguladığı, Tanrı’nın sözünün topluluğa okunmasıdır. O zamanlar Kutsal Yazılar’ın dağıtımı çok sınırlı olduğundan bu çok önemliydi. Çok az kişinin Kutsal Kitap’ı vardı. Timoteos, bu okunan ayetlere dayanarak Tanrı sözünün yüce gerçeklerini öğretmekle yükümlüydü. Bu ayet bize Nehemya 8:8’i anımsatır: “Tanrı’nın Yasa Kitabı’nı okuyup açıkladılar, herkesin anlamasını sağlayacak biçimde yorumladılar.”

Ancak buradan kişisel dua zamanlarımızın olmaması gerektiği düşüncesini de çıkarmamalıyız. Timoteos, Tanrı’nın sözünü başkalarına öğretmeden önce kendisi önce onları yaşamında uygulamalıydı.

4:14   Timoteos’a verilmiş olan ruhsal armağanın müjdecilik mi, kilise önderliği (gözetmenlik) mi, öğretmenlik mi olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Bu mektupların genel akışı bize onun öğretmen ve kilise önderi (gözetmen) olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte bu armağanın ona, peygamberlik sözüyle ve ihtiyarlar kurulunun ellerini onun üzerine koymasıyla verildiğini biliyoruz. Önce, peygamberlik sözüyle verilmişti. Yani bir gün yerel toplulukta birisi ayağa kalkıp peygamberlik ederek Tanrı’nın Ruhu’nun Timoteos’a bir armağan verdiğini duyurmuştu. Peygamber armağanı veren değil, duyuran kişiydi. Ayrıca ihtiyarlar kurulu ellerini onun üzerine koymuştu. İhtiyarlar ya da görevlilerin bu armağanı Timoteos’a verme gücüne sahip olmadıklarını tekrar vurgulamalıyız. Ellerini onun üzerine koyarak Kutsal Ruh’un yapmış olduğunu halkın önünde göstermiş oluyorlardı.

Elçilerin İşleri 13.bölümde bu olay görülür. Kutsal Ruh 2.ayette Barnaba ve Saul’u özel bir iş için ayırır. Belki de bu söz bir peygamber aracılığıyla iletilmişti. Sonra diğer imanlılar oruç tutup dua etmiş ve ellerini üzerlerine koyarak Barnaba ve Saul’u yollamışlardı (3.ayet).

Bugün birçok Hıristiyan topluluk da aynı şeyi yapar. İhtiyarlar Kutsal Ruh’un birine özel bir armağan verdiğini fark ettiklerinde, o kişiyi Rab’be hizmet etmek için ayırırlar, ki bu da onların ona güvendiklerinin ve Kutsal Ruh’un o kişinin yaşamında çalıştığını kabul ettiklerinin bir göstergesi olur. Bu şekilde o kişiye bir armağan vermezler, yalnızca Tanrı Ruhu’nun yapmış olduğu işi tanımış olurlar.

İhtiyarların burada belirtildiği üzere Timoteos’a el koymaları ile Pavlus’un 2.Timotes 1:6’da kendisinin el koyması arasında fark vardır. İlkinde olay resmi bir nitelik taşımadığı gibi, Timoteos’un armağanı ile ilgili bir sorumlu yönü de yoktur. Yalnızca onun işiyle ilgili bir ilgiyi ortaya koyuyordu. Diğerinde ise Pavlus armağanın verilişine bizzat aracı olmuştu.

4:15   Bu konuların üzerinde dur ifadesi, “bağlan” ya da “ilgi göster” diye de çevrilebilir. Kendini bunlara ver ifadesi de bunu pekiştirmektedir. Pavlus kendisini tümüyle ve dikkatini dağıtmadan Rab’bin işine vermesi için Timoteos’u cesaretlendiriyor. Onun da elinden geleni yapması gerekiyor. Bu şekilde herkes onun ilerlediğini görecektir. Pavlus hizmet konusunda Timoteos’un belli bir yere geldikten sonra durup rahatına bakmasını istemiyor. Tersine Rab’bin işinde sürekli ilerlemesini istiyor.

4:16   Buradaki sıraya dikkat edin. Timoteos’un ilkin kendine sonra da öğretisine dikkat etmesi gerekiyor. Bu, Mesih’in bir hizmetçisinin kişisel yaşamının ne denli önemli olduğunu vurgular. Yaşam şekli doğru değilse, sağlam bilginin bir yararı olamaz. A.W. Pink bu konuda şöyle der: “Tapınma ve ruhsal yaşam dışlanırsa, hizmet bir tuzak ve kötülük haline gelir.”

Timoteos, Pavlus’un yazmış olduğu okuma, öğütte bulunma ve ders verme konularında kendini geliştirmeye devam ederse, hem kendini, hem de onu dinleyenleri kurtaracaktı. Burada kurtarma, canın kurtuluşunu kastetmez. Bölüm, Tanrı’nın halkı arasında bölünmelere yol açan sahte öğretmenlerin tanımlanmasıyla başlamıştı. Pavlus Timoteos’a, imanla Tanrı yolunda yürüdüğü ve O’nun sözüne sarıldığı takdirde hem kendisini, hem de onu dinleyenleri sahte öğretilerden koruyacağını söylüyor.

 

Kutsal Kitap

1 Ruh açıkça diyor ki, son zamanlarda bazıları yalancıların ikiyüzlülüğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak vererek imandan dönecek. Vicdanları adeta kızgın bir demirle dağlanmış bu yalancılar evlenmeyi yasaklayacak, iman edip gerçeği bilenlerin şükranla yemesi için Tanrı’nın yarattığı yiyeceklerden çekinmek gerektiğini buyuracaklar.
2 (SEE 4:1)
3 (SEE 4:1)
4 Oysa Tanrı’nın yarattığı her şey iyidir, hiçbir şey reddedilmemeli; yeter ki, şükranla kabul edilsin.
5 Çünkü her şey Tanrı’nın sözüyle ve duayla kutsal kılınır.
6 Bunları kardeşlere öğütlersen, imanın ve izlediğin iyi öğretinin sözleriyle beslenmiş olarak Mesih İsa’nın iyi bir görevlisi olursun.
7 Kutsallıktan yoksun kocakarı masallarını reddet. Kendini Tanrı yolunda eğit.
8 Bedeni eğitmenin biraz yararı var; ama şimdiki ve gelecek yaşamın vaadini içeren Tanrı yolunda yürümek her yönden yararlıdır.
9 Bu güvenilir ve her bakımdan kabule layık bir sözdür.
10 Bunun için emek veriyor, mücadele ediyoruz. Çünkü umudumuzu bütün insanların, özellikle iman edenlerin Kurtarıcısı olan diri Tanrı’ya bağladık.
11 Bunları buyur ve öğret.
12 Gençsin diye kimse seni küçümsemesin. Konuşmada, davranışta, sevgide, imanda, paklıkta imanlılara örnek ol.
13 Ben yanına gelinceye dek kendini topluluğa Kutsal Yazılar’ı okumaya, öğüt vermeye, öğretmeye ada.
14 Peygamberlik sözüyle, ihtiyarlar* kurulunun ellerini senin üzerine koymasıyla sana verilen ve hâlâ sende olan ruhsal armağanı ihmal etme.
15 Bu konuların üzerinde dur, kendini bunlara ver ki, ilerlediğini herkes görsün.
16 Kendine ve öğretine dikkat et, bu yolda yürümeye devam et. Çünkü bunu yapmakla hem kendini hem seni dinleyenleri kurtaracaksın.

1. Mary Baker Eddy, Science and Health with Key to the Scriptures, sf.64-65.

2. Bazı metinlerde, “çalışıp uğraşıyoruz” diye geçer.

3. King, Leader, sf.79