1 Yuhanna 4

VII. DOĞRU İLE YANLIŞI AYIRMA GEREKSİNİMİ (4:1-6)

4:1   Kutsal Ruh’tan söz ettikten sonra Yuhanna’ya, dünyada başka ruhların da olduğu ve Tanrı’nın çocuklarının onlara karşı uyarılması gerektiği Tanrı tarafından anımsatılır. Dolayısıyla, o da imanlıya her ruha inanmamasını söyler. Buradaki ruh büyük olasılıkla öğretmenlere göndermede bulunmaktaysa da, yalnızca öğretmenleri kapsamaz. Bir kişinin Kutsal Kitap, Tanrı ve İsa hakkında konuşması da onun gerçekten Tanrı’nın çocuğu olduğu anlamına gelmez. Tanrı’dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınamamız gerekir, çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmıştır. Bu kişiler Hıristiyan olduklarını söyledikleri halde tümüyle farklı bir öğretiş yaymaktadırlar.

 4:2   Yuhanna bu ayette insanların kimliklerini ortaya koyan şeyleri belirtmektedir. Peygamberlikte bulunan kişiye sorulabilecek en önemli soru şudur: “Mesih hakkında ne düşünüyorsunuz?” İsa Mesih’in beden alıp bu dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı’dandır. Yalnızca İsa’nın dünyaya gelmiş olduğuna ilişkin tarihsel gerçeği kabul etmek yeterli değildir. İsa Mesih’in beden alıp dünyaya geldiğini ve yaşamakta olduğunu da kabul etmek gerekir. Burada, İsa’nın beden alarak gelen Mesih olduğu kabul edilmektedir. O’na inanmak demek, O’nu yaşamımızın Rab’bi olarak kabul etmek demektir. Eğer birinin Rab İsa’yı Tanrı’nın gerçek Mesih’i olarak tanıttığını duyarsanız, o kişi Tanrı’nın Ruhu’yla konuşuyor demektir. Tanrı’nın Ruhu insanları İsa Mesih’i Rab olarak tanımaya ve yaşamlarını O’na vermeye çağırır. Kutsal Ruh daima İsa’yı yüceltir.

 4:3   İsa’yı kabul etmeyen hiçbir ruh Tanrı’dan değildir. 1Sahte peygamberleri bu şekilde tanıyabilirsiniz. Bu kişiler İsa’nın önceki ayetteki tanımını kabul etmezler. Bu, geleceğine ilişkin peygamberlikte bulunulmuş olan Mesih Karşıtı’nın ruhudur ve şimdiden dünyadadır. Bugün İsa’yla ilgili kabul edilebilir şeyler söylemeye istekli birçok kişi vardır, ancak onu Tanrı’nın beden almış hali olarak kabul etmezler. “Mesih tanrısaldır” derler, ama Tanrı’dır demezler.

4:4   Alçakgönüllü imanlılar sahte peygamberleri yenmişlerdir, çünkü içlerinde Kutsal Ruh vardır ve Kutsal Ruh sayesinde yanlış olanı algılayıp dinlemeyi reddedebilirler.

4:5   Sahte peygamberler dünyadandır, bu nedenle söyledikleri sözler de dünyadandır. Öğrettiklerinin temelinde dünya olduğundan, dünya onları dinler. Bu da bize, bir kişinin dünyadan aldığı onayın, o kişinin doğru öğreti yaydığı anlamına gelmeyeceğini anımsatır. Bir insan popüler olmak istiyorsa, dünyanın hoşuna gidecek şekilde konuşması gerekir, ancak Tanrı’ya sadık kalmak istiyorsa, dünyanın aşağılamalarına göğüs germelidir.

4:6   Altıncı ayette, Yuhanna elçileri temsil eden bir tutumla konuşmasını sürdürmektedir: “Bizse Tanrı’danız; Tanrı’yı tanıyan bizi dinler.” Yani gerçekten Tanrı’dan doğmuş olanlar, elçilerin Yeni Antlaşma’daki öğretişlerini kabul edeceklerdir. Tanrı’dan olmayanlarsa, Yeni Antlaşma’nın tanıklığını ya reddedecek, ya eklemeler yapacak ya da bozacaklardır.

VIII. İMANLILARIN ÖZELLİKLERİ (DEVAM) (4:7 – 5:20)

A. Sevgi (4:7-21)

4:7-8   Yuhanna bu ayette kardeşini sevme konusuna devam ediyor. Sevginin, Tanrı’nın karakteriyle uyumlu bir görev olduğu vurgulanmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, Yuhanna herkesin bildiği sevgiden değil, yeniden doğmuş olanların yüreğine ekilen, Tanrı’nın çocuklarının sahip olduğu sevgiden söz etmektedir. Sevgi Tanrı’dandır. Seven herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı tanır. Sevmeyen kişi Tanrı’yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir. Bu ayetlerde, “Tanrı sever” denmiyor. Bu ifade de doğrudur, ama Yuhanna’nın vurguladığı, Tanrı’nın sevgi olduğudur. Sevgi O’nun doğasıdır. O’ndan kaynaklanmayan sevgi yoktur. “Tanrı sevgidir” hem yeryüzünde hem de cennetteki en önemli ifadedir.

GS. Barrett şöyle der:

Şimdiye dek insan ağzından çıkmış en değerli sözcükler, tüm Kutsal Kitap’taki en önemli sözcükler… En kısa haliyle bile, bu sözcüklerin içerdiği anlamı hiçbir insan ya da akıllı varlık kavrayamayacaktır. Gayet mütevazı bir yaklaşımla bu sözcüklerin yaratılış gizemi, kurtuluş ve Tanrılık gibi, Tanrı’nın tüm işlerinin anahtarı olduğunu söyleyebiliriz. 2

 4:9-10   Aşağıdaki ayetlerde Tanrı’nın sevgisinin üç zaman kipinde açıklandığını görüyoruz. Geçmişte, Tanrı’nın biricik Oğlu’nu (4:9-11) biz günahlılar için dünyaya göndermesiyle açıklanmıştı. Bugün, kutsallar olarak O’nun bizde yaşıyor olmasıyla açıklanıyor (4:12-16). Gelecekte de yargı gününde bize cesaret vermesiyle açıklanacaktır.

O halde, ilk olarak Tanrı’nın biz günahlılara olan sevgisini görüyoruz. Tanrı, biricik Oğlu aracılığıyla yaşayalım diye O’nu dünyaya gönderdi. Ayrıca, günahlarımızı bağışlatan kurban olarak 3 gönderdi. Hepimiz yaşama gereksinim duyan ölüler ve bağışlanmaya muhtaç suçlulardık. “Biricik Oğlu” ifadesi, başka bir oğulun sahip olmayacağı bir ilişkiyi ifade eder. Bu da Tanrı’nın sevgisinin önemini daha da belirginleştirmektedir, çünkü O’nun aracılığıyla yaşayalım diye Kendi Oğlu’nu göndermiştir.

Tanrı bize olan sevgisini, bizim O’na olan sevgimizden dolayı göstermedi. Biz O’nu sevmedik, hatta O’ndan nefret eden düşmanlarıydık. Diğer bir deyişle, O bizi, bizim O’na karşı duyduğumuz sevgiden ötürü değil, O’na karşı gelmemize rağmen sevdi. Peki bize olan sevgisini nasıl gösterdi? Günahlarımızı bağışlatan kurban olarak Oğlu’nu göndererek! Bağışlatan; günah sorununu çözümleyen demektir.

Bazı liberaller Tanrı’nın sevgisini, Mesih’in kurtarışını dikkate almadan düşünmeyi severler. Yuhanna çelişki oluşturmayan bu iki durumu birbirine bağlamaktadır. Denney şu yorumda bulunur:

Bu ayetteki karşıtlığa dikkat edin. Tanrı hem sevgi hem de öfke dolu gözükmekte, ancak sevgisi, öfkesini bizden uzaklaştıran bir çözüm sağlamaktadır. Elçi, sevgi ve bağışlatma arasında karşıtlık aramaz, bağışlatmayı işaret etmeden sevgi düşüncesini aktarmaz. 4

4:11   Yuhanna şimdi bu sevginin verdiği dersi vurguluyor: “Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.” Tanrı, Kendi halkı üzerine sevgisini döktüğüne göre, biz de O’nun kutsanmış ailesinin üyelerini sevmeye borçluyuz.

 4:12-13   Tanrı içimizde yaşayarak bize olan sevgisini göstermektedir. Elçi şöyle diyor: “Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmüş değildir. Ama birbirimizi seversek, Tanrı içimizde yaşar ve sevgisi içimizde yetkinleşmiş olur.” Yuhanna 1:18’de de şunu okuruz: “Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmedi. Baba’nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O’nu tanıttı.” Yuhanna’da, görünmez Tanrı’nın dünyaya Rab İsa Mesih aracılığıyla açıklandığını görüyoruz. Yuhanna’da geçen; “Tanrı’yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir” ifadesi burada da yineleniyor. Ancak, şu anda Tanrı dünyaya Mesih yoluyla açıklanmamaktadır, çünkü O cennete dönmüştür ve Tanrı’nın sağında oturmaktadır. O’nun yerine Tanrı dünyaya imanlılar aracılığıyla açıklanmaktadır. Ne kadar harikadır ki, şimdi biz O’nu görme gereksinimi içindeki insana Tanrı’nın verdiği yanıt olmak zorundayız! Birbirimizi seversek, O’nun sevgisi içimizde yetkinleşmiş olur. Yani Tanrı’nın bize olan sevgisi amacına ulaşır. Bizden Tanrı’nın bereketlerinin son noktaları değil, yalnızca kanalları olmamız istenmektedir. Tanrı’nın sevgisi, O’nu kendimize saklayıp çoğaltmamız amacıyla değil, bizim aracılığımızla başkalarına aksın diye verilmiştir. Birbirimizi bu şekilde sevdiğimizde bizim Tanrı’da O’nun da bizde yaşadığı kanıtlanır ve bunu Ruhu’ndan vermiş olduğu anlaşılır. O’nun bizde, bizim de O’nda yaşıyor olmamızın görkemini düşünelim.

4:14   Yuhanna bu ayete elçilerin tanıklığını da ekliyor: “Baba’nın Oğlu’nu dünyanın Kurtarıcısı olarak gönderdiğini gördük, şimdi buna tanıklık ediyoruz.” Bu, tanrısal sevginin eyleme geçtiğini gösteren harika bir ifadedir. “Baba Oğlu’nu gönderdi” cümlesi, Mesih’in işinin sınırsızlığını açıklar. W.E. Vine şöyle yazmıştı: “O’nun görevinin ufukları insanlık kadar sınırsızdı; O’nun etkisini yalnızca insanın imansızlığı ve pişman olmayışı sınırlayabilir.” 5

4:15   Tanrı’nın bizzat içimizde yaşamasının bereketi, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu kabul eden herkes için bir ayrıcalıktır. Bu yalnızca entelektüel bir kabul olmayıp, bir insanın Rab İsa Mesih’e adanmasını içerir. Bir insanın Tanrı’da, Tanrı’nın da O’nda yaşamasından daha yakın bir ilişki mümkün değildir. Böyle bir ilişkiyi gözümüzde canlandırmak zordur, ancak bunu doğadaki olaylardan suyun içindeki süngere ya da havadaki balona benzetebiliriz. Her ikisinde de cisim ve element birbirinin içinde bulunmaktadır.

4:16   Tanrı’nın bize olan sevgisini tanıdık ve buna inandık. Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar. Tanrı sevgidir ve bu sevginin bir nesnesi de olmalıdır. Tanrı’nın sevgisinin özel nesnesi yeniden doğarak aileye katılmış olanlardır. Tanrı’yla bir beraberliğim olacaksa, O’nun sevdiklerini de sevmem gerekir.

 4:17   Sevgi böylelikle içimizde yetkin kılınmıştır. Bizim sevgimiz değil, Tanrı’nın sevgisi bizimle yetkin kılınmaktadır. Yuhanna şimdi bizi Rab’bin önünde duracağımız zamana, geleceğe götürüyor. O’nun önünde cesaret ve güvenle mi, yoksa korkuyla mı duracağız? Elbette cesaretle (ya da güvenle) duracağız, çünkü mükemmel sevgi günah sorununu tümüyle çözümlemiştir. Geleceğe ilişkin bu güvenimizin nedeni şu sözlerde belirtiliyor: “Mesih nasılsa, biz de bu dünyada öyleyiz.” Rab İsa şu anda yargıyı arkasına almış olarak cennettedir. O, dünyaya bir kez geldi ve günahlarımızın bağışlanması için canını verdi. Rab İsa kurtuluşumuzu sağlamıştır, bu nedenle günah sorunuyla artık uğraşmamız gerekmiyor. Mesih nasılsa biz de bu dünyada öyleyiz. Günahlarımız çarmıhta yargılandığından, kendimize güvenerek şunu diyebiliriz:

Ölüm ve yargı kaldı arkamda,
Lütuf ve görkem uzanır önüme.
İsa’ya yönelen büyük dalgalar,
Harcadı tüm gücünü orada.
J.A. Trench

O’nun yargıyı üstlenmesi gibi, biz de suçlanma sınırlarının dışına çıkmış oluyoruz.

4:18   Tanrı’nın sevgisini bildiğimize göre, mahvolma korkumuz yoktur. Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Korkumuzu silip atan O’nun yetkin sevgisidir. Her şeyden önce Rab’bin sevgisine olan güvenim tamdır. Çünkü O, Kendi Oğlu’nu benim için ölüme yollamıştır.

İkincisi; şu anda da içimde yaşadığından beni sevdiğini biliyorum. Üçüncüsü; geleceğe de güvenle ve korkusuzca bakabilirim. Gerçekten de korku, cezalandırılma düşüncesinden ileri gelir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmış değildir. Tanrı’nın sevgisinin, Kendisinden korkanların yaşamında yetkin olmasına izin verilmemiştir. Onlar hiçbir zaman tövbeyle O’na gelip günahlarının bağışına kavuşamamışlardır.

4:19   Bizse seviyoruz, çünkü önce O 6 bizi sevdi. Bizim sevmemizin tek nedeni, önce O’nun bizi sevmiş olmasıdır. On Buyruk kişinin Tanrı’yı ve komşusunu sevmesini buyurur, ancak yasa bu sevgiyi üretmez. O halde Tanrı, doğruluğunun gerektirdiği bu sevgiyi nasıl gösterebilirdi? O, Kendi Oğlu’nu bizim için ölüme göndererek bu sorunu çözdü. Bu harika sevgi sayesinde yüreklerimiz O’na yakınlaştı. Şöyle diyebiliriz: “Benim için çarmıhta canını verdin, şimdi de ben senin için yaşayacağım.”

4:20   Yuhanna, Tanrı’yı sevdiğini söyleyip kardeşinden nefret etmenin mümkün olamayacağını vurgular. Bisiklet tekerleğinin telleri ortaya yaklaştıkça birbirine yakınlaşır. Dolayısıyla biz de diğer imanlıları sevdikçe Rab’be yaklaşırız. Aslında Rab’bi O’nu izleyenleri sevdiğimizden daha fazla sevmeyiz. Yuhanna, gördüğümüz kardeşlerimizi sevmediğimiz takdirde, görmediğimiz Tanrı’yı sevmemizin de olanaksız olduğunu söylüyor.

4:21   Yuhanna, bölümü şu buyruğu tekrarlayarak kapatır: “Tanrı’yı seven kardeşini de sevsin” diyen buyruğu Mesih’ten aldık.

 

Kutsal Kitap

1 Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı’dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bulunuyor.
2 İsa Mesih’in beden alıp dünyaya geldiğini kabul eden her ruh Tanrı’dandır. Tanrı’nın Ruhu’nu bununla tanıyacaksınız.
3 İsa’yı kabul etmeyen hiçbir ruh Tanrı’dan değildir. Böylesi, Mesih Karşıtı’nın* ruhudur. Onun geleceğini duydunuz. Zaten o şimdiden dünyadadır.
4 Yavrularım, siz Tanrı’dansınız ve sahte peygamberleri yendiniz. Çünkü sizde olan, dünyadakinden üstündür.
5 Sahte peygamberler dünyadandır. Bu nedenle söyledikleri sözler de dünyadandır ve dünya onları dinler.
6 Bizse Tanrı’danız; Tanrı’yı tanıyan bizi dinler, Tanrı’dan olmayan dinlemez. Gerçeğin Ruhu’yla yalan ruhunu böyle ayırt ederiz.
7 Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır. Seven herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı tanır.
8 Sevmeyen kişi Tanrı’yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir.
9 Tanrı biricik Oğlu aracılığıyla yaşayalım diye O’nu dünyaya gönderdi, böylece bizi sevdiğini gösterdi.
10 Tanrı’yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlu’nu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi. İşte sevgi budur.
11 Sevgili kardeşlerim, Tanrı bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi sevmeye borçluyuz.
12 Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı’yı görmüş değildir. Ama birbirimizi seversek, Tanrı içimizde yaşar ve sevgisi içimizde yetkinleşmiş olur.
13 Tanrı’da yaşadığımızı ve O’nun bizde yaşadığını bize kendi Ruhu’ndan vermiş olmasından anlıyoruz.
14 Baba’nın Oğlu’nu dünyanın Kurtarıcısı olarak gönderdiğini gördük, şimdi buna tanıklık ediyoruz.
15 Kim İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu açıkça kabul ederse, Tanrı onda yaşar, o da Tanrı’da yaşar.
16 Tanrı’nın bize olan sevgisini tanıdık ve buna inandık. Tanrı sevgidir. Sevgide yaşayan Tanrı’da yaşar, Tanrı da onda yaşar.
17 Yargı gününde cesaretimiz olsun diye sevgi böylelikle içimizde yetkin kılınmıştır. Çünkü Mesih nasılsa, biz de bu dünyada öyleyiz.
18 Sevgide korku yoktur. Tersine, yetkin sevgi korkuyu siler atar. Çünkü korku işkencedir. Korkan kişi sevgide yetkin kılınmamıştır.
19 Bizse seviyoruz, çünkü önce O bizi sevdi.
20 “Tanrı’yı seviyorum” deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır. Çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez.
21 “Tanrı’yı seven kardeşini de sevsin” diyen buyruğu Mesih’ten aldık.

1. NU metni “Böylesi” ve “Mesih bedende geldi” ifadelerini içermez.

2. G.S. Barrett, The First Epistle General of St. John, s.170-173.

3. Günahlarımızı bağışlatan kurban (propitiation), günah bedelinin kurbanla ödenmesidir. Özgün metindeki sözcük, “Merhamet kürsüsü”dür. İngiltere’de C.H. Dodd tarafından bu sözcüğe ve öğretiye karşı başarılı bir savaş verilmiş ve liberal RSV’nin önderliğinde birçok modern Kutsal Kitap sözcüğü değiştirilmiştir. Bu, teolojik gerçek açısından “sağlam bir sözcük” olduğundan, biz de onu kullanmayı sürdürmeliyiz.

4. James R. Denney, The Death of Christ, 2. baskı. s.276. Alıntının ilk bölümü büyük olasılıkla daha önceki bir baskıdandır.

5. W.E. Vine, The Epistles of John, s.85.

6. NU metni, “O” zamirini almaz.