2 Korintliler 7

7:1   Bu ayet daha önceki ayetlerle sıkı bir bağlantı içindedir. Yeni bir paragrafa başlamaktan çok 6:14 ile başlayan paragrafı tamamlar.

Bu ayette belirtilen vaatler bir önceki bölümün 17 ve 18’inci ayetlerinden yapılan alıntılardır: “Ben sizi kabul edeceğim… size Baba olacağım… siz oğullarım, kızlarım olacaksınız.” Tanrı’nın bu muhteşem vaatlerinin karşısında biz de bedeni ve ruhu lekeleyen her şeyden kendimizi arındırmalıyız. Bedenin kirliliği, onun saflığını bozan her şeyi kapsar, oysa ruhun kirliliği insanın iç hayatını, güdülerini ve düşüncelerini kapsar.

Tanrı korkusunda yaşayarak kutsallıkta yetkinleşelim. Yaşamımızı kirleten şeyleri bir tarafa bırakmakla kalmayıp günlük yaşamımızda Rab İsa Mesih’e itaat edenler olmalıyız. Bu ayet, bu dünyadayken yüzde yüz kutsal olmanın mümkün olduğunu öne sürmez. Kutsallık yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Rab İsa Mesih’i yüz yüze görünceye dek O’na benzemeye çalışmalıyız ve sonra sonsuzluklar boyunca O’nun gibi olacağız. Bu, Tanrı’ya karşı saygıdan gelen bir korku veya esenliğe sahipken, kutsal olmak için yüreklerimizde bir arzuya sahip olmak gibidir. Tanrı’ya kendini adamış olan McCheyne ile birlikte hepimiz şu sözleri söyleyebilelim: “Rab, beni bu dünyadaki bir insanın olabileceği kadar kutsal kıl.”

J. Pavlus’un Korint’ten Gelen Müjdeyle Sevinmesi (7:2-16)

7:2   “Yüreklerinizde bize yer verin.” Korintliler’in bunu yapmaması için bir sebep yoktu. Pavlus, kimseye haksızlık etmediğini, kimseyi yoldan saptırmadığını, kimseyi sömürmediğini dile getirir. Kendisini eleştirenler ne söylerse söylesin, Elçi Pavlus kimseye haksızlık etmemiş, kimseden de maddi çıkar sağlamamıştı.

7:3   Pavlus’un söylemiş olduğu ve söylemekte olduğu hiçbir şey, hiçbir şekilde Korintliler’i yargılamak için değildir. Onlara olan derin sevgisinin yaşamda ve ölümde devam edeceği güvencesini defalarca onlara vermiştir.

7:4   Korint’teki kutsallara kendisini çok yakın hisseden elçi, onlarla çok övünüyordu. Onlarla olan samimiyeti önemliyse, başkalarının huzurunda onlarla övünmesi de önemlidir. İşte bu nedenle, sevgiden yoksun olduğunu gösteren pervasızlığını yanlış yorumlamamalılar. Aksine onun gerçekten onlarla gurur duyduğunu ve gittiği her yerde onlardan söz ettiğini kavramalıydılar. Pavlus’un içten övgüsüne neden olan durum, büyük olasılıkla Yeruşalim’deki yoksul kutsallar için toplanan yardımla ilgili olarak gösterdikleri gönüllü tutumlarıdır. Elçi bu konuyu tekrar ele alacaktır, şimdilik bu konuya yalnızca değinmekle yetinir.

“Teselliyle doluyum. Bütün sıkıntılar arasında sevincim sonsuzdur.” Bu ayetler daha sonraki ayetlerde açıklanır. Pavlus bütün sıkıntılarına rağmen neden bu kadar sevinçliydi? Bunun yanıtı, Titus’un ona Korintliler’le ilgili getirdiği iyi rapordur; bu onun için müthiş bir sevinç ve teselli kaynağı olmuştur.

7:5   Daha önce Pavlus’un Efes’ten ayrılışından ve Titus’u arayarak Troas’a gidişinden söz etmiştik. Onu orada bulamayıp Makedonya’ya geçti. Şimdi burada Makedonya’da aradığı rahatı bulamadığını açıklar. Hâlâ endişeli, hâlâ sıkıntılı, hâlâ baskı altındadır. İçinde korku ve endişe varken, –ki bu şüphesiz Titus’tan hâlâ haber alamamakla ilgiliydi– dışarıda düşman durmadan çalışıyordu.

7:6   Sonunda Tanrı müdahale etti ve Pavlus’u Titus’un gelişiyle teselli etti. İşte elçi o zaman, Süleyman’ın Özdeyişleri 27:17’nin gerçekliğini gördü: “Demir demiri biler; insan da insanı.” Mesih’in bu sadık iki hizmetkarı arasındaki sevinç dolu karşılaşmayı, Pavlus’un peş peşe sorduğu sorular ve Titus’un bunlara nefes almadan yanıt vermeye çalışmasını kafanızda bir canlandırın (Özd.25:25’e de bakın).

7:7   Ancak Pavlus’u bu kadar çok memnun eden, yalnızca arkadaşıyla tekrar buluşması değildi, aksine Pavlus’un mektubuna Korintliler’in gösterdiği tepkiyle Titus’un nasıl teselli edildiğinin haberiydi.

Korintliler’in elçi Pavlus’u özlediklerini işitmek iyi bir haberdi. Bu, sahte öğretmenlerin kutsalların Pavlus’a olan sevgilerini soğutmak için gösterdikleri çabaya rağmen gelişen bir olaydı. Onu sadece görmek istemekle kalmayıp derin üzüntülerini de belirttiler. Bu derin üzüntü, kilisede işlenen bir günaha karşı takındıkları kayıtsız tutumları üzerine veya elçiye vermiş oldukları sıkıntı ve endişe üzerine olmuş olabilir. Bu derin üzüntüye ek olarak Titus, onların Pavlus’a olan içten saygılarını ve onu memnun etmek için gösterdikleri gayreti de belirtti.

İşte bu nedenle, elçinin sevinci yalnızca Titus’un gelişinden değil, Korintliler’in Pavlus’un öğütlerine bağlı kalmış olmalarından ve ona karşı halen iyi duygular hissetmelerinden kaynaklanıyordu.

7:8   “Mektubumla size acı verdiysem bile pişman değilim. Aslında pişman olmuştum –kısa bir süre için de olsa, o mektubun size acı verdiğini görüyorum.” Pavlus’un gönderme yaptığı mektup, –1.Korintliler diye bildiğimiz ya da bizim için kayıp olan ikinci bir mektup olabilir– kutsalları oldukça sert bir biçimde azarlıyordu.

Pavlus’un yazmış olduğu bu mektupla ilgili pişmanlığına gelince, bu noktanın iyice açıklanması gerekir. 1.Korintliler’e gönderme yaptığını varsayalım. Bu, esinleme konusunu etkilemez. Elçinin yazdığı şeyler Rab’bin buyruklarıydı; buna karşın Pavlus, başkalarının heveslerinin kırılmasına ve duydukları endişelere duyarlı bir insandı. Williams şu yorumu yapar:

Yazarla esin arasındaki fark 8’inci ayette görünür. İlk mektubunun esinlendiğini biliyordu. Sözleri, “Rab’bin buyrukları”ydı. Ancak zayıf, endişeli ve sevgi dolu bir adam olarak, bu iletişimin etkisiyle Korintliler kendisinden kopar ve acı çekerler diye kaygılandı. Bu, peygamberin kişisel özelliğiyle kendisine Kutsal Ruh tarafından verilen mesaj arasındaki farkın ilginç bir örneğidir. 1

Pavlus, özet olarak şöyle diyor: Korintliler mektubunu ilk okuduklarında, –ki bu onlara bir azar gibi geldi– acı duydular. Elçi, mektubu gönderdikten sonra onların tepkisini sezdi ve bu sezgi de onu üzdü. Bu, herhangi bir hata yapmış olmasından kaynaklanmıyordu, ki buradaki düşünce de zaten bu değildir. Aksine Rab için görevini yerine getirirken üzülüyordu; bazılarının geçici bir süre için zaman zaman mutsuzluğa sürüklenmeleri Tanrı’nın amaçlarının onların yaşamlarında etkin olması için gerekliydi.

Pavlus, 8’inci ayetin son kısmında, mektubun onlara acı vermesine karşın bunun kısa bir süre için olduğunu vurgular.

Elçinin burada betimlediği süreç bir cerrahın işine benzetilebilir. Cerrahın tehlikeli bir hastalığın olduğu kısmı insan vücudundan çıkarması için derin kesmesi gereklidir. Hastanın yeniden sağlığına kavuşabilmesi için bunun gerekli olduğunu bilmesine karşın, hastaya ameliyat sırasında acı vermekten sevinç duymaz. Özellikle hasta yakın bir arkadaşsa cerrah, çekilmesi gerekli acının daha da farkındadır. Ancak bu acının geçici olduğunu bilir ve istenilen nitelikte bir sonuca ulaşabilmek için bunun böyle olmasını ister.

7:9   Pavlus, Korintliler’e acı vermiş olmaktan değil, onların geçici acılarının onları tövbeye yöneltmiş olmasından dolayı sevindi. Bir başka deyişle, acıları onları düşüncelerinin değişimine yöneltti; bu da yaşamlarının değişimiyle sonuçlandı. Hodge “tövbe” hakkında şunları der: “Sadece amacın değişimi olmayıp, nefret ve üzüntüyle günahtan dönmeye yönelten bir yürek değişimini de kapsar.” 2

Korintliler’in üzüntüsü Tanrı’nın isteğine göreydi, yani Tanrı’nın görmek istediği bir üzüntüydü. Üzüntüleri ve tövbeleri içtendi, doğası itibarıyla tanrısal olduğu için Elçi Pavlus’un azarlamasından daimi bir zarar görmediler.

7:10   Bu ayet, tanrısal acıyla dünyasal acı arasındaki farkı gösterir. Tanrısal acı veya Tanrı’nın isteğiyle çekilen acı, kişinin günah işledikten sonra yaşadığı ve kendisini tövbeye yönelten acıdır. Tanrı’nın kendisine konuştuğunu anlar ve böylece kendisine ve günahına karşı Tanrı’nın tarafını tutar.

Pavlus, Tanrı’nın isteğiyle çekilen acı, kişiyi, kurtuluşla sonuçlanan tövbeye götürür derken, canın kurtuluşunu düşünmüyor olabilir (düşünüyor da olabilir). Korintliler zaten kurtulmuşlardı. Ama buradaki kurtuluş, kişinin yaşamındaki herhangi bir günah, kölelik veya dertten kurtulmayı betimlemek için kullanılır.

“Pişmanlık doğurmayan” ifadesinin tövbeyi veya kurtuluşu belirtip belirtmediği sorulabilir. Hiç kimsenin tövbeden veya kurtuluştan pişman olmayacağı gerçek olduğundan, bu soruyu böylece bırakıyoruz.

Dünyasal acılar gerçek tövbe olmayıp, pişmanlık düzeyinde kalır. Açlık, sertlik, ümitsizlik ve sonuçta da ölüm getirir. Bu, Yahuda’nın yaşamında resmedilir. Günahının sonuçlarının Rab İsa’yı etkilemesinden dolayı üzülmedi, ama ektiğini biçmesinden dolayı pişmandı.

7:11   Elçi, Korintliler’in tecrübesine 10’uncu ayetin ilk kısmında söylediklerinin bir örneği olarak işaret eder. Tanrısal acıyla, Tanrı’nın isteğiyle çekilen acılarla ilgili söylediği şeyler onların yaşamında görülebiliyordu. Bugün bunu şöyle ifade ederiz: “Tanrı’nın isteğiyle çektiğiniz acılar, bu gerçeğin kanıtıdır.” Pavlus, çektikleri bu tanrısal acının çeşitli sonuçlarını belirtmeye devam eder.

Bu, ilkin onlarda ciddiyet ya da içten bir sorumluluk yarattı. Eğer bu metin birinci mektupta betimlenen disiplin olayına gönderme yapıyorsa, o zaman bu ifade şu anlama gelir: İlk anda kayıtsız kalmış olmalarına karşın, sonradan bu durumla yakından ilgilendiler.

İkinci olarak da kendinizi paklamanızdır der. Bu, onların kendilerini haklı çıkarmaya veya kendileri için mazeret bulmaya çalıştıklarını değil, aksine ciddi bir biçimde hareket ederek bu konuda kendilerini daha fazla suçtan paklamaya çalıştıklarını belirtir. Tutumlarındaki değişiklik onları bu eylem değişikliğine yöneltti.

“Ne büyük öfke” ifadesi, Mesih’in adına getirdiği lekeden ötürü günahkara karşı tutumlarını belirtir. Ancak bu durumun uzun süre devam etmesine izin vermiş olmalarından dolayı, kendilerine karşı tutumlarını ifade etme olasılığı daha yüksektir.

“Ne büyük korku”, şüphesiz Rab korkusuyla hareket ettikleri anlamına gelir; ama bu, elçinin onlara sopayla yapacağı bir ziyaretten korktukları düşüncesini de kapsayabilir.

“Ne büyük özlem” ifadesi, yorumcuların çoğuna göre, onlar da Pavlus’un ziyaretine karşı içlerinde uyanmış olan samimi bir özlemi dile getirirler. Bununla birlikte bu yanlışın düzeltilmesini ve kötülüğün cezalandırılmasını görmek için kuvvetli bir özlemin olması anlamına da gelebilir.

“Ne büyük gayret” ifadesi, Tanrı’nın yüceliği, günahkarın doğru yola gelmesi, bu konudaki kirlilikten paklanmaları ya da elçinin yanında yer almak için gösterdikleri gayret anlamında çeşitli şekillerde açıklanmıştır.

“Suçluyu cezalandırma arzusu” ifadesi ise, kilisede suç işleyene karşı gerekli cezalandırma hareketine geçildiğini dile getirir. Günahın cezalandırılmasında kararlıydılar.

Pavlus, daha sonra şu sözleri ekler: “Bu konuda her bakımdan masum olduğunuzu kanıtladınız.” Bu sözler, onların hiç suçlanmadıklarını değil, gerekeni yapmak için var güçleriyle çalıştıkları anlamına gelir.

7:12   Bu ayette dört ana sorun vardır. Birincisi, Pavlus’un size yazdığım dediği mektup hangisidir? İkincisi, haksızlık eden adam kimdir? Üçüncüsü, haksızlık gören adam kimdir? Sonuncusu ise bazı çevirilerde ayetin son kısmında “size adanmış olduğumuz” olarak mı, yoksa “bize ne denli adanmış olduğunuz” olarak mı geçmelidir?

Mektup, 1.Korintliler diye bildiğimiz mektup olabileceği gibi, günümüze kadar ulaşmayan başka bir mektup da olabilir. Haksızlık yapan kişi ifadesi, 1.Korintliler 5’de akrabasıyla zina işleyen adam ya da toplulukta isyan eden başka biri olabilir. Pavlus akrabasıyla zina işleyen adamadan söz ediyorsa, o zaman haksızlık gören kişi o adamın kendi babasıdır. Öte yandan, haksızlık yapan isyan eden bir kişiyse, o zaman haksızlığa uğrayan ya Pavlus’un kendisi ya da adı belirtilmeyen başka biridir.

Bazı eski çevirilerde ayetin son kısmı şöyledir: “Size ne denli adanmış olduğumuz Tanrı önünde size görünsün.” Ancak modern çevirilerin çoğu şöyledir: “Bize olan bağlılığınız Tanrı önünde size bildirilsin.”

7:13   Pavlus, mektubunun arzu edilen etkiyi göstermiş olmasıyla teselli buldu. Korintliler tövbe edip onun tarafını tutmuşlardı. Buna ek olarak da Titus’un kutsallara karşı gösterdiği şevk ve sevgiyle de –ki onlar Titus’un yüreğini ferahlatmışlardı– yüreklendi.

7:14   Öyle ki elçi, Titus’u Korint’e göndermeden önce, ona oradaki imanlılarla ilgili olarak çok iyi şeyler söylemişti. Şimdi ise övünmesinin boşa çıkmadığını söylüyor. Korintliler hakkında söylemiş olduğu her şey, Titus’un onların arasındaki deneyimleriyle kanıtlandı. Elçinin Korintliler hakkında söylediği her şeyin gerçek olması gibi, onları Titus’a övmesi de gerçek çıkmıştır.

7:15   Titus’un Yunanistan’ın güneyine vardığında nasıl karşılanacağını bilmediği açık bir şekilde görülüyor. Belki de kendisini, karşılaşabileceği en kötü olaylara hazırlamıştı. Ancak oraya vardığında, Korintliler kendisini cana yakın bir biçimde karşıladılar ve bununla da kalmayıp Elçi Pavlus’dan getirdiği öğütlere uyarak kendilerini ona daha da çok sevdirdiler.

Elçi, onların Titus’u saygı ve korkuyla karşıladıklarını söylerken bunu korkudan yaptıklarını ima etmiyor, aksine bu konuda Rab’bi saygıyla memnun etmek istediklerini dile getiriyor.

7:16   Pavlus kutsallara her bakımdan güvenebildiğini söylerken, bu sözlerinden daha fazla anlam çıkarmamız doğru olmaz. Bu sözler Korintliler’in günah veya başarısızlığa düşme olasılıklarının olmadığı anlamına gelmez. Aksine onlara olan güveni ve bu güvenle onları Titus’a övmesinin boşuna olmadığı anlamına gelir. Korintliler Pavlus’un güvenine layık olduklarını kanıtladılar. Bu, şüphesiz birinci mektupta tartışılan konuyla ilgili olarak olması gerekeni yapmış olmaları fikrini de kapsar; onlara güvenmekte haklı olduğunu hisseder.

Bu ayet, 2.Korintliler’in birinci kısmını tamamlar, ki bu kısım gördüğümüz gibi elçinin, hizmetinin betimlenmesine ve kendisiyle Korintliler arasındaki bağı güçlendirmek için gösterdiği çabaya adanmıştır. Bundan sonraki iki bölüm “verme lütfu”yla ilgilidir.

 

Kutsal Kitap

1 Sevgili kardeşler, bu vaatlere sahip olduğumuza göre, bedeni ve ruhu lekeleyen her şeyden kendimizi arındıralım; Tanrı korkusuyla kutsallıkta yetkinleşelim.
2 Yüreklerinizde bize yer verin. Kimseye haksızlık etmedik, kimseyi yoldan saptırmadık, kimseyi sömürmedik.
3 Bunu sizi yargılamak için söylemiyorum. Daha önce de söylediğim gibi, yüreğimizde öyle bir yeriniz var ki, sizinle ölürüz de yaşarız da.
4 Size çok güveniyor, sizinle çok övünüyorum. Teselliyle doluyum. Bütün sıkıntılar arasında sevincim sonsuzdur.
5 Makedonya’ya geldiğimizde de hiç rahat yüzü görmedik. Her bakımdan sıkıntı çekiyorduk. Dışarıda kavgalar, yüreğimizde korkular vardı.
6 Ama yüreği ezik olanları teselli eden Tanrı, Titus’un yanımıza gelişiyle -yalnız gelişiyle değil, sizden aldığı teselliyle de- bizi teselli etti. Titus beni özlediğinizi, benim için üzülüp gayret ettiğinizi bize anlatınca sevincim bir kat daha arttı.
7 (SEE 7:6)
8 Mektubumla size acı verdiysem bile pişman değilim. Aslında pişman olmuştum -kısa bir süre için de olsa, o mektubun size acı verdiğini görüyorum- ama şimdi seviniyorum; acı duymanıza değil, bu acınızın sizi tövbeye yöneltmesine seviniyorum. Tanrı’nın isteğine uygun olarak acı çektiniz. Böylece hiçbir şekilde bizden zarar görmediniz.
9 (SEE 7:8)
10 Tanrı’nın isteğiyle çekilen acı, kişiyi kurtuluşla sonuçlanan ve pişmanlık doğurmayan tövbeye götürür. Dünyanın acılarıysa ölüm getirir.
11 Bakın bu acılar, Tanrı’nın isteğiyle çektiğiniz bu acılar sizde ne büyük ciddiyet, paklanmak için ne büyük istek yarattı! Sizde ne büyük öfke, korku, özlem, gayret ve suçluyu cezalandırma arzusu uyandırdı! Bu konuda her bakımdan masum olduğunuzu kanıtladınız.
12 Size o mektubu yazdımsa da, haksızlık edeni ya da haksızlık göreni düşünerek yazmadım; bize ne denli adanmış olduğunuzu Tanrı önünde açıkça görmenizi istiyordum.
13 Bütün bunlarla teselli buluyoruz. Tesellimize ek olarak Titus’un sevinci bizi daha da çok sevindirdi. Çünkü hepiniz onun yüreğini ferahlattınız.
14 Sizleri ona övdüm, beni utandırmadınız. Size söylediğimiz her şey nasıl doğru idiyse, sizi Titus’a övmemiz de öylece doğru çıktı.
15 Hepinizin nasıl söz dinlediğini, kendisini nasıl saygı ve korkuyla kabul ettiğinizi anımsadıkça size olan sevgisi daha da artıyor.
16 Size her bakımdan güvenebildiğim için seviniyorum.

1. George Williams, Student’s Commentary on the Holy Scriptures, s.904.

2. Hodge, Second Corinthians, s.182.