2 Samuel 18

18:1-5   Davut ordusunu üç bölüğe ayırdı ve başlarına general olarak Yoav, Avişay ve İttay’ı atadı. Kral başlayacak olan savaşa katılmayı istedi, ama halk onu kentte kalıp gerektiği taktirde yardım göndermesi için ikna etti. Askerler kentten dışarı çıkarlarken, Davut kendi hatırı için komutanlarına askerlerin önünde Avşalom’a iyi davranmalarını buyurdu.

18:6-9   Savaş Efraim Ormanı’nda yapıldı, orman Mahanayim yakınlarındaki Şeria’nın doğusundaydı. O gün Avşalom’un adamlarından 20 bin kişi öldü. Sık ağaçlı orman, askerleri tuzağa düşürmüştü. Davut’un ordusu zafer kazandı. Avşalom ormanda kaçarken başı büyük bir yabanıl fıstık ağacının dallarına takıldı ve katırı onu bırakarak yoluna devam etti. Bedeninin en çok gurur duyduğu parçası olan başının, ölümüne neden olması, bir tür şiirsel adaleti sergilemektedir.

18:10-15   Avşalom’un çaresiz durumunu Yoav’a ileten ulak, isyancıyı öldürmediği için paylandı. Ulak, hiçbir para miktarının kralın buyruklarına karşı gelmesi için kendisini kandıramayacağını özenle açıkladı. Hem eğer Avşalom’u öldürseydi, haber krala ulaşacak ve Yoav kendisini savunmak üzere gelmeyecekti. Yoav tüm bu konuşmanın zaman kaybı olduğuna karar verdi. Üç kargıyı yabanıl fıstık ağacında hâlâ sağ olarak asılı duran Avşalom’un yüreğine sapladı, sonra on silah taşıyıcısı onun çevresini sarıp Avşalom’u öldürdüler. Tüm bu yapılanlar kralın buyruğuna aykırıydı, ama krallık için en iyisiydi. Davut, oğullarını suçları nedeniyle cezalandırmayı sürekli reddetmişti, bu nedenle görev bir başkasına düştü.

18:16-18   İş görülür görülmez, Yoav bilgece davranarak savaşı durdurdu, çünkü asıl amacı yerine gelmişti. Avşalom’un cesedi ormanda derin bir çukura atıldı ve üzerini büyük bir taş yığını ile örttüler. Bu, kendisi için Kral Vadisi’nde dikmiş olduğu anıt ile belirgin bir zıtlık yaratmıştı, anıt büyük olasılıkla Yeruşalim yakınlarındaydı. Avşalom’un üç oğlu vardı (14:27), ama genç yaşta ölmek zorunda kaldılar ve Avşalom’a mirasçı bırakmadılar. Soyunun adını korumak için Avşalom daha sağken, bu vadiye daha sonra anıt olarak bilinen bir direk dikmişti.

18:19-23   Ahimaas haberleri Davut’a ulaştırmak istedi, ama Yoav bunu yapmasını istemiyordu. Ahimaas iyi haber getiren biri olmakla tanınıyordu (27b. ayet), Avşalom’un ölüm haberini götürmesi karakterine aykırı olacaktı. Bu nedenle Yoav resmi ulak olarak bir Kuşlu’yu gönderdi. Ama ulak ayrıldıktan sonra, Ahimaas kendisinin de gitmesi konusunda Yoav’ı ikna etti; götüreceği haber için ödül almasa da bunu yapmak istiyordu. Daha kestirme bir yoldan giderek Kuşlu’yu geçti.

18:24-30   Davut, savaştan gelecek haberleri bekliyordu. Nöbetçi koşarak gelen birinin yaklaşmakta olduğunu bildirdi, sonra ikinci bir habercinin geldiğini de duyurdu. Davut ilk gelenin Ahimaas’a benzediğini duyduğunda, kendisini iyi haber için hazırladı, çünkü Ahimaas geçmişte daima iyi haberler getirmişti. Ahimaas yaklaştı ve törenle Rab’bin isyancıların ordusunu vurduğunu bildirdi. Ama Davut kendisine Avşalom’u sorduğunda Ahimaas’ın cesareti kırıldı ve büyük bir karışıklık gördüğü, ama ayrıntıları bilmediği şeklinde belirsiz bir yanıt verdi.

18:31-33   O sırada Kuşlu da varmıştı. Davut’un düşmanlarının yenildiğini bildirdi. Kralın Avşalom hakkındaki kaçınılmaz sorusunu sözünü sakınmadan açıkça yanıtladı; Davut’un tüm düşmanları bu genç adamın sonunu yaşayacaklardı, yani başka bir deyişle öleceklerdi. Bu haberler Davut’u derin bir yasa boğdu. Dokunaklı ağıtı 33. ayette kaydedilmiştir. Bu, Davut’un yaşamındaki en büyük üzüntülerden biriydi ve bu konuda Yoav’ı bağışlayıp bağışlamadığı bilinmemektedir.

 

Kutsal Kitap

1 Davut kendini destekleyen askerleri bir araya topladı. Onlara binbaşılar ve yüzbaşılar atadı.
2 Sonra orduyu Seruya oğlu Yoavın, kardeşi Avişayın ve Gatlı İttayın denetiminde üç kol halinde gönderdi. Kral askerlere, ‹‹Ben de sizinle birlikte gideceğim›› dedi.
3 Ancak askerler, ‹‹Bizimle gelmemelisin›› diye karşılık verdiler, ‹‹Çünkü kaçmak zorunda kalırsak düşmanlarımız bizi umursamaz; yarımız ölse bile umursamazlar. Sen bizim gibi on bin adama değersin. Sen kentten bize yardım et, daha iyi.››
4 Kral, ‹‹Gözünüzde iyi olanı yapacağım›› dedi. Adamları yüzer ve biner kişilik birlikler halinde kentten çıkarken kral kapının yanında duruyordu.
5 Kral, Yoava, Avişaya ve İttaya, ‹‹Benim hatırım için genç Avşaloma sert davranmayın›› diye buyurdu. Bütün askerler kralın komutanlara Avşaloma ilişkin buyruk verdiğini duydular.
6 Davutun ordusu İsraillilerle savaşmak üzere tarlalara çıktı. Savaş Efrayim Ormanında başladı.
7 İsrail ordusu Davutun adamları önünde yenilgiye uğradı. Büyük bir kırım oldu. O gün yirmi bin kişi öldü.
8 Savaş her yana yayıldı. O gün ormanda yok olanların sayısı kılıçtan geçirilenlerin sayısından daha çoktu.
9 Avşalom ansızın Davutun adamlarıyla karşılaştı. Avşalom katıra binmişti. Katır büyük bir yabanıl fıstık ağacının sık dalları altından geçerken, Avşalomun başı dallara takıldı. Katır yoluna devam edince, Avşalom havada asılı kaldı.
10 Adamlardan biri bunu gördü. Yoava, ‹‹Avşalomu bir yabanıl fıstık ağacına asılı gördüm›› diye bildirdi.
11 Yoav, haberi verene, ‹‹Onu gördün mü? Neden onu orada öldürmedin? Sana on parça gümüşle bir kemer verirdim›› dedi.
12 Ama adam, ‹‹Elime bin parça gümüş saysan bile, kralın oğluna elimi kaldırmam›› diye yanıtladı, ‹‹Çünkü kralın sana, Avişaya ve İttaya, ‹Benim hatırım için genç Avşalomu koruyun› diye buyruk verdiğini duyduk.
13 Oysa Avşalomu öldürseydim -hiçbir şey kraldan gizli kalmaz- o zaman sen de beni savunmazdın.››
14 Yoav, ‹‹Seninle böyle vakit kaybedemem›› dedi. Üç kargı aldı, yabanıl fıstık ağacında asılı duran ve hâlâ sağ olan Avşalomun yüreğine sapladı.
15 Bunun üzerine Yoavın silahlarını taşıyan on genç Avşalomun çevresini sarıp onu öldürdüler.
16 Yoav boru çaldırınca, askerler İsraillileri kovalamayı bırakıp geri döndüler. Yoav onların savaşı sürdürmelerine engel oldu.
17 Yoavın askerleri Avşalomu alıp ormanda derin bir çukura attılar; üzerine büyük bir taş yığını yaptılar. Bütün İsrailliler evlerine kaçtılar.
18 Avşalom daha sağken bir direk alıp kendisi için Kral Vadisine dikmişti. Çünkü, ‹‹Adımı anımsatacak bir oğlum yok›› diye düşünmüştü. Direğe kendi adını vermişti. Bu direk bugün de Avşalom Anıtı diye bilinir.
19 Sadok oğlu Ahimaas Yoava, ‹‹İzin ver de koşup krala RABbin onu düşmanlarının elinden kurtardığını haber vereyim›› dedi.
20 Yoav, ‹‹Olmaz, bugün haberi götüren sen olmayacaksın›› dedi, ‹‹Başka bir zaman haber götürürsün, ama bugün değil. Çünkü kralın oğlu öldü.››
21 Sonra bir Kûşluya, ‹‹Sen git, gördüklerini krala bildir›› dedi. Kûşlu Yoavın önünde yere kapandı, sonra koşmaya başladı.
22 Ama Sadok oğlu Ahimaas yine, ‹‹Ne olursa olsun, izin ver, ben de Kûşlunun ardısıra koşayım›› dedi. Yoav, ‹‹Oğlum, neden koşmak istiyorsun?›› dedi, ‹‹Sana ödül kazandıracak bir haberin yok ki!››
23 Ahimaas, ‹‹Ne olursa olsun koşacağım›› diye karşılık verdi. Yoav, ‹‹Koş öyleyse›› dedi. Böylece Ahimaas Şeria Ovası yolundan koşarak Kûşluyu geçti.
24 Davut kentin iç ve dış kapıları arasında oturuyordu. Nöbetçi surun yanındaki kapının tepesine çıktı. Çevreye göz gezdirince, tek başına koşan birini gördü.
25 Krala seslenerek gördüğünü bildirdi. Kral, ‹‹Tek başına geliyorsa, iyi haber getiriyor demektir›› dedi. Adam gitgide yaklaşıyordu.
26 Nöbetçi koşan başka birini görünce, kapıcıya, ‹‹İşte tek başına koşan bir adam daha!›› diye seslendi. Kral, ‹‹O da iyi haber getiriyor›› dedi.
27 Nöbetçi, ‹‹Sanırım birinci adamın koşuşu Sadok oğlu Ahimaasın koşuşuna benziyor›› dedi. Kral, ‹‹Ahimaas iyi adamdır›› diye karşılık verdi, ‹‹İyi haberle gelir.››
28 Ahimaas krala, ‹‹Her şey yolunda!›› diye seslendi. Kralın önünde yüzüstü yere kapanarak, ‹‹Efendimiz krala el kaldıranları teslim eden Tanrın RABbe övgüler olsun!›› dedi.
29 Kral, ‹‹Genç Avşalom güvenlikte mi?›› diye sordu. Ahimaas şöyle yanıtladı: ‹‹Yoav kralın hizmetkârı Kûşluyla beni gönderdiği sırada büyük bir karışıklık gördüm, ama ne olduğunu anlamadım.››
30 Kral, ‹‹Bir yana çekilip burada bekle›› dedi. Ahimaas da çekilip beklemeye başladı.
31 Tam o sırada Kûşlu geldi. ‹‹Efendimiz krala müjde!›› dedi, ‹‹Bugün RAB sana karşı bütün ayaklananların elinden seni kurtardı.››
32 Kral Kûşluya, ‹‹Genç Avşalom güvenlikte mi?›› diye sordu. Kûşlu, ‹‹Efendimiz kral!›› diye yanıtladı, ‹‹Düşmanlarının ve kötü amaçla sana karşı ayaklananların hepsinin sonu bu gencin sonu gibi olsun.››
33 Kral sarsıldı. Giriş kapısının üstündeki odaya çıkıp ağladı. Giderken, ‹‹Ah oğlum Avşalom! Ah oğlum, oğlum Avşalom!›› diye inliyordu, ‹‹Keşke senin yerine ben ölseydim, oğlum! Ah oğlum Avşalom!››