2 Selanikliler 1

YORUM

I. SELAMLAMA (1:1-2)

1:1   Pavlus bu mektubu Korint’ten yazdığında, Silvanus ve Timoteos onunla birlikteydi. Mektubun Selanik’teki kiliseye hitaben yazılmış olması, onun hem coğrafi hem de insani niteliklerini açıklar. Babamız Tanrı ifadesi ise, o topluluğun puta tapan bir topluluktan farklı olduğunu belirtir. Ve Rab İsa Mesih’e ait cümlesi de onun Mesih inanlısı bir topluluk olduğunu gösterir. 1

1:2   Elçi, imanlılar için şöhret, şans ya da zevk dolu bir yaşam dilemiyor, lütuf ve esenlik diliyor. Lütuf, Tanrı’nın isteği doğrultusunda olan her şeyi mümkün kılar, esenlik ise her tür durumda sükunet içinde kalabilmemizi sağlar. Bir insan kendisi ve başkaları için daha ne isteyebilir ki?

Lütuf ve esenlik Baba Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten gelir. Lütuf esenlikten önce gelir. Tanrı’nın esenliğine kavuşabilmemiz için önce O’nun lütfunu bilmeliyiz. Pavlus’un bu bereketlerin kaynakları olarak Baba Tanrı ve Rab İsa Mesih demesi, Baba ve Oğul’un eşitliğini akla getirir.

II. PAVLUS VE SELANİKLİLER (1:3-12)

A. Pavlus’un Şükran Borcu (1:3-5)

1:3   Mektup imanlılar için sunulan şükranlarla başlıyor. Bu mektubu okurken, Mesih’in ruhsal çocuklarından ötürü sevinen, O’nun gerçek hizmetçisinin kalp atışlarını duyar gibi oluruz. Ona göre şükretmek sürekli bir eylemdi ve imanlıların imanı ve sevgisi göz önüne alındığında da yerinde bir davranıştı. İmanları hızla gelişiyor ve her biri, diğer insanlara gitgide artan bir sevgi gösteriyordu. Bu, elçinin dualarına bir yanıttı (1Se.3:10-12).

Sıraya dikkat edin: İlk olarak iman, ardından sevgi. C.H. Mackintosh şöyle diyor: “İman bizi Tanrı’nın sonsuz sevgi kaynağıyla birleştiriyor ve bunun zorunlu sonucu da, yüreklerimiz O’na ait olan her şeye karşı sevgiyle dolar.”

1:4   İmanlıların ruhsal yönde gelişmeleri, Pavlus ve arkadaşlarının onları Tanrı’nın öteki kiliselerine övmelerine yol açtı. Zulüm gördükleri halde imandan sapmadılar ve sarsılmadılar. Burada geçen sabır sözcüğü, dayanıklılık ve azim anlamlarına gelmektedir.

1:5   Zulüm ve sıkıntılar karşısında cesurca dayanmaları, Tanrı’nın adil yargısının bir belirtisiydi. Tanrı onları destekliyor, güçlendiriyor ve teşvik ediyordu. Eğer O’nun tanrısal gücünden beslenmemiş olsalardı, Mesih için çektikleri acılar karşısında bu sabrı ve imanı gösteremezlerdi.

Bu üstün dayanıklılıkları onların Tanrı’nın Egemenliği’ne layık olduklarının kanıtıydı. Bu egemenliğe girmelerinde kişisel çabalarının bir rolü yoktu, çünkü yalnızca Mesih’in yaptığı iş aracılığıyla oraya girebiliriz. Ancak bu egemenlik için acı çekenlerin, gelecek olan o günde, O’nunla birlikte egemenlik süreceklerini de anlıyoruz (Rom.8:17; 2Ti.2:12).

E.W.Rogers, “Tanrı’nın Egemenliği’ne layık sayılacaksınız” ifadesiyle ilgili şunları yazıyor:

 Bu, insanın sorumluluğuyla ilgilidir. Tanrısal yücelik açısından, yalnızca Mesih’in ölümü ve dirilişi sayesinde ışıkta yaşayan kutsalların mirasına ortak olmaya uygun kılındık. Kurtuluşumuzdan önce ya da sonradan sahip olduğumuz herhangi bir şeyle değil, yalnızca sevgili Oğul sayesinde lütuf bulduk. Ancak Tanrı, çocuklarının ahlâki faziletlerini geliştirmek için, onların zulüm ve sıkıntılardan geçmelerine izin veriyor ki, bu egemenliği “hak etmiş yurttaşlar” olabilsinler.

 Elçilerin bazıları İsa’nın adı uğruna sıkıntı çekmeye layık görüldüklerinden ötürü seviniyorlardı. Pavlus Selanikliler için dua ederken onların Tanrı tarafından, aldıkları çağrıya layık sayılmalarını diliyordu. Elbette bunun Mesih’in yaptığı işe bir şey eklemekle ilgili bir yönü yoktu. İmanlıyı Tanrı’nın Egemenliği’ndeki konumuna layık kılan çarmıhtır. Ancak sıkıntıdayken gösterilen sabır ve iman, o kişinin buna ahlâki yönden de layık olduğunu gösterir. Dünyadaki kulüplerde, kulübün adını kirleten üyelere zaman zaman rastlanır. Pavlus imanlıların arasında bu tür durumların görülmemesi için dua ediyordu.2

B. Tanrı’nın Adil Yargısı (1:6-10)

1:6   Tanrı’nın adaleti iki şekilde kendini gösterir; zulmedenin cezalandırılması ve zulüm görenin rahata kavuşturulması.

Williams şöyle der:

Tanrı’nın, imanlıların zulüm görmesine ve zulmedenlere bunu yapması için izin vermesinde iki amaç vardır: İlki, kendi halkının, egemenliği için uygun olup olmadığını sınamak (5’inci ayet), ikincisi de zulmedenlerin yargılanmayı hak ettiklerini göstermektir.3

1:7   Tanrı, hem imanlılara düşmanlık edenlere hak ettikleri cezaları verecek, hem de O’nun uğruna sıkıntı çekenleri rahatlatacaktır.

Yedinci ayetten, acı çekmekte olan imanlıların, Mesih ateş alevleri içinde gökten geri gelene dek, rahat yüzü görmeyecekleri sonucuna varmamalıyız. Bir imanlı ölünce rahata kavuşur. Yaşamakta olan imanlılar ise Mesih’in ikinci gelişinde sıkıntılarından kurtulacaklardır. Bu ayetin anlamı şudur; Rab düşmanlarını yargıladığı zaman dünya, imanlıların rahatta olduklarını görecek.

Tanrı’nın adil yargısı, Rab İsa ateş alevleri içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak. Tanrı’ya inanmayanların cezalandırılması ve imanlıların rahata kavuşması da o zaman olacak. Burada Mesih’in gelişinin hangi aşamasından söz ediliyor? Elbette ki, üçüncü aşamasından, yani gelişinin açıklandığı, kutsallarıyla birlikte yeryüzüne dönüşünden söz edilmektedir.

MESİH’İN İKİNCİ GELİŞİ VE AÇIKLANIŞI ÜZERİNE ARASÖZ

Birisi çıkıp, “Mesih’in Kilise’yi göğe almaya gelişi ve açıklanışının farklı olaylar olduğunu nereden biliyorsun?” diye sorabilir. Kutsal Kitap’ta bu iki olayın farklı olduğu aşağıdaki ayetlerde belirtilmiştir:

 

  Kilise’yi Almaya Gelişi   Açıklanışı
1. Mesih havada olacak (1Se.4:17). 1. Yeryüzüne gelecek (Zek.14:4).
2. Kendine iman etmiş olanlar için geliyor (1Se.4:16-17). 2. Kutsallarıyla geliyor (1Se.3:13; Yah.14).
3. Kilise’yi almaya geliş Eski Antlaşma zamanında bilinmeyen bir sırdır (1Ko.15:51). 3. Açıklanış sır değil, Eski Antlaşmadaki birçok peygamberliğin konusudur (Mez.72; Yşa:11; Zek.14).
4. Mesih’in kutsalları için gelişini haber veren kutsal işaretlerden söz edilmez. 4. Onun kutsalları ile gelişi gökteki bazı işaretlerle haber verilecek (Mat.24:29-30).
5. Kilise’yi almaya geliş Mesih’in günü ile özdeşleştirilir (1Ko.1:8; 2Ko.1:14; Flp.1:6-10). 5. Açıklanış Rab’bin günü ile özdeşleştirilir (2Se.2:1-12).
6. Kilise’yi almaya gelişin bir bereketleme zamanı olduğu belirtilir (1Se.4:18). 6. Açıklanışta asıl vurgulanan yargıdır (2Se.2:8-12).
7. Kilise’yi almaya geliş bir göz kırpması kadar bir sürede gerçekleşecek (1Ko.15:52). Yani bu olayın insanlar tarafından pek fark edilmeyeceğini çağrıştırır. 7. Açıklanışı tüm dünya görecek (Mat.24:27; Va.1:7).
8. Kilise’yi almaya geliş öncelikle imanlılar topluluğunu ilgilendirecek (Yu.14:1-4; 1Ko.15:51-58; 1Se.4:13-18). 8. Açıklanış önce İsrail’i sonra da tüm diğer ulusları ilgilendirecek (Mat.24:1; 25:46).
9. Mesih parlak sabah yıldızı olarak gelecek (Va.22:16). 9. Kanatlarında şifa olan salah güneşi olarak gelecek (Mal.4:2).
10. Kilise’yi almaya gelişten Matta, Markos ve Luka’da söz edilmez, ancak Yuhanna’da söz edilir. 10. Açıklanıştan Yuhanna’da pek söz edilmez, diğer üçünde belirgin bir şekilde anlatılır.
11. Alınıp götürülenler kutsal kılınmak üzere götürülür (1Se.4:13-18). 11. Götürülenler yargılanmak üzere götürülür. Bırakılanlar kutsal kılınmak üzere bırakılır (Mat.24:37-41).
12. Kilise’yi almaya gelişten önceki olaylarla ilgili tarihsel bir sıra verilmez. 12. Açıklanıştan önce 1260 gün, 42 ay, 3.5 yıl gibi ayrıntılı süreler verilir (Dan.7:25; 12:7-11,12; Va.11:2; 12:14; 13:5).
13.  “İnsanoğlu” unvanı Kilise’yi almaya gelişle ilgili bölümlerin hiçbirinde kullanılmaz. 13. Açıklanıştan İnsanoğlu’nun gelişi diye söz edilir (Mat.16:28; 24:27,30,39; 26:64; Mar.13:26; Luk.21:27).

Bunların iki ayrı olay olduğunu kabul etsek bile, her ikisinin de hemen hemen aynı anda olmayacağını nasıl bilebiliriz? İkisi arasında bir zaman boşluğu olduğunu nereden bileceğiz? Burada üç çeşit kanıttan söz edebiliriz:

  1. İlki, Daniel’in yetmiş haftayla ilgili peygamberliğine dayanmaktadır (Dan. 9:25-27). Biz şu anda, kilise çağının 69 ile 70’inci haftalarının arasındaki dönemdeyiz. Yetmişinci hafta ise yedi yıl sürecek olan Büyük Sıkıntı dönemidir. Kilise bu dönem başlamadan önce cennete alınacaktır (Rom.5:9; 1Se.1:10; 1Se. 5:9; Va.3:10). Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişi (açıklanışı) yetmişinci haftadan sonra olacaktır (Dan.9:24; Mat.24).
  2. Mesih’in Kilise’yi yanına almaya gelişi ile İnsanoğlu’nun kutsallarıyla birlikte gelişi arasında bir zaman diliminin olacağına ilişkin diğer bir kanıt ise, Vahiy kitabının yapısıdır. İlk üç bölümde kilise yeryüzünde gösterilir. 4’üncü bölüm ile 19:10 arası, O’nun Oğlu’nu reddeden dünyanın Tanrı’nın gazabına çarptırılacağı büyük sıkıntı dönemini tanımlar. İmanlılar topluluğu cennete alınmış durumdadır. Büyük sıkıntı döneminin sonunda, 19:11’inci ayette Mesih, düşmanlarına boyun eğdirmiş ve egemenliğini kurmuştur.
  3. Mesih’in kutsalları için gelişi ile kutsallarıyla birlikte gelişi arasında bir sürenin geçmesini gerektiren üçüncü bir nokta daha vardır. Mesih’in ikinci gelişinde tüm imanlılar dünyadan alınıp yüceltilmiş bedenlere kavuşturulur. Ancak Mesih, egemenlik sürmek üzere döndüğünde yeryüzünde yüceltilmiş bedenlere kavuşmamış ve bin yıllık dönemde evlenip çocuk sahibi olmuş imanlılar olacaktır (Yşa.11:6-8). Bu imanlılar nereden gelecekler? Öyleyse Kilise’yi yanına almaya gelişiyle İnsanoğlu’nun gelişi arasında bir dönem olacak ve o dönem boyunca bazı kişiler Rab İsa’ya iman edecektir.

Yedinci ayete yeniden dönersek, Rab İsa’nın güç ve görkemle geldiğini görürüz. Ayrıca gücünü gösteren meleklerle çevrelenmiş olacaktır.

1:8   Ateş alevleri, Tanrı’nın varlığını simgeleyen görkem bulutu (Çık.16:10) Şekina’ya benzer bir şey, ya da salıverilecek olan ateşli yargının bir resmi olabilir (Mez.50:3; Yşa.66:15). Biz ikincisine inanıyoruz.

Tanrı cezalandırdığı zaman bu, kin dolu bir ceza değil, adil bir şekilde herkesin hak etmiş olduğu ceza olacaktır. Söz konusu olan, “insanların hakkından gelme” değil, O’nun kutsal, adil karakterinin gerektirdiği cezanın adilce dağıtılmasıdır. O, kötü olanın ölmesinden zevk almaz (Hez.18:32).

Pavlus, günahın cezalandırılmasını iki gruba ayırır:

  1. Tanrı’yı tanımayanlar: Bunlar yaradılış nedeniyle ve vicdan yoluyla bilebileceğimiz gerçek Tanrı’yı reddetmiş olanlardır (Rom.1:2). Müjde’yi hiçbir zaman duymamış olabilirler.
  2. Rabbimiz İsa ile ilgili Müjde’ye uymayanlar: Bunlar Müjde’yi duymuş, ama reddetmiş olanlardır. İncil yalnızca inanılması gereken gerçekleri belirtmez, itaat edilmesi gereken Kişi’yi de açıklar. Yeni Antlaşma’daki anlamıyla iman, itaati de içerir.

1:9   Böyleleri cezaya çarptırılacak. Tanrı’nın günahı cezalandırmaması gerektiği düşüncesi, O’nun kutsal olduğu ve doğru olanı yapmakla yükümlü olduğu gerçeğini görmezlikten gelmesi anlamını taşır.

Burada cezanın, sonsuza dek mahvolma olduğu belirtilir. “Sonsuza dek” olarak çevrilen sözcük (aiõnios), Yeni Antlaşma’da yetmiş kez kullanılır. Üç kez “zamanın başlangıcından önce” gibi bir anlamda kullanılır (Rom.16:25; 2Ti.1:9; Tit.1:2). Diğer durumlarda sonsuza dek anlamındadır. Romalılar 16:26’da ise Tanrı’nın sonsuza dek var oluşunu anlatmak için kullanılmıştır.

Mahvetme hiçbir zaman yok etme anlamına gelmez. Var oluş nedeni yönünden yıkıma uğrama ya da iyilik halinin kaybolması anlamlarına gelir. Rab İsa’nın Luka 5:37’de şarap tulumlarından söz ederken kullandığı “patlatır” sözcüğü de aynı kökten gelmektedir. Varlıkları sona ermemişti, ancak artık işe yaramaz hale gelmişlerdi.

Bu, sıkıntı sonrası Kilise’yi alma (post-tribulation) görüşünü savunanların kullandığı bir bölümdür. Onlara göre, Mesih egemenlik sürmek üzere gelene dek, ki bu da büyük sıkıntı döneminin sonu demektir, ne imanlılar rahata kavuşacak, ne de onlara zulmedenler cezalandırılacaklardır. Dolayısıyla imanlıların umudu Mesih’in sıkıntı sonrasındaki gelişindedir.

Onların göremediği nokta, bu mektubun yazıldığı Selanikliler’in ölmüş olup cennette Rab’bin yanında olduklarıydı. Aynı şekilde onlara zulmedenler de ölmüş ve cehennemde acı çekmekteydiler.

Öyleyse neden Pavlus, bütün bunların Mesih güç ve görkemle yeryüzüne gelene dek ortaya çıkmayacağını ima eder şekilde konuşmaktadır? Çünkü bunlar, tüm dünyanın her şeyi açıkça gördüğü zaman olacaktır. O zaman bütün dünya, Selanikliler’in haklı ve onlara zulmedenlerin haksız olduğunu anlayacaktır. Kutsalların da, Mesih’le birlikte döndüklerinde, huzur içinde dinlenmekte oldukları görülecektir. Rab’bin düşmanlarının büyük sıkıntı döneminin sonunda mahvedilmesi ve çağlar boyunca Tanrı’ya inananlara sıkıntı verenlerin kötü sonu herkesçe görülecektir.

Bu bizim, Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişinin herkes tarafından görüleceğini hatırlamamıza yardım edecektir. Başlangıçtan beri var olan gerçeği tüm dünya görecektir. Bu, Mesih’in ikinci gelişi için söz konusu değildir.

Kötülere verilecek cezanın içinde, Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak bırakılma da vardır. O’nsuz mahvolmak, sonsuza dek O’ndan mahrum kalmak demektir.

1:10   O’nun gelişi, Rab için yüceltilme, bizim için ise hayran olma zamanı olacaktır.

Kendi kutsalları arasında yüceltilecek, yani onlar için yaptıklarından ötürü onurlandırılacaktır. Onların kurtuluşu, kutsal kılınması ve yüceltilmesi, Rab’bin eşsiz lütuf ve gücü için bir övgü olacaktır.

O, bütün imanlılarda hayranlık uyandıracaktır.4 O’nun hiç de umut verici gözükmeyen insanlarla neler yapabildiğini görmek, şaşkın bir şekilde bunu seyredenleri soluksuz bırakacaktır.

Selanik’li imanlılar da bunlara katılacaktır, çünkü onlar elçilerin ettiği tanıklığa inanmış ve kabul etmişlerdi. Rab İsa’nın kutsallarıyla birlikte geldiği o gün, onlar da bu yücelik ve görkemden paylarını alacaklar.

Gözden geçirmek amacıyla 5-10’uncu ayetleri şu şekilde de aktarmak mümkündür: “Tüm bu sıkıntıların ortasında gösterdiğiniz sabır gerçekten büyüktür. Bu şekilde Tanrı adil amaçlarını gerçekleştiriyor. Sıkıntılar karşısındaki yılmaz tutumunuz, Mesih’in gelecek olan egemenliğinin yüceliğini paylaşanlar arasında yerinizi alacağınızı gösteriyor. Tanrı bir yandan size sıkıntı verenleri uygun şekilde yargılarken, sizleri de Pavlus, Silvanus ve Timoteos gibi rahata kavuşturacaktır. İsa Mesih ateş alevleri içinde, güçlü melekleriyle birlikte gökten geldiğinde, düşmanlarınızı yargılayacak ve Tanrı’yı tanımak istemeyenlerle İncil’e karşı çıkanları cezalandıracaktır. Onlar sonsuza dek acı çekecekler, hatta imanlılar için döndüğünde O’nun yüzünü ve gücünü bile görmekten yoksun kalacaklar. Müjde’ye iman etmiş olanlar sevineceklerdir.”

C. Pavlus’un İmanlılar İçin Duası (1:11-12)

1:11   Önceki ayetlerde elçi, kutsalları bekleyen görkemli olayları tanımlıyordu. Çektikleri zulümler daha sonra onların Mesih’in egemenliğinde büyük ödüller almalarını sağlayacaktır. Pavlus o zaman gelene dek, Tanrı onları çağrısına layık görsün ve iyiliğe yönelik her arzularını, imana dayanan her işlerini kendi gücüyle gerçekleştirsin diye dua ediyor.

1:12   Bunun iki sonucu olacaktı. İlk önce, Rab İsa Mesih’in adı onlarda yüceltilecekti. Yani onlar Rab’bi dünyaya doğru bir şekilde tanıtıp adının yüceltilmesini sağlayacaklardı. Ardından onlar da O’nda yüceltileceklerdi. Rab’le birliktelikleri, O’nun bedeninin üyeleri olarak onlara da onur kazandıracaktı.

Birinci bölümün sonunda, bu duanın yanıtlanmasının, Tanrımız’ın ve Rab İsa Mesih’in lütfuyla mümkün olabileceği hatırlatılıyor. Burada, imanlının yaşamında çektiği sıkıntıların anlamı ve sonucuna ilişkin harikulade bir açıklama var. Bunu okuduklarında Selanikliler’in ne kadar büyük bir cesaret almış olduklarını bir düşünün!

 

Kutsal Kitap

1 Pavlus, Silvanus ve Timoteos’tan Babamız Tanrı’ya ve Rab İsa Mesih’e ait Selanik kilisesine* selam!
2 Baba Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
3 Kardeşler, sizin için her zaman Tanrı’ya şükran borçluyuz. Böyle yapmamız da yerindedir. Çünkü imanınız büyüdükçe büyüyor, her birinizin öbürüne olan sevgisi artıyor.
4 Bu nedenle bizler, katlandığınız bütün zulüm ve sıkıntılar karşısındaki sabır ve imanınızdan ötürü Tanrı’nın kiliseleri* arasında sizinle övünüyoruz.
5 Bütün bunlar Tanrı’nın adil yargısının belirtisidir. Sonuç olarak, uğrunda acı çektiğiniz Tanrı Egemenliği’ne* layık sayılacaksınız.
6 Tanrı adil olanı yapacak: Size sıkıntı çektirenlere sıkıntı ile karşılık verecek, sıkıntı çeken sizleriyse bizimle birlikte rahata kavuşturacaktır. Bütün bunlar Rab İsa alev alev yanan ateş içinde güçlü melekleriyle gökten gelip göründüğü zaman olacak. Rabbimiz İsa, Tanrı’yı tanımayanları ve kendisiyle ilgili Müjde’ye uymayanları cezalandıracak.
7 (SEE 1:6)
8 (SEE 1:6)
9 Böyleleri Rab’bin varlığından ve yüce gücünden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasına çarptırılacaklar. Bütün bunlar Rab’bin kendi kutsalları arasında yüceltilmek ve bütün imanlılarda hayranlık uyandırmak üzere geldiği gün olacak. Sizler ise iman edenlerdensiniz. Çünkü size ettiğimiz tanıklığa inandınız.
10 (SEE 1:9)
11 İşte bu nedenle Tanrımız sizi çağrısına layık görsün, iyiliğe yönelik her dileğinizi, imana dayanan her uğraşınızı kendi gücüyle sonuçlandırsın diye sizin için her zaman dua ediyoruz.
12 Öyle ki, Tanrımız’ın ve Rab İsa Mesih’in lütfuyla Rabbimiz İsa’nın adı sizde yüceltilsin, siz de O’nda yüceltilesiniz.

1. Selanik’te bugün de bir Mesih inanlısı topluluğu vardır.

2. E.W. Rogers, Concerning the Future, sf.80

3. George Williams, The Student’s Commentary on the Holy Scriptures sf.948

4. En eski el yazmalarında “bütün imanlılarda” ifadesi yer alır. Kuşkusuz bu doğrudur.