2 Selanikliler 3

V. PRATİK ÖĞÜTLER (3:1-15)

A. Karşılıklı Dua (3:1-5)

3:1   Pavlus imanlıların dualarına gereksinim duyuyordu. Bu bölüm onun üç konuda dua isteğiyle başlar:

  1. Rab’bin sözünün yayılması için
  2. Rab’bin sözünün yüceltilmesi için
  3. Müjde’yi duyuranların korunması için.

Elçi, Rab’bin sözünün hızla yayılmasını arzulamaktadır. Bu, İncil’in engellere rağmen bir yerden diğerine hızla ulaşması anlamındadır (Mez.147:15’e de bakın).

Rab’bin sözünün, Selanik’te olduğu gibi başka yerlerde de harikulade ruhsal ve ahlâki devrimler gerçekleştirmesini dilemektedir.

3:2   Üçüncü ricası, kendisinin ve arkadaşlarının ahlâksız ve kötü insanlardan kurtulmalarıdır. Burada büyük olasılıkla, Korint’te kendilerine karşı gelen Yahudilerle ilgili olarak konuşmaktadır (Elç.18:1-18). Gerçekten de insanların İncil’e ve onu duyuran kişilere karşı gelmelerinden daha mantıksız bir şey olamaz. Bunu açıklamak da oldukça güçtür. Politika, bilim ve birçok konuda gayet mantıklı ve iyi konuşabilirler, ancak İncil’e gelince mantık çizgisinden uzaklaşmaktadırlar.

3:3   İkinci ile üçüncü ayet arasındaki karşıtlığa dikkat edin: “Herkes iman etmiş değildir”, “Ama Rab güvenilirdir.” Bu bize gözlerimizi imansız kişilerden, asla terk etmeyen Tanrı’ya çevirmemiz gerektiğini öğretir. Tanrı güvenilirdir (1Ko.1:9). Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez (1Ko.10:13). Güvenilir ve adil olan Tanrı, günahlarımızı bağışlayıp bizi her kötülükten arındıracaktır (1Yu.1:9). Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan, yani Şeytan’dan koruyacaktır.

3:4   Herkes iman etmiş değildir… Rab güvenilirdir… Rab’de size güveniyoruz. Denney’in belirttiği gibi; “Rab’de iseler zayıf, söz dinlemez, fazla akıllı olmayanlara da güvenebilirsiniz.” Pavlus burada imanlılara, buyurduklarını yapmaları için sorumluluklarını hatırlatıyor. Burada yine tanrısal olanla insani olanın harika ve şaşırtıcı karışımını görüyoruz. Siz onun buyurduklarını yapın, Tanrı sizi koruyacaktır. Benzer bir duruma 1.Petrus 1:5’de rastlıyoruz: “İman sayesinde (bizim sorumluluğumuz) Tanrı’nın gücüyle (O’nun sorumluluğu) korunuyorsunuz.” Filipililer 2:12-13’de şöyle der: “…kurtuluşunuzu etkin kılın (bizim sorumluluğumuz) …sizde etkin olan Tanrı’dır (O’nun sorumluluğu).”

3:5   Sıkıntı gördüğümüz dönemlerde diğer insanlara karşı nefret dolu duygular geliştirebilir ve hatta bitmeyen dertlerimiz nedeniyle her şeyden vazgeçebiliriz. Bu nedenle elçi Selanikliler’in, Tanrı gibi sevgi dolu ve Mesih gibi sabırlı olmaları için dua ediyor.

İncil’in bir çevirisinde, “Mesih için sabırla bekleme” şeklinde olan ifade bir diğer çeviride Mesih’in sabrı şeklinde geçer. 1611 yılında yapılan çeviri, Mesih’in dönüşünü beklerken gösterilecek sabrı belirtmektedir. Diğer çeviride ise Mesih’in dünyada ve şimdi de cennette gösterdiği sabır kastedilir.1

Bu ayetteki Rab sözcüğü, Kutsal Ruh’a göndermede bulunuyor olabilir. Bu durumda 2:13-14’deki gibi, Üçlü Birlik’in her bir kişisinden söz edilmiş olur.

B. Öğretiye Başkaldıranlar (3:6-15)

3:6   Öyle anlaşılıyor ki, Selanik’teki bazı imanlılar merakla Rab’bin dönüşünü beklemeye koyulduklarından işlerinden ayrılmış ve boş geziyorlardı. Pavlus bu tür davranışları kesinlikle onaylamayıp böyle yapan kardeşlere nasıl davranılması gerektiğini açıklıyor.

Boş gezen bütün kardeşlerden, yani çalışmayıp başkalarının sırtından geçinenlerden (10 ve 11’inci ayetlere de bakın) uzak durmalarını buyuruyor. İmanlılar, böyle bir kardeşle iletişim içinde olmayarak tavırlarını ortaya koymalıydılar. Ancak bu suç, o kişiyi imanlılar topluluğundan çıkarmayı gerektirecek kadar da ağır değildir.

Selanikliler’in Pavlus’tan aldıkları öğretiler arasında çalışkan olma ve kendi geçimlerini sağlama konusu da vardı.

3:7   Rab İsa’nın geleceğini biliyor olması, onun çadırcılığı bırakmasını gerektirmemişti. Aslında Mesih’in her an gelebileceğini düşünüyordu, ancak Rab’bin o hayattayken gelmeyebileceği olasılığını da dikkate alarak çalışmaya ve hizmet etmeye devam ediyordu.

3:8   Kimse onu başkalarının evinde kalıp onların kazandıklarından yemekle suçlayamazdı. İncil’i duyururken kendi geçimini de sağlamaktaydı. Bunun anlamı uzun günler ve yorgun gecelerdi, ancak Pavlus kimseye yük olmamaya kararlıydı.

3:9   Bir vaiz olarak, kendisi aracılığıyla Rab İsa’ya iman edenler tarafından bakılmaya hakkı vardı (1Ko.9:6-14; 1Ti.5:18). Ancak o, çalışkanlık örneği sergilemek için bu hakkından vazgeçti.

3:10   Selanikliler’e daha önce de çalışmak istemeyen kişileri desteklememeleri söylenmişti. Eğer bir imanlı çalışabilecek durumda olduğu halde çalışmıyorsa yemek de yememeliydi. Bu, imanlıların daima yumuşak huylu olması gerçeğiyle çelişir mi? Elbette hayır! Bu, tembelliği teşvik eden bir yumuşak huyluluk değildir. Spurgeon şöyle der: “Hata yapanlara gösterilecek gerçek sevgi, onlarla hatalarından ötürü arkadaşlık etmek değil, her şeyde İsa’ya sadık kalmaktır.”

3:11   Şimdiyse elçi, bu boş gezen kardeşlerin sahte ruhsallığını ve tutarsızlığını ortaya çıkarmak için hoş bir şekilde sözcüklerle oynuyor.2 Onun sözleri birkaç değişik biçimde şöyle aktarılabilir:

  1. “Bazıları bir işle uğraşmayıp başkalarına karışıyorlar.”
  2. “Meşguliyeti olmayan bazıları diğerlerinin işleriyle ilgileniyorlar.”
  3. “Kendi işleriyle ilgilenmediği halde başkalarınınkiyle fazlasıyla ilgilenenler var.”
  4. “Kendi işinden başka herkesin işiyle ilgilenenler var.”

3:12   Bu kişilerden, Rab İsa Mesih’in adına tembellik etmeden çalışmaları istenir. Bu, Tanrı’yı yücelten iyi bir tanıklıktır.

3:13   Sadık bir şekilde çalışmakta olanlar da aynı şekilde devam etmeleri için cesaretlendirilir. Önemli olan bir yarışa başlamak değil bitirebilmektir. Dolayısıyla onların da doğru olanı yapmaktan usanmamaları gerekiyordu.

3:14   Ancak elçinin öğütlerine ve sözlerine uymayan biri olursa ne olacak? Diğer imanlılar onunla fazla zaman geçirmeyerek onu disiplin etmelidir. Bu disiplinin amacı, onun davranışlarından dolayı utanıp kendini düzeltmesini sağlamaktır.

3:15   Bununla birlikte bu disiplin onu topluluktan çıkarmak kadar sert değildir. Suçluya yine de bir kardeş gözüyle bakılır. Topluluktan çıkarma söz konusu olduğunda o kişiye “putperest ya da vergi görevlisi” gözüyle bakılır (Mat.18:17).

Bir imanlının disiplin edilmesindeki amaç, daima o kişinin Rab’le ve Tanrı’nın halkıyla olan ilişkisinin düzeltilmesidir. Disiplin ederken nezaket ve kararlılığın imanlıya yakışan bir karışımı esas alınmalı, acımasız ve düşmanca bir tavır izlenmemelidir. O kişiye düşman gibi değil, kardeş gibi davranılmalıdır.

Selanik’teki imanlıların heyecanla Rab’bin dönüşünü bekleyip günlük işlerini terk etmeleri bize acayip gelebilir. Bugün imanlı topluluklarında bunun tam karşıt yönünde bir tehlike söz konusudur. Çoğumuz çalışma ve para kazanmayla o kadar meşgulüz ki, Rab’bin yaklaşan gelişinin heyecanını unutmuş durumdayız.

VI. KUTSAMA VE SELAMLAMA (3:16-18)

3:16   Bu ayet “Fırtınalı bir mektubu esenlikle sonlandıran” ayet olarak anılır. Pavlus Selanik’te acı çeken imanlılar için şöyle dua ediyor: “Esenlik kaynağı olan Rab’bin kendisi size her zaman, her durumda esenlik versin.”

Mesih inanlısının huzuru bu dünyada hiçbir şeye bağlı değildir. Tümüyle Rab İsa’nın işine ve kişiliğine bağlıdır. Dünya o esenliği ne verebilir, ne de alabilir. Bu, yaşamımızın her durumunda aklımızda olmalıdır. “Esenlik; zulmün ya da sıkıntının sona ermesi değil, Tanrı’ya imandan kaynaklanan ve her koşulda geçerli olan yürek sakinliğidir.”

3:17-18   Bu aşamada herhalde Pavlus kalemi yazıcısının elinden aldı ve kapanış selamını kendisi yazdı. Yazdığı her mektubun işareti olan selamından söz ediyor. Bazıları her mektubun sonunda bulunan ve Pavlus’un kendi eliyle yazılan ifadelerin, mektubun ona ait olduğunun kanıtı olduğunu düşünür. Başkaları ise bu işaretin onun kendine özgü kutsama duası olduğu fikrindedir: Rabbimiz İsa Mesih’in lütfu hepinizle birlikte olsun (Rom.16:24; 1Ko.16:23; 2Ko.13:14; Gal.6:18; Ef.6:24; Flp.4:23; Kol.4:18; 1Se.5:28; 1Ti.6:21; 2Ti.4:22; Tit.3:15; Flm.25; eğer onu da Pavlus yazdıysa İbr.13:25). Tüm bu ayetlerden, onun bütün mektuplarının lütuf ifadesiyle bittiğini görüyoruz.

MESİH’İN KİLİSESİNİ YANINA ALMAYA GELİŞİ ÜZERİNE ARASÖZ

Rab’bin dönüşünden 1.Selanikliler’in her bölümünde, 2.Selanikliler’in ise ilk iki bölümünde söz edilir. Bu birleştirici olan noktadır.

Peygamberlikte bulunmanın amacının merak uyandırma ya da aklımızı karıştırma olmadığını asla unutmamalıyız. Asıl amacı yaşamlarımızın değişmesidir.

İmanlılar için Mesih’in dönecek olmasının çok önemli bazı yönleri vardır.

  1. Yaşamlarımızın temizlenmesine yol açmalıdır (1Se.5:23; Yu.3:3).
  2. Bizde diğer insanların da kurtulması için dua etme ve çalışma isteği uyandırmalıdır (Yar.19:14; Hez.33:6; Yah.21:23).
  3. Bizi sıkıntı ve zulümler karşısında yılmadan devam etmek için cesaretlendirmelidir (Rom.8:18; 2Ko.4:17; 1Se.4:13-18).
  4. Mal mülk edinme çabalarımızı azaltmalıdır, çünkü O’nun gelişi yaklaştıkça sahip olduğumuz maddesel şeylerin değeri azalmaktadır (Lev.25:8-10,14,16’ya da bakın).
  5. Bizi zarar verdiğimiz kişilerden özür dilemeye ve aramızı düzetmeye zorlamalıdır (Mat.5:24; Yak.5:16).
  6. Bizde daha çok hizmet etme isteği uyandırmalıdır (Yu.9:4; 1Se.1:9-10).
  7. O geldiğinde önünde mahcup olmamak için O’na bağlı bir şekilde beklenti içinde olmalıyız (Luk.13:36; 1Yu.2:28).
  8. Bize, Mesih’e olan imanımızı açıklama cesareti vermelidir (Mar.8:38; Luk. 9:26).
  9. Rahatlatan bir umut olmalıdır (Yu.14:1-3,28; 1Se.4:18; 2Se.1:7; 2Ti.2:12).
  10. Bizi uysal ve nazik olmak için teşvik etmelidir (Flp.4:5).
  11. Birlik ve sevgiyi geliştirici bir etmen olmalıdır (1Se.3:12-13).
  12. Bizi öteki dünyayı da düşünmeye teşvik etmelidir (Kol.3:1-4).
  13. Yaklaşmakta olan bir gözden geçirme ve ödüllendirme zamanını hatırlatmalıdır (Rom.14:10-12; 1Ko.3:11-15; 2Ko.5:10).
  14. İncil’i duyururken bu gerçeğin gücünden yararlanmalıyız (Elç.3:19-21; Va.3:3).

Mesih’in tekrar gelecek olması, imanlı olmayanları da tövbe etmeye ve yaşamlarını O’na adamaya sevk etmelidir. Yalnızca İsa Mesih’e iman etmiş durumda olanlar ikinci gelişinde O’nun yanına gidebilecektir. Diğerleri ise yargılanmak üzere kalacaklardır.

Eğer O bugün gelseydi ne olurdu?

Mesih’in dönüşünün imanlının yaşamındaki öneminden dolayı aşağıdaki özeti eklemeyi uygun bulduk.

Büyük Sıkıntı Öncesi Geliş İçin Kanıtlar

1. İlk kanıt O’nun gelişinin her an olabileceğine dayandırılır. Mesih inanlılarının Rab’bin her an gelebileceğini düşünmelerine yol açan birçok ayet vardır. Geleceği zamanı bilmesek de tetikte bekler durumda olmalıyız. Ancak eğer imanlılar topluluğunun büyük sıkıntı döneminden geçmesi gerekiyorsa, O’nun her an gelebileceğini düşünmek biraz zorlaşır. Şu anda büyük sıkıntı döneminde olmadığımıza göre en azından yedi yıl daha sürecektir. Mesih’in her an gelebileceğine inananların sarıldığı görüş, O’nun gelişinin büyük sıkıntıdan önce olacağını savunan görüştür.

Mesih’in tam olarak ne zaman geleceğini bilmediğimizden tetikte olmamız gerektiğine işaret eden ayetlerden bazıları şunlardır:

  • “Biz de, evet Ruh’un turfandasına sahip olan bizler de evlatlığa alınmayı, yani bedenlerimizin kurtulmasını özlemle bekleyerek içimizden inliyoruz” (Rom.8:23).
  • “Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rab’bin gelişine dek Rab’bin ölümünü ilan etmiş olursunuz” (1Ko.11:26). Korintliler’e Rab’bin onlar hayattayken gelebileceği ima edilmiştir.
  • “Şimdiyse göksel evimizi giyinmeyi özleyerek inliyoruz” (2Ko.5:2). İmanlılar Mesih ikinci kez geldiğinde yüceltilmiş bedenlere kavuşacaklardır.
  • “Biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruh’a dayanarak, imanla bekliyoruz” (Gal.5:5). Aklanma umudu, Rab’bin gelişi ve o sırada bizim alacağımız yüceltilmiş bedenlerdir.
  • “Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Oradan Kurtarıcı’yı Rab İsa Mesih’i bekliyoruz. O, her şeyi kendine bağlı kılmaya yeten gücünün etkinliğiyle zavallı bedenlerimizi değiştirip kendi yüce bedenine benzer hale getirecektir” (Flp.3:20-21).
  • “Uysallığınız bütün insanlarca bilinsin. Rab’bin gelişi yakındır” (Flp.4:5).
  • “İnsanlar bizi ne kadar iyi karşıladığınızı anlatıp duruyor. Yaşayan gerçek Tanrı’ya kulluk etmek, O’nun ölümden dirilttiği ve bizleri gelecek gazaptan kurtaran Oğlu İsa’nın göklerden gelişini beklemek üzere putlardan Tanrı’ya nasıl döndüğünüzü anlatıyorlar” (1Se.1:9-10).
  • “Bu arada, mübarek umudumuzun gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz” (Tit.2:13).
  • “…Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kurtuluş getirmek için kendisini bekleyenlere görünecektir” (İbr.9:28).
  • “Artık, gelecek olan pek yakında gelecek ve gecikmeyecek” (İbr.10:37).
  • Öyleyse kardeşler, Rab’bin gelişine dek sabredin. Bakın, çiftçi ilk ve son yağmurları alıncaya dek toprağın değerli ürününü nasıl sabırla bekliyor! Siz de sabredin. Yüreklerinizi güçlendirin. Çünkü Rab’bin gelişi yakındır. Kardeşler yargılanmamak için birbirinize karşı homurdanmayın. İşte, Yargıç kapının önünde duruyor” (Yak.5:7-9).
  • Her şeyin sonu yakındır. Bu nedenle, sağduyulu olun ve dua etmek için ayık durun” (1Pe.4:7).
  • Mesih’te bu umuda sahip olan, Mesih pak olduğu gibi kendini pak kılar” (1Yu.3:3).
  • Rabbimiz İsa Mesih’in sizi sonsuz yaşama kavuşturacak olan merhametini beklerken kendinizi Tanrı’nın sevgisinde koruyun” (Yah.21). (Burada vurgulanan Rabbimiz İsa Mesih’in merhameti, kanıyla satın aldığı kişileri cennete götürmek üzere gelişidir).
  • Tez geliyorum! Tacını kimse elinden almasın diye sahip olduğuna sımsıkı sarıl” (Va.3:11).
  • “İşte tez geliyorum! Bu kitaptaki peygamberlik sözlerine uyana ne mutlu!” (Va.22:7).
  • “Bunlara tanıklık eden, ‘Evet tez geliyorum!’ diyor. Amin! Gel, ya Rab İsa!” (Va.22:20).

Doğrudan Mesih’in ikinci gelişine göndermede bulunmasa da, O’nun yakında geleceği izlenimini güçlendiren başka bölümler de vardır. Kilise tarihi boyunca, ne zaman geleceği tam olarak bilinemediğinden, Mesih’in her an gelebileceği düşüncesi egemen olmuştur.

  • Bunun için uyanık kalın. Çünkü Rabbiniz’in geleceği günü bilemezsiniz. Ama şunu bilin ki, ev sahibi, hırsızın gece hangi saatte geleceğini bilse, uyanık kalır, evinin soyulmasına fırsat vermez. Bunun için siz de hazır olun! Çünkü İnsanoğlu, beklemediğiniz saatte gelecektir” (Mat.24:42-44).
  • O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez. Dikkat edin, uyanık kalın, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz. Bu, yolculuğa çıkan bir adamın durumuna benzer. Evinden ayrılırken kölelerine yetki ve görev verir, kapıdaki nöbetçiye de uyanık kalmasını buyurur. Siz de uyanık kalın. Çünkü ev sahibi ne zaman gelecek, akşam mı, gece yarısı mı, horoz öttüğünde mi, sabaha doğru mu, bilemezsiniz. Ansızın gelip sizi uykuda bulmasın! Size söylediklerimi herkese söylüyorum, uyanık kalın!” (Mar. 13:32-37).
  • “Düğün şenliğinden dönecek olan efendilerinin gelip kapıyı çaldığı an  kapıyı açmak için hazır bekleyen köleler gibi olun” (Luk.12:36).
  • “Şöyle ki, siz Rabbimiz İsa Mesih’in görünmesini beklerken hiçbir ruhsal armağandan yoksun değilsiniz” (1Ko.1:7).
  • “Tanrı’nın ve dirilerle ölüleri yargılayacak olan Mesih İsa’nın…” (2Ti.4:1).
  • “Çocuklar, bu son saattir. Mesih karşıtının geleceğini duydunuz. Nitekim şimdiden çok sayıda Mesih karşıtı türemiş bulunuyor. Son saat olduğunu bundan biliyoruz” (1Yu.2:18).
  • “…Eğer uyanmazsan, hırsız gibi geleceğim. Hangi saatte geleceğimi hiç bilemeyeceksin” (Va.3:3).
  • “İşte hırsız gibi geliyorum. Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!” (Va.16:15).

2.  İkinci kanıt, imanlılar topluluğunun Tanrı’nın yaklaşan gazabından kurtulacağı vaadine dayanır. Romalılar 5:9’da Pavlus şöyle demektedir: “…O’nun aracılığıyla Tanrı’nın gazabından kurtulacağımız çok daha kesindir.” 1.Selanikliler 1:10 ise Rab İsa’yı, bizi yaklaşan gazaptan Kurtaracak olan diye tanımlar. 1.Selanikliler 5:9’dan ise Tanrı’nın, bizim gazaba uğramamızı değil, Rab İsa Mesih aracılığıyla kurtuluşa kavuşmamızı istediğini öğreniyoruz. “Gazap” sözcüğü ya büyük sıkıntı dönemindeki gazaba, ya da Tanrı’nın imanlı olmayanlara vereceği sonsuz yargıya işaret etmektedir. 1 ve 2.Selanikliler mektuplarının metni, büyük sıkıntı dönemindeki gazaba işaret edildiğini desteklemektedir (1Se.5:2-3; 2Se. 1:6-10; 2:10-21).

3. Vahiy 3:10’da Mesih’in, yeryüzünde yaşayanları denemek üzere bütün dünyanın üzerine gelecek olan deneme saatinden imanlıları esirgeyeceği sözünü verdiğini görüyoruz (Grekçe’deki ek sözcüğü, esirgeme, dışında tutma anlamına gelir).

4.  Vahiy kitabı içeriği itibarıyla, Kilise’yi yanına almaya gelişin büyük sıkıntıdan önce olacağı görüşünü desteklemektedir. 2 ve 3’üncü bölümlerde yeryüzünde görülen kilisenin, 3’üncü bölümden sonra yeryüzünde olduğuna ilişkin hiçbir ifadeye rastlanmaz. 4 ve 5’inci bölümlerde kutsalların, zafer tacını giyinmiş olarak cennette olduklarını görürüz. Ardından ise 6-19’uncu bölümlerde yeryüzündeki büyük sıkıntı dönemi anlatılır. O sırada imanlılar cennete alınmış durumdadır.

5.  Büyük sıkıntı dönemi yasa tanımaz adam ortaya çıkana dek başlamayacaktır (2Se.2:3). Yasa tanımaz adam da engelleyici ortadan kaldırılana kadar gelmeyecektir (2Se.2:7-8). Elbette Kutsal Ruh da engelleyiciye karşılık verir; imanlılar topluluğu dünyada olduğu sürece kötülüğün tümüyle egemen olmasını engeller. Kilisede yaşamakta olan Kutsal Ruh, kilisenin göğe alınıp götürüleceği zaman ayrılacaktır.

Bir anlamda Kutsal Ruh her zaman dünyadaydı ve her zaman da olacaktır. Ancak Pentikost Günü’nde gelişinin özel bir yönü vardı; çünkü o zaman imanlılarda ve imanlılar topluluğunda sürekli yaşamak, konut kurmak üzere gelmişti. Kutsal Ruh bu anlamda Mesih ikinci kez geldiğinde ayrılacaktır. Bu, Tanrı’nın Ruhu’nun büyük sıkıntı döneminde çalışmayacağı anlamına gelmez. Günahlıların iman etmelerinde rol oynamaya devam edecektir. Ancak onlarda sürekli olarak konut kurmayacak ve onları imanlılar topluluğuyla birleştirmeyecektir. Kutsal Ruh’un işi Eski Antlaşma dönemindekine benzer olacaktır.

6.  1.Selanikliler 4:18’de Mesih’in ikinci gelişinden rahatlatıcı bir olay olarak söz edilir. Oysa Rab’bin günü rahatlatıcı bir şekilde değil, gece hırsız gibi gelecektir (1Se.5:2). O gün, kimsenin kaçamayacağı (3’üncü ayet) ani bir yıkım (3’üncü ayet) ve gazap (9’uncu ayet) zamanı olacaktır. Buna karşılık Mesih’in ikinci gelişi korkutucu değil, umudu tazeleyici bir zaman olacaktır.

7.  Mesih’in kutsalları için gelişi ile kutsallarıyla birlikte gelişi arasında bir zaman olmalıdır. Mesih kutsalları için geldiğinde tüm imanlılar dünyadan alınacak ve yüceltilmiş bedenlerini alacaklar (1Ko.15:51). Mesih egemenlik sürmek üzere geldiğindeyse, çocuk yetiştirmekte oldukları gerçeğinden de anlaşıldığı gibi, doğal bir yaşam sürmekte olan kurtulmuş kişiler olacaktır (Yşa.65:20-25; Zek.8:5). Eğer kutsalların göğe alınışı ile Mesih’in ortaya çıkışı aynı zamanda olursa (büyük sıkıntı sonrası gelişe inananların görüşü), sonraki bu insanlar nereden gelecektir?

O’nun kutsalları almaya gelişiyle egemenlik sürmek üzere gelişi arasında bir zamanın gerektiğine ilişkin ikinci bir neden daha vardır. Mesih’in imanlıların yaptıklarını gözden geçirip uygun şekilde onları ödüllendireceği Yargı Kürsüsü’nün ikinci gelişten önce cennette yerine getirilmiş olması gereklidir (2Ko.5:10). Bu dönemde verilmiş olan ödüller bin yıllık dönem boyunca imanlılara verilecek olan egemenlik sürme yetkisini de belirleyecektir (Luk.19:17-19). Eğer bu iki geliş aynı anda olsaydı, Mesih’in Yargı Kürsüsü için zaman kalmamış olurdu.

8. Rab’bin günüde birinin hazırlıksız olmasının tek yolu, O’nun gece hırsız gibi gelmesidir (1Se.5:2). Ancak Pavlus imanlıların bu şekilde yakalanmayacağını açıkça belirtiyor (1Se.5:4). Dolayısıyla, o gün imanlıları kesinlikle yakalamayacaktır. Peki neden? İki neden öne sürülür:

  1. İmanlılar gecenin değil, gündüzün çocuklarıdır (1Se.5:4-5).
  2. Tanrı imanlıların gazaba uğramasını istemez (1Se.5:9).

9. İkinci gelişte imanlılar Baba’nın evine gidecekler (Yu.14:3). Büyük sıkıntı sonrası gelişe inananların düşündüğü gibi yeryüzüne hemen o anda geri dönmeyeceklerdir.

10. Büyük sıkıntı nitelik yönünden Yahudi kökenlidir. Yakup’un sıkıntı dönemi olarak da anılır (Yer.30:7). Matta 24.bölümdeki Yahudilerle ilgili göndermelere dikkat edin: Yahudiye (16’ncı ayet), Şabat Günü (20’nci ayet), kutsal yer (15’inci ayet). Bu terimlerin imanlılar topluluğuyla bir ilgisi yoktur.

11. Eski Antlaşma’daki bazı resimler veya simgesel olaylar, büyük sıkıntı öncesine rastlayan bir göğe alınmaya işaret etmektedirler. Elbette öğretimizi bu resimler üzerine bina etmiyoruz, ancak o olaylar da bu görüşe uygunluk gösteriyor.

  • Hanok, imanlılar topluluğunun bir örneği olarak, Tanrı’nın yargısı olan tufan gelmeden göğe alınmıştı. Nuh ve ailesi ise imanlı bir Yahudi kalıntısı olarak tu­fan süresince korunmuştu.
  • Yargı ateşi her şeyi yakmadan önce Lut da Sodom’dan kurtarılmıştı.
  • İbrahim’in oğlu İshak’ı kurban olarak sunma girişimi, Tanrı’nın Golgota Te­pesi’nde Kendi Oğlu’nu sunmasının bir ön resmidir. Bu olaydan sonra İshak’tan ilk kez gelinini almaya gittiğinde söz edilir. Böylece Mesih de göğe çıkışından sonra ilk olarak, gelinini cennete götürmek üzere geldiğinde görünecektir.
  • İlyas da kötü kalpli İzebel cezalandırılmadan önce cennete alınmıştı.

 

12.  Daniel’in peygamberliğinin ilk 69 haftası (9:24-27), Artahşasta’nın İ.Ö. 445’deki bildirgesinden Mesih’in çarmıha gerilmesine dek olan süreyi kapsar. Bunun imanlılar topluluğuyla ilgisi yoktur. O halde neden imanlılar topluluğu büyük sıkıntı dönemine rastlayan yetmişinci haftada bulunsun? (Aslında imanlılar topluluğu çağı tam olarak söz edilmeyen 69 ile 70’inci hafta arasındaki dönemde görülür).

Büyük Sıkıntı Sonrası Göğe Alınmaya İnananların İddiaları

1. Vahiy 3:10’da verilen vaat, imanlıların büyük sıkıntıdan muaf tutulacaklarını değil, o süre boyunca korunacaklarını kast eder (Yu.17:15 ile karşılaştırın).

Yanıt: “Esirgeyeceğim” şeklinde çevrilen sözcük orijinalinde “dışında tutacağım” anlamındadır. Grekçe’deki ön takı (ek), dışında anlamını taşır. Dolayısıyla anlatılmak istenen, imanlılar topluluğunun büyük sıkıntı sırasında korunacağı değil, tümüyle onun dışında tutulacağıdır.

Yuhanna 17:15’de de İsa dua ederken aynı sözcükleri kullanmaktadır: “Onları dünyadan uzaklaştırmanı değil, kötü olandan korumanı istiyorum.” Plummer şöyle bir yorum yapar: “İsa öğrencilerinin kendi içinde yaşamalarını isterken kötü olanın da dışında (ek) olmaları için dua etmektedir.” Bu dua yanıtlanmıştır. İmanlılar Şeytan’ın egemenliğinin dışında kalmış ve Tanrı’nın sevgili Oğlu’nun egemenliğine geçmişlerdir.

2. Romalılar 5:3’ün Grekçesi, “…Büyük sıkıntı sabrı yaratır” şeklindedir.

Yanıt: Pavlus dayanma gücünü yaratan sıkıntının yalnızca büyük sıkıntı döneminden ibaret olduğunu söylemiyor. Onun demek istediği, imanlıların bu yaşamda geçtikleri sıkıntıların dayanma gücünü ortaya çıkardığıdır. Ayrıca Fransızca ve İspanyolca’da olduğu gibi Grekçe’de de, soyut isimlerin önüne tanımlayıcı sözcük (artikel) gelir. Dolayısıyla çeviride bir sorun söz konusu değildir.

3. Mesih inanlılarına her zaman sıkıntı vaat edilmiştir (Yu.16:33). Sıkıntıdan sakınmaya çalışmamız için bir neden yoktur.

Yanıt: “Tanrı’nın Egemenliği’ne, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir” (Elç.14:22) şeklinde ayeti yadsıyan kimse yoktur. Ancak imanlının yaşamının bir parçası olan sıkıntılarla, Mesih’i reddeden bir dünyayı bekleyen büyük sıkıntı dönemi arasında büyük fark vardır.

4. 2.Selanikliler 1:7’de imanlıların, Rab İsa büyük sıkıntı döneminin sonunda yeryüzüne dönene dek rahat yüzü görmeyecekleri belirtilir.

Yanıt: Bu mektubun muhatabı olan Selanikli imanlılar zaten şu anda cennette rahata kavuşmuş durumdadır. Ancak imanlıların haklılığı ve onlara zulmedenlerin acı sonu, Rab İsa güç ve görkemle döndüğünde, tüm dünyaya gösterilecektir.

5. Elçilerin İşleri 3:21’e göre, her şeyin yeniden düzene sokulduğu bin yıllık döneme dek, Rab İsa gökte kalacaktır.

Yanıt: Bu sözler İsrailliler’e (4’üncü ayet) söylenmişti. İsrail ulusunu ilgilendirdiği kadarıyla bu doğrudur. Bu, Kurtarıcı’nın Matta 23:39’da Yeruşalim için söylediği sözlerle uyumludur: “Size şunu söyleyeyim: ‘Rab’bin adıyla gelene övgüler olsun!’ diyeceğiniz zamana dek beni bir daha görmeyeceksiniz.” Bu ise büyük sıkıntı döneminin sonunda olacaktır. Ancak imanlılar topluluğu bundan yedi yıl önce cennete alınmış olacaktır.

6. Mezmur 110:1’inci ayet Mesih’in tüm düşmanları yok edilene dek Tanrı’nın sağında oturacağını belirtir. Bu, büyük sıkıntı döneminin sonunda olacaktır.

Yanıt: Vahiy 20:8-9’da bin yıllık dönemin sonunda Mesih’e düşman olacak bazı kişilerin olduğunu okuyoruz. Bu dönem büyük sıkıntı döneminden 1.000 yıl sonrasına rastlar. Tanrı’nın “sağı” coğrafi bir yerleşimi olduğu kadar onur ve gücü de simgeliyor olabilir.

7. Titus 2:13’deki mübarek umut, Mesih’in görünmesiyle aynı şeydir. Dolayısıyla kilisenin beklediği göğe alınış ve açıklanışı aynı anda olacaktır. Bu nedenle de sıkıntı öncesinde gelişi değil, Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişini bekliyoruz.

Yanıt: İddia Grekçe’de Granville Sharp kuralı olarak bilinen bir söz dizimi kuralına dayanmaktadır. Buna göre; iki isim “ve” (Grekçe’de kai) ile bağlandığında ilk isimden önce gelen tanımlayıcı sözcük her iki ismi de kapsar. İkinci isim de ilk ismin biraz daha açık tanımını vermeye yardım eder. Bir örnekle açıklayalım: Titus 2:13’te şöyle yazılıdır: “Bu arada, mübarek umudumuzun gerçekleşmesini, ulu Tanrı ve Kurtarıcımız İsa Mesih’in yücelik içinde gelmesini bekliyoruz.” Burada “Tanrı” sözcüğüne “mız” eki eklenmemişse de anılan kural gereği Kurtarıcımız’ın sonundaki “mız” onu da kapsamaktadır. Dolayısıyla bu da Kurtarıcımız İsa Mesih’in Tanrı olduğunun bir başka kanıtıdır.

Bu kurala göre, ayetin Grekçe’sinde “mübarek umudumuzun” ifadesi ile “yücelik içinde gelmesi” ifadesi arasında “ve” bulunduğundan her ikisinin de aynı şey olduğu ileri sürülüyor. Yücelik içinde gelmesi, genellikle Mesih’in egemenlik sürmeye gelmesi şeklinde anlaşıldığından, imanlının umudu sıkıntı öncesindeki ikinci gelişte değil, Mesih’in egemenlik sürmeye yeryüzüne gelişindedir.

Bunu iki şekilde yanıtlamak mümkündür. İlk olarak tüm kurallar gibi Granville Sharp kuralının da istisnaları vardır. Bunun bir örneğini Luka 14:23’ün Grekçe’sinde görüyoruz: “Çıkıp yolları ve çit boyları” olarak geçen yerde aynı şey olması gerekirdi! Diğer bir örnek Efesliler 2:20’de bulunur: “Elçilerle peygamberlerden oluşan temel üzerine…” Dikkatli hiçbir öğrenci elçiler ve peygamberlerin aynı şey olduğunu söylemez.

Mübarek umudun gerçekleşmesi ile Mesih’in yücelik içinde gelmesinin aynı şey olduğunu kabul etsek bile, bu umudun sadece O’nun kiliseye görünmesi anlamına geldiğini, dünyaya görünmesinin ise ayrı bir zamanda gerçekleşeceğini düşünemez miyiz? Apokalpsis (ortaya çıkma) ve epiphaneia (görünme) sözcükleri pekala, Mesih’in dünyada egemenlik sürmek üzere gelişi ile kiliseyi almaya gelişinin iki ayrı olgu olduğunu gösteriyor olabilir.

8. İmanlının umudunun Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişinde olduğunu gösteren diğer ayetler şunlardır; 1Ko.1:7; 1Ti.6:14; 2Ti.4:8; 1Pe.1:7-13; 1Pe.4:13.

Yanıt: Bu bölümlerde kullanılan “ortaya çıkma” ve “görünme” sözcükleri hem Mesih’in imanlılar için gelişini, hem de kutsallarıyla birlikte gelişini kasteder. O, kendisini ilk önce imanlılar topluluğuna sonra da dünyaya açıklayacak ve gösterecektir.

Aktarılan bu ayetlerin hepsi de Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişine göndermede bulunuyor olsa bile, imanlının umudu gelecekte vaat edilen bereketlerin tamamını kapsamaktadır. Biz imanlıların göğe alınışını, Mesih’in egemenlik sürmek üzere gelişini, bin yıllık dönemi ve sonsuz egemenliği dört gözle bekliyoruz.

9. İmanlılar topluluğunda eskiden beri süregelen umut, sıkıntı öncesinde göğe alınma değildir. Bu, J.N. Darby’nin ortaya attığı bir görüştür ve son 160 yıldır bilinmektedir.

Yanıt: Yeni Antlaşma zamanındaki imanlılar topluluğu gökten Tanrı’nın Oğlu’nun gelmesini bekliyordu. İmanlılar da O’nun ne zaman geleceğini bilemediklerinden sürekli bir beklenti içindeydiler.

Kişilere ve öğretişlerine yönelik iddialar (ad hominem) konuyla ilgili sayılmaz. Önemli olan falancanın ne öğrettiği değil, Kutsal Kitap’ın ne öğrettiğidir.

10. 1.Korintliler 15:52’deki son borazan ile Tanrı’nın borazanı (1Se.4:16) Mesih’in ikinci gelişiyle bağlantılıdır ve Vahiy 11:15’deki borazanla aynıdır. Yedinci borazan, “bu dünyadaki egemenliklerin Rabbimiz’in ve Mesih’in egemenliği haline geldiği” büyük sıkıntı döneminin sonunda çalındığından Mesih’in dönüşü sıkıntı sonrasına rastlamalıdır.

Yanıt: Bu borazanların hepsi aynı değildir. “Son borazan” ile “Tanrı’nın borazanı” aynıdır. Mesih’in ikinci gelişini bildirir ve imanlıların dirilip Babaları’nın evine gidişinin sinyalini verir. Bu imanlılar topluluğu için “son borazan”dır. Vahiy 11:15’deki yedinci borazan, büyük sıkıntı dönemindeki yargıların sonuncusudur. İman etmemiş İsrailliler ve diğer herkes için son borazandır. 1.Korintliler 15:52’deki “son borazan”a aynı zamanda “Tanrı’nın borazanı” (1Se.4:16) da denir ve büyük sıkıntıdan önce çalınacaktır. Yedinci borazanın çalınması ise büyük sıkıntı döneminin sonuna rastlamaktadır.

11. Vahiy 20:45’deki ilk diriliş, sıkıntı öncesi görüşünü savunanların belirttiği gibi yedi yıl öncesinde değil, büyük sıkıntının sonunda olacaktır.

Yanıt: İlk diriliş tek bir olay değil, bir olaylar dizisidir. Mesih’in dirilişi ile başlamıştır (1Ko.15:23). Bir sonraki evre, imanlıların ikinci geliş sırasındaki dirilişleri olacaktır. Üçüncü evre ise, Mesih’in yeryüzüne döndüğü sırada büyük sıkıntı dönemindeki kutsalların dirildiği evre olacaktır (Va.20:4-5). Başka bir deyişle, ilk diriliş Mesih’in dirilişiyle tüm gerçek imanlıların dirilişini kapsamaktadır. İman etmemiş olanlar da bin yılın sonunda, büyük beyaz tahtın önünde durmak üzere diriltileceklerdir (Va.20:11-15).

12. Matta 13:24-30’da buğdaylar ve delicelerin çağın, yani büyük sıkıntı döneminin sonuna dek birlikte büyüyecekleri belirtiliyor.

Yanıt: Evet, bu doğru olmakla birlikte bu benzetme imanlılar topluluğundan değil, göklerin egemenliğinden söz etmektedir. Büyük sıkıntı döneminin sonuna dek egemenlik içinde gerçek ve sahte kişiler bulunacaktır.

13. İkinci geliş sessiz bir olay olamaz; çünkü bir bağırtı, meleğin sesi ve Tanrı’nın borazanı olacaktır (1Se.4:16).

Yanıt: İkinci gelişin gizlice olacağı öğretisi, onun bir göz kırpması kadar hızlı olacağı gerçeğine dayanır (1Ko.15:52). İnsanlar herhangi bir şeyi fark edene dek o olup bitmiş olacak.

14. George Müller, Samuel Tregelles, Oswald Smith ve diğer bazı önde gelen araştırmacılar sıkıntı sonrası gelişi savunmaktadırlar.

Yanıt: Bu bir şeyi kanıtlamaz. Her iki görüşü de savunan uzmanlar vardır.

15. Mesih’in gelişiyle ilgili Yeni Antlaşma ayetlerinin çoğu, O’nun egemenlik sürmeye gelişine göndermede bulunmaktadır.

Yanıt: Bu, ikinci gelişin olmayacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde Yeni Antlaşma’da, cehennemle ilgili olanlardan çok daha fazla cennetle ilgili bölüm vardır. Bu cehennemin olmadığı anlamına gelmez.

16. İmanlılar topluluğu büyük sıkıntı döneminde Tanrı’nın öfkesine katlanmak durumunda kalmayacak, ancak Mesih karşıtının, yani Şeytan’ın öfkesine maruz kalacaktır.

Yanıt: Vahiy kitapçığında altı kez büyük sıkıntı döneminin gazabından Tanrı’nın öfkesi olarak söz edilir.

  • “Onları üçüncü bir melek izledi. Yüksek sesle şöyle diyordu: Bir kimse canavara ve heykeline taparsa, alnına ya da eline canavarın işaretini koydurursa, Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Böylelerine kutsal meleklerin ve Kuzu’nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek” (Va.14:9-10).
  • “Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük masarasına attı” (Va.14:19).
  • “Gökte büyük ve şaşılası başka bir belirti gördüm: Son yedi belayı taşıyan yedi melekti. Çünkü Tanrı’nın öfkesi bu belalarla son buluyordu” (Va.15:1).
  • “Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrı’nın öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi” (Va.15:7).
  • “Sonra tapınaktan yükselen gür bir sesin yedi meleğe, ‘Gidin, Tanrı’nın öfkesiyle dolu yedi tası yeryüzüne boşaltın!’ dediğini işittim” (Va.16:1).
  • “Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Babil’i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi” (Va.16:19).

17. İsa, “İşte tez geliyorum!” derken (Va.22:7,12,20) her an gelebileceğini kastetmez. Bu, O’nun gelişinin ani bir şekilde olacağını gösterir.

Yanıt: Bu üzerinde tartışılan bir konudur. “Aniden” anlamı olsa bile, İbraniler 10:37’deki gibi ayetler de vardır. “Gelecek olan pek yakında gelecek ve gecikmeyecek.”

18. 2.Selanikliler 2:6-8’deki engelleyici Kutsal Ruh değil, Roma hükümeti ya da Tanrı’nın gücüdür.

Yanıt: Bu konu hakkında ilgili bölümde bilgi verilmiştir.

19. Mesih’in gelişi elçilerin zamanında olmayacaktı, çünkü hem Petrus, hem de Pavlus öleceklerini biliyorlardı (Yu.21:18-19; 2Pe.1:14-15; 2Ti.4:6).

Yanıt: Pavlus kendisiyle ilgili olarak, Rab döndüğünde bazen yaşıyor olacağını, bazen de diğer imanlılar gibi ölmüş ve dirilmiş durumda olacağını belirtmiştir (Flp.3:10-11). Bu hepimizin örnek alması gereken bir davranıştır. Rab’bin biz öldükten sonra da gelebileceğini bilip her an O’nu bekler durumda olmalıyız.

Petrus her şeyin sonunun yakın olduğuna (1Pe.4:7) inanıyor ve Rab’bin gelişiyle alay edenleri şu sözlerle suçluyordu: “Atalarımızın ölümünden beri her şey yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor” (2Pe.3:4).

20. Rab gelmeden önce Müjde’nin tüm dünyaya duyurulmuş olması gerektiğinden O’nun gelişi çok yakın olamaz (Mat.24:14).

Yanıt: Bu, göksel egemenliğin Müjdesi’nin (14’üncü ayet) büyük sıkıntı döneminde tüm dünyaya duyurulacağına işaret etmektedir. Bu Müjde’nin koşulları şöyledir: “Rab İsa Mesih’e inan ve kurtulacaksın. Mesih geldiğinde de bin yıllık döneme O’nunla birlikte gireceksin.” Biz de aynı yolla kurtuluşu vaaz ediyoruz, ancak ikinci gelişi de dört gözle bekliyoruz. Başka bir deyişle, “Rab İsa Mesih’e inan ve kurtulacaksın. İsa geldiğinde de O’nunla birlikte Baba’nın evine gideceksin.”

21. Matta 28:19-20 ve Elçilerin İşleri 1:8 gibi ayetler Müjde’nin “tüm uluslara” ulaşmasından söz etmektedir. Bu nedenle Rab’bin elçiler hayattayken gelmesi mümkün değildi.

Yanıt: Pavlus Koloseliler 1:6-23’üncü ayetlerde, “bütün dünyada” “gök altındaki bütün yaratılışta” Müjde’nin duyurulmasından söz ediyor. Romalılar 10:18’de de Müjde’nin bütün dünyaya ulaştığı belirtilir. Elbette bu, dünyanın o zaman bilinen bölümlerini, yani Akdeniz ve çevresini kastetmekteydi.

22. Pavlus’un Elçilerin İşleri 18:21; 23:11 ve Romalılar 15:22-25,30,31’de belirttiği uzun vadeli planları, Rab’bin çok yakında geleceğini beklemediğini gösterir.

Yanıt: Pavlus planlarını her zaman Tanrı’nın isteğine bırakıyordu (Elç.18:21; Rom.1:10; 1Ko.4:19). O, hem Rab çok sonra gelecekmiş gibi çalıştı, hem de her an gelecekmiş gibi bir beklenti içindeydi.

23. Pavlus son günlerde zor zamanların olacağından söz etti (1Ti.4:1-3; 2Ti. 3:1-5). Bu da Rab’bin hemen gelmeyeceği bir zaman dilimini gerektiriyordu.

Yanıt: Pavlus, yasa tanımazlığın gizli gücünün etkin olduğunu (2Se.2:7) ve Yuhanna da “son saat olduğunu” (1Yu.2:18) söylüyordu. Bu kişiler Mesih’in yakın bir zamanda dönmesi için bir neden görmemişti.

24. Matta 25:14-30ve Luka 19:11-27’deki örnekler, Rab’bin dönüşünden önce uzun bir zamanın geçmesi gerektiğini belirtir. Dolayısıyla ilk imanlılar Rab’bin her an dönebileceği beklentisi içinde değildiler.

Yanıt: Anladığımıza göre ilk imanlılar ikinci gelişi bekliyorlardı, dolayısıyla da inançlarını benzetmelere dayandırmıyorlardı (1Se.1:10). Ancak bundan oldukça farklı bir şekilde, Matta 25:19’daki “uzun zaman” tanımı, oldukça belirsiz bir ifadedir. Luka’daki örnek, egemenliğin hemen ortaya çıkmayacağını öğretiyorsa da (Luk.19:11) bu, imanlılar topluluğunun ikinci gelişinin herhangi bir anda vuku bulmasına engel oluşturmaz.

 

Kutsal Kitap

1 Son olarak, kardeşler, Rab’bin sözü aranızda olduğu gibi hızla yayılıp yüceltilsin diye bizim için dua edin.
2 Ahlaksız, kötü insanlardan kurtulmamız için de dua edin. Çünkü herkes iman etmiş değildir.
3 Ama Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan* koruyacaktır.
4 Buyurduklarımızı yaptığınıza ve yapacağınıza dair Rab’de size güveniyoruz.
5 Rab yüreklerinizi Tanrı’nın sevgisine, Mesih’in sabrına yöneltsin.
6 Kardeşler, bizden aldıkları öğretilere uymayıp boş gezen bütün kardeşlerden uzak durmanızı Rab İsa Mesih’in adıyla buyuruyoruz.
7 Bizleri nasıl örnek almanız gerektiğini kendiniz biliyorsunuz. Çünkü biz aranızdayken boş gezenler değildik.
8 Kimsenin ekmeğini karşılıksız yemedik. Herhangi birinize yük olmamak için uğraşıp didindik, gece gündüz çalıştık.
9 Yardımlarınızı hak etmediğimiz için değil, izleyebileceğiniz bir örnek bırakmak için böyle yaptık.
10 Hatta sizinle birlikteyken şu buyruğu vermiştik: “Çalışmak istemeyen yemek de yemesin!”
11 Çünkü aranızda bazılarının boş gezdiğini duyuyoruz. Bunlar hiçbir iş yapmıyor, başkalarının işine karışıp duruyorlarmış.
12 Böylelerine Rab İsa Mesih adına yalvarıyor, şunu buyuruyoruz: Sakin bir şekilde çalışıp kendi kazançlarından yesinler.
13 Sizlerse kardeşler, iyilik yapmaktan usanmayın.
14 Eğer bu mektuptaki sözlerimize uymayan olursa onu mimleyin. Yaptıklarından utanması için onunla ilişkinizi kesin.
15 Yine de onu düşman saymayın, bir kardeş olarak uyarın.
16 Esenlik kaynağı olan Rab’bin kendisi size her zaman, her durumda esenlik versin. Rab hepinizle birlikte olsun.
17 Ben Pavlus bu selamı kendi elimle yazıyorum. Her mektubumun özel işaretidir bu; böyle yazarım.
18 Rabbimiz İsa Mesih’in lütfu hepinizle birlikte olsun.

1. Her ikisi de ‘in’ halinde bir isim olan Christov’un (tam çevirisi “Mesih’in”) geçerli çevirileridir.

2. Grekçe “periergazomenouz sözcüğü, başkalarının işine karışmak; ergazomenous ise, çalışmak anlamındadır. (Çalışmak anlamına gelen “erg” sözcüğüne dikkat edin).