2 Tarihler 9

9:1-9   Saba Kraliçesi, Süleyman’ın ününü işittiğinde, armağanlarla yüklü kervanıyla bu bilgeliği kendi gözleriyle görmek için yola çıktı. Süleyman’ın krallığının görkemini ve onun bilgeliğini zorlu sorularla denedikten sonra çok etkilendi. Kendisine gördüklerinin yarısının bile anlatılmadığını itiraf etti. Süleyman’ın zenginliğinin Tanrı’nın iyiliğinden kaynaklandığını fark etti.

9:10-12   10 ve 11. ayetler öyküye, Süleyman’ın bazı zenginliklerinin kaynağını ve bu zenginlikleri kullandığı yerleri açıklamak için ara verir. Saba Kraliçesi ayrılırken, Süleyman kraliçeye kendisine getirdiklerinden daha fazlasını verdi.

9:13-28   Süleyman’a bir yılda gelen altının miktarı yirmi üç tonu buluyordu. Süleyman bu altının bir kısmını kalkan yapımında, bir kısmını fildişi tahtının kaplanmasında, bir kısmını da kadeh ve sofra takımları yaparak kullandı. Ünü yeryüzündeki tüm kralların ona saygı göstermesini ve armağanlar göndermesini sağladı. Gemileri İspanya’da 1 bulunan Tarşiş’e kadar gidiyordu. Atları, 2 toprakları, gümüş ve sedir ağaçları bollaştı. Fırat Irmağı’ndan Filist bölgesine, oradan da Mısır sınırına kadar uzanan bölgedeki bütün krallara egemendi. Bu krallıklar ülkenin bir parçası sayılmıyordu, Süleyman’a haraç ödeyen köle devletlerden oluşuyorlardı.

Ç. Süleyman’ın Ölümü (9:29-31)

Süleyman kırk yıl krallık yaptıktan sonra öldü, yerine Rehavam geçti. Burada, 29. ayette sözü edilen Kutsal Kitap’ın dışındaki kitaplar büyük olasılıkla Tarihler Kitapları’nın yazarı tarafından kaynak olarak kullanılmış, ama o tarihten sonra ortadan kalkmışlardır.

 

Kutsal Kitap

1 Saba Kraliçesi, Süleymanın ününü duyunca, onu çetin sorularla sınamak için Yeruşalime geldi. Çeşitli baharat, çok miktarda altın ve değerli taşlarla yüklü büyük bir kervan eşliğinde gelen kraliçe, aklından geçen her şeyi Süleymanla konuştu.
2 Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.
3-4 Süleymanın bilgeliğini, yaptırdığı sarayı, sofrasının zenginliğini, görevlilerinin oturup kalkışını, hizmetkârlarının ve sakilerinin özel giysileriyle yaptığı hizmeti, RABbin Tapınağında sunduğu yakmalık sunuları gören Saba Kraliçesi hayranlık içinde kaldı.
5 Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,
6 ‹‹Ama gelip kendi gözlerimle görünceye dek anlatılanlara inanmamıştım. Büyük bilgeliğinin yarısı bile bana anlatılmadı. Duyduklarımdan daha üstünsün.
7 Ne mutlu adamlarına! Ne mutlu sana hizmet eden görevlilere! Çünkü sürekli bilgeliğine tanık oluyorlar.
8 Senden hoşnut kalan, adına egemenlik sürmen için seni tahta oturtan Tanrın RABbe övgüler olsun! Tanrın İsraili sevdiği, sonsuza dek korumak istediği için, adaleti ve doğruluğu sağlaman için seni İsraile kral yaptı.››
9 Saba Kraliçesi krala 120 talant altın, çok büyük miktarda baharat ve değerli taşlar armağan etti. Krala armağan ettiği baharatın benzeri yoktu.
10 Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.
11 Kral, RABbin Tapınağıyla sarayın basamaklarını, çalgıcıların lirleriyle çenklerini bu algum kerestesinden yaptırdı. Yahuda bölgesinde daha önce böylesi görülmemişti. ardıç ağacı olduğu sanılıyor.
12 Kral Süleyman Saba Kraliçesinin her isteğini, her dileğini yerine getirdi. Kraliçenin kendisine getirdiklerinden daha fazlasını ona verdi. Bundan sonra kraliçe adamlarıyla birlikte oradan ayrılıp kendi ülkesine döndü.
13 Süleymana bir yılda gelen altının miktarı 666 talantı buluyordu.
14 Tüccarların ve alım satımla uğraşanların getirdiği altın bunun dışındaydı. Arabistanın bütün krallarıyla İsrail valileri de Süleymana altın, gümüş getiriyorlardı.
15 Kral Süleyman dövme altından her biri altı yüz şekel ağırlığında iki yüz büyük kalkan yaptırdı.
16 Ayrıca her biri üç yüz şekel ağırlığında dövme altından üç yüz küçük kalkan yaptırdı. Kral bu kalkanları Lübnan Ormanı adındaki saraya koydu.
17 Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.
18 Tahtın altı basamağı, bir de altın ayak taburesi vardı. Bunlar tahta bağlıydı. Oturulan yerin iki yanında kollar, her kolun yanında birer aslan heykeli bulunuyordu.
19 Altı basamağın iki yanında on iki aslan heykeli vardı. Hiçbir krallıkta böylesi yapılmamıştı.
20 Kral Süleymanın kadehleriyle Lübnan Ormanı adındaki sarayın bütün eşyaları saf altından yapılmış, hiç gümüş kullanılmamıştı. Çünkü Süleymanın döneminde gümüşün değeri yoktu.
21 Kralın gemileri Hiramın adamlarının yönetiminde Tarşişefı giderdi. Bu gemiler üç yılda bir altın, gümüş, fildişi ve türlü maymunlarla yüklü olarak dönerlerdi. tavuskuşlarıyla››.
22 Kral Süleyman dünyanın bütün krallarından daha zengin, daha bilgeydi.
23 Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.
24 Onu görmeye gelenler her yıl armağan olarak altın ve gümüş eşya, giysi, silah, baharat, at, katır getirirlerdi.
25 Süleymanın atlarla savaş arabaları için dört bin ahırı, on iki bin atlısı vardı. Bunların bir kısmını savaş arabaları için ayrılan kentlere, bir kısmını da kendi yanına, Yeruşalime yerleştirdi.
26 Fırat Irmağından Filist bölgesine, oradan da Mısır sınırına dek uzanan bölgedeki bütün krallara egemendi.
27 Onun krallığı döneminde Yeruşalimde gümüş taş değerine düştü. Sedir ağaçları Şefeladaki yabanıl incir ağaçları kadar bollaştı.
28 Süleymanın atları Mısırdan ve bütün öbür ülkelerden getirilirdi.
29 Süleymanın yaptığı öbür işler, başından sonuna dek, Peygamber Natanın tarihinde, Şilolu Ahiyanın peygamberlik yazılarında ve Bilici İddonun Nevat oğlu Yarovama ilişkin görümlerinde yazılıdır.
30 Süleyman kırk yıl süreyle bütün İsraili Yeruşalimden yönetti.
31 Süleyman ölüp atalarına kavuşunca babası Davut’un Kenti’nde gömüldü. Yerine oğlu Rehavam kral oldu.

1. Tarşiş adı, metallerin arıtılmasıyla ilgili alanlarda cinsleri belirten bir an­lamda kullanılır. Eski Antlaşma’da bu ad, zengin maden yataklarına sahip uzak bir ülke için kullanılmıştır. “Araştırmacıların çoğu, bu adı gümüş ve kurşunu bol bir İs­panya kentinin adı olan Tartessus ile özdeşleştirirler.” (The Revell Bible Dictionary, s.1136). “Tarşiş gemileri”, arıtılmış metalleri taşıyan büyük deniz taşıtlarını da be­lirtiyor olabilir. Bu teknelerin İspanya’yla ticaret yapmak amacıyla kullanılıyor ol­maları da gerekli değildir.

2. Süleyman’ın, atları için dört bin mi (25. ayet), yoksa kırk bin mi ahırı vardı? (1Kr.4:26). Kutsal Kitap’ın İngilizce NASB çevirisi, 1.Krallar 4:26’nın, ra­kamı eski bir elyazmasına göre dört bin olarak kaydettiğine işaret eder. Yalnızca on iki bin at binicisi olduğundan, 1.Krallar’daki yüksek rakam bir yazıcı hatası olabilir.