2 Timoteos 3

B. Son Günler (3:1-13)

3:1   Elçi şimdi de Timoteos’a Rab’bin gelişinden önce dünyada olacak olan olaylardan söz eder. Buradaki günah listesinin, Romalılar 1.bölümde verilen Tanrı’yı tanımayan kişilerin özelliklerine çok benzediği öne sürülür. Önemli olan nokta Tanrı’yı tanımadan, merhametsiz bir şekilde yaşayanların durumunun, son günlerde imanlı olduğunu söyleyenlerinkine benzer durumda olacağıdır. Ne kadar ciddi bir durum!

Son günler ile kastedilen, elçilerin dönemi ile Mesih’in egemenliğini kurmak üzere tekrar görüneceği zaman arasındaki günlerdir.

3:2   Bu ayeti inceleyen birinin seven sözcüğünün tekrarlanışını fark etmemesi olanaksızdır. Örneğin 2.ayette kendini seven ve para düşkünü kişiler söz konusudur. 3.ayetteki iyilik düşmanı ifadesi “iyiliği sevmeyenleri” kasteder. 4.ayette de “Tanrı’dan çok eğlenceyi seven” denmektedir.

2-5.ayetlerde son günlerde yaşayan insanları tanımlayan 19 özellik verilmiştir. Bunların anlamlarını sırayla açıklayalım:

  • Kendilerini seven: Kendisi ile ilgili, egoist, kibirli.
  • Para düşkünü: Para hırsıyla dolu, tamahkâr.
  • Övüngen: Yüksekten atan, kendini beğenmiş.
  • Kibirli: Kendini beğenmiş, mağrur, küstah.
  • Küfürbaz: Kötü sözler söyleyen, saygısız, ağzı bozuk.
  • Anne baba sözü dinlemez: İsyankâr, sorumsuz, dizginlenemeyen.
  • Nankör: Minnet duymayan, değer bilmeyen.
  • Kutsallıktan yoksun: Temiz olmayan, hürmetsiz, kutsal değerlere saygısız.
  • 3:3   Sevgiden yoksun: Duygusuz, yüreği katılaşmış.
  • Uzlaşmaz: Affetmeyen, barış istemeyen.
  • İftiracı: Başkaları hakkında kötü ve yanlış sözler söyleyen.
  • Özünü denetleyemeyen: Tutkularını kontrol edemeyen, ahlâksız.
  • Azgın: Vahşi, ilkesiz.
  • İyilik düşmanı: İyi olan her şeyden nefret eden.
  • Hain: Vefasız, ele veren.
  • Aceleci: Kayıtsız, dikkatsiz.
  • Kendini beğenmiş: Kibirli.
  • Tanrı’dan çok eğlenceyi seven: Tanrı’yı değil, kendi zevklerini düşünen.

3:5   Bu kişiler dıştan dindar gözükürler, Mesih inancını kabul ettiklerini belirtirler, ancak eylemleri farklıdır. Yakışıksız davranışları yalancı olduklarını gösterir. Yaşamlarında Tanrı’nın gücünü gösteren bir şey yoktur. Değişiklikler olsa da tümden bir yenilenme olmaz. Weymouth bunu, “İnanmış gözükürler, ancak inancın gücünü dışlarlar”; Moffatt, “Dindar gözükürler, ama onun gücü ile hiçbir ilişkileri yoktur”; Phillips de, “Din maskeleri vardır, ancak davranışları ile onu etkisiz kılarlar” şeklinde yorumlar. Hem dindar olmak, hem de günahlı bir yaşama devam etmek isterler (Va.3:14-22’ye de bkz.). Hiebert’in bu konudaki uyarısı ve görüşü şöyledir: Bu kişiler, “Hıristiyanlık adı altında yeni bir dinsizliğin, sahte bir Hıristiyanlığın korkunç portresini sunarlar.”1

Timoteos böylelerinden uzak durması için uyarılır. Bu onun kendisini uzak tutması gereken ve bir önceki bölümde açıklanan kaplardır.

3:6   Pavlus şimdi de son günlerin bu sapmış insanları arasından belli bir grubu, yani sahte öğretişler yayan ve liderlik yapanları ele alır. Yöntemleri ve özellikleri günümüzün sapık öğretilerininkine benzer.

Önce evlerin içine sokulduklarını okuyoruz. Burada bir yılanın hareketlerini tanımlayan bir tanımın kullanılması boşuna değildir. Gerçek kimliklerini açıklasalardı, evlere girmeleri zor olurdu. Bu nedenle kurnaz yöntemlere başvururlar; Tanrı’dan, Kutsal Kitap’tan ve İsa’dan söz etmek gibi… (Kutsal Kitap’ın bu konularda öğrettiklerine inanmazlar bile).

Pavlus daha sonra bu kişilerin zayıf iradeli kadınları adeta tutsak ettiklerini belirtiyor. Bu sonuç doğaldır. Bu kişiler, kocalarının evde olmadıkları zamanları seçerler. Tarih tekrarlanmaktadır. Şeytan da Aden bahçesinde Havva’yı kandırmıştı. Havva, kocasının önüne geçti ve onun vermesi gereken kararı verdi. Şeytan’ın yöntemleri bugün de aynıdır. Halen bugün de böyle kadınlara yaklaşıp sahte öğretişlerle onları tutsak kılmaktadır. Zayıf iradeli ile kastedilen, onların güçsüz ve değişken oluşudur. Bu tür kadınların eksikliği beyinlerinde değil, kişiliklerinin gücündedir.

Onlar günahla yüklü, çeşitli arzularla sürüklenen kişiler olarak tanımlanmaktadır. Yani günah duygularıyla yüklüdürler ve yaşamlarında sürekli gereksinim duydukları bir eksiklik vardır. Sapık öğreti yayanlar bu kritik noktada devreye girerler. Üzücü olan nokta, Tanrı sözünün gerçeğini bilenlerin bu sıkıntılı insanlara ulaşmakta fazla istekli olmamalarıdır. Ayrıca bu kişiler çeşitli arzularla sürüklendiklerini okuyoruz. Weymouth bunu şöyle yorumlar: “Her zaman değişen kaprislerle yönlendirilirler.” Moffatt ise onları, “dürtüleriyle hareket eden aksi varlıklar” olarak yorumlar. Bir anlamda günahlarının bilincindedirler, ama bundan kurtulmaya çalışırlarken, her türlü yeni din ve görüşün rüzgarına kapılmaya da açıktırlar.

3:7   Her zaman öğrenen ifadesiyle, Tanrı sözü ve Rab İsa hakkında sürekli öğrenenler değil, sürekli yanlış öğretişleri araştırıp gerçeğin bilgisine bir türlü erişemeyenler kastedilir. Gerçek, Rab İsa’nın kendisidir. Bu kadınlar zaman zaman O’na yaklaşsalar da, canlarına düşman olan tarafından tutsak edilirler ve Kurtarıcı’da bulunan gerçek huzura kavuşamazlar.

Burada, değişik tarikat üyelerinin her zaman öğrenmekte oldukları şeylerden söz ettiklerine de değinmemiz gerekir. Hiçbir zaman İsa Mesih’e iman edip kurtulan kişiler gibi, kendi sonları hakkında kesin bir şey söyleyemezler.

Bu ayet aynı zamanda bizi, günümüz insanının her alanda artan bilgisine, eğitime verilen büyük öneme rağmen, gerçeğe ulaşmakta tümüyle yetersiz kalındığını düşünmeye de sevk etmektedir.

3:8   Bu mektupta ikişerli gruplar halinde altı kişiden söz edilir:

 

Figelos ve Hermogenis (1:15) gerçekten utanmışlardı.
Himeneos ve Filitos (2:17-18) gerçek konusunda yanıldılar.
Yannis ve Yambris (3:8) Gerçeğe karşı direndiler.

Pavlus burada sahte inançların önderlerine ve öğretmenlerine yönelir. Onları Musa’ya karşı gelen Yannis ve Yambris ile karşılaştırır. Kimdi bunlar? Eski Antlaşma’da bu kişilerden söz edilmez, ancak anlaşıldığı kadarıyla Firavun tarafından, Musa’nın mucizelerini taklit etsinler diye çağrılan Mısırlı iki ünlü büyücüydü.

Eğer öyleyse, o zaman Pavlus’un bunu nasıl bildiği sorusu ortaya çıkar. Bunun yanıtı zor değildir. Eğer Yahudi geleneğine uygun olarak adları kuşaktan kuşağa iletilmediyse, Tanrı’nın onların adlarını Pavlus’a vahiy yoluyla bildirdiğini düşünmek mantıksız olmayacaktır.

Önemli olan, onların sahte mucizeler yaparak Musa’ya karşı gelmiş olduklarıdır. Sapık tarikatlar da böyle yaparlar. Yapılan işleri taklit etmek suretiyle Tanrı’ya karşı gelirler. Kendi Kutsal Kitapları, kurtuluş yolları, yani kısacası Mesih inancında olan şeylerin taklitleri vardır. Tanrı’nın gerçeğine, adi yollarla ve bazen de büyüye başvurarak karşı gelirler.

Bu kişilerin düşünceleri yozlaşmıştır. Arthur Way şöyle yazar: “Düşünceleri tümüyle çürümüştür.” Düşünceleri bayağılaşmış, bozulmuş ve kirlenmiştir.

İman konusunda sınandıklarında sahtelikleri ve reddedilmişlikleri anlaşılır. Şu basit soruyla en etkili teste tabi tutulmaları mümkündür: “İsa Mesih Tanrı mıdır?” Birçoğu da sahte öğretilerini, İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu kabul ederek gizlemeye çalışırlar, ancak herkesin Tanrı’nın çocuğu olduğunu düşünerek İsa’nın da O’nun bir çocuğu olduğunu söylemektedirler. Açıkça, “İsa Mesih, Tanrı mıdır?” diye sorulduğunda gerçek yüzleri ortaya çıkar. Yalnızca İsa Mesih’in tanrılığını reddetmekle kalmayıp öfkelenmeye de başlarlar. Bu tür tarikatlardan bazıları şunlardır: Christian Science (Hıristiyan Bilim), Spiritualizm (Ruhçuluk), Christadelphianism, Yehova Şahitleri ve “Yol”.

3:9   Pavlus bu sahte öğretmenlerin daha ileri gidemeyeceklerini belirterek Timoteos’u rahatlatır. Ancak üzücü olan, onların her devirde her yönden geliştiklerini ve durdurulamadıklarını görmektir!

Kanımızca burada kastedilen, her yanlış sistemin bir gün açığa çıktığıdır. Sahte sistemler birbiri ardından gelir ve giderler. Güçlü gözükmelerine ve bazen çok uzun sürmelerine karşın sahteliklerinin herkesçe anlaşılacağı bir zaman gelir. İnsanları bir noktaya kadar götürebilirler ve hatta bir parça değişim de sağlayabilirler. Ancak yenilenme sağlayamazlar. İnsanı günahın gücünden ve cezasından kurtaramazlar. Yaşam veremezler.

Yannis ile Yambris yaptıkları büyülerle bir dereceye kadar Musa’yı taklit edebilirler. Ancak iş ölümden yaşam üretmeye gelince tümüyle etkisiz kalırlar. Sahte öğretişlerin yenilgiye uğradığı nokta burasıdır.

3:10   Pavlus’un yaşamı ve hizmeti bu sahte öğretmenlere tümüyle karşıttı. Timoteos, Rab’bin hizmetkârını karakterize eden dokuz özelliğin farkındaydı. Pavlus’u yakından izliyordu ve onun Mesih’e ve sözüne ne kadar sadık olduğuna tanıklık edebilirdi.

Elçinin öğretisi, Rab İsa Mesih’in Kişiliğine ve Tanrı’nın sözüne uygundu. Davranışı, yani yaşam şekli, vaaz ettiği bildiriyle uyumluydu. Yaşamdaki amacı kötü öğretilerden uzak kalmaktı. İmanın buradaki anlamı Pavlus’un Rab’be güveni ya da kişisel sadakati olabilir. Timoteos onun tüm yürekten Rab’be bağlı olduğunu ve de aynı zamanda dürüst ve güvenilir olduğunu biliyordu. Elçinin çektiği zulüm ve acılar, onun kendisine zulmedenlere, eleştirenlere ve fiziksel sıkıntılara yönelik tutumunda görülür. Sevgi konusunda da kendisini tümüyle Rab’be ve insanlara adamıştı. Daha az sevildikçe daha çok sevmeye çalışıyordu. Dayanma ise sabretme, sebat etme anlamına gelir.

3:11   Pavlus’un çektiği zulüm ve acıların bir bölümü 2.Korintliler 11:23-28’de açıklanmaktadır. Ancak şu anda Timoteos’un da kişisel olarak bildiği acıları düşünmektedir. Timoteos’un yöresi Listra olduğundan, Pavlus’un orada ve oraya komşu olan Antakya ile Konya’da çektiği zulümleri biliyor olmalıydı. Bu acılarla ilgili kayıtları Elçilerin İşleri bölümünde bulabiliriz:

 

Antakya Elç.13:45-50
Konya Elç.14:3-6
Listra Elç.14: 19-20

Pavlus, Rab’bin kendisini bu zulümlerin hepsinden kurtarmasından ötürü sevinmektedir. Rab onun zorluklarla karşılaşmasına engel olmadı, ancak onu kurtardı. Bu da bize, Rab’bin sıkıntılardan geçmemize izin verdiğini, ama sıkıntı zamanlarında yanımızda olup bizi kurtaracağını anımsatmaktadır.

3:12   Zulüm, Mesih İsa’ya ait olarak yaşamak isteyen herkesin yaşamının bir parçası olacaktı. Bunu, Timoteos gibi her gencin bilmesinde yarar vardır. Yoksa kişi sıkıntıdan geçtiğinde Rab’bin kendisinden hoşnut olmadığını düşünmeye başlayabilir. Zulüm, Tanrı yolunda yaraşır bir yaşam sürmek isteyenler için kaçınılmaz olacaktır.

Bu zulmün nedeni basittir. Tanrı yoluna yaraşır yaşam, diğerlerinin kötülüğünü ortaya çıkartır. İnsanlar bu şekilde açığa çıkarılmaktan hoşlanmaz. Tövbe edip Mesih’e döneceklerine kendi kötülüklerini ortaya çıkaranı ortadan kaldırmak isterler. Bu elbette mantıksız bir davranıştır, ama günahlı insanın da tipik bir özelliğidir.

3:13   Pavlus, insanlar iman etse de, dünyanın sürekli iyiye gideceği gibi bir hayale kapılmış değildi. Tam tersine, aldığı tanrısal esinlerle dünyanın daha da kötüye gideceğini biliyordu. Kötü ve sahtekâr kişiler gittikçe daha beter olacaklar. Yöntemlerinde daha kurnaz, saldırılarında daha cesur olacaklar. Başkalarını kandırmakla kalmayıp işitenleri aldatmakta kullandıkları sahte öğretilere kendileri de kapılacaklardır. Uzun süre kullandıkları yalanlara sonunda kendileri de inanacaklar.

C. Sahte Yollar ve Tanrı Adamı (3:14 – 4:8)

3:14   Timoteos, Tanrı sözündeki öğretişlere bağlı kalması için tekrar tekrar uyarılır. Sahte öğretilerin her yerde yaygınlaştığı bir zamanda bu onun en büyük güvencesi olacaktı. Kutsal Yazılar’ı bildiği ve izlediği takdirde bu kurnazlıklara aldanmayacaktı.

Timoteos yalnızca imanın yüce gerçeklerini öğrenmekle kalmadı, onlara kişisel olarak da güvendi. Kuşkusuz ona da, bu öğretilerin eski moda olduğunu, kültürel ya da entelektüel yönünün zayıf olduğunu söyleyenler olmuştu. Ancak birtakım kuramlar yüzünden gerçeği terk etmemesi gerekiyordu.

Elçi ayrıca Timoteos’un bu gerçekleri kimlerden öğrendiğini anımsamasını istiyor. Burada kastedilen kişilerin Pavlus’un kendisi mi, Timoteos’un annesi ile anneannesi mi, yoksa genel olarak elçiler mi olduğu konusunda farklı görüşler mevcuttur. Sonuçta, Kutsal Yazılar ona, imanları yaşantıları aracılığıyla açıkça görülen kişiler tarafından öğretilmişti. Onlar Tanrı’nın yüceliği için yaşayan imanlı kişilerdi.

3:15   Bu, derin anlamlar içeren bir ayettir. Timoteos, Kutsal Yazılar’ı çocukluğundan beri biliyordu. Hatta belki de annesi ona alfabeyi öğretirken Eski Antlaşma yazılarını kullanıyordu. Çocukluğundan beri Tanrı sözünün etkisi altındaydı ve yaşamını Tanrı’ya ve iyiliğe yönelten bu Kutsal Kitap’ı unutması hiçbir şekilde mümkün değildi.

Burada, Kutsal Yazılar’ın, insanları bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olduğundan söz edilmektedir. Yani, insanlar nasıl kurtulacaklarını ya da kurtuluş güvencesine nasıl sahip olacaklarını Kutsal Kitap’tan öğrenirler.

Mesih İsa’ya iman aracılığıyla seni …kurtuluşa kavuşturacak. Bu cümleye dikkat edelim! Kurtuluşa iyi işlerle, vaftiz olarak, bir kiliseye üye olarak, On Buyruk’u yerine getirerek ya da bazı koşullara uyarak, kısacası insana ait çabalarla ulaşılmadığı açıktır. Kurtuluş, Tanrı’nın Oğlu’na iman aracılığıyla kazanılır.

3:16   Pavlus Kutsal Yazılar’ın tümü derken Eski Antlaşma ile Yeni Antlaşma’nın tamamlanmış olan bölümlerine göndermede bulunuyordu. 1.Timoteos 5:18’de Luka bölümünden Kutsal Yazı olarak söz edilir. Petrus da Pavlus’un mektuplarının Kutsal Yazı olduğunu söyler (2Pe.3:16). Bugün kastedilenin tüm Kutsal Kitap olduğunu biliyoruz.

Bu ayet, Kutsal Kitap’ta esin konusuyla ilgili en önemli ayetlerden biridir. Kutsal Yazılar’ın Tanrı esini olduğunu belirtir.2 Tanrı, mucizevi bir şekilde sözünü insanlara iletip yazdırarak sonsuza dek korunmasını sağlamıştır. Yazılanların tümü hatasızdır ve vahyedilmiş Tanrı sözüdür. Yazarların kendi üsluplarının yok sayılmadığı doğrudur, ancak kullandıkları sözcüklerin Kutsal Ruh tarafından verilen sözcükler olduğu da kesindir. Bu nedenle 1.Korintliler 2:13’de şöyle denmiştir: “Ruhsal kişilere ruhsal gerçekleri açıklarken, Tanrı’nın lütfettiklerini insan bilgeliğinin öğrettiği sözlerle değil, Ruh’un öğrettiği sözlerle bildiririz.” Eğer bu ayetin öğrettiği tek bir şey varsa, o da, vahiyleri kaleme alan kişilerin Kutsal Ruh’un kendilerine öğrettiği sözleri kullandıklarıdır. Sözlü esinlemeden kastedilen budur.

Kutsal Kitap’ı kaleme alanlar kendi yorumlarını yazmamış, Tanrı’nın onlara vahyettiklerini yazmışlardır. “Öncelikle şunu bilin ki, Kutsal Yazılar’daki hiçbir peygamberlik sözü kimsenin özel yorumu değildir… Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Tanrı’nın sözlerini ilettiler” (2Pe.1:20-21).

Tanrı’nın, yazarlara belli düşünceleri verip onların bunları kendilerine göre açıklamalarına izin verdiğini söylemek yanlıştır. Kutsal Yazılar’da Tanrı’dan insana verilen özgün sözcüklerin Tanrı esini olduğu gerçeği vurgulanır.

Kutsal Kitap Tanrı sözü olduğundan yararlıdır. Onun her bölümü yararlıdır. Bazı soy sıralamaları ve anlaşılması güç bölümler kafa karıştırsa da, Kutsal Ruh aracılığıyla okuyan biri, Tanrı’nın ağzından çıkan her sözün ruhsal bir besin olduğunu fark edecektir.

Kutsal Kitap öğretmek konusunda yararlıdır. Üçlü Birlik, melekler, insan, günah, kurtuluş, kutsama, inanlılar topluluğu ve gelecekteki olaylar konularında Tanrı’nın düşüncelerini açıklar.

Kutsal Kitap azarlamak konusunda yararlıdır. Kutsal Kitap’ı okudukça yaşamlarımızdaki Tanrı’yı hoşnut etmeyen noktaları daha iyi fark ederiz. Aynı zamanda yanlış olanı kanıtlarla çürütme ve İblis’in ayartılarına yanıt verme konularında da yararlıdır.

Yola getirmek konusunda da yararlıdır. Yalnızca yanlış olanı göstermez, onun nasıl düzeltileceğini de açıklar. Örneğin Kutsal Kitap, “Hırsızlık yapan artık yapmasın” demekle kalmaz, “Çalışıp elleriyle üretsin ve gereksinimi olan kişiye verecek bir şeyi olsun” der. İlk bölüm azarlama sayılsa da ikinci bölümde yola getirme vardır.

Son olarak, Kutsal Kitap doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır. Tanrı lütfu bize, O’na yaraşır bir yaşam sürmeyi öğretirken, Tanrı sözü bunu nasıl yapabileceğimizi ayrıntılarıyla gösterir.

3:17   Söz sayesinde Tanrı adamı yetkin olur ya da olgunlaşır. Her iyi işi yapabilmek için donatılmış olur ki, bu da onun kurtuluş amacını oluşturur (Ef. 2:8-10). Bu, modern yaşamdaki akademik unvanlarla donatılmış olmaktan çok farklıdır.

Lenski şöyle der:

Kutsal Kitap çok farklı ve hiçbir şeyle karşılaştırılamayan bir kitaptır. Hiçbir kitap ya da kütüphane günahları içinde kaybolmuş birine kurtuluş yolunu gösteremez. Diğer kitaplar Tanrı esini olmadığından, ne kadar yararlı olursa olsun, şu yararları sağlayamazlar: Gerçek kurtarışı sağlayarak günahlıyı doğru yola getirmek, yalanı reddetmek, gerçek doğruluk yolunda eğitmek ve disiplin altına almak.3

 

Kutsal Kitap

1 Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır.
2 İnsanlar kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar.
3 (SEE 3:2)
4 Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Tanrı’dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur.
5 (SEE 3:4)
6 Bunların arasında evlerin içine sokulup günahla yüklü, çeşitli arzularla sürüklenen, her zaman öğrenen, ama gerçeğin bilgisine bir türlü erişemeyen zayıf iradeli kadınları adeta tutsak eden adamlar var.
7 (SEE 3:6)
8 Yannis’le Yambris nasıl Musa’ya karşı geldilerse, bunlar da gerçeğe karşı gelirler. Düşünceleri yozlaşmış, iman konusunda reddedilmiş insanlardır.
9 Ama daha ileri gidemeyecekler. Çünkü Yannis’le Yambris örneğindeki gibi, bunların da akılsızlığını herkes açıkça görecektir.
10 Sense benim öğretimi, davranışımı, amacımı, imanımı, sabrımı, sevgimi, dayanma gücümü, çektiğim zulüm ve acıları, örneğin Antakya’da, Konya’da ve Listra’da başıma gelenleri yakından izledin. Ne zulümlere katlandım! Ama Rab beni hepsinden kurtardı.
11 (SEE 3:10)
12 Mesih İsa’ya ait olup Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi zulüm görecek.
13 Ama kötüler ve sahtekârlar, aldatarak ve aldanarak gittikçe daha beter olacaklar.
14 Sense öğrendiğin ve güvendiğin ilkelere bağlı kal. Çünkü bunları kimlerden öğrendiğini biliyorsun. Mesih İsa’ya iman aracılığıyla seni bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazılar’ı da çocukluğundan beri biliyorsun.
15 (SEE 3:14)
16 Kutsal Yazılar’ın tümü Tanrı esinlemesidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek, doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.
17 Bunlar sayesinde Tanrı adamı her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur.

1. Hiebert, A.g.e., sf.86.

2. Grekçe’de geçen sözcük theopneustos’dur.

3. Lenski, Epistles, sf.841.