2 Timoteos 4

4:1   Pavlus burada Timoteos’a son önemli uyarılarına geçer. Bunu Tanrı’nın ve Mesih İsa’nın önünde yapar. Hizmet ederken Tanrı’nın her şeyi gören gözü ile bizi izlemekte olduğunu hatırımızdan çıkarmamalıyız.

Bu ayette, dirilerle ölüleri yargılayıp egemenliğini kuracak olan Mesih İsa’dan söz edilmektedir. Bu ayet, Kurtarıcı egemenliğini kurmaya geldiğinde, hem imanlı hem de imanlı olmayan insanların aynı anda dirilip yargılanacakları anlamını ima eder gibi görünebilir.1

Rab İsa dirilerle ölüleri yargılayacak Olan’dır, ancak bunun ne zaman olacağı belirtilmez. Pavlus, Mesih’in gelişi ve egemenliği ifadelerini, imanlıları gayrete getirip hizmete teşvik etmek için kullanıyor.

Diğer ayetlerden Mesih’in ikinci gelişinin, dirilerle ölüleri yargılayacağı zaman olmadığını biliyoruz. Vahiy 20:5’e göre günahları içinde ölenler Mesih’in bin yıllık egemenliğinin sonuna dek yargılanmayacaklardır.

İmanlının hizmeti Mesih’in yargı kürsüsünde ödüllendirilecektir, ancak bu ödüller Mesih’in gelişi ve egemenliğinde görünür hale gelecektir. Ödüller bin yıllık dönemdeki yönetimle ilişkili gözükmektedir. Örneğin sadık kalanlar on kent üzerinde yetkili kılınacaktır (Luk.19:17).

4:2   Tanrı’nın, hizmetkârlarına vereceği gelecekteki ödüller göz önüne alındığında, Timoteos’un Tanrı sözünü duyurması gereklidir. Bunu hemen her fırsatı kullanarak yapmalıdır. Bazıları uygun zamanın gelmesini beklemek gerektiğini düşünse de, duyuru için her zaman uygundur. Timoteos, Mesih’in bir hizmetkârı olarak insanları eğitmeli, düşüncelerini çürütmeli ve onları ikna etmeliydi. Sahte olandan uzaklaşmalı, günahkârları iman etmeleri, imanlıları da Rab ile yürümeleri için teşvik etmesi ve uyarması gerekliydi. Tüm bunları yaparken de sabırlı olması ve sağlam öğretişle eğitmesi gerekmektedir.

4:3   Elçi 3-6.ayetlerde biraz önce vermiş olduğu uyarının iki önemli nedenini açıklar. İlki, sağlam öğretiden genel bir uzaklaşmanın olacağıdır. İkincisi de Pavlus’un ayrılma vaktinin yaklaşmış olmasıdır.

Elçi insanların yararlı öğretilerden zevk almayacakları bir zamanın geleceğinin farkındadır. Birçok insan Tanrı sözünün gerçeğini öğretenlerden kendi arzusuyla uzaklaşacaktır. Kulakları, hoşlarına giden rahat öğretileri arayacaktır. Yeni çıkan ve hoşlarına giden öğretiler duymak istediklerinden, çevrelerine duymak istediklerini söyleyen öğretmenler toplayacaklardır.

4:4   Yumuşak ve incitmeyen vaazları duyma istekleri, insanların kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara dalmalarına yol açacaktır. Burada masallara karşılık, gerçekler feda edilerek zarar getiren bir alışverişte bulunulmakta ve bu da kendilerine hiçbir fayda sağlamamaktadır.

4:5   Her durumda ayık ol ifadesiyle kastedilen, her durumda temkinli olmadır. Timoteos işinde ciddi, ölçülü ve dengeli olmalıdır. Sıkıntıdan kaçmayıp Mesih’e hizmet uğruna elemlere katlanmalıdır.

Müjdeci olarak işini yap ifadesiyle ilgili farklı görüşler vardır. Bazılarına göre Timoteos aslında bir müjdecidir ve Pavlus da ona bu hizmetini sürdürmesini söylemektedir. Bazı düşünürlere göre ise, Timoteos’un müjdecilik armağanı olmayıp yalnızca önderlik ya da öğretmenlik armağanı vardır. Ancak bu onun fırsat doğduğunda müjdeyi duyurmasına engel olmamalıdır. Bize göre Timoteos gerçekten de bir müjdeciydi ve Pavlus sözleriyle tüm müjdeciler gibi onu da teşvik ediyordu.

Ne olursa olsun hizmeti için gerekli olan tüm armağanlarını kullanarak, görevini tamamlaması gerekiyordu.

4:6   Pavlus’un ölüme yaklaşmış olması, Timoteos’u ciddi şekilde uyarmasının ikinci nedenini oluşturuyordu. Kanı, adak şarabı gibi dökülmek üzereydi. Şehit olurken kanının akacak olmasını adak şarabına benzetiyor (Çık.29:40 ile Say.15:1-10’a da bkz.). Pavlus daha önce Filipililer 2:17’de ölümünü adak şarabına benzetmişti. Hiebert şöyle bir yorumda bulunmaktadır: “Onun tüm yaşamı Tanrı’ya sunulan canlı bir kurban gibiydi. Şimdi ise ölümünde kurban töreninin son aşaması olarak, kanının adak şarabı gibi dökülmesiyle görevi sona ermiş olacaktır.”2

Benim için ayrılma zamanı geldi. Pavlus tarafından ayrılmayı tanımlamada kullanılan ve Türkçe’de “analiz, çözümleme” anlamındaki sözcüğün Grekçe tam karşılığı, “Yukarıya doğru gevşetme, bırakma” şeklinde çevrilebilir ve dört ayrı anlatımı içerir:

  1. Denizcilikte gemiyi demirlenmiş olduğu yerden çözme anlamına gelir.
  2. Çiftçilikte yorucu bir günün sonunda hayvanların yükünü çözme anlamını taşır.
  3. Gezginlerin yola çıkmadan önce çadırı toplaması anlamına gelir.
  4. Felsefi konularda bir sorunu çözme anlamına gelir.

Burada elçinin hayal gücünün zenginliğine bir kez daha tanık oluyoruz.

4:7   İlk bakışta akla Pavlus’un övündüğü gelebilir. Ancak böyle bir şey söz konusu değildir. Söz konusu olan sıradan bir mücadele değil, yüce mücadele, yani iman mücadelesidir. Pavlus enerjisini iyi yolda kullanmıştır. Mücadele ile kastedilen yalnızca fiziksel bir mücadele değil, bir atletizm yarışı da olabilir.

Pavlus bu mektubu yazarken de zorlu yarışın sonuna geldiğinin farkındaydı. Şimdiye dek koşmuştu, ama artık son gözükmeye başlamıştı.

Pavlus imanı korumuştu. Sadece kişisel olarak Mesih imanının yüce öğretilerine inanıp itaat etmekle kalmamış, ayrıca bunu korumuş ve hiç bozulmadan başkalarına da iletmiş ve iletilmesini sağlamıştır.

4:8   Elçi, hizmeti boyunca göstermiş olduğu doğruluğun Mesih’in yargı kürsüsünde adil Rab tarafından ödüllendirileceğini bilmenin huzuru içindedir.

Rab’den, adil yargıç olarak söz edilmektedir, ancak kastedilen mahkemedeki bir yargıç değil, atletizm yarışmasındaki hakemdir. Dünyasal yargıların tersine O, her şeyi tam olarak bilir, kişiye göre değişen bir saygı göstermez, eylemler kadar düşünceleri de değerlendirir ve yargılarında tarafsız ve doğrudur.

Doğrulukla hizmet eden imanlılara ödül olarak doğruluk tacı verilecektir. Aslında bu, Mesih’in gelişini özlemle beklemiş olanların hepsine verilecektir. Eğer bir kimse Mesih’in gelişini özlemle bekliyor ve bu olayın ışığında yaşıyorsa, yaşamı da doğru olacaktır, sonuçta da uygun olan ödülü alacaktır. Burada Mesih’in ikinci gelişi yeniden anımsatılmaktadır; buna inanan kişi kutsallaşma yolunda gelişecektir.

IV. ÖZEL İSTEKLER (4:9-22)

4:9   Yaşlı Pavlus Rab’deki kardeşinin arkadaşlığını özlemektedir. En kısa zamanda Roma’ya gelmeye gayret etmesini istiyor. Elçi Roma’daki hapishanede yalnızlık çekiyordu.

4:10   Mesih’e hizmetkârı olarak hizmet ederken yaşayabileceğimiz en acı deneyimlerden biri, birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızın bizi terk etmeleridir. Dimas Pavlus’un hem arkadaşı, hem de emektaşıydı. Ancak şimdi Pavlus hapisteydi, imanlılar zulüm görüyordu ve Mesih inanlıları politik açıdan baskı altındaydı. Dimas Mesih’in gelişini beklemektense, bu dünyayı sevip Pavlus’u terk etmiş ve Selanik’e gitmişti. Ancak bu, Dimas’ın Mesih inancını da bıraktığı anlamına gelmez. Gerçek bir imanlı olmadığını da göstermez. Herhalde kişisel güvenliğinden ötürü korkuya kapılıp Rab’den biraz uzaklaşmıştı.

Ardından elçi, Kriskis’in Galatya’ya, Titus’un Dalmaçya’ya gittiğinden söz ediyor. Burada suçlayıcı bir ifade yoktur. Belki de oralara müjdeyi duyurmak için gitmişlerdi. Bu ayet Kutsal Kitap’ta Kriskis’in (anlamı “büyüme”dir) adının geçtiği tek yerdir. Bu kişiyle ilgili başka bir bilgiye sahip değiliz. Bu durum tüm imanlılar için teşvik edici olmalıdır. Toplumda önemli bir hizmeti olmadığını düşünen kişinin yaptığı hizmet, Rab’bin gözünde değerlidir ve ödüllendirilecektir.

4:11   Pavlus’la Roma’da ilişki içinde olan yalnızca doktor Luka’ydı. Bu büyük Tanrı adamı elçiye, hem mesleki, hem de ruhsal yönden kim bilir ne kadar çok destek olmuştur!

11.ayetin ikinci bölümü için biz de teşekkür borçluyuz! Rab’be hizmette yetersiz kalanlara O’nun bir fırsat daha tanıyacağını bilmek teşvik edicidir. Markos, ilk Müjde yayma yolculuğuna Pavlus ve Barnabas ile gitmiş, ancak Perge’de onlardan ayrılıp geriye dönmüştü. Daha sonra ikinci Müjde yayma yolculuğunda Pavlus ilkinde isteksiz görünen genç Markos’u götürmek istememişti. Barnabas Markos’un gelmesinde ısrar edince, Pavlus’un Silas’la birlikte Suriye ve Kilikya’ya, Barnabas’ın da Markos ile Kıbrıs’a gitmesiyle sorun çözümlenmişti. Daha sonra Pavlus ile Markos’un arası düzelmişti. Burada da elçi, kendisine hizmette yardımcı olacağını bildiği Markos’u özellikle istiyor.

4:12   Pavlus’un bu mektubu yazdığı sırada Timoteos’un Efes’te olduğuna inananlar, elçinin Timoteos’un yokluğunda yerini tutsun diye Tihikos’u Efes’e gönderdiğini düşünürler. Yani Pavlus’un, “Tihikos’u Efes’e görevli olarak gönderdim” demek istediğini öne sürerler.

4:13   Burada sözü edilen aba bir giysi ya da kitap taşımaya yarayan bir çuval olabilir. Genelde kabul edilen, giysi olduğudur.

Kitaplarla yazı derileri arasındaki ayrım konusunda farklı görüşler vardır.3 Bunlar Kutsal Kitap’ın bölümleri miydi? Pavlus’un mektuplarının bir bölümü müydü? Mahkemede kullanabileceği bazı belgeler miydi? Yoksa yazı yazmada kullanacağı boş papirüs ve parşömenler miydi? Tam olarak bilmek mümkün değildir. Ancak onun hapisteyken bile okuma ve yazmayla meşgul olmak istediği anlaşılmaktadır.

Kutsal Kitap’ın pek fazla önemli gözükmeyen bu ayetiyle ilgili ilginç ve gerçek bir öykü anlatılır. Kardinal Newman’ın erkek kardeşi F.W. Newman bir keresinde J.N. Darby’ye, bu ayet Kutsal Kitap’ta olmasaydı daha zor durumda kalmış olur muyduk diye sordu. Eğer Pavlus bunu yazmamış olsaydı eksik kalan bir şey olacak mıydı? Darby bu soruyu şöyle yanıtlar: “Elbette benim bir kaybım olurdu, çünkü bu ayet benim kitaplığımı satmama engel oldu. Ondan çıkan her sözcük Kutsal Ruh’tandır ve sonsuz hizmete yöneliktir.”4

4:14   Bakırcı İskender Pavlus’un 1.Timoteos 1:20’de belirttiği imandan düşen İskender ile aynı kişi olabilir. Sonuçta, elçiye çok kötülük ettiği bellidir. Yaptığı kötülüğün ne olduğu konusunda yalnızca fikir yürütebiliriz. Bu ve izleyen ayeti bir arada düşündüğümüzde, İskender’in elçiyi yalan yere suçladığını söylemek mümkündür. Conybeare ve Howson bunu şu şekilde yorumlar: “Bakırcı İskender beni kötü olmakla suçladı.” Elçi, Rab’bin ona yaptıklarının karşılığını vereceğinden emindir.

4:15   Bu ayetten Timoteos’un Roma’ya varmış olduğunu çıkarabiliriz. Timoteos’un da kendisine kötülük etme olasılığı olan İskender’den sakınması gerekmektedir. İskender’in halka hitap ettiği sırada Pavlus’un söylediklerine şiddetle karşı koymuş olması mümkündür.

4:16   Pavlus muhtemelen son günlerde olanları düşünmektedir. İlk savunması ifadesiyle kastedilen, son duruşmada kendisine tanınmış olan ilk kendini savunma fırsatıdır.5 Yazdıklarıyla sonraki yüzyılları zenginleştirmiş olan bu yürekli elçiden yana çıkan birinin olmaması gerçekten üzücüdür. Hiç kimse onu savunmak istemedi, ama bunlara karşın onun yüreğinde nefret yoktu. Kurtarıcısını örnek alan Pavlus tıpkı O’nun gibi, bunun hesabı onlardan sorulmasın diye dua ediyor.

4:17   İnsanlar onu unutmuş olsa da Rab onun yardımına geldi. Hatta ona duruşmada müjdeyi duyurabilmesi için tanrısal bir güç de verildi. Müjde hiçbir engelle karşılaşmadan yayıldı ve mahkemedeki diğer uluslardan olan kişiler kurtuluş bildirisini işitmiş oldu.

Stock hayranlığını şöyle dile getirir:

Diğer uluslardan olan herkes (ki buna birçok üst düzey Romalı da dahil edilebilir) Tanrı’nın insanlığa sunduğu bildiriyi duydu. Herkes çarmıha gerilmiş ve yüceltilmiş olan İsa’nın tek Kurtarıcı olduğunu işitti. İnsan düşüncesinin ve hayal gücünün böylesine harika bir durumu kavraması çok zordur. O an tarihin en önemli anlarından biri sayılabilir ve sonsuzluk bunun sonuçlarını bize açıklamayacak mı? 6

Bu ayetteki güçlendirdi sözcüğü sıradan bir sözcük olmayıp Yeni Antlaşma’da yalnızca sekiz kez geçer. Pavlus’un halka hizmet etmeye başladığı sırada Elçilerin İşleri 9:22’de şöyle geçer: “Günden güne güçleniyordu.” Burada hizmetinin sonuna geldiği sırada yeniden kullanılır. Rab’bin kendi hizmetkârına yaşamı boyunca güç verdiği anlamlı bir şekilde anımsatılmaktadır.

Aslanın ağzından böyle kurtuldum ifadesi, Pavlus’a biraz daha zaman tanındığını belirtmenin bir başka biçimidir. Mahkeme devam edecekti. Kısa bir süre için tehlike savuşturulmuştu. Aslanın; Neron, Şeytan ya da vahşi hayvanlar anlamlarına geleceğini belirtenler olmuştur. Ancak belki de bunu genel olarak tehlike anlamında almak daha uygun olacaktır.

4:18   Elçi Rab’bin kendisini her kötülükten kurtaracağını söylerken öldürülmekten kurtulacağını ima etmiyordu. Ölümünün yaklaştığını biliyordu (6.ayet). Öyleyse ne demek istiyordu? Kuşkusuz, son günlerinde yaptığı tanıklığa gölge düşürecek bir şey yapmaktan Rab’bin onu alıkoyacağını belirtmek istiyordu. Rab onu imandan dönmekten, O’nun adını reddetmekten, korkaklıktan ya da herhangi bir şekilde ahlâksızlık yapmaktan uzak tutacaktı.

Pavlus yalnızca bundan değil, Rab’bin kendisini göksel egemenliğine güvenlik içinde ulaştıracağından da emindi. Göksel egemenlik ile kastedilen, Mesih’in yeryüzündeki bin yıllık egemenliği değil, Rab’bin yasasının tam anlamıyla yürürlükte olduğu cennettir.

Elçi burada Tanrı’ya sonsuzlara dek yüceltmektedir. Sonsuzlara dek ifadesi, “çağlar boyunca” anlamına gelmektedir ve Grekçe’de sonsuzlukla ilgili en güçlü ifadedir. Sonsuzluğun içinde “çağlar” yoktur, ancak insan aklı zamansızlığı kavramakta zorlandığı için böyle bir zaman ifadesi kullanılması zorunlu olmuştur.

4:19   Şimdi de elçi kendisiyle birlikte etkin bir biçimde hizmet etmiş bir çifte selam söylemektedir. Priska (ya da Priskilla) ve Akvila önce Korint’te Pavlus ile tanışmış, sonra da onunla birlikte Efes’e gitmişlerdir. Bir süre Roma’da da yaşamışlardı ve Pavlus gibi çadırcıydılar (Rom.16:3).

Onisiforos, 1:16’da da sözü edilen kişidir. Sık sık elçinin içini ferahlatmış ve onun hapiste olmasından hiçbir şekilde utanç duymamıştır.

4:20   Belki de burada adı geçen Erastus ile Korint kentinin haznedarı olan Erastus aynı kişiydi (Rom.16:23).

Trofimos’tan daha önce Elçilerin İşleri 20:4 ve 21:29’da da söz edilir. Efes’te iman edip Pavlus ile Yeruşalim’e gitti. Oradaki Yahudiler Pavlus’un onu tapınağa soktuğunu düşünüyorlardı. Pavlus’un onu Milet’te hasta bıraktığını okuyoruz. Bu ifade önemlidir, çünkü elçinin mucizevi olarak iyileştirme gücü olduğu halde bunu her zaman kullanmadığını göstermektedir. İyileştirme mucizesi hiçbir zaman kişisel çözümler sağlamak için kullanılmamış, inanmayan Yahudiler’e Müjde’yi kanıtlayıcı bir belirti olarak kullanılmıştır.

4:21   Timoteos’un, hava koşullarının seyahat etmeyi zorlaştıracağı ya da olanaksız hale getireceği için kış bastırmadan gelmeye gayret etmesi gerekiyordu. Roma’da hapiste olan arkadaşı onun varlığına gereksinim duyuyordu ve onu beklemekteydi. Timoteos’un gelmesi için söylediği sözler gerçekten çok dokunaklıdır (1:3-4, 4:9 ayetlerine de bkz.).

Ardından Evvulus, Pudens, Linus, Klavdiya ve bütün kardeşlerin de Timoteos’a selam söylediklerini görüyoruz. Bu adlar önemli gözükmese de yürek titreten hatırlatıcı ifadelerdir. Rodgers şöyle der: “İman hizmetindeki özel sevinçler ve ayrıcalıklardan biri arkadaşlıkların oluşturulma şeklidir.”

4:22   Pavlus son mektubunun sonuna gelmiştir. Özel olarak Timoteos’a şöyle seslenir: “Rab İsa Mesih 7ruhunla birlikte olsun.” Ardından da mektubu aldığı sırada Timoteos’la birlikte olanlara hitaben de, “Tanrı’nın lütfu sizlerle olsun” diyor. Amin.

Burada kalemini bırakır. Mektup bitmiştir. Görevi sona ermiştir. Ancak yaşamının ve tanıklığının etkisi hâlâ devam etmektedir ve bir gün onu tekrar görecek, topluluk ve Müjde’yle ilgili konularda yine konuşacağız.

 

Kutsal Kitap

1 Tanrı’nın ve dirilerle ölüleri yargılayacak olan Mesih İsa’nın önünde, O’nun gelişi ve egemenliği hakkı için sana buyuruyorum: Tanrı sözünü duyur. Zaman uygun olsun olmasın, bu görevi sürdür. İnsanları tam bir sabırla eğiterek ikna et, uyar, isteklendir.
2 (SEE 4:1)
3 Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye katlanamayacaklar. Kulaklarını okşayan sözler duymak için çevrelerine kendi arzularına uygun öğretmenler toplayacaklar.
4 Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar.
5 Ama sen her durumda ayık ol, sıkıntıya göğüs ger, müjdeci olarak işini yap, görevini tamamla.
6 Çünkü kanım adak şarabı gibi dökülmek üzere. Benim için ayrılma zamanı geldi.
7 Yüce mücadeleyi sürdürdüm, yarışı bitirdim, imanı korudum.
8 Bundan böyle doğruluk tacı benim için hazır duruyor. Adil yargıç olan Rab o gün bu tacı bana, yalnız bana değil, O’nun gelişini özlemle beklemiş olanların hepsine verecektir.
9 Yanıma tez gelmeye gayret et.
10 Çünkü Dimas bu dünyayı sevdiği için beni terk edip Selanik’e gitti. Kriskis Galatya’ya, Titus Dalmaçya’ya gitti.
11 Yanımda yalnız Luka var. Markos’u alıp beraberinde getir, yapacağım hizmette bana yardım eder.
12 Tihikos’u Efes’e gönderdim.
13 Troas’ta Karp’ın yanında bıraktığım abayı, kitapları, özellikle yazı derilerini gelirken beraberinde getir.
14 Bakırcı İskender bana çok kötülük etti. Rab ona yaptıklarının karşılığını verecektir.
15 Sen de ondan sakın. Çünkü söylediklerimize şiddetle karşı koydu.
16 İlk savunmamda benden yana çıkan olmadı, hepsi beni terk etti. Bunun hesabı onlardan sorulmasın.
17 Ama Tanrı bildirisi aracılığımla tam olarak açıklansın, bütün uluslar bunu duysun diye Rab yardımıma gelip beni güçlendirdi. Aslanın ağzından böyle kurtuldum!
18 Rab beni her kötülükten kurtarıp güvenlik içinde göksel egemenliğine ulaştıracak. Sonsuzlara dek O’na yücelik olsun! Amin.
19 Priska, Akvila ve Onisiforos’un ev halkına selam söyle.
20 Erastus, Korint’te kaldı. Trofimos’u da Milet’te hasta bıraktım.
21 Kış bastırmadan gelmeye gayret et. Evvulus, Pudens, Linus, Klavdiya ve bütün kardeşler sana selam ederler.
22 Rab ruhunla birlikte olsun. Tanrı’nın lütfu sizlerle olsun.

1.Kritik metinde kata yerine kai (ve) geçer. Yani “gelişinde” değil, “ve gelişi” an­lamına gelir.

2. Hiebert, Second Timothy, sf.109,110.

3.Grekçe’si membranas’dır. Bu, pahalı el yazmaları ya Kutsal Kitap’ın bölüm­leri ya da yorumlarıydı.

4. H.A. Ironside’in Timothy, Titus and Philemon adlı kitabından (sf.255) alınmış­tır.

5.Büyük olasılıkla, burada Pavlus’un ilk tutukluluğunun sonundaki yargılama­dan söz edilmektedir.

6. Eugene Stock, Plain Talks on the Pastoral Epistles, sayfası belli değil.

7. Bazı metinlerde “Rab İsa Mesih ruhunla birlikte olsun” diye geçer.