Efesliler 6

6:1   5. bölümde Ruh’la dolu olmanın sonuçlarından birinin, birbirine bağımlı olmak olduğunu öğrenmiştik. Örneğin Ruh’la dolu bir kadının kocasına bağımlı olduğunu görmüştük. Şimdi de Ruh’la dolu çocukların anne ve babalarına isteyerek bağımlı olduğunu öğreniyoruz. Tüm çocukların en önemli görevi, Rab yolunda anne babalarının sözünü dinlemektir. Çocukların ya da anne babanın Hıristiyan olup olmaması bir şeyi değiştirmez. Aileçocuk ilişkisi yalnız inanlılar için değil, herkes için geçerlidir. Bu emirde çocuklardan Rab’be itaat edercesine söz dinlemeleri istenmekle, itaatlerinin sanki Rab’be itaat eder gibi olması amaçlanmaktadır. Ayrıca Tanrı’nın isteğine uygun olan her konuda söz dinlemeleri gereklidir. Eğer anne babaları onlardan günah işlemelerini isterlerse onların bu emre itaat etmesi beklenmemelidir. Böyle bir durumda çocukların kibarca buna karşı çıkması ve sonuçlarına da karşılık vermeden katlanması gereklidir. Bununla birlikte diğer durumlarda itaat etmelidirler.

Söz dinlemelerini gerektiren dört neden verilir. İlki doğru olması nedeniyledir. Olgunlaşmamış ve tecrübesiz olanın daha yaşlı ve hikmetli olan anne babanın sözünü dinlemesi, aile yapısının temel taşlarından biridir.

6:2   İkinci nedeni Kutsal Yazı’ya uygun olmasıdır. Pavlus burada Mısır’dan Çıkış 20:12’yi örnek gösterir: Annene babana saygı göster (Ayrıca bkz. Yas. 5:16). Anne babaya saygıyı içeren bu emir, On Emir’in ilkidir ve aileye saygı, sevgi ve itaatle bağlı olunması istenir.

6:3   Üçüncü nedeni bu durumun çocukların yararına olmasıdır: İyilik bulmak için. Ailesinden hiçbir yasak ve kural öğrenmemiş bir çocuğun halini bir düşünün! Kişisel olarak çok zor durumda kalır ve sosyal yönden de katlanılması güç birisi olurdu.

Dördüncü neden de yaşama yöneliktir: Yeryüzünde uzun ömürlü olmak için. Eski Antlaşma döneminde anne babasına itaat eden bir çocuk uzun ömürlü olurdu. Bugün İncil döneminde bu istisnasız bir kural değildir. Çocuğun itaati her zaman uzun bir ömürle bağlantılı olmamaktadır. Gayet itaatkâr bir çocuk, küçük yaştayken ölebilir. Ancak genelde disiplinli ve itaatkâr bir yaşam, sağlık ve uzun ömürle paralellik göstermekte, isyankâr ve kayıtsız bir yaşam ise çabuk sona ermektedir.

6:4   Çocuklara verilen öğütler, babalarına verilenlerle dengelenir. Onların da mantıksız istekler, gereksiz sertlik ve rahatsız etmeyle çocuklarının öfkesini uyandırmaması gerekmektedir. Tersine çocuklar Rab’bin terbiye ve öğüdüyle büyütülmelidir. Terbiye bedensel olarak ya da sözle yapılan düzeltmeyi ve disiplini içerir. Öğüt; uyarma, azarlama ve paylamayı içerir. Çocuk eğitimi, Rabbin Kutsal Kitap’ta açıklanan isteklerine uygun şekilde yapılmalıdır.

John ve Charles’ın da annesi olan ve on yedi çocuğu olan Susannah Wesley şöyle yazmıştı:

Çocuğa, isteklerine boyun eğmeyi öğretmeye çalışan annebaba, bir ruhun yenilenmesi ve kurtulması için Tanrı’yla birlikte çalışıyor demektir. Bunlara karşı çıkan annebaba Şeytan’a hizmet eder, inancın yaşama uygulanışına engel olur, kurtuluşu ulaşılmaz kılar ve çocuğun ruhunun ve bedeninin sonsuza dek mahvolmasına yol açar. 1

6:5   Mesih inanlısının evindeki itaatin üçüncü ve son yönü kölelerin efendilerine itaatidir. Pavlus köleler sözcüğünü kullanırken hizmet edenlerle her tür işte çalışanları kasteder.

Çalışan kişinin ilk görevi, dünyadaki efendilerinin sözünü dinlemektir. Dünyadaki efendiler ifadesi bize, işverenin, işçisinin bedensel ve zihinsel işiyle ilgilenebileceğini, ancak ruhsal ve vicdani konularda ona hükmedemeyeceğini anımsatır.

İkinci olarak ise köleler saygılı olmalıdır. Saygı ve korku, gururun çiğnenmesini ve bayağılığı değil, Rab’bi ve işvereni üzme korkusunu ve saygıyı ifade eder.

Üçüncü olarak da bu hizmet vicdana uygun olarak, saf yürekle yapılmalıdır. Saat ücretimizin karşılığı olarak altmış dakika boyunca istekle çalışmalıyız.

Ayrıca Mesih’in işini yapıyormuş gibi istekle çalışmalıyız. Bu sözlerden normal bir iş ile Tanrı’nın işi arasında bir fark olmadığı anlaşılmaktadır. Her yaptığımız O’nun için olmalı, O’nu hoşnut edip adını yüceltmeye ve insanları O’na yöneltmeye hizmet etmelidir. En sıradan işler bile Tanrı’nın yüceliği için yapılırsa, soylu ve kutsal bir nitelik kazanır. Bulaşık yıkamak bile! Bu nedenle bazı inanlı ev hanımları mutfaklarına şu yazıyı asarlar: “Burada günde 3 kez kutsal bir görev yerine getirilmektedir.”

6:6   Yalnızca patron bakarken değil, göksel Efendimiz sürekli izliyormuş gibi daima çalışkan olmalıyız. İşveren yokken gevşeme eğilimi yaygın bir tutum ise de, bu doğru değildir ve dürüstlükten uzaktır. Mesih inanlısının çalışma standardı, ustabaşının bulunduğu yere göre değişmemelidir. Bir defasında bir müşteri inanlı bir tezgahtardan, işverenin görmeyeceğini söyleyip ödediği para miktarından daha fazla mal alma isteğinde bulunmuştu. Tezgahtar şöyle yanıtladı: “Ama benim Efendim daima bizi izliyor!” Biz de Mesih’in hizmetkârları olarak Tanrı’nın isteğini candan, yani O’nu hoşnut etme arzusuyla yerine getirmeliyiz. Erdman şöyle der:

Bu noktalar göz önüne alındığında bir işin kutsallığı ölçülemeyecek kadar artar. En aciz bir kölenin işi bile istekle, yürekten, Mesih’i memnun etmek için ve Rab’bin takdirini alabilmek amacıyla yapıldığında soylu bir iş haline gelir. 2

6:7   O halde biz de gönülden hizmet etmeliyiz. İçten kızıp da dıştan gülümseyerek değil, sevinçle ve isteyerek yapmalıyız. Patron kötü davranan, mantıksız biri olsa da yine de insanlara değil, Rab’be hizmet eder gibi hizmet edebiliriz. Bu doğaüstü davranış şekli, içinde yaşadığımız dünyada en büyük etkiyi yapar.

6:8   Mesih’e hizmet eder gibi hizmet etme isteği, O’nun her iyi işi ödüllendireceğinin güvencesidir. Kişinin köle ya da özgür olması bir şeyi değiştirmez. Rab hoş ya da değil, tüm hizmetleri dikkate almaktadır ve O’na hizmet eder gibi yapılan her işin her bir işçisini ödüllendirecektir.

Kölelerle ilgili bu bölümü bitirmeden önce bazı yorumların yapılması gerekir:

  1. Yeni Antlaşma köleliği kınamaz. Hatta gerçek inanlıyı Mesih’in kölesine benzetir (6. ayet). Ancak köleliğin kötüye kullanımı İncil’in gittiği her yerde ahlâksal değişime bağlı olarak ortadan kalkmıştır.
  2. Yeni Antlaşma krallardan çok kölelere seslenir. Bu fazla sayıda güçlü, bilge ve soylu kişinin çağrılmamış olmasının yansıması da olabilir (1Ko.1:26). Büyük olasılıkla Hıristiyanların çoğu düşük sosyoekonomik gruplarda yaşamaktadır. Kölelerin vurgulanması en sıradan işleri yapanların bile Hıristiyanlığın en güzel bereketlerinden dışlanmadığını gösterir.
  3. Kölelere yönelik bu emirlerin olumlu etkisi, Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde köle pazarlarında Hıristiyan kölelerin daha yüksek fiyatla alıcı bulmalarında da görülmüştü. Bugün de Hıristiyan işçiler, Tanrı’nın lütfunu tatmamış olan işçilerden daha değerli olmalıdır.

6:9   Efendilere de kölelere uygulanan ilkelerin aynısı uygulanmalıdır. Dürüst, kibar ve adil olmalıdırlar. Kötü ve kaba tehditler savurmaktan uzak durmalıdırlar. Bu alanda disiplini sağladıkları takdirde fiziksel şiddete de başvurmayacaklardır. Köle ile efendinin Rabbi’nin aynı olduğunu unutmamaları gerekir. Rab’bin önünde yeryüzündeki farklılıklar siliniverir. Hem efendi hem de köle bir gün O’na hesap verecektir.

D. İmanlının Ruhsal Savaşına İlişkin Öğütler (6:10-20)

6:10   Pavlus mektubunun sonuna yaklaşmaktadır. Tanrı’nın tüm ailesine hitaben onlara Mesih’in askerleri olarak çağrıda bulunur. Tanrı’nın her gerçek çocuğu kısa bir süre içinde Hıristiyan yaşamının bir savaş olduğunu öğrenir. Şeytan’ın orduları Mesih’in işini engellemeye kararlıdır ve her bir askeri savaş dışı bırakmaya çalışırlar. İnanlı kişi, Rab için ne kadar iyi çalışıyorsa, düşmanın saldırılarına da o kadar çok maruz kalacaktır. Şeytan, cephanesini ismen Hıristiyan olan kişiler için harcamaz. Biz kendi gücümüzle Şeytan’a karşı gelemeyiz. Dolayısıyla ilk emir, Rab’de ve O’nun üstün gücüyle güçlenin şeklindedir. Tanrı’nın en iyi askerleri kendi zayıflıklarının ve yetersizliklerinin farkında olup yalnızca O’na güvenenlerdir. “Tanrı güçlüleri utandırmak için dünyanın zayıf saydıklarını seçti.” (1Ko.1:27). Zayıflığımız kendisini O’nun üstün gücüne emanet eder.

6:11   İkinci emir tanrısal silahlarla ilgilidir. İnanlı kişinin İblis’in hilelerine karşı durabilmek için Tanrı’nın sağladığı bütün silahları kuşanması gerekmektedir. Bir ya da iki silahla olmaz, tümüyle kuşanmak gerekir. Tanrının sağladığı silahların çok azına sahip olmak bizi korumaya yetmeyecektir. İblis’in çeşitli yöntemleri vardır; yıldırma, düş kırıklığı, zihin karıştırma, ahlâksal yetersizlik, öğretisel yanlışlar. O bizim en zayıf noktamızı bilir ve oraya saldırır. Bir yöntemle bizi etkisiz kılamazsa bir diğerini deneyecektir.

6:12   Bu savaş tanrısız filozoflara, hilekâr din adamlarına, Mesih’i reddeden sapık tarikat üyelerine ya da inançsız yöneticilere karşı değildir. Şeytani güçlere, düşmüş meleklere ve büyük güç kullanan kötü ruhlara karşıdır. Onları göremesek de her zaman çevremizde kötü ruhlar vardır. Gerçek bir inanlının içine yerleşemeseler de onu sıkıştırıp zarar verebilirler. Mesih inanlısı sürekli olarak kötü ruhları ve cinleri düşünüp korku içinde yaşamamalıdır. Tanrı’da bu saldırılara karşı koymak için gerekli tüm silahlara sahiptir. Elçi bu düşmüş meleklerden, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal orduları, karanlık dünyanın güçleri diye söz etmektedir. Bunlar arasındaki farkı bilecek kadar bilgiye sahip değiliz. Ancak insanın bakış açısına göre değişik yetkilere sahip ruhsal yöneticiler, başkanlar, valiler, meclis üyeleri gibi kişilerin karşılığı olabilirler.

6:13   Pavlus bunları yazarken belki de tam donanımlı Romalı bir asker tarafından korunuyordu. Çevresinde gördüklerinden ruhsal dersler çıkarma konusunda becerikli olduğundan bunu da uyarlar. Çevremiz düşmanlarla sarılıdır. En sert saldırılar geldiğinde yerimizde durabilmek ve savaş bittiğinde yıkılmamış olabilmek için Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanmamız gerekir. Kötü gün düşmanın bize saldırdığı zamanı belirtebilir. Şeytan’ın karşı çıkışı yaklaşıp uzaklaşan dalgalara benzetilebilir. Şeytan, Rabbimizi bile çölde denedikten sonra bir süreliğine terk etmişti (Luk.4:13).

6:14   Silahların ilki beli saran gerçektir. Tanrı sözünün gerçeğine bağlı kalmamız elbette önemlidir, ancak gerçeğin de bizi tutması gereklidir. Bunu günlük yaşamımıza uygulamalıyız. Her şeyi gerçekle sınadığımızda savaştaki gücümüz ve korunmamız artacaktır.

İkinci silah doğruluk zırhıdır. Her imanlı Tanrı’nın doğruluğuyla donatılmıştır (2Ko.5:21); ancak günlük yaşamımızda da bu doğruluk ve dürüstlüğü göstermeliyiz. Birisi şöyle demiştir: “Bir kimse doğrulukla giyinmişse hiçbir şey ona işlemez. Suçlamalara karşı koruma sağlayan, sözcükler değil, iyi bir yaşamdır.” Eğer vicdanımız Tanrı’ya ve insanlara karşı temizse, Şeytan’ın kullanabileceği bir şey kalmaz. Davut, Mezmur 7:3-5 ayetlerinde göğsüne doğruluk zırhını takar. Rab İsa bu zırhı sürekli taşıyordu (Yşa.59:17).

6:15   Askerin, ayaklarına esenlik Müjdesi’ni yayma hazırlığını giymiş olması gerekir. Bu esenlik Müjdesi’ni yaymaya hazır olma, bir anlamda da düşmanın toprağına girmeyi ima eder. Çadırlarımızda gevşemiş durumdaysak tehlikedeyiz demektir. Güvenceyi ancak Kurtarıcı’nın dağlarda dolaşıp iyi ve sevinçli haberler taşıyan güzel ayaklarını izlemekte bulabiliriz (Yşa.52:7; Rom. 10:15).

p class=”poem”>
“İyi haber müjdeleyenlerin
Ayakları ne güzeldir” (Frances Ridley Havergal).

6:16   Askerin bunlara ek olarak Şeytan’ın bütün ateşli oklarını etkisiz kılabilecek iman kalkanını alması gerekir. İman, burada kişinin, Rab’be ve sözüne olan güvenini temsil eder. Ayartılar şiddetlendiğinde, koşullar zorlaştığında, kuşkular arttığında, dağılma tehlikesi belirdiğinde iman göğe bakarak şöyle der: “Tanrı’ya inanıyorum!”

6:17   Tanrı’nın sağladığı miğfer kurtuluştur (Yşa.59:17). Savaş ne denli çetin de olsa Mesih inanlısı yılmaz ve her şeyin zaferle sonuçlanacağını bilir. Yavaş yavaş da olsa kurtulacağını bildiğinden teslim olmaz. “Tanrı bizden yanaysa, kim bize karşı olabilir?” (Rom.8:31).

Asker son olarak da Tanrı sözü olan Ruh’un kılıcını alır. Bunun en klasik örneği Rab’bin, Şeytan’la karşılaştığında bu kılıcı kullanmış olmasıdır. Üç kez Tanrı’nın sözünü kullanmıştır. Seçtiği ayetler de gelişi güzel değil, Kutsal Ruhun o durum için vermiş olduğu ayetlerdir (Luk.4:1-13). Burada Tanrı’nın sözü 3 ile anlatılmak istenen, tüm Kutsal Kitap değil, duruma uygun olan bölümlerdir.

David Watson şöyle der:

Tanrı gereksinimimiz olan tüm korunmayı sağlar. Rab’le yaşayışımızda bir “gerçekler zinciri”nin olduğunu bilmeliyiz. Tanrı ve birbirimizle olan ilişkilerimiz doğruluk temeline oturmalı, her yerde barışçıl olmalı, kötü olanın oklarını püskürtmek için iman kalkanını tutmalı, kolayca gelen korkulardan zihnimizi korumalı ve Ruh’un gücüyle Tanrı’nın sözünü kullanmalıyız. İsa’nın da çölde düşmanı, Tanrı sözünün tekrarlayan darbeleriyle yendiğini anımsayınız. 4

6:18   Silahlar arasında duaya değinilmez, ancak askerin soluk alması duaya bağlıdır dersek abartmış olmayız. Dua, silahların kuşanılıp düşmana karşı çıkılacağı ortamı oluşturur. Dua arada sırada yapılan bir şey değil, süreklilik kazanmış bir alışkanlık olmalıdır. O nedenle askerin de her türlü duaya başvurması gerekir. Tek başına ve toplum içinde, öylesine ya da amacı olan, yakarış şeklinde ve başkası için olan, itiraf niteliğinde, hamt ve şükran sunan dualar edilmelidir.

Ayrıca dua Ruh’ta olmalı, O’nun tarafından esinlenip yönlendirilmelidir. Adet haline gelen dualar düşünülmeden (anlamına dikkat edilmeksizin) edilir. Böyle bir duanın cehennemin orduları ile savaşta ne değeri olabilir? Duada canlılık olmalı, uyanık durulmalıdır. Zihnimizin dağılması ve uyuşukluğa karşı dikkatli olmalıyız. Dua ruhsal uyanıklığı, istekliliği ve konsantrasyonu gerektirir. Dua her zaman edilmelidir. Kapıyı çalmayı ve istemeyi sürdürmeliyiz (Luk. 11:9). Tüm kutsallar için yalvarışta bulunmalıyız. Onlar da mücadelenin içindedirler ve diğer arkadaşlarının dualarına gereksinim duyarlar.

6:19   Blaikie, Pavlus’un benim için de şeklindeki kişisel ricası ile ilgili şöyle der:

Bir elçi için çok da uygun görünmeyen bu düşünceye dikkat edin! Pavlus tüm Efesliler için bir lütuf deposuna sahip olmadığı gibi, canlı depodan kendisine lütuf verilsin diye onların dualarına gereksinim duymaktadır. 5

Pavlus tutukevinden yazıyordu. Ancak yine de bir an önce salıverilmesi için dua istemiyordu. Ağzını her açışında gerekli söz verilsin de, Müjde’nin sırrını cesaretle bildirebilsin diye dua istiyordu. Bu, Pavlus’un Efesliler’de sırdan son kez söz ettiği yerdir. Burada bağlı oluşunun nedeni olarak gösterilir. Yine de üzgün değildir. Tam tersi! Onu daha fazla duyurma arzusundadır.

6:20   Genelde elçilerin diplomatik dokunulmazlıkları vardır. Ancak insanlar hemen her şeyi Müjde’den daha kolay kabul ederler. Başka hiçbir konu duyguları bu denli karıştırmaz, düşmanlığı doğurmaz ve zulme yol açmaz. Bu nedenle Mesih’in temsilcisi zincire vurulmuş bir elçiydi. Eadie bunu şöyle anlatır:

Yüceliğin elçisi, eşi bulunmaz soylu bir göreve atanmış, çürütülemez kanıtlar taşıyan tutsak edilmiş kişi… 6

Pavlus’un bildirisinin dar görüşlü kişileri düşman eden yönü, Yahudi olsun, diğer uluslardan olsun her iman edenin Baş olarak Mesih’i tanıdıktan sonra yeni bir topluluk olmaları ve aynı ayrıcalıklara sahip hale gelmeleriydi.

E. Pavlus’un Kişisel Selamları (6:21-24)

6:21,22   Pavlus kendi durumu hakkında bilgi vermek üzere Tihikos’u Roma’dan Efes’e gönderir. Tihikos’u sevgili kardeşi ve Rab’bin hizmetkârı olarak tavsiye eder. Bu kişinin adı Yeni Antlaşma’da beş yerde geçer. Yunanistandan Asya’ya Pavlus’la birlikte seyahat edenlerden biriydi (Elç.20:4). Kolose’de (Kol.4:7), Efes’te (6:21 ile 2Ti.4:12’yi karşılaştırın) ve büyük olasılıkla Girit’te de Titus (Tit.3:12) elçinin haberlerini inanlılara iletiyordu. Tihikos’un bu kez iki görevi vardı. Hem Pavlus’un tutuk evindeki durumu ile ilgili olarak kutsallara bilgi verecekti, hem de gereksiz korkulara karşı yüreklerine cesaret verecekti.

6:23   Son ayetlerde esenlik, lütuf gibi Pavlus’un tipik selam sözcükleriyle karşılaşıyoruz. Bu iki sözcükle okuyucularının tüm bereketlere kavuşmalarını diler. Yahudiler’in ve diğer uluslardan olanların kullandıkları bu sözcüklerle son olarak Müjde’nin sırrına üstü kapalı bir gönderme de yapmakta, Yahudi ile diğer uluslardan olanların Mesih’te bir olduğunu vurgulamaktadır. 23. ayette okuyucularına imanla birlikte esenlik ve sevgi dilemektedir. Esenlik Tanrı’ya tapınmalarını ve birlikte çalışmalarını mümkün kılacaktı. İman, Hıristiyan yaşamındaki sömürülere karşı onları güçlendirecekti. Tüm bu bereketler de Baba Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten gelmektedir. Eğer eşit olmasalardı bu olanak dışı olurdu.

6:24   Sevgili elçi son olarak da bütün içtenliğiyle, Tanrı’nın lütfunun, Rabbimiz İsa Mesih’i ölümsüz sevgiyle sevenlerin hepsiyle birlikte olmasını diliyor. Gerçek Hıristiyan sevgisi kalıcıdır, alevi, zaman zaman titrese de, azalıp çoğalsa da asla sönmez.

Roma’daki tutukevi, soylu tutuklusundan çoktan vazgeçmiştir. Yüce elçi ödülüne kavuşmuş ve sevdiğinin yüzünü görmüştür. Ancak mektup yazıldığı günkü tazeliği ve canlılığıyla bizimledir. 20. yüzyılda da halen bizi esinlemekte, ikna etmekte ve öğütler vermektedir. Efesliler’i bitirirken H.W. Webb Peploenin sözlerine yürekten katılıyoruz:

Belki de Tanrı’nın kitabında bu denli harika başka bir bölüm yoktur. Tanrı’nın elçisi bile olsa, bir insan için kendisine tanınan sınırlar içerisinde adaleti sağlaması ne kadar olanaksızdır! Umarım ki, kutsallıkla ilgili öğretişleri arayarak O’na yaklaşabilir ve Tanrı’yı yüceltebileceğimiz daha soylu ve üstün bir yaşam sürebiliriz. 7

 

Kutsal Kitap

1 Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.
2 “İyilik bulmak, yeryüzünde uzun ömürlü olmak için annene babana saygı göstereceksin.” Vaat içeren ilk buyruk budur.
3 (SEE 6:2)
4 Ey babalar, siz de çocuklarınızın öfkesini uyandırmayın. Onları Rab’bin terbiye ve öğüdüyle büyütün.
5 Ey köleler, dünyadaki efendilerinizin sözünü Mesih’in sözünü dinler gibi saygı ve korkuyla, saf yürekle dinleyin.
6 Bunu, yalnız insanları hoşnut etmek isteyenler gibi göze hoş görünmek için yapmayın. Mesih’in kulları olarak Tanrı’nın isteğini candan yerine getirin.
7 İnsanlara değil, Rab’be hizmet eder gibi gönülden hizmet edin.
8 Çünkü ister köle ister özgür olsun, herkesin yaptığı her iyiliğin karşılığını Rab’den alacağını biliyorsunuz.
9 Ey efendiler, siz de kölelerinize aynı biçimde davranın. Artık onları tehdit etmeyin. Onların da sizin de Efendiniz’in göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz.
10 Son olarak Rab’de, O’nun üstün gücüyle güçlenin.
11 İblis’in hilelerine karşı durabilmek için Tanrı’nın sağladığı bütün silahları kuşanın.
12 Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır.
13 Bu nedenle, kötü günde dayanabilmek, gerekli her şeyi yaptıktan sonra yerinizde durabilmek için Tanrı’nın bütün silahlarını kuşanın.
14 Böylece, belinizi gerçekle kuşatmış, göğsünüze doğruluk zırhını takmış ve ayaklarınıza esenlik Müjdesi’ni yayma hazırlığını giymiş olarak yerinizde durun.
15 (SEE 6:14)
16 Bunların hepsine ek olarak, Şeytan’ın bütün ateşli oklarını söndürebileceğiniz iman kalkanını alın.
17 Kurtuluş miğferini ve Ruh’un kılıcını, yani Tanrı sözünü alın.
18 Her türlü dua ve yalvarışla, her zaman Ruh’un yönetiminde dua edin. Bu amaçla, bütün kutsallar için yalvarışta bulunarak tam bir adanmışlıkla uyanık durun.
19 Ağzımı her açtığımda bana gerekli söz verilsin diye benim için de dua edin; öyle ki, Müjde’nin sırrını cesaretle bildirebileyim.
20 Uğruna zincire vurulmuş durumda elçilik ettiğim Müjde’yi gerektiği gibi cesaretle duyurabilmem için dua edin.
21 Nasıl olduğumu, ne yaptığımı sizin de bilmeniz için sevgili kardeşimiz, Rab’bin güvenilir hizmetkârı Tihikos size her şeyi bildirecektir.
22 22 Kendisini bu amaçla, durumumuzu iletmesi ve yüreklerinize cesaret vermesi için size gönderiyorum.
23 Baba Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten kardeşlere imanla birlikte esenlik ve sevgi diliyorum.
24 Tanrı’nın lütfu Rabbimiz İsa Mesih’i ölümsüz sevgiyle sevenlerin hepsiyle birlikte olsun.

1. William W. Orr’dan alınmıştır, Bible Hints on Rearing Children, sf.19.

2. Erdman, Ephesions, sf.119.

3. Pavlus burada daha çok bilinen logos sözcüğünü değil, rhetoric ile bağlantılı olan rhema’yı kullanır ki, burada Tanrı’dan özel bir gereksinim için verilmiş özel bir “sözcük” tür. Bazen logos ile rhema eş anlamda kullanılır.

4. Davit Watson, Discipleship, sf.183.

5. Blaikie “Efesliler,” XLVI:260.

6. Eadie, Ephesions, sf.480.

7. H.W. Webb – Peploe, “Pavlus’un Dört Mektubunda Lütuf ve Esenlik,” The Ministry of Keswick, First Series sf.69.