Elçilerin İşleri 1

1
Elçilerin Bölüm 1

 

YORUM

I. YERUŞALİM’DEKİ KİLİSE (Bölüm 1 – 7)

A. Diri Rab’bin Kutsal Ruh Vaadi (1:1-5)

1:1   Elçilerin İşleri bir hatırlatmayla başlar. Sevgili hekim Luka daha önce Teofilos’a, şimdi bizim Luka Müjde’si olarak (Luk.1:1-4’e bakınız) bildiğimiz bölümü yazmıştı. O Müjde’nin son ayetlerinde Teofilos’a, göğe alınmasından hemen önce Rab İsa’nın öğrencilerine Kutsal Ruh’la vaftiz olacaklarını vaat ettiğini yazmıştı (Luk.24:48-53).

Luka anlatımına devam edecektir, bu nedenle başlangıç noktası olarak bu heyecan verici vaade döner. Böyle yapması uygundur, çünkü Elçilerin İşleri kitapçığında açıklanan bütün ruhsal zaferler o Ruh vaadindeki tohumda gizlenmişti. Luka, Müjde’sini ilk anlatım ya da ilk kitap olarak tanımlar. İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi onda kaydetmişti. Elçilerin İşleri’nde, İsa’nın, Göğe Çıkışından sonra, Kutsal Ruh aracılığıyla yapmaya ve öğretmeye devam ettiği şeyleri aktarmayı sürdürür.

Rab’bin hizmetinin hem yapma hem de öğretme olduğuna dikkat edin. Görevsiz öğreti ya da eylemsiz iman ikrarı değildi. Kurtarıcı, öğrettiklerinin yaşayan şekliydi. Öğrettiğini uyguladı.

1:2   Teofilos, Luka’nın önceki kitabının, Kurtarıcı’nın burada yukarı alınmak olarak tanımlanan Göğe Çıkması anlatımıylasona erdiğini anımsayacaktı. Hem de Rab’bin ayrılmadan önce on bir elçiye sevgi dolu son buyrukları vermiş olduğunu anımsayacaktı.

1:3   Dirilişi ve Göğe Çıkışı arasındaki kırk günde Rab, bedensel dirilişine ilişkin en kuvvetli kanıtları sunarak öğrencilerine görünmüştü (Yu.20:19,26; 21:1,14’e bakınız).

Bu süre içinde onlarla, Tanrı’nın Egemenliği’yle ilgili konuları da konuşmuştu. Başlıca ilgisi bu dünyanın egemenlikleri değil, Tanrı’nın Kral olarak kabul edildiği alanlardı.

Egemenlik, kiliseyle (inanlılar topluluğu) karıştırılmamalıdır. Rab İsa kendisini, İsrail ulusuna Kral olarak sunmuş, ama reddedilmişti (Mat.23:37). Bu nedenle yeryüzündeki gerçek egemenliği, İsrail’in tövbe edip O’nu Mesih olarak kabul etmesine kadar ertelendi (Elç.3:19-21).

Rab İsa Mesih şu anda bedensel olarak yeryüzünde değildir. Bununla birlikte, yeryüzünde görünmez bir egemenliği vardır (Kol.1:13). Bu egemenliğin halkı Rab’be bağlılıklarını açıklayanlar (Mat.25:1-25), yani Hıristiyanlardır; ki bu egemenliğinin dıştan görünüşüdür (Mat.13:1-52). Ancak iç yapısındaki gerçekte, yalnızca yeniden doğmuş olanları kapsar (Yu.3:3,5). Egemenliğin şimdiki durumu Matta 13’deki benzetmelerde anlatılır.

Kilise tamamen yeni bir şeydir. Eski Antlaşma’daki peygamberliklerde konu edilmemişti (Ef.3:5). Kilise, Pentikost’dan başlayarak göğe alınacağımız zamana kadar geçen süre içinde iman etmiş kişilerden oluşur. Topluluk (kilise), Mesih’in Gelini olarak O’nunla bin yıl egemenlik sürüp yüceliğini sonsuza dek paylaşacaktır. Büyük Sıkıntının sonunda Mesih Kral olarak dönecek, düşmanlarını mahvedecek ve tüm yeryüzünde egemenliğini kuracaktır (Mez.72:8).

Yeruşalim’de süreceği egemenlik sadece bin yıl olmasına (Va.20:4) rağmen, egemenlik yine de Tanrı’nın bütün düşmanlarının sonunda mahvolacağı anlamında sonsuzdur ve cennette engellemeler olmadan sonsuza kadar hüküm sürecektir (2Pe.1:11).

1:4   Luka, Rab’bin Yeruşalim’deki bir odada öğrencileriyle birlikte olduğu toplantıya değinir. Diri Kurtarıcı, onlara Yeruşalim’de kalmalarını buyurdu. Ama ‘neden Yeruşalim’ diye merak edebilirler! Yeruşalim onlar için nefret, şiddet ve işkence kentiydi!

Evet, Baba’nın verdiği sözün yerine gelmesi Yeruşalim’de gerçekleşecekti. Kutsal Ruh’un gelişi, bizzat Kurtarıcı’nın çarmıha gerilmiş olduğu kentte olacaktı. Ruh’un varlığı, insanın reddettiği Tanrı’nın Oğlu’na Yeruşalim’de tanıklık edecekti. Gerçeğin Ruhu dünyanın günahını, doğruluğu ve yargıyı yeniden kanıtlayacak ve bu önce Yeruşalim’de olacaktı. Öğrenciler, Rab’bi terk ederek canlarını kurtarmak için kaçmış oldukları kentte Kutsal Ruh’u alacak, zayıflık ve korkaklıklarını sergiledikleri yerde, kuvvetli ve korkusuz kılınacaklardı.

Öğrenciler, Baba’nın verdiği sözü Kurtarıcı’nın ağzından ilk kez duymuyorlardı. Yeryüzündeki hizmeti boyunca ve özellikle üst kattaki odada yaptığı konuşmasında onlara gelecek olan Yardımcı’dan söz etmişti (Luk.24:49; Yu. 14:16,26; 15:26; 16:7,13).

1:5   İsa öğrencileriyle son kez bir araya geldiğinde, vaadi tekrarlar. Hepsi olmasa bile bir kısmı Yahya tarafından suyla vaftiz edilmişlerdi. Ancak Yahya’nın vaftizi bedenseldi. Birkaç güne kadar 1Kutsal Ruh’la vaftiz olacaklardı ve bu vaftiz ruhsal olacaktı. Bu ilk vaftiz onları İsrail ulusunun tövbe eden kısmıyla özdeşleştirdi. İkincisi, onları Mesih’in bedeni olan kilise haline getirecek ve hizmet için yetkilendirecekti.

İsa onların birkaç güne kadar Kutsal Ruh’la vaftiz edileceklerine dair söz verdi, ama burada ateşle vaftiz olmaktan söz edilmemektedir (Mat.3:11,12; Luk.3:16,17). Ateşle vaftiz, yalnızca iman etmeyenler için gerçekleşecek olan bir yargılama vaftizidir ve gelecekte gerçekleşecektir.

B. Göğe Yükselen Rab’bin Elçilere Buyruğu (1:6-11)

1:6   Belki burada kaydedilen olay Beytanya yakınlarındaki Zeytin dağında oldu. Burası Rab İsa’nın göğe alındığı yerdi (Luk.24:50,51).

Öğrenciler, Kutsal Ruh’un gelişini düşünüyorlardı. Yoel peygamberin, Mesih’in egemenliğiyle ilgili Ruh’un dökülüşünden söz ettiğini anımsadılar (Yoe. 2:28). Rab İsa, Ruhun “birkaç güne kadar” verileceğini söylediğinden, Rab’bin egemenliğini yakında kuracağı sonucunu çıkardılar. Soruları, Mesih’in yeryüzündeki egemenliğini hemen kurmasını beklediklerini gösterir.

1:7   Rab, yeryüzünde kuracağı egemenliğe ilişkin onların aklındaki bu düşünceleri düzeltmedi. Böyle bir umut daha önce olduğu gibi halen devam etmektedir. Onlara sadece, egemenliğinin ne zaman geleceğini bilemeyeceklerini söyledi. Baba, yetkisiyle tarihi belirlemiş, ama açıklamamayı seçmiştir. Bu, yalnızca kendisine ait bir bilgidir.

Zamanlar ve tarihler ifadesi, Kutsal Kitap’ta, İsrail ulusuyla ilgili Tanrı’nın olacağını önceden bildirdiği çeşitli olayları belirtmek için kullanılır.

Öğrenciler Yahudi olduklarından, Mesih’in yeryüzündeki bin yıllık egemenliğinden önce ve egemenlik sırasındaki önemli olayları belirtirken kullandığı ifadeyi anlayacaklardı.

1:8   Egemenliğin geleceğiyle ilgili meraklarını giderdikten sonra Rab İsa ilgilerini daha yakındaki olaylara yöneltti: Hizmetlerinin doğası ve alanı. Doğası açısından tanıklar olacaklar; alanına gelince Yeruşalim’de, tüm Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bir bucağında tanıklık edeceklerdi.

Ama önce güç almaları gerekiyordu – Kutsal Ruh’un gücü. İmanlının tanıklığının vazgeçilmez unsuru bu güçtür. Kişi çok yetenekli, yoğun eğitim almış ve geniş tecrübeye sahip olabilir, ama ruhsal gücü olmadan etkisizdir. Öte yandan bir başkası eğitimsiz, gösterişsiz ve arıtılmamış olabilir, ama Kutsal Ruh’un gücüyle donatılınca, dünya onun Tanrı için ruhsal olarak yandığını görecektir. Korkak öğrencilerin tanıklık etmek için güce, müjdeyi yaymak için kutsal cesarete ihtiyaçları vardı. Bu gücü Kutsal Ruh üzerlerine indiğinde alacaklardı.

Tanıklıkları, Tanrı lütfunun anlamlı bir ön hazırlığı olan Yeruşalim’de başlayacaktı. Rabbimizin çarmıha gerildiği kent, tövbe ve iman çağrısını ilk önce duyacaktı.

Sonra sırada, Yahudi nüfusunun yoğun olduğu güneydeki Filistin kesimi ve Yahudiye vardı.

Daha sonra ise Yahudilerin hiçbir ilişkilerinin olmadığı, nefret edilen melez nüfusla Filistin’in merkezindeki bölge olan Samiriye vardı.

Bundan sonra da dünyanın dört bir bucağına, yani dini ayrıcalıklar açısından şimdiye kadar yetki dışında kalmış diğer ulusların, ülkelerin bulundukları yerlere gideceklerdi! Bu giderek genişleyen tanıklık halkasında, Elçilerin İşleri’ndeki tarih akışının genel bir taslağını görürüz.

  1. Yeruşalim’deki tanıklık (Bölüm 1-7),
  2. Yahudiye ve Samiriye’deki tanıklık (8:1 – 9:31),
  3. Dünyanın dört bir bucağında gerçekleştirilen tanıklık (9:32 – 28:31).

1:9   Kurtarıcı, öğrencilerini görevlendirir görevlendirmez göğe alındı. Kutsal Yazıların tüm söylediği budur: Yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. Böylesine müthiş bir olay nasıl da basit ve sessizce anlatılır! Kutsal Kitap yazarlarının anlatımlarında kullandıkları kontrollü ifade, Sözün Tanrı esini olduğunu belirtir; böylesine olağanüstü olayları olağan biçimde ele almak insan için alışılmış bir şey değildir.

1:10   Yine herhangi bir şaşkınlık belirtmeyen bir ifade ile Luka, beyaz giysiler içinde iki adamın belirmesini anlatır. Bunların insan şeklinde melekler oldukları bellidir. Belki de dirilişin ardından mezarlıkta belirenler de aynı meleklerdi (Luk.24:4).

1:11   Melekler öğrencilere, önce Celileliler diye hitap ettiler. Bildiğimiz kadarıyla Yahuda İskariot’un dışındaki bütün öğrenciler, Celile gölünün batı yakasındandılar.

Bundan sonra melekler onları göğe bakarken daldıkları düşüncelerden uyandırdılar. Neden göğe bakıp duruyorlardı? Üzüntüden mi, tapınmadan mı, yoksa meraktan mı? Başlıca neden üzüntü de olsa düşünceleri, şüphesiz üçünün karışımıydı. Bu nedenle bir teselli sözü verildi. Yukarı alınan Mesih geri gelecekti.

Burada, Rab’bin egemenliğini yeryüzünde kurmak için İkinci Gelişine ilişkin açık bir vaat görüyoruz. Bu, yukarı alınan inanlıların Rab’le gökteki buluşmaları değil, Rab’bin yeryüzünde egemenliğini sürmek için gelişidir.

 

1. Zeytin dağında göğe yükseldi (ayet 12) 1. Zeytin dağına dönecek (Zek.14:4)
2. Göğe bizzat yükseldi. 2. Tekrar dönecek (Mal.3:1).
3. Göğe görünür bir şekilde yükseldi. 3. Görünür bir şekilde dönecek (Mat.24:30).
4. Göğe bulut içinde yükseldi. (ayet 9) 4. Gökteki bulutlar üzerinde gelecek (Mat. 24:30).
5. Göğe görkemli bir şekilde yükseldi. 5. Büyük güç ve görkemle gelecek (Mat.24:30)

C. Dua Eden Öğrencilerin Yeruşalim’deki Bekleyişleri (1:12-26)

1:12   Luka 24:52’de öğrenciler büyük sevinç içinde Yeruşalim’e döndüler. “Onları çevreleyen yoğun sıkıntılara rağmen, Tanrı sevgisinin ışığı yüreklerini tutuşturdu ve yüzlerini parlattı.”

Zeytin dağından Yeruşalim’e geri dönerken, Kidron vadisinden geçerek, yaklaşık bir kilometrelik kısa bir yolculuk yaptılar. Bu, o dönemde bir Yahudinin Şabat Günü’nde yolculuk yapabileceği en uzun mesafeydi.

1:13   Kente girince, kalmakta oldukları eve gidip üst kattaki odaya çıktılar.

Tanrı’nın Ruh’u burada dördüncü ve son kez olarak öğrencilerin adını sıralar (Mat.10:2-4; Mar.3:16-19; Luk.6:14-16). Ama şimdi unutulmaz bir isim atlanmıştır. Yahuda İskariot’un adı geçmemektedir. Hain, hak ettiği ölüme gitmişti.

1:14   Öğrenciler bir araya geldiklerinde, tam bir birlik içindeydiler. Elçilerin İşleri’nde on bir kez geçen bu ifade, bereketin sırrını açan anahtarlardan biridir. Kardeşlerin birlik içinde yaşadıkları yerde Tanrı bereketi, sonsuz yaşamı buyurur (Mez.133).

İkinci anahtar ise, sürekli dua ediyorlardı sözlerinde verilir. O zaman olduğu gibi şimdi de Tanrı, insanlar dua ettiğinde çalışır. Çoğunlukla dua etmek yerine başka bir şey yapmayı tercih ederiz. Ama yalnızca Tanrı’nın önünde çaresizlik içinde, inanarak ateşli bir şekilde, acele etmeden edilen birlik duası ile beklersek, Tanrı’nın Ruh’unun canlandıran ve enerji veren gücü üzerimize dökülür.

Birlik ve duanın Pentikost gününün başlangıcı olduğu ne kadar vurgulansa azdır.

Adları verilmeyen bazı kadınlar (herhalde İsa’yı izlemiş olanlar), İsa’nın annesi Meryem ve İsa’nın kardeşleri, öğrencilerletoplanıyorlardı. Burada ilginç birkaç nokta vardır:

  1. Yeni Antlaşma’da Meryem’in ismi son kez burada geçmektedir; sebebinin ‘Meryem’e tapınılmasına karşı çıkmak’ olduğu açıktır. Öğrenciler Meryem’e değil, Meryem’le birlikte dua ediyorlardı. O da onlarla birlikte Kutsal Ruh armağanını almayı bekliyordu.
  2. Meryem, “Tanrı’nın annesi” olarak değil, İsa’nın annesi olarak adlandırılır. İsa, bedendeki Rabbimizin adıdır. İnsan olarak Meryem’den doğduğundan, onun İsa’nın annesi olarak çağrılması uygundur. Ancak Kutsal Kitap’ta hiçbir zaman “Tanrı’nın annesi” olarak adlandırılmaz. İsa Mesih gerçek Tanrı olmasına karşın, Tanrı’dan, annesi insan olan bir varlık olarak söz etmek, öğretiş olarak yanlış ve saçmadır. Rab İsa, Tanrı olarak sonsuzluklar boyunca vardı.
  3. İsa’nın kardeşlerinden Meryem’den hemen sonra söz edilmesi, onların aslında Meryem’in gerçek oğulları ve İsa’nın üvey kardeşleri oldukları anlamına gelir. Buna ek olarak diğer birçok ayet, Meryem’in İsa’nın doğumundan sonra, hiçbir zaman başka doğum yapmamış ve daima bakire kalmış olduğunu savunanların bu düşüncesini çürütmektedir (örneğin Mat.12:46; Mar.6:3; Yu. 7:3,5; 1Ko.9:5; Gal.1:19; Mez.69:8’e de bakınız).

1:15   Bir gün, yaklaşık yüz yirmi kardeş bir araya geldiğinde, Petrus, onlara Mesih’i ele verecek olan kişi hakkındaki Eski Antlaşma yazılarını anımsattı.

1:16,17   Petrus, başlangıçta Davut tarafından Yahuda ile ilgili olarak bildirilen peygamberliğin yerine gelmesi gerektiğinden söz etti. Yahuda’nın Onikilerden biri olmasına ve elçilik hizmetlerini paylaşmış olmasına rağmen, İsa’yı tutuklayanlara kılavuzluk ettiğini onlara anımsattı. Petrus’un, alçakça yapılan bu eylemi anlatırken kullandığı ılımlı üsluba dikkat edin. Yahuda kendi kişisel seçimiyle hain oldu ve böylece Rab’bi düşmanlarına satacağına ilişkin peygamberliği yerine getirdi.

1:18,19   Bu ayetler, Petrus’un bildirisinin bir parçası olarak değil, Luka’nın yazdığı bir parantez olarak kabul edilir. Bu iki ayet Yahuda hakkındaki tarihsel gerçekleri tamamlar ve böylece yerine geçecek olanın atanması için yolu açar.

Yahuda’nın, burada anlatılan ölüm şekliyle, Matta 27:3-10’da anlatılan arasında hiç çelişki yoktur. Matta, onun otuz gümüş parayı başkâhinlerle, ihtiyarlara verdikten sonra gidip kendisini astığını belirtir. O zaman parayı alan başkâhinler bununla mezarlık yeri satın aldılar.

Luka burada, Yahuda’nın parayla bir tarla satın aldığını, baş aşağı düştüğünü… ve bütün bağırsaklarının dışarı döküldüğünü söyler.

İki hikâyeyi bir araya getirince, tarlayla ilgili asıl satın alma işinin başkâhinler tarafından düzenlendiği görülür. Bununla birlikte tarla, Yahuda’nın parasıyla ve onun temsilcileri tarafından satın alındı. Kendisini mezarlıktaki bir ağaca astı, ama herhalde ip koparak bedenini öne fırlatıp yarılmasına neden oldu.

Bu olay Yeruşalim’de duyulurken, çömlekçinin tarlası Aramice Kan tarlası anlamına gelen Hakeldema ya da “kan tarlası” olarak adlandırıldı.

1:20   Luka’nın açıklayıcı parantezinden sonra, Petrus’un bildirisi devam eder. Önce Davut’un, Mezmurlar 69:25’de İsa’yı ele vereni belirttiğini açıklar: “O’nun konutu boş bırakılsın, içinde kimse oturmasın.”2

Daha sonra Petrus, şimdi yerine getirilmesi gereken özel peygamberliğe gelir: “O’nun görevini bir başkası üstlensin” (Mez.109:8). Elçi Petrus bunun, Yahuda’nın ayrılışından sonra onun görevini doldurması için yerine birinin atanması anlamına geldiğini anladı. Arzusunun, Tanrı sözüne itaat olduğunu görmek çok güzel.

1:21,22   Seçilecek olan kişide bulunması gereken iki özellik vardı:

  1. Mesih’in üç yıllık hizmeti sırasında, Yahya tarafından vaftiz edilmesinden başlayarak yukarı alındığı güne kadar, öğrencilerle birlikte olmuş biri olmalıydı.
  2. Rab’bin dirilişine güvenilir bir şekilde tanıklık edebilmeliydi.

1:23-26   Gerekli özelliklere sahip olan iki adamın, Yustus olarak da bilinen Yusuf ile Matiya’nın adları öne sürüldü. Ama hangisi seçilecekti? Elçiler Rab’den seçimini göstermesi için dua ederek, durumu O’na teslim ettiler. Sonra kura çektiler ve kura ait olduğu yere, sonsuz ölüme gitmiş olan Yahuda’nın yerine geçmek üzere Matiya’ya çıktı.

Burada kaçınılmaz olarak iki soru ortaya çıkar:

  1. Öğrencilerin Matiya’yı kuraya dahil etmeleri uygun bir davranış mıydı? Boşluğu doldurmak için Tanrı, Elçi Pavlus’u ortaya çıkarıncaya kadar beklemeli miydiler?
  2. Rab’bin düşüncesini anlamak için kura çekmeleri uygun muydu?

Birinci soruyla ilgili olarak kayıtlarda, öğrencilerin davranışlarının yanlış olduğunu gösteren hiçbir şey yoktur. Sürekli dua ediyorlardı; Kutsal Yazılara itaat etmeyi arzuluyorlardı ve Yahuda’nın yerine geçecek kişinin seçiminde aynı düşüncede oldukları görüldü. Dahası, Pavlus’un hizmeti onikilerin hizmetinden oldukça farklıydı ve Yahuda’nın yerine geçmesinin amaçlandığına ilişkin hiçbir ima yoktur. Onikiler, İsa tarafından müjdeyi İsrail’e duyurmaları için görevlendirildi; oysa Pavlus, yücelmiş Mesih tarafından hizmete çağrıldı ve diğer uluslara gönderildi.

Kura çekmeye gelince, Tanrı’nın isteğini anlamak için kullanılan bu yöntem Eski Antlaşma tarafından da kabul edilir: “İnsan kura atar, ama her kararı RAB verir” (Özd.16:33).

Matiya’nın kurayla seçimi Rab tarafından onaylanmış görünüyor, çünkü elçiler bundan sonra “onikiler” diye çağrıldı (Elç.6:2).

ELÇİLERİN İŞLERİ’NDE GEÇEN DUA KONUSU

ÜZERİNE ARASÖZ

Elçilerin İşleri, başarılı dua konusunda iyi bir çalışmadır. 1. bölümde, öğrencilerin iki farklı durumda dua ettiklerini görmüş bulunuyoruz. Tanrı, İsa’nın göğe çıkmasının ardından, üst kattaki odada edilen duaları Pentikost gününde yanıtladı. Yahuda’nın yerini alacak kişinin seçimiyle ilgili duaları, kuranın Matiya’ya çıkmasıyla yanıtlandı. Bu durum kitap boyunca aynı şekilde sürer.

Pentikost gününde Rab’bi kabul edenler, duaya gayretle devam ettiler (2:42). Bunu izleyen ayetler (43-47) dua eden toplulukta etkin olan ideal koşulları anlatır.

Petrus ve Yuhanna’nın serbest bırakılmasının ardından, imanlılar yüreklilik için dua ettiler (4:29). Sonuç olarak toplandıkları yer sarsıldı, hepsi Kutsal Ruhla doldu ve Tanrı sözünü cesaretle duyurmaya devam ettiler (4:31).

Onikiler, mali işleri idare etmeleri için yedi kişinin seçilmesini ve böylece kendi zamanlarını daha çok duaya ve Tanrı sözüne adamayı önerdiler (6:3,4). Sonra dua edip ellerini yedi kişinin üzerine koydular (6:6). Sonraki ayetler, müjdenin heyecan verici yeni zaferini kaydeder (6:7,8).

İstefanos şehit edilmek üzereyken dua etti (7:60). 9. bölüm bu duanın yanıtını kaydeder: Olayı seyredenlerden biri olan Tarsuslu Saul’un Rab’be gelişi.

Petrus ve Yuhanna, iman etmiş olan Samiriyeliler için dua ettiler, sonuçta onlar da Kutsal Ruh’u aldılar (8:15-17).

Tarsuslu Saul, Rab’be geldikten sonra Yahuda’nın evinde dua etti; Tanrı, Hananya’yı göndererek Saul’un duasını yanıtladı (9:11-17).

Petrus, Yafa’da dua etti ve onu diriltti (9:40). Bunun sonucunda birçokları Rab’be iman etti (9:42).

Diğer uluslardan olan yüzbaşı Kornelius dua etti (10:2); duaları anılmak üzere Tanrı’nın önüne çıktı (10:4). Ona bir görümde, Simun Petrus adında birini çağırtmasını söyleyen bir melek göründü (10:5). Ertesi gün Petrus dua etti (10:9). Duası, onu egemenliğin kapılarını Kornelius ve diğer uluslardan olanlara açması için hazırlayan göksel bir görümle yanıtlandı (10:10-48).

Petrus hapse atıldığında, imanlılar onun için hararetle dua ettiler (12:5). Tanrı onu zindandan, dua edenleri şaşırtan bir mucizeyle kurtararak karşılık verdi (12:6-17).

Öğretmenler, Antakya’daki peygamberler için oruç tutup dua ettiler (13:3). Böylece, Pavlus ve Barnaba’nın müjdeyi yayma yolculuklarının ilki başlamış oldu. “Bu, şimdiye kadar görülen en güçlü dua uzantısıdır, çünkü müjde yayan Pavlus ve Barnaba aracılığıyla dünyanın dört bir bucağına, bize bile ulaştı” denmiştir.

Pavlus ve Barnaba, Listra, Konya ve Antakya’ya dönüş yolculuklarında, iman etmiş olanlar için dua ettiler (14:23). Bunlardan biri de Timoteos’tu. Timoteos’un Pavlus ve Silas’a ikinci yolculuklarında katılması, bu dualara bir yanıt mıydı?

Filipi’deki tutukevinde, Pavlus ve Silas’ın gece yarısı ettiği dualar, depremle ve zindancıyla ailesinin Rab’be gelişiyle yanıtlandı (16:25-34).

Pavlus, Efesli ihtiyarlarla Milet’te dua etti (20:36); bu dua Pavlus’a olan sevgilerinin ve bu yaşamda onu tekrar göremeyecekleri için duydukları üzüntünün dokunaklı bir göstergesidir.

Sur’daki imanlılar, Pavlus’la deniz kıyısında dua ettiler (21:5) ve şüphesiz bu dualar onu Roma’ya ve celladın idam sehpasına kadar izledi.

Gemi karaya oturmadan önce, Pavlus herkesin içinde Tanrı’ya yiyecekler için şükredip dua etti. Bu, umutsuz olan tayfalara ve yolculara moral verdi (27:35,36).

Malta adasında Pavlus, adanın baş yetkilisi Publius’un hasta babası için dua etti. Sonuçta, hasta mucizevi bir şekilde iyileşmişti (28:8).

İlk kilisenin yaşadığı atmosferin dua olduğu açıkça görülüyor. İmanlılar dua ettiklerinde, Tanrı eyleme geçti!

 

Kutsal Kitap

1 Ey Teofilos, İlk kitabımda İsa’nın yapıp öğretmeye başladığı her şeyi, seçmiş olduğu elçilere Kutsal Ruh aracılığıyla buyruklar verip yukarı alındığı güne dek olanları yazmıştım.
2 (SEE 1:1)
3 İsa, ölüm acısını çektikten sonra birçok inandırıcı kanıtlarla elçilere dirilmiş olduğunu gösterdi. Kırk gün süreyle onlara görünerek Tanrı’nın Egemenliği* hakkında konuştu.
4 Kendileriyle birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: “Yeruşalim’den* ayrılmayın, Baba’nın verdiği ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin.
5 Şöyle ki, Yahya suyla vaftiz* etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.”
6 Elçiler bir araya geldiklerinde İsa’ya şunu sordular: “Ya Rab, İsrail’e egemenliği şimdi mi geri vereceksin?”
7 İsa onlara, “Baba’nın kendi yetkisiyle belirlemiş olduğu zamanları ve tarihleri bilmenize gerek yok” karşılığını verdi.
8 “Ama Kutsal Ruh üzerinize inince güç alacaksınız. Yeruşalim’de, bütün Yahudiye ve Samiriye’de ve dünyanın dört bucağında benim tanıklarım olacaksınız.”
9 İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O’nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı.
10 İsa giderken onlar gözlerini göğe dikmiş bakıyorlardı. Tam o sırada, beyaz giysiler içinde iki adam yanlarında belirdi.
11 “Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?” diye sordular. “Aranızdan göğe alınan İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir.”
12 Bundan sonra elçiler, Yeruşalim’den yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağı’ndan Yeruşalim’e döndüler.
13 Kente girince kaldıkları evin üst katındaki odaya çıktılar. Petrus, Yuhanna, Yakup, Andreas, Filipus, Tomas, Bartalmay, Matta, Alfay oğlu Yakup, Yurtsever* Simun ve Yakup oğlu Yahuda oradaydı.
14 Bunlar İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleriyle tam bir birlik içinde sürekli dua ediyordu.
15 O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: “Kardeşler, Kutsal Ruh’un, İsa’yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut’un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi gerekiyordu.
16 (SEE 1:15)
17 Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.”
18 Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü.
19 Yeruşalim’de yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde Kan Tarlası anlamına gelen Hakeldema adını verdiler.
20 “Nitekim Mezmurlar Kitabı’nda şöyle yazılmıştır” dedi Petrus. “‘Onun konutu ıssız kalsın, İçinde oturan olmasın.’ Ve, ‘Onun görevini bir başkası üstlensin.’
21 “Buna göre, Yahya’nın vaftiz* döneminden başlayarak Rab İsa’nın aramızdan yukarı alındığı güne değin bizimle birlikte geçirdiği bütün süre boyunca yanımızda bulunan adamlardan birinin, İsa’nın dirilişine tanıklık etmek üzere bize katılması gerekir.”
22 (SEE 1:21)
23 Böylece iki kişiyi, Barsabba denilen ve Yustus diye de bilinen Yusuf ile Mattiya’yı önerdiler.
24 Sonra şöyle dua ettiler: “Ya Rab, sen herkesin yüreğini bilirsin. Yahuda’nın, ait olduğu yere gitmek için bıraktığı bu hizmeti ve elçilik görevini üstlenmek üzere bu iki kişiden hangisini seçtiğini göster bize.”
25 (SEE 1:24)
26 Ardından bu iki kişiye kura çektirdiler; kura Mattiya’ya düştü. Böylelikle Mattiya on bir elçiye katıldı.

1.İsa’nın dirilişi ile göğe alınışı arasında kırk gün vardır. Pentikost’tan önce bir on gün daha geçmişti. Ancak Rab tam olarak kaç gün olduğunu söylemedi. Bunun nedeni belki de öğrencilerinin bekler durumda kalmalarını istemesiydi.

2. Buradaki Mezmur elimizdeki Kutsal Kitap’tan tamamen aynı şekilde alınmamıştır. Bunun iki nedeni olabilir. (1)Yeni Antlaşma yazarları, Eski Antlaşma ayetlerini sık sık Septuaginta çevirisinden alıyorlardı, oysa bizim kullandığımız kitaplar orijinal İbranice metinlerden çevrilmişti. Dolayısıyla bazı sözcüklerde küçük değişiklikler olabilir. (2)Yeni Antlaşma metninde Eski Antlaşma’dan alıntı yapıldığında, Eski Antlaşma’yı esinlemiş olan Kutsal Ruh, sık sık yaptığı gibi bir ölçüde uyarlama özgürlüğü uygular.