Elçilerin İşleri 10

10
Elçilerin Bölüm 10

10:1,2   Bölüm, Yafa’nın yaklaşık kırk beş kilometre kuzeyindeki Sezariye’de başlar. Kornelius Romalı bir subaydı. Yüzbaşı olarak yaklaşık yüz kişiye emir verirdi. İtalyan taburuna bağlıydı. Askeri rütbesinden çok, dikkate değer olan yanı dindarlığıydı. Dindar, Tanrı’dan korkan, yoksul Yahudi halkına yardımda bulunan ve sürekli dua eden bir adamdı. Ryrie bu adamın büyük olasılıkla, “inancını değiştirmenin eşiğinde olduğunu; yani Yahudiliğin Tanrısına ve hükümetine inandığını, ama tam anlamıyla inancını değiştirmek için henüz herhangi bir adım atmamış olduğunu” öne sürer. 1

Kurtulmuş biri olup olmadığı sürüncemede kalmış bir konudur. Kurtulmuş olduğunu söyleyenler, Petrus’un Kornelius’a atfederek söylediği, “Tanrı kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi kabul eder” sözlerinin bulunduğu 2 ve 35. ayetlere işaret ederler. Kornelius’un kurtulmamış olduğunu söyleyenler, meleğin ona Petrus’un söyleyeceği sözler aracılığıyla kurtulabileceğini vaat eden sözlerin olduğu 11:14’e dikkati çekerler.

Bizim görüşümüz ise Kornelius’un, Tanrı’nın kendisine verdiği ışığa göre yaşamış örnek bir adam olduğudur. Bu ışık onu kurtarmaya yeterli değilken Tanrı, müjdenin ışığının ona verilmesini sağladı. Petrus’un ziyaretinden önce kurtuluş güvencesine sahip değildi, ama gerçek Tanrı’ya tapanlara yakınlık hissediyordu.

10:3-8   Bir gün saat üç sularında Kornelius, Tanrı’nın bir meleğinin kendisine görünüp adıyla çağırdığı, açık bir görüm gördü. Diğer uluslardan biri olarak, meleklerin hizmetine Yahudiler kadar alışık değildi ve bundan dolayı korktu. Meleği Rab sandı. Melek onun dualarının ve sadakalarının Tanrı’yı memnun ettiğinden söz etti, sonra da ona Yafa’da, evi deniz kıyısında bulunan Simun adlı bir dericinin yanında kalan Simun Petrus’u çağırtmasını söyledi. 2 Yüzbaşı, sorgulamayan bir itaatle, uşaklarından ikisini ve Tanrı’dan korkan dindar bir askeri Yafa’ya gönderdi.

10:9-14   Ertesi gün, saat on iki sularında Petrus dua etmek için Yafa’da Simun’un evinin damına çıktı. Petrus açtı ve bir şeyler yemek istedi, ancak yemek henüz hazır değildi. Petrus’un açlığı olacaklar için uygun bir hazırlık sağladı. Kendinden geçerken göğün açıldığını ve büyük bir çarşafın… dört köşesinden sarkıtılarak yeryüzüne indirildiğini… ve içinde her türden temiz ve murdar dört ayaklı hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar… bulunduğunu gördü. Gökten bir ses, aç olanelçiye, “Kalk.. kes ve ye!” dedi. Bir Yahudiye herhangi bir murdar yaratığı yemesini yasaklayan Musa’nın Yasasını anımsayan Petrus, tarihe geçmiş çelişkiyi dile getirdi: “Asla olmaz Rab!” Scroggie, “her kim ‘asla’ derse ‘Rab’ sözcüğünü eklememelidir ve her kim gerçekten ‘Rab’ derse kesinlikle ‘asla’ dememelidir” der.

10:15,16   Petrus, geçmişte hiç murdar bir şey yemediğini açıklayınca, gökten gelen ses, “Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen murdar deme” dedi. Konuşma üç kez tekrarlandıktan sonra çarşaf göğe alındı.

Görümün, yalnızca temiz ve murdar yemek konusundan daha derin bir anlamı olduğu açıktır. İsa Mesih imanının gelişiyle, yiyecekle ilgili bu kuralların artık geçerli olmadığı doğrudur. Ancak, görümün gerçek anlamı şuydu: Tanrı, iman kapısını diğer uluslara açmak üzereydi. Petrus, bir Yahudi olarak diğer ulusları hep murdarlar, yabancılar ve hatta tanrısızlar olarak görmüştü. Ancak Tanrı şimdi yeni bir şey yapacaktı. Diğer uluslar (murdar hayvanlar ve kuşlar tarafından temsil edilenler), Yahudilerin (temiz hayvan ve kuşlar) almış olduğu aynı Kutsal Ruh’u alacaklardı. Ulusal ve dinsel farklılıklar kalkacak ve Rab İsa’da olan gerçek imanlıların hepsi, toplulukta aynı seviyede olacaklardı.

10:17-23a   Petrus bu görümün anlamını düşünürken, Kornelius’un uşakları kapıya gelip onu sordular. Ruh tarafından yönlendirilen Petrus, onları selamlamak için aşağıya indi. Ziyaretlerinin amacını öğrenince onları içeri çağırdı ve o gece onları konuk etti. Uşaklar efendilerini, “doğru ve Tanrı’dan korkan, tüm Yahudi ulusunca iyiliğiyle tanınan” biri olarak övdüler.

10:23b-29   Ertesi gün Petrus, Kornelius’un üç uşağı ve Yafa’daki kardeşlerden bazılarıyla Sezariye’ye gitmek için yola çıktı. Bütün gün yolculuk ettikleri anlaşıyor, çünkü ikinci gün Sezariye’ye varmışlardı.

Onların gelişini sezen Kornelius, akraba ve yakın dostlarını toplamıştı. Petrus gelince, yüzbaşı saygıdan ayaklarına kapandı. Elçi, kendisinin de sadece bir insan olduğunu söyleyerek böyle bir tapınmayı reddetti. Kendilerini Petrus’un “varisleri” olarak atayanların, diğer insanların kendi önlerinde diz çökmelerini yasaklamaları ve Petrus’un alçakgönüllülüğünü izlemeleri yerinde bir davranış olurdu.

Evin içindeki kalabalığı gören Petrus, bir Yahudi olarak diğer uluslardan birini ziyaret etmenin doğru olmadığını, ama Tanrı’nın ona artık diğer ulusları murdar olarak düşünmemesi gerektiğini gösterdiğini açıkladı. Sonra, onlara kendisini ne amaçla çağırttıklarını sordu.

10:30-33   Kornelius, dört gün önce bir meleğin, kendisine dualarının anılmış olduğu güvencesini vererek Petrus’u çağırtmasını söylediği görümü anlattı. “İşte şimdi biz hepimiz, Rab’bin sana buyurduğu her şeyi dinlemek üzere Tanrı’nın önünde toplanmış bulunuyoruz” dedi. Böylesine öğrenmeye açık bir ruh, kesinlikle tanrısal öğretişle ödüllendirilir.

10:34,35   Petrus, bildirisine samimi bir giriş yaparak başladı. Şimdiye kadar Tanrı’nın yardımının İsrail ulusuyla sınırlı olduğuna inanıyordu. Petrus, “Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum” dedi.

35. ayetin başlıca iki yorumu vardır:

  1. Bazıları, kişi gerçekten tövbe eder ve Tanrı’yı ararsa, Rab İsa hakkında hiçbir şey duymamış bile olsa o kişinin kurtulacağını düşünür. Bu görüş, kişi Mesih’in kendisi yerine kurban olduğunu bilmese de, Tanrı’nın bunu bildiğini ve kişiyi, bu kurban aracılığıyla kurtardığını düşünür. Tanrı ne zaman gerçek iman bulsa, Mesih’in işinin o kişi için olan değerini dikkate alır.
  2. Diğer görüş ise, kişinin Tanrı’dan korkmasına ve doğru olanı yapmasına karşın, bunlar aracılığıyla kurtulmadığıdır. Kurtuluş sadece Rab İsa Mesih’e olan iman aracılığıyla olur. Ama Tanrı, Rab hakkında aldığı ışığa göre yaşayan birini bulduğunda, o kişinin müjdeyi duymasını sağlar ve böylece kurtuluş fırsatı sunar.

İkinci görüşün en uygun yorum olduğuna inanıyoruz.

10:36-38   Petrus, daha sonra dinleyicilerine, müjde bildirisinin önce Yahudilere gönderilmesine karşın, İsa Mesih’in herkesin, Yahudilerin olduğu kadar diğer ulusların da Rab’bi olduğunu anımsatır. Dinleyiciler Nasıralı İsa’nın hikâyesini duymuş olmalılar; Görevine Celile’de başlamıştı, o sıralarda Yahyanın vaftiz çağrısı sürüyordu ve bu olay tüm Yahudiye’de duyulmuştu. Ruh tarafından meshedilen (kutsanan) İsa, iyilik yapıp İblis’in baskısı altında olanların hepsini iyileştirerek, başkalarının hizmetinde, bencil olmayan bir yaşam sürdü.

10:39-41   Elçiler, İsa’nın yaptıklarının hepsinin gerçekliğine tanık oldular. Tüm Yahudiye ve Yeruşalim’de O’nunla gezdiler. Mükemmel yaşamına rağmen, insanlar O’nu çarmıha gerip öldürdüler. Tanrı, O’nu üçüncü gün ölülerin arasından diriltti ve İsa, Tanrı’nın önceden seçmiş olduğu tanıklara göründü. Bildiğimiz kadarıyla, Rab İsa dirilişinden sonra imanlı olmayanlara görünmedi. Elçiler O’nu görmekle kalmayıp O’nunla birlikte yiyip içtiler. Bu, elbette ki, Kurtarıcı’nın bedeninin dokunulabilir ve fiziksel olduğunu gösterir.

10:42   Rab dirildikten sonra elçilerini, Kendisini ölülerle dirilerin Yargıcı olarak açıklamaları için görevlendirdi. Bu, Baba’nın tüm yargılama işini Oğul’a vermiş olduğunu öğreten Kutsal Yazılarla uyum içindedir (Yu.5:22). Aynı zamanda İnsanoğlu’nun Yahudileri ve diğer ulusları aynı şekilde yargılayacağı anlamına da gelir.

10:43   Ancak Petrus yargı konusu üzerinde oyalanmaz. Yargı yerine yargıdan nasıl kaçınabileceklerini vurgulayarak, Müjde gerçeğiyle ilgili büyük bir açıklama yapar. Eski Antlaşma’daki tüm peygamberlerin öğretmiş olduğu gibi, Mesih’in adına inanan herkesin günahları bağışlanır. Bu yalnızca İsrail için değil, dünyadaki herkes geçerlidir. Günahlarınızın bağışlandığını bilmek ister misiniz? O zaman O’na iman edin!

10:44-48   Petrus daha bu sözleri söylerken… Kutsal Ruh diğer uluslardan olanların da üzerine döküldü. Hepsi Tanrı’yı yücelterek bilmedikleri dillerle konuştu. Bu, orada bulunanlar için Kornelius’un ve ev halkının gerçekten Kutsal Ruh’u almış olduklarının bir belirtisiydi. Yafalı Yahudi kökenli konuklar, diğer ulusların Yahudiliğe geçmeksizin Kutsal Ruh’u böyle alabilmelerini şaşkınlıkla karşıladılar. Ama Petrus onlar gibi Yahudi önyargılarına bağlı değildi. Tanrı’nın Yahudilerle diğer uluslar arasında ayrım yapmadığını hemen sezdi ve bu nedenle de Kornelius’un ev halkının vaftiz olmasını önerdi.

“Bunlar, tıpkı bizim gibi Kutsal Ruh’u almışlardır” ifadesine de dikkat edin. Diğer uluslardan olanlar, tıpkı Yahudiler gibi kurtulmuşlardı: Yalın iman. Yasayı tutma, sünnet ya da herhangi bir gelenekle ilgili hiçbir kural ya da tören yoktu.

Diğer ulusların Kutsal Ruh’u almasıyla bağlantılı olayların sırasına da dikkat edin:

  1. Tanrı bildirisini (sözünü) duydular, yani iman ettiler (44).
  2. Kutsal Ruh’u aldılar (44,47).
  3. Vaftiz oldular (48).

Tanrı, uluslardan kendi adıyla anılacak bir halkı çağırırken de olayların akış sırası hem Yahudi hem de diğer uluslar için aynıdır. Ayrım yoktur.

Tanrı’nın Ruhu’nun Sezariye’deki harika işlerinden sonra, imanlıların Petrus’a onlarla birkaç gün daha kalması için rica etmeleri şaşırtıcı değildir.

 

Kutsal Kitap

1 Sezariye’de Kornelius adında bir adam vardı. “İtalyan” taburunda yüzbaşıydı.
2 Dindar bir adamdı. Hem kendisi hem de bütün ev halkı Tanrı’dan korkardı. Halka çok yardımda bulunur, Tanrı’ya sürekli dua ederdi.
3 Bir gün saat* üç sularında, bir görümde Tanrı’nın bir meleğinin kendisine geldiğini açıkça gördü. Melek ona, “Kornelius” diye seslendi.
4 Kornelius korku içinde gözlerini ona dikti, “Ne var, efendim?” dedi. Melek ona şöyle dedi: “Duaların ve sadakaların anılmak üzere Tanrı katına ulaştı.
5 Şimdi Yafa’ya adam yolla, Petrus olarak da tanınan Simun’u çağırt.
6 Petrus, evi deniz kıyısında bulunan Simun adlı bir dericinin yanında kalıyor.”
7 Kendisiyle konuşan melek uzaklaştıktan sonra Kornelius, iki uşağıyla özel yardımcılarından dindar bir askeri çağırdı.
8 Kendilerine her şeyi anlattıktan sonra onları Yafa’ya gönderdi.
9 Ertesi gün onlar yol alıp kente yaklaşırlarken, saat* on iki sularında Petrus dua etmek için dama çıktı.
10 Acıkınca da yemek istedi. Yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçti.
11 Göğün açıldığını ve büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtılarak yeryüzüne indirildiğini gördü.
12 Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan her türden dört ayaklı hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar vardı.
13 Bir ses ona, “Kalk Petrus, kes ve ye!” dedi.
14 “Asla olmaz, ya Rab!” dedi Petrus. “Hiçbir zaman bayağı ya da murdar* herhangi bir şey yemedim.”
15 Ses tekrar, ikinci kez duyuldu; Petrus’a, “Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme” dedi.
16 Bu, üç kez tekrarlandı. Sonra çarşafı andıran nesne hemen göğe alındı.
17 Petrus şaşkınlık içindeydi. Gördüğü görümün ne anlama gelebileceğini düşünürken, Kornelius’un gönderdiği adamlar sora sora Simun’un evinin kapısına kadar geldiler.
18 Evdekilere seslenerek, “Petrus diye tanınan Simun burada mı kalıyor?” diye sordular.
19 Petrus hâlâ görümün anlamını düşünürken Ruh ona, “Bak, üç kişi seni arıyor” dedi.
20 “Haydi kalk, aşağı in. Hiç çekinmeden onlarla git. Çünkü onları ben gönderdim.”
21 Petrus aşağı inip adamlara, “Aradığınız kişi benim” dedi. “Gelişinizin sebebi ne acaba?”
22 “Doğru ve Tanrı’dan korkan, bütün Yahudi ulusunca iyiliğiyle tanınan, Kornelius adında bir yüzbaşı var” dediler. “Kutsal bir melek ona, seni evine çağırtıp senin söyleyeceklerini dinlemesini buyurdu.”
23 Bunun üzerine Petrus onları içeri alıp konuk etti. Ertesi gün Petrus kalktı, onlarla birlikte yola çıktı. Yafa’daki kardeşlerden bazıları da ona katıldı.
24 İkinci gün Sezariye’ye vardılar. Bu arada Kornelius, akraba ve yakın dostlarını toplamış onları bekliyordu.
25 Eve giren Petrus’u karşıladı, tapınırcasına ayaklarına kapandı.
26 Petrus ise onu ayağa kaldırarak, “Kalk, ben de insanım” dedi.
27 Petrus Kornelius’la konuşa konuşa içeri girdiğinde birçok insanın toplanmış olduğunu gördü.
28 Onlara şöyle dedi: “Bir Yahudi’nin başka ulustan biriyle ilişki kurmasının, onu ziyaret etmesinin töremize aykırı olduğunu bilirsiniz. Oysa Tanrı bana, hiç kimseye bayağı ya da murdar* dememem gerektiğini gösterdi.
29 Bu nedenle, çağrıldığım zaman hiç itiraz etmeden geldim. Şimdi, beni ne amaçla çağırttığınızı sorabilir miyim?”
30 Kornelius, “Üç gün önce bu sıralarda, saat* üçte evimde dua ediyordum” dedi. “Birdenbire, parlak giysili bir adam önüme çıkıverdi.
31 ‘Kornelius’ dedi, ‘Tanrı senin duanı işitti, verdiğin sadakaları andı.
32 Yafa’ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun’u çağırt. O, deniz kıyısında oturan derici Simun’un evinde kalıyor.’
33 Bunun üzerine sana hemen adam yolladım. Sen de lütfedip geldin. İşte şimdi biz hepimiz, Rab’bin sana buyurduğu her şeyi dinlemek üzere Tanrı’nın önünde toplanmış bulunuyoruz.”
34 O zaman Petrus söz alıp şöyle dedi: “Tanrı’nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum.
35 (SEE 10:34)
36 Tanrı’nın, herkesin Rabbi olan İsa Mesih aracılığıyla esenliği müjdeleyerek İsrailoğulları’na ilettiği bildiriden haberiniz vardır.
37 Yahya’nın vaftiz* çağrısından sonra Celile’den başlayarak bütün Yahudiye’de meydana gelen olayları, Tanrı’nın, Nasıralı İsa’yı nasıl Kutsal Ruh’la ve kudretle meshettiğini* biliyorsunuz. İsa her yanı dolaşarak iyilik yapıyor, İblis’in baskısı altında olanların hepsini iyileştiriyordu. Çünkü Tanrı O’nunla birlikteydi.
38 (SEE 10:37)
39 “Biz İsa’nın, Yahudiler’in ülkesinde ve Yeruşalim’de yaptıklarının hepsine tanık olduk. O’nu çarmıha gerip öldürdüler.
40 Ama Tanrı O’nu üçüncü gün diriltti ve açıkça görünmesini sağladı.
41 İsa halkın tümüne değil de, Tanrı’nın önceden seçtiği tanıklara -ölümden dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen bizlere- göründü.
42 Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi olduğunu halka duyurmamızı, buna tanıklık etmemizi buyurdu.
43 Peygamberlerin hepsi O’nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adıyla bağışlanır.”
44 Petrus daha bu sözleri söylerken Kutsal Ruh, konuşmayı dinleyen herkesin üzerine indi.
45 Petrus’la birlikte gelen Yahudi imanlılar, Kutsal Ruh armağanının öteki uluslardan olanların da üzerine dökülmesini şaşkınlıkla karşıladılar.
46 Çünkü onların, bilmedikleri dillerle konuşup Tanrı’yı yücelttiklerini duyuyorlardı. O zaman Petrus, “Bunlar, tıpkı bizim gibi Kutsal Ruh’u almışlar. Suyla vaftiz* olmalarına kim engel olabilir?” dedi.
47 (SEE 10:46)
48 Böylelikle onların İsa Mesih adıyla vaftiz olmalarını buyurdu. Sonra onlar Petrus’a, birkaç gün yanlarında kalması için ricada bulundular.

1.Ryrie, Acts, s.61.

2.Derici için kent dışında çalışmak en uygun yoldu. Denize yakın olmak, hayvan leşlerinin sağlığa uygun bir şekilde yok edilmesi için idealdi.