Elçilerin İşleri 11

Elçilerin Bölüm 11

11:1-3   Petrus’un diğer uluslara Tanrı’nın sözünü duyurmuş ve onların da kurtulmuş olduğu haberi Yahudiye’ye çabucak ulaştı. Bu nedenle Petrus Yeruşalim’e geri döndüğünde, sünnet yanlıları tarafından diğer uluslarla yemek yediği için eleştirildi. Buradaki sünnet, hâlâ eski düşünce sistemlerine bağlı Yahudi kökenli imanlıları belirtir. Örneğin, diğer uluslardan birinin Rab’den tam bereket alması için sünnet olması gerektiğine inanıyorlardı. Hâlâ Petrus’un diğer uluslarla yemek yemesinin yanlış olduğu kanısındaydılar.

11:4-14   Petrus eylemini savunurken, olanları sade bir şekilde anlattı: Gökten bir çarşafın indirildiği görüm, bir meleğin Kornelius’a görünmesi, Kornelius’un habercilerinin gelişi, Ruh’un onlara eşlik etmesi buyruğu ve Kutsal Ruh’un diğer ulusların üzerine dökülmesi. Tanrı birçok belirli ve farklı şekillerde çalışmış olduğundan, direnmek ya da karşı gelmek Rab’be karşı gelmek olacaktı.

Petrus bildirisine, bir önceki bölümde verilmeyen birkaç ilginç ayrıntıyı da ekledi:

  1. Gökten inen çarşafın onun olduğu yere kadar geldiğini söyledi (5).
  2. Ona dikkatle baktığından söz etti (6).
  3. Petrus, kendisine Yafa’dan Sezariye’ye kadar eşlik etmiş altı kardeş ayrıntısını da ekler (12).
  4. 14.ayetten, meleğin Kornelius’a, Petrus’un söyleyeceği sözlerle kendisinin ve tüm ev halkının kurtulacağı vaadini verdiğini öğreniriz. Bu ayet, Petrus’un gelişinden önce Kornelius’un kurtulmamış biri olduğunun başlıca kanıtlarından biridir.

11:15   Petrus’un tanımlamasına göre, o konuşmaya başlayınca Kutsal Ruh diğer ulusların üzerine indi. Elçilerin İşleri 10:44’de Kutsal Ruh, o bir süre konuştuktan sonra inmiş gibi görünür. Onun konuşmaya başladığı, ama fazla ilerlemeden sözünün kesildiği anlaşılıyor.

11:16   Kutsal Ruh diğer ulusların üzerine inince, Petrus hemen Pentikost’u anımsadı. O zaman aklına Rab’bin, öğrencilerinin “Kutsal Ruh’la vaftiz edileceği” vaadi geldi. Vaadin kısmen Pentikost’ta gerçekleştiğini ve şimdi yine gerçekleşmekte olduğunu anladı.

11:17   Petrus sonra, sünnet yanlılarını şu soruyla karşı karşıya bıraktı: Böylelikle Tanrı, daha önce …inanmış Yahudilere yaptığı gibi Kutsal Ruh’u diğer ulusların üzerine dökmeyi seçmişse, Petrus kimdi ki Tanrı’ya karşı koysun?

11:18   Bu İbrani imanlılar, Petrus’un hikayesini işitince, Tanrı’nın bütün olan bitendeki elini görüp tanıdılar ve düşüncelerini tamamen değiştirdiler. Bütün karşı gelmeleri sona erdi. Gerçekten takdir edilecek bir olay. Tanrı’yı, diğer uluslara tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatı verdiği için yücelttiler.

B. Antakya’daki Kilisenin Kurulması (11:19-30)

11:19   Anlatım şimdi İstefanos şehit olduktan sonra başlayan baskı zamanına döner. Bir başka deyişle, sonraki ayetlerde tanımlanan olaylar, Kornelius’un Rab’be gelmesinden önce olmuştur.

Baskı sonucu dağılanlar müjdeyi şu yerlere taşıdılar:

  1. Fenike, Tyre ve Sidon limanlarını (bugünkü Lübnan) içeren Akdeniz’in kuzeydoğusundaki dar kıyı şeridi.
  2. Kıbrıs, Akdeniz’in kuzeydoğusundaki büyük bir ada.
  3. Kirene, Afrika’nın kuzey kıyısında olan bir liman kenti (bugünkü Libya).

Ne var ki, müjdeyi sadece Yahudilere duyurdular.

11:20,21   Ama Antakya’ya giden ve orada Greklere müjdeyi duyuran Kıbrıslı ve Kireneli bazı imanlılar vardı. 1 Tanrı’nın sözünü duyurmalarının sonucu olarak çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü. F.W. Grant şöyle der: “Tüm bunlarda profesyonelliğin yer almadığını görmek önemli. Hizmette kullanılan tek bir kişinin bile adını bilmiyoruz.”

İsa Mesih inancının (Hıristiyanlığın) Antakya’ya girişi, inanlılar topluluğunun ilerlemesinde önemli bir adımdı. Antakya, Roma İmparatorluğu’nun üçüncü kenti olarak görülüyor ve “eski dünyanın Paris’i” olarak adlandırılıyordu. Daha sonra Pavlus ve yanındakiler, müjdeyi diğer uluslara duyurmak için çıktıkları yolculuğa buradan başladılar.

11:22-24   Büyük ruhsal uyanış haberi Yeruşalim’deki inanlılar topluluğuna ulaşınca Kutsal Ruh’la ve imanla dolu iyi bir adam olanBarnaba’nın Antakya’ya gönderilmesine karar verildi. Rab’bin diğer uluslar arasındaki lütfunun meyvelerini bir bakışta gören bu iyi yürekli adam, onları Rab’be azimle bağlı kalmaya özendirdi. Daha bebek olan bu inanlılar topluluğunun böylesine Kutsal Ruh’la ve imanla dolu iyi bir adam tarafından ziyaret edilmesi ne kadar güzel bir şey! O oradayken birçok kişi Rab’be geldi. Hem de Yeruşalim’deki inanlılar topluluğuyla birlik korunmuş oldu.

11:25-26   Sonra Barnaba, Tarsuslu Saul’u anımsadı, Yeruşalim’deki elçilere Saul’u tanıtmış olan o idi. O zaman Saul, Yahudilerin öldürme planından kurtarılmak için aceleyle kentin dışına kaçırılmıştı. O tarihten beri memleketi olan Tarsus’taydı. Barnaba, Saul’u hizmette isteklendirme ve Antakya’daki inanlılar topluluğuna Saul’un öğretişini kazandırmak amacıyla, Saul’u Antakya’ya getirmek için Tarsus’a gitti. Bu harika takım, bütün bir yıl oradaki inanlılar topluluğundaki büyük bir kitleyi eğiterek çalıştılar.

Öğrencilere ilk kez Antakya’da Mesihçiler (Hıristiyanlar) adı verildi. Şüphesiz bu, o zaman yüzkarası olan bir ifadeydi, ama o zamandan beri Kurtarıcı’yı sevenler tarafından benimsenmiştir.

J.A. Stewart şu yorumu yapar:

 F.B. Meyer şöyle demiştir: “Antakya, İsa Mesih inanlılarıyla ilgili tarihi olaylardan dolayı ününü daima koruyacaktır, çünkü Saul’un zulmü karşısında Yeruşalim’den kaçan, atanmamış ve ismi duyulmayan birçok öğrenci, Müjde’yi Greklere duyurmaya ve Rab’be gelenleri tüm Yahudilik geleneklerini göz ardı ederek bir inanlılar topluluğunda birleştirmeye cesaret ettiler.”

 Bu imanlılar, görev sorumluluğunun tek bir kişide toplandığı modern bir topluluktan gitmiş olsalardı, inanlılar topluluğunun (Kilisenin) bu zaferli dönemi asla yazılamayacaktı. Orta derecede bir inanlılar topluluğunda Kutsal Ruh’un görev armağanlarının keşfedilmemiş ve gelişmemiş olması ne acıdır. Çünkü orta derecedeki bir imanlının hizmet edecek fırsatı hiç yoktur. Küçük bir inanlılar grubunun onlara bakacak ücretli bir çobanı olduğu sürece, kesin olan bir şey vardır; o da dünyanın asla Tanrı’nın sözünü duymayacağıdır. Gönüllü Pazar Okulu yöneticileri, Pazar Okulu ve Kutsal Kitap öğretmenleri ve toplulukta resmi görevi olmadan çalışanlar için Tanrı’ya hamt olsun. Eğer verdikleri hizmet karşılığında hepsi ücret alsaydı, inanlılar topluluğunun çok azı ekonomik açıdan ayakta kalabilirdi. 2

11:27-30   Antakya, Tanrı sözünün diğer uluslara gitmesinde merkez konumunda olmasına karşın, Yahudilerin Tanrı’nın sözünü duymasında merkez olan Yeruşalim’deki inanlılar topluluğuyla daima tam ve içten bir birliktelik içinde olmuştur. Aşağıdaki olay bu gerçeği resmeder.

O günlerde Yeruşalim’den Antakya’ya bazı peygamberler geldi. Bu peygamberler, Tanrı’nın sözcüleri olarak konuşmak için Kutsal Ruh tarafından yetenekli kılınmış imanlılardı. Rab’den esinlemeler aldılar ve bunları halka ilettiler. Bunlardan Hagavos adlı biri bütün dünyayı silip süpürecek şiddetli bir kıtlığın olacağını önceden bildirdi. Kıtlık, Klavdius’un imparatorluğu sırasında oldu. Antakya’daki öğrenciler, hemen Yahudiye’de yaşayan Rab’deki kardeşlerine gönderilmek üzere yardım toplamaya karar verdiler. Yahudilerle diğer uluslar arasındaki duvarın yıkılıyor olması ve eski düşmanlıkların Mesih’in çarmıhı tarafından yok edilmesi kesinlikle dokunaklı bir tanıklıktır. Tanrı’nın lütfu, tam bir birlik içinde gönüllü olarak veren öğrencilerde görünür. Her biri kendi gücü oranında verdi. F.W. Grant kederle şöyle der: “Bugün öyle görünüyor ki, herkes kendi bolluğu içinde yoksul ve en azına sahip olan ise en zenginidir.”

Para, Barnaba ve Saul’un eliyle topluluğun ihtiyarlarına gönderildi. Bu, toplulukla bağlantılı olarak ihtiyarlardan söz eden ilk ayettir. Havralarda ihtiyarlar bulunduğundan Yahudiler için bilinen bir düşünceydi bu. Ancak bu kişilerin Yeruşalim’de nasıl ihtiyarlar olduklarına dair hiç bilgi verilmiyor. Diğer ulusların olduğu inanlılar topluluğunda ihtiyarlar, elçiler ya da temsilcileri tarafından atanmıştır (14:23; Tit.1:5). İhtiyarların nitelikleri (özellikleri) 1.Timoteos 3:1-7 ve Titus 1:6-9’da belirtilmiştir.

 

Kutsal Kitap

1 Elçilerle bütün Yahudiye’deki kardeşler, öteki ulusların da Tanrı’nın sözünü kabul ettiklerini duydular.
2 Ama Petrus Yeruşalim’e gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler.
3 “Sünnetsiz* kişilerin evine gidip yemek yemişsin!” dediler.
4 Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı.
5 “Ben Yafa Kenti’nde dua ediyordum” dedi. “Kendimden geçerek bir görüm gördüm. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtıldığını, bunun gökten inip benim bulunduğum yere kadar geldiğini gördüm.
6 Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar gördüm.
7 Sonra bir sesin bana, ‘Kalk, Petrus, kes ve ye!’ dediğini işittim.
8 “‘Asla olmaz, ya Rab!’ dedim. ‘Ağzıma hiçbir zaman bayağı ya da murdar* bir şey girmedi.’
9 “Ses ikinci kez gökten geldi: ‘Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme’ dedi.
10 Bu, üç kez tekrarlandı; sonra her şey yeniden göğe alındı.
11 “Tam o sırada Sezariye’den bana gönderilen üç kişi, bulunduğumuz evin önünde durdular.
12 Ruh bana, ayrım gözetmeden onlarla birlikte gitmemi söyledi. Bu altı kardeş de benimle geldiler, varıp adamın evine girdik.
13 Adam bize, evinde beliren meleği nasıl gördüğünü anlattı. Melek ona şöyle demiş: ‘Yafa’ya adam yolla, Petrus diye tanınan Simun’u çağırt.
14 O sana, senin ve bütün ev halkının kurtuluş bulacağı sözler söyleyecek.’
15 “Ben konuşmaya başlayınca Kutsal Ruh, başlangıçta bizim üzerimize indiği gibi, onların da üzerine indi.
16 O zaman Rab’bin söylediği şu sözü anımsadım: ‘Yahya suyla vaftiz* etti, sizler ise Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.’
17 Böylelikle Tanrı, Rab İsa Mesih’e inanmış olan bizlere verdiği armağanın aynısını onlara verdiyse, ben kimim ki Tanrı’ya karşı koyayım?”
18 Bunları dinledikten sonra yatıştılar. Tanrı’yı yücelterek şöyle dediler: “Demek ki Tanrı, tövbe etme ve yaşama kavuşma fırsatını öteki uluslara da vermiştir.”
19 İstefanos’un öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya’ya kadar gittiler. Tanrı sözünü sadece Yahudiler’e duyuruyorlardı.
20 Ama içlerinden Kıbrıslı ve Kireneli olan bazı adamlar Antakya’ya gidip Grekler’le* de konuşmaya başladılar. Onlara Rab İsa’yla ilgili Müjde’yi bildirdiler.
21 Onların arasında etkin olan Rab’bin gücü sayesinde çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü.
22 Olup bitenlerin haberi, Yeruşalim’deki kiliseye* ulaştı. Bunun üzerine imanlılar Barnaba’yı Antakya’ya gönderdiler.
23 Kutsal Ruh’la ve imanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya’ya varıp Tanrı lütfunun meyvelerini görünce sevindi. Herkesi, candan ve yürekten Rab’be bağlı kalmaya özendirdi. Sonuç olarak Rab’be daha birçok kişi kazanıldı.
24 (SEE 11:23)
25 Sonra Barnaba, Saul’u aramak için Tarsus’a gitti. Onu bulunca da Antakya’ya getirdi. Böylece Barnaba’yla Saul bir yıl boyunca oradaki inanlılar topluluğuyla* bir araya gelerek büyük bir kitleyi eğittiler. Öğrencilere ilk kez Antakya’da Mesihçiler adı verildi.
26 (SEE 11:25)
27 O günlerde Yeruşalim’den Antakya’ya bazı peygamberler geldi.
28 Bunlardan Hagavos adlı biri ortaya çıkıp bütün dünyada şiddetli bir kıtlık olacağını Ruh aracılığıyla bildirdi. Bu kıtlık, Klavdius’un imparatorluğu sırasında oldu.
29 Öğrenciler, her biri kendi gücü oranında, Yahudiye’de yaşayan kardeşlere gönderilmek üzere yardım toplamayı kararlaştırdılar.
30 Bu kararı yerine getirip bağışlarını Barnaba ve Saul’un eliyle kilisenin ihtiyarlarına* gönderdiler.

1.Yeni Antlaşma’da, “Grekçe konuşup Grek olmayanlar” genellikle Grek olan Yahudiler anlamına gelir, ama burada sadece Grekler ya da diğer uluslar anlamına da gelebilir. İçeriğe dikkat edin: 19.ayet, “Tanrı sözünü sadece Yahudilere duyuruyorlardı” der. 20. ayet ise, “Greklere de” (Yahudilere karşıt olarak) der.

2.James A. Stewart,, Evangelism, ss.100,101.