Elçilerin İşleri 17

Elçilerin Bölüm 17

17:1   Pavlus’la Silas Filipi’den ayrıldıktan sonra, 53 kilometre güneybatıya giderek AMFİPOLİS’e vardılar. Daha sonraki durakları ise, 48 kilometre güneybatıdaki APOLLONYA idi. Oradan 59 kilometre batıdaki SELANİK’e geçtiler. Bu kent, ticaret yolları üzerinde kurulduğu için stratejik açıdan da önemi olan mükemmel bir ticaret merkeziydi. Kutsal Ruh burayı, Tanrı’nın sözünün birçok yöne yayılacağı üs olarak seçti.

Pavlus’la Silas, Rab için yeni bölgeler kazanmak amacıyla Filipi’den ayrıldıklarında, Luka orada kalmış olabilir. Bu, anlatımın birinci çoğul kişi zamirinden (biz), üçüncü çoğul kişi zamirine geçmesiyle (onlar) anlaşılır.

17:2,3   Her zamanki gibi müjde yayıcıları Yahudilerin havrasına gidip Tanrı’nın sözünü duyurdular. Pavlus, üç Şabat Günü1 Eski Antlaşma’yı açıp ikna edici bir şekilde Mesih’in acı çekip ölümden dirilmesi gerektiğinin önceden söylenmiş olduğunu gösterdi. Bunu Kutsal Yazılar’dan gösterdikten sonra Pavlus, Nasıralı İsa’nın uzun zamandır beklenen Mesih olduğunu açıklayarak devam etti. Acı çekmemiş miydi? Ölmemiş miydi? Ölümden dirilmemiş miydi? Bu, O’nun Tanrı’nın Mesih’i olduğunu kanıtlamıyor muydu?

17:4-7   Yahudilerden bazıları ikna olup İsa Mesih imanlıları olarak Pavlus’la Silas’a katıldılar. Tanrı’ya tapan Greklerden büyük bir topluluk ve ileri gelen kadınlardan da birçoğu Rab’bi kabul etti. Bu durum inanmayan Yahudileri kesin bir eylem için kışkırttı. Çarşı meydanından bazı sokak kabadayılarını toplayıp onları kargaşa çıkarmaları için tahrik ettiler ve Pavlus’la Silas’ın konuk oldukları Yason’un evine saldırdılar. Pavlus’la Silas’ı evde bulamayınca, Yason ile diğer bazı kardeşleri kentin yetkililerinin önüne sürüklediler. Pavlus’la Silas’ı dünyayı altüst etmiş kişiler olarak tanımlarlarken, istemeden onları övdüler. Daha sonra onları, İsa adında başka bir kral hakkında konuşarak Sezar’ın buyruklarına karşı gelmekle suçladılar. Yahudilerin, Sezarın hükümetini korumaya bu kadar hevesli olmaları çok tuhaf bir şeydi. Çünkü Roma İmparatorunu ya çok az seviyorlar ya da hiç sevmiyorlardı.

Ancak suçlamaları gerçek miydi? Kuşkusuz Pavlus’un, Mesih’in tüm yeryüzünde kral olarak egemenlik sürmek için İkinci Gelişini açıkladığını işitmişlerdi. Ama İsrail, ulus olarak tövbe edinceye kadar Mesih geri dönmeyeceğinden bu, Sezar’ın durumu için bir tehlike yaratmıyordu.

17:8,9   Yetkililer bu sözlerden dolayı telaşa kapıldılar. Büyük olasılıkla Yason ve beraberindekilerden, herhalde konuklarının kentten ayrılması koşulunu da ekleyerek kefalet vermelerini istediler. Sonra onları serbest bıraktılar.

17:10,12   Selanik’teki kardeşler, vaizlerin ayrılmasının iyi olacağına karar verdiler ve onları o gece VERİYA’ya gönderdiler. Bu yılmak bilmeyen ve engellenemez müjde yayıcıları doğrudan Yahudilerin havrasına gittiler. Orada Tanrı’nın sözünü duyururlarken, Yahudiler açık fikirli oluşlarını, Eski Antlaşma’daki Kutsal Yazıları araştırarak, kontrol ederek ve söylenenlerle kıyaslayarak gösterdiler. Sade ve öğrenmeye hevesli bir tutumları vardı. Bütün öğretişi Kutsal Yazılarla sınama konusunda istekliydiler. Bu Yahudilerden birçokları iman etti. Çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek de iman etti.

17:13,14   Pavlus’la Silas’ın, görevlerine Veriya’da devam ettikleri haberi Selanik’e ulaşınca, Selanik’teki Yahudiler, Veriya’ya özel bir yolculuk yapıp halkı elçilere karşı kışkırtıp ayağa kaldırdılar. Bunun üzerine kardeşler, Pavlus’u inanlıların eşliğinde deniz kıyısına yolladılar. Herhalde DIUM’a (DİYUM) gidip, oradan da ATİNA’nın liman kenti olan PIRAEUS’a (PIRAYUS) gemiyle vardılar. Silas ve Timoteos ise Veriya’da kaldılar.

17:15   Veriya’dan Atina’ya uzun bir yolculuk oldu. Kardeşlerden bazılarının Pavlus’a yol boyunca eşlik etmek istemeleri, oradaki imanlıların gerçek bağlılıklarını gösterdi. Atina’da, Pavlus’tan ayrılma zamanı gelince, Pavlus’un Silas’la Timoteos’un bir an önce kendisine katılmaları isteğini Veriya’ya götürdüler.

17:16   Pavlus onları Atina’da beklerken, kentin putperestliğinden derin bir acı duydu. Atina kültür, eğitim ve güzel sanatların merkezi olmasına karşın, Pavlus bunların hiçbiriyle ilgilenmedi. Zamanını etrafı gezerek değerlendirmedi. Arnot şöyle der:

Mermer heykelleri daha az takdir ettiğinden değil, yaşayan insanlara daha çok değer verdiğindendi… O, ölümsüz canları güzel sanatlardan çok daha önemli olarak kabul eden, zayıf değil, güçlü bir adamdır… Pavlus putperestliği güzel ve zararsız değil, acı verici buldu. 2

17:17,18   Gerek Havrada, Yahudilerle ve Tanrı’ya tapan diğerleriyle, gerekçarşı meydanında karşılaştığı kişilere Tanrı’nın sözünü vaaz etti. Bu şekilde bazı Epikürcü ve Stoacı filozoflarla karşılaştı. Epikürcüler, yaşamın esas amacının bilgi peşinde koşmak değil, zevk olduğunu öğreten Epikür adlı filozofun izleyicileriydiler. Stoacılar ise, bilgeliğin sırrının yoğun duygudan özgür olmakta, sevinç ya da üzüntüden etkilenmemekte, doğal yasaya isteyerek boyun eğmekte bulunduğuna inanan panteistlerdi. Bu iki felsefe okulu, Pavlus’u işittiklerinde, onu lafebesi (Grekçe “tohum toplayıcısı”) ve yabancı ilahların habercisi olarak gördüler. Çünkü Pavlus, İsa’yla ve dirilişle ilgili müjdeyi duyuruyordu.

17:19-21   Onlar Pavlus’u alıp Ares tepesinde anayasa mahkemesi gibi bir yargı yeri olan Ares Tepesi Kurulu’na götürdüler. Bu bir yargılama değil, özel bir durumdu: Pavlus’a, öğretişini mahkeme üyeleri ve kalabalığın önünde açıklaması için verilmiş bir fırsattı. Bu, 21. ayette biraz açıklanır. Atinalılar dolaşıp konuşmayı ve başkalarını dinlemeyi seviyordu. Bu konuda sınırsız zamanları vardı.

17:22   Pavlus, mahkemenin ortasında durarak,Ares Tepesi konuşması olarak bilinen konuşmasını yaptı. Bu söylevi incelerken, onun Yahudilere değil, diğer uluslara konuştuğu anımsanmalıdır. Eski Antlaşma’yla ilgili bir geçmişleri yoktu, bu nedenle konuya başlamak için ortak bir ilgi alanı bulması gerekiyordu. Konuşmaya Atinalıların çok dindar olduğunu söyleyerek başladı. İçinde insandan çok putların olduğu söylenen Atina, gerçekten dindar bir kentti!

17:23   Pavlus görmüş olduğu putları düşününce, ‘BİLİNMEYEN TANRIYA diye yazılmış bir sunağı anımsadı. Bildirisine başlangıç noktası olarak sunaktaki yazıyı aldı. Elçi, yazıda iki önemli gerçeğin kabul edilişini gördü. İlki Tanrı’nın var olduğu gerçeği ve ikincisi de, Atinalıların O’nu tanımadıkları gerçeği idi. Böylece, Pavlus için gerçek Tanrı konusunda onları aydınlatmak, çok normal ve doğal bir bağlantı konusu oluşturacaktı. Birisinin söylemiş olduğu gibi o, onların başıboş akan dindarlık ırmaklarını doğru kanala çevirdi.

17:24,25   Müjde yayıcıları, putperestlere Tanrı hakkında öğretişe başlamanın en iyi noktasının doğanın hikâyesi olduğunu söylerler. Pavlus’un Atinalılarla konuşmasına başladığı nokta da budur. Tanrı’yı, dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan olarak tanıttı. Etrafındaki sayısız puta tapınılan tapınaklara bakarken elçi, dinleyicilerine gerçek Tanrı’nın, elle yapılmış tapınaklarda oturmadığını anımsattı. İnsan eliyle yapılan hizmete de bağlı değildir. Puta tapınılan tapınaklardaki kâhinler sık sık tanrılarına yiyecek ve “gerekli” diğer şeyleri getirirler. Ama gerçek şudur ki, Tanrı’nın insandan gelen herhangi bir şeye ihtiyacı yoktur, çünkü yaşamın, soluğun ve her şeyin kaynağı O’dur.

17:26,28a   Pavlus, daha sonra insan ırkının kökenini tartıştı. Bütün uluslar ortak ataları olan Adem’den geldiler. Tanrı, bütün ulusları oluşturmakla kalmayıp onların var olacağı yılları belirledi ve içinde yaşayacakları ülkeleri de saptadı. O’nu arayabilmeleri için onların üzerine sonsuz merhametini döktü. Aslında Tanrı hiçbirimizden uzak olmamasına rağmen, onların kendisini el yordamıyla da olsa bulabilmelerini istedi. Nitekim, gerçek Tanrı’da yaşıyor ve deviniyoruz; O’nda varız. O yalnızca Yaratıcımız değil, aynı zamanda en iyi dostumuzdur.

17:28b   Pavlus, yaratığın Yaratıcı’yla olan ilişkisini daha çok vurgulamak için, “Biz de O’nun soyundanız” diyen Grek ozanların bazılarından alıntı yaptı. Bu insanlığın, kardeşliğin ve Tanrı’nın babalığının öğretişi olarak yorumlanmamalıdır. Tanrı bizi yarattığı için O’nun soyundanız, ama yalnızca Rab İsa Mesih’e iman aracılığıyla Tanrı’nın oğulları oluruz.

17:29   Ancak Pavlus’un tartışması sürer. Eğer insanlar Tanrı’nın soyundansa, o zaman Tanrı’yı altın, gümüş ya da taş bir put gibi düşünmek imkansızdır. Bunlar insan düşüncesi ve becerisiyle biçimlendirilmiştir ve bu nedenle de insan kadar üstün değillerdir. Bu putlar bir bakıma insanın soyundandır. Oysa gerçek, insanlığın Tanrı’nın yaratıkları olduğudur.

17:30   Pavlus, putperestliğin akılsızlığını sergiledikten sonra, Tanrı’nın diğer ulusların bilgisizliğini yüzyıllardır görmezlikten geldiğini belirterek devam eder. Ama şimdi müjde (Tanrı’nın sözünün) gelmiş olduğundan, her yerde herkesin tövbe etmesini, yani düşünce ve kararını değiştirmesini buyuruyor.

17:31   Bu acil iletilmesi gereken bir bildiridir. Çünkü Tanrı dünyayı, atadığı Kişi Rab İsa Mesih aracılığıyla adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Burada belirtilen yargı, Mesih yeryüzüne düşmanlarını yok etmek ve Bin Yıllık Egemenliğine başlamak için geri döndüğünde olacaktır. Bunun gerçekleşeceğine ilişkin olumlu güvence, Tanrı’nın Rab İsa’yı ölümden diriltmiş olduğu gerçeğinde bulunur. Pavlus bundan dolayı sevdiği konuya, Mesih’in dirilişi hakkında konuşmaya hazırlanır.

17:32,33   Pavlus belki de bildirisini bitirmedi. Ölülerin dirilmesi düşüncesiyle alay edenlerin kendisini küçük görmesi, onun konuşmasını yarıda kesmiş olabilir. Kimi de alay etmedi, ama tereddüt etti. “Seni bu konuda bir daha dinlemek isteriz” diyerek eyleme geçmeyi ertelediler. “Mesih’le ilgili konuların konuşulduğu zamanı kötü bir gün saydılar. Eyleme geçmek için ‘Hayır, kabul etmiyoruz’ diyemediler, ama ‘Şimdi değil’ dediler.”

17:34   Bununla birlikte, Pavlus’un bildirisinin başarısız olduğunu söylemek doğru olmaz. Kurul ve mahkeme üyesi olan Dionisious iman etti. Damaris adlı bir kadın ve adları verilmeyen birkaç kişi daha iman etti.

Bunun üzerine Pavlus aralarından çıkıp gitti. “Atinalılar hakkında artık hiçbir şey duymuyoruz. Pavlus yine baskıların yoğun olduğu bölgelere döndü, ama bilgiçlik taslayanlara söylenecek daha fazla bir şey yoktu.”

Bazı kişiler bu vaazın Atinalıları gerçekte putperestlik ve dindarlıklarından dolayı övüyor gibi görünmesini; put için yazılmış olması mümkün bir yazıdan gerçek Tanrı’yı tanımayı varsaymasını; Atinalıların tutum ve gelenekleriyle çok fazla uzlaşıyor gibi görünmesini ve müjdeyi (Tanrı’nın sözünü) elçinin diğer bildirileri gibi açıkça ve etkili olarak sunmamasını eleştirirler. Bu eleştiriler yersizdir. Pavlus’un önce iletişim sağlamak için ortak bir nokta aradığını, sonra dinleyicilerini kolay adımlarla önce gerçek Tanrı bilgisine sonra da Mesih’in yargıç olarak gelişi karşısında tövbenin gerekliliğine yönelttiğini görüyoruz. Pavlus’un öğretişi aracılığıyla içten insanların Rab’bi kabul etmiş oldukları yeteri kadar doğrulanmıştır.

GELENEKSEL OLMAYAN KÜRSÜLER ÜZERİNE ARASÖZ

Pavlus’un Tanrı’nın sözünü Ares Tepesinde duyurması, ilk imanlıların, Tanrı’nın sözünü duyurdukları geleneksel olmayan yerlere bir örnektir.

Açık hava toplantısı gözdeydi. Pentikost günündeki bildiri, duyanlar ve kurtulanların 3 sayısından dolayı dışarıda duyurulmuş olabilir (Elç.2:6,41). Diğer açık hava toplantıları 8:5,25,40; 13:44; 14:8-18’de bulunur.

Tapınak çevresi en az üç kez bildiriyle yankılandı (3:1-11; 5:21,42). Pavlus ve beraberindekiler Tanrı sözünü Filipi’deki ırmak kıyısında konuştular (16:13). Pavlus, Atina’da, Ares Tepesindeki söylevinden önce, çarşı meydanında (17:17) vaaz etti. Yeruşalim’de kızgın bir kalabalığa komutanın (Antonya) kalesinin merdivenlerinden (21:40-22:21) hitap etti.

Bildiri, Yahudi Yüksek Kurulunun önünde şu kişiler tarafından en az dört kez açıklandı: Petrus’la Yuhanna (4:8,19); Petrus’la diğer elçiler (5:27-32); İstefanos (7:2-53) ve Pavlus (22:30-23:10).

Pavlus’la beraberindekiler, Tanrı’nın sözünü alışık oldukları şekilde havralarda duyurdular (9:20; 13:5,14; 14:1; 17:1,2,10,17; 18:4,19,26; 19:8).

Özel evler kullanıldı. Petrus, Kornelius’un evinde Tanrı’nın sözünü duyurdu (10:22,24). Pavlus’la Silas, Filipili zindancının evinde tanıklık ettiler (16:31,32). Pavlus, Korint’te havra yöneticisi olan Krispus’un evinde Tanrı’nın sözünü duyurdu (18:7,8). Troas’ta özel bir evde, gece yarısına dek Tanrı’nın sözünü duyurdu (20:7). Efes’te, evden eve giderek (20:20) ve Roma’daki kiralık evinde (28:30,31) müjdeyi duyurdu.

Filipus, Etiyopyalı bir hadıma arabada (8:31-35), Pavlus ise gemide (27:21-26) Tanrı’nın sözünü duyurdular. Pavlus Efes’teki tartışmalarını dershanede devam ettirdi (19:9).

Pavlus, sivil mahkemede Feliks’in (24:10), Festus’un (25:8) ve Agripa’nın (26:1-29) önünde Tanrı’nın sözünü duyurdu.

8:4’de baskı altındaki imanlıların gittikleri her yerde Tanrı’nın sözünü duyurduklarını okuruz.

Bu durum, bildirinin özel “kutsanmış” binalarda duyurulmasına gerek olmadığını düşündüklerini gösterir. İnsanların olduğu her yerde Mesih’i duyurmak için hem neden hem de fırsat vardı. A. B. Simpson da aynı fikirdedir:

İlk imanlılar, her durumu Mesih’e tanıklık etmek için bir fırsat olarak gördüler. Kralların ve valilerin önüne getirildiklerinde, sonuçları korkutucu bile olsa, ne paylaşmaktan kaçındılar ne de kendilerini Mesih’le özdeşleştirmekten vazgeçtiler. Bu, onlar için başka türlü ulaşamayacakları krallara ve yöneticilere Tanrı’nın sözünü duyurmak için bir fırsattı. Tanrı bize, karşımıza çıkmasına izin verdiği her kişinin yüreğini ve yaşamını Kendisine daha da yaklaştıracak bir etki yaratıp onları kutsamamız için fırsatlar verebilir. 4

Rab İsa onları, “Dünyanın her yanına gidip, Müjde’yi bütün yaradılışa duyurmaları” için (Mar.16:15) görevlendirmişti. Elçilerin İşleri kitabı, onların bu buyruğu yerine getirdiklerini gösterir.

Elçilerin İşleri’ndeki vaazların çoğunun kendiliğinden oluştuğunu ve önceden yapılan bir hazırlığa dayanmadığını ekleyebiliriz. Elçilerin bildiriyi hazırlayacak zamanları yoktu. “Vaaz, bir saatlik bir çalışmanın ürünü olmayıp bir yaşam süresinin hazırlığıydı.” Hazırlanmış olanlar vaazlar değil, vaizlerdi.

 

Kutsal Kitap

1 Amfipolis ve Apollonya’dan geçerek Selanik’e geldiler. Burada Yahudiler’in bir havrası vardı.
2 Pavlus, her zamanki gibi Yahudiler’e giderek art arda üç Şabat Günü* onlarla Kutsal Yazılar üzerinde tartıştı.
3 Mesih’in* acı çekip ölümden dirilmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulunuyor, kanıtlar gösteriyordu. “Size duyurmakta olduğum bu İsa, Mesih’tir” diyordu.
4 Onlardan bazıları, Tanrı’ya tapan Grekler’den büyük bir topluluk ve ileri gelen kadınların da birçoğu ikna olup Pavlus’la Silas’a katıldılar.
5 Yahudiler bunu kıskandı. Çarşı pazardan topladıkları bazı kötü insanlardan bir kalabalık oluşturup kentte kargaşalık çıkarttılar. Pavlus’la Silas’ı bulmak ve halkın önünde yargılamak amacıyla Yason’un evine saldırdılar.
6 Onları bulamayınca, Yason ile bazı kardeşleri kent yetkililerinin önüne sürüklediler. “Dünyayı altüst eden o adamlar buraya da geldiler” diye bağırıyorlardı.
7 “Yason onları evine aldı. Onların hepsi, İsa adında başka bir kral olduğunu söyleyerek Sezar’ın* buyruklarına karşı geliyorlar.”
8 Bu sözleri işiten kalabalık ve kentin yetkilileri telaşa kapıldı.
9 Sonunda yetkililer Yason ve öbürlerini kefaletle serbest bıraktılar.
10 Kardeşler hemen o gece Pavlus’la Silas’ı Veriya Kenti’ne gönderdiler. Onlar oraya varınca Yahudiler’in havrasına gittiler.
11 Veriya’daki Yahudiler Selanik’tekilerden daha açık fikirliydi. Tanrı sözünü büyük ilgiyle karşılayarak her gün Kutsal Yazılar’ı inceliyor, öğretilenlerin doğru olup olmadığını araştırıyorlardı.
12 Böylelikle içlerinden birçokları ve çok sayıda saygın Grek kadın ve erkek iman etti.
13 Selanik’teki Yahudiler Pavlus’un Veriya’da da Tanrı’nın sözünü duyurduğunu öğrenince oraya gittiler, halkı kışkırtıp ayağa kaldırdılar.
14 Bunun üzerine kardeşler Pavlus’u hemen deniz kıyısına yolladılar. Silas ile Timoteos ise Veriya’da kaldılar.
15 Pavlus’la birlikte gidenler onu Atina’ya kadar götürdüler. Sonra Pavlus’tan, Silas’la Timoteos’un bir an önce kendisine yetişmeleri yolunda buyruk alarak geri döndüler.
16 Onları Atina’da bekleyen Pavlus, kenti putlarla dolu görünce yüreğinde derin bir acı duydu.
17 Bu nedenle, gerek havrada Yahudiler’le ve Tanrı’ya tapan yabancılarla, gerek her gün çarşı meydanında karşılaştığı kişilerle tartışıp durdu.
18 Epikürcü ve Stoacı bazı filozoflar onunla atışmaya başladılar. Kimi, “Bu lafebesi ne demek istiyor?” derken, kimi de, “Galiba yabancı ilahların haberciliğini yapıyor” diyordu. Çünkü Pavlus, İsa’yla ve dirilişle ilgili Müjde’yi duyuruyordu.
19 Onlar Pavlus’u alıp Ares Tepesi Kurulu’na götürdüler. Ona, “Yaydığın bu yeni öğretinin ne olduğunu öğrenebilir miyiz?” dediler.
20 “Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.”
21 Bütün Atinalılar ve kentte bulunan yabancılar, vakitlerini hep yeni düşünceleri anlatarak ve dinleyerek geçirirlerdi.
22 Pavlus, Ares Tepesi Kurulu’nun önüne çıkıp şunları söyledi: “Ey Atinalılar, sizin her bakımdan çok dindar olduğunuzu görüyorum.
23 Ben çevrede dolaşırken, tapındığınız yerleri incelerken üzerinde, BİLİNMEYEN TANRI’YA diye yazılmış bir sunağa bile rastladım. Sizin bilmeden tapındığınız bu Tanrı’yı ben size tanıtayım.
24 “Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, yerin ve göğün Rabbi olan Tanrı, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz.
25 Herkese yaşam, soluk ve her şeyi veren kendisi olduğuna göre, bir şeye gereksinmesi varmış gibi O’na insan eliyle hizmet edilmez. Tanrı, bütün ulusları tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bucağına yerleştirdi.
26 Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı.
27 Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı. Aslında Tanrı hiçbirimizden uzak değildir.
28 Nitekim, ‘O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz; O’nda varız.’ Bazı ozanlarınızın belirttiği gibi, ‘Biz de O’nun soyundanız.’
29 “Tanrı’nın soyundan olduğumuza göre, tanrısal özün, insan düşüncesi ve becerisiyle biçimlendirilmiş altın, gümüş ya da taştan bir nesneye benzediğini düşünmemeliyiz.
30 Tanrı, geçmiş dönemlerin bilgisizliğini görmezlikten geldi; ama şimdi her yerde herkesin tövbe etmesini buyuruyor.
31 Çünkü dünyayı, atadığı Kişi aracılığıyla adaletle yargılayacağı günü saptamıştır. Bu Kişi’yi ölümden diriltmekle bunun güvencesini herkese vermiştir.”
32 Ölülerin dirilmesiyle ilgili sözleri duyunca kimi alay etti, kimi de, “Seni bu konuda bir daha dinlemek isteriz” dedi.
33 Bunun üzerine Pavlus aralarından çıkıp gitti.
34 Birkaç kişi ona katılıp inandı. Bunların arasında kurul üyesi Dionisios, Damaris adlı bir kadın ve birkaç kişi daha vardı.

1.Bazıları Pavlus’un havrada sadece üç Şabat Günü ders vermesine rağmen, Selanik’te yaklaşık üç ay kaldığına inanır.

2.William Arnot, The Church in the House: A Series of Lessons on the Açts of the Apostles, ss.379 ff.

3.Bazı araştırmacılar (bilginler) vaazın, tapınağın avlusunda verildiğine inanır.

4.A.B. Simpson. Konuyla ilgili daha fazla doküman bulunmamaktadır.