Elçilerin İşleri 19

19
Elçilerin Bölüm 19

19:1   Aslında Pavlus Efes’i önceden ziyaret ettiğinde, Tanrı’nın isteğiyle geri döneceğine dair havradaki Yahudilere söz vermişti. Bu sözü yerine getirmek için Galatya ve Frikya bölgelerinin içinden, dağlardan geçerek Anadolunun batı kıyısındaki EFES’E geldi. Oraya varınca öğrenci olduklarını söyleyen yaklaşık on iki kişiyle karşılaştı. Onlarla konuşurken, onların İsa Mesih imanıyla ilgili bilgilerinin kusurlu ve eksik olduğunu anladı. Gerçekten Kutsal Ruh’u alıp almadıklarını merak etti.

19:2   Bu nedenle onlara, “İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh’u aldınız mı?” diye sordu. Bazı çeviriler, Pavlus’un sorusunu şöyle yazar: “İman ettiğinizden beri Kutsal Ruh’u aldınız mı?” Bu, Kutsal Ruh’un alınışının kurtuluştan sonra olduğuna dair yanlış bir imadır. Bu ayette belirtilen, Kutsal Ruh’u, kurtuluşu izleyen bir lütuf işi olarak almadığımızdır. Günahkâr, Kurtarıcı’ya iman eder etmez Kutsal Ruh’u alır.

Öğrencilerin buna karşılığı, “Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yok ki!” ya da, “Kutsal Ruh’un verildiğini duymadık” şeklindeydi. Daha sonraki ayetten öğrendiğimize göre, bu kişiler Vaftizci Yahya’nın öğrencileri olduklarından, Kutsal Ruh’un varlığını Eski Antlaşma’dan öğrenmiş olmalıydılar. Yahya bununla da kalmayıp öğrencilerine kendinden sonra gelenin onları Kutsal Ruh’la vaftiz edeceğini öğretmişti. Bu öğrencilerin bilmedikleri şey Kutsal Ruh’un Pentikost günü verilmiş olmasıydı.

19:3,4   Elçi vaftiz konusunu ortaya attığında, bu kişilerin sadece Yahya’nın vaftizini bildiklerini gördü. Bir başka deyişle, Mesih’in yakında geleceğini biliyorlardı ve O’nu Kral olarak kabul etmek için gerekli hazırlık olan tövbelerini, vaftiz olarak ifade ettiler. Mesih’in ölmüş, gömülmüş, ölümden dirilmiş ve göğe çıkmış olduğunu, Kutsal Ruh’u göndermiş olduğunu bilmiyorlardı. Pavlus bütün bunları onlara açıkladı. Onlara, Yahya’nın tövbe vaftiziyle vaftiz ettiğinde, İsa Mesih’e inanmalarını ısrarla anlattığını anımsattı.

19:5   Onlar bunu duyunca, Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular. Elçilerin İşleri kitabı boyunca vurgu, belirli bir şekilde İsa’nın Rabliği üzerindedir. Bu nedenle, Yahya’nın öğrencileri burada Rab İsa’nın yetkisiyle vaftiz oldular ve yaşamlarında İsa Mesih’i Rab (Yahve) olarak kabul ettiklerini açıkça gösterdiler.

19:6,7   O zaman Pavlus, ellerini onların üzerine koydu ve Kutsal Ruh’u aldılar. Bu, Elçilerin İşleri’nde Kutsal Ruh’un dördüncü kez verilmesidir. Birincisi, 2. bölümde öncelikle Yahudileri kapsayan Pentikost günündeydi. İkincisi, Elçilerin İşleri 8’de, Petrus’la Yuhanna’nın ellerini Samiriyelilerin üzerlerine koyarak Ruh’un verildiği zamandı. Üçüncüsü ise, Elçilerin İşleri 10’da diğer uluslardan biri olan, Yafa’daki Kornelius’un evinde oldu. Daha önce Kutsal Ruh’un alınışıyla ilgili olayların sırasının her durumda farklı olduğunu belirtmiştik.

Elçilerin İşleri 19’daki sıra şöyledir:

  • İman
  • Yeniden vaftiz olmak
  • Elçinin ellerini üzerlerine koyması
  • Kutsal Ruh’un alınması.

Rab, Yahya’nın öğrencilerine, Pavlus’un ellerini onların üzerine koyması aracılığıyla Kutsal Ruh’u vererek Pavlus’un daha sonra Petrus, Yuhanna ya da diğer elçilerden daha aşağı derecede değerlendirilme olasılığını önledi.

Yahya’nın öğrencileri Kutsal Ruh’u alınca, bilmedikleri dillerde konuşup peygamberlik etmeye başladılar. Yeni Antlaşma’nın verilmesinden önceki günlerde Tanrı’nın çalışma yöntemini böylesine doğaüstü güçler oluşturuyordu. Bugün Kutsal Ruh’u, Rab İsa’yı kabul ettiğimiz zaman aldığımızı belirtilerle, harikalarla ya da duygularla değil, Yeni Antlaşma’daki Kutsal Yazılar’ın tanıklığıyla biliyoruz.

Kişi, Rab İsa Mesih’e iman ettiği anda Kutsal Ruh onda yaşamaya başlar; Kutsal Ruh tarafından mühürlenir; Ruh’un güvencesini ve kutsamasını alır ve Ruh tarafından Mesih’in Bedeninde vaftiz olur.

Bununla birlikte bu, imanlı yaşamında daha sonra Ruh’un doluluğunu alacağımız gerçeğini yadsımaz. Kutsal Ruh’un sık sık bireylere egemen bir tutumla gelip onları özel hizmetler için güçlendirmesi, imanda büyük cesaret vermesi ve kurtuluşları için istek vermesi yadsınamaz bir gerçektir.

19:8   Pavlus, Efes’teki havrayı ziyaret edip üç ay boyuncaorada kaldı. Oradakilerle tartışıp onları Tanrı’nın Egemenliği konusunda ikna etmeye çalıştı. Tartışmasından insanlarınzekâlarına hitap ettiğini anlıyoruz. İkna ederek, özellikle İsa’ya Mesih olarak iman etmeleri için iradelerini etkilemeye çalıştı. Konuşmalar “Tanrı’nın Egemenliği” hakkındaydı.

C. E. Stuart bunu böyle açıklar:

Buradaki konu, gelecekte kurulacak olan Krallığın Müjdesi değildir. Bu Krallığın Müjdesinden Rab İsa söz etmişti (Mat.24:14; Va.14:6,7). Ama o vaat ertelenmişti (Elç.1:6-7). Pavlus burada yeryüzünde var olan Tanrı Krallığı üzerinde tartışıyordu. 1

19:9,10   Yahudilerden bazıları sert bir tutum takınarak (zihinsel) itaat etmeyince (iradeleriyle), halkı İsa’nın yoluna karşı kışkırtmaya başladılar; Pavlus öğrencilerini de yanına alarak havradan ayrıldı. Onları, her gün özgürce ders verebileceği Tiranus’un dersanesine götürdü. Tiranus’un felsefe ya da konuşma sanatı derslerini yöneten bir Grek olduğu düşünülür. Elçi, iki yılda öğrenciler oluşturdu ve onları Rab’bin sözünü başkalarına da duyurmak için gönderdi. Sonunda Yahudi olsun Grek olsun, Asya ilinde yaşayan herkes Rabbin sözünü işitti. Böylece Pavlus’a, karşı koyanların çok olmasına karşın, büyük ve etkili bir kapı açıldı (1Ko.16:9).

19:11,12   İsa Mesih’in elçisi olarak Pavlus, belirtiler ve harikalar yaratmak için güce sahipti. Bunlar, onun elçiliğinin kanıtları ve duyurduğu bildirinin doğrulanmasıydı. Ondan akan güç o kadar büyüktü ki, dokunduğu mendiller ya da peştamallar hastalara ya da cine tutsak olanlara götürüldüğünde, hastalıklar yok oluyor ve kötü ruhlar içlerinden çıkıyordu. Bu mucizelerin bugün tekrarlanıp tekrarlanamayacağı sorusu ortaya atılabilir. Tanrı’nın Kutsal Ruh’u egemendir ve istediğini yapabilir. Bununla birlikte, olağanüstü güçlerin elçilere ve temsilcilerine verilmiş olduğu kabul edilmelidir. Bugün kelimenin tam anlamıyla elçilere sahip olmadığımızdan, onların mucizelerinin halen devam ettiğinde ısrar etmek boşunadır.

19:13,14   Tanrı ne zaman etkinlik gösterse, Şeytan değişmez bir şekilde engel olmaya ve karşı çıkmaya hazırdır. Pavlus Tanrı’nın sözünü duyurup mucizeler yaratırken, Efes’te dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler vardı. Bu kişiler kötü ruhlara (Rab İsa’nın adını büyülü bir formül gibi kullanarak) tutsak ettikleri kişilerden çıkmalarını emrettiler. Aslında Rab İsa bazı Yahudilerin cinleri kovma gücüne sahip olduklarını söylemişti (Luk.11:19).

Bunu yapanlar arasında Skeva adlı bir Yahudi bâşkahinin yedi oğlu da vardı. Skeva, başkâhin ya da yirmi dört kişilik bir kâhin grubundan sorumlu kâhin kılınmıştı. Bir gün, oğulları kötü ruha tutsak birinden bu ruhu kovmaya çalışıyordu. Kötü ruhlara, “Pavlus’un tanıttığı İsa’nın adıyla size emrediyoruz” dediler.

19:15,16   Bu sözleri söylediler, ama güçleri yoktu ve kötü ruh da itaat etmedi. Aslında kötü ruhun verdiği karşılık son derece aydınlatıcıydı. “İsa’yı biliyor, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?”

F.B. Meyer’in bu konuda alıntı yapmaya değer esprili bir yorumu vardır:

Skeva’nın oğulları kötü ruhla konuşmaya başlayınca, o da aniden onlara saldırıp, “Sizi gidi ufaklıklar, sizi gidi cüceler, siz de kim oluyorsunuz? Pavlus’u tanıyorum! Sizi tanımıyorum, sizden söz edildiğini daha önce hiç duymadım; cehennemde sizin adınızdan hiç söz edilmedi. Sizi hiç kimse tanımıyor ve Efes denilen bu küçük yerin dışında, hiç kimse hakkınızda bir şey bilmiyor” dedi.

Evet, bugün bana sorulan şu soru var: “Cehennemde beni tanıyan var mı?” Cinler bizim hakkımızda bir şey biliyorlar mı? Bizden dolayı ürküyorlar mı? Bizden korkuyorlar mı? Yoksa bize aniden saldırıyorlar mı? Pazar günleri Tanrı’nın sözünü duyurduğumuz, caddelerde ziyaretler yaptığımız ya da Pazar okulunda vaaz verdiğimiz zaman Şeytan, “Sizi tanımıyorum, silahımı kullanmama değmezsiniz; işinizi yapmaya devam edebilirsiniz. Sizi durdurması için Cehennemi rahatsız etmeyeceğim” der. 2

Kutsal Yazıların kötü ruhla (15), içinde kötü ruh bulunan adam (16) arasındaki farkı ayırt etmesi ilginçtir. 15. ayette kötü ruh konuştu. Ama 16. ayette içinde kötü ruh bulunan adam Skeva’nın oğullarına saldırdı, onları alt ederek bozguna uğrattı. Onları çırılçıplak bırakıp yaraladı.

19:17   Şeytan’ın güçleri hakkındaki bu haber çevrede duyulunca, halkı bir korku aldı ve Rab İsa’nın adı büyük bir saygınlık kazandı. Yüceltilen Pavlus’un adı değil, Pavlus’un Kurtarıcısının adıydı.

19:18,19   Tanrı’nın Ruhu, çeşitli büyücülükle uğraşanların arasında öylesine büyük bir şekilde işledi ki, bir sürü kişi kötülüklerini itiraf ederek… Mesih’e döndü. Böyle yaptıktan sonra, büyücülüğe ilişkin kitaplarını toplayıp büyük bir ateşte yakarak imanlarını açıkça gösterdiler. Kitapların değeri elli bin gümüş para tutuyordu. Bunun bugün tam olarak ne kadar olduğunu hesaplamak zordur: Belki sekiz on bin dolar arasında bir rakam olabilir.

19:20   Bu putperestlik uygulamalarından vazgeçilmesinin iyi bir şekilde duyurulması Rab’bin sözünün kudretle büyüyüp yayılmasına neden oldu. Eğer bugünkü imanlılar değersiz kitap ve dergilerini yaksalardı, Rab’bin sözü çok daha fazla yayılırdı.

19:21   Efes’teki zamanı sona ererken Pavlus, Makedonya ve Ahaya’dan geçip Yeruşalim’e geri gitmeye karar verdi. Bundan sonra Roma’yı da görecekti. Sevgi ve merhametle dolu olan yüreği hep, Tanrı sözünün duyurulup yayılacağı merkezlere uzanıyordu.

19:22   Timoteos ile Erastus’u önden Makedonya’ya göndererek kendisi bir süre daha Asya ilinde kaldı. 1.Korintlileri herhalde o zaman yazdı (yaklaşık İ.S. 56).

19:23-27   Pavlus’un hizmetinin sonucu olarak birçok Efesli putlarından döndü. Kentteki ruhsal uyanış o kadar güçlüydü ki, kazançlarını yaptıkları putlardan sağlayanlar arasında ekonomik durgunluk baş göstermişti. Dimitrios adlı kuyumcu bundan en çok etkilenenlerden biriydi. Artemis tapınağının gümüşten maketlerini yapıyordu.3 Bu ticaretin sözcülüğünü yapan Dimitrios, sanatçıları ve benzer işlerle uğraşanları bir araya toplayıp kararlı bir eyleme geçmek için onları kışkırtmaya çalıştı. Onlara, Pavlus’un birçok kişiyi, insan eliyle yapılan tanrıların olmadığına dair ikna etme konusunda ne kadar başarılı olduğunu anımsattı. Sanatlarının tehlikede olduğunu söylediğinde esas amacını açığa vurdu, ama Artemis ve tapınağına dabüyük bir saygısı olduğunu gösterir gibi yapıp kışkırtmasına dini bir imaj vermeye çalıştı.

19:28-31   Sanatçıların toplantısı kısa sürede tüm kentin karıştığı büyük bir olaya dönüştü. “Efeslilerin Artemisi uludur!” diye bağıran kalabalık, Pavlusun yol arkadaşlarından Gayus ve Aristarhus’u öldürme amacıyla yakalayıp sürükleyerek tiyatroya (arena ya da amfiteatr) koşuştu. Pavlus müdahale edip kalabalığa konuşmak istediyse de, öğrenciler ve Asya ili yöneticileri (kentler tarafından seçilen ve kendi paralarıyla tanrıların şerefine bayramlar düzenleyen görevliler) onu bırakmadılar. Pavlus’la dostluk kuran bu iyi kişiler ona tiyatroya girmesinin akıllıca bir şey olmayacağını söylediler.

19:32   Kalabalık tamamen kontrolden çıkmış durumdaydı. Çoğu ne için orada olduğunu bile bilmiyordu. Her taraftan birbirini tutmayan sesler duyuluyordu.

19:33,34   İskender adlı bir Yahudi, halka hitap etmek için öne çıkmaya çalıştı. Amacı şüphesiz, Yahudilerin bu konuda masum olduklarını savunmaktı. Ama halkkendisinin Yahudi olduğunu anlayınca, bunu protesto eden müthiş bir gürültü yaptı. Yaklaşık iki saat süreyle “Efeslilerin Artemisi uludur!” diye bağırdılar.

19:35   Bu önemli anda, belediye yazmanı halkı yatıştırmayı başardı. Konuşması başarılı olduğu kadar kusurluydu da. Efeslilerin korkacak bir şeyleri olmadığını söyledi. Efes’in ulu Artemis tapınağına bekçi olacak kent olarak seçilmiş olduğunu herkes biliyordu. Asya’da tapınağa ilgi gösteren on üç kent olmasına karşın, bu kutsal bina Efeslilerin sorumluluğu altındaydı. Gökten düştüğü sanılan Artemis taşını koruma ayrıcalığı da onlara verilmişti.

19:36-40   Dini temellerinin emniyette olduğunu ve hiçbir şeyin Artemis’e tapınmayı engelleyemeyeceğini belirterek halka, telaşa kapılmakla akılsızlık ettiklerini söyledi. Bu kadar bağırdıkları adamlar ne tapınakları yağma etmiş ne de Artemis’e sövmüşlerdi. Dimitrios ve sanatçı arkadaşlarının haklı bir şikayetleri varsa, yasal mahkemeler onlara açıktır ve yargıçlar da suçlamalarını dinlemeye hazırdırlar. Soruşturacakları başka bir şeyleri varsa, daima yasal toplantı düzenleme olasılığı vardı. Ama kargaşa çıkaran bir kalabalık gibi toplanmışlardı. Roma İmparatorluğu bu tür ileri gitmeleri şüpheyle karşılıyordu. Bu kalabalık, olayın hesabını vermeye çağrılsa kendisini haklı çıkaramazdı. Belediye yazmanı, ayaklanma haberi Roma’ya ulaştığı takdirde işinin ve belki de yaşamının tehlikeye gireceğini biliyordu.

19:41   Bu arada kalabalık yatışmıştı ve evlerine gitmek için acele ediyorlardı.

Söylemesi hayli garip, ama orada Pavlus’un hizmetini sona erdiren, kargaşa değil, belediye yazmanının sivil düzeni koruma eylemiydi. Sağlıklı bir muhalefet olduğu sürece Pavlus, Efes’te kendisine fırsat kapısının açık olduğunu hissetti (1.Korintliler 16:8,9). Ancak, belediyenin sağladığı koruma ona ulaştığında, yoluna devam ettiği görülüyor.

Topluluk (32,39,41) sözcüğü Grekçe, ekklesia sözcüğünden çevrilir ve çağrılmış bir insan topluluğu anlamına gelir. Yeni Antlaşma’nın diğer kısımlarında inanlılar topluluğu olarak çevrilen sözcükle aynıdır. Sözcüğün, buradaki gibi putperest bir kalabalığı mı, Elçilerin İşleri 7:38’deki gibi İsrail topluluğunu mu, yoksa Yeni Antlaşma’daki inanlılar topluluğunu mu belirttiği konunun içeriğinden saptanmalıdır. Ekklesia sözcüğünün topluluk olarak çevirimi kilise sözcüğünden daha iyi bir çeviridir. İnanlılar topluluğu (kilise) sözcüğü, “Rab’be ait olma” anlamındaki Grekçe bir sözcükten (kuriake, İskoç dilinde “kirk”) gelir. Kilise sözcüğü bugünkü kullanımıyla genellikle dini bir binayı belirtir. Bu nedenle birçok imanlı, topluluk sözcüğünü tercih eder: Topluluk sözcüğü, kilisenin bir binayı ya da mezhebi değil de, çağrılan bir insan grubu olduğu gerçeğini daha iyi ifade eder.

 

Kutsal Kitap

1 Apollos Korint’teyken Pavlus, iç bölgelerden geçerek Efes’e geldi. Orada bazı öğrencileri bularak onlara, “İman ettiğiniz zaman Kutsal Ruh’u aldınız mı?” diye sordu. “Kutsal Ruh’un varlığından haberimiz yok ki!” dediler.
2 (SEE 19:1)
3 “Öyleyse neye dayanarak vaftiz* oldunuz?” diye sordu. “Yahya’nın öğretisine dayanarak vaftiz olduk” dediler.
4 Pavlus, “Yahya’nın yaptığı vaftiz, tövbeyle ilgili bir vaftizdi” dedi. “Halka, kendisinden sonra gelecek Olan’a, yani İsa’ya inanmalarını söyledi.”
5 Onlar bunu duyunca, Rab İsa’nın adıyla vaftiz oldular.
6 Pavlus ellerini onların üzerine koyunca Kutsal Ruh üzerlerine indi ve bilmedikleri dillerle konuşup peygamberlik etmeye başladılar.
7 Aşağı yukarı on iki kişiydiler.
8 Havraya giren Pavlus cesaretle konuşmaya başladı. Üç ay boyunca oradakilerle tartışıp durdu, onları Tanrı’nın Egemenliği* konusunda ikna etmeye çalıştı.
9 Ne var ki, bazıları sert bir tutum takınıp ikna olmamakta direndiler ve İsa’nın yolunu halkın önünde kötülemeye başladılar. Bunun üzerine Pavlus onlardan ayrıldı. Öğrencilerini de alıp götürdü ve Tiranus’un dershanesinde her gün tartışmalarını sürdürdü.
10 Bu durum iki yıl sürdü. Sonunda Yahudi olsun Grek* olsun, Asya İli’nde* yaşayan herkes Rab’bin sözünü işitti.
11 Tanrı, Pavlus’un eliyle olağanüstü mucizeler yaratıyordu.
12 Şöyle ki, Pavlus’un bedenine değen peşkir ve peştamallar hasta olanlara götürüldüğünde, hastalıkları yok oluyor, kötü ruhlar içlerinden çıkıyordu.
13 Çevrede dolaşıp kötü ruhları kovmakla uğraşan bazı Yahudiler de kötü ruhlara tutsak olanları Rab İsa’nın adını anarak kurtarmaya kalkıştılar. “Pavlus’un tanıttığı İsa’nın adıyla size emrediyoruz!” diyorlardı.
14 Bunu yapanlar arasında Skeva adlı bir Yahudi başkâhinin yedi oğlu da vardı.
15 Kötü ruh ise onlara şöyle karşılık verdi: “İsa’yı biliyor, Pavlus’u da tanıyorum, ama siz kimsiniz?”
16 İçinde kötü ruh bulunan adam onlara saldırdı, hepsini alt ederek bozguna uğrattı. Öyle ki, o evden çıplak ve yaralı olarak kaçtılar.
17 Bu haber, Efes’te yaşayan bütün Yahudiler’le Grekler’e ulaştı. Hepsini bir korku aldı ve Rab İsa’nın adı büyük bir saygınlık kazandı.
18 İman edenlerin birçoğu geliyor, yaptıkları kötülükleri itiraf edip anlatıyordu.
19 Büyücülükle uğraşmış bir sürü kişi de kitaplarını toplayıp herkesin önünde yaktılar. Kitapların değerini hesapladıklarında toplam elli bin gümüş tuttuğunu gördüler.
20 Böylelikle Rab’bin sözü güçlü biçimde yayılıp etkinlik kazanıyordu.
21 Pavlus, bu olup bitenlerden sonra Makedonya ve Ahaya’dan geçip Yeruşalim’e gitmeye karar verdi. “Oraya gittikten sonra Roma’yı da görmem gerek” diyordu.
22 Yardımcılarından ikisini, Timoteos ile Erastus’u Makedonya’ya göndererek kendisi bir süre daha Asya İli’nde kaldı.
23 O sırada İsa’nın yoluna ilişkin büyük bir kargaşalık çıktı.
24 Artemis Tapınağı’nın gümüşten maketlerini yapan Dimitrios adlı bir kuyumcu, el sanatçılarına bir hayli iş sağlıyordu.
25 Sanatçıları ve benzer işlerle uğraşanları bir araya toplayarak onlara şöyle dedi: “Efendiler, bu işten büyük kazanç sağladığımızı biliyorsunuz.
26 Ama Pavlus denen bu adamın, elle yapılan tanrıların gerçek tanrılar olmadığını söyleyerek yalnız Efes’te değil, neredeyse bütün Asya İli’nde* çok sayıda kişiyi kandırıp saptırdığını görüyor ve duyuyorsunuz.
27 Hem bu sanatımız saygınlığını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıyadır, hem de ulu tanrıça Artemis’in Tapınağı’nın hiçe sayılması ve bütün Asya İli’yle bütün dünyanın tapındığı tanrıçanın, ululuğundan yoksun kalması tehlikesi vardır.”
28 Oradakiler bunu duyunca öfkeyle doldular. “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırmaya başladılar.
29 Kent büsbütün karıştı. Halk, Pavlus’un yol arkadaşlarından Makedonyalı Gayus ve Aristarhus’u yakalayıp sürükleyerek birlikte tiyatroya koşuştu.
30 Pavlus halkın arasına girmek istediyse de, öğrenciler onu bırakmadı.
31 Hatta, Pavlus’un dostu olan bazı Asya İli yöneticileri ona haber yollayarak tiyatroda görünmemesi için yalvardılar.
32 Tiyatrodaki topluluk karışıklık içindeydi. Her kafadan bir ses çıkıyordu. Çoğu ne için toplandığını bile bilmiyordu.
33 Yahudiler İskender’i öne çıkarınca kalabalıktan bazıları olayı ona bağladı. Eliyle bir işaret yapan İskender, halka savunmasını yapmak istedi.
34 Ama halk kendisinin Yahudi olduğunu anlayınca hep bir ağızdan yaklaşık iki saat boyunca, “Efesliler’in Artemisi uludur!” diye bağırıp durdu.
35 Kalabalığı yatıştıran belediye yazmanı, “Ey Efesliler” dedi, “Efes Kenti’nin, ulu Artemis Tapınağı’nın ve gökten düşen kutsal taşın bekçisi olduğunu bilmeyen var mı?
36 Bunları hiç kimse inkâr edemez. Bunun için sakin olmanız ve düşüncesiz bir şey yapmamanız gerekir.
37 Buraya getirdiğiniz bu adamlar, ne tapınakları yağma ettiler, ne de tanrıçamıza sövdüler.
38 Dimitrios ve sanatçı arkadaşlarının herhangi birinden şikâyeti varsa, mahkemeler açık, yargıçlar da var. Karşılıklı suçlamalarını orada yapsınlar.
39 Soruşturacağınız başka bir durum varsa, bunun yasal bir toplantıda çözümlenmesi gerekir.
40 Bugünkü olaylardan ötürü ayaklanma suçundan yargılanmak tehlikesindeyiz. Hiçbir gerekçesi olmayan bu kargaşanın hesabını veremeyeceğiz.”
41 Bunları söyledikten sonra topluluğu dağıttı.

1.Stuart, Tracings, s.285.

2.F.B. Meyer. Konuyla ilgili daha fazla doküman bulunmamaktadır.

3.Çok göğüslü bolluk tanrıçası Diana, Grekçe Artemis’in Latincesi’dir.