Elçilerin İşleri 21

Elçilerin Bölüm 21

21:1-4a   Milet’teki şefkat ve sevgi dolu vedalaşmadan sonra Pavlus’la beraberindekiler, geceyi geçirdikleri İSTANKÖY’e doğru denize açıldılar. Ertesi gün güneydoğudaki RODOS adasına doğru yollarına devam ettiler. Adanın kuzey ucundan (burnundan) ayrılarak doğuya doğru, Asya ilinin güney kıyısındaki Likya’da bir liman olan PATARA’ya gittiler. Patara’da önemli kentlerden biri olan Sur’un bulunduğu Suriye’nin kıyı şeridindeki Fenike’ye giden gemiyebindiler. Akdeniz’in güneydoğusuna doğru denize açılınca, Kıbrıs adasının güneyinden geçerek adayı sol tarafta bıraktılar. Filistin’de uğrayacak ilk liman SUR’du. Gemi yükünü orada boşaltacağından, Pavlus’la diğerleri İsa Mesih imanlılarını arayıp buldular ve onlarla bir hafta kaldılar.

21:4b   İşte öğrencilerin, Ruh’un yönlendirmesiyle Pavlus’a, Yeruşalim’e adım atmamasını söyledikleri zamandı bu. Olay, Pavlus’un Yeruşalim’e gitmekle kasten itaatsizlik edip etmediği, Rab’bin isteğini anlamakta bilmeden hata edip etmediği, ya da Yeruşalim’e giderek Tanrı’nın isteğini yerine getirip getirmediği gibi yıllanmış soruyu akla getirir. 4b’yi şöyle bir okuduğumuzda, elçinin Ruh’a karşı koyarak hareket ettiğini, dik başlı ve söz dinlemez biri olduğunu belirtir gibi görünebilir. Ne var ki daha dikkatli bir okuma, Pavlus’un bu uyarıların Ruh tarafından yapıldığını bilmediğini belirtebilir. Tarihçi Luka, okuyucularına, Surlu öğrencilerin öğüdünün Ruh’un esini olduğunu söyler, ama elçinin bunu kesin bir gerçek olarak bildiğini söylemez. Pavlus büyük bir olasılıkla arkadaşlarının öğüdünü kendisini fiziksel elemlerden ve hatta ölümden kurtarmak için tasarladıkları bir plan şeklinde yorumlamıştı. Yahudi vatandaşlarına karşı olan sevgisi, kendi bedeninin önemini hissettirmedi.

21:5,6   Yedi gün dolunca Surlu imanlılar sevgilerini dokunaklı bir şekilde göstererek, kalabalık halinde onları deniz kıyısına kadar geçirdiler. Dua ve sevgi dolu bir vedalaşmadan sonra gemi denize açıldı ve kıyıda kalanlar da evlerine döndüler.

21:7   Bir sonraki durak Sur’un yaklaşık 40 kilometre güneyindeki bir liman kenti olan BATLAMYA idi. Burası Hayfa’nın yakınında olup, bugün Akko olarak bilinir. Bu adı Ptolemi’den alır. Bir günlük mola, Rab’bin hizmetçilerinin oradaki kardeşleri ziyaret etmesini sağladı.

21:8   Ertesi gün, deniz yolculuklarının son kısmına çıkıp güneye doğru 48 kilometre giderek Şeron vadisindeki SEZARİYE’ye geldiler. Orada Müjde yayıcısı Filipus’un evinde kaldılar (aynı adı taşıyan elçiyle karıştırılmamalıdır). Yeruşalim’deki topluluk tarafından görevli olarak seçilen ve müjdeyi Samiriye’ye götüren bu Filipus’du. Onun verdiği bilgiyle Etiyopyalı hadım kurtulmuştu.

21:9   Filipus’un peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı. Bu, Kutsal Ruh tarafından Rab’den doğrudan bildiriler almak ve bunları diğerlerine iletmek için, kendilerine armağan verilmiş olduğu anlamındadır. Bazıları bu ayetten kadınların inanlılar topluluğunda vaaz etme ve ders vermesine izin verildiği sonucunu çıkarır. Ne var ki, kadınların inanlılar topluluğunda ders vermesi, konuşması ya da erkeklere egemen olması açıkça yasaklanmış olduğundan (1Ko.14:34,35; 1Ti.2:11,12), bu evlenmemiş dört kızın peygamberlik görevini evde ya da kilise dışındaki toplantılarda yaptıkları düşünülebilir.

21:10,11   Pavlus’un Sezariye’deki ziyareti sırasında, Yahudiye’den Hagavos adlı bir peygamber geldi. Yeruşalim’den Antakya’ya gelip Klavdius’un imparatorluğu sırasında kıtlık olacağını önceden bildiren de aynı peygamberdi. (Elç.11:28). Bu adam Pavlus’un kuşağını aldı ve bununla kendi ellerini ayaklarını bağladı. Kendisinden önceki birçok peygamber gibi, bildirisini bu dramatik hareketle canlandırıyordu. Daha sonra gösterisinin anlamını anlattı. Kendisini ellerinden ayaklarından bağladığı gibi Yeruşalimli Yahudiler de Pavlus’un ellerini ayaklarını bağlayıp onu diğer ulusların yetkililerine teslim edeceklerdi. Pavlus’un Yahudilere olan hizmeti (kuşakla simgelenir) onlar tarafından tutsak edilmesiyle sonuçlanacaktı.

21:12-14   Elçinin yol arkadaşlarıyla Sezariye’deki imanlılar bunu duyunca, Yeruşalim’e gitmemesi için Pavlus’a yalvardılar. Ama o, onların endişesine katılmadı. Gözyaşları sadece onun yüreğini sızlatmaya yaradı. Bağlanma ve hapse atılma korkusu, onun Tanrı’nın isteğini yapmasına engel olmalı mıydı? Onlara Rab İsa’nın adı uğruna Yeruşalim’de yalnız bağlanmaya değil, ölmeye de hazır olduğunu bildirdi. Onların tartışmalarının tümü boşunaydı. Gitmeye kararlıydı ve bundan dolayı da sadece, “Rab’bin isteği olsun” dedi.

Pavlus’un ayrılış sözlerinin, bilerek Kutsal Ruh’un yönlendirmesine itaatsizlik eden biri tarafından söylenen sözler olduğuna inanmak çok zordur. Sur’daki öğrencilerin, Ruh’un yönlendirmesiyle ona Yeruşalim’e gitmemesini söylediklerini (4. ayet) biliyoruz. Ama Pavlus onların Ruh’un yönlendirmesiyle konuştuklarını biliyor muydu? Ve Rab daha sonra onun Yeruşalim’e yolculuğunu, “Cesur ol. Yeruşalim’de benimle ilgili nasıl tanıklık ettinse, Roma’da da öyle tanıklık etmen gerek” (23:11) dediğinde onaylıyor görünmedi mi? Açık olan iki şey vardır: Birincisi Pavlus’un Rab’bin hizmetinde kendi güvenliğinin önemli olduğunu düşünmediğidir. İkincisi ise Rab’bin bütün bu olaylarda kendi yüceliği için etkin olduğudur.

21:15,16   Sezariye’den Yeruşalim’e olan kara yolu 80 kilometreden daha uzundu; o günkü şartlarda oldukça uzun süren bir yolculuktu. Elçinin yol arkadaşlarının sayısı Sezariye’deki öğrencilerden bazılarının ve Minason adlı bir imanlı kardeşin de katılmasıyla epey arttı. Esasen Kıbrıslı olan Minason oradaki en eski öğrencilerden biriydi. Şimdi Yeruşalim’de yapacağı son ziyaret sırasında onunla yolculuk edenlere ev sahipliği yapma onuruna sahipti.

Pavlus’un müjde yayma gezileri Yeruşalim’e gelişiyle son bulur. Elçilerin İşleri kitabının geri kalan kısmı onun tutuklanması, yargılanması, Roma’ya gidişi, yargılanması ve orada tutukevine atılmasıyla ilgilidir.

21:17,18   Elçiyle yol arkadaşları Yeruşalim’e vardıklarında, kardeşler onları sevinçle karşıladılar. Ertesi gün Yakup ve diğer ihtiyarlarla bir toplantı yapıldı. Burada belirtilen Yakup’un hangi Yakup olduğunu tam olarak bilmek imkânsızdır. Rabbimizin kardeşi Yakup, Alfeus’un oğlu ya da aynı adda bir başkası olabilirdi. İlki olması daha büyük bir olasılıktır.

21:19,20a   Konuşmaya başlayan Pavlus, hizmeti sonucunda Tanrı’nın diğer uluslar arasında neler yapmış olduğunu teker teker anlattı. Anlattıkları birhayli sevinç yarattı.

21:20b-22   Ne var ki, Yahudi kardeşler gergindi. Elçi Pavlus’un, Musa’ya ve Yasa’ya karşı konuşup öğretişte bulunduğu haberi yayılmıştı. Bu, Yeruşalim’de sorun çıkabileceği anlamına gelebilirdi.

Pavlus’u, diğer ülkelerde yaşayan bütün Yahudilere, çocuklarını sünnet etmemeleri ve Yahudi törelerine uymamalarını söyleyerek Musa’nın yasasına sırt çevirmelerini öğretmekle suçluyorlardı. Pavlus bunu gerçekten öğretti mi, öğretmedi mi?

İman edenler için Mesih’in doğruluk yasasının sonu olduğunu öğretti. İsa Mesih’e gelen Yahudi imanlıların artık yasanın egemenliği altında olmadıklarını öğretti. Kişi aklanma amacıyla sünnet olduğu takdirde, böyle bir kişinin kendisini İsa Mesih’teki kurtuluştan mahrum ettiğini öğretti. Mesih geldikten sonra yasanın şekilciliğine geri dönmenin Mesih’e karşı onursuzluk olduğunu öğretti. Bu açıdan bakıldığında Yahudilerin onun hakkında neden böyle düşündüklerini anlamak zor olmaz.

21:23,24   Ama Yahudi kardeşlerin hem kurtulmuş hem kurtulmamış vatandaşlarını yatıştıracağını düşündükleri bir planları vardı. Pavlus’un, Yahudilere özgü bir adağı üzerine almasını önerdiler. Dört kişi zaten bunu yapma aşamasındaydı. Pavlus’un onlara katılması, kendisini onlarla arındırması ve onların masraflarını ödemesi gerekiyordu. F.W. Grant bunu şöyle açıklar:

Bırakın, Pavlus kendisi gibi imanlı olan ve adanma (Nezir – Say.6:1-21) yeminini etmiş olan bu dört kişiyi alsın, tapınakta kendisini onlarla birlikte sunsun, her şeyin tamamlanması için gerekli ücreti üstlensin, böylece tüm halk onun Yasa’ya olan bağlılığını açıkça görsün. 1

Bu adağın ne içerdiğini bilmiyoruz. Ayrıntılar belirsizdir. Ama bilmemiz gereken bunun bir Yahudi adağı olduğu ve Yahudilerin elçinin buna bağlı geleneği yerine getirdiğini gördükleri zaman, başkalarına Musa’nın yasasına sırt çevirtmediğini mutlaka görecekleriydi. Bu, elçinin Kutsal Yasa’ya uyduğunu Yahudilere kanıtlayacaktı.

Elçinin bu Yahudi adağını üzerine alma eylemi hem savunulmuş hem de eleştirilmiştir. Pavlus’u savunanlar, onun bazılarını kurtarmak için herkesle her şey olma prensibine göre hareket ettiği (1Ko.9:19-23) savını öne sürmüşlerdir. Öte yandan Pavlus, Yahudilerin gönlünü alma çabasında fazla ileri gittiği ve bu nedenle Kutsal Yasa’nın altında olduğu görüntüsü verdiği için eleştirilmiştir. Bir başka deyişle Pavlus, imanlının aklanma ya da bir yaşam kuralı olarak yasanın altında olmadığı görüşünde (Galatyalılar 1 ve 2) tutarsız davrandığı için suçlanmıştır. Bu eleştiriye katılma eğilimi göstersek de, elçinin güdülerini yargılama konusunda dikkatli olunması gerektiğini hissediyoruz.

21:25   Yeruşalimli kardeşler Pavlus’a, diğer uluslardan olan imanlılara daha önce Yeruşalim’deki konsey tarafından önerilen kurallardan başka bir kuralın yüklenmesine gerek olmadığını, yani diğer uluslardan olan imanlılara gelince… putlara sunulan kurbanların etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve cinsel ahlaksızlıktan sakınmalarını öğütlediler.

21:26   Pavlus’un yaptıkları bugün bizler için açık değildir. Birçok yorumcu bunun bir adanma yemini (Nezir adağı) olduğunu düşünür. Ama durum böyle bile olsa, bu bölümde tanımlanan törenin çeşitli adımlarını yine de anlamıyoruz.

G. Pavlus’un Tutuklanması ve Yargılanması (21:27 – 26:32)

21:27-29   Adağın yedi günlük süresi bitmek üzereydi. Pavlus’un Yahudileri yatıştırma çabası boşuna oldu. Asya ilinden inanmayan Yahudilerin bazıları onu tapınakta görünce, ona karşı bir ayaklanma başlattılar. Onu yalnızca Yahudi halkına ve Kutsal Yasa’ya karşı öğretişle suçlamakla kalmayıp, tapınağa bazı Grekleri sokarak bu kutsal yeri kirletmekle de yargıladılar. Olayın aslı şuydu: Pavlus’u daha önce Yeruşalim kentinde Trofimus’la görmüşlerdi. İsa Mesih imanlısı olan Efesli Trofimus diğer uluslardan biriydi. Onları birlikte gördükleri için Pavlus’un diğer uluslardan olan bu arkadaşını tapınağa soktuğunusanıyorlardı.

21:30-35   Sahte bir suçlama olmasına karşın, amaç gerçekleşti. Bütün kent ayağa kalkmıştı. Kalabalık, Pavlus’u tutup tapınak alanından dışarı sürükledi vearkalarından tapınağın kapılarını kapadı. Onu öldürmeye çalışırlarken, haber Antonya taburunun komutanına ulaştı. Hemen askerleriyle gelip kızgın kalabalığın arasında Pavlus’u yakaladı, onu iki zincirle bağlattı ve onun kim olduğunu ve ne yaptığını sordu. Tabii kalabalık tutarsız ve şaşkındı. Her biri ayrı bir şey bağırıyordu. Kızgın komutan askerlere tutsağı kaleye götürmelerini buyurdu, böylece ne olduğunu tam olarak anlayabilecekti. Bunu yapmaya çalışırken bile kalabalık o kadar kararlı bir şekilde öne atıldı ki, askerler Pavlus’u merdivenlerde taşımak zorunda kaldılar.

21:36   Bunu yaparken, kalabalıktan çıkan sesleri işittiler, belki sözlerden bazılarını daha önce de işitmişlerdi – “Öldürün onu!”

21:37-39   Kaleden içeri girmek üzereyken Pavlus komutana bir şey söyleyip söyleyemeyeceğini sordu. Komutan Pavlus’un Grekçe konuştuğunu işitince, korktu. Bir ayaklanma başlatıp dört bin kişiyi çöle götürmüş bir Mısırlıyı tutukladığını sandığı görülüyor. Pavlus, Kilikya’dan Tarsuslu bir Yahudi olduğunu söyleyerek onu hemen yatıştırdı. Sadece hiç de önemsiz olmayan bir kentin vatandaşıydı; kültür, eğitim ve ticaret yeri olarak meşhurdu ve Agustus Tarsus’u “özgür kent” olarak ilan etmişti. Elçi, bilinen korkusuzluğuyla, halka konuşmak için ricada bulundu.

21:40   Pavlus, izin verilince Romalı askerlerin arasında dikilip eliyle işaret yaparak halkı susturdu. Sessizlik, karışıklık kadar dikkat çekiciydi. İşte şimdi Yeruşalimli Yahudilere tanıklığını vermeye hazırdı.

Burada belirtilen Arami dilinin, o zamanki İbraniler tarafından konuşulan İbrani dili olması mümkündür.

 

Kutsal Kitap

1 Onlardan ayrılınca denize açılıp doğru İstanköy’e gittik. Ertesi gün Rodos’a, oradan da Patara’ya geçtik.
2 Fenike’ye gidecek bir gemi bulduk, buna binip denize açıldık.
3 Kıbrıs’ı görünce güneyinden geçerek Suriye’ye yöneldik ve Sur Kenti’nde karaya çıktık. Gemi, yükünü orada boşaltacaktı.
4 İsa’nın oradaki öğrencilerini arayıp bulduk ve yanlarında bir hafta kaldık. Öğrenciler Ruh’un yönlendirmesiyle Pavlus’u Yeruşalim’e gitmemesi için uyardılar.
5 Günümüz dolunca kentten ayrılıp yolumuza devam ettik. İmanlıların hepsi, eşleri ve çocuklarıyla birlikte bizi kentin dışına kadar geçirdiler. Deniz kıyısında diz çöküp dua ettik.
6 Birbirimizle vedalaştıktan sonra biz gemiye bindik, onlar da evlerine döndüler.
7 Sur’dan deniz yolculuğumuza devam ederek Batlamya Kenti’ne geldik. Oradaki kardeşleri ziyaret edip bir gün yanlarında kaldık.
8 Ertesi gün ayrılıp Sezariye’ye geldik. Yediler’den biri olan müjdeci Filipus’un evine giderek onun yanında kaldık.
9 Bu adamın peygamberlik eden, evlenmemiş dört kızı vardı.
10 Oraya varışımızdan birkaç gün sonra Yahudiye’den Hagavos adlı bir peygamber geldi.
11 Bu adam bize yaklaşıp Pavlus’un kuşağını aldı, bununla kendi ellerini ayaklarını bağlayarak dedi ki, “Kutsal Ruh şöyle diyor: ‘Yahudiler, bu kuşağın sahibini Yeruşalim’de böyle bağlayıp öteki uluslara teslim edecekler.'”
12 Bu sözleri duyunca hem bizler hem de oralılar Yeruşalim’e gitmemesi için Pavlus’a yalvardık.
13 Bunun üzerine Pavlus şöyle karşılık verdi: “Ne yapıyorsunuz, ne diye ağlayıp yüreğimi sızlatıyorsunuz? Ben Rab İsa’nın adı uğruna Yeruşalim’de yalnız bağlanmaya değil, ölmeye de hazırım.”
14 Pavlus’u ikna edemeyince, “Rab’bin istediği olsun” diyerek sustuk.
15 Bir süre sonra hazırlığımızı yapıp Yeruşalim’e doğru yola çıktık.
16 Sezariye’deki öğrencilerden bazıları da bizimle birlikte geldiler. Bizi, evinde kalacağımız adama, eski öğrencilerden Kıbrıslı Minason’a götürdüler.
17 Yeruşalim’e vardığımız zaman kardeşler bizi sevinçle karşıladılar.
18 Ertesi gün Pavlus’la birlikte Yakup’u görmeye gittik. İhtiyarların* hepsi orada toplanmıştı.
19 Pavlus, onların hal hatırını sorduktan sonra, hizmetinin aracılığıyla Tanrı’nın öteki uluslar arasında yaptıklarını teker teker anlattı.
20 Bunları işitince Tanrı’yı yücelttiler. Pavlus’a, “Görüyorsun kardeş, Yahudiler arasında binlerce imanlı var ve hepsi Kutsal Yasa’nın candan savunucusudur” dediler.
21 “Ne var ki, duyduklarına göre sen öteki uluslar arasında yaşayan bütün Yahudiler’e, çocuklarını sünnet etmemelerini, törelerimize uymamalarını söylüyor, Musa’nın Yasası’na sırt çevirmeleri gerektiğini öğretiyormuşsun.
22 Şimdi ne yapmalı? Senin buraya geldiğini mutlaka duyacaklar.
23 Bunun için sana dediğimizi yap. Aramızda adak adamış dört kişi var.
24 Bunları yanına al, kendileriyle birlikte arınma törenine katıl. Başlarını tıraş edebilmeleri için kurban masraflarını sen öde. Böylelikle herkes, seninle ilgili duyduklarının asılsız olduğunu, senin de Kutsal Yasa’ya uygun olarak yaşadığını anlasın.
25 Öteki uluslardan olan imanlılara gelince, biz onlara, putlara sunulan kurbanların etinden, kandan, boğularak öldürülen hayvanlardan ve fuhuştan sakınmalarını öngören kararımızı yazmıştık.”
26 Bunun üzerine Pavlus o dört kişiyi yanına aldı, ertesi gün onlarla birlikte arınma törenine katıldı. Sonra tapınağa girerek arınma günlerinin ne zaman tamamlanacağını, her birinin adına ne zaman kurban sunulacağını bildirdi.
27 Yedi günlük süre bitmek üzereydi. Asya İli’nden* bazı Yahudiler Pavlus’u tapınakta görünce bütün kalabalığı kışkırtarak onu yakaladılar.
28 “Ey İsrailliler, yardım edin!” diye bağırdılar. “Her yerde herkese, halkımıza, Kutsal Yasa’ya ve bu kutsal yere karşı öğretiler yayan adam budur. Üstelik tapınağa bazı Grekler’i sokarak bu kutsal yeri kirletti.”
29 Bu Yahudiler, daha önce kentte Pavlus’un yanında gördükleri Efesli Trofimos’un, Pavlus tarafından tapınağa sokulduğunu sanıyorlardı.
30 Bütün kent ayağa kalkmıştı. Her taraftan koşuşup gelen halk Pavlus’u tutup tapınaktan dışarı sürükledi. Arkasından tapınağın kapıları hemen kapatıldı.
31 Onlar Pavlus’u öldürmeye çalışırken, bütün Yeruşalim’in karıştığı haberi Roma taburunun komutanına ulaştı.
32 Komutan hemen yüzbaşılarla askerleri yanına alarak kalabalığın olduğu yere koştu. Komutanla askerleri gören halk Pavlus’u dövmeyi bıraktı.
33 O zaman komutan yaklaşıp Pavlus’u yakaladı, çift zincirle bağlanması için buyruk verdi. Sonra, “Kimdir bu adam, ne yaptı?” diye sordu.
34 Kalabalıktakilerin her biri ayrı bir şey bağırıyordu. Kargaşalıktan ötürü kesin bilgi edinemeyen komutan, Pavlus’un kaleye götürülmesini buyurdu.
35 Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.
36 Kalabalık, “Öldürün onu!” diye bağırarak onları izliyordu.
37 Kaleden içeri girmek üzereyken Pavlus komutana, “Sana bir şey söyleyebilir miyim?” dedi. Komutan, “Grekçe biliyor musun?” dedi.
38 “Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?”
39 Pavlus, “Ben Kilikya’dan Tarsuslu bir Yahudi, hiç de önemsiz olmayan bir kentin vatandaşıyım” dedi. “Rica ederim, halka birkaç söz söylememe izin ver.”
40 Komutanın izin vermesi üzerine Pavlus merdivende dikilip eliyle halka bir işaret yaptı. Derin bir sessizlik olunca, İbrani* dilinde konuşmaya başladı.

1.Grant, “Acts”, s.147.