Elçilerin İşleri 26

Elçilerin Bölüm 26

26:1-3   Önümüzdeki sahne “esir edilmiş kral ile tahta çıkan tutuklu” sahnesi olarak tanımlanır. Ruhsal açıdan bakıldığında Agripa acınacak birisiyken, elçi iman kanatlarıyla yükselerek içinde bulunduğu koşulların üstüne çıkmış birisidir.

Agripa tarafından konuşması için işaret aldığında Pavlus elini uzatıp her şeyi altüst eden iman deneyimini anlatmaya başlar. Konuşmasına, önce bir Yahudi olduğundan Yahudiler arasında hüküm süren gelenekleri ve sorunları bilen kişinin önünde kendisini savunma olanağı tanındığı için minnetlerini sunarak başladı. Bu başlangıcı bir yağcılık değil, yalın bir gerçeğin ve imanlı nezaketinin dışavurumuydu.

26:4,5   Önceki yaşamında örnek bir Yahudi’ydi. Eğer doğrulamaya istekli olsalardı Yahudiler onun katı, muhafazakâr bir Ferisi olduğunu kabul etmek zorunda kalırlardı.

26:6   Şimdi Eski Antlaşma’da, Yahudilerin atalarına Tanrı tarafından verilen söze umut bağlamakla suçlanıyordu. Pavlus’un savunmasının akışı şöyle görünüyor: Eski Antlaşma’da Tanrı, İbrahim, İshak, Yakup, Davut ve Süleyman gibi İsrail’in önderleriyle değişik antlaşmalar yapmıştı. Antlaşmaların aslı ise Mesih’in gelip İsrail ulusunu kurtarması ve yeryüzünde egemenlik sürmesi vaadine dayanıyordu. Eski Antlaşma’nın ataları bu vaadin yerine gelişini göremeden ölmüşlerdi. Bu, Tanrı’nın vaadini yerine getirmeyeceği anlamına mı gelir? Elbette O, sözünü yerine getirecektir. Ancak atalar ölü iken Tanrı bunu nasıl yapabilirdi? Yanıt “onları ölümden dirilterek” idi. Böylece elçi, Eski Antlaşma’daki kutsallara verilen vaatlerle ölümden diriliş olgusu arasında doğrudan bağlantı kurmaktadır.

26:7   Elçi, İsrail’in on iki oymağını, Tanrı’nın vaadinin yerine gelmesini görmeyi umarak içtenlikle ve durmaksızın Tanrı’ya hizmet etmiş oymaklar olarak anlatır. On iki oymağa yapılan gönderme, sürgünden bu yana İsrail’in on oymağının ‘kaybolduğunu’ öğreten günümüz öğretişinden dolayı önemlidir. Uluslar arasında dağılmış oldukları halde, elçi Pavlus onları Tanrı’ya hizmet eden ve söz verilen Kurtarıcıyı arayan özel bir halk olarak görür.

26:8   O halde Pavlus’un suçu buydu! Tanrı, atalara önceden verdiği sözünü onları ölümden dirilterek yerine getirecekti. Bunda inanılmayacak ne vardı? Pavlus bu soruyu Agripa ve diğerlerine yöneltti.

26:9-11   Pavlus kendi yaşam öyküsüne geri giderek, İsa Mesih inancındaki kişilere karşı aralıksız bir şekilde sürdüğü zalim savaşı anlattı. Bütün gücüyle Nasıralı İsa adına karşı çıkmıştı. Başkâhinlerin verdiği yetki ile Yeruşalimdeki birçok imanlıyı hapse attırmıştı. Yüksek Kurul’da yargılandıklarında, oyunu daima imanlılara karşı kullandı. Sinagoglarda yakaladıklarını defalarca cezaya çarptırarak Rablerini inkâr etmelerini sağlamak için elinden geleni yapmıştı (Onları Rab’bin adını inkâra zorladı1 derken her zaman başarılı olduğunu kastetmiyordu. Yalnızca uğraşmıştı). Pavlus’un İsa’nın öğrencilerine karşı yaptıkları, Yeruşalim ve Yahuda’dan diğer şehirlere de taşmıştı.

26:12-14   Yaşamını altüst eden değişim de yine başka bir şehre giderken oldu. Elinde imanlıları yakalayıp Yeruşalim’e cezalandırmaya götürmesine yetki veren belgelerle birlikte Şam’a gidiyordu. Öğleyin harika bir görüm gördü. Güneşten daha parlak bir ışık göklerden onun üstüne düştü. Yere yuvarlandı ve şu soruyu soran bir ses duydu: “Saul, Saul, niçin bana zulmediyorsun?” Ses ayrıca şu açıklayıcı sözcükleri de ekledi. “üvendireye karşı tepmekle kendine zarar veriyorsun.”

Üvendire, inatçı hayvanları yürütmek için onları dürtmekte kullanılan sivri bir aletti. Pavlus kendi vicdanının üvendiresine karşı geliyordu ve hatta daha da önemlisi Kutsal Ruh’un inandırıcı sesine karşı geliyordu. İstefanos’un ölürken huzurlu ve sevinçli görünümünü asla unutmamıştı. Tanrı’nın kendisine karşı savaşıyordu.

26:15   Pavlus “Efendim sen kimsin? diye sordu. Ses yanıt verdi: “Ben senin zulmettiğin İsa’yım” İsa? Bu nasıl olurdu? İsa çarmıha gerilip gömülmemiş miydi? Öğrencileri onun bedenini çalıp gizli bir yere koymamışlar mıydı? Öyleyse şimdi İsa ona nasıl konuşuyor olabilirdi? Pavlus hızla gerçeği kavradı. İsa gerçekten gömülmüştü, ama ölümden dirilmişti! Göğe alınmıştı ve şimdi Pavlus’a da oradan sesleniyordu. İmanlılara zulmederken aslında onların efendilerine zulmediyordu. Ve Efendi’ye zulmederken İsrail’in Mesih’ine, Tanrının Oğlu’na da zulmediyordu.

26:16   Sonra Pavlus, Rab İsa Mesih’ten kendisine verilen görevin kısa bir özetini verir. Rab ona ayağa kalkmasını buyurmuştu. Gökteki Mesih’ten bu özel esinlemeyi almasının nedeni, o gün gördüklerinin tanıklığını yapmak, Rab’bin bir hizmetçisi olarak atanmak ve kendisine daha sonra da bildirilecek olan İsa Mesih imanının görkemli gerçeklerini yaymaktı.

26:17   Pavlus’a verilen, onu Yahudilerden ve diğer uluslardan kurtarma sözü, işi tamamlanana dek geçerli olan genel kurtarılma anlamına gelmektedir.

26:18   Pavlus özellikle uluslara onların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderilecekti. İsa Mesih’e iman yoluyla günahlarının affına kavuşup kutsal kılınanlar arasında yer alacaklardı. H.K. Domnie, 18. ayetin İncil’in ne kadar güzel bir özeti olduğunu gösterir:

  1. Karanlıktan kurtarıyor,
  2. Şeytan’ın gücünden kurtarıyor,
  3. Günahları bağışlıyor,
  4. Yitirilen bir ilişkiyi onarıyor.

26:19-23   Bu şekilde görevlendirildikten sonra Pavlus, Agripa’ya bu göksel görüme uymazlık etmediğini açıklıyor. Şam, Yeruşalim ve tüm Yahudiye’de… sonra da diğer ulusları, tövbe edip Tanrı’ya dönmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya çağırdı. Yahudiler onu tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkıştıklarında onun yaptığı buydu. Ancak Tanrı onu korudu ve ona yardım etti. O da Eski Antlaşma’da Musa’ya ve diğer peygamberlere verilen bildiriyi duyurmaya ve gördüğü herkese tanıklık etmeye devam etti. Bildiri; Mesih’in acı çekeceği, ölümden ilk dirilen olacağı ve ışığını hem Yahudilere hem de diğer uluslara göstereceğiydi.

26:24-26   Festus, diğer uluslardan olduğu için büyük olasılıkla elçinin iddialarının akışını izleme konusunda başarısız olmuştu. Kutsal Ruh’la dolu birini anlamakta tümüyle yetersiz kaldığından, Pavlus’u çok okuduğu için çıldırmış olmakla suçladı. Elçi hiçbir rahatsızlık ve kızgınlık belirtisi göstermeden suçlamayı reddetti ve sözlerinin gerçek ve mantıklı olduğunu vurguladı. Sonra söylediklerinin gerçek olduğunu kralın bildiğine dair güvenini belirtti. Pavlus’un yaşamı ve tanıklığı bir sır değildi. Yahudilerin her şeyden haberi vardı ve kuşkusuz bunlar Agripa’ya da ulaşmıştı.

26:27   Pavlus doğrudan doğruya krala şunu sordu; “Kral Agripa, peygamberlere inanıyor musun?” Sonra Pavlus sorusunu kendi yanıtladı; “inandığını biliyorum.” İddianın gücü apaçık ortadaydı. Pavlus aslında, “Ben Eski Antlaşma’daki tüm peygamberlere inanıyorum. Sen de onların tanıklıklarına inanıyorsun değil mi Agripa? O halde Yahudiler beni nasıl ölümü hak ettiren bir suçla suçlayabilirler? Ya da senin de inandığın şeye inandığımdan dolayı beni nasıl suçlayabilirsin?” diyordu.

26:28   Agripa, Pavlus’un iddiaların ne kadar güçlü olduğunu hissetti. “Beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın.” Ancak Agripa’nın bu sözlerle ne demek istediğinin konusunda birçok görüş ayrılığı vardır. King James geleneğini izleyenler kralın Mesih inancının eşiğine kadar getirildiğine inanır ve Pavlus’un 29. ayetle bunu kanıtladığını düşünürler. Diğerleri Agripa’nın Pavlus’a alaycı bir tavırla, “küçük bir kanıt ile beni Mesihçi yapabileceğini mi sanıyorsun?” dediğini düşünürler. Başka bir deyişle elçinin sözlerinin ağırlığından bir şaka ile kaçmaya çalışıyordu.

26:29   Agripa ister içtenlikle, ister dalga geçerek konuşuyor olsun, Pavlus tüm içtenliğiyle karşılık verdi. Küçük bir ikna ya da daha çoğuyla olsun, hem Agripa’nın hem de orada bulunan herkesin imanlı yaşamın sevinçlerine ve bereketlerine girebilmelerine, Pavlus’un tüm ayrıcalıklarını paylaşabilmelerine, zincirlerin dışında onun gibi olabilmelerine dair duyduğu arzuyu ifade etti. Morgan bu konuda şunları yazar:

Agripa’yı kurtarmak için ölecek, ama zincirlerini ona yüklemeyecekti. İşte İsa Mesih inancı budur. Onu büyütür, çoğaltır ve uygular. Baskı altına alan içtenlik, imanlı olmak değildir. Kurtarmak için ölüme giden, ama bir zinciri zorla yüklemeyecek olan içtenlik, İsa Mesih inancıdır. 2

26:30-32   Kral, vali, Berniki ve diğer görevliler özel olarak görüşmek için odadan çıktılar. Pavlus’un ölüm ya da hapis cezasını gerektiren bir şey yapmadığını kabul etmek zorunda kaldılar. Belki hafif bir pişmanlıkla Agripa da Festus’a, Pavlus davasını Sezar’a iletmeseydi, serbest bırakılabileceğini söyledi.

Doğal olarak davanın Sezar’a iletilmesinin niçin iptal edilemediğini merak ediyoruz. Böyle bir davanın değiştirilip değiştirilemediğini bilmiyorsak da, diğer ulusların elçisinin İmparator’un önünde (23:11) yargılanmak için Roma’ya gitmesinin ve orada Rab’bin ölümüne benzer bir ölümle ölme arzusunun gerçekleşmesinin Tanrı’nın amacı olduğunu biliyoruz.

 

Kutsal Kitap

1 Agrippa Pavlus’a, “Kendini savunabilirsin” dedi. Bunun üzerine Pavlus elini uzatarak savunmasına şöyle başladı: “Kral Agrippa! Yahudiler’in bana yönelttiği bütün suçlamalarla ilgili olarak savunmamı bugün senin önünde yapacağım için kendimi mutlu sayıyorum.
2 (SEE 26:1)
3 Özellikle şuna seviniyorum ki, sen Yahudiler’in bütün törelerini ve sorunlarını yakından bilen birisin. Bu nedenle beni sabırla dinlemeni rica ediyorum.
4 “Bütün Yahudiler, gerek başlangıçta kendi memleketimde, gerek Yeruşalim’de, gençliğimden beri nasıl yaşadığımı bilirler.
5 Beni eskiden beri tanırlar ve isteseler, geçmişte dinimizin en titiz mezhebi olan Ferisiliğe* bağlı yaşadığıma tanıklık edebilirler.
6 Şimdi ise, Tanrı’nın atalarımıza olan vaadine umut bağladığım için burada bulunmakta ve yargılanmaktayım.
7 Bu, on iki oymağımızın gece gündüz Tanrı’ya canla başla kulluk ederek erişmeyi umdukları vaattir. Ey kralım, Yahudiler’in bana yönelttikleri suçlamalar bu umutla ilgilidir.
8 Sizler, Tanrı’nın ölüleri diriltmesini neden ‘inanılmaz’ görüyorsunuz?
9 “Doğrusu ben de, Nasıralı İsa adına karşı elimden geleni yapmam gerektiği düşüncesindeydim.
10 Ve Yeruşalim’de bunu yaptım. Başkâhinlerden aldığım yetkiyle kutsallardan birçoğunu hapse attırdım; ölüm cezasına çarptırıldıkları zaman oyumu onların aleyhinde kullandım.
11 Bütün havraları dolaşıp sık sık onları cezalandırır, inandıklarına küfretmeye zorlardım. Öylesine kudurmuştum ki, onlara zulmetmek için bulundukları yabancı kentlere bile giderdim.
12 “Bir keresinde başkâhinlerden aldığım yetki ve görevle Şam’a doğru yola çıkmıştım.
13 Ey kralım, öğlende yolda giderken, gökten gelip benim ve yol arkadaşlarımın çevresini aydınlatan, güneşten daha parlak bir ışık gördüm.
14 Hepimiz yere yıkılmıştık. Bir sesin bana İbrani* dilinde seslendiğini duydum. ‘Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?’ dedi. ‘Üvendireye karşı tepmekle kendine zarar veriyorsun.’
15 “Ben de, ‘Ey Efendim, sen kimsin?’ dedim. “‘Ben senin zulmettiğin İsa’yım’ diye yanıt verdi Rab.
16 ‘Haydi, ayağa kalk. Seni hizmetimde görevlendirmek için sana göründüm. Hem gördüklerine, hem de kendimle ilgili sana göstereceklerime tanıklık edeceksin.
17 Seni kendi halkının ve öteki ulusların elinden kurtaracağım. Seni, ulusların gözlerini açmak ve onları karanlıktan ışığa, Şeytan’ın hükümranlığından Tanrı’ya döndürmek için gönderiyorum. Öyle ki, bana iman ederek günahlarının affına kavuşsunlar ve kutsal kılınanların arasında yer alsınlar.’
18 (SEE 26:17)
19 “Bunun için, ey Kral Agrippa, bu göksel görüme uymazlık etmedim.
20 Önce Şam ve Yeruşalim halkını, sonra bütün Yahudiye bölgesini ve öteki ulusları, tövbe edip Tanrı’ya dönmeye ve bu tövbeye yaraşır işler yapmaya çağırdım.
21 Yahudiler’in beni tapınakta yakalayıp öldürmeye kalkmalarının nedeni buydu.
22 Ama bugüne dek Tanrı yardımcım oldu. Bu sayede burada duruyor, büyük küçük herkese tanıklık ediyorum. Benim söylediklerim, peygamberlerin ve Musa’nın önceden haber verdiği olaylardan başka bir şey değildir.
23 Onlar, Mesih’in* acı çekeceğini ve ölümden dirilenlerin ilki olarak gerek kendi halkına, gerek öteki uluslara ışığın doğuşunu ilan edeceğini bildirmişlerdi.”
24 Pavlus bu şekilde savunmasını sürdürürken Festus yüksek sesle, “Pavlus, çıldırmışsın sen! Çok okumak seni delirtiyor!” dedi.
25 Pavlus, “Sayın Festus” dedi, “Ben çıldırmış değilim. Gerçek ve akla uygun sözler söylüyorum.
26 Kral bu konularda bilgili olduğu için kendisiyle çekinmeden konuşuyorum. Bu olaylardan hiçbirinin onun dikkatinden kaçmadığı kanısındayım. Çünkü bunlar ücra bir köşede yapılmış işler değildir.
27 Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanıyor musun? İnandığını biliyorum.”
28 Agrippa Pavlus’a şöyle dedi: “Bu kadar kısa bir sürede beni ikna edip Mesihçi mi yapacaksın?”
29 “İster kısa ister uzun sürede olsun” dedi Pavlus, “Tanrı’dan dilerim ki yalnız sen değil, bugün beni dinleyen herkes, bu zincirler dışında benim gibi olsun!”
30 Kral, vali, Berniki ve onlarla birlikte oturanlar kalkıp dışarı çıktıktan sonra aralarında şöyle konuştular: “Bu adamın, ölüm ya da hapis cezasını gerektiren bir şey yaptığı yok.”
31 (SEE 26:30)
32 Agrippa da Festus’a, “Bu adam davasını Sezar’a* iletmeseydi, serbest bırakılabilirdi” dedi.

1. Buradaki Grekçe zaman, kuşkusuz bitmemiş bir eylemi gösteren fiildir: “Onları… zorlardım.”

2.Morgan, Acts, s.528.