Elçilerin İşleri 3

Elçilerin Bölüm 3

D. Sakat Adamın İyileştirilmesi ve Petrus’un İsrail’i Suçlaması (3:1-26)

3:1   Petrus’la Yuhanna, Yeruşalim’deki tapınağa çıktıklarında saat öğleden sonra 3’tü. Daha önceden söz edildiği gibi, ilk Yahudi imanlıları kilise kurulduktan sonra tapınaktaki toplantılara katılmaya bir süre daha devam ettiler. Bu bir alışma ve geçiş dönemiydi. Yahudilikten kopuş hemen gerçekleşmedi. Günümüzde onların bu örneğini izleyen imanlılar aklanmazlar, çünkü Yeni Antlaşma’nın tümüne sahibiz ve bize, “O’nun uğruna hakarete katlanarak ordugâhtan dışarıya çıkıp kendisinin yanına gitmemiz” söylenmiştir (İbr.13:13; 2Ko. 6:17,18).

3:2   Tapınağa yaklaşırlarken kötürüm olan bir dilencinin ‘Güzel Kapı’ diye adlandırılan yere getirildiğini gördüler. Doğuştan kötürüm olan bu adamın çaresiz durumu, tapınağın mimari güzelliğiyle tezat teşkil etmektedir. Bu olay bize büyük katedrallerin gölgesindeki yoksullukları ve büyük dini sistemlerin yardım konusundaki çaresizliklerini çağrıştırır.

3:3   Kötürüm olan adamın iyileşmekten umudunu kesmiş olduğu bellidir, bundan dolayı sadaka istemekten hoşnuttu.

3:4   Petrus, bu adama çaresiz bir zavallı olarak bakmak yerine onu, üzerinde Tanrı’nın büyük gücünün gösterilebileceği biri olarak gördü! Ruh’la yönlendirilirsek, gözümüzü boş işler yerine, Tanrı’nın bereketlemeyi planladığı kişilere dikeriz.

Petrus’un “Bize bak” sözü, ilgiyi Yuhanna ve kendi üzerine çekmek için değil, sadece dilencinin tüm ilgisini sağlamak için tasarlanmıştı.

3:5,6   Kötürüm maddi yardım alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti. Sonra hem düş kırıklığı hem de heyecan yaratan bildiriyi işitti. Söz konusu sadakaya gelince, Petrus’un verecek hiçbir şeyi yoktu. Ama sadakadan daha iyi bir şey verebilirdi. Nasıralı İsa Mesih’in yetkisiyle kötürüm olan adama kalkıp yürümesini buyurdu. Esprili, yaşlı bir vaiz, “Kötürüm olan dilenci, sadaka istedi bacak aldı” der.

Thomas Aquinas’ın, büyük meblağlarda paraların sayıldığı bir zamanda Papa’yı ziyaret ettiği söylenir. Papa, “Petrus’un dediği gibi, ‘bende gümüş ve altın yok’ dememize gerek kalmadı artık!” diye övünmüş. Aquinas da, “Petrus gibi, ‘kalk ve yürü!’ de diyemezsin” karşılığını vermiş.

3:7   Petrus adamın ayağa kalkmasına yardım ederken, şimdiye kadar kullanılmamış olan ayaklara ve bileklere güç aktı. Petrus adamın ayağa kalkmasına yardım eder; bundan sonra da Tanrı iyileştirmeyi gerçekleştirir.

3:8   İyileştirme mucizesi yavaş yavaş değil, hemen oldu. Tanrı’nın Ruhu’nun, eylem ve hareket sözcüklerini nasıl çoğalttığına dikkat edin: Sıçrayıp ayağa kalktı, yürümeye başladı, yürüyüp sıçrayarak… tapınağa girdi.

Bebeğin yürümeyi öğrenirken geçirdiği aşamaların zorluğunu anımsadığımızda bu adamın, yaşamında ilk defa hemen yürüyüp sıçramasının ne kadar harika bir şey olduğunu anlarız.

İsa’nın adıyla yapılan bu mucize, İsrail halkına, çarmıha germiş oldukları kişinin yaşadığının ve onların İyileştiricisi ve Kurtarıcısı olduğunun bir başka tanıklığıydı.

3:9,10   Dilencinin, tapınağın kapısında her gün yatmış olması, onu tanıdık bir yüz yapmıştı. Şimdi iyileştirilmiş olduğundan, mucize ister istemez herkesçe bilindi (işitildi). Bütün halk, güçlü bir mucizenin olduğunu yadsıyamazdı, ama tüm bu olanların anlamı ne idi?

3:11   İyileştirilen adam, doktorları olarak Petrus ve Yuhanna’ya tutunurken, tüm halk tapınağın bir bölümü olan Süleyman’ın Eyvanı’nda onlara doğru koşuştu. Hayret ve şaşkınlıkları, Petrus’un onlara vaaz etmesine fırsat sağladı.

3:12   Petrus, önce halkın iyileştirilmiş adama ve elçilere olan ilgisini başka yöne çeker. Mucize, insanlara dayandırılarak hiçbir şekilde açıklanamazdı.

3:13-16   Onlara hemen mucizenin gerçek Yaratıcısını hatırlatır. O, reddetmiş, yadsımış ve öldürmüş oldukları İsa’ydı. Tanrı O’nu ölümden dirilterek yüceltti. Şimdi bu adam O’na imanla, sapasağlam oldu.

Petrus’un İsraillileri suçlarken gösterdiği cesaret örneği dikkate değer. Onları suçladığı konular şunlardır:

  1. İsa’yı yargılamak için diğer ulusların eline verdiler.
  2. Pilatus O’nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, O’nu Pilatus’un önünde reddettiler.
  3. Kutsal ve adil Olan’ı reddedip bir katilin (Barabas’ın) salıverilmesini istediler.
  4. Yaşam Önderi’ni (ya da Yaratıcısını) öldürdüler.

Bu yapılanların aksine Tanrı’nın, İsa’ya olan davranışına dikkat edin:

  1. O’nu ölümden diriltti (ayet 15).
  2. 1611’de yayınlanan Kral James çevirisinde olduğu gibi, Oğlu İsa’yı değil, Kulu İsa’yı yüceltti (ayet 13).

Son olarak, iyileştirme mucizesinin açıklaması olarak, Mesih’e imanın vurgulanmasına dikkat edin (ayet 16). Diğer yerlerde olduğu gibi, bu ayette de ad kişiyi temsil eder. Bu nedenle, O’nun adına olan iman Mesih’e olan imanı belirtir.

3:17   Bu ayette, Petrus’un düşüncesinde belirli bir değişme vardır. İsraillileri, Rab İsa’nın ölümüyle suçladıktan sonra, şimdi onlara Yahudi kardeşleri olarak, cana yakın bir şekilde onların bunu bilgisizlikten ötürü yaptıkları hoş görüsüyle ve tövbe edip Rab’bi kabul etmelerini ısrarla anlatarak hitap etti.

Petrus’un, Yahudilerin Rab İsa’yı bilgisizlikten ötürü çarmıha gerdiklerini söylemesi çelişki gibi görünebilir. O, Mesih olduğunu gösteren tüm kanıtlarıyla gelmedi mi? Onları, kendisini Tanrı’yla eşit kılarak kızdırmadı mı? Evet, bunların hepsi gerçektir. Ve buna rağmen İsa Mesih’in Tanrı’nın beden almış şekli olduğu gerçeği konusunda bilgisizdiler. Mesih’in alçakgönüllü bir lütufla değil, büyük bir askeri kurtarıcı olarak gelmesini umuyorlardı. İsa’yı dolandırıcı biri olarak gördüler.

O’nun gerçekten Tanrı’nın Oğlu olduğunu anlamadılar. O’nu öldürmekle Tanrı’ya hizmet ettiklerini sanıyorlardı. Bundan dolayı çarmıha gerildiğinde Mesih’in kendisi, “Ne yaptıklarını bilmiyorlar” (Luk.23:34) dedi. Pavlus daha sonra, “Onlar (bu çağın önderleri) anlasalardı, yüce Rab’bi çarmıha germezlerdi” (1Ko.2:8) diye yazdı.

Bütün bunlar İsraillilere, günahları ne kadar büyük olursa olsun, hâlâ Tanrı’nın bağışlayan lütfundan yararlanabileceklerine ilişkin güvence vermek için planlandı.

3:18   Petrus, onların günahını mazur göstermeksizin, Tanrı’nın buna, kendi amaçlarını yerine getirmek için egemen olduğunu gösterir. Eski Antlaşma peygamberleri, Mesih’in acı çekeceğini önceden bildirmişlerdi. O’na bu acıyı verenler İsrail halkıydı. Ancak O, kendisini İsraillilere Rab ve Kurtarıcı olarak sundu. O’nun aracılığıyla günahlarının bağışına kavuşabilirlerdi.

3:19   İsrail halkı tövbe etmeli ve Rab İsa’ya dönmeliydi. Bunu yaptıklarında, günahları silinecek ve yenilenme fırsatları verilecekti.

Bu bildirinin, İsraillilere verildiği anımsanmalıdır (ayet 12). Ulusal tövbenin, ulusal yenilenme ve bereketten önce gelmesi gerektiği vurgulanır. Rab’den gelen yenilenme zamanları, bir sonraki ayette söz edildiği gibi, Mesih’in yeryüzüne gelecek egemenliğinin bereketlerini belirtir.

3:20   İsrail’in tövbesinin ardından Tanrı Mesih’i, yani İsa’yı gönderecektir. Daha önceden söz edildiği gibi bu, Mesih’in bin yıllık egemenliğini yeryüzünde kurmak için İkinci Gelişini belirtir.

3:21   Bu aşamada ortaya şu kaçınılmaz soru çıkar: “Petrus konuşurken İsrail tövbe etmiş olsaydı, Rab İsa yeryüzüne dönmüş olacak mıydı?” Seçkin ve Tanrı’ya bağlı kişiler bu konuda farklı düşünürler. Bazıları dönmüş olacağında ısrar eder; aksi takdirde vaadin gerçek olmadığını söylerler. Bazıları da metni, olacak olayların sırasını gösteren peygamberlik olarak görür. Soru, tümüyle bir varsayımdır. Gerçek olan İsrail’in tövbe etmediği ve Rab İsa’nın da geri dönmemiş olduğudur.

21. ayetten, Tanrı’nın İsrail ulusunun Mesih’i reddedeceğini önceden gördüğü ve şimdiki lütuf çağının O’nun İkinci Gelişinden önce araya gireceği bellidir. Her şeyin yeniden düzenleneceği zamana dek, Mesih’in gökte kalması gerekiyor. Her şeyin yeniden düzenlenmesi Bin Yıllık Dönemi gösterir. Bazılarının öne sürmüş olduğu gibi evrensel kurtuluşu belirtmez; böyle bir öğretiş Kutsal Kitap’a aykırıdır. Aksine, yaradılışın çürüme boyunduruğundan kurtulacağını ve Mesih’in tüm yeryüzünde Kral olarak, doğrulukla egemenlik süreceğini belirtir.

Bu yeniden düzenleme, Eski Antlaşma dönemi peygamberleri tarafından önceden söylenmişti.

21. ayeti kimileri, Mesih’in imanlılarla buluşmadan önceki sıkıntı zamanını çürütmek amacıyla kullanmaktadır. Tartışılan, İsa’nın Bin Yıllık Dönemin başlangıcına dek gökte kalması gerekiyorsa, o zaman ondan önce kiliseyi cennete götüremeyeceğidir. Yanıt elbette ki, Petrus’un burada İsraillilere konuştuğudur. (ayet 12). Tanrı’nın bir ulus olarak İsrail ile uğraştığından söz ediyor. İsrail ulusu söz konusu olduğunda, Rab İsa, Büyük Sıkıntı sonunda egemenlik sürmek için gelinceye dek gökte kalacaktır. Ama, bu Kilise Çağında O’na iman eden Yahudiler (birey olarak), her an gerçekleşebilecek olan kilisenin Mesih’le gökte buluşmasına inanan diğer uluslarla birlikte olacaklardır. Ayrıca Mesih’le gökteki buluşmamızda Rab gökten ayrılmaz; biz havada O’na götürülürüz.

3:22   Petrus, Mesih’in görkemli egemenliğini bekleyen Eski Antlaşma peygamberliğinin bir örneği olarak Yasa’nın Tekrarı 18:15,18,19’u aktarır. Metin, Rab İsa’yı İsrail’in altın çağında Tanrı’nın isteğini ve yasasını bildiren Tanrının Peygamberi olarak resmeder.

Musa, “Tanrınız Rab, size kendi kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak” dediğinde, karakter ya da güç açısından bir benzerliği değil, her ikisinin de Tanrı tarafından ortaya çıkarılmış olduğu düşüncesini vurguluyordu. “O’nu beni ortaya çıkardığı gibi çıkaracaktır.”

3:23   Mesih’in yeryüzündeki egemenliği sırasında, O’nu dinlemeyi ve O’na itaat etmeyi reddedenler yok edilecektir. Tabii ki, O’nu bugün reddedenler de sonsuz yargının acısını çekeceklerdir. Ama bu metindeki asıl düşünce, Mesih’in demir çubukla yöneteceğidir. O’na itaat etmeyenler ve O’na karşı isyan edenler derhal yargılanacaklardır.

3:24   Yenileme zamanının kesinlikle önceden bildirilmiş olduğunu vurgulamak için Petrus, Samuel ve ondan sonra gelmiş olan peygamberlerin bu günlerden söz ettiklerini ekler.

3:25   Petrus, şimdi Yahudi dinleyicilerine, peygamberlerin mirasçıları ve İbrahim’in soyundan gelenler olarak, kendilerine verilmiş olan kutsama vaadini anımsatır. Tanrı İbrahim’le, yeryüzündeki tüm halkları İbrahim’in tohumunda kutsayacağına dair bir antlaşma yapmıştı. Bin yıllık dönemin bereketlerine ilişkin vaatlerin tümü Tohum’da, yani Mesih’te odaklanır. Bu nedenle Rab İsa’yı Mesih olarak kabul etmeleri gerekir.

3:26   Tanrı zaten Kulunu (3:13) ortaya çıkarmış ve O’nu önce İsrail ulusuna göndermişti. Bu, Rabbimizin dirilişinden çok, beden almış şeklini ve yaşamını belirtir. O’nu kabul edecek olsalardı, onların her birini kötü yollarından döndürecekti.

Petrus tarafından, İsrail halkına verilen bu vaazda, egemenliğin kiliseden daha önemli olduğunu fark ederiz. Hem de vurgu, kişisellikten çok ulusallıktadır. Tanrı’nın Ruhu, sabrı ve merhametiyle, Tanrı’nın eski halkına, yüceltilmiş Rab İsa’yı kabul etmeleri ve böylece Mesih’in yeryüzündeki egemenliğinin gelişini hızlandırmaları için yalvararak İsrail’in üzerinden ayrılmıyor.

Ama İsrail işitmeyecekti.

 

Kutsal Kitap

1 Bir gün Petrus’la Yuhanna, saat* üçte, dua vaktinde tapınağa çıkıyorlardı.
2 O sırada, doğuştan kötürüm olan bir adam, tapınağın Güzel Kapı diye adlandırılan kapısına getiriliyordu. Tapınağa girenlerden para dilenmesi için onu her gün getirip oraya bırakırlardı.
3 Tapınağa girmek üzere olan Petrus’la Yuhanna’yı gören adam, kendilerinden sadaka istedi.
4 Petrus’la Yuhanna ona dikkatle baktılar. Sonra Petrus, “Bize bak” dedi.
5 Adam, onlardan bir şey alacağını umarak gözlerini onların üzerine dikti.
6 Petrus, “Bende altın ve gümüş yok, ama bende olanı sana veriyorum” dedi. “Nasıralı İsa Mesih’in adıyla, yürü!”
7 Sonra onu sağ elinden kavrayıp kaldırdı. Adamın ayakları ve bilekleri o anda sapasağlam oldu.
8 Sıçrayıp ayağa kalktı, yürümeye başladı. Yürüyüp sıçrayarak, Tanrı’yı överek onlarla birlikte tapınağa girdi.
9 Bütün halk, onun yürüyüp Tanrı’yı övdüğünü gördü.
10 Onun, tapınağın Güzel Kapısı’nda oturup para dilenen kişi olduğunu anlayınca ondaki değişiklik karşısında büyük bir hayret ve şaşkınlığa düştüler.
11 Adam, Petrus’la Yuhanna’ya tutunuyordu. Bütün halk hayret içinde Süleyman’ın Eyvanı denilen yerde onlara doğru koşuştu.
12 Bunu gören Petrus halka şöyle seslendi: “Ey İsrailliler, buna neden şaştınız? Neden gözlerinizi dikmiş bize bakıyorsunuz? Kendi gücümüz ya da dindarlığımızla bu adamın yürümesini sağlamışız gibi…!
13 İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı, atalarımızın Tanrısı, Kulu İsa’yı yüceltti. Siz O’nu ele verdiniz. Pilatus O’nu serbest bırakmaya karar verdiği halde, siz O’nu Pilatus’un önünde reddettiniz.
14 Kutsal ve adil Olan’ı reddedip bir katilin salıverilmesini istediniz.
15 Siz Yaşam Önderi’ni öldürdünüz, ama Tanrı O’nu ölümden diriltti. Biz bunun tanıklarıyız.
16 Gördüğünüz ve tanıdığınız bu adam, İsa’nın adı sayesinde, O’nun adına olan imanla sapasağlam oldu. Hepinizin gözü önünde onu tam sağlığa kavuşturan, İsa’nın aracılığıyla etkin olan imandır.
17 “Şimdi ey kardeşler, yöneticileriniz gibi sizin de bilgisizlikten ötürü böyle davrandığınızı biliyorum.
18 Ama bütün peygamberlerin ağzından Mesihi’nin* acı çekeceğini önceden bildiren Tanrı, sözünü bu şekilde yerine getirmiştir.
19 Öyleyse, günahlarınızın silinmesi için tövbe edin ve Tanrı’ya dönün. Öyle ki, Rab size yenilenme fırsatları versin ve sizin için önceden belirlenen Mesih’i, yani İsa’yı göndersin.
20 (SEE 3:19)
21 Tanrı’nın eski çağlardan beri kutsal peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, her şeyin yeniden düzenleneceği zamana dek İsa’nın gökte kalması gerekiyor.
22 Musa şöyle demişti: ‘Tanrınız Rab size, kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak. O’nun size söyleyeceği her sözü dinleyin.
23 O peygamberi dinlemeyen herkes Tanrı’nın halkından koparılıp yok edilecektir.’
24 “Samuel ve ondan sonra konuşan peygamberlerin hepsi bu günleri duyurdu.
25 Sizler peygamberlerin mirasçıları, Tanrı’nın atalarınızla yaptığı antlaşmanın mirasçılarısınız. Nitekim Tanrı İbrahim’e şöyle demişti: ‘Senin soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün halklar kutsanacak.’
26 Tanrı, sizleri kötü yollarınızdan döndürüp kutsamak için Kulu’nu ortaya çıkarıp önce size gönderdi.”