Elçilerin İşleri 7

7
Elçilerin Bölüm 7

7:1-8   Bildirinin ilk bölümü bizi İsrail ulusunun başlangıcına götürür. İbrahim’in hikayesiyle bu kadar uzun uğraşılmasını belki aşağıda belirtilmiş nedenlere bağlayabiliriz.

  1. İstefanos’un İsrail ulusuyla olan yakınlığını ve bu ulusa olan sevgisini göstermek için.
  2. Her ikisi de Mesih’in reddedilişine örnek olan Yusuf ve Musa’nın hikayesine götürmek için.
  3. Özel bir yerde tapmamasına karşın Tanrı’nın, İbrahim’i kabul ettiğini göstermek için (İstefanos, tapınağa, karşı konuşmakla suçlanmıştı).

İbrahim’in biyografisinde dikkati çeken noktalar şunlardır:

  1. Mezopotamya’da Tanrı tarafından çağrılması (2 ve 3. ayet).
  2. Önce Haran’a, sonrada Kenan’a olan yolculukları (ayet 4).
  3. Tanrı’nın İbrahim’e verdiği toprak vaadinin, İbrahim’in kendisine verilmediğinin kanıtı, Makpela mağarasını mezar olarak satın almasıdır (ayet 5). Bu vaat gelecekte gerçekleşecektir (İbr.11:13-40).
  4. Tanrı’nın, İsrail’in Mısır’daki köleliğini ve bunu izleyen kurtuluşunu önceden bildirmesi (6 ve 7. ayet). Bu önbildirinin iki bölümü, ulus tarafından reddedilmiş kişiler aracılığıyla gerçekleştirildi: Yusuf (9-19); Musa (20-36). 6. ayette ve Yaratılış 15:13’de söz edilen dört yüz yıl, Yahudi halkının Mısır’da acı çektiği zamanı belirtir. Mısır’dan Çıkış 12:40 ve Galatyalılar 3:17’de söz edilen dört yüz otuz yıl, Yakup ve ailesinin Mısır’a varışından Mısır’dan Çıkış’a ve yasanın verilişine dek olan dönemi kapsar. İsrailliler, Mısır’da bulundukları ilk otuz yıl elem çekmediler; tersine Mısırlılar onlara oldukça görkemli bir biçimde davrandılar.
  5. Sünnet antlaşması (ayet 8a).
  6. İshak, Yakup ve sonra da on iki büyük atanın doğumu (ayet 8b). Bu, elbette ki, Yakup’un on iki oğlundan biri olan Yusuf’a kadar geçen zamanı kapsar.

7:9-19   Eski Antlaşma’daki Mesih tiplemerinden en açık ve değerli olanlarından biri, böyle olduğu hiçbir zaman özellikle belirtilmemesine rağmen Yusuf’tur. İstefanos’un dönemindeki Yahudiler, İstefanos’un, Yusuf’un yaşamındaki adımları yeniden incelediğini duyduklarında mahkûmiyetin keskin oklarını mutlaka hissetmişler ve Nasıralı İsa’ya yaptıklarını anımsamışlardır!

  1. Kardeşleri, Yusuf’u Mısır’a sattılar (ayet 9).
  2. Reddedilene, Mısır’da güç ve görkem verildi (ayet 10).
  3. Kıtlık, Yusuf’un kardeşlerini Mısır’a gitmeye zorladı, ama Yusuf’u tanıyamadılar (11,12).
  4. İkinci gelişlerinde ise Yusuf, onlara kimliğini açıkladı. O zaman reddedilmiş olan, ailesinin kurtarıcısı oldu (13,14). Şuna dikkat edin: 14. ayette verilen yetmiş beş kişiyle Yaratılış 46:27’de söz edilen yetmiş kişi arasında çelişki var gibi görünür. İstefanos, yetmiş beş kişinin olduğu Yaratılış 46:27 ve Mısır’dan Çıkış 1:5’in Grekçe çevirisini örnek aldı. İbranice metinde belirtilen yetmiş, Yakup’un ailesinin değişik bir biçimde sayılmasından ileri gelip, ciddi bir farklılığa neden olmamaktadır. 1
  5. Ataların ölmesi ve Kenan diyarında gömülmesi (15,16). Bu ayette başka bir sorun belirir. Burada, İbrahim’in Hamor’dan mezar satın aldığı yazılıdır. Yaratılış 23:16,17 İbrahim’in Hebron’daki Makpela mağarasını Het oğullarından satın aldığını söyler. Yakup Şekem’deki tarla parçasını Hamor oğullarından satın aldı (Yar.33:19). Birkaç olasılık vardır: (1) İbrahim, hem Şekem’deki hem de Hebron’daki tarlayı satın almış olabilir. Yakup daha sonra Şekem’deki tarla parçasını yeniden satın almış olabilir. (2) İstefanos İbrahim’in adını, Yakup gibi İbrahim’in soyundan olanlar anlamında kullanmış olabilirdi. (3) İstefanos hem İbrahim’in hem Yakup’un satın alışlarını kısaca ifade etmek için bu şekilde özetlemiş olabilir. 2
  6. Yakup’un ailesinin Mısır’da büyümesi ve Yusuf’un ölümünden sonraki kölelikleri (17-19). Bu, bizi İstefanos’un savunmasının bir sonraki aşamasına hazırlar: Kendi halkının Musa’ya davranışı.

7:20-43   İstefanos zekice bir cesaretle, Yahudi halkının, Tanrı’nın kendilerini kurtarmak için çıkardığı kurtarıcıları önceden en az iki kez reddetmekle suçlu olduklarına dikkat çekiyor. Verdiği ikinci kanıtı Musa’dır.

İstefanos, Musa’ya karşı küfür dolu sözler söylemekle suçlanmıştı (6:11). Bu olay Tanrı’nın seçtiği bu adamı reddetmekle suçlanan İsrail ulusun suçluluğunu kanıtlar.

İstefanos, Musa’nın yaşamını şöyle gözden geçirir:

  1. Mısır’daki doğumu, çocukluğu ve eğitimi (20-22). “Söz söylemekte güçlü” ifadesiyle olsa olsa Musa’nın yazdıklarını kastediyordu. Çünkü Musa Tanrı’ya iyi bir konuşmacı olmadığını söyleyerek görevi reddetmeye kalkışmıştı (Çık.4:10).
  2. Kardeşlerinden birini Mısırlıya karşı savunduğunda, kardeşleri tarafından ilk reddedilişi (23-28). 25. ayete dikkat edin! Bize nasıl da Mesih’in kendi halkı tarafından reddedilişini anımsatıyor!
  3. Midyan ülkesindeki sürgün yaşamı (29).
  4. Tanrı’nın, ona yanan bir çalının alevleri içinden görünmesi, onu Mısır’a, halkını kurtarması için geri göndermesi (30-35).
  5. Ulusun kurtarıcısı oldu (36).
  6. Mesih’in gelişiyle ilgili peygamberliği (37). (Benim gibi “beni çıkardığı gibi” anlamındadır).
  7. Çöldeki topluluğa, yasa verici olarak rolü (38).
  8. Musa, altın buzağıya tapan halkı tarafından, ikinci kez reddediliyor (39-41). İsrail’in putperestliği 42 ve 43. ayetlerde ayrıntılı bir şekilde yazılmıştır. Rab’be …kurbanlar sunmaktan söz ederlerken, eski putperestliğin en iğrenç eski şekillerinden biri olan Molok çadırını kurdular ve bir yıldız tanrısı olan Refan’a boyun eğdiler. Tanrı, bu günahtan dolayı Babil’e tutsak olarak sürülecekleri haberini verdi. 42 ve 43. ayetlerde İstefanos Eski Antlaşma’nın Grekçe çevirisinin Amos 5:25-27 ayetlerinden alıntı yapar. Bundan dolayı, tutsaklığın “Şam’ın ötesi” yerine Babil’in ötesinde olacağı söylenir. Elbette her ikisi de doğrudur.

Tarih tekrarlanır. Her kuşakta aynı örneği görürüz. İnsanlar aynı. Tanrı’nın bildirisiyle karşılaşınca anlamazlar (25). Barış içinde yaşamaya zorlanınca, dinlemezler (27), Tanrı’nın gönderdiği bir kurtarıcı gelince reddederler (39). Kötü bir durumdan kurtarılınca, işe yaramaz putları merhametli Tanrı’ya tercih ederler (41). İşte insan doğası böyledir: İsyankâr, nankör, akılsız. Tanrı aynıdır. Musa’ya konuşan Tanrı, atalarına konuşmuş olan Tanrı’yla aynı Tanrı’ydı (32). Bu Tanrı, insanlar sıkıntıda olduğu zaman işitir (34). Kurtarmaya gelir (34). Halkını ölümden yaşama yöneltir (36). O’nu bilerek reddedenleri kendi arzularına teslim eder (42). İşte Tanrımız böylesine büyüktür: Merhametli, güçlü, kutsal. Ne olursa olsun daima aynıdır (Mal.3:6). İstefanos’un dinleyicileri için bu, Tanrı’yı hafife almama konusunda bir uyarıydı. Hem de Tanrı’nın her vaadinin sonsuza dek değişmeden kalacağına dair bir güvencedir. 3

7:44-46   İstefanos tapınağa karşı konuşmakla suçlanmıştı. İsrail’in çölde Tanıklık Çadırı’na sahip olduğu günlere giderek karşılık verir. O zaman da göğün sahibine tapınıyorlardı. Yeşu, İsraillileri Kenan diyarına götürdüğünde ve oradaki tanrısız halk kovulduğunda, çadır Kenan diyarına getirildi ve Davut’un zamanına dek orada kaldı. Atalar, Yakup’un Tanrısı için bir barınak yapmaya izin istemişlerdi ve bu nedenle de Tanrı’nın beğenisini kazanmışlardı.

7:47-50   İsteğine rağmen, Davut’a tapınak yapma imkânı bağışlanmadı, ama Tanrı için bir ev yapan Süleyman oldu.

Tapınağın, Tanrı’nın halkı arasında oturduğu evi olmasına karşın, Tanrı bu binayla sınırlı değildi. Tapınak Tanrı’ya adandığında, Süleyman bunu açıkça ifade etti (1Kr.8:27). Yeşaya da, Tanrı’nın önünde binalardan çok insanların ahlaksal ve ruhsal durumlarının önemli olduğu konusunda halkı uyardı (Yşa. 66:1,2). Tanrı, düşkün ve ruhu kırık olanı ve sözünden titreyen adamı arar.

7:51-53   Yahudi önderler İstefanos’u Yasaya karşı konuşmakla suçlamışlardı. O da şimdi bu suçlamaya kısa ve çok iyi bir biçimde karşı çıkıp yanıtlıyor.

Dik kafalı, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar onlardı. “Onları, Tanrı’nın İsrail’i olarak değil, inatçı, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş diğer uluslar olarak azarlıyor.” Her zaman olduğu gibi Kutsal Ruh’a direnen atalarının çocuklarıydılar. Ataları, Mesih’in geleceğini önceden bildiren peygamberlere zulmetmişlerdi. Şimdi de Adil Olan’ı ele verip öldürmüşlerdi. Melekler aracılığıyla Yasa’nın verildiği kişiler olmalarına karşın Yasaya uymamış olanlar yine onlardı.

Daha fazla konuşmanın anlamı yoktu! Aslında söylenecek bir şey de kalmamıştı zaten. İstefanos’u savunmaya zorlamışlardı, ancak savcı olan o idi ve onlar da suçlu olan davalılardı. Bildirisi, Tanrı’nın Yahudi halkına, müjdenin diğer uluslara yayılmaya başlamasından önceki son sözlerinden biriydi.

7:54-60İstefanos “göklerin açıldığı” tanıklığını yaptığı anda kalabalık onu daha fazla dinlemeyi reddetti; çığlıklar atarak ona saldırdılar, onu kentten dışarı atıp taşa tuttular.

Ruh, sanki bir rastlantıymış gibi, terleyen cellatların, giysilerini ayaklarının dibine bıraktıkları genç bir adamın adını kaydeder. Bu ad Saul’du. Sanki Ruh bize, “Bu adı anımsayın. Onu tekrar işiteceksiniz!” der gibidir.

İstefanos’un ölümü, Rabbimizin ölümünü andırır:

  1. “Rab İsa, ruhumu al!” diye dua etti (59). İsa da, “Baba, ruhumu senin ellerine bırakıyorum!” diye dua etmişti (Luk.23:46).
  2. “Ya Rab, bu günahı onlara yükleme!” diye dua etti (60). İsa da, “Baba, onları bağışla. Çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” diye dua etmişti (Luk.23:34).

Bu, İstefanos’un Rab’le birlikteliği sonucu Ruh olan Rab’bin etkisiyle, “yücelik üstüne yücelikle O’na benzer olmak üzere” değiştirilmiş olduğunu (2Ko.3:18) akla getirmez mi?

İstefanos dua ettikten sonra uyudu (gözlerini yaşama kapadı). “Uyku” sözcüğü Yeni Antlaşma’da ölümle bağlantılı olarak kullanıldığında, ruhu değil bedeni belirtir. Ölüm zamanında, imanlının ruhu Mesih’le birlikte olmaya gider (2Ko.5:8); beden ise uyuyor olarak resmedilir.

Genellikle Yahudilerin ölüm cezası verme yetkileri yoktu; bu yetki Romalıların elindeydi (Yu.18:31b). Ancak Romalıların, tapınağın tehlike içinde bulunduğu zaman için özel bir kural koydukları görülüyor. İstefanos tapınağa karşı konuşmakla suçlanmıştı ve suçlamanın dayanağı olmamasına karşın, Yahudiler tarafından öldürüldü. Rab İsa, tapınağı yıkacağını söylemekle suçlanmıştı (Mar.14:58), ama görgü tanıklarının tanıklığı çelişkiliydi.

 

Kutsal Kitap

1 Başkâhin, “Bu iddialar doğru mu?” diye sordu.
2 İstefanos şöyle karşılık verdi: “Kardeşler ve babalar, beni dinleyin. Atamız İbrahim daha Mezopotamya’dayken, Harran’a yerleşmeden önce, yüce Tanrı ona görünüp şöyle dedi: ‘Ülkeni, akrabalarını bırak, sana göstereceğim ülkeye git.’
3 (SEE 7:2)
4 “Bunun üzerine İbrahim Kildaniler’in* ülkesini bırakıp Harran’a yerleşti. Babasının ölümünden sonra da Tanrı onu oradan alıp şimdi sizin yaşadığınız bu ülkeye getirdi.
5 Burada ona herhangi bir miras, bir karış toprak bile vermemişti. Ama İbrahim’in o sırada hiç çocuğu olmadığı halde, Tanrı bu ülkeyi mülk olarak ona ve ondan sonra gelecek torunlarına vereceğini vaat etti.
6 Tanrı şöyle dedi: ‘Senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl köle olarak çalıştırılacak, baskı görecek.
7 Ama ben kölelik edecekleri ulusu cezalandıracağım. Bundan sonra oradan çıkacak ve bana bu yerde tapınacaklar.’
8 Sonra Tanrı onunla, sünnete dayalı antlaşmayı yaptı. Böylelikle İbrahim, İshak’ın babası oldu ve onu sekiz günlükken sünnet etti. Ve İshak Yakup’un, Yakup da on iki büyük atamızın babası oldu.
9 “Yusuf’u kıskanan atalarımız, onu köle olarak Mısır’a sattılar. Ama Tanrı onunlaydı ve onu bütün sıkıntılarından kurtardı. Ona bilgelik vererek Mısır Firavunu’nun gözüne girmesini sağladı. Firavun da onu Mısır ve bütün saray halkı üzerine yönetici atadı.
10 (SEE 7:9)
11 “Sonra bütün Mısır ve Kenan ülkesini kıtlık vurdu, büyük sıkıntılar başladı. Atalarımız yiyecek bulamadılar.
12 Mısır’da tahıl bulunduğunu duyan Yakup, atalarımızı oraya ilk yolculuklarına gönderdi.
13 Mısır’a ikinci gelişlerinde Yusuf kardeşlerine kimliğini açıkladı. Firavun böylece Yusuf’un ailesini tanımış oldu.
14 Yusuf haber yollayıp babası Yakup’u ve bütün akrabalarını, toplam yetmiş beş kişiyi çağırttı.
15 Böylece Yakup Mısır’a gitti. Kendisi de atalarımız da orada öldüler.
16 Kemikleri sonra Şekem’e getirilerek İbrahim’in Şekem’de Hamor oğullarından bir miktar gümüş karşılığında satın almış olduğu mezara konuldu.
17 “Tanrı’nın İbrahim’e verdiği sözün gerçekleşeceği zaman yaklaştığında, Mısır’daki halkımızın nüfusu bir hayli çoğalmıştı.
18 Sonunda Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır’da tahta çıktı.
19 Bu adam, halkımıza karşı haince davrandı, atalarımıza kötülük etti. Onları, yeni doğan çocuklarını açıkta bırakıp ölüme terk etmeye zorladı.
20 “O sırada, son derece güzel bir çocuk olan Musa doğdu. Musa, üç ay babasının evinde beslendikten sonra açıkta bırakıldı. Firavunun kızı onu bulup evlat edindi ve kendi oğlu olarak yetiştirdi.
21 (SEE 7:20)
22 Musa, Mısırlılar’ın bütün bilim dallarında eğitildi. Gerek sözde, gerek eylemde güçlü biri oldu.
23 “Kırk yaşını doldurunca Musa’nın yüreğinde öz kardeşleri İsrailoğulları’nın durumunu yakından görme arzusu doğdu.
24 Onlardan birine haksızlık edildiğini gören Musa, onu savundu. Haksızlığı yapan Mısırlı’yı öldürerek ezilenin öcünü aldı.
25 ‘Kardeşlerim Tanrı’nın benim aracılığımla kendilerini kurtaracağını anlarlar’ diye düşünüyordu. Ama onlar bunu anlamadılar.
26 Ertesi gün Musa, kavga eden iki İbrani’yle karşılaşınca onları barıştırmak istedi. ‘Efendiler’ dedi, ‘Siz kardeşsiniz. Niye birbirinize haksızlık ediyorsunuz?’
27 “Ne var ki, soydaşına haksızlık eden kişi Musa’yı yana iterek, ‘Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?’ dedi.
28 ‘Yoksa dün Mısırlı’yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?’
29 Bu söz üzerine Musa Midyan ülkesine kaçtı. Orada gurbette yaşadı ve iki oğul babası oldu.
30 “Kırk yıl geçtikten sonra Musa’ya, Sina Dağı’nın yakınlarındaki çölde, yanan bir çalının alevleri içinde bir melek göründü.
31 Musa gördüklerine şaştı. Daha yakından bakmak için yaklaştığında, Rab ona şöyle seslendi: ‘Senin atalarının Tanrısı, İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrısı benim.’ Korkuyla titreyen Musa bakmaya cesaret edemedi.
32 (SEE 7:31)
33 “Sonra Rab, ‘Çarıklarını çıkar! Çünkü bastığın yer kutsal topraktır’ dedi.
34 ‘Mısır’da halkıma yapılan baskıyı yakından gördüm, iniltilerini duydum ve onları kurtarmaya geldim. Şimdi gel, seni Mısır’a göndereceğim.’
35 “Bu Musa, ‘Kim seni yönetici ve yargıç atadı?’ diye reddettikleri Musa’ydı. Tanrı onu, çalıda kendisine görünen meleğin aracılığıyla yönetici ve kurtarıcı olarak gönderdi.
36 Halkı Mısır’dan çıkaran, orada, Kızıldeniz’de* ve kırk yıl boyunca çölde belirtiler ve harikalar yapan oydu.
37 İsrailoğulları’na, ‘Tanrı size kendi kardeşlerinizin arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak’ diyen Musa odur.
38 Çöldeki topluluğun arasında yaşamış, Sina Dağı’nda kendisiyle konuşan melekle ve atalarımızla birlikte bulunmuş olan odur. Bize iletmek üzere yaşam dolu sözler aldı.
39 “Ne var ki, atalarımız onun sözünü dinlemek istemediler. Onu reddettiler, Mısır’a dönmeyi özler oldular.
40 Harun’a, ‘Bize öncülük edecek ilahlar yap’ dediler. ‘Çünkü bizi Mısır’dan çıkaran o Musa’ya ne oldu bilmiyoruz!’
41 Ve o günlerde buzağı biçiminde bir put yapıp ona kurban sundular. Kendi elleriyle yaptıkları bu put için bir şenlik düzenlediler.
42 Bu yüzden Tanrı onlardan yüz çevirip onları göksel cisimlere kulluk etmeye terk etti. Peygamberlerin kitabında yazılmış olduğu gibi: ‘Ey İsrail halkı, Çölde kırk yıl boyunca Bana mı sunular, kurbanlar sundunuz?
43 Siz Molek’in* çadırını Ve ilahınız Refan’ın yıldızını taşıdınız. Tapınmak için yaptığınız putlardı bunlar. Bu yüzden sizi Babil’in ötesine süreceğim.’
44 “Çölde atalarımızın Tanıklık Çadırı vardı. Musa bunu, kendisiyle konuşan Tanrı’nın buyurduğu gibi, gördüğü örneğe göre yapmıştı.
45 Tanıklık Çadırı’nı önceki kuşaktan teslim alan atalarımız, Yeşu’nun önderliğinde öteki ulusların topraklarını ele geçirdikleri zaman, çadırı yanlarında getirdiler. Ulusları atalarımızın önünden kovan, Tanrı’nın kendisiydi. Çadır Davut’un zamanına dek kaldı.
46 Tanrı’nın beğenisini kazanmış olan Davut, Yakup’un Tanrısı için bir konut yapmaya izin istedi.
47 Oysa Tanrı için bir ev yapan Süleyman oldu.
48 “Ne var ki, en yüce Olan, elle yapılmış konutlarda oturmaz. Peygamberin belirttiği gibi, ‘Gök tahtım, Yeryüzü ayaklarımın taburesidir. Benim için nasıl bir ev yapacaksınız? Ya da, neresi dinleneceğim yer? Bütün bunları yapan elim değil mi? diyor Rab.’
49 (SEE 7:48)
50 (SEE 7:48)
51 “Ey dik kafalılar, yürekleri ve kulakları sünnet edilmemiş olanlar! Siz tıpkı atalarınıza benziyorsunuz, her zaman Kutsal Ruh’a karşı direniyorsunuz.
52 Atalarınız peygamberlerin hangisine zulmetmediler ki? Adil Olan’ın geleceğini önceden bildirenleri de öldürdüler. Melekler aracılığıyla buyrulan Yasa’yı alıp da buna uymayan sizler, şimdi de Adil Olan’a ihanet edip O’nu katlettiniz!”
53 (SEE 7:52)
54 Kurul üyeleri bu sözleri duyunca öfkeden kudurdular, İstefanos’a karşı dişlerini gıcırdattılar.
55 Kutsal Ruh’la dolu olan İstefanos ise, gözlerini göğe dikip Tanrı’nın görkemini ve Tanrı’nın sağında duran İsa’yı gördü.
56 “Bakın” dedi, “Göklerin açıldığını ve İnsanoğlu’nun* Tanrı’nın sağında durmakta olduğunu görüyorum.”
57 Bunun üzerine kulaklarını tıkayıp çığlıklar atarak hep birlikte İstefanos’a saldırdılar.
58 Onu kentten dışarı atıp taşa tuttular. İstefanos’a karşı tanıklık etmiş olanlar, kaftanlarını Saul adlı bir gencin ayaklarının dibine bıraktılar.
59 İstefanos taş yağmuru altında, “Rab İsa, ruhumu al!” diye yakarıyordu.
60 Sonra diz çökerek yüksek sesle şöyle dedi: “Ya Rab, bu günahı onlara yükleme!” Bunu söyledikten sonra gözlerini yaşama kapadı.

1.“Orijinal ve Grekçe çevirilerin her ikisi de doğru olabilir; ikincisi Manesse ve Efraim’in beş oğlunun Mısır’da doğduğunu ileri sürer (2Ta.7:14-27). Bu değişik formların bolluğuyla uygun olarak böyle listeler de yaygındır.” Kelly, Acts, s.84.

2.Bunun ve önceki problemin saygıyla ele alınış biçimi için Kelly, Acts, ss.84,85’e bakınız.

3.Daily Notes of the Scripture Union, May (Mayıs) 31, 1969.