Eyüp 2

Ç. Dördüncü Sahne: Cennet – RAB’bin Huzuru (2:1-6)

İkinci bölümde, Şeytan’ın tekrar RAB’bin önüne çıktığını görüyoruz. Şeytan bu kez, Tanrı kendisine Eyüp’ün bedenine dokunma iznini verirse, onun Tanrı’ya olan sadakatinin kaybolacağını ima etmektedir. Şeytan’a bunu yapması için izin verilir.

D. Beşinci Sahne: Ûs – Eyüp’ün Kendisine Gelen Felaket (2:7-13)

2:7-10   Bunun üzerine Eyüp’ün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıktı. Durumu öylesine kötüydü ki, karısı bile ona, “Tanrı’ya söv de öl bari!” diye ısrar etti. Ama Eyüp şöyle yanıt verdi: “Tanrı’dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?” Harold St. John, aşağıdaki paragrafta, Eyüp’ün karısına ilişkin şunları yazar:

Erkek yorumcuların Eyüp’ün karısı hakkında yazdıkları tüm zalim ve tek yanlı sözleri düşündüğümde, cinsiyetim konusunda umutsuzluğa kapılır gibi oluyorum; bir kadını anlamak için kadın olmak gerekir ve bir kadın yazar (Adı sanırım Louise Haughton’du) bunu başarmıştır. Eyüp’ün karısı, Eyüp’ün üzüntülerini onunla paylaştığı sürece, başlarına gelenlere cesurca katlanmıştı. Ama Eyüp yeni bir sıkıntıyla karşılaşıp karısını bu ‘sıkıntı odasının’ dışında bıraktığında, karısı yıkıldı. Çünkü onun için katlanılmaz tek acı, kocasıyla paylaşmasının yasaklanışıydı. 1

2:11-13   Bundan kısa bir süre sonra, üç arkadaşı Eyüp’ün uğradığı felaketi duydular ve teselli edici sözlerle onu rahatlatmak için ziyaret etmeye karar verdiler. Arkadaşları Elifaz, Bildat ve Sofar’dı.

Ancak, Eyüp’ün acınacak ve sefil durumunu gördüklerinde öylesine dehşete düştüler ki, yedi gün yedi gece onunla konuşamadılar!

 

Kutsal Kitap

1 Başka bir gün ilahi varlıklar RABbin huzuruna çıkmak için geldiklerinde Şeytan da RABbin huzuruna çıkmak için onlarla gelmişti.
2 RAB Şeytana, ‹‹Nereden geliyorsun?›› dedi. Şeytan, ‹‹Dünyada gezip dolaşmaktan›› diye yanıtladı.
3 RAB, ‹‹Kulum Eyüpe bakıp da düşündün mü?›› dedi, ‹‹Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrıdan korkar, kötülükten kaçınır. Onu boş yere yok etmek için beni kışkırttın, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.››
4 ‹‹Cana can!›› diye yanıtladı Şeytan, ‹‹İnsan canı için her şeyini verir.
5 Elini uzat da, onun etine, kemiğine dokun, yüzüne karşı sövecektir.››
6 RAB, ‹‹Peki›› dedi, ‹‹Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.››
7 Böylece Şeytan RABbin huzurundan ayrıldı. Eyüpün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıkardı.
8 Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
9 Karısı, ‹‹Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?›› dedi, ‹‹Tanrıya söv de öl bari!››
10 Eyüp, ‹‹Aptal kadınlar gibi konuşuyorsun›› diye karşılık verdi, ‹‹Nasıl olur? Tanrıdan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?›› Bütün bu olaylara karşın Eyüpün ağzından günah sayılabilecek bir söz çıkmadı.
11 Eyüpün üç dostu -Temanlı Elifaz, Şuahlı Bildat, Naamalı Sofar- Eyüpün başına gelen bunca kötülüğü duyunca kalkıp bir araya geldiler. Acısını paylaşmak, onu avutmak için yanına gitmek üzere anlaştılar.
12 Uzaktan onu tanıyamadılar; yüksek sesle ağlayıp kaftanlarını yırtarak başlarına toprak saçtılar.
13 Yedi gün yedi gece onunla birlikte yere oturdular. Kimse ağzını açmadı, çünkü ne denli acı çektiğini görüyorlardı.

1. Harold St. John, Job, The Lights and Shadows of Eternity, s.9.