Eyüp 3

II. EYÜP VE ARKADAŞLARI ARASINDAKİ FİKİR TARTIŞMASI (3-31. Bölümler)

3’üncü bölüm, Eyüp ve arkadaşlarının karşılıklı konuşmalarıyla başlar. Bu, kitabın en geniş ve en karışık bölümüdür. Ridout bu konuda şöyle bir yorum yapar:

Bu bölüm için en iyi başlık, karışıklık olurdu. Çünkü bölüm bir tartışma, kınama, suçlama, şüphe, yarı doğru teoriler ve birden parlayan iman ve umut kümesinden oluşmaktadır. Her şey üstün bir şiirsel güzellikte, doğuya ait o muhteşem mecaz zenginliğiyle yazılmıştır. Dikkatsiz bir okuyucu için bölümde gelişme yokmuş gibi görünebilir, ama gerçek bunun tam tersidir. Tanrı halkının bu bölümlerden birkaç tanıdık, güzel ve sık alıntı yapılan ayetin çok ötesinde şeyler kazandığı itiraf edilmelidir. 1

Bu karşılıklı konuşmalar üç kısma bölünebilir: Önce Eyüp konuşur, sonra arkadaşlarından biri onu yanıtlar; Eyüp karşılık verir, arkadaşlarından biri derhal Eyüp’ü yanıtlar; zavallı Eyüp kendisini tekrar savunmak zorunda kalır – üçüncü arkadaşı tarafından azarlanana kadar!

Üç bölümden oluşan karşılıklı konuşmalar aşağıdaki gibi gösterilebilir:


1. İlk Bölüm
Eyüp: 3. Bölüm
Elifaz: 4 ve 5. Bölümler
Eyüp: 6 ve 7. Bölümler
Bildat: 8. Bölüm
Eyüp: 9 ve 10. Bölümler
Sofar: 11. Bölüm
2. İkinci Bölüm
Eyüp: 12-14. Bölümler
Elifaz: 15. Bölüm
Eyüp: 16 ve 17. Bölümler
Bildat: 18. Bölüm
Eyüp: 19. Bölüm
Sofar: 20. Bölüm
3. Üçüncü Bölüm
Eyüp: 21. Bölüm
Elifaz: 22. Bölüm
Eyüp: 23 ve 24. Bölümler
Bildat: 25. Bölüm
Eyüp: 26-31. Bölümler
(Sofar bir daha konuşmaz.)

Üç arkadaşın suçlamaları şöyle özetlenebilir:

Elifaz, deneyimi ya da genel gözlemi vurgular: “Gördüm…” (4:8,15; 5:3; 15:7; 22:19).

Bildat, geleneğin ve ataların yetkisinin sesidir (8:8). “Konuşmaları özdeyişlerden oluşmasına ve gerçekleri dile getirmesine rağmen, herkesin yavan ve tatsız bulduğu dindar sözlerden öteye gitmez (9:1-3; 13:2).” 2

Sofar yasacı ve dindar öğütler verir (11:14,15). “Tanrı’nın herhangi bir konuda ne yapacağını, bunu niye yapacağını ve bu konuda neler düşündüğünü bildiğini söylemeye cüret eder.” 3 Fikirleri dogmatik varsayımlardan oluşur.

Kitabın geri kalan bölümünde, Elihu adındaki genç adam uzun bir konuşma yapar (32-37. bölümler). Daha sonra Tanrı’yla Eyüp arasında bir diyalog başlar (38-42. bölümler). Eyüp bölümü önsözle uyuşan, düz yazı biçimindeki bir sonsözle biter.

A. Konuşmaların Sırası (3-14. Bölümler)

1. Eyüp’ün Açılış Ağıtı (3. Bölüm)

3:1-9   Bu bölüme, “Mutsuz Doğum Günü” adını vermek yerinde olurdu, çünkü Eyüp bu bölümde doğduğu günü lanetler, ölümün bereketlerini över ve ölemediği için yakınır! “Bir oğul (kendisi) doğdu” denen gecenin yok olmasını ister.

3:10-12   Ana rahmine düşüp doğan Eyüp, neden doğduğu gün ölememiştir? (Burada, Eyüp’ün çektiği korkunç acı ve üzüntüye rağmen, tarihte sık rastlanılan ve günümüzde uygulanmaya devam eden kötülüklerden biri olan kürtajdan ya da yeni doğan bir çocuğu öldürmekten söz etmediğini belirtmemizde yarar var).

3:13-19   Eyüp, ölümü yorgunların dinlendiği, küçük büyük herkesin bir arada bulunduğu ve kölenin efendisinden özgür kılındığı bir yer olarak över.

3:20-26   Sonra yaşam ışığının kendisi gibi sefalet içinde olanlara neden verildiğini sorgular ve adeta bir define ararcasına ölümü özler.

25’inci ayet çok ünlüdür:

Korktuğum, çekindiğim başıma geldi.

Bu, Eyüp’ün mutlu ve zengin günlerinde bile sahip olduklarını kaybetme korkusu yaşadığı anlamına gelebilir mi? Bu, çok zengin kişilerin ortak niteliğidir: Zenginliklerini kaybetme ve sade bir yaşam sürmek zorunda kalma konusunda duydukları büyük korku. Zenginlik, gerçek güvenliği sağlamaz; gerçek güvenliği sağlayabilen, yalnızca Tanrı’dır.

 

Kutsal Kitap

1-2 Sonunda Eyüp ağzını açtı ve doğduğu güne lanet edip şöyle dedi:
3 ‹‹Doğduğum gün yok olsun,
‹Bir oğul doğdu› denen gece yok olsun!
4 Karanlığa bürünsün o gün,
Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin,
Üzerine ışık doğmasın.
5 Karanlık ve ölüm gölgesi sahip çıksın o güne,
Bulut çöksün üzerine;
Işığını karanlık söndürsün.
6 Zifiri karanlık yutsun o geceyi,
Yılın günleri arasında sayılmasın,
Aylardan hiçbirine girmesin.
7 Kısır olsun o gece,
Sevinç sesi duyulmasın içinde.
8 Günleri lanetleyenler,
Livyatanı uyandırmaya hazır olanlar,
O günü lanetlesin.
9 Akşamının yıldızları kararsın,
Boş yere aydınlığı beklesin,
Tan atışını görmesin.
10 Çünkü sıkıntı yüzü görmemem için
Anamın rahminin kapılarını üstüme kapamadı.
11 ‹‹Neden doğarken ölmedim,
Rahimden çıkarken son soluğumu vermedim?
12 Neden beni dizler,
Emeyim diye memeler karşıladı?
13 Çünkü şimdi huzur içinde yatmış,
Uyuyup dinlenmiş olurdum;
14 Yaptırdıkları kentler şimdi viran olan
Dünya kralları ve danışmanlarıyla birlikte,
15 Evlerini gümüşle dolduran
Altın sahibi önderlerle birlikte.
16 Neden düşük bir çocuk gibi,
Gün yüzü görmemiş yavrular gibi toprağa gömülmedim?
17 Orada kötüler kargaşayı bırakır,
Yorgunlar rahat eder.
18 Tutsaklar huzur içinde yaşar,
Angaryacının sesini duymazlar.
19 Küçük de büyük de oradadır,
Köle efendisinden özgürdür.
20 ‹‹Niçin sıkıntı çekenlere ışık,
Acı içindekilere yaşam verilir?
21 Oysa onlar gelmeyen ölümü özler,
Onu define arar gibi ararlar;
22 Mezara kavuşunca
Neşeden coşar, sevinç bulurlar.
23 Neden yaşam verilir nereye gideceğini bilmeyen insana,
Çevresini Tanrının çitle çevirdiği kişiye?
24 Çünkü iniltim ekmekten önce geliyor,
Su gibi dökülmekte feryadım.
25 Korktuğum,
Çekindiğim başıma geldi.
26 Huzur yok, sükûnet yok, rahat yok,
Yalnız kargaşa var.››

1. Ridout, Job, s.33.

2. The New Scofield Study Bible, New King James Version, s.595.

3. A.g.e., s.598.