Eyüp 39

39:1-8   Eyüp’e, Tanrı’dan başka hiç kimsenin tam olarak vahşi dağ keçilerinin ve geyiklerin gebelik dönemlerini, doğurma alışkanlıklarını ve içgüdülerini bilemeyeceği hatırlatılır. Yaban eşeği sınırlanmayı, şehir yaşamını ve koşum takımını küçümser, dağlık alanlarda ot arayarak dolaşır.

39:9-18   Yaban öküzü de aynı şekilde yaşamı boyunca saban sürmeyi ve yük taşımayı reddeder. Ya sıra dışı kanatlarıyla devekuşuna ne demeli? Bazı yaptıkları akılsızcadır: Yumurtalarını kırılacakları yerlere bırakır ve yavrularına sert davranır, ama bir yarışta atı ve binicisini geçebilir!

39:19-25   Tanrı Eyüp’e, savaş atlarına gücü kendisinin mi verdiğini,  dalgalanan yelesini boynuna kendisinin mi giydirdiğini sorar? Gururlu kişnemesiyle, uzaklıkları hızla ve hırsla yutan bu kibirli hayvan, savaşa azimle dört nala koşar. Gürleyen seslere, borulara ya da parıldayan mızrak ve kargılara hiç aldırmaz.

39:26-30   Güneye süzülmesi için atmacaya bilgeliği veren Eyüp müydü? Kartala uçmayı öğreten, yuvasını sarp ve kayalık uçurumlarda kurduran, çok uzaktan leşleri fark etmesini sağlayan ve yavrularını yiyecek bulması için eğiten o muydu?

 

Kutsal Kitap

1 ‹‹Dağ keçilerinin ne zaman doğurduğunu biliyor musun?
Geyiklerin yavruladığı zamanı sen mi gözlüyorsun?
2 Sen mi sayıyorsun doğuruncaya dek geçirdikleri ayları?
Doğurdukları zamanı biliyor musun?
3 Çöküp yavrularını doğurur,
Kurtulurlar sancılarından.
4 Güçlenir, kırda büyür yavrular,
Gider, bir daha dönmezler.
5 ‹‹Kim yaban eşeğini başı boş gönderdi,
Kim bağlarını çözdü?
6 Yurt olarak ona bozkırı,
Barınak olarak tuzlayı verdim.
7 Kentteki kargaşaya güler o,
Sürücünün bağırdığını duymaz.
8 Otlamak için tepeleri dolaşır,
Yeşillik arar.
9 ‹‹Yaban öküzü sana kulluk etmek ister mi?
Geceyi senin yemliğinin yanında geçirir mi?
10 Sabanla yarık açsın diye ona bağ vurabilir misin?
Arkanda, ovalarda tırmık çeker mi?
11 Çok güçlü diye ona bel bağlayabilir misin?
Ağır işini ona bırakabilir misin?
12 Ekinini getireceğine,
Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?
13 ‹‹Devekuşunun kanatları sevinçle dalgalanır,
Ama leyleğin kanatları ve tüyleriyle kıyaslanamaz.
14 Devekuşu yumurtalarını yere bırakır,
Onları kumda ısıtır,
15 Ayak altında ezilebileceklerini,
Yabanıl hayvanlarca çiğnenebileceklerini düşünmez.
16 Yavrularına sert davranır, kendinin değilmiş gibi,
Çektiği zahmetin boşa gideceğine üzülmez.
17 Çünkü Tanrı ona bilgelik bağışlamamış,
Anlayıştan pay vermemiştir.
18 Yine de koşmak için kabarınca
Ata ve binicisine güler.
19 ‹‹Sen mi ata güç verdin,
Dalgalanan yeleyi boynuna giydirdin?
20 Sen misin onu çekirge gibi sıçratan,
Gururlu kişnemesiyle korku saçtıran?
21 Ayakları toprağı şiddetle eşer,
Gücünden ötürü sevinçle coşar,
Savaşçının üstüne yürür.
22 Korkuya güler, hiçbir şeyden yılmaz,
Kılıç önünde geri adım atmaz.
23 Ok kılıfı, parıldayan mızrak ve pala
Üzerinde takırdar atın.
24 Coşku ve heyecanla uzaklıkları yutar,
Boru çalınca duramaz yerinde.
25 Boru çaldıkça, ‹Hi!› diye kişner,
Savaş kokusunu, komutanların gürleyen sesini,
Savaş çığlıklarını uzaklardan duyar.
26 ‹‹Atmaca senin bilgeliğinle mi süzülüyor,
Kanatlarını güneye doğru açıyor?
27 Kartal senin buyruğunla mı yükseliyor,
Yuvasını yükseklere kuruyor?
28 Uçurum kenarlarında konaklıyor,
Sivri kayalar onun kalesi.
29 Oradan gözetliyor yiyeceğini,
Gözleri avını uzaktan seçiyor.
30 Onun yavruları kanla beslenir,
Leşler neredeyse, o da oradadır.››