Eyüp 41

3. Eyüp’ün Livyatan’ı Düşünmeye Davet Edilişi (41. Bölüm)

Tanrı, Eyüp’ün şikayetlerine doğrudan yanıt vermemiştir. Yalnızca, “Böylesine büyük yüce ve görkemli Olan’ın bilgeliğine, sevgisine ve gücüne güvenmelisin” demektedir.

41:1-9   Suda ve karada yaşayan bir diğer yaratık ise, Livyatan’dır. Tanrı onu eşsiz yaratmıştır. Eyüp Livyatan’a gem vurabilir mi? “Elini ezerine koy da, çıkacak çıngarı gör, bir daha yapmayacaksın bunu” (8. ayet). Eski Kenan edebiyatında Livyatan ifadesi, “Yedi başlı bir deniz canavarına” işaret ederdi. Ama Andersen’in değindiği gibi, bu ifade Livyatan’ın bu şiirdeki mitolojik bir canavar olduğunu kanıtlamaz. 1

İngilizce’de, sözcüklerin putperest yazın kaynaklarında taşıdıkları anlamı bilmeden, Perşembe, Ocak ve cehennem gibi sözcükler kullanırız. Sözcüklerin kullanılışı, anlamlarını etkiler. Tanrı, Eyüp’e burada, bu gün hangisi olduğundan kesinlikle emin olamadığımız, ama varlığı gerçek olan bir yaratığı düşünmesi için meydan okumaktadır. Bu konuda rağbet gören seçim, Nil timsahıdır ve buradaki tanımın çeşitli bölümleri bu sürüngenin özellikleriyle uyuşur.

Behemot bir kara hayvanı, Livyatan ise bir su yaratığıdır. İnsan onu çengel ve halatla yakalayamaz. Onu evcilleştiremez. Eti lezzetli değildir. Zırhı andıran derisi, zıpkın ve mızraklara direnir. Görünüşü, işine karışmak isteyenlerin cesaretini kırar.

41:10,11   Tanrı uygun bir soru sormak için tanımlamayı yarıda keser: Eğer insanlar yalnızca bir yaratıktan bu kadar dehşete düşerlerse, her şeyi yaratan, sonsuz olan, hiç kimseye bağımlı olmayan, her şeyin sahibi ve Yaratıcısı olan Tanrı’dan ne kadar çok korkmalıdırlar? Kline şu yorumu yapar:

Bu bölümün ana fikri şudur: Eyüp, Yaratıcı’nın tahtına göz dikme ahmaklığında bulunan bir yaratığı, kendisi de yaratık olduğu için, alt edemeyecek güçsüzlükte olduğunu keşfedecektir. 2

41:12-34   Tekrar Livyatan’a dönelim. Bedeni ağır ve iridir. Büyük bir güce sahiptir. Derisi sert ve koruyucu bir örtüdür. Dizginlenemez. Ağzı ve dişleri mengene gibidir. Derisi ve pula benzer kabukları iki katlı bir zırhı andırır. Rab, şiirsel ifadelerle, aksırmasını, gözlerini, ağzını ve uyarıldığında korkunç olan burun deliklerini tanımlar. Livyatan’ın gücü müthiştir ve eti sıkıdır. Hiçbir şeyden korkmaz. Kuyruğuyla çevresini kamçıladığında, en yiğit yürekleri bile korkuyla doldurur. Normal silahlar onu etkilemez. Çamurda sürünerek ilerlediğinde, keskin çömlek parçalarını andıran karnının altı, çamura bir döven gibi uzanır. Suyu, kaynayan bir kaba çevirir ve ardında fosfor gibi ışıldayan beyaz bir iz bırakır. Büyük şiirsel abartmanın (Hiperbol) doğudaki kullanımına geniş ölçüde izin verildiğinde bile, en büyük timsahın nasıl olup da “Gururlu her varlığın kralı” olarak çağırıldığını anlamak zordur. 3

Vahşi hayvanların ve olası dinozorların bu bölümlerdeki tanımları, Tanrı’nın görkemini, gücünü ve büyüklüğünü yansıtır. Bunlar O’nun yarattığı canlılardır. O, yarattıklarını kendi görkem ve gücünü resmetmek için kullanır. Bu nedenle geyik ya da kuzgun gibi zararsız hayvanlarla başlaması, daha sonra ise kademeli olarak yaratıkların en büyüğü olan karadaki Behemot’a ve tüm hayvanların kralı olan Livyatan’a geçmesi şaşırtıcı değildir.

 

Kutsal Kitap

1 ‹‹Livyatanı çengelle çekebilir misin,
Dilini halatla bağlayabilir misin? olarak bilinmiyor. Timsah ya da soyu tükenmiş bir hayvan olduğu sanılıyor.
2 Burnuna sazdan ip takabilir misin,
Kancayla çenesini delebilir misin?
3 Yalvarıp yakarır mı sana,
Tatlı tatlı konuşur mu?
4 Seninle antlaşma yapar mı,
Onu ömür boyu köle edesin diye?
5 Kuşla oynar gibi onunla oynayabilir misin,
Hizmetçilerin eğlensin diye ona tasma takabilir misin?
6 Balıkçılar onun üzerine pazarlık eder mi?
Tüccarlar aralarında onu böler mi?
7 Derisini zıpkınlarla,
Başını mızraklarla doldurabilir misin?
8 Elini üzerine koy da, çıkacak çıngarı gör,
Bir daha yapmayacaksın bunu.
9 Onu yakalamak için umutlanma,
Görünüşü bile insanın ödünü patlatır.
10 Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur.
Öyleyse benim karşımda kim durabilir?
11 Kim benden hesap vermemi isteyebilir?
Göklerin altında ne varsa bana aittir.
12 ‹‹Onun kolları, bacakları,
Zorlu gücü, güzel yapısı hakkında
Konuşmadan edemeyeceğim.
13 Onun giysisinin önünü kim açabilir?
Kim onun iki katlı zırhını delebilir? (bkz. Septuaginta), Masoretik metin ‹‹Kim çift gem takmak için ona yaklaşabilir?››
14 Ağzının kapılarını açmaya kim yeltenebilir,
Dehşet verici dişleri karşısında?
15 Sımsıkı kenetlenmiştir
Sırtındakifö sıra sıra pullar, Masoretik metin ‹‹Gurur duyduğu››.
16 Öyle yakındır ki birbirine
Aralarından hava bile geçmez.
17 Birbirlerine geçmişler,
Yapışmış, ayrılmazlar.
18 Aksırması ışık saçar,
Gözleri şafak gibi parıldar.
19 Ağzından alevler fışkırır,
Kıvılcımlar saçılır.
20 Kaynayan kazandan,
Yanan sazdan çıkan duman gibi
Burnundan duman tüter.
21 Soluğu kömürleri tutuşturur,
Alev çıkar ağzından.
22 Boynu güçlüdür,
Dehşet önü sıra gider.
23 Etinin katmerleri birbirine yapışmış,
Sertleşmiş üzerinde, kımıldamazlar.
24 Göğsü taş gibi serttir,
Değirmenin alt taşı gibi sert.
25 Ayağa kalktı mı güçlüler dehşete düşer,
Çıkardığı gürültüden ödleri patlar.
26 Üzerine gidildi mi ne kılıç işler,
Ne mızrak, ne cirit, ne de kargı.
27 Demir saman gibi gelir ona,
Tunç çürük odun gibi.
28 Oklar onu kaçırmaz,
Anız gibi gelir ona sapan taşları.
29 Anız sayılır onun için topuzlar,
Vınlayan palaya güler.
30 Keskin çömlek parçaları gibidir karnının altı,
Döven gibi uzanır çamura.
31 Derin suları kaynayan kazan gibi fokurdatır,
Denizi merhem çömleği gibi karıştırır.
32 Ardında parlak bir iz bırakır,
İnsan enginin saçları ağarmış sanır.
33 Yeryüzünde bir eşi daha yoktur,
Korkusuz bir yaratıktır.
34 Kendini büyük gören her varlığı aşağılar,
Gururlu her varlığın kralı odur.››

1. Andersen, Job, s.289.

2. Kline, “Job”, s.488.

3. Eyüp 41’de tanımlanan Livyatan, akla boynu uzun, başı küçük ve dört ayağı küreğe benzeyen bir sürüngeni getirir. Bu sürüngenin eski çağlarda yaşamış olan çok büyük bir deniz sürüngeni olduğuna ve neslinin tükendiğine inanılır. Bu ta­nımlama, İskoçya Loch Ness’de görüldüğü bildirilen gizemli yaratıklara da benze­mektedir.