Filipililer 1

YORUM

I. PAVLUS’UN SELAMLAMASI, ÖVGÜSÜ VE DUASI (1:1-11)

1:1   Mektubun yazıldığı sırada Pavlus ve Timoteos birlikteydiler. Ancak bu, Timoteos’un mektubu yazmaya yardım ettiği anlamına gelmez. Pavlus, Filipi’yi ilk ziyaret ettiğinde onunla olduğundan oradaki kutsallarca tanınıyordu.

Timoteos genç olmasına karşılık Pavlus artık yaşlanmıştır (Flm.9). Böylece gençlik ve yaşlılık, efendilerin en iyisinin hizmetinde yan yana çalışıyordu. Jovvett bunu güzel bir şekilde açıklar: “Bu ilk ve sonbaharın, şevk ve tecrübenin, itici güç ve hikmetin, sevgi dolu umutla sakinlik ve zengin güvenin birleşmesidir.” 1

Her ikisi de İsa Mesih’in köleleri olarak tanımlanır. Her ikisi de Efendilerini seviyorlardı. Golgota’nın bağları onları Kurtarıcılarının hizmetine sonsuza dek bağladı.

Mektup gözetmenler ve görevlilerle birlikte Mesih İsa’ya ait bütün kutsallara hitap eder. Bütün sözcüğü bu mektupta sık sık geçer. Pavlus’un sevgi dolu ilgisi Rab’bin halkının tümüne yöneliktir.

Filipi’deki Mesih İsa’ya ait kutsallar imanlıların çifte durumunu tanımlar. Ruhsal durumlarına bakınca onlar İsa Mesih’te olarak Tanrı tarafından ayrılmışlardı. Coğrafi olarak ise Filipideydiler. Aynı anda iki yer!

Elçi, ardından gözetmen ve görevlilerden söz eder. Gözetmenler kilisenin ihtiyarları ya da Tanrı’nın topluluğuyla ilgilenen, onları Tanrı’ya yönlendiren örnek kişilerdi. Öte yandan görevlilerse kilisenin büyük olasılıkla öncelikle maddi işlerine bakan hizmetlilerdi.

Kiliselerde yalnızca bu üç büyük grup vardı: Kutsallar, gözetmenler ve görevliler. Ruhban kişi konumunda bir sorumlu olsaydı Pavlus söz ederdi. O bunun yerine yalnızca gözetmenler (çoğul) ve görevlilerden (yine çoğul) söz ediyor.

Burada ilk yıllardaki topluluk yaşamının sadeliğinin kayda değer bir resmini görüyoruz. İlkin kutsallar belirtiliyor, sonra onların ruhsal rehberleri ve en son olarak da geçici hizmetliler. Hepsi bu kadar!

1:2   Pavlus kendine özgü selamlayışında kutsallara lütuf… ve esenlik diler. Buradaki lütuf, bir günahlının iman etmesiyle gelen lütuftan çok, gerektiğinde kişinin Tanrı’nın lütuf tahtından sürekli alması gereken lütuftur (İbr.4:16). Aynı şekilde, Pavlus’un onlar için dilediği esenlik de zaten kendilerinin olan Tanrıdaki esenlikten daha çok, dua ve şükranla gelen Tanrı esenliğidir (4:6,7).

Her iki bereket de Babamız olan Tanrı ve Rab İsa Mesih’ten gelir. Elçi, Baba’yı onurlandırdığı gibi Oğul’u da onurlandırmaktadır (Yu.5:23). İsa Mesih’in Tanrılığı konusunda Pavlus’un kuşkusu yoktur.

1:3   Pavlus bu ayete bir şükran ilahisiyle başlar. Bu, elçi için yeni bir şey değildir. Pavlus ve Silas’ın ilk ziyaretlerinde de Filipi’deki hapishanenin duvarlarında ilahiler yankılanmıştı. Bunları yazarken muhtemelen Roma’da tutukludur. Filipililer’i her hatırlayışı, yüreğinde şükran duyguları uyandırdı. Onlar yalnızca imandaki çocukları değil, aynı zamanda birçok yönden örnek bir kiliseydiler.

1:4   Her duasında Filipililer için sevinçle dilekte bulundu. Ona göre onlar için dua etmek tam bir zevkti. Ağır ve sıkıcı bir iş değil. Bu ve Pavlus’un yazdığı birçok benzeri bölümden onun bir dua adamı olduğunu öğreniyoruz. Onun Tanrı tarafından böylesine güzel bir şekilde kullanılmasının nedenini daha fazla araştırmaya gerek yoktur. Gezilerinin kapsamını ve tanıdığı Mesih inanlılarının çokluğunu hatırladığımızda onun herkesle kişisel ve içten bir şekilde ilgilenişine hayran kalıyoruz.

1:5   Pavlus’un şükretmesinin asıl nedeni ilk günden şimdiye dek Müjdenin yayılmasında gösterdikleri işbirliğidir. İşbirliği her ne kadar maddi yardım içeriyorsa da, aynı işbirliği, iyi haberin yayılmasına yardım, yürekten bağlılık ve dua desteğine dek uzanıyordu. Pavlus ilk günden söz ettiğinde, zindancının hâlâ sağ olup olmadığını merak etmekten kendimizi alamayız. Eğer hâlâ sağ ise, Pavlus’un Filipililer’e yazdığı mektuba bu şekilde başlaması elbette ki onun yüreğinde duygusal fırtınalara neden olmuştur.

1:6   Elçi iman yaşamına iyi bir başlangıç yapmış olanları düşününce, Tanrı’nın başladığı iyi işi bitireceğine dair içinde güveni tazelenmektedir.

İyiliğin başladığı işi
gücünün dokunuşuyla bitirecektir,
vaadi ise asla ceza olarak yitirilmemiş
‘evet’ ve ‘Amin’dir
   — Augustus M. Toplady

İyi iş, kurtuluş anlamına gelebileceği gibi, Müjde’nin yayılmasında etkin maddi katılımlar anlamına da gelebilir. Mesih İsa’nın günü O’nun tekrar gelip Kendisininkileri göğe alacağı zamanı işaret ederken, ayrıca O’na olan hizmetin gözden geçirilip ödüllendirileceği Mesih’in Yargı Kürsüsünü de kapsamaktadır.

1:7 Pavlus, Filipililer için şükretmekte haklı olduğunu hissediyor. Yüreğinde onların kendisine denenmede, hapiste ya da Müjde’yi savunup doğrulamak için yaptığı gezilerde nasıl destek olduklarını hatırlayıp sevinç duyuyor. Müjde’nin doğrulanması, bildirinin iman edenlerin yüreklerinde daha da sağlamlaştırılması anlamına gelirken, Müjde’nin savunulması eleştirileri yanıtlamayı işaret etmektedir. W.E. Vine şöyle der: “Müjde hem düşmanlarını harap eder, hem de dostlarını güçlendirir.” 2 Bu lütuf, şiddetli karşı koymalara rağmen, Rab’bin işini sürdürmek için Tanrı’dan gelen hak edilmemiş güç anlamındadır.

1:8  Onların güvenilir işbirliğinin anısı, elçide tekrar onlarla birlikte olma özlemi doğuruyor. Onları Mesih İsa’nın sevgisiyle nasıl özlediğine Tanrı’yı tanık gösteriyor. Pavlus’un sevgisini böyle ifade etmesi, onun bir Yahudi olarak doğduğunu ve diğer uluslardan olan insanlara yazdığını hatırladığımızda daha büyük bir anlam kazanır. Tanrı lütfu, eskiden kalan düşmanlığı ortadan kaldırmıştır ve şimdi hepsi Mesih’te birdir.

1:9 Şükran duygusu duayı da beraberinde getirir. Pavlus onlar için zenginlik, rahatlık ve sıkıntılarından kurtuluş mu dileyecektir? Hayır, yalnızca sevgilerinin bilgi ve her tür sezgide sürekli artmasını diliyor. Hıristiyan yaşamının ilk amacı Tanrı’yı ve insanı sevmektir. Ancak sevgi yalnızca bir duygu meselesi değildir. Rab’be etkili bir şekilde hizmet etmek için zekâmızı ve sezgimizi de kullanmalıyız. Yoksa çabalarımız boşa çıkabilir. Dolayısıyla Pavlus burada yalnız Filipililer’in Mesih’in sevgisini göstermeye devam etmesi için değil, sevgilerinin tüm bilgi ve her tür sezgide uygulanması için de dua ediyor.

1:10   Böylece bilgilendirilmiş sevgi onların daha üstün değerleri ayırt edebilmesini mümkün kılacaktır. Yaşamın tüm alanlarında bazı şeyler iyi, bazıları ise daha iyidir. İyi, çoğu kez en iyinin düşmanıdır. Etkili bir hizmet için bu ayrımlar yapılmalıdır.

Bilgilendirilmiş sevgi ayrıca onların kuşkulu ya da kesinlikle yanlış şeylerden sakınmalarını da mümkün kılacaktır. Pavlus onların doğru, 3 yani Mesih’in gününde saf ve kusursuz olmalarını istiyor. Kusursuz olmak günahsız olmak demek değildir. Hepimiz günah işleriz, ancak kusursuz kişi, günahını itiraf edip bırakan ve haksızlık ettiklerinden af dileyip her fırsatta durumunu düzeltmeye çalışandır.

6. ayetteki gibi Mesih’in günü, Mesih’in tekrar gelişini ve imanlıların işlerini yargılayacağı zamanı belirtir.

1:11   Elçi duasının sonunda Mesih inanlılarının doğruluğun meyveleriyle dolmalarını, yani doğruluğun ürettiği meyvelerle ya da doğru bir yaşamı oluşturan Mesih inancıyla dolmalarını istiyor. Bu doğrulukların kaynağı İsa Mesih, amacı da Tanrı’nın yüceliği ve övgüsüdür. Pavlus’un bu duası Yeşaya 61:3’deki sözlerle tam anlamıyla paraleldir: “Öyle ki, RAB’bin görkemini yansıtmak için, onlara ‘RAB’bin diktiği doğruluk ağaçları’ densin.”

Lehman Strauss şöyle yazar: “Meyve” sözcüğü bizim Mesih’le olan ilişkimiz ve O’nun bizden bekledikleriyle yakından ilişkilidir. Bir asmadaki dalların amacı meyve taşımaktır.” 4

II. PAVLUS’UN TUTUKLANMASI, UMUTLARI VE KARARLI OLMAYA ÇAĞRISI (1:12-30)

1:12   Dua sona erer. Ardından Pavlus tutukluluğundan doğan iyi sonuçları, yani bereketleri yineler. Jowett bu bölüme “Şanssızlığın şansı” adını verir.

Elçi, kardeşlerin onun başına gelenlerin, yani yargılanıp tutuklanmasının birçoklarının beklediğinin tersine Müjde’nin engellenmesine değil, yayılmasına yaradığını bilmelerini istiyor. Bu, insanların ve Şeytan’ın kötü planlarını Tanrı’nın nasıl geçersiz kılıp trajedi gibi gözüken durumlardan zafer çıkardığının bir diğer resmidir.

1:13   Her şeyden önce Pavlus’un zincirleri O’nun Mesih’te olduğunu açıklıyordu. Bu yolla elçi, bir suçlu ya da kötülük eden biri olduğu için değil, Mesih’e olan tanıklığının sonucu olarak tutuklandığının birçok kişi tarafından öğrenildiğini belirtmiş oluyor.

Zincirlerin gerçek nedeni saray muhafızları ve diğer kişiler tarafından öğrenilmiş oldu. Saray muhafızlarının iki anlamı olabilir:

  1. İmparatorun bulunduğu sarayı koruyan, Roma askerlerinden oluşan tüm muhafız kıtası, ya da
  2. Tüm saray ki bu, onun içinde bulunan herkesi kapsar.

Her iki durumda da Pavlus bunun, tutuklu olduğu yerdeki Romalı güçlerin temsilcilerine, bir tanıklık olduğunu söylüyor.

T.W. Drury şöyle der:

Roma’nın tutuklunun koluna perçinlediği zincir, aynı zamanda ertesi gün Neronun yanında bulunabileceklerin arasında Mesih için sabırla çekilen acının öyküsünü anlatabilecek bir kişiyi de garanti ediyordu. 5

1:14   Tutukluluğunun ikinci bir yararı da diğer imanlıların Rab İsa’ya tanıklık etme konusunda daha da cesurlaşmalarıydı. Zulüm çoğu zaman sakin ve çekingen imanlıları cesur tanıklara dönüştürme etkisi yapar.

1:15   Bazı yüreklerdeki teşvik edici güç, kıskançlık ve rekabetti. Mesih’i kıskançlık ve çekişme nedeniyle duyurdular.

Diğerleri temiz ve içten güdülere sahip olup, Mesih’i iyi niyetle, elçiye dürüstçe yardım amacıyla tanıttılar.

1:16   Kıskanç vaizler böyle yapmakla, Pavlus’un tutukluluğunun daha sıkıntılı geçeceğini düşündüler. Duyurdukları şey iyiydi, ama karakterleri kötüydü. İman hizmetinin hırs, çekişme, gurur ve kıskançlıkla donanmış bedensel enerjiyle sürdürülebileceğini düşünmek üzücüdür. Bu bize Rab’be hizmet ederken güdülerimize dikkat etmemizin gerekliliğini öğretir. Bu hizmeti gösteriş, dinsel bir grubu geliştirmek ya da diğer Mesih inanlılarını yenmek için yapmamalıyız.

Bu, sevgimizin bilgi ve sezgide geliştirilmesi zorunluluğuna iyi bir örnektir.

1:17   Diğerleri ise Müjde’yi, Pavlus’un onu savunmaktaki kararlılığını bilerek temiz ve içten bir sevgiyle duyuruyorlardı. Onların hizmetinde bencil, insafsız ve ayrılıkçı hiçbir yön yoktu. Pavlus’un Müjde’yi cesurca savunduğu için hapsedildiğini çok iyi biliyorlardı. Dolayısıyla o hapisteyken işe devam etmekte kararlıydılar.

1:18   Pavlus başkalarının yanlış güdülerinden dolayı üzülmeyi reddediyor. Her iki grup tarafından da Mesih tanıtılmış oluyordu ve bu, onun sevinmesi için büyük bir nedendi.

Pavlus’un, böylesine zor koşullarda olmasına karşın kendine acıma ya da başkalarının ilgisini arama yoluna gitmemesi kayda değer bir noktadır. Tersine Rab’bin sevinci ile doludur ve okuyucularını da sevinmeye teşvik etmektedir.

1:19   Görünüşü yüreklendiricidir. Elçi olayların akışının kendisine kurtuluş getireceğini biliyor. Kurtuluş burada Pavlus’un canının kurtulması değil, hapishaneden kurtulması anlamındadır. Tanrı’nın onun kurtulmasında kullanacağı araçlar, Filipililer’in duası ve İsa Mesih’in Ruhu’nun yardımıdır. Burada Pavlus’un zayıf bir imanlılar grubunun dualarına verdiği öneme hayran kalıyoruz. Onları Roma’nın üstün gücü ve amaçlarını bozabilecek güce sahip kişiler olarak görüyor. Evet doğrudur; Mesih inanlıları duayla ulusların kaderini ve tarihin gidişini etkileyip değiştirebilirler.

İsa Mesih’in Ruhu’nun yardımı, Kutsal Ruh’un gücünün onun yararına yayılması anlamına gelir (Ruh’un ona vereceği güç). Bu genel olarak, “Ruh’un imanlılara, içinde bulundukları koşullar ne olursa olsun onların sağlam durabilmeleri için sağlayacağı sınırsız kaynaklara” işaret etmektedir.

1:20   Pavlus, imanlıların dualarını ve Kutsal Ruh’un yardımını düşününce, hiçbir zaman utandırılmayacağı yönündeki umudunu dile getirip, Mesih için cesur ve sözünü sakınmaz bir tanık olma dileğini açıklıyor.

Yargılama sürecinin sonucu ne olursa olsun, ister serbest bırakılsın, isterse ölüme mahkum edilsin, onun arzusu Mesih’in kendi bedeninde yüceltilmesidir. Yüceltmek, Mesih’i daha büyük yapmak demek değildir. O zaten yücedir ve O’nu hiçbir yolla daha büyük yapamayız. Ancak yüceltmek Mesih’in başkalarınca da sayılıp yüceltilmesini sağlamaktır. Guy King, Mesih’in hayattayken bedenimizle nasıl yüceltilebileceğini gösterir:

“O’nu dudaklarımızın sevinçle verdiği tanıklık aracılığıyla yüceltebiliriz, O’nu sevinçle hizmet eden ellerimizle yüceltebiliriz, O’nun haberini ulaştırmaktan mutluluk duyan ayaklarımızla yüceltebiliriz, O’nun krallığı için mutlu bir şekilde duada çöken dizlerimizle yüceltebiliriz, sevinçle birbirimizin yükünü taşıyan omuzlarımızla yüceltebiliriz.” 6

Mesih ayrıca ölümle de bedenlerimizde yüceltilebilir: O’nun hizmetinde yıpranmış bedenler, zalim mızraklarla delinmiş bedenler, taşlarla parçalanmış bedenler ya da kazığa bağlanıp yakılmış bedenler…

1:21   Burada Pavlus’un yaşam felsefesinin özetini görürüz. O, para, şöhret ya da zevk için yaşamadı. Yaşamının amacı Rab İsa’yı sevmek, O’na tapınmak ve hizmet etmekti. Yaşamının Mesih’in yaşamı gibi olmasını istedi. Kurtarıcının kendisinde yaşamasını istedi.

Ölmek kazançtır. Ölmek Mesih’le birlikte olmak ve sonsuza dek O’nun gibi olmaktır. Asla doğru yoldan ayrılmayan ayaklarla ve günah işlemeyen bir yürekle O’na hizmet etmektir. Genelde ölümü kazançlarımızdan biri olarak düşünmeyiz. Üzülerek söylemek gerekirse, bugünün düşüncesi şöyledir: “Yaşamak dünyasal bir kazanç, ölüm ise bu kazancın sonudur.” Ancak Jowett şöyle der: “Elçi Pavlus’a göre, ölüm tüm hazinelerimizin hızla bozulup çürüdüğü karanlık bir geçit değil, zarif bir geçiş yeridir; ışığa açılan korunaklı bir yoldur.” 7

1:22   Eğer Pavlus’un bu dünyada bir süre daha yaşaması Tanrı’nın isteğiyse, o zaman bu onun için yararlı işler anlamına gelecektir. Rab’bin halkına biraz daha yardım edebilecektir. Ancak bu onun için zor bir karardı: Sevdiği Kurtarıcısına gitmek ya da her zaman çok bağlı olduğu Rab’bin hizmeti için dünyada kalmak. Hangisini seçeceğini bilemiyordu.

1:23   İki seçenek arasında kalmak, iki olasılık arasında zor bir karar vermek durumunda kalmak demekti. Göksel evine dönmek ya da yeryüzünde İsa Mesih’in bir elçisi olarak kalmak!

Ayrılmayı ve çok daha iyi olan Mesih’le birlikte olmayı arzuluyordu. Eğer yalnızca kendi çıkarını düşünseydi, kuşkusuz bunu seçerdi.

Pavlus’un “canların uyuması” gibi bir öğretiye inanmadığına dikkat edin. O, Mesih inanlısının ölüm anında Mesih’le birlikte olmaya gittiğine ve bilinçli olarak Rab’bin huzurundaki sevince katıldığına inanıyordu. Onun için, bugün bazılarının yaptığı gibi şunu söylemek ne kadar gülünç olurdu: “Yaşamak Mesih’tir, uyku ise kazançtır” ya da “Ayrılmak ve uyumak daha iyidir.”

“Uyku” Yeni Antlaşma’da ölüm anındaki imanlının bedeni ile ilgili olarak kullanılır (1Se.4:14), can için değil. “Canların uyuması” bir söylencedir.

Ölümün, Kurtarıcının gelişiyle karıştırılmaması gerektiğine de dikkat edin. Ölüm anında biz O’nunla birlikte olmaya gidiyoruz. İkinci gelişinde ise o bize gelecek.

1:24   Filipililer’in hatırı için Pavlus’un dünyada kalması daha gerekliydi. İnsanın böyle bir ruha sahip bir adamın kendi çıkarını düşünmeyişinden etkilenmemesi olanaksızdır. Pavlus kendi konforunu ya da rahatını değil, tersine Mesih’in amacını ve O’nun halkının refahını nasıl ilerletilebileceğini düşünmektedir.

1:25   Bundan emin olarak – onun kutsalları yönlendirmek, rahatlatmak ve yüreklendirmek için yeryüzünde bir süre daha bulunması gerekiyordu – Pavlus o sıralarda ölmeyeceğini biliyordu. Peki nasıl? Onun Rab’be çok yakın yaşadığına, dolayısıyla da Kutsal Ruh’un bu bilgiyi ona verdiğine inanıyoruz. “Rab kendisinden korkanlarla paylaşır sırrını” (Mez.25:14). Derin düşünerek sakin bir şekilde Tanrı’nın önünde bekleyenler günlük yaşamın telaşı, koşuşturması ve gürültüsü yüzünden duyulmaz olan sırları işitirler. İşitmek için yakın olmanız gerekir; Pavlus yakındı.

Pavlus bedende kalarak, onların ruhsal gelişmelerini ilerletebilir ve Rab’be güvenerek elde ettikleri sevinci arttırabilirdi.

1:26   Dünyada daha çok kalıp hizmet edeceği bilindiğine göre Filipililer’in, Pavlus onları tekrar ziyaret ettiğinde, Rab’de sevinmeleri için fazladan bir nedenleri daha vardır. Pavlus Filipi’ye vardığında onların, Rab’bi büyük bir sevinçle yüceltip O’nu nasıl kucaklayıp öpeceklerini düşünmemek mümkün mü? Belki de şöyle diyeceklerdi: “Pavlus, biz senin için dua ettik, ama doğrusu seni tekrar burada göreceğimizi hiç ummuyorduk. Ancak şimdi seni bize tekrar yolladığı için Rab’be nasıl şükredelim!”

1:27   Pavlus şimdi bir uyarıda bulunuyor: “Ancak yaşayışınız Mesih’in müjdesine layık olsun” Mesih inanlıları Mesih gibi olmalıdırlar. Cennetin yurttaşları, oraya uygun davranmalıdırlar. Bulunduğumuz yere uygun şekilde davranmalıyız. Elçi tutarlılık konusundaki ricasına ek olarak, bağlılık konusunda da çağrıda bulunuyor. Özellikle de onları ister görsün ister uzakta olsun, onların tek bir ruhta dimdik durduklarını, Müjde uğruna tek bir can halinde birlikte mücadele ettiklerini duymayı arzuluyor. Mesih inanlılarının ortak bir düşmanı olduğu için, onlar birbirleriyle çekişmemeli, tersine düşmana karşı birleşmelidirler.

1:28   Müjde’nin düşmanlarından yılmaları da gerekmiyordu. Zulüm karşısında korkusuzluğun iki anlamı vardır. İlki Tanrı’ya karşı savaşanların mahvolacağının bir belirtisidir. İkincisi ise, düşmanın öfkesine karşı göğüs gerenlerin kurtuluşlarının bir belirtisidir. Kurtuluş burada gelecek zaman kipinde kullanılmıştır. Kutsalların ilerideki denemelerden kurtarılmasına ve de ruh ile can kadar bedeninin kurtuluşunu da işaret etmektedir.

1:29   Filipililer’in, Mesih’e inanmak kadar O’nun için elem çekmenin de bir ayrıcalık olduğunu hatırlamaları gerekir.

Dr. Griffith John’ın etrafı bir keresinde puta tapan saldırgan bir grup tarafından sarılmış ve dövülmüştü. Eliyle yüzünü kapatıp ardından da elini geri çekince, yüzünün kanlar içinde olduğunu gördü. “Olağanüstü yüce bir duygu onu sarmıştı ve O’nun adı uğruna acı çekmeye lâyık görüldüğü için sevinç duymaktaydı.” Acı çekmenin bile Hıristiyanlıkta böyle yüceltilmesi kayda değer bir durum değil midir? Gerçekten de “görünüşte önemsiz bir şey bile, sonsuz olanla ilişkiye geçince, sonsuz ateşle yanabilir.” Çarmıh yüceltir ve soylu kılar.

1:30   Bu ayetin bir önceki ile bağlantısı şöyle bir eklemeyle daha iyi anlaşılır: Filipi’deyken bende gördüğünüz ve şimdi bende olduğunu duyduğunuz zorlu çabanın aynısına sahip olarak, size Mesih uğruna elem çekmek ayrıcalığı da verildi.

 

Kutsal Kitap

1 Mesih İsa’nın kulları ben Pavlus ve Timoteos’tan Filipi’deki gözetmenler ve görevlilerle birlikte Mesih İsa’ya ait bütün kutsallara selam!
2 Babamız Tanrı’dan ve Rab İsa Mesih’ten sizlere lütuf ve esenlik olsun.
3 Sizi hatırladıkça Tanrım’a şükrediyorum.
4 İlk günden şimdiye dek Müjde’nin yayılmasındaki işbirliğinizden dolayı her duamda hepiniz için her zaman sevinçle dilekte bulunuyorum.
5 (SEE 1:4)
6 Sizde iyi bir işe başlamış olan Tanrı’nın bunu Mesih İsa’nın gününe dek bitireceğine güvenim var.
7 Hepiniz için böyle düşünmekte haklıyım. Her an yüreğimdesiniz. İster zincire vurulmuş, ister Müjde’yi savunup doğrulamakta olayım, hepiniz benimle birlikte Tanrı’nın lütfuna ortaksınız.
8 Hepinizi Mesih İsa’nın sevgisiyle nasıl özlediğime Tanrı tanıktır.
9 Duam şu ki, sevginiz, bilgi ve her tür sezgiyle durmadan artsın.
10 Öyle ki, üstün değerleri ayırt edebilesiniz ve böylece Tanrı’nın yüceltilip övülmesi için İsa Mesih aracılığıyla gelen doğruluk meyvesiyle dolarak Mesih’in gününde saf ve kusursuz olasınız.
11 (SEE 1:10)
12 Kardeşler, şunu bilmenizi isterim: Başıma gelenler daha çok Müjde’nin yayılmasına yaramıştır.
13 Sonuç olarak bütün saray muhafızları dahil, herkes Mesih uğruna zincire vurulduğumu öğrendi.
14 Kardeşlerin çoğu da zincire vuruluşumdan ötürü Rab’be güvenerek Tanrı’nın sözünü korkusuzca söylemekte daha da cesur davranıyorlar.
15 Gerçi kimi Mesih’i kıskançlık ve rekabetle, kimiyse iyi niyetle duyuruyor.
16 Sonuncular, Müjde’yi savunmaya atandığımı bilerek bunu sevgiyle yapıyorlar.
17 Ötekilerse Mesih’i temiz yürekle değil, bencil tutkularla duyuruyorlar. Böylece tutukluluğumda bana sıkıntı vereceklerini sanıyorlar.
18 Ama ne önemi var? İster art niyetle ister içtenlikle olsun, her durumda Mesih duyurulmuş oluyor. Buna seviniyorum, sevineceğim de.
19 Çünkü dualarınızla ve İsa Mesih’in Ruhu yardımıyla bunun bana kurtuluş getireceğini biliyorum.
20 Hiçbir şekilde utandırılmayacağımı, yaşasam da ölsem de Mesih’in her zamanki gibi şimdi de bedenimde yüceltilmesi için tam bir cesaret gösterebileceğimi bekliyor ve umut ediyorum.
21 Çünkü benim için, yaşamak Mesih’tir, ölmek kazançtır.
22 Hayatta kalırsam yararlı işler yapacağım. Ama hangisini seçeceğimi Bilemiyorum.
23 İki seçenek arasında kaldım. Dünyadan ayrılıp Mesih’le birlikte olmayı arzuluyorum; bu çok daha iyi.
24 Ama hayatta kalmam sizin için daha gereklidir.
25 Bundan emin olarak kalacağımı biliyorum. İmanda gelişip sevinmeniz için hepinizle birlikte olmaya devam edeceğim.
26 Öyle ki, tekrar yanınıza geldiğimde, Mesih İsa’da benimle daha çok övünebilesiniz.
27 Ancak yaşayışınız Mesih’in Müjdesi’ne layık olsun. Öyle ki, gelip sizi görsem de gelmesem de sizinle ilgili haberleri, tek bir ruhta dimdik durduğunuzu, Müjde’de açıklanan inanç uğruna tek can halinde birlikte mücadele ettiğinizi, size karşı olanlardan hiçbir şekilde yılmadığınızı duyayım. Böyle davranmanız onlara bir belirtidir – kendilerinin mahvolacağını, sizlerin ise kurtulacağını gösteren bir belirti. Bu da Tanrı’nın işidir.
28 (SEE 1:27)
29 Çünkü Mesih uğruna size yalnız Mesih’e iman etmek değil, daha önce bende gördüğünüz ve hâlâ sürdürdüğümü duyduğunuz zorlu çabanın aynısını göstererek Mesih uğruna acı çekmek ayrıcalığı da verildi.
30 (SEE 1:29)

1. J.H. Jowett, The High Calling, sf. 2.

2. W.E Vine, The Epistle to the Philippians and Colossians, sf. 23.

3. “Doğru” olarak çevrilen sözcük (eilikrines) köken olarak karışmamış” ya da muhtemelen “güneşe dayanıklı” anlamına gelir. Sonradan yazılmış olanı dikkate alırsak, İngilizce’deki “sincere” (ya da tam olarak “cilasız”) ile aynı mantığı paylaş­tığını görürüz. Dürüst bir heykeltıraş da beyaz mermer heykeldeki bir kusuru gider­mek için yontmayı sürdürür. “Doğru olmayan” biri ise o kusuru cilâ ya da mumla dolduruverir. Ancak güneş çıkınca heykeltıraşın oyunu ortaya çıkıverir.

4. Lehman Strauss, Devotinal Studies in Philippians, sf. 63.

5. T.W. Drury, The Prison Ministery of St. Paul, sf. 22.

6. Guy King, Joy Way, sf. 33.

7. Jowett, Calling, sf. 34.