Filipililer Giriş


PAVLUS’TAN

FİLİPİLİLER’E MEKTUP

Yazar

William MacDonald


Bu kitap, Tanrı Sözü’nün zenginliğini açık ve kolay anlaşılır hale getirmek için hazırlanan bir Kutsal Kitap yorumudur. Samimi, saygılı, adanmış ve ilmi bir şekilde yazılmıştır. Kişisel tapınma zamanlarınızda ve grupça yapılan Kutsal Kitap çalışmalarınızda kullanmak için uygun bir seçenektir.


This is a Bible commentary that makes the riches of God’s Word clear and easy for you to understand. It is written in a warm, reverent, and devout and scholarly style. It is a good choice for your personal devotions and group Bible study.

© 1995 by William MacDonald, Believer’s Bible Commentary
Christian Missions in Many Lands, Inc.
PO Box 13, Spring Lake, NJ 07762
USA
— All Rights Reserved —


Giriş

“Lütfun örtüleriyle kaplanmış sıcacık bir kitapçık” — J.H. Jowett

I. KUTSAL YAZILAR’DAKİ YERİ

Bir kasaba ya da şehirdeki bir gruba ait “İlk Kilise,” bu topluluğa mensup olanların gözünde özel bir ayrıcalığa sahiptir. O zaman, değişik gruplar ortaya çıkmadan önce, tek bir kasaba değil, tüm Avrupa’da bilinen ilk kilisenin önemini bir düşünün! Yunanistan’ın kuzeyinde, eski Makedonya’da, Filipi’deki kilise de böyleydi. Pavlus’un Roma İmparatorluğuna müjdeleme konusunda doğuya değil, batıya yönelmesi ve “Makedonyalıları çağırmaya” önem vermesi, batıdaki Mesih inanlıları için sevinç kaynağı olmalıdır. Müjde Avrupa’ya duyurulmasaydı, bugün belki de Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya müjdeciler gönderiliyor olacaktı.

Filipi’deki kilise cömertti ve Pavlus’a tekrar tekrar yardım gönderiyordu. Eğer insani açıdan bakarsak, bu “teşekkür mektubunun” yazılış nedeni buydu diyebiliriz.

Ancak Filipililer’e mektup, aslında bunun çok daha ötesindedir. O gerçekten bir sevinç mektubudur. Sevinç ve memnuniyet belirten sözcükler dört bölümde en az on iki kez tekrarlanır. Pavlus iyi durumda da kötü durumda da nasıl sevineceğini biliyordu (4:11). Ayrıca bu “iyimser” mektupta çok az ihtar ve çekişme vardır.

Mesih inanlılarının sevinebilmelerinin en önemli nedeni, Tanrı’nın Oğlu’nun yeryüzüne bir insan, hatta bir köle olarak gelmeye istekli oluşudur. İyileştirme ya da öğretme konusunda duraksamadan ölüme, hatta çarmıhta ölüme gitti. Filipililer (2:5-11) bu harika gerçeği birçoklarının eski bir ilahi olduğuna inandığı güzel bir paragraf şeklinde açıklar. Bu, ya Pavlus’un aktardığı ya da ona ait bir bölümdür. Burası bile alçak gönüllü bir şekilde birliği öğretmektedir. Yeni Antlaşma’da öğretiş, her ne kadar bazı günümüz kiliselerinde üzücü sonuçlar doğurmuşsa da, hiçbir zaman görev kavramından başka bir anlam taşımamıştır.

Filipililer bölümü, Tanrı’nın tüm sözü içindeki en çekici ve sevindirici kitaplardan biridir.

II. KİTABIN YAZARI

Çoğu uzman, Filipililer Mektubu’nun Pavlus tarafından yazıldığını zaten tartışmasız kabul etmektedir; biz yine de var olan kanıtları pekiştirmek amacıyla, bir kanıt niteliği taşıyan bu durumu burada tekrar vurgulamak istiyoruz. Bazı uzmanlar Filipililer’de iki mektuptan izler bulunduğunu ya da en azından kölelikle ilgili (2:5-11) bölümün metnin arasına sıkıştırıldığını düşünürler. Elde bu varsayımları destekleyen metinler yoktur.

Kutsal Kitap kaynaklı olmayan kanıtlar daha güçlüdür. Mektuptan ilk alıntıları yapanlar – Mektubun Pavlus’a ait olduğunu özellikle belirten kişiler – Ignatius, Romalı Clement, Polycarp, Irenaeus, İskenderiyeli Clement ve Tertullian’dır. Hem Marsiyon Kanonu hem de Muratoryan Kanonu, kitabın Pavlus tarafından yazıldığı konusunda hemfikirdirler.

(1:1)’de açıkça Pavlus’a yapılan göndermenin yanında, genel üslup ve yazılış tarzı Pavlus’un düşünceleri ile doludur. Yazarının Pavlus olmadığına yönelik iddialar, (1:1)’deki ‘gözetmeler ve görevlilerin’ Pavlus’tan sonraki bir tarihte yaşamış oldukları gibi önemsiz noktalara dayanmaktadır. Eğer gözetmenlerin sonraki düşüncelerini ilk yüzyılda okusaydık, bu doğru olabilirdi. Ancak Pavlus gözetmenleri (episkopoi yöneticiler ya da gözetenler anlamındaki Grekçe sözcüktür) hem mektuplarında hem de Elçilerin İşleri’nde (20:28) ihtiyarlar ile eş anlamda kullanmıştır. Ayrıca söz edilen tek bir kilisenin çok sayıda gözetmeni olduğuna dikkat edilmelidir.

H. A. A. Kennedy, Kutsal Kitap’ın özünde bulunan kanıtı çok güzel bir şekilde özetler:

Belki de Pavlus’un mektuplarından hiçbiri güvenilirlik damgasını böylesine kesin bir şekilde taşımaz. Onda taklit edilemeyecek bir saflık, duygu inceliği ve içten bir yürek taşması vardır. 1

III. TARİH

Efesliler, Koloseliler ve Filimun gibi Filipililer de hapishaneden yazıldığından “Hapishane ya da Tutukluluk Mektupları” grubuna girer. Diğer üçü hemen hemen kesin bir şekilde aynı zamanda yazılıp gönderilmişken (yaklaşık İ.S. 60) Filipililer biraz daha sonra yazılmıştır. Marsiyon’un 1:13 ve 4:22 ayetlerinin çıkış yeri olarak Roma’yı işaret etmesi nedeniyle, Pavlus’un Filipililer’i Romadan yazdığını özellikle belirtir. Pavlus Roma’da tutuklu olarak iki yıl kalmıştır ve mektupta bulunan ipuçları da Filipililer’in bu sürenin sonuna doğru yazılmış olduğunu düşündürmektedir. Örneğin 1:12-18, Pavlus Roma’ya vardıktan sonra vaaz etmek için biraz zamanının olmuş olduğunu ima eder. Pavlus’un davasının karar aşamasında (muhtemelen salıverilme yönünde) olduğu 1:12,13,19,23-26 ayetlerinde fark edilir.

Bu gerçekler, mektuplar, ziyaretlere ayrılan zaman ve mektupta adı geçen para türü yardımlar, mektubun İ.S. 61 yılının son aylarında yazılmış olabileceğini düşündürmektedir.

IV. ÖN OLAYLAR VE KONULAR

Pavlus’un İkinci Müjdeleme Gezisinde Troas’a gidişi, Hıristiyanlık tarihinde önemli bir gündür. Troas Yunanistan karşısında, Küçük Asya’nın (bugünkü Türkiye) kuzeybatısında, Ege Denizi kıyısında bir şehirdi. Bir gece görümde Makedonyalı bir adam elçiye görünüp şöyle dedi: “Makedonya’ya geçip bize yardım et” (Elç.16:9). Hemen ardından Pavlus; Silas, Luka ve Timoteos’la birlikte Makedonya’ya yelken açmak için hazırlandı. Avrupa topraklarına, ilk olarak Neapolis’e ayak basıp sonra Filipi’ye doğru ilerlediler. O zamanlar Filipi Roma’nın bir sömürgesiydi. Filipi, Romalı memurlarca yönetiliyordu ve burada yaşayanlara Roma vatandaşı olma hak ve ayrıcalıkları veriliyordu.

Müjde’yi duyuranlar, Şabat Günü bir grup kadının dua etmek için toplandıkları ırmak kıyısında bir yere gittiler (Elç.16:13). Bu kadınlardan biri, Tiyatiradan Lidya adındaki kumaş satıcısıydı. Müjde’yi kabul edince Avrupa kıtasında bilinen ilk Mesih inanlısı oldu.

Öte yandan Pavlus’un Filipi’de geçirdiği zaman tümüyle barış dolu değildi. Falcılık ruhuna tutsak, gelecekten haber veren genç bir kadın, Rab’bin hizmetkârlarını izliyor ve şöyle bağırıyordu: “Bu adamlar yüce Tanrı’nın kullarıdır, size kurtuluş yolunu bildiriyorlar!” Kötü ruha tutsak birinin tanıklığını kabul etmek istemeyen elçi, kötü ruha ondan çıkmasını emretti. Bu kızın kehanetlerinden çıkar sağlayan efendileri olup biteni görünce Pavlus’a çok kızdılar. Onu ve Silas’ı çarşı meydanındaki Romalı yetkililerin önüne sürüklediler. Bu yargıçlar da onların dövülüp hapse atılmalarını emrettiler.

Filipi’deki bu hapishanede olanlar iyi bilinmektedir. Gece yarısı Pavlus’la Silas dua ediyor ve Tanrı’yı ilahilerle yüceltiyorlardı. Aniden büyük bir deprem oldu, hapishanenin tüm kapıları açıldı ve tutukluların zincirleri çözüldü. Zindancı tutukluların kaçmış olduklarını düşünerek kendini öldürmek üzereyken, Pavlus tutukluların kaçmadıklarını söyleyerek onu rahatlattı. Sonra zindancı haykırarak, “Efendiler, kurtulmak için ne yapmam gerek? diye sordu. Hatırlanmaya değer bir yanıt geldi: “Rab İsa’ya iman et, sen de ev halkın da kurtulursunuz” (Elç.16:31). Tanrı’nın lütfu Filipi’de başka bir ödül kazanmıştı. Sabahleyin yetkililer Pavlus ve arkadaşlarının kentten hemen ayrılmalarını rica ettiler. Pavlus bunu reddetti. Pavlus onlara kendisini, yani bir Roma vatandaşını doğru dürüst yargılamadan dövüp hapse attıklarını hatırlattı. Yargıçların kenti terk etmeleri yönündeki ısrarlı ricaları üzerine Pavlus ve yanındakiler ilkin Lidya’yı evinde ziyaret ettiler, sonra da oradan ayrıldılar (Elç.16:40).

Yaklaşık on yıl sonra Pavlus, yine hapiste olduğu bir sırada Filipililer’e yazdı. Filipililer onun hapiste olduğunu duyunca ona hediye olarak para gönderdiler. Bu hediyeyi Pavlus’a götürmek için Epafrodit görevlendirilmişti. Hediyeyi ulaştırdıktan sonra bir süre daha orada kalıp sorunları konusunda Pavlus’a yardım etmeye karar verdi. Bu işleri yaparken Epafrodit’in kendisi de hastalandı ve neredeyse ölüyordu. Ancak Tanrı ona acıyıp onu tekrar sağlığına kavuşturdu. Şimdi artık Filipi’ye kendi kilisesine dönmeye hazırdı, dolayısıyla elçi bu onay mektubunu onunla birlikte yollamaktadır.

Filipililer, Pavlus’un en kişisel ve sevgi dolu mektuplarından biridir. Bu kilisenin Pavlus’un gözünde özel bir değerinin olduğu açıkça belli oluyor. Onu okudukça asil elçi ile, kurduğu bu kilise arasında şefkat dolu bir bağ olduğunu görürüz.

 

ANA HATLAR
    Bölüm
I. PAVLUS’UN SELAMLAMASI, ÖVGÜSÜ VE DUASI 1:1-11
II. PAVLUS’UN TUTUKLANMASI, UMUTLARI VE KARARLI OLMAYA ÇAĞRISI 1:12-30
III. MESİH’İN ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK VE FEDAKARLIK ÖRNEĞİNE DAYALI BİRLİĞE TEŞVİK 2:1-16
IV. PAVLUS TİMOTEOS VE EPAFRODİT’İN MESİH BENZERİ ÖRNEKLİKLERİ 2:17-30
V. SAHTE ÖĞRETİCİLERE KARŞI UYARI 3:1-3
VI. PAVLUS’UN SOYU VE MESİH İÇİN TERK ETTİĞİ KİŞİSEL BAŞARILARI 3:4-14
VII. ELÇİ TARAFINDAN ÖRNEĞİ VERİLEN GÖKSEL BİR YAŞAMA TEŞVİK 3:15-21
VIII. UYUMLU YAŞAMAYA, KARŞILIKLI YARDIMLAŞMAYA, SEVİNMEYE, SABRA, DUAYA VE DİSİPLİNLİ BİR DÜŞÜNCE YAŞAMINA ÇAĞRI 4:1-9
IX. PAVLUS’UN KUTSALLARIN GÖNDERDİĞİ MADDİ YARDIMLARA TEŞEKKÜRLERİ 4:10-20
X SON SELAMLAR 4:21-23

1. H.A.A. Kennedy, “Filipililer,” The Expositor’s Greek Testament, III:407