Galatyalılar 5

5:1   4. bölümün son ayeti imanlının durumunu tanımlıyor; o özgürdür. 5. bölümün ilk ayeti bu özgürlüğün uygulanmasından söz eder; özgür biri olarak yaşamalıdır. Burada yasa ile lütuf arasındaki farkın çok iyi bir örneği bulunur. Yasa şöyle derdi: “Özgürlüğünüzü kazanarak özgür olacaksınız.” Ama lütuf şöyle demektedir: “Mesih’in ölümünün paha biçilmez bedeli sayesinde özgür kılındınız. Mesih’e duyduğunuz minnetle, sizi özgür kıldığı özgürlükte dimdik durun.” Yasa yalnızca buyurur, buyruklarını yerine getirmemiz için bizi güçlü kılmaz. Lütuf, yasanın isteklerini sağlar, sonra da konumunu ve uygun yaşamı sürmesini Kutsal Ruh’un gücüyle sağlar. Ve bunun için insanı ödüllendirir.

Machintosh’un dediği gibi: “Yasa, gücü olmayandan güç ister ve kişi eğer o gücü gösteremezse onu lanetler. Müjde, gücü olmayana güç verir ve bu gücü gösterdiğinde onu bereketler.”1

Yasa “koş ve yaşa” diye emreder.
Ancak bana ne bacak verir, ne el,
Müjde çok daha iyi bir haber getirir
Uçmamı emreder ve bana kanatlar verir.

III. UYGULAMA – PAVLUS İMANLININ RUHTAKİ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNUYOR (5:2 – 6:18)

A. Yasacılığın Tehlikesi (5:2-15)

5:2   Yasaya bağlılık Mesih’i değersiz kılar. Yahudi yanlıları diğer uluslardan olan imanlıların kurtuluş için sünnet olmaları gerektiğinde ısrar ettiler. Bir elçinin yetkisiyle konuşan Pavlus, sünnet edilirlerse, Mesih’in onlara bir yararı olmayacağında ısrar eder. Jack Hunter şöyle der:

Galatyalılar’ın durumunda sünnet, Pavlus’un gözünde ne cerrahi bir girişim ne de yalnızca dini bir adetti. Sünnet iyi işler aracılığıyla kurtuluş yolunu temsil ediyordu. Tanrısal lütuftan ayrı olarak insan çabasının müjdesini duyuruyordu. Lütfun yerine geçen yasaydı, Mesih’in yerine geçen Musa’ydı, çünkü Mesih’e eklemek, Mesih’ten çıkarmak demekti. Mesih’in yaptıklarına ekleyen kişi Mesih’in yerine geçmiş oluyordu. Mesih tek ve eşsiz Kurtarıcıdır. Sünnet, Mesih’le ilişkinin kesilmesi anlamına gelir.2

5:3   Yasaya bağlılık, insanlardan Yasanın tümünü yerine getirmesini bekler. Yasa altındaki kişiler kolay emirleri kabul edip diğerlerini reddedemezler. Eğer biri sünnet olarak Tanrı’yı hoşnut etmeye kalkışırsa, tüm yasayı yerine getirme yükümlülüğünün altında girer. Dolayısıyla bir insan ya tümüyle yasanın altındadır ya da tümüyle değildir. Eğer tümüyle yasanın altındaysa, Mesih’in ona hiçbir yararı yoktur. Rab İsa yalnızca tam bir Kurtarıcı değil, aynı zamanda eşi olmayan bir Kurtarıcıdır. Pavlus bu ayette daha önce sünnet olmuş kişilere seslenmiyor. Söz ettikleri, tam bir aklanma için sünnet geleneğini gerekli görerek sünnet olanlar ve Tanrı tarafından kabul edilmek için yasayı yerine getirme yükümlülüğünü öne sürenlerdir.

5:4   Yasaya bağlılık tek doğruluk umudu olan Mesih’i terk etmek anlamına gelir. Bu ayet ciddi tartışmalara neden olmuş ve çok değişik yorumlar yapılmıştır. Ancak bunları kabaca aşağıdaki üç guruba ayırabiliriz:

1.   Birçoklarına göre Pavlus’un burada öğrettiği, bir insanın gerçek anlamda kurtulduktan sonra günaha düşebileceği ve böylece lütuftan koparak sonsuza dek kaybolmasının mümkün olduğudur. Bu “lütuftan ayrı düşme” öğretişi olarak bilinir.

Biz böyle bir yorumun iki zorlayıcı nedenden ötürü geçersiz olduğuna inanıyoruz. Öncelikle ayet günaha düşen kurtulmuş kişileri tanımlamıyor. Aslında burada günaha düşmekten söz edilmiyor. Aksine, ayet ahlaklı, saygıdeğer ve dürüst yaşayanların bu yolla kurtulma umutlarından söz ediyor. Bu bölüm kendisini “lütuftan ayrı düşme” öğretişini desteklemek için kullananların aleyhlerinde bir durum oluşturur. Bir imanlının kurtuluşu kaybetmemek için Yasa’yı yerine getirmesi, mükemmel bir yaşam sürmesi ve günah işlemekten uzak durması gerektiğini öğretirler. Ancak Kutsal Yazılar kişisel çabalarla ya da Yasanın gereklerini yaparak aklanmaya çalışanların tümünün lütuftan uzak düştüğünde ısrar etmektedir.

İkinci olarak, bu yorum, Rab İsa Mesih’e gerçekten iman etmiş herkesin sonsuza dek kurtulduğunu, Mesih’in hiçbir koyununun mahvolmayacağını ve kurtuluşun tümüyle insanın değersiz çabalarına değil, Kurtarıcının tamamlanmış işine dayandığını açıklayan Yeni Antlaşma’nın ayrıntılı ve tutarlı tanıklığıyla çelişmektedir (Yu.3:16,36; 5:24; 6:47; 10:28).

2.   İkinci bir yoruma göre bu ayet, aslen Rab İsa’ya imanla kurtulmuş olup, sonradan kurtuluşu korumak ya da kutsallığa ulaşmak için kendilerini Yasa altına koyanlara yöneliktir. Bir başka deyişle onlar lütufla kurtulmuşlardır, ama şimdi Yasa yoluyla korunmayı istiyorlar. Bu durumda lütuftan ayrı düşmenin anlamı, Philip Mauro’nun deyişiyle: “Tanrı’nın içlerindeki Ruh’un işleri aracılığıyla kutsallarını yetkinleştirme yolundan dönmek ve Tanrı’nın kutsalları kadar, benliğe uyan insanların da yerine getirebileceği dışsal dini adet ve törenlere uymak yoluyla, yetkinleşmeyi aramaktır.”

Bu görüş Kutsal Kitap’a uygun değildir, çünkü bu ayet kutsallaşmayı arayan imanlıları değil, Yasa’ya uyarak aklanmaya çalışan kurtulmamış insanları tanımlıyor. Sözcüklere dikkat edin: Yasa ile aklanmaya çalışan sizler. İkinci olarak, ayetin bu açıklaması kurtulmuş kişilerin sonradan Mesih’ten ayrılması olasılığını ima eder ve bu, Tanrı lütfuyla çelişen bir görüştür.

3.   Üçüncü yorum Pavlus’un imanlı olduklarını söyleyen, ancak gerçekte kurtulmamış kişilerden söz ettiğidir. Onlar Yasa’yı yerine getirerek aklanmaya çalışmaktadırlar. Elçi onlara iki kurtarıcılarının olmayacağını, ya Mesih’i ya da yasayı seçmeleri gerektiğini söyler. Yasayı seçtikleri taktirde tek doğruluk umutları olan Mesih’ten koparak, lütuftan ayrı düşeceklerdir. Hogg ve Vine bunu açıkça dile getirirler:

Mesih insanın ya her şeyi olmalı ya da hiçbir şeyi olmamalıdır: Sınırlı bir güven ya da bölünmüş bir bağlılık Mesih tarafından onaylanmaz. Rab İsa Mesih’in lütfuyla aklanmış olan insan Hıristiyan’dır, Yasa’nın işleriyle aklanmaya çalışan insan ise değildir.3

5:5   Elçi gerçek imanlı umudunun Yasa’ya bağlı birininkinden çok farklı olduğunu gösteriyor. İnanlı, imandan oluşan umutla doğruluğu gözler. Rab’bin gelmesini, göksel bedenini almayı ve artık günah işlemeyeceği zamanı bekler. İmanlının doğruluk umduğunu söylemeyişine dikkat edin; imanlı Rab İsa Mesih aracılığıyla Tanrı’nın önünde doğru bir konuma zaten getirilmiştir (2Ko.5:21). Ancak o kendi içinde tümüyle doğru olacağı anı beklemektedir. Bu ana kendi yapabilecekleriyle ulaşmayı beklemekte, aksine Ruh ve iman aracılığıyla gerçekleşmesini ummamaktadır. Her şeyi Kutsal Ruh yapacaktır, imanlı ise yalnızca imanla Tanrı’ya bakıp kurtuluşu beklemektedir. Öte yandan yasa bağımlısı kendi çabalarıyla, yasaya ya da dinsel buyruklara uyarak doğruluğu kazanmaya çalışır. Bu boş bir umuttur, çünkü doğruluk bu yolla kazanılmaz.

Pavlus’un bu ayette gerçek Hıristiyanları kastederek biz zamirini kullandığına dikkat edin. Oysa 4. ayette yasanın işleri yoluyla aklanmaya çalışanlara hitap ederken “siz” zamirini kullanmıştı.

5:6   Yasa’ya bağlılık hiçbir işe yaramaz. İsa Mesih’te olan (yani Hıristiyan olan) birini sünnet daha iyi yapmaz ya da sünnetsizlik onu daha kötü yapmaz. Tanrı’nın imanlıda aradığı sevgiyle etkin olan imandır. İman tümüyle Tanrı’ya dayanmaktır. İman boş değildir; iman Tanrı’ya ve insana bencil olmayan hizmetle kendisini gösterir. Tüm bu hizmetin motifi sevgidir. Dolayısıyla iman sevgiyle etkin olur, kişiyi harekete geçiren yasa değil sevgidir. Kutsal Yazılar’da defalarca karşımıza çıkan gerçek şudur: Tanrı dinsel törenlerle değil, tanrısal bir yaşam gerçeğiyle ilgilenmektedir.

5:7   Yasa’ya bağlılık gerçeğe itaatsizliktir. Galatyalılar iman yaşamına iyi başlamışlardı, ancak biri onları engelledi. Bunlar Yahudi yanlıları, yasa bağlıları ve sahte elçilerdi. Kutsallar bu kişilerin yanlış öğretilerini kabul etmekle Tanrı gerçeğine itaatsizlik ediyorlardı.

5:8   Yasa’ya bağlılık Tanrı öğretişi değildir. Kandırılmanın buradaki anlamı inanç ya da öğretiştir. Sizi çağıran ifadesinin anlamı Tanrı’dır. Bu nedenle sünnetin ya da Yasa’ya bağlılığın Mesih imanına eklenmesi gerektiği inancı Tanrı’dan değil, Şeytan’dan gelmektedir.

5:9   Yasa’ya bağlılığı giderek artan kötülüğe yol açar. Kutsal Yazı’da“maya” genel olarak kötülük simgesidir. Burada Yahudi yanlılarının kötü öğretişi kastedilmektedir. Azıcık mayanın tüm hamuru kabartma özelliği, burada küçük bir yanlışın kaçınılmaz olarak daha büyüğüne yol açacağını göstermek için kullanılmıştır. Kötü asla durağan değildir. Yalanlarını savunmak için bunlara başka yalanlar eklemek zorundadır. Yasa’ya bağlılık sarımsak gibidir; küçüğü büyüğü yoktur. Bir kilisede yanlış öğretişe tutunan birkaç kişi varsa, ciddi olarak gereği yapılmadığı taktirde, giderek onları izleyen kişilerin sayısı artacaktır.

5:10   Yasa’ya bağlılık öğreticilerine yargı getirir. Pavlus, Galatyalılar’ın yanlış öğretileri reddedeceklerine güveniyordu. Rab’be güvenmesi, Rab’bin bu konuda Pavlus’a güvence vermiş olduğu anlamına gelebilir. Ya da Rab’bi bilen biri olarak, İyi Çoban’ın başıboş dolaşmakta olan koyunlarını yenileyeceğinden, hatta bunu belki de Pavlus’un kendilerine yazdığı mektup aracılığıyla yapacağından emindi.

Sahte öğretmenlere gelince, Tanrı onları cezalandıracaktı. Yanlış öğretiş vererek bir kiliseyi yıkmak ciddi bir durumdur (1Ko.3:17). Örneğin sarhoşluğa izin verildiğini öğretmek kişinin kendisinin sarhoş olmasından daha kötüdür, çünkü sahte öğretmen çok sayıda insanı kendine benzetir.

5:11   Yasa’ya bağlılık çarmıh engelini ortadan kaldırır. Pavlus şimdi bazı zamanlar kendisinin bile sünnetin gerekliliğini savunduğuna ilişkin saçma suçlamaları yanıtlıyor. Pavlus halen Yahudilerin elinden zulüm görmektedir. Eğer sünneti vaaz etseydi, bu zulüm hemen sona ererdi, çünkü bu onun çarmıhı vaaz etmekten vazgeçtiği anlamına gelirdi. Çarmıh insanı gücendirir. Kurtuluşu kazanmak için yapabileceği hiçbir şeyin olmadığının söylenmesi insanı gücendirir ya da sendelemesine neden olur. Benliğe ve çabalarına yer vermez. İnsan işlerine son verir. Eğer Pavlus sünneti vaaz ederek işleri ön plana çıkarsaydı, çarmıhı tamamen bir kenara bırakmış olurdu.

5:12   Elçi Galatyalılar’ı tedirgin edenlerin kendilerini kesmesini diliyor; bunu kendilerini hadım etsinler anlamında söylemektedir. Madem başkalarını sünnet etmek için bıçak kullanmaya çok hevesliydiler, o zaman bıçağı kendilerini hadım etmek için kullansaydılar. Bu sözleri mecazi olarak almak daha uygundur. Yani bir başka deyişle, Pavlus sahte öğretmenlerin Galatyalılar’ın arasından tümüyle çıkartılmalarını istiyor.

Lütuf müjdesi daima insanların istediği gibi yaşamalarına izin vermekle suçlanmıştır. İnsanlar şöyle demektedir: “Eğer kurtuluş yalnız imanla ise, kişinin sonraki davranışları üzerinde hiçbir denetim yok demektir.” Ancak Elçi, Hıristiyan özgürlüğünün günaha izin vermek anlamına gelmediğini hemen belirtir. İmanlının standardı Rab İsa’nın yaşamıdır ve Mesih’e duyduğu sevgi onu günahtan nefret edip kutsallığı sevmeye zorlar.

Belki Pavlus için okuyucularını özgürlüğe karşı uyarmak özellikle gerekliydi. İnsanlar bir süre yasanın sınırlamaları altında kaldıktan sonra özgürlükleri bağışlandığında, köleliğin aşırılığından, kayıtsızlığa gitme tehlikesiyle karşılaşabilirler. Gerçek denge, yasa ile kayıtsızlık arasındaki özgürlüktür. Mesih inanlısı Yasa’dan özgürdür, ama yasasız değildir.

5:13   İsa Mesih’teki özgürlük günaha izin vermez, tersine sevgiyle hizmete teşvik eder. Tüm imanlı davranışının motifi sevgidir. Yasa’nın motifi ise ceza korkusudur. Findlay şöyle der: “Sevginin köleleri gerçekten özgür olanlardır.”

Mesih imanlısının özgürlüğü İsa Mesih’tedir (2:4) ve bu, günah işleme özgürlüğü anlamına gelebilecek her türlü düşünceyi yok eder. Özgürlüğümüz asla doğal benliğin işlemesine fırsat yaratmamalı. Nasıl istilacı bir ordu sonraki fetihlerinde harekât üssü olarak kullanmak üzere bir çıkarma sahilini ele geçirmeye çalışırsa, benlik de en küçük bir serbestliği topraklarını genişletmek için kullanabilir. Özgürlüğümüz hakkında uygun bir söz var: “Özgürlüğünüzü birbirinizin kölesi olma alışkanlığı haline getirin.”

A.T. Pierson şöyle diyor:

Gerçek özgürlük yalnızca doğru sınırlamalara itaatle görünür. Bir nehrin akma özgürlüğü yalnızca kenarlarının arasındadır. Kıyıları olmayan bir nehir, kaygan ve durgun bir göle dönüşür. Yasa ile kontrol edilmeyen gezegenler kendilerine ve evrene yalnızca zarar verirlerdi. Bizi çitle çevreleyen yasa, aynı zamanda diğerlerini çitin dışında tutan yasadır; özgürlüğümüzü düzenleyen sınırlamalar aynı zamanda onu sağlamlaştırır ve korur. İnsanı özgür kılan kontrol değil, doğru kontrol ve sevinçle itaattir.4

5:14   İlk bakışta, Pavlus’un burada tüm mektup boyunca imanlıların yasa altında olmadıklarını vurguladıktan sonra Yasa’yı yeniden ortaya çıkarması garip görünebilir. Pavlus okuyucularının yasaya geri dönmesini istemiyor, yalnızca yasanın isteyip de üretemediği şeyin, Hıristiyan özgürlüğünün uygulanması sonucunda gerçekleştiğini gösteriyor.

5:15   Yasa’ya bağlılık her zaman kavgaya sürükler ve göründüğü kadarıyla Galatya’da da aynı şeyi yapmıştı. Ne garip! Kavga edenler yasa altında olmak isteyenlerdi. Yasa onlardan komşularını sevmelerini istiyor. Ama bunun tam tersini yapıyorlar. Onlar birbirlerini çekiştirip ısırıyorlar. Bu davranış yasanın yer verdiği ve kendine göre davranan benlikten kaynaklanmaktadır.

B. Kutsallık İçin Güç (5:16-25)

5:16   İmanlı benliğe güvenerek değil, Ruh’la yürümelidir. Ruh’la (ya da Ruh aracılığıyla) yürümek O’na istediğini yapması için izin vermektir. O’nunla yakın paydaşlıkta kalmaktır. O’nun kutsallığının ışığında kararlar almaktır. Mesih’le meşgul olmaktır, çünkü Ruh’un görevi imanlıyı Rab İsa’ya bağlamaktır (nişanlamaktır). Ruh’la yürüdüğümüz zaman benlik, yani Adem tabiatı ölü sayılır. Aynı anda hem Mesih hem de günah ile meşgul olamayız.

Scofield şöyle yazar:

İmanlı yaşamının sorunu, Mesih inanlısının bu dünyada yaşarken iki ağaç gibi olduğu gerçeğine dayanmasından kaynaklanır – benliğin eski ağacı ve ruhsal doğum aracılığıyla aşılanmış olan Tanrı soyu ağacı. Sorun eski ağacın nasıl kısırlaştırılıp yeni ağacın nasıl verimli hale getirileceğidir. Sorun Ruh’la yürümekle çözülür.5

Bu ve bunu izleyen ayetler benliğin imanlıdaki varlığını gösterirler ve günahlı doğanın yok edildiği düşüncesi böylece çürütülmüş olur.

5:17   Ruh ve benlik birbiriyle sürekli çatışma halindedirler. Tanrı iman ettikleri anda imanlıların benlik (Adem) doğalarını ortadan kaldırabilirdi, ancak öyle yapmayı seçmedi. Neden? Tanrı çocuklarının Başkâhinleri, Avukatları ve Mesih’leri olan İsa’ya sürekli bağımlı olmalarını ve kendilerini Kurtaran’ı sürekli övmeleri için zayıflıklarını sürekli hatırlamalarını uygun gördü. Tanrı eski doğayı ortadan kaldırmak yerine, bize içimizde yaşaması için kendi Kutsal Ruhu’nu verdi. Tanrı’nın Ruh’u ve benliğimiz aralıksız savaş halindedir ve biz cennete, evimize alınana dek böyle devam edecektir. Bu çatışma durumunda imanlının yapacağı Ruh’a teslim olmaktır.

5:18   Ruhça yönetilenler Yasa altında değildirler. Bu ayet iki şekilde anlaşılabilir: Ruh’un yönetiminde olmak tüm Mesih inanlılarına uygun bir tanımlamadır. Bu nedenle kendi çabalarına güvenmediklerinden, Mesih inanlılarının hiçbiri Yasa altında değildir. İçlerindeki kötü duygulara direnen kendileri değil, Ruh’tur. Ruh’un yönetiminde olmak aynı zamanda benliğin üzerine kaldırılmak ve Rab’le meşgul olmak anlamına da gelir. Birisi Rab’le çok meşgul iken yasayı ya da benliğini düşünmemektedir. Tanrı’nın Ruh’u insanları, aklanma aracı olarak Yasa’ya bakmaya yönlendirmez. Tersine onlara Tanrı’nın önünde tek kabul edilme yolu olan dirilmiş Mesih’i işaret eder.

5:19-21   Daha önce söz ettiğimiz gibi Yasa benlik enerjisine hitap etmektedir. Düşmüş insan doğası ne tür işler üretir? Benliğin işlerini tanımlamak zor değildir. Bunlar açıktır. Zina6 evlilik ilişkisindeki sadakatsizliktir. Cinsel ahlaksızlık evli olmayan kişiler arasındaki yasal olmayan cinsel ilişkidir.

Pislik kötü ahlak, şehvet duygularıdır. Soysuzluk (uçarılık) ve sınırları dikkate almaksızın davranmaktır. Putperestlik yalnızca puta tapma değil, cinlere tapınmaya eşlik eden ahlaksızlığı da kapsar. Büyücülük Grekçe’deki ilaç sözcüğüyle bağlantılıdır (pharmaketa). Çünkü büyücülükte ilaçlar kullanılıyordu. Bu sözcük kötü ruhlarla ilişki ve büyü yapmak anlamında da kullanılmaya başlandı. Aynı zamanda “kötü şans” batıl inançlar vb. konuları kapsayabilir. Düşmanlık (nefret), kişilere yönelik güçlü kötülük duyguları anlamına gelir. Çekişmeler uyuşmazlıklar, ayrılıklar ve tartışmalardır. Kıskançlıklar güvensizlik ve kuşkulardır. Gazap kızgın öfke ve hiddetin patlamalarıdır. Bencil tutkular başkalarına zarar vermek pahasına “bir numara” olmak için harcanan ben merkezli çabalardır. Ayrılıklar, uyuşmazlık nedeniyle oluşan uzaklaşmalardır. Bölünmeler, insanların bencil düşünceleriyle oluşturulan mezheplerdir. Çekememezlik, başkalarının başarı ya da refahına duyulan hoşnutsuzluktur. Cinayetler7 başkalarını kanunsuz olarak öldürmektir. Sarhoşlukla aşırı içkinin neden olduğu zehirlenme kastedilmektedir. Çılgınca eğlenceler içkili, gürültülü toplantılardır.

Pavlus böyle davrananların Tanrı’nın Egemenliğini miras alamayacaklarını söyleyerek okuyucularını tekrar uyarır. Bu bölüm bir sarhoşun kurtulamayacağını öğretmez, ancak yaşamları yukarda sayılan benliğe ait özellikleri taşıyan kişiler kurtulmamışlardır.8

Pavlus kiliselere bu şekilde yazmayı neden uygun görmüştü? Bunun nedeni kurtulduklarını söyleyen herkesin Tanrı’nın gerçek çocukları olmadıklarıdır. Kutsal Ruh böylece, Yeni Antlaşma boyunca sık sık Mesih’in adını kabul eden herkese harika ruhsal gerçeklerle birlikte en ciddi uyarıları sunar.

5:22-23   Elçinin benliğin işleri ile Ruh’un ürünleri arasında ayrım yapması anlamlıdır. İşler insan enerjisiyle üretilir. Çubuk asmada kaldıkça ürün olur (Yu.15:5). İşler ve ürünler bir fabrika ile bir bahçenin farklılığı gibi farklıdırlar. Ürünün çoğul değil, tekil olduğuna dikkat edin. Kutsal Ruh bir tür ürün verir, bu ürün Mesih-benzerliğidir. Sıralanan tüm erdemler Tanrı’nın çocuğunun yaşamını tanımlar. Dr. C. I. Scofield bu erdemlerin her birinin insan yüreğinin toprağına yabancı olduğunu belirtir.

Tanrı neyse sevgi odur. Sevgi, 1.Korintliler 13. bölümde güzel bir şekilde tanımlanmıştır ve Golgota’daki çarmıhta tüm doluluğuyla ifade edilmiştir. Sevinç, Tanrı ve işlerine duyulan memnuniyet ve doyumdur. Mesih bunu Yuhanna 4:34’de göstermiştir. Esenlik, Tanrı’nın esenliği kadar imanlılar arasındaki uyumlu ilişkileri de kapsayabilir. Kurtarıcının yaşamındaki esenlik için Luka 8:22-25’e bakın. Sabır, sıkıntı, keder ve zulümlerdeki sabırdır. Bunun en üstün örneğine Luka 23:34’de rastlarız. Şefkatli olmak nezakettir ve bu belki de en iyi şekilde Rab’bin küçük çocuklara davranışlarında görülür (Mar.10:14). İyi yüreklilik başkalarına gösterilen şefkattir. İyiliğin uygulanmasını görmek için Luka 10:30-35’i okumalıyız. Bağlılık Tanrı’ya güvenmek, Mesih inanlısı kardeşlerimize itimat etmek, sadakat ve güvenilirlik anlamlarına gelebilir. Buradaki anlam büyük olasılıkla güvenilirliktir. Yumuşak huyluluk İsa’nın öğrencilerinin ayaklarını yıkarken (Yu.13:1-17) yaptığı gibi aşağı görülen bir konuma geçmektir. Özdenetim kelime anlamıyla özellikle cinsellik konusunda kendini tutmaktır. Yaşamlarımız terbiye edilmelidir. Şehvet, tutkular, iştahlar ve huylarımız yönetilmelidir. Ilımlılığı yaşamalıyız. Samrel Chadwick’in belirttiği gibi:

Bir gazete bu bölümü şöyle yorumluyor: Ruh’un meyvesi; şefkatli, sevecen bir huy; neşe saçan bir ruh ve sevinçli bir mizaç; sakin bir zihin ve yumuşak davranış; Tahrik edici koşullarda ve insan ilişkilerinde dayanıklı bir sabır; sempatik bir anlayış ve nazik bir yardımseverlik; cömert yargılama ve eli açık hayırseverlik, her koşulda başkalarının sevincinde kendini unutan alçakgönülülük; mükemmelliğin son işareti olarak da her konuda kendine hakim olarak kendini denetlemedir. Bu bölüm ve 1.Korintliler 13 arasındaki ilişki ne çarpıcıdır!9

Pavlus bu listeyi şu örtülü yorumla kapatır: “Bu tür şeyleri yasaklayan bir yasa yoktur” Elbette yok! Bu erdemler Tanrı’nın hoşuna giden, başkalarına yararlı olan ve kendimiz için de iyi olan şeylerdir. Ancak bu ürün nasıl verilir? İnsanın çabasıyla mı? Kesinlikle hayır! Mesih inanlıları Rab ile yakın bir paydaşlıkta kaldıkça verilir. Sevgi dolu bir adanmışlıkla Kurtarıcı’larına bakıp günlük yaşamlarında O’nu izledikçe Kutsal Ruh harika bir mucize yapar. Onları Mesih’e benzer hale getirir. O’na bakarak O’nun gibi olurlar (2Ko.3:18). Çubuğun tüm besinini ve yaşamını asmadan alması gibi, Mesih inanlısı da gücünü Gerçek Asmadan alır ve böylece Tanrı için ürün veren bir yaşam sürmesi mümkün olur.

5:24   Mesih İsa’ya ait olanlar, doğal benliği tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir. Buradaki fiil zamanı 10 geçmişte olan bir eylemi belirtiyor. Aslında bu iman ettiğimiz zaman gerçekleşti. Tövbe ettiğimizde eski, kötü, çürük Adem doğasını tüm hastalık ve tutkularıyla bir anlamda çarmıha gerdik. Artık bize egemen olmaması için düşmüş doğamıza yiyecek sağlamamaya karar verdik. Elbette bu karar yaşamlarımızda sürekli olarak yenilenmelidir. Doğal benliğimizi sürekli olarak ölüm yerinde tutmalıyız.

5:25   Burada “eğer” sözcüğü “madem ki” anlamındadır. İçimizdeki Kutsal Ruh’un aracılığıyla sonsuz yaşama sahip olduğumuza göre, yeni yaşamı aynı Ruh’un verdiği güçle sürelim. Yasa asla yaşam veremezdi ve asla imanlının yaşamını yönetmesi için amaçlanmamıştı.

C. Pratik Öğütler (5:26 – 6:10)

5:26   Bu ayete göre sakınılması gereken üç davranış vardır:

  1. Kendini beğenme – övünenler olmayalım ifadesi sözcük anlamıyla kendimiz hakkındaki boş ya da sahte görüşlerden sakınmaktır. Tanrı, Mesih inanlılarının kendi beğenmiş, övüngen kişiler olmalarını istemez. Çünkü bu, lütufla kurtulmuş günahlının durumuna uymaz. Yasa altında yaşayanlar sık sık sefil başarılarıyla gurur duyup kendi ölçülerine ulaşamayanlarla alay ederler ve Yasa bağlısı imanlılar kendileri gibi yargılayan sınırlı bir kural listesine sahip olmayan diğer imanlıları kötülerler.
  2. Kışkırtma –Birbirimizi kışkırtmayalım. Diğer kişilere kışkırtma ve meydan okuma yoluyla kendi kişisel düşüncelerini kabul ettirmek, Ruh’la dolu yaşamı reddetmektir. Bir kimse kendisini başkasının yerine asla tam olarak koyamayacağından o kişinin yüreğindeki sorunları ve ayartmaları bilemez.
  3. Kıskançlık – Birbirimizi kıskanmayalım. Kıskançlık özellikle üzerinde hiçbir hak ya da talebimizin olmadığı, başkasına ait bir şeyi istemek günahıdır. Kıskançlık, başka birinin üstün başarısını, yeteneklerini, mallarını ya da güzelliklerini kıskanır. Az yetenekli ya da zayıf karakterli kişiler yasaya uymakta daha başarılı görünenleri kıskanma eğilimindedirler. Tüm bu tutumlar lütfa yabancıdırlar. Gerçek bir imanlı diğer insanlara kendinden daha çok değer vermelidir. Yasabağlıları sahte bir görkem arzular. Gerçek büyüklük, fark edilmeden hizmet etmek, görülmeden çalışmaktır.
 

Kutsal Kitap

1 Mesih bizi özgür olalım diye özgür kıldı. Bunun için dayanın. Bir daha kölelik boyunduruğuna girmeyin.
2 Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesih’in size hiç yararı olmaz.
3 Sünnet edilen her adamı bir daha uyarıyorum: Kutsal Yasa’nın tümünü yerine getirmek zorundadır.
4 Yasa aracılığıyla aklanmaya çalışan sizler Mesih’ten ayrıldınız, Tanrı’nın lütfundan uzak düştünüz.
5 Ama biz aklanmanın verdiği umudun gerçekleşmesini Ruh’a dayanarak, imanla bekliyoruz.
6 Mesih İsa’da ne sünnetliliğin ne de sünnetsizliğin yararı vardır; yararlı olan, sevgiyle etkisini gösteren imandır.
7 İyi koşuyordunuz. Sizi gerçeğe uymaktan kim alıkoydu?
8 Buna kanmanız sizi çağıranın isteği değildir.
9 “Azıcık maya bütün hamuru kabartır.”
10 Başka türlü düşünmeyeceğinize ilişkin Rab’de size güvenim var. Ama aklınızı karıştıran kim olursa olsun, cezasını çekecektir.
11 Bana gelince, kardeşler, eğer hâlâ sünneti savunuyor olsaydım, bugüne dek baskı görür müydüm? Öyle olsaydı, çarmıh engeli ortadan kalkardı.
12 Aklınızı çelenler keşke kendilerini hadım etseler!
13 Kardeşler, siz özgür olmaya çağrıldınız. Ancak özgürlük benlik için fırsat olmasın. Birbirinize sevgiyle hizmet edin.
14 Bütün Kutsal Yasa tek bir sözde özetlenmiştir: “Komşunu kendin gibi seveceksin.”
15 Ama birbirinizi ısırıp yiyorsanız, dikkat edin, birbirinizi yok etmeyesiniz!
16 Şunu demek istiyorum: Kutsal Ruh’un yönetiminde yaşayın. O zaman benliğin tutkularını asla yerine getirmezsiniz.
17 Çünkü benlik Ruh’a, Ruh da benliğe aykırı olanı arzular. Bunlar birbirine karşıttır; sonuç olarak, istediğinizi yapamıyorsunuz.
18 Ruh’un yönetimindeyseniz, Yasa’ya bağımlı değilsiniz.
19 Benliğin işleri bellidir. Bunlar fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücülük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğlenceler ve benzeri şeylerdir. Sizi daha önce uyardığım gibi yine uyarıyorum, böyle davrananlar Tanrı Egemenliği’ni miras alamayacaklar.
20 (SEE 5:19)
21 (SEE 5:19)
22 Ruh’un ürünüyse sevgi, sevinç, esenlik, sabır, şefkat, iyilik, bağlılık, yumuşak huyluluk ve özdenetimdir. Bu tür nitelikleri yasaklayan yasa yoktur.
23 (SEE 5:22)
24 Mesih İsa’ya ait olanlar, benliği, tutku ve arzularıyla birlikte çarmıha germişlerdir.
25 Ruh sayesinde yaşıyorsak, Ruh’un izinde yürüyelim.
26 Boş yere övünen, birbirine meydan okuyan, birbirini kıskanan kişiler olmayalım.

1. C. H. Machintosh, daha fazla bilgi yoktur.

2. Jack Hunter, What the Bible Teaches, Galatians – Philemon, s.78

3. C.F.Hogg ve W.E.Vine, Epistle of Paul the Apostle to the Galatians, s.241.

4. Arthur T. Pierson, daha fazla bilgi yoktur.

5. C.I. Scofield, daha fazla bilgi yoktur.

6. Eleştiri metninde (NU) zina yoktur. Evlilik öncesi cinsel ilişki (porneia) çoğu kez cinsel ahlaksızlık olarak çevrilir, ki bu zinayı da kapsayabilir. Bununla birlikte, evlilikte sadakatsizliğe ilişkin bu yaygın günahtan özel olarak söz etmemesi olanaksız gibidir.

7. Eleştiri metninde adam öldürme (phonei) yoktur. Bu sözcük bir önceki (phthonoi, “kıskançlık”) sözcüğe çok benzediğinden yazarken gözden kaçmış olması mümkündür.

8. 1.Korintiler 6:9’daki nota bakınız.

9. Samuel Chadwick, daha fazla bilgi yoktur.

10. Geniş zamanın (estaurösan) İngilizce kullanımda present perfect olarak çevrilmesi gerekir, ancak indikatif geniş zaman süren sonuçları değil, eylemi vurgulamaktadır.