Hezekiel 1

YORUM

I. HEZEKİEL’İN ÇAĞRISI VE GÖREVİ (1:1 – 3:21)

A. Hezekiel’in İçinde Bulunduğu Koşullar (1:1-3)

Hezekiel, ilk sınır dışı edilenler arasında sürgüne gönderilmişti. Ancak Yeruşalim’in yıkımına ilişkin olay gerçekleşmeden altı ya da yedi yıl önce  peygamberlikte bulunmuştu. Hezekiel büyük olasılıkla o zamanlar otuz yaşlarındaydı (“otuzuncu yılda”). İlk yirmi dört bölüm, ilk sınır dışı edilmelerinden sonra, Yeruşalim ele geçirilmeden önce yazıldı.

B. Hezekiel’in Tahtı Andıran Nesne Üzerindeki Tanrı Yüceliğine İlişkin Görümü (1:4-28a)

İlk bölüm, Hezekiel’in tutsaklar arasında Tanrı’nın yüceliğiyle ilgili gördüğü görümle başlar. Hezekiel önce kuzeyden esen bir kasırganın geldiğini gördü. Daha sonra insana benzer dört canlı yaratık gördü. Her birinin dört yüzü (aslan, öküz, kartal ve insan), 1 dört kanadı, dimdik bacakları ve kanatlarının altında elleri vardı. Yaratıklar Tanrı’nın yaratılışta görünen niteliklerini simgelerler: Görkemini, gücünü, hızını ve bilgeliğini. Birçok ulus, tahtın üstünde oturan, bulutun üstündeki Tanrı’yı unutur. Tapındıkları, Yaratıcı’nın kendisinden çok yaratıcı nitelikleridir.

Kubbenin üstünde Rab’bin yüceliğinin yer aldığı bir taht vardı. Dört canlı yaratığın her birinin yanında bir tekerlek ya da tekerlek içinde tekerlek (belki de biri dik açılı diğeri topaç biçiminde iki tekerlek) vardı. Görüm, yeryüzünde tekerlekli bir tahtı temsil ediyor gibidir. Dört canlı yaratık, üzerinde Tanrı’nın tahtının bulunduğu bu nesneyi, dört köşede durarak çekmekteydiler. Hezekiel’in peygamberlik görevine çağrılmadan önce verilen Tanrı’nın yüceliğine ilişkin görüm buydu.

Bölüm, Faber’in ünlü ilahisinde bu görüme verdiği karşılığı akla getirir:

Tanrım, ne kadar harikasın,
Görkemin nasıl da parlak,
Yanan ışığın derinliklerindeki
Merhamet tahtın ne kadar da güzel!
Sonsuz yılların huşu uyandırır,
Ey sonsuz Rab,
Ruhlar, gece gündüz yere kapanarak
Sürekli sana tapınırlar!
İsa’nın Babası, sevginin ödülü,
Bir gün tahtının önünde yere kapanmak
Ve sana bakmak…
Ne coşkun bir sevinç olacak.
Frederick William Faber

Hezekiel 43:3’de, gördüklerini, “Tanrı 2 kenti yok etmeye geldiğinde… gördüğüm görümler” olarak açıklar. Başka bir deyişle görüm, Tanrı’yı, Babilliler’i yargısının aracı yaparak Yeruşalim’in üzerine kuzeyden bir yargı kasırgası gibi yüceliğiyle gelirken resmeder.

 

Kutsal Kitap

1 Otuzuncu yılda, dördüncü ayın beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrıdan gelen görümler gördüm.
2 Kral Yehoyakinin sürgünlüğünün beşinci yılında, ayın beşinci günü,
3 Kildan ülkesinde, Kevar Irmağı kıyısında RAB Buzi oğlu Kâhin Hezekiele seslendi. RABbin eli orada onun üzerindeydi. Hezekielin yaşının otuz olduğu sanılıyor.
4 Kuzeyden esen kasırganın göz alıcı bir ışıkla çevrelenmiş, ateş saçan büyük bir bulutla geldiğini gördüm. Ateşin ortası ışıldayan madeni andırıyordu.
5 En ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu;
6 her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı.
7 Bacakları dimdikti, ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu.
8 Dört yanlarında, kanatların altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri, kanatları vardı.
9 Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyordu.
10 Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde dördünün yüzü insan yüzüne, sağda dördünün aslan yüzüne, solda dördünün öküz yüzüne, arkada dördünün kartal yüzüne benzer bir yüzü vardı.
11 Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanda öbür yaratıkların kanadına değiyor, iki kanatla da bedenlerini örtüyordu.
12 Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
13 Canlı yaratıkların görünüşü yanan ateş közleri ya da meşale gibiydi. Ateş yaratıkların ortasında hareket ediyordu; ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
14 Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
15 Bu dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında, yere değen bir tekerlek gördüm.
16 Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları iç içe girmiş bir tekerlek gibiydi.
17 Hareket edince yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyordu.
18 Tekerleklerin kenarı yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
19 Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu; yaratıklar yerden yükseldikçe, tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu.
20 Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
21 Yaratıklar hareket ettiğinde onlar da hareket ediyor, yaratıklar durduğunda onlar da duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde onlar da yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
22 Kubbeye benzer, billur gibi parlak ve korkunç bir şey canlı yaratıkların başları üzerine yayılmıştı.
23 Kubbenin altında kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
24 Yaratıklar hareket edince, kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yetenin sesini, bir ordunun gürültüsünü ansıtıyordu. Durunca kanatlarını indiriyorlardı.
25 Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
26 Başları üzerindeki kubbenin üstünde laciverttaşından yapılmış tahta benzer bir nesne vardı. Yüksekte, tahtı andıran nesnede insana benzer biri oturuyordu.
27 Gördüm ki, beli andıran kısmının yukarısı içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu, belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
28 Görünüşü yağmurlu bir gün bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Öyleydi çevresini saran parlaklık. RAB’bin görkemini andıran olayın görünüşü böyleydi. Görünce, yüzüstü yere yığıldım, birinin konuştuğunu duydum.

1. Bu dört yüz, geleneksel görüşe göre, İncil’in ilk dört bölümündeki Rabbimiz’in dört portresiyle bağlantılıdır: Matta – aslan (Kral Mesih); Markos – öküz (Hizmetkâr Mesih); Luka – insan (Mükemmel İnsan Mesih), Yuhanna – kartal (Tanrı Oğlu Mesih). Kutsal Kitap Yorumu’nun Yeni Ant­laşma Serisi’ne bakınız, Müjdeler’e Giriş, s.15.

2. Masoretik metni izleyen bir çeviri, “Geldiğimde” ifadesini kulla­nır. Aynı metin sorunu konusunda bir başka çeviride ise şunlar yer alır: “Günahları nedeniyle Yeruşalim Kenti’ni yok etmek için gelenin Hezekiel olmadığı açıktır. Gelen, Rabbin kendisidir. İfadenin geçtiği koşullar ve çevre temel alındığında, altı elyazması kitabın bazılarında Tedotçu görüşe ve Vulgata’ya göre, en iyi okunuş, “O, kenti yok etmek için geldiğinde” ifade­sidir. Olası, belki de tercih edilen bir karşılık, tartışılan sözcüğün son harfini, “Rab” için iyi tanınan bir kısaltma olarak okuyarak, “Rab, kenti yok etmek için geldiğinde” ifadesinde karar kılmaktır. The New Scofield Study Bible, New King James Version, s.995.