Hezekiel 33

IV. İSRAİL’İN YENİLENMESİ VE DÜŞMANLARININ CEZALANDIRILMASI (33-39. Bölümler)

Hezekiel, 33’üncü bölümden kitabın sonuna kadar, öncelikle İsrail’in yenilenmesi ve tapınağın yeniden inşa edilmesiyle ilgilenir.

A. Bekçi Olarak Yeniden Görevlendirilen Peygamber (33. Bölüm)

33:1-9   Bu bölümde, Hezekiel bir bekçiye benzetilir. Eğer sadakatle halkı uyarır, ama buna rağmen halk onu dinlemezse, o zaman kendi yıkımlarından kendileri sorumlu olacaklardır. Eğer uyarmadığı için halk mahvolursa, Tanrı ölenlerin kanından bekçiyi sorumlu tutacaktır.

Tanrı, Hezekiel’i İsrail halkından sorumlu tuttu. Burada bütün imanlıları

ilgilendiren şu soru ortaya çıkar: Tanrı bizi kim için sorumlu tutacaktır? Kime tanıklık etmeliyiz? Kimi uyarmalıyız? Akrabalarımızı mı, iş arkadaşlarımızı mı, komşularımızı mı, dostlarımızı mı? Bu ciddi bir sorumluluktur. Bunu sadakatle yerine getirmezsek kendimize zarar vermiş oluruz.

33:10-20   Halk umutsuzlukla, “Durum böyleyken nasıl yaşayabiliriz?” diye sorar. Bugün pek çok kişi umudunu yitirmiş ve bunalıma girmiştir. Rab’bin yanıtı şudur: Tövbe edin! En kötü günahkâr için bile umut vardır; ama tek umut, günahtan dönmek ve ona göz yummamaktır. Halk, Tanrı’nın kendilerine davranışlarının adil olmadığından yakındı, ama Tanrı, onlara tövbe eden ve günahından dönen kötü adamın bağışlanacağını hatırlattı; aynı zamanda kötülüğe yönelen doğru kişiyi de cezalandıracaktı.

33:21-22   Hezekiel’in dili çözülmüştü ve artık konuşabiliyordu. Yeruşalim’den kaçıp kurtulan biri gelip şu duyuruyu yaptı: “Kent düştü!” (Bk. 24:27).

33:23-29   Bu ayetler, Yeruşalim’in düşüşünden sonra, İsrail ülkesinde bırakılan birkaç Yahudi’yi işaret ediyor gibi görünmektedir. Yahudiler, İbrahim gibi yalnızca bir kişinin ülkeyi miras aldığını söylediler ve bir grup olarak kendilerinin buna daha çok hakları olduğunu iddia ettiler. Ancak Tanrı miktarla değil, nitelikle ilgileniyordu. O zaman bile hâlâ putperestliğin çeşitli şekillerini uygulamaktaydılar ve kendilerine karşı tanıklık eden bu iğrençliklerden ülkenin temizlenmesi gerekiyordu. İbrahim’in gerçek (ruhsal) soyu değillerdi. Dışsal kabullenişleri onları yargıdan kurtaramazdı, çünkü Tanrı yalnızca sözlerle değil, yaşamla da ilgileniyordu (Yak.2:14).

33:30-33   Halk Hezekiel’i dinlemekten hoşlanıyordu, ama onun sözlerini yerine getirmeyi düşünmüyordu! Hezekiel’in peygamberlikleri yerine geldiğinde, aralarında bir peygamber yaşamış olduklarını bileceklerdi.

Tanrı’nın sözünü dinlemeli ve yüreklerimizi, işittiklerimizden uzağa düşmemek için sürekli denetlemeliyiz. Bir vaaza verilecek en iyi karşılık, “Bu güzel bir vaazdı” değil, “Tanrı bana seslendi; bir şey yapmalıyım” olmalıdır.

 

Kutsal Kitap

1 RAB bana şöyle seslendi:
2 ‹‹İnsanoğlu, kendi halkına şöyle diyeceksin: ‹Bir ülkenin üzerine kılıç gönderdiğim, ülke halkı aralarından birini seçip bekçi atadığı,
3 bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çaldığı zaman;
4 kim boru sesini işitip de uyarıyı dikkate almazsa, kılıç da gelip onu öldürürse, kanından kendisi sorumludur.
5 Boru sesini duymuş, ama uyarıyı dikkate almamıştır; kanından kendisi sorumludur. Uyarıyı dikkate alsaydı, canını kurtaracaktı.
6 Ne var ki, bekçi kılıcın ülkenin üzerine yaklaştığını görüp halkı uyarmak için boru çalmazsa, kılıç da gelip halktan birini öldürürse, o kişi kendi günahı içinde öldürülmüştür; kanından bekçiyi sorumlu tutacağım.›
7 ‹‹İnsanoğlu, seni İsrail halkına bekçi atadım. Benden bir söz duyar duymaz onları benim yerime uyaracaksın.
8 Kötü kişiye, ‹Ey kötü kişi, kesinlikle öleceksin› dediğim zaman, onu uyarmaz, kötü yolundan döndürmek için konuşmazsan, o kişi günahı içinde ölecek; ama onun kanından seni sorumlu tutacağım.
9 Ancak kötü kişiyi uyardığın halde yolundan dönmezse, o günahı içinde ölecek. Ama sen canını kurtarmış olacaksın.
10 ‹‹İnsanoğlu, İsrail halkına de ki, ‹Siz şöyle diyorsunuz: İsyanlarımızla günahlarımız bizi çökertiyor, onlardan ötürü eriyip yok oluyoruz. Durum böyleyken nasıl yaşayabiliriz?›
11 Onlara de ki, ‹Varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Dönün! Kötü yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz, ey İsrail halkı!›
12 ‹‹Sen, ey insanoğlu, halkına de ki, ‹Doğru kişi Tanrıya başkaldırırsa, doğruluğu onu kurtarmaz. Kötü kişi kötülüğünden döndüğü zaman kötülüğü yıkımına neden olmaz. Doğru kişi Tanrıya başkaldırırsa, doğruluğu yaşamasını sağlamaz.›
13 Doğru kişi için, ‹Kesinlikle yaşayacak› desem, ama o doğruluğuna güvenip de kötülük yapsa, yaptığı doğru işlerin hiçbiri anımsanmayacak. Yaptığı kötülükten ötürü ölecek.
14 Kötü kişiye, ‹Kesinlikle öleceksin› desem, ama o günahından dönüp adil ve doğru olanı yapsa,
15 aldığı rehini geri verse, çaldığını ödese, yaşam veren kurallar uyarınca davranıp günah işlemese kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.
16 İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anımsanmayacaktır, adil ve doğru olanı yapmıştır; kesinlikle yaşayacaktır.
17 ‹‹Senin halkın, ‹Rabbin yolu doğru değil› diyor. Oysa doğru olmayan onların yolu.
18 Doğru kişi doğruluğundan döner de kötülük yaparsa, yaptığı kötülüğün içinde ölecektir.
19 Kötü kişi yaptığı kötülükten döner de adil ve doğru olanı yaparsa, yaptığı bu işlerle yaşayacaktır.
20 Ey İsrail halkı, ‹Rabbin yolu doğru değil› diyorsun. Her birinizi kendi yoluna göre yargılayacağım.››
21 Sürgünlüğümüzün on ikinci yılı, onuncu ayın beşinci günü Yeruşalimden kaçıp kurtulan biri yanıma gelip, ‹‹Kent düştü!›› dedi.
22 Akşam, Yeruşalimden kaçıp kurtulan adam gelmeden önce, RABbin eli üzerimdeydi, konuşamıyordum. Sabah o yanıma gelmeden RAB dilimi çözdü. Dilim açıldı, artık konuşabilirdim.
23 RAB bana şöyle seslendi:
24 ‹‹İnsanoğlu, İsrailin viran olmuş kentlerinde yaşayanlar, ‹İbrahim tek kişiyken ülkeyi miras almıştı. Oysa biz kalabalığız, ülke miras olarak bize verilmiştir› diyorlar.
25 Bu nedenle onlara de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: Eti kanıyla yiyor, putlarınıza bel bağlıyor, kan döküyorsunuz. Yine de ülkeyi miras almayı mı umuyorsunuz?
26 Kılıcınıza güveniyor, iğrenç şeyler yapıyor, komşunuzun karısını kirletiyorsunuz. Yine de ülkeyi miras almayı mı umuyorsunuz?›
27 ‹‹Onlara de ki, ‹Egemen RAB şöyle diyor: Varlığım hakkı için, viran olmuş kentlerde yaşayanlar kılıçtan geçirilecek, kırda yaşayanları yem olarak yabanıl hayvanlara vereceğim, kalelerde, mağaralarda yaşayanlar salgın hastalıkla yok olacak.
28 Ülkeyi ıssız, kimsesiz bırakacağım, övündükleri güç son bulacak. İsrail dağları ıssız kalacak, oradan kimse geçmeyecek.
29 Yaptıkları iğrenç şeylerden ötürü ülkeyi ıssız, kimsesiz bıraktığım zaman benim RAB olduğumu anlayacaklar.›
30 ‹‹Sen, ey insanoğlu, halkın duvar diplerinde, evlerin kapıları önünde senin hakkında konuşuyor. Birbirlerine, ‹Haydi, gidip RABden gelen sözün ne olduğunu duyalım› diyorlar.
31 Halk her zamanki gibi sana geliyor. Benim halkım olarak önünde oturuyor, sözlerini dinliyor, ama dediklerini yapmıyorlar. Ağızlarıyla istekli olduklarını açıklıyorlar, ama yürekleri haksız kazanç peşinde.
32 Sen onlar için güzel sesle sevgi ezgileri okuyan, iyi çalgı çalan biri gibisin. Sözlerini dinliyor, ama dediklerini yapmıyorlar.
33 ‹‹Bütün bunlar gerçekleşince -ki gerçekleşecek- aralarında bir peygamber bulunduğunu anlayacaklar.››