İbraniler 2

2:1   Yazar, Mesih’in Tanrı’nın Oğlu olduğu için meleklerden üstün olduğu tezini tamamlamıştır. İnsanoğlu olarak da O’nun üstün olduğunu göstermeden önce, mektupta yer alan birkaç ciddi uyarının ilkine başlamak için soluklanır. Bu, Müjde’nin bildirisinden uzağa sürüklenmemek için yapılan bir uyarıdır.

Verenin ve verdiği armağanın üstünlüğünden dolayı, Müjde’yi işitenler O’na daha çok bağlanmalıdır. Mesih’ten uzağa sürüklenme ve dinsel törenlerden oluşan bir dine kayma tehlikesi daima vardır. Bu, Mesih’i inkâr etme anlamına gelir; bu günahtan tövbe etme olasılığı yoktur.

2:2   Yahudiler’in, meleklerin hizmetine karşı göstermiş oldukları özel ilgiden daha önce de söz etmiştik. Bu örneğin önemi, belki de Yasa verildiğinde orada çok sayıdaki meleğin bulunmasından kaynaklanmaktadır (Yas.33:2; Mez.68:17). Yasa’nın melekler aracılığıyla bildirildiği, bunun geçerli olduğu ve her suçun hak ettiği şekilde cezalandırıldığı doğrudur.

2:3   Ancak şimdi tartışma küçükten büyüğe doğru kayar. Yasa’ya karşı gelenler cezalandırıldıysa, Müjde’yi görmezlikten gelenlerin sonu ne olacak? Yasa insanlara ne yapmaları gerektiğini, Müjde ise Tanrı’nın ne yaptığını anlatıyor. Yasa’da günahın bilgisini; Müjde’de ise kurtuluş bilgisini buluruz.

Bu kadar büyük bir kurtuluşu görmezlikten gelmek, Yasa’yı çiğnemekten daha ciddi bir durumdur. Tanrı Yasa’yı melekler aracılığıyla önce Musa’ya, sonra halka vermiştir. Ancak Müjde bizzat Rab İsa Mesih tarafından bildirilmiştir. Kurtuluş, Kurtarıcı’yı dinlemiş olanlarca doğrulandı.

2:4   Tanrı’nın bizzat kendisi bu bildirinin doğruluğunu onaylar. Belirtiler, harikalar, çeşitli mucizeler ve Kutsal Ruh armağanlarıyla kanıtlar. Belirtiler, Rab İsa’nın ve elçilerin ruhsal gerçekleri gösteren mucizeleriydi. Örneğin, beş bin kişiyi doyurma (Yu.6:1-14), bunu izleyen Yaşam Ekmeği konusunun (Yu.6:25-59) temelini oluşturdu. Harikalar, izleyicilerde şaşkınlık yaratmayı amaçlayan mucizelerdi. Lazar’ın dirilmesi bunu gösterir (Yu.11:1-44). Mucizeler, doğa yasalarını altüst eden olağanüstü gücün gösterileriydi. Kutsal Ruh armağanları ise, insanların doğal yeteneklerinin ötesinde konuşma ve eylemde bulunmalarını sağlamak için verilen özel güçlerdi.

Bu mucizelerin amacı, Müjde’nin gerçek olduğunu, özellikle inanmadan önce geleneksel olarak belirti isteyen Yahudiler’e kanıtlamaktı. Yeni Antlaşma’nın yazılmasından sonra, yazıları doğrulayan mucizelerin durmasına dair kanıt vardır. Ancak Kutsal Ruh’un bu mucizeleri başka çağlarda asla tekrarlamayacağını kanıtlamak imkânsızdır.

İsteği uyarıca ifadesi, Kutsal Ruh’un bu mucizevi güçleri istediği gibi dağıttığını belirtir. Bunlar, Tanrı’nın yüce armağanlarıdır. Bunlar, insanların talep edebileceği ya da dualarına yanıt olarak isteyebilecekleri şeyler değildir, çünkü Tanrı bunları herkese vaat etmedi.

2:5   Birinci bölümde Mesih’in, Tanrı’nın Oğlu olarak meleklerden üstün olduğunu gördük. Şimdi O’nun İnsanoğlu olarak da üstün olduğu gösterilecektir. Yahudi mantığına göre, Mesih’in beden almasının inanılmaz bir düşünce olduğunu ve O’nun alçaltılmasının da utanç verici bir gerçek olduğunu anımsarsak, düşünce akışını veya zincirini daha kolay izleyebiliriz. Yahudiler’e göre İsa sadece bir insandı ve dolayısıyla da meleklerden daha aşağı bir durumdaydı. Aşağıdaki ayetler İsa’nın insan olarak bile meleklerden üstün olduğunu gösterir.

İlk olarak, Tanrı’nın geleceğin yaşanabilir dünyasının meleklerin denetimi altında olması gerektiği gibi bir buyrukta bulunmadığına işaret edilir. Buradaki gelecek dünya, peygamberlerin sık sık söz etmiş olduğu esenlik ve esenlikle dolu olan altın çağı ifade eder. Biz buna bin yıllık dönem deriz.

2:6   Yeryüzünün egemenliğinin sonuçta meleklere değil, insana verildiğini göstermek için Mezmur 8:4-6’dan alıntı yapılır. Bir bakıma insan değersizdir, ama yine de Tanrı onu anar. Bir bakıma insan önemsizdir, ama yine de Tanrı ona ilgi gösterir.

2:7   Yaratılış terazisinde insana meleklerden biraz aşağı bir yer verilmiştir. İnsan bilgi, hareketlilik ve güç açısından daha sınırlıdır; ölüme mahkûmdur. Bütün bunlara rağmen insan, Tanrı’nın planında yücelik ve onur tacını giymek üzere ayrılmıştır. İnsanın bedensel ve zihinsel sınırlılığı büyük ölçüde kaldırılacak ve yeryüzünde yüceltilecektir.

2:8   Gelecekte her şey –melekler, hayvanlar dünyası, gezegenler sistemi– insanın ayakları altına serilecektir. Aslında yaratılan evrenin her parçası onun denetimi altında olacaktır.

Bu, Tanrı’nın insan için yaptığı ilk plandı. Tanrı, insana şöyle demişti: “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun” (Yar.1:28).

O zaman niçin her şeyin insana bağımlı kılındığını görmüyoruz? Bunun yanıtını, insanın günahından dolayı egemenliğini yitirmiş olmasında görüyoruz. Yaratılış üzerine laneti getiren Adem’in günahıydı. Uysal yaratıklar vahşileşti. Topraktan diken çıkmaya başladı. İnsanın doğa üzerindeki denetimi etkisini kaybederek azaldı.

2:9   Bununla birlikte, İnsanoğlu yeryüzüne egemenlik sürmek için geri döndüğünde, insanın egemen olması sağlanacaktır. İsa, insan olarak, Adem’in kaybettiklerini ve daha fazlasını yapacaktır. Şimdi her şeyin insana bağlı kılındığını görmüyorsak da, İsa’yı görüyoruz ve O’nda insanın yeryüzü üzerindeki nihai yönetiminin ipuçlarını fark edebiliyoruz.

İsa Mesih kısa bir süre için, özellikle yeryüzündeki 33 yıllık hizmeti sırasında, meleklerden biraz aşağı kılındı. Göklerden Beytlehem’e, Getsemani’ye, Gabbata’ya, Golgota’ya gelişi ve mezara girişi alçalmasındaki adımlara damgasını vurur. Ama şimdi O’na yücelik ve onur tacı giydirilmiştir. Yüceltilmesi, acı çekmesinin ve ölümünün bir sonucudur; çarmıh yolu O’nu taca götürmüştür.

Mesih’in herkes için ölümü tatması, Tanrı’nın sevgi dolu amacını gösteriyordu. Kurtarıcı bizim Temsilcimiz olarak bizim yerimize öldü; yani insan olarak insan için öldü. Çarmıhtaki bedeninde Tanrı’nın günaha karşı olan yargısını taşıdı. Öyle ki, O’na iman edenler bunu asla taşımak zorunda kalmasınlar.

2:10   Tanrı’nın doğru karakterine tamamen bağlı kalarak, insanın egemenliği Kurtarıcı’nın alçalmasıyla sağlanmalıdır. Günah, Tanrı’nın düzenini bozmuştu. Kaosun ya da karışıklığın ortadan kaldırılmasından önce, günahın doğrulukla çözümlenmesi gerekirdi. Günahı ortadan kaldırmak için Mesih’in acı çekmesi, kanının akması ve ölmesi gerekiyordu; bu da Tanrı’nın kutsal karakterinin tutarlı oluşundan kaynaklanıyordu.

Her şeyi tasarlayan Tanrı, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığıyla var eden olarak tanımlanır. Tanrı, her şeyden önce tüm yaratılışın odağıydı; her şey O’nun yüceliği ve arzusu için yaratıldı. O, tüm yaratılışın Kaynağı ve Yaratıcısı’dır; hiçbir şey O’nun dışında yaratılmadı.

Birçok oğulu yüceliğe eriştirmek, O’nun yüce amacını oluşturuyordu. Değersizliğimizi düşündüğümüzde, O’nun bizimle ilgilenmiş olduğunu düşünmek bile bizi şaşırtır. Ancak O, bizi sonsuz yüceliğine lütuf Tanrısı olduğu için çağırmıştır.

Yüceltilmemizin bedeli nedir? Kurtuluşumuzun öncüsü acılarla yetkinliğe ermek zorundaydı. Rab İsa ahlâksal açıdan günahsız olma konusunda yetkindi. Bu bakımdan O’nun yetkinliğe eriştirilmesi olanaksızdı. Ancak, Kurtarıcımız olarak yetkinliğe eriştirilmesi gerekliydi; yani bizim için sonsuz kurtuluşu satın almak üzere günahlarımızın hak ettiği cezayı çekmek zorundaydı. Sadece O’nun kusursuz yaşamıyla kurtulamazdık; O’nun bizim yerimize ölmesi mutlak bir gereklilikti.

Tanrı bizi kurtarmak için olağanüstü bir yol buldu. Bizim yerimize ölmesi için biricik Oğlu’nu gönderdi.

2:11   Bundan sonraki üç ayet, İsa’nın insanlığının yetkinliğini vurgular. Adem’in kaybettiği egemenliği yeniden kazanacaksa, o zaman gerçek bir insan olduğunun gösterilmesi gerekir.

İlk olarak, şu gerçek ifade edilmiştir: Çünkü kutsal kılan da kutsal kılınanlar da aynı Baba’dandır. Başka bir deyişle kutsal kılan da kutsal kılınanlar da aynı kişidendir, yani hepsi aynı insan yapısına sahiptir.

Kutsal kılan Mesih’tir, yani Tanrı için insanları dünyadan ayıran veya ayrı bir yere koyan O’dur. O’nun bu şekilde dünyadan ayırdıklarına ne mutlu!

Kutsal kılınan kişi veya şey, sıradan kullanımdan Tanrı’nın kullanımına, iyiliğine ve isteğine geçmek üzere ayrılandır. Kutsal kılınmanın karşıtı, kutsallığın kaybolmasıdır.

Kutsal Kitap’ta dört çeşit kutsal kılınma vardır: İman etme öncesi kutsal kılınma, konuma bağlı kutsal kılınma, gelişen kutsal kılınma ve yetkin kutsal kılınma. Dikkatle okunması gerekli bu kutsal kılınmaların ayrıntılarını 1.Selanikliler 5:23’ten hemen sonra gelen Kutsal Kılınma Üzerine Arasöz bölümünde bulabilirsiniz.

Okur, kutsal kılınmanın geçtiği İbraniler’deki bölümleri dikkatle incelemeli ve buradaki kutsal kılınmanın hangisi olduğunu anlamaya çalışmalıdır.

İsa, gerçek bir insan olduğundan, izleyicilerine kardeşlerim demekten utanmıyor. Evrenin Kralı’nın insan olması ve yaratıklarıyla kendisini bir tutarak onlara kardeş demesi mümkün müdür?

2:12   Bunun yanıtı O’nun, “Adını kardeşlerime duyurayım” dediği Mezmur 22:22’de bulunur. Aynı ayet, O’nu ortak bir tapınmada, “Topluluğun ortasında sana övgüler sunayım” derken, halkıyla bir tutarak resmeder. O, ölüm acıları içindeyken bile, arkasındaki kalabalığı Baba Tanrı’yı yüceltmeleri için yönlendireceği günü bekliyordu.

2:13   Mesih’in insan olduğunu kanıtlamak için, Kutsal Yazılar’daki iki ayetten daha alıntı yapılır. Yeşaya 8:17’de Tanrı’ya güveneceğinden ya da umudunun Tanrı’da olduğundan söz eder. Yahve’ye tam güven, gerçekten insan olduğunun en büyük işaretlerinden biridir. Daha sonra Rab’bin, “Ben ve Rab’bin bana verdiği çocuklar” dediği Yeşaya 8:18’inci ayetten alıntı yapılır. Buradaki düşünce, onların ortak bir Baba’yı tanıyarak, ortak bir ailenin üyeleri oldukları yönündedir.

2:14   İnsanoğlu’nun alçaltılışının utanç verici olduğunu düşünenlerin, şimdi O’nun çektiği ıstırabın sonucunda gelen dört önemli bereketi düşünmeleri gerekiyor.

Bunların ilki, Şeytan’ın yok edilişidir. Bu nasıl oldu? Tanrı’nın, çocuklarını kutsal kılması, kurtarması ve özgür kılması için Mesih’e verişinde özel bir anlam vardı. Bu çocukların insan doğasına sahip olmalarından dolayı, Rab İsa da et ve kandan oluşan insan yapısını aldı. Tanrılığını “toprak” bir giysiyle örttü.

Ancak Beytlehem’de durmadı. “Beni çok sevdiği için uğruma çarmıha kadar gitti.”

Ölümü aracılığıyla ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i etkisiz kıldı. Buradaki etkisiz kılmak, varlığın yok olmasından çok, etkinliğinin kalmaması anlamındadır. Şeytan hâlâ dünyada Tanrı’nın amaçlarına etkin bir biçimde karşı geliyor, ama çarmıhta ölüm yarasını aldı. Kısa bir zaman sonra sonunun geleceği kesindir. O, yenilmiş bir düşmandır.

İblis hangi anlamda ölüm gücüne sahiptir? Asıl anlamı herhalde ölümü talep etmesindeki gücüdür. Günah, dünyaya Şeytan aracılığıyla girmişti. Tanrı’nın kutsallığı günah işleyen herkesin ölümünü gerektirdi. Dolayısıyla İblis, düşman olarak cezanın ödenmesini talep edebilir.

Tanrı’ya inanılmayan yerlerde, İblis’in temsilcilerinin yeteneklerinde de onun gücü görülür; öyle ki, büyücüler bir kişiye lanet yağdırıp o kişinin herhangi bir neden olmadan ölmesine sebep olabilirler.

Kutsal Yazılar’da İblis’in Tanrı’nın izni olmadan bir imanlıyı ölüm cezasına çarptırabileceğine dair hiçbir ima yoktur (Eyü.2:6); dolayısıyla imanlının ölüm zamanını belirleyemez. Bazen kötü insanlar aracılığıyla imanlıyı öldürmesine izin verilir. Ancak İsa Mesih, bedeni yok edebilenlerden çok, canı ve bedeni cehennemde yok edebilen Tanrı’dan korkmaları konusunda öğrencilerini uyardı (Mat. 10:28).

Eski Antlaşma’da Hanok ve İlyas ölmeden cennete gittiler. Kuşkusuz bu, imanlılar olarak Mesih’in gelecekteki ölümünde ölmüş sayılmalarından kaynaklanır.

Mesih’in ikinci gelişinde, yaşayan bütün imanlılar ölmeden cennete gideceklerdir. Bu kişiler de ölümden kurtulacaklardır, çünkü Mesih’in ölümünden dolayı Tanrı’nın kutsallığı bunu yeterli gördü. Dirilen Mesih’in elinde şimdi “ölümün ve ölüler diyarının anahtarı” (Va.1:18) vardır, yani ölüm ve ölüler diyarı üzerinde tam yetkiye sahiptir.

2:15   Mesih’in aşağılanmasında bulunan ikinci bereket de korkudan özgür kılınmadır. Çarmıhtan önce insanlar ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca bu korkunun kölesi olmuşlardı. Eski Antlaşma’da, ölümden sonra yaşama dair ipuçları olmasına rağmen, genel olarak bir belirsizlik, korku ve sıkıntı hâkimdir. O zaman belirsiz olan şimdi belirgindir, çünkü Mesih, yaşamı ve ölümsüzlüğü Müjde’nin aracılığıyla ışığa çıkarmıştır (2Ti.1:10).

2:16   Üçüncü büyük bereket ise günahın kefaretinin oluşudur. Rab dünyaya gelerek meleklere değil, İbrahim’in soyundan olanlara yardım ediyor.

İbrahim’in soyu, “İbrahim’in fiziksel soyu” ya da “Yahudiler” anlamına gelebileceği gibi, “ruhsal soy” veya “her çağdaki imanlılar” anlamına da gelebilir. Önemli olan nokta, onların melek değil, insan oluşlarıdır.

2:17   Her yönden kardeşlerine benzemesi gerekiyordu. Gerçek ve yetkin bir insan yapısına sahipti. İnsansal arzuları, düşünceleri, duyguları ve sevgiyi yaşadı. Ama diğer insanlardan farklıydı, çünkü O günahsız ve ideal bir insandı; oysa biz Adem’den gelen günah doğasına sahibiz.

O’nun yetkin insanlığı, Tanrı’ya hizmetinde merhametli ve sadık başkâhin olması için gerekli uygunluğu sağlıyordu. İnsanlara karşı merhametli, Tanrı’ya karşı da sadıktı. Başkâhin olarak asıl görevi, halkın günahlarını Tanrı’ya bağışlatabilmektir. Bunu başarmak için daha önce hiçbir başkâhinin yapmadığı veya yapamadığı bir şeyi yaptı: Günahsız bir kurban olarak bizzat kendisini sundu. İsteyerek bizim yerimize öldü.

2:18   Dördüncü bereket, sınananlara yardım elini uzatmayla ilgilidir. Çünkü kendisi denenip acı çekti. Bunun ne olduğunu çok iyi bildiğinden, denenen başka kişilere yardım edebilir.

Burada yine nitelik sözcüğünü eklemek zorundayız. Rab İsa ruhsal olarak değil, bedensel olarak denendi. Çöldeki denenme, O’nun bedensel olarak denendiğini gösterir. Şeytan O’nu dünyasal öğelerle denemeye çalışmıştı. Ancak Kurtarıcı’nın içten gelen şehvet ve tutkuları yoktu; günaha karşılık verecek bir şey de yoktu. Denendiğinde acı çekti. Denenmeye direndiğimizde acı çekeriz. O da denenmeye direndiği için acı çekmişti.

 

Kutsal Kitap

1 Bu nedenle, akıntıya kapılıp sürüklenmemek için işittiklerimizi daha çok önemsemeliyiz.
2 Çünkü melekler aracılığıyla bildirilen söz geçerli olduysa, her suç ve her sözdinlemezlik hak ettiği karşılığı aldıysa, bu denli büyük kurtuluşu görmezlikten gelirsek nasıl kurtulabiliriz? Başlangıçta Rab tarafından bildirilen bu kurtuluş, Rab’bi dinlemiş olanlarca bize doğrulandı.
3 (SEE 2:2)
4 Tanrı da belirtiler, harikalar, çeşitli mucizeler ve kendi isteği uyarınca dağıttığı Kutsal Ruh armağanlarıyla buna tanıklık etti.İzleyicileriyle Özdeşleşen İsa
5 Tanrı, sözünü ettiğimiz gelecek dünyayı meleklere bağlı kılmadı.
6 Ama biri bir yerde şöyle tanıklık etmiştir: “Ya Rab, insan ne ki, onu anasın, Ya da insanoğlu ne ki, ona ilgi gösteresin?
7 Onu meleklerden biraz aşağı kıldın, Başına yücelik ve onur tacını koydun, Ellerinin yapıtları üzerine onu görevlendirdin.
8 Her şeyi ayakları altına sererek Ona bağımlı kıldın.” Tanrı her şeyi insana bağımlı kılmakla insana bağımlı olmayan hiçbir şey bırakmadı. Ne var ki, her şeyin insana bağımlı kılındığını henüz görmüyoruz.
9 Ama meleklerden biraz aşağı kılınmış olan İsa’yı, Tanrı’nın lütfuyla herkes için ölümü tatsın diye çektiği ölüm acısı sonucunda yücelik ve onur tacı giydirilmiş olarak görüyoruz.
10 Birçok oğulu yüceliğe eriştirirken onların kurtuluş öncüsünü acılarla yetkinliğe erdirmesi, her şeyi kendisi için ve kendi aracılığıyla var eden Tanrı’ya uygun düşüyordu.
11 Çünkü hepsi -kutsal kılan da kutsal kılınanlar da- aynı Baba’dandır. Bunun içindir ki, İsa onlara “kardeşlerim” demekten utanmıyor.
12 “Adını kardeşlerime duyuracağım, Topluluğun ortasında Seni ilahilerle öveceğim” diyor.
13 Yine, “Ben O’na güveneceğim” ve yine, “İşte ben ve Tanrı’nın bana verdiği çocuklar” diyor.
14 Bu çocuklar etten ve kandan oldukları için İsa, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz kılmak üzere onlarla aynı insan yapısını aldı.
15 Bunu, ölüm korkusu yüzünden yaşamları boyunca köle olanların hepsini özgür kılmak için yaptı.
16 Kuşkusuz O, meleklere değil, İbrahim’in soyundan olanlara yardım ediyor.
17 Bunun için her yönden kardeşlerine benzemesi gerekiyordu. Öyle ki, Tanrı’ya hizmetinde merhametli ve sadık bir başkâhin olup halkın günahlarını bağışlatabilsin.
18 Çünkü kendisi denenip acı çektiği için denenenlere yardım edebilir.