İbraniler 3

C. Mesih, Musa ve Yeşu’dan Üstündür (3:1 – 4:13)

3:1   Musa, İsrail’in en büyük ulusal kahramanlarından biriydi. Bu nedenle, Mesih’in Musa’dan mutlak üstünlüğünü göstermek, yazarın stratejisindeki üçüncü önemli adımı oluşturur. Bildiri, göksel çağrıya ortak olan kutsal kardeşlere hitap eder. Gerçek imanlıların hepsi, durumları itibarıyla kutsaldırlar ve uygulamaları itibarıyla da kutsal olmak zorundadırlar.

Göksel çağrı, İsrail’in dünyasal çağrısıyla taban tabana zıttır. Eski Antlaşma’nın kutsalları, vaat edilen ülkede maddi bereketlere çağrıldılar (tabii ki, göksel umutları da vardı). İnanlılar topluluğu döneminde ise imanlılar, ruhsal bereketlere ve gelecekteki göksel mirasa çağrılırlar.

İsa’yı düşünün. Kendisini, açıkça benimsediğimiz inancın elçisi ve başkâhini olarak düşünmemize fazlasıyla layıktır. O’nu elçi olarak açıkça kabul ederken, O’nun bizim için Tanrı’nın temsilcisi olduğunu, başkâhin olarak kabul ederken de, Tanrı’nın önünde bizi temsil ettiğini belirtmiş oluruz.

3:2   İsa’nın, Musa’yla benzeşen bir yönü vardır. Musa, Tanrı’nın bütün evinde Tanrı’ya nasıl sadık kaldıysa, İsa da kendisini görevlendirene sadıktır. Buradaki ev sadece tapınağı değil, Musa’nın Tanrı’nın işlerini temsil ettiği alanların tümünü ifade eder.

3:3   Ancak benzerlik burada biter. Diğer alanlarda tartışılmaz bir üstünlük vardır. Her şeyden önce İsa, Musa’dan daha büyük yüceliğe layıktır, çünkü evi yapan, evden daha çok saygı görür. Rab İsa, Tanrı’nın evini Yapan’dır; Musa ise sadece evin bir parçasıdır.

3:4   İkinci neden ise, İsa’nın Tanrı olmasından dolayı olan üstünlüğüdür. Her evin bir yapıcısının olması gereklidir. Her şeyin yapıcısı Tanrı’dır. Yuhanna 1:3, Koloseliler 1:16 ve İbraniler 1:2-10’dan Rab İsa’nın, yaradılışta etkin bir temsilci olduğunu öğreniriz. Kaçınılmaz bir sonuç vardır: İsa Mesih Tanrı’dır.

3:5   Mesih’in Oğul olarak üstün oluşu da üçüncü nedeni oluşturur. Musa, Tanrı’nın bütün evinde insanları Mesih’in gelişine yönelten sadık bir hizmetkârdı (Say.12:7). Gelecekteki sözlere, yani Mesih’teki Kurtuluş Müjdesi’ne tanıklık etti. Bundan dolayı İsa bir keresinde, “Musa’ya iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz. Çünkü o benim hakkımda yazmıştır” dedi (Yu.5:46). İsa, Emmaus yolunda öğrencileriyle söyleşirken, Musa’nın ve tüm peygamberlerin yazılarından başlayarak “Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı” (Luk.24:27).

3:6   Oysa Mesih, Tanrı’nın evi üzerinde hizmetkâr olarak değil, yetkili bir Oğul olarak sadık kaldı. O’nun durumunda oğulluk, Tanrı’yla eşitliği belirtir. Tanrı’nın evi O’nun evidir.

Yazar burada Tanrı’nın eviyle ne demek istendiğini açıklar. Ev, Rab İsa’daki tüm gerçek imanlılardan oluşur: Eğer cesaretimizi ve övündüğümüz umudu gevşemeden sonuna dek sürdürürsek, O’nun evi bizler oluruz. 1 İlk anda bu, kurtuluşumuzun sona dek devam etmemize bağlı olduğunu ima eder gibi görünebilir. Bu durumda kurtuluş, Mesih’in çarmıhtaki işinden çok, bizim dayanmamızla gerçekleşir. Bunun gerçek anlamı şudur: Dayanırsak, O’nun evi olduğumuzu kanıtlarız. Gerçeğin kanıtı dayanmadır. Mesih’e ve Tanrı’nın vaatlerine olan güvenlerini kaybedenler ve geleneksel dinlerine geri dönenler, yeniden doğmadıklarını gösterirler. Böyle bir inanç değiştirmeye karşı aşağıdaki uyarı yapılır.

 3:7   Yazar, bu noktada mektubun ikinci uyarısını yüreğin nasırlaşmasına karşı yapar. Bu, çölde İsrail’in başına gelmişti ve yine olabilirdi. Bu nedenle Kutsal Ruh, insanlara “Bugün O’nun sesini duyarsanız” sözleriyle günümüzde de Mezmur 95:7-11’de olduğu gibi seslenmektedir.

3:8   Tanrı konuştuğunda, O’nu dikkatle dinlemeliyiz. O’nun sözünden kuşkulanmak, O’nu yalancı olarak nitelemek ve gazabına uğramak demektir.

İsrail’in çöldeki tarihi de işte buydu. Şikayet, şehvet, putperestlik, inançsızlık ve isyanın oluşturduğu hazin bir kayıt. Örneğin: Refidim’de su yokluğundan şikayet edip Tanrı’nın aralarındaki varlığından kuşkulandılar (Çık.17:1-17). Casuslar Paran Çölü’nden cesaret kıran ve kuşku dolu kötü bir raporla döndüklerinde (Say.13:25-29), İsrail halkı esir oldukları ülkeye, Mısır’a geri dönmeleri gerektiğine karar vermişti (Say.14:4).

3:9   Tanrı öylesine öfkelendi ki, halkın kırk yıl çölde dolaşmasını buyurdu (Say.14:33-34). Yirmi yaş ve üstünde olup da Mısır’dan çıkmış olan askerlerden sadece ikisi Kenan ülkesine girebilecekti: Kalev ve Yeşu (Say.14:28-30).

İsrail halkının kırk yıl çölde dolaşmasında olduğu gibi, Mesih’in ölümünden sonra Tanrı’nın Ruhu’nun da İsrail ulusuyla aşağı yukarı kırk yıl uğraşması özel bir anlam taşır. Ulus, yüreğini Mesih’in bildirisine karşı nasırlaştırdı. İ.S. 70’de Yeruşalim mahvedildi, halk diğer ulusların arasına dağıldı.

3:10   Tanrı, İsrail halkının çöldeki davranışlarından ötürü duyduğu hoşnutsuzluk nedeniyle onları sert bir biçimde uyarmıştı. Bu sürekli dolaşma eğilimlerinden ve inatla yollarını öğrenmemelerinden dolayı onları suçladı.

3:11   Öfkelendiğinde ant içtiği gibi, İsrailliler O’nun huzur diyarına, yani Kenan ülkesine girmeyecekler.

3:12   12-15’inci ayetler, İsrail’in deneyimlerinden çıkarabileceğimiz dersleri bize aktarır. İbraniler’in diğer bölümlerinde olduğu gibi, bu ayetlerde de okuyuculara kardeşler diye hitap edilmektedir. Bu, onların hepsinin gerçek imanlılar olduğu anlamına gelmez. Bundan dolayı, imanlı olduğunu söyleyenler kendilerini diri Tanrı’dan uzak tutacak kötü, imansız bir yüreğe karşı sürekli korumalıdırlar. Bu, daima var olan bir tehdittir.

3:13   Bunun bir çözümü de karşılıklı yüreklendirmedir. Tanrı’nın halkı, özellikle zor ve sıkıntılı günlerde, diğer insanları Mesih’ten vazgeçmemeleri için günbegün yüreklendirmelidirler.

Bu öğüdün sadece kilisede görevli olanlarla sınırlandırılmadığına ve tüm kardeşleri kapsayan bir görev olduğuna dikkat edin. Bu, “bugün” olduğu gibi, yani Tanrı’nın lütfuyla sunduğu kurtuluş iman aracılığıyla devam ettiği sürece böyle devam etmelidir. Gün “bugün”dür; kurtuluş günü bugündür!

Yüreğin günahın aldatıcılığıyla nasırlaşması, zayıflamak ve uzaklaşmak anlamındadır. Günah sık sık gözümüze güzel görünür ve Mesih’in azarlamasından kaçış, kutsallık için daha düşük olan bir standart, estetik duyulara hitap eden dinsel törenler ve dünyasal kazanım vaatleri sunar. Ancak geçmişe bakıldığında günahın ne kadar çirkin olduğu görülür. İnsanı, günahların bağışı olmadan, mezarın ötesinde umutsuz ve tövbe imkanı bulunmayan bir noktada bırakır.

3:14   Başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden sonuna dek sürdürürsek Mesih’e ortak oluruz. Bu gibi ayetler, kişinin kurtulduktan sonra bu kurtuluşu kaybedeceği şeklinde öğretişlerde bulunmak için kötü amaçlarla kullanılmaktadır. Ancak böyle bir yorumun yapılması mümkün değildir, çünkü Kutsal Kitap’ın etkin tanıklığı kurtuluşun, Tanrı’nın lütfuyla karşılıksız olarak verildiğini, Mesih’in kanıyla satın alındığını, insanın imanıyla kabul edildiğini ve iyi işlerle kanıtlandığını gösterir. Gerçek imanın daimi olma özelliği vardır. Kurtulmuş olduğumuzun bir kanıtı olarak, sona dek gevşemeden imanımızı sürdürürüz. İman, kurtuluşun özüdür; dayanma ise meyvesidir. Mesih’in kardeşleri kimlerdir? “Dayanarak imanlarını kanıtlayanlar gerçekten O’na aittir” ifadesi bu sorunun yanıtını oluşturur.

3:15   Yazar bu ayette İsrail’in hüzün deneyiminden kişisel ders çıkararak Mezmur 95:7-8’e gönderme yapar: “Bugün O’nun sesini duyarsanız, atalarınızın başkaldırdığı günkü gibi, yüreklerinizi nasırlaştırmayın.” Bir zamanlar İsrail’e yöneltilen bu dokunaklı yalvarış, şimdi Müjde’den vazgeçip yasaya dönmek için denenenlere yöneltilir.

3:16   Bölüm, İsrail’in inanç değiştirmesiyle ilgili tarihsel bir yorumla biter. Yazar, üç soru ve yanıtla İsrail’in başkaldırışını, Tanrı’yı kızdırışını ve cezasını dikkatle ele alır ve sonucu ifade eder.

Başkaldırış. Başkaldıranlar, Musa önderliğinde Mısır’dan çıkanlar olarak belirtilir. Kalev ile Yeşu bunun dışında kalan kişilerdi.

3:17   Darılma. Yahve’nin kırk yıl dargın kaldığı kişiler başkaldıranlardı.

3:18   Cezalandırılma. Söz dinlememelerinden dolayı Kenan topraklarının dışında bırakılanlar aynı kişilerdi.

Bu sorularla yanıtların yalın ifadesinin, hor görülen gerçek Hıristiyan azınlığını, sözde dindar olan ama kutsallığı inkâr eden çoğunluk uğruna terk etmeye ayartılanlar üzerinde derin bir etkisi olmak zorundadır. Çoğunluk her zaman haklı mıdır? İsrail’in tarihini oluşturan bu bölümde, yarım milyondan fazla insan hatalıyken, sadece iki kişi haklıydı!

A.T. Pierson, İsrail’in günahının ciddiyetini şu sözlerle vurgular:

İnançsızlıkları dört basamaklıydı:

  1. Tanrı’nın gerçeğine karşı bir saldırı yapıp O’nu yalancı konumuna düşürdüler.
  2. O’nun gücüne karşı yapılan bir saldırıydı, çünkü O’nu, kendilerini Kenan topraklarına getiremeyecek kadar güçsüz gördüler.
  3. O’nun değişmezlik özelliğine karşı yapılmış bir saldırıydı: Tam olarak bu şekilde söylememelerine rağmen, hareketleri O’nun değişken bir Tanrı olduğunu ve bir zamanlar yapmış olduğu mucizeleri yapamadığını ima ediyordu.
  4. Bu, O’nun güvenilir sadakatine de yapılmış bir saldırıydı: Sanki Tanrı umut verip de yerine getirmeye niyetli değilmiş gibi! 2

Oysa Kalev ve Yeşu Tanrı’yı onurlandırdılar. Bunu, O’nun sözünü mutlak gerçek, gücünü sonsuz, mizacını değişmez bir şekilde görerek yaptılar. O’nun gerçekleştirmeyeceği şeyler için umut dağıtmayacağına ve sadık olduğuna yürekten inanıyorlardı.

3:19   Sonuç. Başkaldıranları vaat edilen diyarın dışında tutan şey, imansızlıklarıydı. Her dönemde insanı Tanrı’nın mirasının dışında tutan şey imansızlık olmuştur. Alınacak ders açıktır; iman etmeyen kötü yüreğe dikkat edin!

Aşağıdaki ayetler tüm mektuptaki en zor bölümlerden birini oluşturur. Bölümdeki öğretiş oldukça açık olmasına rağmen, yorumcular arasında tartışmanın gidişatına dair az da olsa bir anlaşmazlık vardır.

4:1-13’teki tema, Tanrı’nın huzuruyla ve buna ulaşmak için gerekli gayretle ilgilidir. Konuya girmeden önce Kutsal Kitap’ta birkaç çeşit huzurdan söz edildiğini fark etmemizde büyük yarar vardır:

  1. Tanrı, yaratılışın altıncı gününden sonra dinlendi (Yar.2:2). Bu dinlenme, çok çalışmanın ardından gelen yorgunluğu değil, bitirmiş olduğu işten aldığı doyumu belirtiyordu. Bu, gönül rahatlığından kaynaklanan bir dinlenmeydi (Yar. 1:31). Günahın dünyaya girmesiyle Tanrı’nın dinlenmesi yarıda kaldı. O zamandan beri durmadan çalışmaktadır. İsa bununla ilgili olarak şöyle demiştir: “Babam hâlâ çalışmaktadır, ben de çalışıyorum” (Yu.5:17).
  2. Kenan, İsrailli çocukların dinlenmesi için tasarlanan bir diyar olmasına rağmen, çoğu bu diyara giremedi. Girenler de, Tanrı’nın kendileri için tasarlamış olduğu “dinlenmeyi” bulamadılar. Kenan burada, Tanrı’nın sonsuz huzur diyarının bir örneği veya resmi olarak kullanılır. Kenan diyarına ulaşamayan birçok kişi (örneğin, Korah, Datan ve Aviram), günümüzde de imansızlıklarından dolayı Tanrı’nın huzuruna kavuşamayanları simgeler.
  3. İmanlılar, bugün günahlarının cezasının Rab İsa’nın tamamladığı işle ödenmiş olduğunu bildikleri için rahatlık içinde yaşarlar. Kurtarıcının vaat ettiği huzur işte budur: “Bana gelin, ben size rahat veririm” (Mat.11:28).
  4. İmanlı, Rab’be hizmet ederek de rahat bulur. Bir önceki kurtuluşun verdiği rahatlıksa, bu da hizmetin verdiği rahatlıktır. “Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin… böylece canlarınız rahata kavuşur” (Mat.11:29).
  5. Son olarak, cennette Baba’nın evinde imanlıyı bekleyen sonsuz bir dinlenme, bir huzur vardır. Şabat Günü rahatı diye de adlandırılan (İbr.4:9) bu gelecekteki dinlenme, tadılan diğer dinlenmelerin sonuncusudur. Ana konuyu bu dinlenme oluşturur (İbr.4:1-13).
 

Kutsal Kitap

1 Bunun için, göksel çağrıya ortak olan kutsal kardeşlerim, dikkatinizi açıkça benimsediğimiz inancın elçisi ve başkâhini İsa’ya çevirin.
2 Musa Tanrı’nın bütün evinde Tanrı’ya nasıl sadık kaldıysa, İsa da kendisini görevlendirene sadıktır.
3 Evi yapan nasıl evden daha çok saygı görürse, İsa da Musa’dan daha büyük yüceliğe layık sayıldı.
4 Her evin bir yapıcısı vardır, her şeyin yapıcısı ise Tanrı’dır.
5 Musa, gelecekte söylenecek sözlere tanıklık etmek için Tanrı’nın bütün evinde bir hizmetkâr olarak sadık kaldı.
6 Oysa Mesih, O’nun evi üzerinde yetkili oğul olarak sadıktır. Eğer cesaretimizi ve övündüğümüz umudu gevşemeden sonuna dek sürdürürsek, O’nun evi biziz.
7 Bu nedenle, Kutsal Ruh’un dediği gibi, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, Atalarınızın başkaldırdığı, Çölde O’nu sınadığı günkü gibi Yüreklerinizi nasırlaştırmayın.
8 (SEE 3:7)
9 Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.
10 Bu nedenle o kuşağa darıldım Ve dedim ki, ‘Yürekleri hep kötüye sapar, Yollarımı öğrenmediler.
11 Öfkelendiğimde ant içtiğim gibi, Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.'”
12 Ey kardeşler, hiçbirinizde diri Tanrı’yı terk eden kötü, imansız bir yüreğin bulunmamasına dikkat edin.
13 “Gün bugündür” denildikçe birbirinizi her gün yüreklendirin. Öyle ki, hiçbirinizin yüreği günahın aldatıcılığıyla nasırlaşmasın.
14 Çünkü Mesih’e ortak olduk. Yalnız başlangıçtaki güvenimizi gevşemeden sonuna dek sürdürmeliyiz.
15 Yukarıda belirtildiği gibi, “Bugün O’nun sesini duyarsanız, Atalarınızın başkaldırdığı günkü gibi Yüreklerinizi nasırlaştırmayın.”
16 O’nun sesini işitip başkaldıran kimlerdi? Musa önderliğinde Mısır’dan çıkanların hepsi değil mi?
17 Tanrı kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?
18 Sözünü dinlemeyenler dışında kendi huzur diyarına kimlerin girmeyeceğine ant içti?
19 Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler.

1. NU metni “gevşemeden sona dek” kısmını atlar.

2. Arthur T. Pierson, daha fazla belge mevcut değildir.