Koloseliler 4

4:1   Bu ayet, 3’üncü bölümün son ayetiyle uyumludur. Efendiler kölelerine adil ve dürüst davranmalıdırlar. Onlara uygun bir ücret ödemelidirler. Bu ifade doğrudan doğruya Hıristiyan işverenler içindir. Tanrı yoksulları ezenlerden nefret eder ve adil olmayan davranışlarla zengin olan bir insanın armağanları Rab tarafından kabul görmez. Aslında Tanrı’nın söylediği şudur: “Paranız sizde kalsın; onu kazanma şeklinizden hoşlanmıyorum” (Bkz. Yakup 5:1-4). Efendiler her işte adil ve doğru olmalı, göklerdeki Efendilerinden korkmalı ve kibirlenmemelidirler.

Bu bölümü bitirmeden önce dikkatinizi Elçi Pavlus’un günlük yaşamla ilgili bu konuları nasıl sürekli Rab’bin Efendiliği ile karşılaştırdığına dikkatinizi çekmek isteriz:

  1. Kadınlar – Rab’be bağımlı oldukları gibi (18.ayet).
  2. Çocuklar – Rab’bi hoşnut edercesine (20.ayet).
  3. Köleler – Rab’den korkarak (22.ayet).
  4. Köleler – Rab için yapar gibi (23.ayet).

C. İmanlının Dua Yaşamı; Yaşantısı ve Sözleriyle Verdiği Tanıklık (4:2-6).

4:2   Pavlus, Tanrı halkına dua yaşamlarında gayretli olmaları için öğüt vermekten asla yorulmaz. Hiç kuşkusuz cennete gittiğimizde hepimizin pişman olacağı şeylerden biri, özellikle dualarımızın ne kadarının yanıtlandığının farkına vardığımızda, duada neden daha fazla zaman geçirmediğimiz olacaktır. Dua konusuyla ilgili büyük bir gizem vardır; soruların çoğu yanıtlanamayabilir. Ancak bir Hıristiyan için en iyi tutum, analiz etmemek ya da duanın daha derin gizemlerini anlamaya çalışmamaktır. En iyi yaklaşım, basit bir imanla zihinsel kuşkuları bir yana bırakarak dua etmeyi sürdürmektir.

Duada gayretli olmak yeterli değildir, aynı zamanda dua ederken uyanık da kalmalıyız. Bu bize Rab İsa’nın Getsemani bahçesinde öğrencilerinden istediği şeyi hatırlatır: “Uyanık durup dua edin ki, ayartılmayasınız.” Ayık ve uyanık durmadıkları için öğrenciler uyudular. Yalnızca uyumama konusunda değil, aynı zamanda dikkatsizlik, kayıtsızlık ve sevinçten yoksun olma konularında da uyarılırız. Dua zamanlarımızın çalınmamasına da dikkat etmemiz gerekir (Efesliler 6:18). Dualarımız, aynı zamanda şükranla dolu olmalıdır. Yalnızca geçmişte ettiğimiz dualara aldığımız yanıtlar için değil, Rab’bin yanıtlamadığı dualar için de imanla önceden teşekkür edebiliriz. Guy King bunu şöyle özetler: “O’nun sevgisi bizim için en iyisini ister; O’nun bilgeliği bizim için en iyisini bilir; ve O’nun gücü bizim için en iyisini yapar.”1

4:3   Pavlus, Koloseliler’in aynı zamanda hem kendisi hem de kendisiyle birlikte Roma’da bulunan Rab’bin hizmetkârları için dua etmeyi hatırlamalarını ister. Hapishaneden kurtulabilmesi için dua etmelerini istemeyişi, üzerinde düşünülecek bir noktadır. Sözü duyurabilmesi için Tanrı’nın kendisine bir kapı açmasını dualarında hatırlamalarını ister. Elçi, Tanrı’nın kendisi için kapılar açmasını diler. Bu sözde bizim içim ne kadar önemli bir ders bulunmaktadır! Hıristiyan hizmetinde açık kapıların çevresinde dolaşmak bizim için mümkündür. Ama bu sakınılması gereken bir tehlikedir. Eğer Rab kapıları bizim için açarsa, o zaman bizler güvenle içeri girebiliriz, çünkü O’nun bize yön verdiğini biliriz. Öte yandan, eğer kapıları kendimiz açarsak, o zaman Rab’bin isteğini yaptığımızdan emin olamayız ve çok geçmeden Rab’bin işini yerine getirmek için dünyasal araçlara tenezzül edebiliriz. Pavlus’un özel ricası, uğruna zincirlere vurulduğu Mesih’in sırrını bildirebilmesi için kendisine kapı açılmasıydı. Bu ayetteki Mesih’in sırrı, topluluğun gerçeğidir ve özellikle “diğer uluslardan olanlar için Mesih” ifadesi aracılığıyla tanımlanabilir. Bu, Pavlus’a duyurması söylenen Müjde’nin özel görünüşüydü. Çünkü Pavlus diğer uluslardan olanların da Yahudiler gibi aynı şekilde kurtulabileceklerini düşünmeye cesaret etmişti. Yahudi önderler sonunda Pavlus’u Roma’ya bir mahkum olarak göndermeyi başardılar.

Birçok kişi, Pavlus’un hapishanedeyken kendisine kiliseye ilişkin büyük sırrın açıklandığına inanır. Bu nedenle, Pavlus’un hapishaneden yazdığı mektupları, müjdelerin ve Yeni Antlaşma’nın diğer kitaplarından daha üstün tutuyor gibi görünürler. Ama bu ayete göre sırrın duyurulması, Pavlus’un mahkum edilmesinin nedeniydi. Bunun anlamı da, bu sırrın tutuklanmadan önce kendisine açıklanmış olmasıdır.

4:4   Pavlus, sözü insanlar tarafından çabuk anlaşılabilecek bir açıklıkla duyurmak için isteklidir. Bu, Mesih’in tanınmasını isteyen her Hıristiyan’ın arzusu olmalıdır. Kitlelere ulaşmayı hedeflemeliyiz ve bunu yaparken de Müjde’yi basit ve net bir şekilde sunmalıyız.

4:5   Hıristiyanlar kendilerinden olmayanlara karşı bilgece davranmalıdırlar. Günlük davranışlarında, imansızlar tarafından özenle izlendiklerinin farkında olmalıdırlar. Dünya bizim sözlerimizden çok davranışlarımızla ilgilidir. Bunu Edgar Guest’in sözleriyle açıklayalım: “Bir vaazı dinlemektense, görmeyi tercih ederim.” Bu, Hıristiyan’ın Mesih’e dudaklarıyla tanıklık etmeyeceği anlamına gelmez, ama burada söylenmek istenen, davranışlarımızın sözlerimizle uyum içinde olmasıdır. Bir Hıristiyan’dan asla şöyle söz edilmemelidir: “Çok konuşur, ama az iş yapar.”

Fırsatı değerlendirin. İsa Mesih’in kurtarıcı gücüne tanıklık etme fırsatlarıyla her gün karşılaşırız. Bu fırsatlar ortaya çıktığında, onlardan yararlanmak için hazır olmalıyız. Bunun her zaman bir bedeli olacaktır. Ama bedeli ne olursa olsun, bizler değerli Kurtarıcımızı O’nu tanımayanlara tanıtmaya hazır olmalıyız.

4:6   Sözümüz daima tuzla terbiye edilmiş gibi lütufla dolu olmalıdır. Böylece herkese nasıl karşılık vermemiz gerektiğini biliriz. Dedikodudan, saçmalıktan, kötülük ve acılıktan özgür şekilde konuşmalıyız. Tuzla terbiye edilmiş ifadesi pek çok anlam taşıyabilir. Bazı yorumcular konuşmamızın lütufla dolu olması gerektiğini düşünürler, ama konuşmalarımız aynı zamanda içten ve ikiyüzlülükten de uzak olmalıdır. Diğerleri ise tuzu, tat veren bir madde olarak düşünürler ve bu nedenle Pavlus’un konuşmalarımızın sıkıcı, sönük ya da tatsız olmaması gerektiğini söylediğini iddia ederler. Bununla, birlikte, sözlerimiz daima değerli ve yararlı da olmalıdır. Lightfoot, putperest yazarların tuz sözcüğünü mecazi anlamda nükte sözcüğü olarak kullandıklarını söyler. Pavlus nükteyi bilgelikle değiştirir. Belki de ifadeyi açıklamak için en iyi yol, Rab İsa’nın kullandığı dili incelemektir. Zinada yakalanan kadına şöyle demişti: “Ben de seni yargılamıyorum: Git, artık bundan sonra günah işleme.” Burada lütfu ve tuzu görürüz. Lütuf: “Ben de seni yargılamıyorum”; Tuz, “Git, artık bundan sonra günah işleme.” Sonra Rab İsa Yakup’un kuyusu başındaki kadına şunları söyledi: “Bana içecek su ver… git, kocanı çağır.” Birincisi lütuf, ikincisi ise daha çok tuz sözcüğünü anımsatır.

Böylece herkese nasıl karşılık vermek gerektiğini bileceksiniz. Belki de elçi Pavlus burada, Koleseliler’in yanına gelerek onlara makul öğretişler getiren Gnostikleri düşünmüştür. Koloseliler bilgelik ve sadakat sözleri bildiren bu sahte öğretmenleri yanıtlamaya hazır olmalıydılar.

D. Pavlus’un Bazı Arkadaşlarından Söz Edilmesi (4:7-14)

4:7   Tihikos, elçi Pavlus tarafından bu mektubu Roma’dan Kolese’ye götürmesi için seçilmişti. Maclaren, eğer Tihikos’un götürdüğü “bu parşömen parçalarının gösterişli kentten daha uzun süre dayanacağını ve adının bu kağıtlarda yazılı oluşu nedeniyle, tüm dünyada zaman sona erene kadar bilineceği söylenseydi, onun ne kadar şaşıracağından söz eder.”

Pavlus burada kutsallara Tihikos yanlarına vardığında onlara elçiyle ilgili her şeyi bildireceğinin güvencesini verir. Pavlus’un bu kardeş için kullandığı unvanları okumak hoştur. Tihikos’tan güvenilir görevli, sevgili kardeş ve Rab’de paydaş olarak söz eder. Bu unvanlar, günümüzdeki kilise görevlilerine verilen şatafatlı unvanlardan çok daha imrenilirdirler!

4:8   Tihikos’un Kolose’ye yaptığı yolculuğun iki amacı vardı. Birincisi, kutsallara Pavlus ve Roma’daki arkadaşları hakkında birinci ağızdan haber götürüyordu; aynı zamanda Koloseliler’i cesaretlendirecekti. Burada geçen cesaret sözcüğünün, daha çok “güçlendirme” ya da “teşvik etme” fikrini taşıdığını görüyoruz (Bkz. 2:2). Onlar için yapacağı görev, o zamanlar yaygın olan sahte öğretişe karşı durmaları için yardımcı olmaktı.

4:9   Onisimos adı bize, Pavlus’un Filimun’a yazdığı mektupta açıklanan öyküyü hatırlatır. Onisimos cezalandırılmamak için Roma’ya kaçan bir köleydi. Bir şekilde Pavlus’la temas kurdu ve Pavlus kendisine Mesih’i işaret etti. Şimdi Onisimos Kolose’deki eski efendisi Filimon’a geri dönmektedir. Pavlus’un Filimon’a yazdığı mektubu götürür, Tihikus ise Kolose’deki kiliseye yazılan mektubu götürmektedir. Kolose’deki imanlıların, bu iki kardeş, Pavlus’tan mektuplarla yanlarına geldiklerinde duydukları heyecanı düşünün! Hiç kuşkusuz akşam geç saatlere kadar oturarak onlara Roma’daki olayları sormuş ve Pavlus’un Kurtarıcı’nın hizmetini nasıl da cesaretle yürüttüğünü dinlemişlerdi.

4:10   Aristarhus, Elçilerin İşleri 19:29’da kaydedildiği gibi, Rab’be hizmeti nedeniyle daha önce tutuklanmıştı. Şimdi Roma’da Pavlus’la birlikte aynı hapishanedeydi.

Markos’tan burada, Barnaba’nın kuzeni olarak söz edilir. Bu genç adam hizmet görevine Pavlus ve Barnaba’yla birlikte başlamıştı. Başarısızlığı nedeniyle Pavlus onun Roma’da bırakılmasına karar verdi, ama Barnaba onu yanlarında götürmek için ısrar etti. Bu, iki eski görevlinin arasını açtı. Ancak yine de, Markos’un başarısızlığının onun sonu olmadığını ve sevgili Pavlus’un güvenini tekrar kazandığını öğrenmek hoştur.

Eğer Markos Kolose’yi ziyaret etseydi, oradaki kutsallar onu iyi karşılayacaklardı. “Markos’la ilgili buyruklar aldınız” ifadesi, Koloseliler’in daha önce Markos’la ilgili buyruklar aldıkları anlamına gelmeyebilir. Pavlus’un şimdi verdiği buyruklara işaret ediyor olabilir: Yanınıza gelirse kendisini kabul edin. “Aldınız” eyleminin zamanı, Koloseliler’in bu mektubu okuduklarında buyrukları alacakları anlamına da gelebilir. İkinci Müjde kitapçığının yazarı olan Markos’tan söz edilmesi, hepimizin gün ve gün birer müjde yazdığını anımsatır.

Eylemlerimiz, sözlerimiz
Zevk ve beğenilerimiz
Her gün yazdığımız birer müjdedir.
Yaptıklarımız yüreğimizi ele verir
Her biri Müjde’nin temsilidir

4:11   Pavlus’un bir diğer çalışma arkadaşı da Yustus diye tanınan Yeşu’dur. Yeşu o tarihlerde çok rastlanan bir isimdi. İbranice Yehoşua sözcüğünün Grekçe karşılığıydı. Hiç kuşkusuz bu kişi Yustus olarak çağrılırdı, çünkü Hıristiyan dostları Tanrı’nın Oğlu’yla aynı adı taşıyan birinin bu isimle uyuşmazlığını hissederlerdi.

Sözü edilen bu üç kişi de Yahudilikten Hıristiyanlığa dönmüştü. Gerçekten de Pavlus’la birlikte Tanrı’nın Egemenliği için çalışan ve Pavlus’a teselli olan kişilerdi.

4:12   Pavlus mektubunu sona erdirirken, Epafras, ona Kolose’deki sevgili kutsallara kendi selamlarını göndermesini hatırlatır. Epafras, Koloseli’ydi ve imanlılara dualarında Tanrı’nın her isteğinden emin, yetkin kişiler olarak ayakta kalmaları için her zaman dua etmelerini hatırlatırdı.

4:13   Pavlus, Epafras’ın dualarında yalnızca Kolose’dekiler için değil, aynı zamanda Laodikya ve Hierapolis’teki Hıristiyanlar için de mücadele ettiğine tanıklık eder. Bu kişi, Tanrı halkına kişisel bir ilgi duyardı. Hiç kuşkusuz uzun bir dua listesi bulunurdu ve her birini her gün dualarında hatırlaması şaşırtıcı değildi. “Tanrı’nın her isteğinden emin, yetkin kişiler olarak ayakta kalasınız diye sizin için her zaman duayla mücadele ediyor.”

4:14   Pavlus şimdi sevgili doktor Luka’nın ve Dimas’ın selamlarını bildirir. Luka büyük olasılıkla Pavlus’la birlikte yolculuk etmiş ve ona hastalık, işkence ve mahkumiyet zamanlarında hem fiziksel hem de ruhsal olarak yardımcı olmuştu.

Öte yandan Dimas, elçiyle bir süre birlikte olmuştu, ama elçi son olarak kendisinden şöyle söz ediyordu: “Dimas bu dünyayı sevdiği için beni terk edip Selanik’e gitti” (2.Timoteos 4:10).

E. Selamlar ve Öğütler (4:15-18)

4:15   Burada Laodikya’da bulunan kardeşlere, Nimfa’ya ve evindeki topluluğa selam edilir. Laodikya’daki kilise hakkında Vahiy 3:14-22’de tekrar bilgi alırız. Oradaki kilise Tanrı’nın işleri konusunda ılıklaşmıştır. Maddeye önem vererek kendini doyurmayı düşünmektedir. Her şeyin yolunda gittiğini sanır, ancak çıplaklığının farkında değildir. Nimfa’nın erkek mi yoksa bayan mı olduğu anlaşılamamıştır, ama Kolose’deki bu evde bir topluluğun olduğunu bilmek yeterlidir. O günlerde Hıristiyanlar bu günlerde olduğu gibi büyük, süslü ve özenle dekore edilmiş binalara sahip değillerdi. Çoğumuzun kabul edeceği gibi, Tanrı’nın yerel bir toplulukta etkin olan gücü, süslü bir binadan ya da güzel mobilyalardan daha önemlidir. Güç bunlara bağlı değildir; lüks kilise binaları genellikle gücü engelleyen hizmet sunarlar.

4:16   Bu mektubun Kolose’de okunduktan sonra, Laodikya’ya da gönderilmesi gerekiyordu. Hiç kuşkusuz bu yerine getirildi, ama Vahiy 3’üncü bölümden öğrendiğimize göre, Laodikyalılar bu mektubun mesajına, en azından kalıcı bir biçimde karşılık vermediler.

Pavlus aynı zamanda Laodikya mektubunun Kolose’de okunmasını da ister. Mektupta neler bulunduğunu bilmek mümkün değildir. Bazıları Pavlus’un Efesliler’e yazdığı mektup üzerinde dururlar. Bazı eski elyazmaları, Efesliler 1:1’deki, “Efes’teki” sözcüğünü atlarlar. Bu durum, yorumcuları Efesliler’e yazılan mektubun birçok farklı kilisede okunması için gönderildiğine inandırır (Efes, Laodikya, sonra da Kolose gibi). Bu görüş, Koloseliler’de verilen kişisel referans sayısıyla Efesliler mektubu karşılaştırıldığında güçlenir.2

4:17   Arhippus’a, Rab yolunda üstlendiği görevi tamamlamaya dikkat etmesi söylenir. Burada yine hangi hizmetin belirtildiği tam olarak anlatılmamıştır. Çok kişi Arhippus’un, Filimon’un Kolose kilisesinde hizmet eden oğullarından biri olduğunu düşünür. Eğer kendimizi Arhippus’un yerine koyup Tanrı Ruhu’nun bize söylediklerine kulak verirsek, bu ayet bizim için daha kişisel bir anlam kazanacaktır: “Rab yolunda üstlendiğin görevi tamamlamaya dikkat et.” Rab her birimize yürütmemiz için çeşitli görevler vermiştir; bir gün bu görevleri nasıl yerine getirdiğimiz konusunda hesap vermeye çağrılacağız.

4:18   Bu noktada, elçi kalemi kendi eline alır ve mektuba selamıyla son verir. Hiç kuşkusuz bunu yaptığında ellerindeki zincirler yazmasını zorlaştırmıştı, ama Koloseliler’e zincire vurulduğunu hatırlamalarını söyler. “Kalemin ve zincirlerin birlikte çıkardığı ses, elçinin zincirlerinin Tanrı sözünü bağlayamayacağının kesin belirtisidir.”3 Sonra mektubu, Tanrı’nın lütfu sizinle birlikte olsun diyerek bitirir. A. T. Robertson şöyle yazar: “Lütuf sözcüğünden daha zengin bir sözcük bulunmaz. Çünkü bu sözcük, biricik Oğlu’nu bize armağan olarak sunan Tanrı’nın sevgisinde görünür.”4 Amin.

 

Kutsal Kitap

1 Ey efendiler, gökte sizin de bir Efendiniz olduğunu bilerek kölelerinize adalet ve eşitlikle davranın.
2 Kendinizi duaya verin. Duada uyanık kalın, şükredin.
3 Aynı zamanda bizim için de dua edin ki Tanrı, sözünü yaymamız ve uğruna hapsedildiğim Mesih sırrını açıklamamız için bize bir kapı açsın.
4 Bu sırrı gerektiği gibi açıklıkla bildirebilmem için dua edin.
5 Sizden olmayanlara karşı bilgece davranın. Fırsatı değerlendirin.
6 Sözünüz tuzla terbiye edilmiş gibi her zaman lütufla dolu olsun. Böylece herkese nasıl karşılık vermek gerektiğini bileceksiniz.
7 Rab yolunda emektaşım ve güvenilir bir hizmetkâr olan sevgili kardeşimiz Tihikos, benimle ilgili her şeyi size bildirecektir.
8 İşte bu amaçla, durumumuzu iletmesi ve yüreklerinize cesaret vermesi için kendisini size gönderiyorum.
9 Onunla birlikte, sizden biri olan, güvenilir ve sevgili kardeş Onisimos’u da gönderiyorum. Burada olup biten her şeyi size bildirecekler.
10 Hapishane arkadaşım Aristarhus ve Barnaba’nın yeğeni Markos size selam ederler. Markos’la ilgili buyruklar aldınız; yanınıza gelirse kendisini kabul edin.
11 Yustus diye tanınan Yeşu da size selam eder. Tanrı’nın Egemenliği* için çalışan emektaşım Yahudiler yalnız bunlardır. Bunlar bana teselli oldular.
12 Sizden biri ve Mesih İsa’nın kulu olan Epafras size selam eder. Tanrı’nın her isteğinden emin, yetkin kişiler olarak ayakta kalasınız diye sizin için her zaman duayla mücadele ediyor.
13 Gerek sizin gerekse Laodikya ve Hierapolis’tekiler için çok emek verdiğine tanıklık ederim.
14 Sevgili hekim Luka’yla Dimas da size selam ederler.
15 Laodikya’daki kardeşlere, Nimfa’ya ve evindeki topluluğa* selam edin.
16 Bu mektup aranızda okunduktan sonra Laodikya kilisesine* de okutun. Siz de Laodikya’dan gelecek mektubu okuyun.
17 Arhippus’a, “Rab yolunda üstlendiğin görevi tamamlamaya dikkat et!” deyin.
18 Ben Pavlus bu selamı elimle yazıyorum. Zincire vurulduğumu unutmayın. Tanrı’nın lütfu sizinle birlikte olsun.

1. Guy King, Crossing the Border, sf.111.

2. Pavlus, Efes’te üç yıl geçirdiğinden, orada pek çok kişi tanımış olmalıydı. Geride kalanları gücendirme korkusuyla az kişi seçmek riskli olurdu.

3. New Testament Commentary, sf.1051.

4. Robertson, Intellectuals, sf.211.